Cafura Doğalgaz Sahası, Suudi Arabistan'ı dünyanın en büyük üçüncü gaz üreticisi yapacak

Mühendislik, tedarik ve inşaat işlerinin geliştirilmesi için 10 milyar dolarlık sözleşme imzalandı

Suudi Arabistan, Cafura Doğalgaz Sahası’nı geliştirmek için bir proje başlattığını duyurdu. Suudi Arabistan Enerji Bakanı: Sahanın maliyeti 5 ila 6 milyar riyali çok aşmayacak (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan, Cafura Doğalgaz Sahası’nı geliştirmek için bir proje başlattığını duyurdu. Suudi Arabistan Enerji Bakanı: Sahanın maliyeti 5 ila 6 milyar riyali çok aşmayacak (Şarku’l Avsat)
TT

Cafura Doğalgaz Sahası, Suudi Arabistan'ı dünyanın en büyük üçüncü gaz üreticisi yapacak

Suudi Arabistan, Cafura Doğalgaz Sahası’nı geliştirmek için bir proje başlattığını duyurdu. Suudi Arabistan Enerji Bakanı: Sahanın maliyeti 5 ila 6 milyar riyali çok aşmayacak (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan, Cafura Doğalgaz Sahası’nı geliştirmek için bir proje başlattığını duyurdu. Suudi Arabistan Enerji Bakanı: Sahanın maliyeti 5 ila 6 milyar riyali çok aşmayacak (Şarku’l Avsat)

