Libya: Sebha kentindeki mahkeme ile cumhurbaşkanı adayının saldırıya uğraması nedeniyle seçim sürecini koruma çağrıları artıyor

Libya Başbakanlığı Sebha’daki mahkeme ile cumhurbaşkanı İsmail İştiyevi’nin saldırıya uğramasının ardından seçim sürecinin korunması için talimat verdi.

Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Saih 23 Kasım’da basın toplantısı düzenlerken (Yüksek Seçim Komisyonu)
Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Saih 23 Kasım’da basın toplantısı düzenlerken (Yüksek Seçim Komisyonu)
TT

Libya: Sebha kentindeki mahkeme ile cumhurbaşkanı adayının saldırıya uğraması nedeniyle seçim sürecini koruma çağrıları artıyor

Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Saih 23 Kasım’da basın toplantısı düzenlerken (Yüksek Seçim Komisyonu)
Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Saih 23 Kasım’da basın toplantısı düzenlerken (Yüksek Seçim Komisyonu)

Libya Başbakanlığı ülkenin güneyindeki Sebha kentinde bulunan Asliye Hukuk Mahkemesi’ne yapılan saldırıyla ilgili derhal soruşturma başlatırken, ABD ve Birleşmiş Milletler (BM) şiddetin Libya seçim sürecinde etkili olmasından duyduğu endişeyi dile getirdi. Öte yandan Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Saih ilk kez 24 Aralık’ta yapılması planlanan seçimleri erteleme ihtimalinden bahsetti.
Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) yaptığı açıklamada, “Yargı ve seçim binalarına veya çalışanlarına yönelik saldırılar, yalnızca Libya yasalarına göre suç değildir, aynı zamanda Libyalıların siyasi sürece katılım hakkına da zarar vermektedir” ifadelerini kullandı. BM Güvenlik Konseyi’nin 2021 tarihli 2570 sayılı kararı, Paris Konferansı sonuçları ve Güvenlik Konseyi’nin seçimi baltalayan eylemlerle ilgili yargı sürecinin başlatılacağına dair bildirisine dikkat çekilen açıklamada, yargıya ait binaların korunması gerektiği ifade edildi.
Seçime yönelik şiddetin her türlüsünü kınayarak, seçim sürecinin korunması gerektiğini vurgulayan UNSMIL, Libya Siyasi Diyalog Forumu’nun hazırladığı yol haritası ve Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararları uyarınca 24 Aralık’ta ‘şeffaf, adil ve kapsamlı’ seçimleri düzenleme çağrısını yineledi.
ABD’nin Trablus Büyükelçiliği de kriz hattına müdahil olarak UNSMIL’ın ‘seçimlere yönelik şiddetle’ ilgili kaygılarını paylaştığını ve seçim sürecinin korunması gerektiğini dile getirdi. Büyükelçilik, UNSMIL ile benzer bir açıklama yaparak, “Yargı ve seçim binalarına veya çalışanlarına yönelik saldırılar, yalnızca Libya yasalarına göre suç değildir, aynı zamanda Libyalıların siyasi sürece katılım hakkına da zarar vermektedir” ifadelerini kullandı.
Libya Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Saih, dün medyaya yaptığı açıklamada, “Seçim Komisyonu istikrarsız ve çatışmalı siyasi taraflar arasında uzlaşmanın olmadığı bir siyasi çevrede çalışabildi” dedi. Saih, söz tarafların seçimin yapılması için 24 Aralık tarihinde ısrar etmelerini şaşkınlıkla karşıladığını söyledi.
Saih, “Seçim Komisyonu bu tarihe bağlı mı kalacağını yoksa kendisinden istenilen tüm prosedürleri yerine getirmek için başka bir tarihe uzatma talebinde mi bulunacağına itiraz aşamasının bitmesinin ardından karar verecek” dedi.
İtiraz süreci, Seçim Komisyonu’nun cumhurbaşkanlığı seçimlerine ait ön listeyi geçtiğimiz hafta sonu yayınlamasıyla başladı. Listeye göre evraklarını teslim eden 98 adaydan 25’inin başvurusu reddedildi. Saih daha önceki bir açıklamasında itiraz süresinin 12 gün olduğunu belirterek, bunun 3 günü itirazda bulunma ve ilgili komite tarafından itirazların incelenmesi, diğer 3 günün temyiz ve geri kalan 3 günün de gözden geçirme ve sonuçların ilanı olduğunu söylemişti. Böylece itirazları kabul edilenler ile adaylıkları kabul edilmeyenlerin yer aldığı bir liste yayınlayacaklarını ifade eden Saih, ondan sonraki süreçte seçim kampanyalarının başlayacağını dile getirmişti.
Libya’da geçtiğimiz günlerde seçim sürecine yönelik bir dizi ihlal gerçekleşti. Merhum Cumhurbaşkanı Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam Kaddafi’nin adaylığının reddedilmesine itiraz etmek için Sebha Asliye Hukuk Mahkemesi’ne giden Seyfülislam’ın avukatlarının işlem yapmasını engellemek isteyen bazı kişiler mahkeme görevlileri ile yargıçları mahkemeden kovdu. Aynı şekilde Libya’nın kuzeydoğusunda Libya Ulusal Ordusu (LUO) kontrolündeki Derne kentinde iş insanı ve cumhurbaşkanlığı seçimi adaylarından İsmail İştiyevi Darnes Futbol Kulübü ziyareti sırasında kentteki vatandaşların saldırısına uğradı ve kulübe girmesine izin verilmedi.

