Libya: Sebha kentindeki mahkeme ile cumhurbaşkanı adayının saldırıya uğraması nedeniyle seçim sürecini koruma çağrıları artıyor

Libya Başbakanlığı Sebha’daki mahkeme ile cumhurbaşkanı İsmail İştiyevi’nin saldırıya uğramasının ardından seçim sürecinin korunması için talimat verdi.

Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Saih 23 Kasım’da basın toplantısı düzenlerken (Yüksek Seçim Komisyonu)
Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Saih 23 Kasım’da basın toplantısı düzenlerken (Yüksek Seçim Komisyonu)
TT

Libya: Sebha kentindeki mahkeme ile cumhurbaşkanı adayının saldırıya uğraması nedeniyle seçim sürecini koruma çağrıları artıyor

Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Saih 23 Kasım’da basın toplantısı düzenlerken (Yüksek Seçim Komisyonu)
Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Saih 23 Kasım’da basın toplantısı düzenlerken (Yüksek Seçim Komisyonu)

Libya Başbakanlığı ülkenin güneyindeki Sebha kentinde bulunan Asliye Hukuk Mahkemesi’ne yapılan saldırıyla ilgili derhal soruşturma başlatırken, ABD ve Birleşmiş Milletler (BM) şiddetin Libya seçim sürecinde etkili olmasından duyduğu endişeyi dile getirdi. Öte yandan Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Saih ilk kez 24 Aralık’ta yapılması planlanan seçimleri erteleme ihtimalinden bahsetti.
Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) yaptığı açıklamada, “Yargı ve seçim binalarına veya çalışanlarına yönelik saldırılar, yalnızca Libya yasalarına göre suç değildir, aynı zamanda Libyalıların siyasi sürece katılım hakkına da zarar vermektedir” ifadelerini kullandı. BM Güvenlik Konseyi’nin 2021 tarihli 2570 sayılı kararı, Paris Konferansı sonuçları ve Güvenlik Konseyi’nin seçimi baltalayan eylemlerle ilgili yargı sürecinin başlatılacağına dair bildirisine dikkat çekilen açıklamada, yargıya ait binaların korunması gerektiği ifade edildi.
Seçime yönelik şiddetin her türlüsünü kınayarak, seçim sürecinin korunması gerektiğini vurgulayan UNSMIL, Libya Siyasi Diyalog Forumu’nun hazırladığı yol haritası ve Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararları uyarınca 24 Aralık’ta ‘şeffaf, adil ve kapsamlı’ seçimleri düzenleme çağrısını yineledi.
ABD’nin Trablus Büyükelçiliği de kriz hattına müdahil olarak UNSMIL’ın ‘seçimlere yönelik şiddetle’ ilgili kaygılarını paylaştığını ve seçim sürecinin korunması gerektiğini dile getirdi. Büyükelçilik, UNSMIL ile benzer bir açıklama yaparak, “Yargı ve seçim binalarına veya çalışanlarına yönelik saldırılar, yalnızca Libya yasalarına göre suç değildir, aynı zamanda Libyalıların siyasi sürece katılım hakkına da zarar vermektedir” ifadelerini kullandı.
Libya Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Saih, dün medyaya yaptığı açıklamada, “Seçim Komisyonu istikrarsız ve çatışmalı siyasi taraflar arasında uzlaşmanın olmadığı bir siyasi çevrede çalışabildi” dedi. Saih, söz tarafların seçimin yapılması için 24 Aralık tarihinde ısrar etmelerini şaşkınlıkla karşıladığını söyledi.
Saih, “Seçim Komisyonu bu tarihe bağlı mı kalacağını yoksa kendisinden istenilen tüm prosedürleri yerine getirmek için başka bir tarihe uzatma talebinde mi bulunacağına itiraz aşamasının bitmesinin ardından karar verecek” dedi.
İtiraz süreci, Seçim Komisyonu’nun cumhurbaşkanlığı seçimlerine ait ön listeyi geçtiğimiz hafta sonu yayınlamasıyla başladı. Listeye göre evraklarını teslim eden 98 adaydan 25’inin başvurusu reddedildi. Saih daha önceki bir açıklamasında itiraz süresinin 12 gün olduğunu belirterek, bunun 3 günü itirazda bulunma ve ilgili komite tarafından itirazların incelenmesi, diğer 3 günün temyiz ve geri kalan 3 günün de gözden geçirme ve sonuçların ilanı olduğunu söylemişti. Böylece itirazları kabul edilenler ile adaylıkları kabul edilmeyenlerin yer aldığı bir liste yayınlayacaklarını ifade eden Saih, ondan sonraki süreçte seçim kampanyalarının başlayacağını dile getirmişti.
Libya’da geçtiğimiz günlerde seçim sürecine yönelik bir dizi ihlal gerçekleşti. Merhum Cumhurbaşkanı Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam Kaddafi’nin adaylığının reddedilmesine itiraz etmek için Sebha Asliye Hukuk Mahkemesi’ne giden Seyfülislam’ın avukatlarının işlem yapmasını engellemek isteyen bazı kişiler mahkeme görevlileri ile yargıçları mahkemeden kovdu. Aynı şekilde Libya’nın kuzeydoğusunda Libya Ulusal Ordusu (LUO) kontrolündeki Derne kentinde iş insanı ve cumhurbaşkanlığı seçimi adaylarından İsmail İştiyevi Darnes Futbol Kulübü ziyareti sırasında kentteki vatandaşların saldırısına uğradı ve kulübe girmesine izin verilmedi.

