Merkez Bankası Kasım Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu yayımlandı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Merkez Bankası Kasım Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu yayımlandı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

TCMB Aylık Fiyat Gelişmeleri Raporu'na göre, kasım ayında enflasyondaki yükselişe en belirgin katkı enerji grubundan gelirken, yıllık tüketici enflasyonuna katkı enerjide 0,73 puan, hizmette 0,30 puan, alkol-tütün-altında 0,15 puan arttı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Aylık Fiyat Gelişmeleri Raporu'na göre, kasım ayında enflasyondaki yükselişe en belirgin katkı enerji grubundan gelirken, yıllık tüketici enflasyonuna katkı enerjide 0,73 puan, hizmette 0,30 puan, alkol-tütün-altında 0,15 puan, gıdada 0,13 puan ve temel mal grubunda 0,11 puan arttı.
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) ekim ayında Tüketici Fiyat Endeksi'nin (TÜFE) yüzde 3,51 arttığını ve yıllık enflasyonun yüzde 21,31'e yükseldiğini açıklamasının ardından TCMB'nin Kasım Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu da yayımlandı.
Rapora göre, kasım ayında enflasyondaki yükselişe en belirgin katkı enerji grubundan geldi. Uluslararası enerji fiyatlarında bu dönemde bir miktar gevşeme görülürken, TL'deki görünümle başta akaryakıt, tüp gaz ve kömür olmak üzere yurt içi enerji fiyatları artış kaydetti.
Enflasyondaki yükselişte öne çıkan bir diğer grup hizmet sektörü oldu. Bu grupta lokanta-otel grubu fiyatlarındaki hızlanma belirgin düzeyde gerçekleşti. Taze meyve ve sebze dışı gıda enflasyonundaki seyir, yemek hizmetleri enflasyonunu olumsuz yönde etkiledi.
Kasım ayında küresel gıda ve tarımsal emtia fiyatlarındaki yükseliş eğilimi tahıllar öncülüğünde sürerken, bu gelişmenin olumsuz yansımalarına karşın taze meyve ve sebze enflasyonundaki görünüm ve baz etkisiyle gıda yıllık enflasyonu sınırlı bir oranda geriledi. Temel mal fiyatlarındaki aylık artış ise hızlandı. Bu grupta, bir önceki yılın kasım ayındaki yüksek artış nedeniyle yıllık enflasyon görece yatay seyretti.
Aynı dönemde emtia fiyatlarında süregelen olumsuz seyir, tedarik zincirlerinde artarak devam eden aksamalar ve TL'deki gelişmelerle birlikte üretici fiyatlarında enerji ve ara malları başta olmak üzere genele yayılan artışlar görüldü. Bu görünüm altında B ve C göstergelerinin yıllık enflasyonları ve ana eğilimleri yükseldi.
Söz konusu gelişmelerle kasımda önceki aya göre yıllık tüketici enflasyonuna katkı; enerjide 0,73 puan, hizmette 0,30 puan, alkol-tütün-altında 0,15 puan, gıdada 0,13 puan ve temel mal grubunda 0,11 puan arttı.

