Tunus’ta 25 Temmuz sonrası siyasi reformlar neden ertelendi?

Gözlemciler, Cumhurbaşkanı Said’in olağanüstü kararlarını açıkladığı zaman yaşanan coşkuda azalma olduğunda hemfikirler

Cumhurbaşkanı Said: Tunus, geleneksel çerçeveler ve kavramların dışında kamu işlerini yönetmek için yeni algılar ve eylem araçları geliştirilmesini gerektiren yeni bir döneme girdi. (Tunus Cumhurbaşkanlığı internet sitesi)
Cumhurbaşkanı Said: Tunus, geleneksel çerçeveler ve kavramların dışında kamu işlerini yönetmek için yeni algılar ve eylem araçları geliştirilmesini gerektiren yeni bir döneme girdi. (Tunus Cumhurbaşkanlığı internet sitesi)
TT

Tunus’ta 25 Temmuz sonrası siyasi reformlar neden ertelendi?

Cumhurbaşkanı Said: Tunus, geleneksel çerçeveler ve kavramların dışında kamu işlerini yönetmek için yeni algılar ve eylem araçları geliştirilmesini gerektiren yeni bir döneme girdi. (Tunus Cumhurbaşkanlığı internet sitesi)
Cumhurbaşkanı Said: Tunus, geleneksel çerçeveler ve kavramların dışında kamu işlerini yönetmek için yeni algılar ve eylem araçları geliştirilmesini gerektiren yeni bir döneme girdi. (Tunus Cumhurbaşkanlığı internet sitesi)

Hammadi Maameri
Tunus Parlamentosu’nda devam eden kaos, hükümet organları arasındaki diyalogun engellenmesi ve ülkede sağlık, ekonomik ve sosyal durumun bozulması, Cumhurbaşkanı Kays Said’i 25 Temmuz 2021 tarihinde olağanüstü kararlar almaya itti. Said’in olağanüstü kararları çerçevesinde parlamentonun çalışmaları askıya alındı ​​ve tüm milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı. Cumhurbaşkanı Said, o dönem, ülkedeki siyasi gidişatı düzeltmek için bir takım siyasi ve anayasal reformlar planlandığını söyledi.
Bugün, Tunus'un çağdaş tarihinde belirleyici siyasi bir an olan 25 Temmuz’un üzerinden dört ay geçti. Peki, Cumhurbaşkanı, bu büyük siyasi reformları açıklamayı neden geciktirdi? Bu gecikmenin siyasi, ekonomik ve sosyal yansımaları neler?

Siyasi başarı gecikti
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Tunuslu gözlemciler, Cumhurbaşkanı'nın olağanüstü kararlarını duyurduğu anda ortaya çıkan coşkunun, söz verilen reformların açıklanmasının gecikmesi ve gelecek vizyonunun bulanıklaşması nedeniyle zayıfladığını, bunun da, Tunusluların gelecekle ilgili iyimserliğinde bir düşüş olduğunu ortaya koyan anketlerle kanıtlandığını söylediler. Ayrıca yine anketlere göre bazı bölgelerde Cumhurbaşkanı'nın oy oranlarında değilse de popülaritesinde bir düşüş söz konusu.
İla el-Emam Partisi Genel Sekreteri Ubeyd el-Bureyki, Independent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede, “Kays Said, söz verdiği reformları açıklamakta geç kaldı” dedi. Bureyki, Said’in olağanüstü kararlarına karşı olan siyasi partilerin, kalkınmada ilerleme olmaması ve işsizlik nedeniyle oluşan toplumsal gerilimi, 25 Temmuz 2021 sonrası dönemi şeytanlaştırmak için kullanabilecekleri uyarısında bulundu. Burayki, güvenlik güçlerinin istihdam talebiyle düzenlenen protestolara karşı sert müdahalesine son verilmesi, alternatif çözümler bulunması ve özellikle uzun süredir işsiz olanlar başta olmak üzere iş arayanların dinlenmesi çağrısında bulundu. 25 Temmuz’u, ‘bütün bir siyasi sistemin yozlaşmasına son veren, ancak siyasi başarının ertelendiği tarihi bir an’ olarak tanımlayan İla el-Emam Partisi Genel Sekreteri, Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan ulusal diyaloga ulusal organizasyonların dahil edilmesinin önemini vurguladı.