Saudi Aramco, dün faaliyet göstermeye devam edeceği duyurulan Cafura Doğalgaz Sahası’nın 2030 yılına kadar günde yaklaşık iki milyar fit küp gaz sağlayacağını açıkladı. Saudi Aramco'nun önümüzdeki on yılın sonunda dünyanın en büyük üçüncü gaz üreticisi olması bekleniyor.
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Cafura Doğalgaz Sahası’ndaki geliştirme projesinin devlet bütçesine maliyetinin 5 ila 6 milyar riyalin (1,3 ila 1,6 milyar dolar) çok üzerinde olmayacağını söyledi. Cafura Doğalgaz Sahası’ndaki geliştirme projesiyle ilgili tartışmaların, Suudi Arabistan’da enerji karışımı konseptini geliştirmek için yeni kapılar açtığını ve yeni umutlar yeşerttiğini belirten Enerji Bakanı, böylece 17'den fazla katılımcı tarafından hazırlanan kapsamlı bir enerji karışımı programının başlatılacağını kaydetti.
Saudi Aramco gibi milli şirketlerin güçlendirilmesi gerektiğine işaret eden Bakan Prens Abdulaziz bin Selman, dünyada devlet ve Enerji Bakanlığı tarafından imtiyaz alanında devletin çıkarlarını korumakla yetkilendirilmiş Saudi Aramco gibi başka bir hidrokarbon kaynakları şirketi daha olmadığını vurguladı.
Öte yandan Saudi Aramco, dün, Suudi Arabistan’ın doğusunda yer alan Zahran'da bulunan Cafura Doğalgaz Sahası’ndaki geliştirme projesi çalışmalarının başlanmasını kutladı. Çok uluslu petrol sahası hizmetleri sunan Fransa merkezli Schlumberger ve ABD merkezli Halliburton şirketleriyle geliştirme projesi çalışmaları konusunda sözleşmelerin imzalandığı Cafura Doğalgaz Sahası, Suudi Arabistan’ın en büyük petrolle ilişkisiz doğalgaz sahası olarak kabul ediliyor. Saudi Aramco, sahadaki doğalgaz üretiminin 2036 yılına kadar günlük yaklaşık 2,2 milyar fit küpe ulaşmasının beklediğini açıkladı. Sahadan aynı zamanda etan ile ilişkili günlük 425 milyon fit küp doğalgaz üretilmesi de planlanıyor.
Açıklamada, Cafura Doğalgaz Sahası’nın günde yaklaşık 550 bin varil sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ve hidrokarbonlar üreteceği ve Cafura’daki harcamaların geliştirme projesinin ilk on yılında 68 milyar dolara ulaşmasının beklediği belirtildi.
Saudi Aramco, 16 şirketle Cafura’daki doğalgaz ve gaz sıkıştırma tesislerinin yanı sıra ilgili altyapı ve yüzey tesislerinin mühendislik, tedarik ve inşaat işleri ve yer altı kaynaklarını geliştirme projeleri için toplam 10 milyar dolarlık sözleşme imzaladı.
Saudi Aramco’nun açıklamasına göre bu alanda hizmet sunan yerel ve uluslararası şirketlerle, Cafura’da yerin üstünde ve altında kaynakların geliştirilmesine yönelik birçok projenin yer aldığı çeşitli sözleşmeler imzalandı. Bu da doğalgaz işleme ve sıkıştırma tesislerinin yanı sıra bu işe özel olarak tasarlanmış ana iletim boru hatları, akış hatları ve yaklaşık bin 500 kilometre uzunluğundaki doğalgaz toplama boru hatlarının yer aldığı bir ağ aracılığıyla LNG ve hidrokarbonların güvenli bir şekilde aktarılması anlamına geliyor.
Proje ayrıca Cafura’da bir tedarik noktasının inşa edilmesi ve iletim boru hatlarını ve Cafura doğalgaz tesisi ile yeni ortak üretim tesisleri arasındaki elektrik bağlantısını da kapsıyor.
Suudi Arabistan'daki en büyük petrolle ilişkisiz gaz sahası olarak kabul edilen Cafura Doğalgaz Sahası’nın rezervlerinin 200 trilyon fit küp olduğu tahmin ediliyor. Saudi Aramco'nun CEO'su Emin Nasır, Cafura Doğalgaz Sahası ile ilgili yaptığı açıklamada, buradaki gazın ‘yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişin temel taşı’ olacağını söyledi.
Bloomberg’in haberine göre Nasır, Suudi Arabistan'ın doğusundaki Zahran'da yaptığı açıklamada, Cafura Doğalgaz Sahası’nın geliştirilmesinin Suudi Arabistan’ı elektrik üretimi için günlük yarım milyon varil yakıt tüketmekten kurtaracağına işaret ederek, “Cafura Doğalgaz Sahası’nda yapılan üretim, Suudi Arabistan’ın önümüzdeki on yılın sonunda dünyanın en büyük üçüncü doğalgaz üreticisi yapacak” ifadelerini kullandı.
Cafura Doğalgaz Sahası’ndaki geliştirilmesiyle ilgili olarak Nasır, “Devasa kaynaklarımızı ticari olarak uygulanabilir hale getirmeye katkıda bulunacak” şeklinde konuştu. Cafura’da faaliyetlerin başlamasıyla ilgili düzenlenen törende konuşan Nasır, “Doğalgaz, yakıt olarak yenilenebilir enerji geçişinde önemli bir köprüdür” dedi.
Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı ve Saudi Aramco, Cafura Doğalgaz Sahası’nın proje ömrü boyunca 230 bin kişinin istihdam edileceğini açıklamışlardı.
Saudi Aramco'ya göre Cafura Doğalgaz Sahası’nın toplam alanının 170 kilometre uzunluğunda ve 100 kilometre genişliğinde olduğu tahmin ediliyor. Cafura Doğalgaz Sahası’nda, petrokimya ve metal endüstrilerine hammadde sağlayan doğalgaz sıvıları bakımından zengin gaz kaynakları bulunuyor.
Üretimin 2024 yılı başlarında başlaması beklenen Cafura Doğalgaz Sahası’nı geliştirme aşamaları, sahanın gaz üretiminde kademeli bir artışa yol açacak ve 2036 yılında sahada günlük yaklaşık 2,2 milyar fit küp gaz üretilecek.
Günlük yaklaşık 425 milyon fit küp doğalgaz üretebilecek olan Cafura Doğalgaz Sahası’nın üretimi, mevcut üretimin yaklaşık yüzde 40'ını oluşturacak. Saha ayrıca petrokimya endüstrileri için ihtiyaç duyulan LNG ve hidrokarbondan günlük yaklaşık 550 bin varil üretecek.
Cafura Doğalgaz Sahası, Saudi Aramco'nun taahhüt ettiği en yüksek çevre standartlarına uygun olarak geliştirilecektir. Sahanın gelişiminin uzun vadede olumlu bir mali etkiye sahip olmasını bekleyen Şirkete göre bu mali etki, sahanın geliştirilmesi ile ilgili çalışmalarla eş zamanlı olarak şirketin mali sonuçlarında görülmeye başlanacak.
Saudi Aramco Arama ve Üretim İşlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Nasır en-Nuaymi, yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Şuan, en yüksek güvenlik ve çevre koruma standartlarını dikkate alarak, sahayı verimli ve karlı bir şekilde geliştirme yeteneğine sahibiz. Cafura Doğalgaz Sahası, gelecekteki hedeflerimize ulaşma kararlılığımızı artıracak. Şirket, yeni sahalar keşfetmeye devam ediyor. Şirket, mevcut sahaların yeniden gözden geçirilmesinin yanı sıra uzun vadeli enerji ve petrokimya talebini karşılamak için entegre bir küresel gaz iş portföyü geliştirme hedefine ulaşmak amacıyla doğalgaz ve LNG alanındaki ortak yatırım fırsatlarını değerlendiriyor.”
Saudi Aramco'nun dijital dönüşüm programına göre şirket, Cafura Doğalgaz Sahası’nı geliştirmek için nesnelerin interneti, inşa, işletme ve güvenlik çalışmalarını geliştirmek için video analitiğini içeren Dördüncü Sanayi Devrimi'nin (Endüstri 4.0) ileri teknolojilerini kullanacak.