İştiyevi, saldırıyı “eşkıyalık” olarak nitelendirdi
İştiyevi, ilgili basına yaptığı açıklamada uğradığı saldırıyı ‘eşkiyalık’ diye niteleyerek, saldırganları kimin gönderdiğini bildiğini söyledi. Libya Başbakanlığı Sebha Mahkemesi’ne yapılan saldırıyı kınayarak, saldırıyı ‘yasa dışı bir grubun gerçekleştirdiği çirkin bir olay’ şeklinde tanımladı. Başbakanlığın açıklamasında, olayı aydınlatması, detaylı bir rapor hazırlaması ve gerekli tedbirleri alması için Adalet ve İçişleri bakanlıklarının derhal soruşturma başlatma talimatı verildiği belirtildi.
Başbakanlık, seçim sürecine karşı olumsuz bir olay olarak gördüğü saldırıyı reddettiğini belirterek, “Seçimler için uygun bir ortam sağlamaktan geri adım atmayacağını” ifade etti.
Tüm taraflara yasalara ve Libyalıların siyasi süreç için barışçıl bir yol benimsenmesi arzusuna saygı duyulması gerektiğini vurgulayan Başbakanlık, Adalet ve İçişleri bakanlıklarına cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleriyle ilgili itirazlara bakan tüm mahkeme binalarında güvenlik düzeyini yükseltmek için ilgili güvenlik birimleriyle koordinasyonlu çalışma talimatı verdiğini kaydetti.
İçişleri Bakanı Halid Mazin, Sebha Mahkemesi’ne yapılan saldırının ‘kanunun suç saydığı’ bir olay olduğuna dikkat çekerek, saldırıya karışanları yargı önüne çıkarma sözü verdi. Mazin, önceki gün düzenlediği basın toplantısında, “Seçimlerin güvenliğini sağlama süreci belli bir plan doğrultusunda işliyor. Sürece yaklaştıkça seçim binalarına bazı saldırıların yapılması muhtemeldir” dedi.
Adalet Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Sebha’daki saldırının, silah kullanılarak tehdit edilen ve binadan çıkarılan mahkeme görevlileri, yargıçlar ve vatandaşlarda korkuya sebep olduğu belirtildi. Libyalı siyasi analist Muhammed Buseyr, Seyfülislam’ın itirazının kabul edilmesi ve ona seçim yarışına katılma fırsatı sunulmasını arzuladığını ifade etti. Buseyr, Seyfülislam’a oy vermeyeceğini ancak bu fırsatın sunulmasının herkese açık bir demokrasinin yerleşmesine katkı sunacağını ve en nihayetinde belirleyici olanın seçim sandığı olduğunu söyledi.
Libya Ulusal İnsan Hakları Komitesi, Sebha’daki mahkemeye yapılan silahlı saldırı ile aday İştiyevi’ye yapılan sözlü ve fiziksel saldırıyı ve kent sakinleriyle bir araya gelmesinin engellenmesini kınadı.
Komite dün yaptığı açıklamada, Bingazi İç Güvenlik Birimi’nin Sirte kentinin şehir merkezinde Seyfülislam’a destek yürüyüş gerçekleştirenlere karşı düzenlediği ve 7 sivili gözaltına aldığı keyfi operasyonu takip ettiklerini bildirdi.
Öte yandan Fransa’nın Trablus Büyükelçiliği, BM Libya Destek Misyonu’nun katılımıyla 5+5 Ortak Askeri Komite’nin üyelerini nişanla onurlandırdı. Büyükelçilik önceki gün yaptığı açıklama bu onurlandırmanın gerekçesini “Libya’da imzalanan ateşkesin üzerinden bir yıldan fazla geçmesi’’ şeklinde ifade etti.



