İran nükleer müzakerelerinde kim ne diyor?

Tahran, ihlallerinin durdurulmasını yaptırımların kaldırılmasına bağladı. Rusya, iyimser ve ABD ise İran’dan gelecek tam bir taahhüde bağlı

AB tarafından 29 Kasım’da Viyana’da yapılan nükleer anlaşma taraflarının toplantısından bir kare
AB tarafından 29 Kasım’da Viyana’da yapılan nükleer anlaşma taraflarının toplantısından bir kare
TT

İran nükleer müzakerelerinde kim ne diyor?

AB tarafından 29 Kasım’da Viyana’da yapılan nükleer anlaşma taraflarının toplantısından bir kare
AB tarafından 29 Kasım’da Viyana’da yapılan nükleer anlaşma taraflarının toplantısından bir kare

Viyana’daki nükleer müzakerelerin yedinci turundan önce İranlı yetkililerin yaptırımlar dışında herhangi bir konuyu tartışmayı tekrar tekrar reddetmesine rağmen (Avrupa Birliği (AB) adına müzakerelerin koordinatörü Enrique Mora ve Rus müzakere heyeti başkanı Mikhail Ulyanov tarafından yapılan açıklamaya göre) Ali Bakıri Kani başkanlığındaki heyet, yaptırımların yanı sıra nükleer taahhütleri de görüşmeyi kabul etti.
Yedinci tur, 20 Haziran’da sona eren altıncı turdan sonra 5 aydan fazla bir kesintinin ardından yeniden başladı. Görüşmeler, cumhurbaşkanlığı seçimleri ve yeni hükümet kurulana kadar askıya alınmıştı.
Yeni bir İranlı müzakere ekibinin dönüşü ile müzakereler yenilendi ve geçtiğimiz Nisan ayında başlayan ilk altı tura ev sahipliği yapan Grand Hotel’in yakınındaki lüks Palais Coburg Otel’deki yeni yerine taşındı. Görünen o ki Robert Malley başkanlığındaki ABD heyeti, ikamet için değil, toplantı yeri olarak karşı Marriott Hotel’i kullandı.
4+1 ülkelerinin (Fransa, İngiltere, Almanya, Rusya ve Çin) İran ile genellikle her tur başında yaptığı resmi görüşme, öncekilerden daha uzun sürdü. Müzakereler ise bir saat gecikmeli başlarken, önceki turlarda durum böyle değildi.
AB Sözcüsü Alain Matton’un Şarku’l Avsat’a belirttiğine göre toplantının başlamasındaki gecikme, resmi toplantı öncesinde yapılan ve ‘beklenenden uzun süren’ hazırlık toplantılarından kaynaklandı. Ancak toplantıdan sonra Rus temsilcinin sözleri farklı bir tablo çizdi. Ulyanov, yeni İran heyeti ile yapılan görüşmelerin atmosferini diğerlerinden ‘farklı’ olarak nitelendirdi ve diyaloğun ‘zaman zaman hararetli ve bazen de sakin’ olduğunu söyledi.
Mora ve Ulyanov’a göre İranlılar, müzakereleri sona erdikleri yerden devam ettirmeyi kabul etti. Batı, İran heyetinin 6. turun bittiği noktada yeniden müzakere etmeyi reddedeceğinden korkuyordu.
Ulyanov, “Çalışmalar, 20 Haziran’da bittiği yerden tamamlanacak” dedi. Ancak Mora, İranlıların bu noktada ne üzerinde anlaştıklarını belirtirken daha dikkatliydi. Ulyanov, “Yeni İran heyeti, geçmiş turda ulaşılan çalışmaları dikkate alıyor. Müzakereleri, bunun üzerine inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı. Müzakerelerin, yeni İran hükümetinin konumunu dikkate alacağını söyleyen Mikhail Ulyanov, “İran heyeti, Tahran’da yeni siyasi hassasiyetlere sahip yeni bir yönetimi temsil ediyor. Ancak müzakereleri, geçmiş turlarda yapılan çalışmaların üzerine inşa etmek için çalışmaların iyi olduğunu ve Nisan ayının başlarına geri dönmeye gerek olmadığını kabul ettiler. Aynı zamanda yeni İran hükümetinin hassasiyetlerini de dikkate alacağız” şeklinde konuştu.