ABD'de milyonerlerin sayısı artsa da zenginlik anlayışı değişti

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

ABD'de milyonerlerin sayısı artsa da zenginlik anlayışı değişti

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Yeni bir habere göre artık rekor sayıda Amerikalı milyoner var ancak servetlerinin değeri eskisi gibi değil.

The Washington Post'un federal veriler üzerinde yaptığı analize göre, ABD'de ortalama hane halkı net serveti 1 milyon doları aştı ve ailelerin yaklaşık yüzde 16'sının servetleri bu eşiği geçti.

Ancak 1 milyon dolar, birkaç 10 yıl öncesine göre çok daha az değerli. Örneğin Çalışma İstatistikleri Bürosu'nun Tüketici Fiyat Endeksi Enflasyon Hesaplayıcısı'na göre, 1996'da 1 milyon doların satın alma gücü bugün 2,1 milyon dolara eşdeğerdi.

Bugün birçok Amerikalı milyoner kendilerini kayda değer derecede zengin saymıyor gibi görünüyor. Northwestern Mutual'ın 2025 Planlama ve İlerleme Çalışması'na göre, en az 1 milyon dolarlık yatırım yapılabilir varlığa sahip Amerikalıların yaklaşık yüzde 64'ü kendilerini "zengin" olarak görmüyor.

Indiana'daki Donaldson Capital Management'tan finans danışman Nathan Winklepleck, The Washington Post'a, 1 milyon dolarlık servetin bir "kilometre taşı" olduğunu ancak "artık süper zengin olduğunuz anlamına gelmediğini" söyledi.

Gazeteye, "Eskiden olduğu gibi nadir bir statü değil" diye konuştu.

Yazılım sektöründe çalışan 27 yaşındaki Seattle sakini Martin Xu, The Washington Post'a geçen yıl 1 milyon dolara ulaştığını ancak hâlâ "küçük, sade bir dairede" yalnız yaşadığını ve genellikle evde yediğini söylemişti..

"Gerçekten güzel bir kilometre taşı" diye eklemişti.

Ama elbette o zamanki 1 milyon dolar, şimdikiyle aynı değil. Babamın yıllar önce bahsettiği 1 milyon dolara sahip değilim.