İştiyevi, saldırıyı “eşkıyalık” olarak nitelendirdi
İştiyevi, ilgili basına yaptığı açıklamada uğradığı saldırıyı ‘eşkiyalık’ diye niteleyerek, saldırganları kimin gönderdiğini bildiğini söyledi. Libya Başbakanlığı Sebha Mahkemesi’ne yapılan saldırıyı kınayarak, saldırıyı ‘yasa dışı bir grubun gerçekleştirdiği çirkin bir olay’ şeklinde tanımladı. Başbakanlığın açıklamasında, olayı aydınlatması, detaylı bir rapor hazırlaması ve gerekli tedbirleri alması için Adalet ve İçişleri bakanlıklarının derhal soruşturma başlatma talimatı verildiği belirtildi.
Başbakanlık, seçim sürecine karşı olumsuz bir olay olarak gördüğü saldırıyı reddettiğini belirterek, “Seçimler için uygun bir ortam sağlamaktan geri adım atmayacağını” ifade etti.
Tüm taraflara yasalara ve Libyalıların siyasi süreç için barışçıl bir yol benimsenmesi arzusuna saygı duyulması gerektiğini vurgulayan Başbakanlık, Adalet ve İçişleri bakanlıklarına cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleriyle ilgili itirazlara bakan tüm mahkeme binalarında güvenlik düzeyini yükseltmek için ilgili güvenlik birimleriyle koordinasyonlu çalışma talimatı verdiğini kaydetti.
İçişleri Bakanı Halid Mazin, Sebha Mahkemesi’ne yapılan saldırının ‘kanunun suç saydığı’ bir olay olduğuna dikkat çekerek, saldırıya karışanları yargı önüne çıkarma sözü verdi. Mazin, önceki gün düzenlediği basın toplantısında, “Seçimlerin güvenliğini sağlama süreci belli bir plan doğrultusunda işliyor. Sürece yaklaştıkça seçim binalarına bazı saldırıların yapılması muhtemeldir” dedi.
Adalet Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Sebha’daki saldırının, silah kullanılarak tehdit edilen ve binadan çıkarılan mahkeme görevlileri, yargıçlar ve vatandaşlarda korkuya sebep olduğu belirtildi. Libyalı siyasi analist Muhammed Buseyr, Seyfülislam’ın itirazının kabul edilmesi ve ona seçim yarışına katılma fırsatı sunulmasını arzuladığını ifade etti. Buseyr, Seyfülislam’a oy vermeyeceğini ancak bu fırsatın sunulmasının herkese açık bir demokrasinin yerleşmesine katkı sunacağını ve en nihayetinde belirleyici olanın seçim sandığı olduğunu söyledi.
Libya Ulusal İnsan Hakları Komitesi, Sebha’daki mahkemeye yapılan silahlı saldırı ile aday İştiyevi’ye yapılan sözlü ve fiziksel saldırıyı ve kent sakinleriyle bir araya gelmesinin engellenmesini kınadı.
Komite dün yaptığı açıklamada, Bingazi İç Güvenlik Birimi’nin Sirte kentinin şehir merkezinde Seyfülislam’a destek yürüyüş gerçekleştirenlere karşı düzenlediği ve 7 sivili gözaltına aldığı keyfi operasyonu takip ettiklerini bildirdi.
Öte yandan Fransa’nın Trablus Büyükelçiliği, BM Libya Destek Misyonu’nun katılımıyla 5+5 Ortak Askeri Komite’nin üyelerini nişanla onurlandırdı. Büyükelçilik önceki gün yaptığı açıklama bu onurlandırmanın gerekçesini “Libya’da imzalanan ateşkesin üzerinden bir yıldan fazla geçmesi’’ şeklinde ifade etti.



Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
TT

Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)

İran ile ABD-İsrail arasında süren savaşın ilk ayının sona ermesiyle birlikte, Husiler de çatışmalara dahil oldu. Örgüt, Tahran’a destek amacıyla İsrail’e karşı roket saldırıları başlattığını duyurdu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağları bilinen Husilerin bu müdahalesi, Yemen’deki dengelerde derin değişimlerin kapısını aralıyor. Analistler, bu adımın çatışma haritasının yeniden şekillenmesini hızlandırabileceğini ve Kızıldeniz kıyısındaki Hudeyde vilayeti ile limanının kurtarılması amacıyla olası askeri operasyonların yeniden başlamasına yol açabileceğini, hatta daha geniş kapsamlı etkiler doğurabileceğini belirtiyor.

Bu gelişmeler, Birleşmiş Milletler’in (BM) Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu’nu mart sonu itibarıyla sona erdirme kararıyla aynı döneme denk geliyor. Uzmanlar, bunun Batı sahili cephesinin yeniden silahlı çatışma alanına dönme ihtimalini güçlendirdiğini, bölgesel gerilimlerin tırmanması ve barış süreçlerinin yavaşlamasıyla bu riskin arttığını vurguluyor.

Bölgesel ve uluslararası endişeler, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kapatma ihtimaline de odaklanıyor. Bu adımın, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki hareketlerinin bir devamı niteliğinde olabileceği ve stratejik deniz geçitlerine baskıyı artıracağı değerlendiriliyor.

Askeri uzman Adnan el-Ceberni, “BM misyonunun çekilmesi ile Husilerin İran lehine yeni bir savaşa girmesi ve bunun Yemen ile bölge üzerindeki muhtemel etkileri, tüm olasılıkları açık bırakıyor” dedi.

El-Ceberni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Husilerin müdahalesinin, örgütün önceliklerinin ve hareket noktalarının esas olarak İran ve müttefikleriyle bağlantılı olduğunu gösterdiğini belirterek, bunun Yemen halkı ve çıkarları için ciddi bir tehdit oluşturduğunu, ayrıca bölge genelinde de riskleri artırdığını vurguladı.

efdvf
Husilerin bölgesel savaşa dahil olması, Hudeyde vilayetinin ve limanının kurtarılmasına yönelik olası bir operasyona yol açabilir. (Haber ajansları)

El-Ceberni, Husilerin iç politikada ciddi bir tıkanma ve izolasyon yaşadığını belirterek, “Halkın öfkesi ve toplumsal izolasyonları benzeri görülmemiş düzeylere ulaştı. Bu durum, onları dış çatışmalara daha fazla katılmaya zorluyor; bu da örgütün geleceği için yüksek maliyetli olabilir” dedi.

Avrupa Birliği (AB) misyonu ise Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde gemilere yönelik saldırılar düzenleme ihtimalini dışlamayarak, bu bölgeden geçen deniz taşımacılığı için dikkatli olunması uyarısında bulundu.

Öte yandan, BM çatısı altındaki Washington Yemen Araştırmaları Merkezi araştırmacısı Mervan Numan, Hudeyde şehrinin Husilerin elinden alınmasının zamanı geldiğini belirtti. Numan, 2022’de kurulan Başkanlık Konseyi’nin, Yemen krizinin çözümünün ya barış ya da savaş yoluyla olacağını ortaya koyduğunu vurguladı.

Numan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin yakın zamanda Kızıldeniz’de Husilerin tehditlerine karşı uluslararası bir koalisyon kurulmasını talep ettiğini ve bölgedeki yeni gelişmelerin Hudeyde’nin özgürleştirilmesini zorunlu kıldığını ifade etti.

Numan, Husilerin DMO’nun yönlendirmesiyle İran’ın bölgesel istikrarı bozma ve genişleme hedeflerine hizmet etmesinin, örgütün sonunu hazırlayan adım olduğunu bildirdi.

dvde
Analistlere göre Husiler en kötü dönemini yaşıyor. (EPA)

Yemenli siyaset yazarı Hemdan el-Aliy, Stockholm Anlaşması’nın sona ermesi ve BM misyonunun çekilmesini, Yemenliler, bölge ve uluslararası toplum için Hudeyde’de devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve nihayetinde Sana’ya ulaşma açısından gerçek bir fırsat olarak değerlendirdi.