Yedinci tur süresiz bir ‘açık tur’ olacak
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi hükümetinin oluşturduğu Bakıri Kani başkanlığındaki heyet, İran ile Washington arasındaki dolaylı nükleer müzakerelere ilk kez katılıyor. Öyle ki nükleer anlaşmanın ayrıntıları hakkındaki bilgisine ve başlangıcından bu yana görüşmelere katılmasına rağmen eski baş müzakereci Abbas Arakçi bile yeni heyet arasında değildi.
Görüşmelerin ikinci gününün ‘ABD yaptırımlarının kaldırılması konusunda uzmanlaşmış bir uzman komitenin toplantısıyla başlaması’ şartıyla, toplantıda gelecek iki gün için bir eylem planı üzerinde anlaşmaya varıldı. Üçüncü gün ise İran’ın nükleer taahhütlerini tartışmakla ilgili bir komite toplantısı düzenlenecek.
Mora’ya göre görünen o ki yedinci tur, heyetler istişareler için başkentlere dönseler bile süresiz bir ‘açık tur’ olacak. “Heyetler müzakere etmek için başkentlere ayrılsalar ve geri dönseler bile tur uzun sürecektir. Ancak tur sürekli ve oturum halinde gerçekleşecektir” diyen Enrique Mora, sözlerinin devamında ise “Müzakere ekipleri istişare için başkentlere dönme ihtiyacı hissedebilir ve sonra geri dönebilir. Ancak benim için yedinci tur birkaç gün içinde sonlanmayacak. Aksine burada Viyana’daki istişarelerin ve metnin daha derinlerine indikçe istişare için başkentlerde yapılan doğrudan toplantıların bir karışımı olacak” ifadelerini kullandı.
Mora, yaklaşık iki buçuk saat süren resmi toplantının, yeni İran heyetinin bakış açısını dinlemeleri için gerekli olması nedeniyle uzun sürdüğünü söylerken, sebebin katılımcı taraflar arasındaki anlaşmazlıklar olduğu söylentisini de yalanladı. Enrique Mora, “Yeni bir heyet başkanı olduğu için toplantı uzun sürdü. Kendisi, hükümetin konumu hakkında bizi bilgilendirmek istedi. Yaptırımların kaldırılmasında ısrar ediyorlar. Diğer tarafların görüşlerini duymak istiyorlar. Önümüzdeki toplantılarda bunu konuşacağız. Bu normal, çünkü yeni bir hükümet var” dedi.