Konut fiyatları da artıyor. 2025 Zillow raporuna göre, ABD'de başlangıç ​​seviyesindeki bir evin 1 milyon dolar veya daha fazla olduğu 230'dan fazla şehir var. Bu şehirlerin çoğu Kaliforniya, New Jersey ve New York'ta yoğunlaşmış olsa da ABD'nin her yerinde bulunabiliyorlar.

Zillow'un raporunda, "Elbette, Kaliforniya hâlâ 1 milyon dolarlık başlangıç ​​evleri bulunan açık ara en fazla şehre (113) sahip ancak ABD eyaletlerinin tam yarısında en az bir böyle şehir var, listeye geçen yıl katılan Minnesota ve Rhode Island da bunların arasında" deniyor.

Bu haber, ABD'de giderek genişleyen servet uçurumuna ilişkin endişeler artarken geldi. Ocak ayında açıklanan Merkez Bankası verilerine göre, ABD'deki en zengin yüzde 1'lik kesim geçen yıl servetlerini yaklaşık 5 trilyon dolar artırdı ve artık toplamda yaklaşık 55 trilyon dolara sahipler; bu da en alttaki yüzde 90'lık kesimin neredeyse tüm servetine denk geliyor.

Forbes'un geçen ay bildirdiğine göre ABD ayrıca tahmini 989 milyardere ev sahipliği yapıyor ki bu da yeni bir rekor.

Independent Türkçe


Savaş riski toparlanmayı tehdit ediyor… Uluslararası Para Fonu küresel büyüme tahminlerini düşürdü

Gourinchas, Washington’da düzenlenen “Dünya Ekonomik Görünümü” raporunun sunulduğu basın toplantısında konuşuyor (EPA)
Gourinchas, Washington’da düzenlenen “Dünya Ekonomik Görünümü” raporunun sunulduğu basın toplantısında konuşuyor (EPA)
TT

Savaş riski toparlanmayı tehdit ediyor… Uluslararası Para Fonu küresel büyüme tahminlerini düşürdü

Gourinchas, Washington’da düzenlenen “Dünya Ekonomik Görünümü” raporunun sunulduğu basın toplantısında konuşuyor (EPA)
Gourinchas, Washington’da düzenlenen “Dünya Ekonomik Görünümü” raporunun sunulduğu basın toplantısında konuşuyor (EPA)

Uluslararası Para Fonu (IMF), Salı günü 2026 yılına ilişkin küresel büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize ederek, Ortadoğu’daki savaşın küresel ekonomik toparlanma sürecini sekteye uğratabileceği uyarısında bulundu. Kuruma göre, çatışmalar emtia piyasalarında dalgalanmalara ve fiyat artışlarına yol açıyor.

IMF, Washington’da düzenlenen Bahar Toplantıları kapsamında yayımladığı “Dünya Ekonomik Görünümü” raporunda, küresel ekonominin bu yıl yüzde 3,1 büyüyeceğini öngördü. Bu oran, Ocak ayında açıklanan yüzde 3,3’lük tahmine kıyasla düşüş anlamına geliyor. Söz konusu revizyon, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından Tahran’ın karşılık vermesiyle bölgede tırmanan gerilimin etkisiyle yapıldı.

IMF Başekonomisti Pierre-Olivier Gourinchas, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Savaş olmasaydı 2026 büyüme tahminimizi yüzde 3,4’e yükseltmeyi planlıyorduk” dedi.

ervgf
Grays’ta bulunan Navigator tesisindeki petrol, doğal gaz ve yakıt depolama üniteleri (EPA)

Raporda, petrol, doğal gaz ve gübre fiyatlarındaki artışın doğrudan çatışmalarla bağlantılı olduğu belirtildi. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığının aksaması ve bölgede artan askeri önlemler, enerji arzı üzerinde baskı oluşturuyor.

