İngiltere'nin kuzeyini kasıp kavuran fırtınada bir kişi hayatını kaybetti

İngiltere'nin kuzeydoğu kıyısındaki Sunderland şehri açıklarında bir dalga deniz fenerine çarpıyor (DPA)
İngiltere'nin kuzeydoğu kıyısındaki Sunderland şehri açıklarında bir dalga deniz fenerine çarpıyor (DPA)
TT

İngiltere'nin kuzeyini kasıp kavuran fırtınada bir kişi hayatını kaybetti

İngiltere'nin kuzeydoğu kıyısındaki Sunderland şehri açıklarında bir dalga deniz fenerine çarpıyor (DPA)
İngiltere'nin kuzeydoğu kıyısındaki Sunderland şehri açıklarında bir dalga deniz fenerine çarpıyor (DPA)

İngiliz yetkililer bugün (Cumartesi) yaptıkları açıklamada Birleşik Krallık'ın kuzey bölgelerini güçlü bir fırtınanın kasıp kavurduğunu bildirdiler.
Fırtınada bir kişi hayatını kaybederken binlerce evin elektriği kesildi ve sürücüler geceleri karlı yollarda mahsur kaldı.
Polis yaptığı açıklamada, Cuma gecesi Kuzey İrlanda'da seyahat halindeyken arabasına bir ağaç düşen adamın öldüğünü söyledi.
Fırtınanın etkili olduğu bir dönemde, meteorolojiden yapılan açıklamada vatandaşlara "dalgaların ve enkazların yaşamı tehdit ettiği kıyılardan uzak durmaları gerektiği" uyarısı yapıldı.
Bölgedeki elektrik kuruluşu, fırtınanın, kuzey İngiltere'de 55 binden fazla abonenin elektriğini kestiğini açıkladı.
Newcastle'ın kuzeyindeki ekspres tren seferleri askıya alınırken, İskoçya'nın bazı bölgelerinde yollarda enkaz oluşması nedeniyle yollar trafiğe kapatıldı. Cuma öğleden sonra yağan kar, yolların geniş çapta kapanmasına neden oldu.
Kar ve kökünden sökülmüş ağaçlar, kuzey İngiltere ve İskoçya'daki yollarda trafiğin oluşmasına yol açtı. Trafik polisinin açıklamasına ve sosyal medya platformlarında yer alan haberlere göre birçok sürücü geceleri araçlarında uyumak zorunda kaldı.
Polis Twitter'da yaptığı açıklamada, Manchester ve Leeds arasındaki otoyolun bir bölümünde yaklaşık 120 kamyonun karda kaldığını kaydetti.
Cumartesi sabahı rüzgarlı hava yatışsa da Büyük Britanya'nın meteoroloji kurumu Met Office tehlikeli hava koşullarının devam etmesi konusunda uyardı ve insanları zorunlu olmayan seyahatlerden kaçınmaya çağırdı.



Şah'ın savaşın tehdidi altındaki projesi: Buşehr Nükleer Santrali

Buşehr Nükleer Santrali (Arşiv - Reuters)
Buşehr Nükleer Santrali (Arşiv - Reuters)
TT

Şah'ın savaşın tehdidi altındaki projesi: Buşehr Nükleer Santrali

Buşehr Nükleer Santrali (Arşiv - Reuters)
Buşehr Nükleer Santrali (Arşiv - Reuters)

İran'da faaliyetteki tek sivil nükleer tesis olan Buşehr Nükleer Santrali, İran'ın çalkantılı tarihi nedeniyle onlarca yıllık gecikmenin ardından Rusya tarafından inşa edilen santraldi ve 2013 eylülünde resmen hizmete açıldı.

İran'ın resmi haber ajanslarının bildirdiğine göre dün ABD ve İsrail, bin megavat kapasiteli bir reaktörü barındıran santralin çevresini hedef alan ortak saldırı düzenledi. Saldırıda bir güvenlik görevlisi hayatını kaybetti.

Fransız Haber Ajansı AFP'nin bildirdiğine göre 28 Şubat'ta Ortadoğu'da savaşın başlamasından bu yana, İran'ın güneybatısında Körfez kıyılarında bulunan bu bölge dördüncü kez hedef alındı.