El-Aliy, Hudeyde ve limanının kurtarılmasının, Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki deniz geçitlerini Husilerin saldırılarından korumaya katkı sağlayacağını belirterek, “Görünüşe göre yeni bir karşılaşma söz konusu… Husilerin herhangi bir yeni ihlali, bu stratejik bölgenin kurtarılmasına yol açabilecek farklı bir aşamayı başlatabilir” dedi.

Yemenli siyaset analisti Abdullah İsmail ise Hudeyde ve Yemen’in diğer bölgelerinin kurtarılması mücadelesinin kaçınılmaz olduğuna dair çok sayıda gösterge olduğunu belirtti, ancak zamanlamanın kritik olduğunu vurguladı. İsmail, “Bana göre Hudeyde ve diğer bölgelerin kurtarılması savaşı gelecekte yaşanacak. Bunun zamanlaması, Husilerin güç toplamasından veya Yemenlileri manipüle etmesinden fayda sağlamalarını önleyecek bir dizi kriter ve düzenlemeye bağlı” ifadelerini kullandı.

İsmail, “Karşı karşıya olduğumuz değişkenler açık; belki de Yemen içindeki ayaklanma belirleyici olacak. Zira birçok kişi grubun kendi eliyle mezarını kazdığını düşünüyor” dedi.

Askerî açıdan ise Yemen Ortak Operasyonlar Komutanı Danışmanı Albay Muhammed Cabir, mevcut yerel ve bölgesel verilerin, ‘İran rejiminin projesiyle sert bir çatışmaya doğru gidildiğini’ gösterdiğini belirtti.

Cabir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Stockholm Anlaşması’nın siyasi ve askerî açıdan çökmesinin ardından Hudeyde ve Batı sahili cephesinin önümüzdeki günlerde açık çatışma alanına dönüşmesine dair net göstergelerin ortaya çıktığını ifade etti.

ervfe
 Batı sahilindeki Ulusal Direniş Güçleri’ne bağlı birlikler (Yemen ordusu)

Cabir, Husilerin 2026 başından itibaren benzeri görülmemiş bir askeri seferberlikle Batı sahilini İran rejiminin bölgesel çatışmalarında kullanılacak bir füze üssüne dönüştürmeyi ve Babu’l Mendeb’i siyasi pazarlık kartı olarak kullanmayı amaçladığını söyledi.

Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani’ye göre, son tırmanışla eş zamanlı olarak, geçtiğimiz hafta DMO liderleri ve uzmanları Sana’ya geldi.

Cabir, meşru hükümet ve askeri komite tarafından, Suudi Arabistan denetiminde yürütülen son hareketlerin, cepheleri ortak bir komuta altında birleştirmek, Husileri caydırmak ve limanları geri almak için ciddi hazırlıklar yapıldığını gösterdiğini belirtti.

Cabir, Husilerin kendi iradeleriyle bölgesel çatışmaya dahil olduklarını, kendilerini DMO ile bağlantılı operasyon odasının bir yürütme aracı olarak sunduklarını ve bölgesel çatışma önceliklerini Yemen’in ve Yemenlilerin çıkarlarının önüne koyduklarını vurguladı. Cabir, bu kararın Husileri hem Yemen halkıyla iç çatışmaya hem de bölgesel ve uluslararası çevreyle doğrudan karşı karşıya bırakacağını, bu durumun örgüt için sonu hızlandırabileceğini ifade etti.


Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, bölgedeki savaşı durdurabilecek tek kişinin ABD Başkanı Donald Trump olduğunu belirtti.

Sisi, Mısır Uluslararası Enerji Konferansı ve Fuarı (EGYPS) açılışında bölgedeki bu savaşı durdurabilecek tek kişinin Trump olduğunu ifade etti.

Sisi, arz eksikliği ve fiyat artışlarının etkisine dikkat çekerek, petrol fiyatının varil başına 200 doları aşabileceğine dair analistlerin endişeleri ve tahminlerin abartılı olmadığını vurguladı.

Sisi, Ortadoğu’daki karışıklıklar nedeniyle gübre kıtlığı ve bunun sonucunda küresel gıda güvenliği krizinin olası olduğunu söyledi. Sisi, “Zengin ülkeler bunu karşılayabilir, ancak orta gelirli ve kırılgan ekonomiler için bu durum ciddi istikrarsızlık yaratabilir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Sisi, Trump’ı Gazze’deki savaşı sona erdirmedeki rolünden ötürü övdü. Sisi, Kasım ayında Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde imzalanan ateşkes anlaşmasından önce de ABD Başkanı’nın tek çözümün kendisi olduğunu söylediğini hatırlattı.