IMF, küresel enflasyonun bu yıl yüzde 4,4’e yükseleceğini, bunun da Ocak tahminlerine göre 0,6 puanlık artış anlamına geldiğini açıkladı. Gourinchas, enflasyondaki düşüş eğiliminin ilerleyen dönemde yeniden başlayabileceğini ifade etti.

Ancak bu tahminler, çatışmanın sınırlı süreli kalacağı ve enerji piyasalarındaki şokların geçici olacağı varsayımına dayanıyor. Gourinchas, “Bu durumun büyük bir enerji krizine dönüşme ihtimalinden ciddi şekilde endişe duymalıyız” uyarısında bulundu.

Daha olumsuz senaryolarda ise enerji fiyatlarının uzun süre yüksek kalması halinde küresel büyümenin yüzde 2,5’e, hatta yaklaşık yüzde 2’ye kadar gerileyebileceği belirtiliyor. Gourinchas, “1980’den bu yana küresel büyüme yalnızca birkaç kez yüzde 2 seviyesine düşmüştür” diyerek 2008 küresel finans krizi ve Kovid 19 pandemisi gibi büyük şoklara dikkat çekti.

Raporda ayrıca, bu yeni şokun ABD’nin ticaret politikalarında yaşanan önemli değişimlerin ardından gelmesinin, küresel ticaret sistemi üzerindeki baskıyı artırdığı vurgulandı.

Etkiler eşit dağılmıyor

IMF, küresel tahminlerdeki revizyonların sınırlı görünmesine rağmen, en ağır etkinin Ortadoğu ve kırılgan ekonomilerde hissedileceğini belirtti. Gelişmekte olan ülkelerin, gelişmiş ekonomilere kıyasla iki kat daha fazla etkileneceği ifade edildi.

Enerji ve gübre fiyatlarındaki artışın gıda fiyatlarını da yukarı çekebileceği, bunun özellikle enerji ithalatçısı düşük gelirli ülkeler üzerinde ciddi baskı yaratacağı kaydedildi.

dcsd
Uluslararası Para Fonu logosu (Reuters)

ABD ekonomisinin ise bu yıl yüzde 2,3 büyümesi bekleniyor; tahmin aşağı yönlü revize edilse de yüksek enerji fiyatlarından sınırlı ölçüde fayda sağlanabileceği değerlendiriliyor.

Asya’da yavaşlama uyarısı

IMF, Çin ekonomisi için büyüme tahminini bu yıl yüzde 4,4’e düşürdü. Jeopolitik gerilimlerin etkisiyle baskı altında kalan ekonomide ihracatın hâlâ dayanıklılık gösterdiği, ancak genel görünümün zayıf olduğu belirtildi. Çin’de büyümenin 2027’ye kadar yüzde 4’e gerilemesi bekleniyor.

Japonya’da ise Japonya Merkez Bankası’nın faiz artırımlarını kademeli olarak hızlandıracağı öngörülüyor. Ekonomik büyümenin 2026’da yüzde 0,7’ye, 2027’de yüzde 0,6’ya düşmesi bekleniyor.

dscd
Romainville’de bir akaryakıt istasyonunda sergilenen “Hizmet dışı” tabelası (EPA)

Gelişmekte olan Asya ekonomileri için büyüme tahmini de yüzde 4,9’a indirildi. Bölgedeki ekonomilerin, turizm gelirlerindeki azalma ve işçi dövizlerindeki düşüş nedeniyle olumsuz etkileneceği ifade edildi.

Buna karşılık Hindistan ekonomisinin yüzde 6,5 büyümesi bekleniyor. ABD’nin gümrük vergilerini yüzde 50’den yüzde 10’a düşürmesi, jeopolitik şokun etkilerini kısmen hafifletti.

Euro Bölgesi ve Avrupa ekonomileri

Euro Bölgesi için büyüme tahmini yüzde 1,1’e düşürüldü. Güçlü euro, ihracatçıların rekabet gücünü zayıflatıyor.

Almanya’da büyümenin yüzde 0,8’e gerilemesi beklenirken, bunun temel nedeni enerji maliyetlerindeki artışın sanayi üzerindeki baskısı olarak gösterildi.