“Olumlu hissediyorum”
Avrupa koordinatörü, bir anlaşmanın yakın olduğunu ilan ederek, yaşadığı iyimserliğiyle ilgili beşinci ve altıncı turların sonunda düştüğü ‘tuzak’ hakkında konuşmayı reddetti. Mora, bu kez ise “İyimser ya da kötümser değilim ama olumlu hissediyorum, her tarafta dinleme ve ilerleme arzusu var” diyerek, “Önemli olan şu ki, şimdi yeniden konuşmaya başlıyoruz” şeklinde konuştu. Ayrıca anlaşmanın ‘bir turdan’ sonra gerçekleşeceğini söylediği son iki turda yaptığının aksine bir zaman sınırı belirtmeyi de reddeden Mora, 29 Kasım’da yaptığı açıklamada, “Bir aciliyet duygusu var, ancak belirlenmiş bir zaman sınırı yok. Çünkü yaptırımların kaldırılması ve nükleer taahhütler hakkında konuştuğumuzda karşılaşacağımız, siyasi ve karmaşık teknik konular da dahil olmak üzere, ele alınması gereken hala zor konular var” dedi.
İranlı baş müzakereci, görüşmeden sonra İran kanallarına yaptığı açıklamalarda “Yaptırımların kaldırılmasına öncelik verilmesi kararlaştırıldı. Bunu kabul etmeleri bir başarıdır” ifadelerini kullandı. İran heyeti, geçmiş günlerde ABD yaptırımlarının kaldırılması dışında herhangi bir konuyu gündeme getirmeyi kabul etmeyeceklerini tekrarlıyordu. Ancak yedinci açık turun üçüncü gününde nükleer taahhütler konusunu gündeme getirme konusunda anlaştılar.
Yaklaşık bir saatlik görüşmelerin ardından Bakıri Kani, Reuters’a yaptığı açıklamada Washington ve Batılı müttefiklerinin, ‘gelecekte yeni yaptırımlar uygulanmayacağına dair Tahran’a garanti vermeleri gerektiğini’ söyledi. Başka bir İranlı yetkili de “Taleplerimiz açık. Diğer taraflar, özellikle de ABD’liler, bu anlaşmayı yeniden canlandırmak isteyip istemediklerine karar vermeli” şeklinde konuştu.
Görüşmeler başlamadan önce İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, yaptığı açıklamada “ABD’nin geri çekilmesinin ardından İran’a uygulanan tüm yaptırımları kaldırmadan anlaşmaya geri dönmenin bir yolu olmadığı gerçeğini, ABD hala tam olarak anlamıyor” dedi. “ABD’nin nükleer anlaşmaya dönüşü, geçmişte yaşanan acı deneyimin tekrarlanmayacağının garantisi olmadan anlamsızdır” diyen Bakan, “Bu fırsat, sonsuza kadar açık bir pencere değildir” şeklinde konuştu.

Tahran: ABD heyetiyle ikili görüşme yapmayacağız
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade, düzenlediği basın toplantısında “İran heyeti, anlaşmaya varmak için kararlılık ve ciddi bir iradeyle Viyana’ya geldi” açıklamasında bulundu. Hatibzade, “ABD, ambargonun gerçekten kaldırılması için Viyana’ya gelirse, nükleer anlaşmaya geri dönmek için bir bilet alabilir” diyerek, “Nükleer müzakerelerin süresi bilinmiyor ve onların çıkmaza girmesini istemiyoruz” şeklinde konuştu.
Said Hatibzade, Viyana’da ABD ile doğrudan görüşme yapıp yapmayacağına ilişkin bir soruya ise “ABD heyetiyle ikili görüşme yapmayacağız” yanıtını verdi.
Hatibzade, İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss ve İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid’in görüşmelerin arifesinde yayınladıkları ortak makaleyi de protesto etti. Fransız Haber Ajansı’na (AFP) konuşan sözcü, “Bu, bazı Avrupa ülkelerinin Viyana’daki ‘ambargoyu kaldırma’ amaçlı müzakerelerde gerekli iradeden yoksun olduklarını, aynı zamanda nükleer anlaşmanın uygulanmasını engellemek için müzakereleri uzatmaya çalıştıklarını gösteriyor” dedi.
Viyana’ya gelmeden önce, ABD’nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley, “Tahran’ın tavrı, müzakereler için iyiye işaret değil” şeklinde konuşmuştu. Geçtiğimiz Cuma günü ABD merkezli Ulusal Halk Radyosu’na (National Public Radio/ NPR) konuşan Malley, “Nükleer programlarını hızlandırmaya devam ederlerse (...) boş durmayacağız” demişti.
Diplomatlar, Washington’un kalıcı bir anlaşmaya varılmaması durumunda Tahran ile açık uçlu bir geçici anlaşma müzakere etmeyi önerdiğini söyledi. Bazı İranlı yetkililer, Reuters’e İran’ın geçici bir anlaşmayı kabul etme niyetinde olmadığını belirtti.
ABD’nin görüşmelerle ilgili yaptığı ilk yorum ise Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki’den geldi. Psaki, “Hedefimiz, İran’ın nükleer anlaşmaya tam olarak uymaya geri dönmesidir” dedi.