"Hizmet sektöründe yıllık enflasyon lokanta-otelde belirgin olmak üzere tüm alt gruplarda yükseldi"
Hizmet fiyatları kasımda yüzde 1,88 yükselirken, grup yıllık enflasyonu 1,45 puan artarak yüzde 16,88 oldu. Yıllık enflasyon, lokanta-otelde belirgin olmak üzere tüm alt gruplarda yükseldi.
Lokanta-otelde yıllık enflasyon kasım ayında yüzde 28,90 seviyesine ulaşırken, alt grubun hizmet enflasyonu üzerindeki olumsuz etkisi belirginleşti. Bu gelişmede, ekmek-tahıl ürünleri ile et ve et ürünleri gibi gıda fiyatlarındaki görünümle birlikte yemek hizmetleri fiyatlarındaki yüzde 4,24'lük artış öne çıktı. Konaklama hizmetleri fiyatlarında da yüzde 2,43 ile yükseliş eğilimi sürdü.
Diğer hizmetler grubunda ise sigorta hizmetlerinin yanı sıra kura duyarlılığı yüksek olan bakım ve onarım hizmetlerinde yüksek fiyat artışları gerçekleşti. Mevsimsel etkilerden arındırılmış verilerle incelendiğinde, kira enflasyonundaki yükseliş eğiliminin kasım ayında da sürdüğü izlendi.
Temel mal yıllık enflasyonu kasımda 0,10 puan gerileyerek yüzde 18,36 oldu. Bu dönemde yıllık enflasyon dayanıklı mal grubunda gerilerken, giyim ve ayakkabı ile diğer temel mallar gruplarında artış gösterdi. Türk lirasındaki gelişmelere bağlı olarak yüksek aylık fiyat artışı gözlenen dayanıklı mal grubunda, bir önceki yılın aynı dönemindeki yüksek baz sebebiyle yıllık enflasyon geriledi.
Dayanıklı mal fiyatları bu dönemde yüzde 4,06 artarken, bu gelişmede yüzde 5,21 ile otomobil, yüzde 5,31 ile mobilya ve yüzde 2,40'la beyaz eşya fiyatlarındaki artışlar belirleyici oldu, diğer elektrikli ve elektriksiz aletlerdeki yükseliş ise yüzde 0,63'le sınırlı kaldı.
Diğer temel mallarda kur gelişmeleriyle birlikte fiyat artışları, konutun bakım onarımı, kişisel bakım ürünleri, evle ilgili temizlik malzemeleri ve ev içi tekstil ürünleri ön planda olmak üzere grup geneline yayılarak devam etti. Grup aylık enflasyonu da yüzde 4,27 oldu.
Öte yandan, giyim ve ayakkabı fiyatları kasımda yüzde 1,65 yükselerek mevsimsel ortalamasının altında artış gösterirken, grup yıllık enflasyonu yataya yakın bir seyir izledi.

"Tarımsal kuraklık, kur gelişmeleri ve girdi maliyetleri etkili olmaya devam etti"
Enerji fiyatları kasımda yüzde 5,95 artarken, bu dönemde uluslararası enerji fiyatları ılımlı seyretti. TL'deki görünümle birlikte yüzde 14,25'le katı yakıt, yüzde 13,96'yla tüp gaz ve yüzde 12,34'le akaryakıt gruplarında yüksek aylık artışlar kaydedildi. Böylece yıllık enerji enflasyonu kasımda 6,38 puan yükselerek yüzde 32,14 oldu.
Gıda ve alkolsüz içecekler fiyatları kasımda yüzde 3,92 artarken, grup yıllık enflasyonu bir önceki yıldaki yüksek bazın da etkisiyle 0,30 puan gerileyerek yüzde 27,11'le yüksek seyrini korudu. Yıllık enflasyon, işlenmemiş gıda grubunda 3,98 puan düşüşle yüzde 25,22'ye geriledi, işlenmiş gıda grubunda ise 3,15 puan artışla yüzde 28,86'ya yükseldi.
İşlenmemiş gıda enflasyonundaki gerilemede temelde taze meyve-sebze fiyatları etkili olurken, mevsimsellikten arındırılmış veriler eylül ayından bu yana taze meyve-sebze grubunda gözlenen düzeltmenin sebze kaynaklı olarak bu dönemde de sürdüğüne işaret etti.
Bu dönemde, diğer işlenmemiş gıda grubu genelinde fiyatlar yüzde 5,47'yle önemli ölçüde yükselirken, et, yumurta, patates, kuruyemiş ve bakliyat fiyatlarındaki artışlar öne çıktı. Bu gelişmelerde tarımsal kuraklık, kur gelişmeleri ve girdi maliyetleri etkili olmaya devam etti.
İşlenmiş gıdada aylık fiyat artışı yüzde 4,83'le hızlandı. Bu dönemde genele yayılan yüksek artışlar görülmekle birlikte özellikle tarımsal kuraklık ve uluslararası tahıl fiyatlarında gözlenen olumsuz seyir ile kur gelişmelerinin yansımalarının hissedildiği ekmek ve tahıllar grubundaki aylık yüzde 7,20'lik yükseliş dikkati çekti.
Öte yandan, kırmızı et fiyatlarındaki artışların etkilerinin izlendiği işlenmiş et ürünleri, uluslararası yağ fiyatlarının etkilerinin görüldüğü katı-sıvı yağlar ile şeker ve şekerle bağlantılı ürün grupları öne çıktı. Bu gelişmeler sonucunda taze meyve ve sebze dışı gıda grubunda yıllık enflasyon 2,23 puan yükselerek yüzde 29,76'ya ulaştı.