 

Mısır, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kınayarak, bölgesel bir savaşın önlenmesi için diplomatik girişimlerde bulundu.

Buna karşılık, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi video konferansla yaptığı konuşmada uluslararası toplumu hayati deniz yollarını korumaya çağırdı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasını ve enerji altyapısına yönelik saldırılarını kınadı. Budeyvi, İran’ın agresyonunun tüm dünyayı tehdit ettiğini belirtti.

ABD Başkanı Trump, ABD-İsrail savaşının “İran rejiminde değişim” sağladığını ve mevcut liderleri “çok mantıklı” olarak nitelendirdiğini söyledi. Trump, aynı zamanda İranlılarla bir “anlaşma” yapacağını da belirtti.

Trump, Financial Times’a verdiği röportajda, “İran petrolünü ele geçirmek istediğini” ifade ederek, İran’ın petrol ihracat merkezi olan Hark Adası’nı kontrol edebileceğini söyledi. Trump ayrıca, İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Hürmüz Boğazı’ndan tankerlerin geçişine izin verdiğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise ABD’nin aracılar üzerinden ilettiği müzakere mesajlarını “gerçekçi olmayan, mantıksız ve abartılı” olarak nitelendirdi.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed Ishak Dar, dün Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmelerin ardından, İslamabad’ın önümüzdeki günlerde ABD ve İran arasında “ciddi müzakerelere ev sahipliği yapmaya ve bunları kolaylaştırmaya hazır olduğunu” belirtti. Amaç, süregelen çatışmaya kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulmak.


Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
TT

Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, ülkenin güneyindeki Sur kentinde bir askeri kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında bir askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Bu saldırı, Hizbullah ile İsrail arasında çatışmaların başlamasından bu yana ordu noktalarına yönelik ilk doğrudan hedef alma olarak kayda geçti.

Lübnan ordusu tarafından yapılan açıklamada, el-Amiriye bölgesinde, el-Kalile-Sur yolu üzerindeki bir kontrol noktasının hedef alındığı, saldırı sonucu bir askerin yaşamını yitirdiği ve diğer askerlerin yaralandığı belirtildi. Yaralı sayısına ilişkin detay verilmedi.

2 Mart’ta başlayan çatışmalardan bu yana Lübnan ordusu, güney ve doğu bölgelerinde görev yerleri dışında İsrail ateşi sonucu hayatını kaybeden sekiz asker için taziye açıklaması yayımladı.

Öte yandan, İsrail ordusunun yedi mahalle için tahliye uyarısı yapmasının ardından, bu sabah Beyrut’un güney banliyösüne hava saldırısı düzenlendi. Üç gün aradan sonra bölgeye gerçekleştirilen ilk saldırı sonrası hedef alınan noktadan dumanlar yükseldi. Sürekli saldırılar ve tahliye uyarıları nedeniyle bölge sakinlerinin büyük kısmının daha önce göç ettiği belirtildi.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Beyrut’ta Hizbullah’a ait olduğunu öne sürdüğü ‘altyapı hedeflerini’ vurduğunu bildirdi.

sdvsd
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (AFP)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformundaki resmi hesabından yaptığı açıklamada, Beyrut’un güney banliyölerinde yaşayanlara acil tahliye uyarısında bulundu. Adraee, özellikle Haret Hreik, el-Gubeyri, el-Leyleki, el-Hadath, Burc el-Baracne, Tahvita el-Gadir ve eş-Şiyah mahallelerinin hedef alınabileceğini belirtti.

Adraee açıklamasında, “İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki farklı bölgelerde Hizbullah’a ait askeri altyapıyı hedef almaya devam ediyor. Size zarar vermek niyetinde değiliz, bu nedenle güvenliğiniz için derhal tahliye olmanız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’daki ‘tampon bölgeyi genişletme’ talimatı verdiğini duyurdu.

Netanyahu, yayımladığı video mesajda, “Lübnan’da mevcut tampon bölgenin daha da genişletilmesi için orduya talimat verdim” dedi. Bu adımın amacının, Hizbullah mensuplarının olası saldırı riskini tamamen ortadan kaldırmak ve sınır hattında tanksavar füzesi atışlarını engellemek olduğunu ifade etti.