ABD’nin Venezuela operasyonu, Tayvan işgali senaryolarını nasıl etkileyecek?

Maduro, pazartesi günü New York'ta düzenlenen duruşmada eşi Flores'le hakkındaki tüm suçlamaları reddetmişti (Reuters)
Maduro, pazartesi günü New York'ta düzenlenen duruşmada eşi Flores'le hakkındaki tüm suçlamaları reddetmişti (Reuters)
TT

ABD’nin Venezuela operasyonu, Tayvan işgali senaryolarını nasıl etkileyecek?

Maduro, pazartesi günü New York'ta düzenlenen duruşmada eşi Flores'le hakkındaki tüm suçlamaları reddetmişti (Reuters)
Maduro, pazartesi günü New York'ta düzenlenen duruşmada eşi Flores'le hakkındaki tüm suçlamaları reddetmişti (Reuters)

ABD'nin Venezuela'ya cumartesi kara harekatı düzenleyip ülkenin lideri Nicolas Maduro ve eşini kaçırmasının yankıları sürerken, analistler bunun olası Tayvan işgalinde Çin'in elini güçlendirebileceğine dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Emily Thornberry, pazartesi günkü açıklamasında, Venezuela'ya askeri müdahalenin Çin ve Rusya'yı cesaretlendirebileceği uyarısında bulundu.

Çin yönetimi, ABD'nin askeri müdahalesinin ardından yaptığı açıklamada, Washington'ın egemen bir devlete ve liderine yönelik güç kullanımını kınamış, Maduro ve eşi Cilia Flores'in serbest bırakılması talebinde bulunmuştu.

Reuters'ın analizinde, Çin'in kınamalarının uluslararası arenada ABD karşıtı bir koalisyon oluşturulmasında önemli olacağına işaret ediliyor.

Düşünce kuruluşu Çin-Küresel Güney Projesi'den Eric Olander, şunları söylüyor:

Çin şu anda Venezuela'ya çok fazla maddi destek sunamaz. Ancak Pekin, BM'de diğer gelişmekte olan ülkelerle ABD'ye karşı görüş birliği oluşturma çabalarına öncülük ederek önemli bir rol oynayacak.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Cien, Venezuela'da durum ne olursa olsun Latin Amerika ülkesiyle ekonomik işbirliğinin süreceğini de duyurmuştu.

Pekin yönetimi, Venezuela'nın petrol rafinerilerine ve altyapısına yatırımlarıyla, ABD'nin 2017'de devreye soktuğu ambargoda Karakas yönetimine önemli destek verdi. Çin, 2024'te Venezuela'dan yaklaşık 1,6 milyar dolar değerinde mal satın aldı, bunların yaklaşık yarısı petrol ürünlerinden oluşuyor.

Maduro'nun ABD tarafından ülkeden kaçırılmadan önce son görüşmesini Çin heyetiyle yaptığı da ortaya çıkmıştı. Başkentteki Miraflores Sarayı'nda Çin'in özel temsilcisi Çiu Şiaoçi başkanlığındaki heyetle yapılan görüşmede iki ülke arasındaki işbirliği ele alınmıştı.

Haberde, Maduro'ya yönelik operasyon neticesinde Çin'in önemli bir müttefikini kaybettiğine dikkat çekiliyor. Pekin yönetiminden bir kişi, "Bu Çin'e büyük bir darbe oldu" diyor.

Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Çin'in Tayvan üzerindeki hak iddiasını uluslararası hukuk kapsamında değil bir iç mesele olarak gördüğüne işaret ediliyor. Bu yüzden Pekin'e yakın isimlerin, Venezuela operasyonuyla Tayvan meselesi arasında paralellik kurulmasından rahatsız olduğu yazılıyor.

Belçika merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu'ndan William Yang da ABD'nin Venezuela'ya yönelik hamlesinin, Çin'in Tayvan'ı işgal etme olasılığı üzerinde "doğrudan ve önemli bir etki" yaratmayacağını savunuyor.