Rusya, santralin inşasına katılmış ve Rus teknisyenler santralin işletilmesine yardımcı oluyor. Rusya dün, İran'daki santralden Rosatom Nükleer Ajansı çalışanları olan 198 işçiyi tahliye etmeye başladığını duyurdu.

Şah döneminde başlatılan proje

Başlangıçta Almanya merkezli Siemens şirketine verilen proje, 1975 yılında Şah dönemine kadar uzanıyor. Ancak 1979 İran İslam Devrimi ve Irak-İran Savaşı (1980-1988) nedeniyle çalışmalar durduruldu.

Önemli bir petrol ve doğalgaz üreticisi olan İran, enerji kaynaklarını çeşitlendirmek ve yerel tüketim için fosil yakıtlara olan bağımlılığını azaltmak amacıyla 1980'lerin sonlarında projeyi yeniden canlandırmaya çalıştı. Fakat bu kez de Almanya, nükleer silahların yayılmasına ilişkin endişeler nedeniyle Siemens’i projeden çekilmeye ikna etti.

Bunun üzerine Tahran, 1995 yılının ocak ayında basınçlı su reaktörü inşa etmek üzere sözleşme imzalayan Rusya'ya yöneldi.

Moskova ile imzalanan sözleşme, reaktörün 1999 yılında faaliyete geçmesini öngörüyordu. Buna karşın birçok sorun projenin tamamlanmasını 11 yıl geciktirdi. Projede binlerce Rus mühendis ve teknisyen çalışıyordu.

Maliyeti 1 milyar dolardan fazla olduğu tahmin edilen bu projeyle ilgili olarak Ruslar ve İranlılar arasında birçok mali anlaşmazlık da yaşandı.

Washington’ın baskısı

Diğer engellerin yanı sıra Washington da santralin faaliyete geçmesinin İran’ın nükleer silahlara sahip olma olasılığını kolaylaştıracağından endişesiyle Moskova’yı nükleer santralin inşasını tamamlamamaya ikna etmek için yoğun baskı uyguladı.

Bununla birlikte Moskova, nükleer yayılma riskini azaltmak amacıyla santrale nükleer yakıt sağlanması ve bu yakıtın Rusya'ya iade edilmesini öngören bir anlaşma imzalayarak santralin inşasını tamamlamak için bir istisna elde etti.

Çok sayıda analist ve diplomat, Rusya'nın İran üzerindeki etkisini korumak, özellikle de İran'ı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile iş birliği yapmaya zorlamak için santralin tamamlanmasını geciktirdiğini düşünüyor.

Sivil kullanım

Natanz Uranyum Zenginleştirme Tesisi veya ağır su ile enerji üretmek üzere kurulması planlanan Arak Nükleer Reaktörü’nden farklı olarak, Buşehr Nükleer Santrali, nükleer silahların yayılmasına katkıda bulunan bir faktör olarak değerlendirilmiyor.

Batı güçleri, İran’ı yıllardır nükleer silah geliştirmeye çalıştığıyla suçluyor; ancak Tahran bu iddiaları reddediyor.

Buna karşılık İran, bölgedeki tek nükleer askeri güç olan İsrail'i, uranyum zenginleştirme tesislerinden bazılarını sabote etmekle defalarca kez suçladı.

ABD, İran'ın uranyum zenginleştirmesini engellemenin önemini vurgularken, Tahran sivil amaçlı nükleer enerjiye sahip olma hakkını savunuyor. Ancak İran, uranyumu yüzde 60 oranında zenginleştirdi. Bu oran, nükleer silah üretimi için gereken yüzde 90'a yakın ve sivil kullanım için gerekli seviyenin oldukça ötesinde.

Körfez ülkelerine yakın konumu

Buşehr Nükleer Santrali, Arap Körfezi ülkelerine yakın bir konumda bulunuyor ve 750 kilometreden fazla uzaklıktaki Tahran’dan çok, Kuveyt ve Doha gibi Arap başkentlerinin yakınlarında yer alıyor.