"Tüketici fiyatları üzerinde üretici fiyatları kaynaklı baskılar sürdü"
Yurt içi üretici fiyatları kasım ayında yüzde 9,99 artarken, yıllık enflasyon 8,31 puan yükselişle yüzde 54,62 oldu.
Alt gruplar geneline yayılan yüksek fiyat artışlarında TL'deki gelişmeler ve tarımsal ürünler başta olmak üzere emtia fiyatlarındaki yüksek seyir belirleyici olmaya devam ederken, tedarik zincirindeki aksamalar tekrar belirginleşti. Bu dönemde petrol ve ana metal hariç imalat sanayi fiyatlarının eğilimi önemli ölçüde yükseldi.
Ana sanayi gruplarına göre incelendiğinde, yıllık enflasyon enerji ve ara mallarında daha belirgin olmak üzere tüm alt gruplarda yükseldi. En belirgin artış ise yüzde 13,33 ile enerji grubunda gerçekleşti. Bu gelişmede elektrik enerjisinin üretim ve dağıtımı, rafine edilmiş petrol ürünleri, gaz imalatı ve kömür imalatı öne çıktı.
Aylık yüzde 11,55 yükselen ara malları fiyatlarında demir-çelik ile diğer metaller, tekstil iplik ve elyafları, kimyasal ve plastik ürünler dikkati çekerken, diğer alt kalemlerde de belirgin artışlar izlendi. Sermaye mallarındaki fiyat artışında ise metal yapı ürünleri, motorlu kara taşıtları ile bunların parça ve aksesuarları ve makineler ön plana çıktı. Dayanıklı tüketim malları fiyatları mobilya, mücevherat ve ev aletleri öncülüğünde yükselirken, dayanıksız tüketim mallarındaki artışta et ürünleri, tekstil ürünleri, katı-sıvı yağlar ile diğer gıda ürünleri belirleyici oldu.
Bu gelişmelerle tüketici fiyatları üzerinde üretici fiyatları kaynaklı baskılar sürdü.



İran savaşının uçak biletlerinin fiyatları ve bulunabilirliği üzerindeki etkisine karşı yolcular için 5 ipucu

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

İran savaşının uçak biletlerinin fiyatları ve bulunabilirliği üzerindeki etkisine karşı yolcular için 5 ipucu

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın küresel petrol arzı üzerindeki baskıyı artırmasıyla birlikte, yolcular ilkbaharın sonlarında ve yaz aylarında seyahat planları yaparken uçak biletlerinin fiyatları ve bulunabilirliği konusunda ciddi endişeler yaşıyor.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı, Avrupa ülkelerinin birkaç hafta içinde uçak yakıtında ciddi bir kıtlık yaşayabileceği ve bunun da Avrupa havayolu şirketlerini ve Avrupa’ya uçan havayolu şirketlerini uçuşlarını büyük ölçüde azaltmaya zorlayacağı konusunda uyarıda bulundu.

Son dönemde birçok havayolu şirketi, bagaj ücretlerini artırdı veya ek yakıt ücretleri uygulamaya başladı. Küresel uçak yakıtı fiyatı, şubat sonunda varil başına yaklaşık 99 dolardan nisan başında 209 dolara yükseldi.

İran’ın dün Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapatması ve ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukayı sürdürmesi, Körfez’den petrol akışının düzenli şekilde yeniden başlamasına ilişkin beklentilerin kırılganlığını ortaya koydu. Bu durumun, havayolu şirketleri ve yolcular üzerindeki fiyat baskısını azaltma ihtimalini de zayıflattığı belirtildi.