Yang, Pekin'in Tayvan hamlesinin, Çin'in ekonomik gidişatı, ordunun hazırlık seviyesi, Tayvan'ın iç siyasi durumu ve Washington'ın Taipei politikası gibi etkenlerle şekilleneceğini belirtiyor.

Independent Türkçe, Guardian, Reuters, CNN


"Zorlama" bulunan popüler dizinin yeni sezonuna yeşil ışık

Pazarlama yöneticisi Emily Cooper'a hayat veren 36 yaşındaki aktris Lily Collins, efsanevi müzisyen Phil Collins'in kızı (Netflix)
Pazarlama yöneticisi Emily Cooper'a hayat veren 36 yaşındaki aktris Lily Collins, efsanevi müzisyen Phil Collins'in kızı (Netflix)
TT

"Zorlama" bulunan popüler dizinin yeni sezonuna yeşil ışık

Pazarlama yöneticisi Emily Cooper'a hayat veren 36 yaşındaki aktris Lily Collins, efsanevi müzisyen Phil Collins'in kızı (Netflix)
Pazarlama yöneticisi Emily Cooper'a hayat veren 36 yaşındaki aktris Lily Collins, efsanevi müzisyen Phil Collins'in kızı (Netflix)

Fransa ve İtalya arasında bölünen bir sezonun ardından Emily in Paris yeniden "evine" dönüyor.

Netflix, Lily Collins'in başrolünde yer aldığı romantik komedi dizisine 6. sezon onayını verdiğini duyurdu. 

Onay haberi, 5. sezonun beklentileri karşılayan izlenme rakamlarıyla prömiyer yapmasından yaklaşık üç hafta sonra açıklandı. Sezon, ilk 11 günde dünya genelinde 26,8 milyon izlenmeye ulaşmıştı.

5. sezonda Collins'in hayat verdiği Emily, İtalya'ya giderek çalıştığı pazarlama ajansının Roma'daki ofisini açıyor. Burada yeni bir romantik ilişkiye de başlıyor ancak sonunda Paris'e dönmeyi tercih ediyor.

Dizinin yaratıcısı Darren Star, Emily'nin bu kararını geçen ay Hollywood Reporter'a şöyle değerlendirmişti:

Paris'teki kendi hayatını ve işini, uğruna bu kadar emek verdiği şeyi seçiyor. Sanırım kalbinin asıl olduğu yer de orasıydı ve bu, onun için şunu netleştirdi: Paris'te olmak istiyor, orada yaşamak istiyor. Bunun geçici bir şey olmadığını anlıyor.

Star ayrıca 6. sezonda Emily ve Lucas Bravo'nun canlandırdığı Gabriel'in "gelgitli" ilişkisinin yeniden gündeme gelebileceğini ima etmişti:

Bunun anında bir ilişkiye dönüşeceğini sanmıyorum ama insanların yeniden birbirlerinin kalbine giden yolu bulabileceğine inanıyorum. Bu, Emily ve Gabriel için de mümkün.

Star, aralık ayında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'dan, ülkenin en yüksek dereceli sivil nişanı Légion d'Honneur'un Şövalye rütbesini almıştı.

5. sezonun oyuncu kadrosunda Collins ve Bravo'nun yanı sıra Philippine Leroy-Beaulieu, Ashley Park, Samuel Arnold, Bruno Gouery, William Abadie, Lucien Laviscount ve Minnie Driver gibi isimler yer alıyor.

Yayın hayatına 2020'de başlayan dizinin 5. sezonu, ne eleştirmenlerden ne de izleyiciden beklenen karşılığı aldı.

Bazı izleyiciler, 5. sezon için "zorlama" ifadesini kullanmış ve "tekrar eden" hikayelerden oluştuğunu savunmuştu. Bir kullanıcı, "Bu, dizinin şimdiye kadar yapılmış en kötü sezonu" diye yazarken, bir diğeri "Yapımcıların anlatacak hikayesi yokmuş gibi görünüyor" yorumunda bulunmuştu.