Komşu Arap Körfez ülkeleri, özellikle deprem riski yüksek bir bölgede büyük bir deprem meydana gelmesi durumunda radyasyon sızıntısı tehlikesi açısından bu santralin güvenilirliği konusunda defalarca endişelerini dile getirdi.

Buşehr bölgesi 2021 yılının nisan ayında, 5,8 büyüklüğünde bir depremle sarsıldı. Ancak yetkililer, nükleer santralin zarar görmediğini açıkladı.


İsrailliler İran, Lübnan ve Gazze'deki savaşların sona ermesini talebiyle protesto gösterisi düzenledi

Tel Aviv'de İsrailliler savaşa karşı protesto gösterisi düzenledi (AFP)
Tel Aviv'de İsrailliler savaşa karşı protesto gösterisi düzenledi (AFP)
TT

İsrailliler İran, Lübnan ve Gazze'deki savaşların sona ermesini talebiyle protesto gösterisi düzenledi

Tel Aviv'de İsrailliler savaşa karşı protesto gösterisi düzenledi (AFP)
Tel Aviv'de İsrailliler savaşa karşı protesto gösterisi düzenledi (AFP)

Fransız Haber Ajansı AFP, dün, Tel Aviv'de yüzlerce İsraillinin, İran ve Lübnan ile devam eden savaşları protesto etmek amacıyla gösteri düzenlediğini bildirdi. AFP’nin haberine göre protesto gösterisi sırasında Başbakan Binyamin Netanyahu karşıtı sloganlar atıldı.

Savaş nedeniyle toplu etkinliklere getirilen kısıtlamalara rağmen, sahil kentinin orta kesimlerindeki bir meydanda toplanan göstericilerin ellerinde savaş karşıtı pankartlar vardı. Bunlardan birinde “Bombardımana hayır, bitmeyen savaşı bitirin!” yazıyordu.

dvdfvdf
İsrail polisi, savaş karşıtı göstericileri dağıtırken (DPA)

İsrail içindeki Filistinli (Arap) ve Yahudi vatandaşlardan oluşan, “Birlikte Duralım" (Standing Together) adıyla bilinen hareketin sorumlularından Alon-Lee Green, Fransız Haber Ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada, “Polis sesimizi bastırmaya çalışıyor” dedi.

Green, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İran'daki savaşın, Lübnan'daki savaşın ve halen devam eden Gazze'deki savaşın sona ermesini talep etmek ve Batı Şeria'daki zulmün sona ermesini talep etmek için buradayız. İsrail'de her zaman savaş vardır. Eğer gösteri yapmamıza izin verilmezse, konuşmamıza da asla izin verilmez.”

AFP muhabirine göre İsrail polisi daha sonra Green ve bir dizi göstericiyi gözaltına aldı.

Göstericiler, hükümetin İran'la savaş gerekçelerine şüpheyle yaklaştıklarını ifade ettiler.

sddefv
Tel Aviv'de İsrailliler savaş karşıtı protesto gösterisi düzenledi (AFP)

Sadece ilk adını söylemeyi tercih eden Cecile (62), “Savaşın sebebi konusunda ciddi şüphelerim var. Bence asıl neden (Başbakan Binyamin) Netanyahu'nun hakkında davaları durdurmak istemesi” değerlendirmesinde bulundu.

Netanyahu, uzun süredir devam eden bir yolsuzluk davasında yargılanıyor. Bu sebeple cumhurbaşkanlığı affı talep etti. ABD Başkanı Donald Trump da İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'a defalarca kez baskı uygulayarak Netanyahu için af talebinde bulundu.

Dün akşam yayınlanan bir videolu açıklamada İran'a karşı askerî harekâtı sürdüreceğine söz veren Netanyahu, “Tahran'daki terörist rejimi vurmaya devam edeceğimize söz vermiştim ve tam da bunu yapıyoruz” dedi.

İsrail Başbakanı, “Bugün petrokimya fabrikalarını vurduk” diye ekledi.