Fransa için tahmin yüzde 0,9’a indirildi. İspanya ise yüzde 2,1 büyüme ile bölgenin en iyi performans gösteren ekonomilerinden biri olmaya devam ediyor. İtalya’da büyüme yüzde 0,5 seviyesinde kalacak.

İngiltere’de sert revizyon

İngiltere ekonomisi için büyüme tahmini, gelişmiş ülkeler arasında en büyük aşağı yönlü revizyona uğrayarak yüzde 0,8’e düşürüldü. Daha önce bu oran yüzde 1,3 olarak öngörülüyordu.

Bu düşüşün başlıca nedenleri arasında, İran’a yönelik ABD-İsrail saldırıları sonrası doğal gaz fiyatlarının keskin şekilde yükselmesi ve İngiltere Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinde yavaş hareket etmesi yer alıyor.

dc
Grays’ta bulunan Navigator tesisinde kimyasal ve petrol tankerleri, gaz ve yakıt depolama ünitelerine yüklerini boşaltıyor (EPA)

IMF, enflasyonun kontrolden çıkmasının beklenmediğini belirtmekle birlikte, fiyat artışı beklentilerinin yeniden yerleşmesi riskine dikkat çekti. Gourinchas, “Bu durumda daha kalıcı bir enflasyonla karşı karşıya kalabiliriz” dedi.

Böyle bir senaryoda merkez bankalarının, arz yönlü olumsuz şoklara rağmen enflasyonu kontrol altına almak için faiz artırmak zorunda kalabileceği uyarısı yapıldı.


Dünya Bankası Başkanı, gelişmekte olan ülkeleri tehdit eden 800 milyon kişilik istihdam açığı konusunda uyarıda bulundu

Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga, Washington’daki Dünya Bankası Genel Merkezi’nde Reuters’a röportaj verdi. (Reuters)
Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga, Washington’daki Dünya Bankası Genel Merkezi’nde Reuters’a röportaj verdi. (Reuters)
TT

Dünya Bankası Başkanı, gelişmekte olan ülkeleri tehdit eden 800 milyon kişilik istihdam açığı konusunda uyarıda bulundu

Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga, Washington’daki Dünya Bankası Genel Merkezi’nde Reuters’a röportaj verdi. (Reuters)
Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga, Washington’daki Dünya Bankası Genel Merkezi’nde Reuters’a röportaj verdi. (Reuters)

Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga, Ortadoğu’daki savaşın gölgesinde küresel iş gücü piyasasında yaklaşan krize dikkat çekerek, önümüzdeki yıllarda gelişmekte olan ülkeleri tehdit eden büyük bir istihdam açığı bulunduğu uyarısında bulundu.

Reuters’a konuşan Banga, 10 ila 15 yıl içinde gelişmekte olan ülkelerde yaklaşık 1,2 milyar kişinin çalışma çağına ulaşacağını, ancak mevcut ekonomik eğilimler doğrultusunda bu ülkelerin en fazla 400 milyon yeni iş oluşturabileceğini belirtti. Banga, bu durumun yaklaşık 800 milyonluk bir istihdam açığına yol açacağını ifade etti.

Mastercard’ın eski CEO’su Banga, Kovid-19 pandemisinden bu yana küresel ekonominin art arda kısa vadeli şoklarla karşı karşıya kaldığını ve bu nedenle uzun vadeli sorunlara odaklanmanın zorlaştığını dile getirdi. Ortadoğu’daki son gelişmelerin de bu tabloyu ağırlaştırdığını belirten Banga, “Aynı anda hem yürümeli hem de sakız çiğnemeliyiz” sözleriyle, kısa vadeli krizlerle mücadele edilirken istihdam yaratma, elektriğe erişimi genişletme ve temiz su temini gibi yapısal önceliklerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Savaşın etkileri, bu hafta Washington’da düzenlenen Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) bahar toplantılarına da yansıdı. Binlerce yetkilinin katıldığı toplantılar, ABD-İsrail ile İran arasındaki artan gerilimlerin gölgesinde gerçekleşiyor. Bu durumun küresel büyümeyi yavaşlatabileceği ve enflasyonist baskıları artırabileceği değerlendiriliyor. Ekonomik etkinin boyutunun, geçen hafta ilan edilen geçici ateşkesin ne kadar sürdürülebileceğine bağlı olduğu belirtilirken, Hürmüz Boğazı’ndaki fiilî İran ablukasının devam etmesi küresel enerji arzında benzeri görülmemiş aksamalara yol açıyor. Ayrıca Hizbullah ile İsrail arasında Lübnan cephesinde süren çatışmalar da bölgesel gerilimi artıran unsurlar arasında yer alıyor.