Eleştirmenler ise 5. sezonun, dizinin şimdiye kadarki en zayıf halkası olduğunu yazmıştı.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, TechRadar, HELLO!, Variety


Venezuela operasyonu: Petrol devlerine bir ay önceden haber salınmış

ABD'nin Venezuela'daki petrol tankerlerine "tam abluka" uygulamasına rağmen Chevron'a ait gemiler faaliyetlerini sürdürmüştü (Reuters)
ABD'nin Venezuela'daki petrol tankerlerine "tam abluka" uygulamasına rağmen Chevron'a ait gemiler faaliyetlerini sürdürmüştü (Reuters)
TT

Venezuela operasyonu: Petrol devlerine bir ay önceden haber salınmış

ABD'nin Venezuela'daki petrol tankerlerine "tam abluka" uygulamasına rağmen Chevron'a ait gemiler faaliyetlerini sürdürmüştü (Reuters)
ABD'nin Venezuela'daki petrol tankerlerine "tam abluka" uygulamasına rağmen Chevron'a ait gemiler faaliyetlerini sürdürmüştü (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela operasyonuna hazırlanmaları için petrol devlerine haftalar öncesinden talimat vermiş.

Kimliğinin paylaşılmaması şartıyla Wall Street Journal'a (WSJ) konuşan yetkililer, Trump'ın harekat öncesi petrol şirketlerine “Hazır olun” mesajı gönderdiğini söylüyor.

ABD Başkanı'nın, geçen ay gönderdiği bu mesajın ardından operasyonun detaylarını firmalarla paylaşmadığı belirtiliyor.

Kaynaklar, Enerji Bakanı Chris Wright ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Venezuela'ya yeni yatırımlar için petrol şirketleriyle görüşmeye başladığını da aktarıyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt de gazeteye gönderdiği e-postada, Trump'ın Amerikan petrol devleriyle ortak çalışmak istediğini belirtti.

ABD'nin cumartesi günü düzenlediği operasyonla ülkeden çıkarılan Venezuela lideri Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores hakkında "uyuşturucu terörizmi, kokain kaçakçılığı, ABD'ye karşı makineli tüfek ve yıkıcı cihazlara sahip olma" suçlarından hukuki işlem başlatılmıştı.

Maduro ve Flores, pazartesi günü New York'ta düzenlenen duruşmada suçlamaları reddetmişti.

WSJ'nin analizinde, davanın görüldüğü gün Chevron'un hisselerinde yüzde 5, Exxon Mobil'ın hisselerinde yüzde iki, ConocoPhillips'in hisselerindeyse yüzde 3 artış yaşandığına dikkat çekiliyor.

Trump yönetimi, ülkedeki petrol üretimini artırarak Venezuela ekonomisini canlandırmak istiyor. Böylece Venezuela'dan ABD'ye göçmen akışının durdurulması ve tüketiciler için enerji fiyatlarının düşük tutulması hedefleniyor.

Ancak Venezuela'da faaliyet gösteren tek Amerikan petrol şirketi Chevron, henüz yatırımları hızlandırmayı veya üretimi artırmayı hedeflemiyor.

Exxon veya ConocoPhillips de ülkeye yatırım yapmaya yönelik herhangi bir plan açıklamadı.

Analizde, petrol şirketlerinin ikna edilememesinin Trump'ın Venezuela'daki stratejisine darbe vurabileceği yorumu yapılıyor.

CNN'in sektör kaynaklarından aktardığına göre petrol devlerinin Venezuela piyasasına girmekten çekinmesinin üç temel nedeni var. Bunlardan ilki, Maduro sonrası dönemde ülkenin durumunun henüz istikrar kazanmamış olması. Latin Amerika ülkesinin petrol endüstrisi harap olmuş durumda, ayrıca Washington'ın ülkedeki petrol varlıklarına el koyması ihtimali de firmaları endişelendiriyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN, Reuters