Öte yandan İsrail ordusu, cuma günü İran'ın çelik üretim tesislerini vurduğunu açıklamıştı. Netanyahu, “Bu iki sektör, bize ve tüm dünyaya karşı yürüttükleri terör savaşını finanse eden para makinesi. Bunları vurmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

ddsfv
İsrail polisi Tel Aviv'de bir göstericiyi gözaltına alırken (AFP)

Protestoculardan biri olan Cecile ise savaşın nedenlerinin sürekli değiştiğini belirterek, “Savaşın nedenleri sürekli değişiyor. Neyin başarı, neyin başarısızlık sayılacağını bilmiyoruz, ne kadar süreceğini de bilmiyoruz” şeklinde konuştu.

Savaşın başlamasından bu yana büyük toplantılara getirilen kısıtlamalara rağmen, protestocular toplantıyı düzenlemekte ısrar etti.

İsrail ordusunun verilerine göre dün akşam Yemen'den atılan bir füzenin yanı sıra gece yarısından itibaren İran'dan atılan 8 füze tespit edildi.

sdvfrg
Tel Aviv'de İsrailliler savaşa karşıtı protesto düzenledi (AFP)

İsrailli sağlık görevlilerine göre İran'dan atılan roketler nedeniyle en az 5 kişi yaralandı.

Protestocular, Yemen'den tespit edilen füze saldırısı uyarısından sonra protesto alanını terk etmeye başladı.

İsrail ve İran, 28 Şubat'ta İran'a karşı başlayan ve geniş çaplı bir bölgesel savaşa dönüşen ABD-İsrail ortak saldırısından bu yana birbirlerine saldırılar düzenliyor.


Nijerya’da etnik çatışmalar ve misilleme eylemlerinde 11 kişi öldü

Nijerya'nın kuzeyindeki Kaduna eyaletinde bir polis arabası (Reuters)
Nijerya'nın kuzeyindeki Kaduna eyaletinde bir polis arabası (Reuters)
TT

Nijerya’da etnik çatışmalar ve misilleme eylemlerinde 11 kişi öldü

Nijerya'nın kuzeyindeki Kaduna eyaletinde bir polis arabası (Reuters)
Nijerya'nın kuzeyindeki Kaduna eyaletinde bir polis arabası (Reuters)

Nijerya polisi, nüfusu 250 milyonu aşan ve Afrika kıtasının en büyük petrol üreticisi olan ancak yıllardır artan güvenlik sorunlarıyla boğuşan Nijerya'nın orta kesimlerindeki Nasarawa eyaletinde, etnik çatışmalar sırasında düzenlenen bir misilleme saldırısında en az 11 kişinin öldüğünü açıkladı.

Nijerya, yıllardır Boko Haram ve ‘Batı Afrika'daki DEAŞ’ örgütüyle şiddetli bir savaş verirken, fidye amacıyla kaçırma eylemlerine yönelen organize suç şebekelerinin tehdidi giderek artıyor.

Ayrıca Müslümanlar ve Hıristiyanlar arasındaki mezhepsel gerginlik ve kuraklık ile iklim değişikliğinin yol açtığı kıt kaynaklar üzerindeki çatışmalar nedeniyle yerel topluluklar arasındaki gerginlik de tırmanıyor.

Irkçı cinayet

Nasarawa Eyaleti Polis Sözcüsü Ramhan Nansel, geçtiğimiz cuma günü Odigi bölgesini hedef alan bir saldırı sonucu en az 11 kişinin öldüğünü ve 50'den fazla evin yıkıldığını açıkladı. Saldırının, kendi etnik grubundan iki kişinin öldürülmesinin ardından misilleme saldırısı düzenledikleri şüphelenilen silahlı kişiler tarafından gerçekleştirildiği düşünülüyor.

Polis Sözcüsü Nansel, çatışmaların Akiawa ve Odige Kasa'daki diğer bölgelere de yayıldığını açıkladı.

dsv
Nijerya'nın Plateau eyaletinin yönetin şehri Jos'ta silahlı saldırının yaşandığı olay yerine gelen polisler ve vatandaşlar (Reuters)

Yerel polis müdürünün etkilenen bölgeleri ziyaret ettiğini belirten Nansel, ‘cinayet ve yıkım olayları karşısında derin üzüntüsünü’ dile getirerek, ‘adaletin yerini bulacağına’ dair söz verdi.