Havayolu şirketlerinin prosedürleri

Air Canada cuma günü yaptığı açıklamada, çatışmanın havacılık sektörüne etkilerinin sürdüğüne işaret ederek, maliyetleri düşürmek amacıyla 1 Haziran-25 Ekim tarihleri arasında John F. Kennedy Uluslararası Havalimanı seferlerini askıya almayı planladığını duyurdu. Benzer şekilde, United Airlines ve Delta Air Lines gibi Amerikan havayollarından, Air France-KLM ve Scandinavian Airlines gibi Avrupa merkezli şirketlere, ayrıca Philippine Airlines ve Cathay Pacific gibi Asya taşıyıcılarına kadar birçok şirketin uçuşlarını azalttığı, bilet fiyatlarını artırdığı ya da Hürmüz Boğazı üzerinden petrol akışının kesilmesi halinde fiyat artışına gideceğini açıkladığı bildirildi.

Eski bir pilot olan ve şu anda Georgetown Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde ders veren Shye Gilad AP’ye yaptığı değerlendirmede, havayolu şirketlerinin mevcut koşullarda öngörüde bulunmasının oldukça zor olduğunu belirterek, bu nedenle temkinli davrandıklarını ve istikrar sağlanana kadar yüksek fiyatların bir süre daha devam etmesinin muhtemel olduğunu söyledi.

Artan bilet fiyatları ve ek ücretlere rağmen, yolcuların seyahat bütçelerini planlarken ulaşım maliyetlerini daha bilinçli şekilde yöneterek alternatif seçenekler değerlendirebileceği ifade edildi.

1- Hemen rezervasyon yapın

Seyahat uzmanlarına göre yolcular savaşın sona ermesini bekleyerek uçak bileti almayı ertelemeye yönelse de, bu yıl ‘bekle-gör’ yaklaşımı daha riskli bir strateji haline geldi. Uzmanlar, çatışmanın devam etmesi ve yaz dönemi ile diğer yoğun turizm sezonlarının yaklaşması nedeniyle fiyat ve kapasite belirsizliğinin arttığına dikkat çekiyor.

Bu kapsamda havacılık sektörü analisti ve Atmosphere Research Group Başkanı Henry Harteveldt, kalıcı bir ateşkes ya da daha iyi bir senaryo olarak bir barış anlaşması varsayılsa bile uçak yakıtı üretimi ve tedarikinin normal seviyelere dönmesinin birkaç ay sürebileceğini söyledi. Harteveldt, yolculara yönelik değerlendirmesinde, seyahat planına uygun, makul fiyatlı ve kabul edilebilir bir havayolu seçeneği bulunması halinde biletlerin geciktirilmeden alınması gerektiğini belirtti. Ancak özellikle en ucuz fakat en kısıtlayıcı kategori olan ‘ekonomi sınıfı’ biletlerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Seyahat uzmanları, uzun süredir geçerli olan rezervasyon önerilerinin günümüzde de uçak bileti fiyatlarını anlamak için temel bir referans noktası olmaya devam ettiğini belirtiyor. Buna göre uluslararası uçuşların genellikle seyahatten 2 ila 5 ay önce, yurt içi uçuşların ise 3 ila 6 hafta öncesinde daha düşük fiyatlarla bulunabildiği ifade ediliyor.

Gilad, son dakika rezervasyonları ve normalde zaten yüksek fiyatlı olan biletlerin daha da pahalanma eğiliminin süreceğini söyledi. Gilad, “Özellikle büyük havayollarıyla uçuyorsanız, fiyatları ayarlama konusunda daha fazla esnekliğe sahip olduklarını unutmayın. Kalkış tarihine çok yakın rezervasyon yaparsanız daha fazla ödersiniz. Ne kadar erken rezervasyon yaparsanız o kadar iyi” ifadelerini kullandı.

2- Seçeneklere açık olun

Seyahatlerinde belirli bir varış noktası veya kesin zaman zorunluluğu olmayan yolcuların uçak bileti maliyetlerinde daha kolay tasarruf edebileceği belirtiliyor. Uzmanlara göre, özellikle hafta sonları ve tatil dönemleri yerine hafta içi günlerde, gidiş veya dönüş tarihini bir-iki gün kaydırmak fiyatlarda ciddi düşüş sağlayabiliyor.