İsrail, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da 16 Filistinliyi öldürdü

Ez-Zevayide kasabasının girişine yakın bir yerde hedef alınan polis aracı (AFP)
Ez-Zevayide kasabasının girişine yakın bir yerde hedef alınan polis aracı (AFP)
TT

İsrail, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da 16 Filistinliyi öldürdü

Ez-Zevayide kasabasının girişine yakın bir yerde hedef alınan polis aracı (AFP)
Ez-Zevayide kasabasının girişine yakın bir yerde hedef alınan polis aracı (AFP)

Sağlık yetkilileri, İsrail güçlerinin Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da 16 Filistinliyi öldürdüğünü açıkladı. Bu, haftalardır kaydedilen en yüksek vefat sayısının görüldüğü günlerden biri olarak kayıtlara geçti. Aynı zamanda İsrail, Lübnan ve İran’a yönelik saldırılarını sürdürdü.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Gazze Şeridi’ndeki sağlık görevlileri ve İçişleri Bakanlığı, ez-Zevayide kasabasının girişine yakın bir yerde gerçekleşen İsrail hava saldırısında bir üst düzey polis yetkilisi ile sekiz kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı, çoğunluğu yoldan geçen kişiler olmak üzere en az 14 kişinin de yaralandığını açıkladı.

Dün sabah saatlerinde ise sağlık yetkilileri, Nuseyrat Mülteci Kampı’na düzenlenen bir başka hava saldırısında, hamile bir kadın ve çocuğunun bulunduğu bir aileden üç kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu.

safrgt
İsrail’in Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat’ta bir eve düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden Filistinlilerin cenaze töreninden (Reuters)

İsrail ordusu, dün Gazze’ye düzenlediği saldırının, bir gün önce Hamas mensuplarının İsrail güçlerine ateş açmasına karşılık olduğunu açıkladı.

Ordu, polisin hayatını kaybettiği saldırıya mı yoksa Nuseyrat’taki saldırıya mı atıfta bulunduğunu belirtmedi. İşgal altındaki Batı Şeria’da ise Filistin sağlık yetkilileri, İsrail güçlerinin bir aileden anne, baba ve iki çocuğu araçlarında katlettiğini açıkladı. İsrail ordusu, olayla ilgili inceleme yürüttüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi, 7 Ekim 2023’te Hamas önderliğindeki saldırıların ardından patlak veren ve iki yıl süren yıkıcı savaşın ardından geçtiğimiz ekim ayında yürürlüğe giren ateşkesten bu yana tekrarlanan şiddet dalgalarına tanık oldu.

Bölge sakinleri, sağlık görevlileri ve analistlere göre, ABD ile İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın başlangıcında Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılar azalmış, ancak daha sonra yeniden artış göstermeye başlamıştı.

Gazze Şeridi’ndeki sağlık yetkilileri, İsrail’in İran’la savaşın başlamasından bu yana en az 36 Filistinliyi öldürdüğünü açıkladı.

Öte yandan Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı, ekim ayındaki ateşkesten bu yana en az 670 kişinin İsrail saldırıları sonucu hayatını kaybettiğini duyurdu. İsrail ise aynı dönemde Gazze’de militanlar tarafından dört askerinin öldürüldüğünü açıkladı.

“Bize doğrudan ateş açıldı”

Batı Şeria’daki Tammun kasabası sağlık yetkilileri, 37 yaşındaki Ali Halid Beni Avde, eşi 35 yaşındaki Vâd ve çocukları 5 yaşındaki Muhammed ile 7 yaşındaki Osman’ın başlarından vurularak öldürüldüğünü, iki çocuğun da yaralandığını açıkladı.

İsrail ordusu, Tammun’da ‘güvenlik güçlerine karşı terör faaliyetlerine karıştıkları’ iddiasıyla aranan Filistinlileri yakalamak için bir operasyon düzenlendiğini duyurdu.

Ordu açıklamasında, “Operasyon sırasında bir araç hızla kuvvetlere doğru ilerledi. Kuvvetler bunu doğrudan bir tehdit olarak görüp ateş açtı. Sonuç olarak, araçtaki dört Filistinli öldü. Olayın ayrıntıları inceleniyor” ifadeleri yer aldı.

Hayatta kalan çocuklardan 12 yaşındaki Halid, Reuters’a verdiği röportajda, annesinin ağladığını ve babasının dua ettiğini duyduğunu, ancak diğer kardeşlerinden hiçbir ses gelmediğini, ardından aracın kurşun yağmuruna tutulmasıyla sessizlik çöktüğünü anlattı.

Halid, “Bir anda doğrudan ateş açıldı. Araçtaki herkes hayatını kaybetti, sadece ben ve kardeşim Mustafa kurtulduk” dedi.

sdfergty
Filistinli Mustafa, dün onları taşıyan araca ateş açan İsrail askerleri tarafından yaralandı; aynı saldırıda anne babası ve iki kardeşi hayatını kaybetti. (AFP)

Halid, askerlerin onu araçtan çıkardıktan sonra kendisine, “Köpekleri öldürdük” dediklerini aktardı.