Saldırıya karışanların takibi için ‘geniş ve yoğun bir operasyon başlatılması’ yönünde resmi talimat verildiğini söyleyen Nansel, “Polis komiseri, tüm faillerin hızlı bir şekilde tespit edilmesini, tutuklanmasını ve adalete teslim edilmesini sağlamak için taktik ekiplere ve soruşturma birimlerine talimat verdi” dedi.

Kırılgan bir sakinlik

Olayın üzerinden ilk 24 saatin geçmesinin ardından polis, bölgeye göreceli bir sakinliğin yeniden hâkim olduğunu duyurdu. Ancak bölge sakinlerinin etnik çatışmaların yeniden alevlenmesinden duydukları endişe nedeniyle bu sakinliği kırılgan olarak tanımladı.

dfvdf
Nijerya'nın kuzey-orta kesimlerindeki Jos bölgesinden bir kare (Reuters)

Bölge sakinlerine güvence verirken normal yaşamlarına dönmeleri için çağrıda bulunan Nansel, düzenlediği basın açıklamasında, “Etkilenen bölgelerde durum normale döndü ve şiddetin tekrarlanmasını önlemek için önleyici tedbirler alındı” dedi.

Polis Sözcüsü sözlerini şöyle sürdürdü:

“Güvenlik durumunun gelecekte daha da kötüye gitmesini önlemek amacıyla, koruma sağlamak ve kalıcı barışı yeniden tesis etmek için ordu ve sivil savunma teşkilatı ile koordineli olarak polis güçlerinin yoğun ve acil bir şekilde sevk edilmesi talimatı verildi.”

Bölgenin önde gelenleriyle bir toplantı düzenlendiğini açıklayan yetkililer, halka sakin kalmaları ve güvenlik güçleriyle iş birliği yapmaları çağrısında bulundu.

Daha fazla ölü

Öte yandan yerel kaynaklar, kurban sayısının daha fazla olabileceğine işaret ettiler. Yerel yetkililerden Onarigo Ona, yaklaşık 15 kişinin öldüğünü, diğerlerinin ise hala kayıp olduğunu söyledi.

dvde
Nijerya Cumhurbaşkanı Bola Ahmed Tinubu, güvenlik durumunun kötüleştiği bir dönemde düzenlenen bir avcılık festivaline katıldı (EPA)

Etkilenen bölgeleri ziyaret eden Ona, saldırıyı ‘kabul edilemez ve şiddetle kınanması gereken’ bir olay olarak nitelendirdi.

Yerel yetkili, saldırının ayrıca evlerin, araçların, motosikletlerin, gıda maddelerinin ve diğer malların tahrip olmasına yol açtığını belirtti.

Mağdur halka hitaben konuşan ve eyalet yerel parlamentosunda milletvekili olan Ona, devletin vatandaşların hayatını güvence altına almak için güvenlik ve askeri önlemlerini artırması gerektiğini vurgularken yerel yetkililerle birlikte güvenliği güçlendirmek için çalışacağı sözü verdi.

dfvbfr
Maiduguri’deki misilleme saldırıları sonucu  bir pazar yerinde meydana gelen hasarı inceleyen polis memurları (AP)

Diğer taraftan halk, yerel meclis üyesine verdikleri yanıtta, yerinden edilmiş kişilerin evlerine dönüp normal hayatlarına devam edebilmeleri için güvenlik güçlerinin varlığının artırılmasını talep etti ve acil bir hükümet müdahalesi sağlanması amacıyla bu konuyu eyalet meclisinde gündeme getirmesini istedi.

Bu saldırıdan birkaç gün önce komşu Plateau eyaletinde, aralarında Jos Üniversitesi'nden öğrenciler ve çalışanların da bulunduğu en az 28 kişinin öldürüldüğü benzer bir olay ve en az 30 kişinin öldürüldüğü Hristiyan cemaatleri hedef alan diğer saldırılar gerçekleşmişti.

Güvenlik analistlerine göre Nijerya'nın orta bölgelerinde bu saldırıların tekrarlanması, çoğunlukla yerel çatışmalarla bağlantılı olan toplumsal gerilimlerin ve misilleme amaçlı şiddet eylemlerinin devam ettiğini gösteriyor.