Farklı bir destinasyon seçmenin de maliyetleri azaltabileceği ifade ediliyor. Örneğin, ABD’den Avrupa’daki bazı şehirlere yapılan uçuşlar arasında önemli fiyat farkları oluşabiliyor. Avrupa’da düşük maliyetli havayolları ve demiryolu bağlantılarının yaygın olması sayesinde, daha ucuz bir havalimanına iniş yapmak bile çok sayıda noktaya erişim imkânı sunabiliyor.

Ayrıca en yakın havalimanı yerine farklı kalkış noktalarının araştırılmasının da önemli fiyat avantajı sağlayabileceği belirtiliyor. Büyük havalimanlarının genellikle daha fazla uçuş seçeneği ve daha düşük fiyatlar sunduğu, buna karşılık daha küçük bölgesel havalimanlarında fiyatların daha yüksek olabildiği ifade ediliyor.

3- Bagaj ağırlığını azaltın

Birçok büyük havayolu şirketinin son dönemde artırdığı bagaj ücretlerinden kaçınmanın yollarından birinin, mümkün olduğunca yalnızca el bagajıyla seyahat etmek olduğu belirtiliyor.

Eğer hafif seyahat etmek mümkün değilse, yolcuların önceden plan yapması gerektiği ifade ediliyor. Çünkü havayolu şirketleri genellikle uçuştan kısa süre önce, özellikle de kalkıştan 24 saat önce yapılan ek bagaj eklemelerinde daha yüksek ücretler talep ediyor.

4- Puan programlarından yararlanın

Bilet fiyatları yükselirken, birçok uçuş için gereken havayolu puanlarının aynı oranda artmadığı belirtiliyor. Havayolu puanlarıyla bilet değişimi konusunda arama platformu sunan Point.me CEO’su Adam Morvitz, havayollarının koltuklarını doldurma ihtiyacının sürdüğünü ve daha fazla koltuğun daha az puanla sunulmasının bu yöntemlerden biri olduğunu ifade etti.

Morvitz’e göre, sık uçan yolcu programlarında yeterli mil ya da kredi kartı puanı bulunmayan yolcular, tam gidiş-dönüş bileti yerine seyahatin yalnızca bir kısmını puanlarla karşılayarak nakit maliyetlerini düşürebiliyor ve böylece seyahat bütçelerinin bir bölümünü diğer harcamalar için ayırabiliyor.

Morvitz, birçok yolcunun kredi kartı sağlayıcılarının sunduğu rezervasyon portalları üzerinden puanlarını doğrudan bilet alımında kullandığını, çünkü büyük kredi kartı şirketlerinin çok sayıda havayolu şirketiyle iş birliği yaptığını belirtti.

Örneğin, American Express puanlarının, Air France’nin sadakat programı olan Flying Blue’ya aktarılabildiği ifade edildi. Morvitz, yolcuların Air France ile uçmak istemeseler bile bu puanları ortak havayolu şirketleri aracılığıyla, örneğin Delta Air Lines gibi taşıyıcılarda kullanabileceğini söyledi. Morvitz ayrıca, puanların bir tür ‘servet’ olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, tüketicilerin bu sistemin satın alma güçlerini artırdığını fark etmeleri gerektiğini ifade etti.

5- Seyahat kredi kartlarını keşfedin

Seyahat amaçlı kredi kartlarını yeni kullanmaya başlayanlar için, kayıt sırasında sunulan hoş geldin bonuslarının bu yaz itibarıyla önemli avantajlar sağlayabileceği belirtiliyor. Bu bonusların bazıları, belirli bir harcama eşiğinin tamamlanması halinde tek bir uçak bileti ücretini karşılayabilecek kadar yüksek olabiliyor.

Morvitz, ayda bir uçuş yapan bir yolcunun bile, yalnızca karta kaydolması sayesinde yıl boyunca uçuşlardan elde edeceğinden daha fazla puan kazanabileceğini ifade etti. Morvitz’e göre puanlar; market alışverişi, restoran harcamaları ve yakıt gibi günlük harcamalar üzerinden düzenli olarak birikiyor. Ayrıca bazı kredi kartlarının ek avantajlar sunduğu, bunlar arasında ücretsiz ya da indirimli bagaj hizmetleri gibi seyahat kolaylıklarının da bulunduğu belirtiliyor.