Vizyonun netleştirilmesi
Tunuslu kamu hukuku profesörü Sagir ez-Zekravi de gazeteciler yaptığı açıklamada, Said'in olağanüstü kararlar açıkladığı için tek taraflı bir yaklaşım benimsemesinin yanı sıra yasal ve anayasal reformlarla ilgili vizyonu netleştirmekte gecikmesini de eleştirdi.  Zekravi, “Reformlar için bir tarih belirlenmemesi ve içeriğinin açıklanmaması nedeniyle net bir vizyon yok” şeklinde konuştu. Zekravi, mevcut durumun ulusal ekonomi üzerindeki olumsuz yansımalarını önlemek için bir zaman sınırı koymanın gerektiğini vurguladı.

Bir an önce hesap sorulsun
Halk Hareketi Genel Sekreteri Zuheyr Hamdi, Cumhurbaşkanı tarafından vaat edilen siyasi reformların açıklanmasında bir nebze yavaşlık olduğunu söyledi. Halk Hareketi Partisi'nin, Tunusluların hayatında köklü bir değişiklik meydana getireceği umuduyla, Kays Said’in olağanüstü kararlarını desteklediğine dikkati çeken Hamdi, Halk Hareketi’nin Cumhurbaşkanı'na 25 Temmuz’un hedeflerine ulaşması için bir takım önlemler alması çağrısında bulunduğuna dikkati çekti. Hamdi, Cumhurbaşkanı'na 10 yıl boyunca Tunuslulara karşı suç işleyenlere derhal hesap sorulmaya ve mali ve siyasi yolsuzluk, siyasi suikast ve terör dosyalarına karışanları Tunus siyasetinden arındırmaya çağırdı. Adı yolsuzluğa karışanların yasama seçimlerinde karar verici konuma gelmelerini sağlayan sistemde reform yapılmasının önemini vurgulayan Halk Hareketi Genel Sekreteri, aynı zamanda anayasayı gözden geçirerek, yürütme organlarını birleştirerek ve yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı’na verilerek siyasi sistemde reform yapılmasının da önemli olduğunu belirtti. Ülkeyi kurtarmak için acil ekonomik ve sosyal önlemler alınmasının gerekli olduğu belirten Hamdi, erken genel seçimler düzenleyerek olağanüstü durumdan çıkılması gerektiğini vurguladı.

Göreceli gecikme
Eski Ulusal Kurucu Meclis Başkanı Yardımcısı olan kamu hukuku profesörü Rabih el-Hurayfi, Cumhurbaşkanı'nın siyasi reformlarda nispeten geç kaldığını düşünüyor.
Prof. Hurayfi, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Cumhurbaşkanı, önceki siyasi sistemi etkileyen kararlar alarak bu gecikmeyi önleyebilir. Nahda Hareketi ve müttefikleri ile on yıldır ülkenin sistematik yıkımına katkıda bulunan herkesin boynundaki ilmeği sıkılaştırabilir. Cumhurbaşkanı'nın siyasi reformları gerçekleştirmek ve siyasi sistemi değiştirmek üzere oluşturduğunu açıkladığı komisyon, Cumhurbaşkanı'nın talep ettiği ve elektronik ortamda yapılacak olan ulusal diyalogun tamamlanmasının ardından bu reformları netleştirecektir.”
Prof. Hureyfi, Cumhurbaşkanı’nın olağanüstü kararlarına karşı çıkan siyasi partilerin güçlerini toplamak için mevcut durumdan yararlanabilecekleri ve toplumsal gerilimi kullanarak yeniden sahneye dönmeye çalışabilecekleri uyarısında bulundu.
Büyük siyasi reformların açıklanmasındaki gecikme, Cumhurbaşkanı Said’in destekçilerini utandırmaya ve 25 Temmuz 2021'deki alınan kararlara ilişkin güven kaybına katkıda bulunabilir. Ancak bunun yanı sıra Said'in oy oranlarında, son anketlerin verilerine göre herhangi bir değişiklik olmadı.
Gözlemciler, olağanüstü kararlara karşı harekete geçmek ve bu kararları şeytanlaştırmak için toplumsal gerilimi kullanılmak adına yapılacak girişimlerin engellenmesi amacıyla Cumhurbaşkanı’na gerekli reformların bir an önce açıklanması için çağrılar yapıldığını düşünüyorlar.