İş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi

Dünya Bankası bünyesindeki Kalkınma Komitesi, iş gücü piyasasındaki zorluklarla mücadele kapsamında, gelişmekte olan ülkelerle iş birliği içinde yatırım ve istihdam yaratımını engelleyen düzenleyici süreçlerin sadeleştirilmesine yönelik planlar açıkladı. Bu çerçevede, lisans verme süreçlerinde şeffaflığın artırılması, yolsuzlukla mücadele, iş ve arazi yasalarının güncellenmesi, şirket kuruluşlarının kolaylaştırılması, lojistik hizmetlerin iyileştirilmesi ve ticaret sistemlerinin geliştirilmesi gibi adımlar öne çıkıyor.

Banga, gençler için nitelikli iş fırsatları yaratılması konusunda somut ilerleme sağlanabileceğine dair iyimser olduğunu ifade etti. Banga, bu sürecin gençlerin yaşam koşullarını iyileştireceğini ve özel sektörün bu talebi karşılamasına alan açacağını belirtti. Ancak istihdam açığının azaltılamaması halinde, düzensiz göçte artış ve küresel istikrarsızlığın derinleşmesi gibi ciddi sonuçlar doğabileceği uyarısında bulundu. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2025 itibarıyla dünya genelinde yerinden edilmiş kişilerin sayısı 117 milyonu aşmış durumda.

Banga ayrıca, gelişmekte olan ülkelerde bazı şirketlerin küresel ölçekte büyümeye başladığına dikkat çekti. Bu kapsamda Reliance Industries ve Mahindra Group ile Dangote Group gibi örneklerin, bu ekonomilerdeki büyüme potansiyeline işaret ettiğini vurguladı.

Su ve özel sektör yatırımları önceliklerin başında geliyor

İstihdam dosyasına paralel olarak su sektörü de giderek daha fazla öncelik kazanıyor. Dünya Bankası, diğer kalkınma bankalarıyla iş birliği içinde, 1 milyar kişinin güvenli temiz suya erişimini sağlamayı hedefleyen bir girişim başlatmaya hazırlanıyor. Aynı zamanda Afrika’da 300 milyon haneye elektrik ulaştırılması ve sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesine yönelik çalışmaların da sürdüğü belirtiliyor.

Banga, istihdam yaratımını destekleyen fiziki altyapının geliştirilmesine odaklanmayı sürdürdüklerini ve özellikle Bangkok’ta yapılacak toplantılar kapsamında özel sektör yatırımlarını artırmaya yönelik çabaların yoğunlaştırıldığını ifade etti. Banga, yatırım açısından öne çıkan beş temel sektörü; altyapı, küçük çiftçilere yönelik tarım, temel sağlık hizmetleri, turizm ve katma değerli imalat sanayi olarak sıraladı. Bu alanların, yapay zekâ gelişmelerinden doğrudan etkilenme riskinin daha düşük olduğu değerlendiriliyor.

Banga, iş gücü açığının kapatılmasının uluslararası kuruluşların tek başına üstesinden gelebileceği bir mesele olmadığını vurgulayarak, “Bunu tek başımıza başaramayız. Bu süreci başlatmalı ve zamanla büyüyüp genişlemesine imkân tanımalıyız; böylece 800 milyonluk dev istihdam açığını azaltabiliriz” ifadelerini kullandı.