Filistin Sağlık Bakanlığı, bir Filistinlinin de gece saatlerinde yerleşimciler tarafından düzenlenen bir saldırıda hayatını kaybettiğini açıkladı.

İnsan hakları örgütleri ve sağlık görevlileri, Batı Şeria’daki İsrailli yerleşimcilerin, ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş sırasında uygulanan hareket kısıtlamalarını fırsat bilerek Filistinlilere saldırdıklarını belirtiyor. Ayrıca, askeri kontrol noktalarının ambulansların kurbanlara hızlı ulaşmasını engellediği vurgulanıyor.

Filistin Sağlık Bakanlığı, yerleşimcilerin şubat ayı sonunda başlayan İran savaşıyla birlikte Batı Şeria’da en az beş Filistinliyi öldürdüğünü bildirdi.


Irak, İHA’ların DEAŞ militanlarının kaçmasına neden olabileceğinden endişe ediyor

Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)
Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)
TT

Irak, İHA’ların DEAŞ militanlarının kaçmasına neden olabileceğinden endişe ediyor

Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)
Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)

Irak Adalet Bakanlığı dün, Bağdat Havalimanı yakınlarındaki Ebu Gureyb Hapishanesi'nde tutulan DEAŞ üyelerinin, Amerikan danışmanlarının bulunduğu Victoria üssünün füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alınması sonucu kaçma olasılığı konusunda uyarıda bulundu.

Şarku’l Avsat'a konuşan bir güvenlik kaynağı, DEAŞ liderlerinin ve mahkumların her bombalamada "Allahu Ekber" diye bağırarak, tıpkı 2013'te olduğu gibi kaçmayı umduklarını açıkladı. Kaynak, "El-Zeytun" istasyonuna yapılan bombalı saldırının ardından cezaevinin elektriğinin kesildiğini de vurguladı.

Öte yandan, Irak Petrol Bakanlığı, Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve güneyden yapılan petrol ihracatının tamamen durması nedeniyle Erbil'den, Türkiye'nin Ceyhan limanı üzerinden petrol ihracatına yeniden başlamasını istediğini doğruladı. Ancak Erbil bunu reddetti ve bakanlığın "ihracatla ilgisiz" olarak nitelendirdiği şartlar öne sürdü. Kürt bir yetkili, en önemli talepler arasında silahlı grupların bölgeye yönelik saldırılarının durdurulması ve Bağdat'ın bütçesini kısmasının ardından (2014-2018) bölgenin inşa ettiği boru hattıyla ilgili borçların ödenmesi için mali tazminat sağlanmasının yer aldığını belirtti.


Lübnan ile İsrail arasında “doğrudan müzakereler” olasılığı azaldı

Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)
TT

Lübnan ile İsrail arasında “doğrudan müzakereler” olasılığı azaldı

Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)

Lübnan ile İsrail arasında önümüzdeki çarşamba günü, Fransa tarafından sunulan ve bir ‘saldırmazlık anlaşmasına’ dönüşebileceği düşünülen plan çerçevesinde doğrudan müzakerelerin başlayabileceğine dair haberlerin gelmesine rağmen İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, önümüzdeki günlerde herhangi bir müzakere planlanmadığını açıkladı. Fransa Dışişleri Bakanlığı ise herhangi bir girişimleri olmadığını belirtti.

Tel Aviv'deki siyasi kaynaklar, Sa'ar'ın sözlerinin geleneksel bir manevra biçimi olduğunu belirterek Hizbullah, saldırılarını durdurmadan İsrail'in müzakerelere başlamayacağına işaret ettiler. İsrail basını, müzakerelerin Lübnan'ın İsrail'i tanıması karşılığında İsrail'in Lübnan topraklarının bütünlüğünü tanımasını içeren bir ‘siyasi bildiri’ üzerine yürütüleceğini, savaşın durdurulması ve İsrail'in kademeli çekilmesiyle başlayıp anlaşmanın imzalanmasıyla tam çekilmeye varacak şekilde düzenleneceğini ve önerinin Fransız hükümeti tarafından hazırlandığını bildirmişti.

Öte yandan Hizbullah, başkent Beyrut’un bazı bölgelerini güvenlik bölgelerine dönüştürerek bölge sakinlerine kendi şartlarını dayatıyor. Son olarak işyeri sahiplerine, okullara ve inşaat komitelerine güvenlik kameralarını tamamen kapatmalarını, internet bağlantısını kesmelerini ve hatta elektriklerini keserek kameraların tamamen çalışmaz hale getirilmesini emretti.

Hizbullah, bu talebin nedenlerini açıklamamış olsa da bu durum hem suç ve hırsızlıkların önlenmesi hem de Hizbullah üyelerinin yerleşim bölgelerine sızarak bu bölgeleri İsrail saldırılarına daha fazla maruz bırakması açısından birçok güvenlik endişesini beraberinde getirdi.