Tunus yeni bir döneme girdi
Cumhurbaşkanı Kays Said, 24 Kasım 2021 tarihinde gerçekleşen Bakanlar Kurulu toplantısında, olağanüstü kararların süresini kısaltmak ve Tunuslularla hem yurtiçinde hem de yurtdışında yenilikçi bir şekilde düzenlenecek diyalogla ilgili metni dikkate almak niyetinde olduğunu açıkladı. Said, Tunus'un tarihinde, önceki dönemlerden farklı olarak, kamu işlerini geleneksel çerçeveler ve kavramlar dışında yönetmek için yeni algılar ve eylem araçları geliştirilmesini gerektiren yeni bir döneme girdiğini de sözlerine ekledi.



İsrail, Lübnan’ı coğrafi olarak kontrol altına almaya çalışıyor

Lübnan'ın güneyindeki Şakra köyünden görüldüğü üzere, bir İsrail tankı Vadi el-Seluki bölgesinde ilerliyor, 21 Ağustos 2026, (EPA)
Lübnan'ın güneyindeki Şakra köyünden görüldüğü üzere, bir İsrail tankı Vadi el-Seluki bölgesinde ilerliyor, 21 Ağustos 2026, (EPA)
TT

İsrail, Lübnan’ı coğrafi olarak kontrol altına almaya çalışıyor

Lübnan'ın güneyindeki Şakra köyünden görüldüğü üzere, bir İsrail tankı Vadi el-Seluki bölgesinde ilerliyor, 21 Ağustos 2026, (EPA)
Lübnan'ın güneyindeki Şakra köyünden görüldüğü üzere, bir İsrail tankı Vadi el-Seluki bölgesinde ilerliyor, 21 Ağustos 2026, (EPA)

Güney Lübnan’da İsrail’in yıkım operasyonları giderek artan bir hızla sürüyor. Evleri, mahalleleri, ormanlık alanları ve çeşitli coğrafi noktaları hedef alan operasyonların, askeri Uzman Hasan Cuni’ye göre “coğrafyayı şekillendirme” ve gelecekte tehdit oluşturabilecek ya da görüş alanını kısıtlayabilecek bina ve engelleri ortadan kaldırma amacı taşıdığı değerlendiriliyor. 

Cuni, yıkımın aynı zamanda “Hizbullah’ın toplumsal çevresini cezalandırma” ve yaşam koşullarını ortadan kaldırarak bölge sakinlerinin yıllar boyunca geri dönmesini zorlaştırma amacı taşıdığını da belirtiyor.

İsrail savaş uçakları dün sabah, Ali Tahir Tepeleri ile Nebatiye el-Fevka’daki Deyr Mahallesi’nin yanı sıra Debşe bölgesi, Deyr Seryan çevresi ve Mansuriye arazilerini iki ayrı hava saldırısıyla hedef aldı. Bölgedeki saldırı ve yıkım faaliyetlerinin son günlerde yoğunlaştığı bildiriliyor. 

Güvenlik koşulları, yeni eğitim-öğretim yılının yaklaşmasıyla birlikte Güney Lübnan halkını zor kararlarla karşı karşıya bırakıyor. Çok sayıda aile, savaşın yeniden başlaması veya eğitimin tekrar uzaktan sürdürülmesi ihtimaline karşı çocuklarını okullara kaydettirme konusunda tereddüt yaşıyor.


Sudanlı güçler Addis Ababa'da Orgeneral Burhan'ın ulusal diyalog çağrısını görüşüyor

Eski Sudan Başbakanı Abdullah Hamdok, Addis Ababa toplantılarına katılımı sırasında (Ulusal Ümmet Partisi Basın Bürosu)
Eski Sudan Başbakanı Abdullah Hamdok, Addis Ababa toplantılarına katılımı sırasında (Ulusal Ümmet Partisi Basın Bürosu)
TT

Sudanlı güçler Addis Ababa'da Orgeneral Burhan'ın ulusal diyalog çağrısını görüşüyor

Eski Sudan Başbakanı Abdullah Hamdok, Addis Ababa toplantılarına katılımı sırasında (Ulusal Ümmet Partisi Basın Bürosu)
Eski Sudan Başbakanı Abdullah Hamdok, Addis Ababa toplantılarına katılımı sırasında (Ulusal Ümmet Partisi Basın Bürosu)

Nairobi Bildirgesi çatısı altındaki savaş karşıtı siyasi ve sivil güçlerin toplantıları, Egemenlik Konseyi Başkanı ve Sudan Ordusu Genel Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan'ın ülke içinde bir Sudan-Sudan diyaloğu başlatılması çağrısına yönelik ortak koordinasyonu görüşmek başta olmak üzere çeşitli konuları istişare etmek amacıyla dün Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da başladı.

Ulusal Ümmet Partisi tarafından Facebook sayfası üzerinden yapılan basın açıklamasında toplantının, geçtiğimiz mayıs ayında Nairobi'de imzalanan Sudan İlkeler Bildirgesi yol haritasına dayanarak 3 yılı aşkın süredir devam eden savaşın gelişimini ve kapsamlı barış sürecini ele alacağını belirtildi.

Açıklamaya göre bu müzakereler, koordinasyonu güçlendirmeyi ve Sudan'da gerçek ve entegre bir barış sürecini kolaylaştırmada dış arabuluculuk çabalarını değerlendirip güçlendirmenin yanı sıra, Burhan'ın ülke içindeki diyalog çağrısına karşı ortak bir tutum şekillendirmeyi hedefliyor.

Toplantılara Sumud (Direniş) İttifakı, Arap Sosyalist Baas Partisi, Abdulvahid Muhammed Nur liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi'nin yanı sıra Mubarek el-Fadıl liderliğindeki Ulusal Ümmet Partisi ile bağımsız ulusal şahsiyetler, sivil toplum örgütleri, kadın ve gençlik kuruluşlarının yer aldığı Sudan İlkeler Bildirgesi’ne taraf olan güçleri katılıyor.

cdfg
Sudanlı siyasi ve sivil güçler Addis Ababa’da bir araya geldi (Ulusal Ümmet Partisi Basın Bürosu)

Geçiş Dönemi Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Burhan, bu ayın ortalarında, tüm siyasi ve sivil güçlerin katılımıyla ülke içinde tamamen Sudanlılara özgü bir diyalog başlatılması amacıyla bir grup Sudanlı tarafından sunulan girişimi resmi olarak onayladığını duyurmuş ve sürece katılacak taraflara geçici dokunulmazlık sağlama taahhüdünde bulunmuştu.

Eski Başbakan Abdullah Hamdok liderliğindeki Devrim Güçleri Sivil Demokratik İttifakı - Sumud, top sesleri altında düzenlenecek herhangi bir diyaloğa katılmayı kesin bir dille reddettiğini açıkladı ve herhangi bir siyasi sürecin savaşın taraflarından (Sudan ordusu ve Hızlı Destek Kuvvetleri/HDK) hiçbirinin hegemonyası altında olmaması gerektiğini vurguladı.

Daha önce, mevcut toplantılara katılan siyasi ve sivil güçler, ‘krizin askeri bir çözümü yoktur ve savaşın derhal durdurulması en yüksek ulusal önceliktir’ maddesini içeren ‘Sudan İlkeler Bildirgesi’ üzerinde uzlaşmaya varmış ve kalıcı çözümlere ulaşma şansını artıracak şekilde, savaş karşıtı güçlerin geniş katılımıyla tamamen Sudanlıların sahipleneceği bir siyasi sürecin tasarlanması çağrısında bulunmuştu.

tyjkyu
Sudan’ı Kurtarma Hareketi lideri Abdulvahid Nur toplantılara katılımı sırasında (Ulusal Ümmet Partisi Basın Bürosu)

Nairobi Bildirgesi güçleri, diyalog sürecinin yönetimi ve katılımcı taraflar konusunda ‘mekanizma’ ile yaşadığı anlaşmazlıklar nedeniyle, geçtiğimiz temmuz ayında Addis Ababa'da Afrika Birliği (AfB), Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB), Arap Birliği (AL) ve Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi’nden (IGAD) oluşan Beşli Mekanizma’nın savaşı durdurma dosyasını görüşmek ve siyasi süreci yeniden canlandırmak amacıyla düzenlediği toplantıları boykot etmişti.

Daha önceki açıklamalarında bu boykotun ‘diyaloğu reddetmek veya arabuluculuk çabalarından çekilmek anlamına gelmediğini; aksine siyasi sürecin gidişatını gözden geçirmeyi ve düzeltmeyi amaçladığını’ belirten gruplar, Beşli Mekanizma’ya ‘Sudanlı taraflar arasındaki güveni pekiştirecek şekilde yöntemini yeniden gözden geçirme’ çağrısında bulunmuştu.

Nairobi Bildirgesi’ne taraf olan güçler, İslami Hareket ve Ulusal Kongre Partisi’nin gelecekteki herhangi bir siyasi sürece katılmasının engellenmesi ve 15 Nisan 2023 tarihinde başlayan savaşın fitilini ateşledikleri için hesap vermeleri gerektiğinin altını çiziyor.


İsrail basınında yer alan ve İsrail'in haritadan çıkarılmasını eleştiren bir haberin ardından Şarku'l Avsat'a konuşan Mısırlı kaynak: Filistin haritası eğitim müfredatında sabittir

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 2017 yılındaki BM Genel Kurul toplantısı sırasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya geldi (Arşiv - Reuters)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 2017 yılındaki BM Genel Kurul toplantısı sırasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya geldi (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail basınında yer alan ve İsrail'in haritadan çıkarılmasını eleştiren bir haberin ardından Şarku'l Avsat'a konuşan Mısırlı kaynak: Filistin haritası eğitim müfredatında sabittir

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 2017 yılındaki BM Genel Kurul toplantısı sırasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya geldi (Arşiv - Reuters)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 2017 yılındaki BM Genel Kurul toplantısı sırasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya geldi (Arşiv - Reuters)

Mısırlı yetkili bir kaynak, öğrencilerin eğitim müfredatında yer alan bir haritadan İsrail'in çıkarılmasını eleştiren bir İsrail haberine yanıt verdi. Şarku'l Avsat gazetesine yaptığı açıklamada, "Eğitim müfredatlarında sabit olan Filistin'dir" ifadelerini kullanan kaynağın bu sözleri, iki ülke arasında imzalanan Barış Antlaşması’na atıfla ‘öğrencilere öğretilenlerin sonradan ortaya çıkan siyasi anlaşmalarla hiçbir ilgisi olmayan tarihi sabitler niteliğinde olduğunu’ vurgulayan askeri uzmanlar tarafından da teyit edildi.

İsrail  televizyonu Kanal 14, Mısır'daki yerel haber sitesi Kahire 24 tarafından yayınlanan ‘Mısır Siyasi Haritası’ adlı haritanın bir görselini gündeme taşıdı. Haritada Mısır'ın doğusunda, üzerinde İsrail isminin yer almadığı, tarihi Filistin devletinin tüm coğrafi sınırlarını kapsayan Filistin'in bulunduğu görülüyor.

Televizyon kanalı, “Bu harita, iki ülke arasındaki barış antlaşması ve karşılıklı tanıma ışığında soru işaretleri uyandırıyor” ifadelerini kullanarak, Dışişleri Bakanlığı'nı kendi ifadesiyle ‘bu hatayı düzeltmek! için harekete geçmeye çağırdı.

Mısırlı yetkili bir kaynak, ‘Filistin haritasının Mısır müfredatında sabit olduğunu, üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadığını ve İbrani gazetelerinde dolaşıma sokulan fotoğrafların birkaç gün önce Eğitim Bakanlığı'nın internet sitesinde erişime açılan lise ikinci sınıf müfredatına ait olduğunu’ vurguladı.

Kaynak, Şarku'l Avsat gazetesine yaptığı açıklamada, Mısırlı öğrencilerin farklı eğitim kademelerinde işledikleri müfredatta Filistin haritasının yer aldığını, bunun değişmez bir esas olduğunu ve yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte Bakalorya sistemi öğrencilerinin ilk kez işleyeceği yeni müfredatın da bu temel üzerine inşa edildiğini belirtti.

Mısır bu yıl ilk kez, lise düzeyindeki öğrenciler için geleneksel Genel Lise sisteminin yanı sıra isteğe bağlı olarak Bakalorya sistemini uygulamaya başladı.

Mısır'ın 1979 yılından bu yana İsrail ile barış ve diplomatik ilişkiler sürdürdüğü göz önüne alındığında" bu haritanın "özel bir önem taşıdığını değerlendiren Kanal 14, bu durumun Dışişleri Bakanlığı'nı endişelendirmesi gerektiğini ve İsrail'in buna yönelik kesin reddini açıklaması gerektiğini belirtti.

İsrail'in adının geçmediği bir haritanın ortaya çıkmasının, bölgedeki siyasi gerçekliğin öğrencilere nasıl sunulduğuna dair soru işaretleri yarattığını öne süren kanal, “Sadece haritanın yayımlanmasına dayanarak hukuki açıdan bunun Camp David Anlaşmaları'nın açık bir ihlali olduğu kesin olarak söylenemez" diye de ekledi.

Mısır ve İsrail, 1979 yılının mart ayında ABD himayesinde bir barış antlaşması imzaladı. Ancak ikili ilişkiler gerek diplomatik gerekse güvenlik bağlamında hâlâ resmi çerçeveyle sınırlı kalmaya devam ediyor. Öte yandan ekonomik ilişkiler, yirmi yıl önce ABD'nin 2004 yılında Mısır'da Nitelikli Sanayi Bölgeleri (QIZ) kurulması anlaşması aracılığıyla iki ülkeyi daha fazla iş birliğine teşvik etmeye çalışmasıyla yükseliş eğilimi gösterdi.

xcsdvfgbhyj
Tarih müfredatında Arap-İsrail çatışmasını ele alan bir ders ünitesinin resmi (Eğitim ve Öğretim Bakanlığı)

Ayn Şems Üniversitesi'nden müfredat uzmanı Dr. Muhsin Ferrac, ‘sosyal medyada dolaşan haritanın, Arap-İsrail çatışmasının doğasına ışık tutan ve İsrail devletinin kurulmasına değinen Mısır tarih kitaplarındaki eğitim müfredatının ayrıntılarına girmeksizin sembolik bir boyuta sahip olduğunu’ vurguladı.

Dr. Ferrac, Şarku'l Avsat gazetesine yaptığı açıklamada, ‘Mısırlıların kolektif bilincinin, Filistinlilerin toprakların asıl sahibi olduğu gerçeğiyle yoğrulduğuna ve geniş kısımları işgale uğrayan tarihi Filistin toprakları hakkında öğrencilerin bilinçlendirilmesi yoluyla asıl odaklanılan noktanın da bu olduğuna’ dikkati çekti.

Eğitim Bakanlığı'nın resmi internet sitesinde yakın zamanda erişime açılan lise ikinci sınıf tarih dersi müfredatı, tarihi Filistin topraklarının ayrıntılı bir anlatımını içerirken, ‘Siyonist hareketin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan tarihi nedenler’, ‘1947'deki Filistin topraklarını bölme kararları’ ve ‘1948'de İsrail devletinin kuruluşunun ilanı’ gibi konulara ışık tutuyor.

Yüksek Askeri Araştırmalar ve Strateji Akademisi Danışmanı Tümgeneral Adil el-Umde, Mısır müfredatında öğretilenlerin, daha sonra ortaya çıkan siyasi olaylardan bağımsız tarihi sabitler olduğunu, tarihi Filistin topraklarının devlet nezdinde değişmez bir temel (sabite) teşkil ettiğini ve bunun da eğitim müfredatına yansıdığını vurguladı.

Umde, Şarku'l Avsat gazetesine yaptığı açıklamada, İsrail medyasının, Filistin devletinin kurulmasını reddeden ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesini sürekli gündeme getiren tırmandırıcı bir üslubun gölgesinde, son derece doğal ve aşikâr bir konu üzerinden suni bir gündem yaratmaya çalıştığını da sözlerine ekledi.

Mısır Ordusuna bağlı "Ulusal Savunma Koleji"nin Eski Müdürü Tümgeneral Muhammed el-Gubari, "Şarku'l Avsat" gazetesine yaptığı açıklamada, "Özellikle toprak üzerindeki anlaşmazlık hala devam ederken ve İsrail'in yayılmacı hevesleri sürerken, Filistin topraklarında Birleşmiş Milletler kararlarıyla da sabit olan bir İsrail işgalinin bulunması sebebiyle üzerinde Filistin isminin yazılı olduğu bir haritanın yer almasının son derece doğal olduğunu" ifade etti.

Geçtiğimiz Temmuz ayında düzenlenen resmi bir törende Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, bir Filistin devleti kurulmadığı ve İsrail'in ihlalleri devam ettiği sürece İsrail ile "halk nezdinde normalleşme" ihtimalini dışlamış; çözümün "adil ve kapsamlı bir barışa" ulaşmakta yattığını vurgulamıştı.