Elon Musk'ın Cybertruck'ının en büyük alıcısı kendi şirketi çıktı

ABD'nin Florida eyaletindeki Cape Canaveral'da yer alan Kennedy Uzay Merkezi'nde, SpaceX'in Starship Gigabay'inin önünde 6 Nisan 2026'da çok sayıda Tesla Cybertruck aracı görülüyor (Reuters)
ABD'nin Florida eyaletindeki Cape Canaveral'da yer alan Kennedy Uzay Merkezi'nde, SpaceX'in Starship Gigabay'inin önünde 6 Nisan 2026'da çok sayıda Tesla Cybertruck aracı görülüyor (Reuters)
TT

Elon Musk'ın Cybertruck'ının en büyük alıcısı kendi şirketi çıktı

ABD'nin Florida eyaletindeki Cape Canaveral'da yer alan Kennedy Uzay Merkezi'nde, SpaceX'in Starship Gigabay'inin önünde 6 Nisan 2026'da çok sayıda Tesla Cybertruck aracı görülüyor (Reuters)
ABD'nin Florida eyaletindeki Cape Canaveral'da yer alan Kennedy Uzay Merkezi'nde, SpaceX'in Starship Gigabay'inin önünde 6 Nisan 2026'da çok sayıda Tesla Cybertruck aracı görülüyor (Reuters)

Anthony Cuthbertson Teknoloji Editör Yardımcısı @ADCuthbertson 

En son tescil verilerine göre Elon Musk'ın SpaceX'i, diğer şirketi Tesla'nın ürettiği Cybertruck'ların en büyük alıcısı.

2025'in 4. çeyreğinde ABD'de satılan Tesla Cybertruck'ların yaklaşık 5'te biri, Musk'ın özel uzay şirketi tarafından satın alındı.

İlk olarak Bloomberg News'un bildirdiği üzere S&P Global Mobility'nin tescil verileri, SpaceX'in elektrikli araçlara 100 milyon dolardan fazla para harcadığını gösteriyor.

SpaceX, Tesla'nın satışlarını desteklese de Cybertruck satışları 4. çeyrekte düşmeye devam etti.

SpaceX olmasaydı, Cybertruck'lar için verilen tescil belgesi sayısı 4. çeyrekte yüzde 51 düşecekti.

Önceki aylarda Tesla, Çinli dev BYD'nin ABD'li rakibini geçmesiyle dünyanın bir numaralı elektrikli otomobil üreticisi konumunu kaybetmişti.

Musk'ın şirketi 10 yıl boyunca her yıl artış kaydettikten sonra, iki yıl üst üste satışlarında düşüş yaşadı.

Tesla

BYD'nin son yıllardaki bir dizi teknolojik atılımına karşı Tesla, geliştirme yarışında da geride kalmış görünüyor.

Shenzhen merkezli şirket 2025'te, benzin deposunu doldurmakla aynı sürede şarj edilebilen bataryayı tanıtarak sektör temsilcilerinin uzun süredir elektrikli araçların "kutsal kasesi" dediği hedefe ulaşmıştı.

Tesla'nın satışları, Musk'ın ABD Başkanı Donald Trump ve Avrupa'daki diğer radikal sağcı politikacılara verdiği açık destek ve finansmanın ardından firmasına yönelik boykotlardan da olumsuz etkileniyor. 

Axios Harris'in hazırladığı Amerika'nın en görünür 100 şirketi sıralamasında Tesla "karakter" kategorisinde sonda yer alırken, "etik" ve "toplumsal sorumluluk" kategorilerinde de listenin en alt sıralarında kaldı.

Axios

Bilhassa kutuplaştırıcı bir araç olan Cybertruck, karşıtları tarafından "MAGAmobile" ve "Deplorean" (otomotiv şirketi DeLorean ve İngilizcede "kınanması gereken" anlamındaki "deplorable" kelimelerinin birleşiminden oluşuyor -çn.) lakaplarıyla anılıyor.

Aracın 2023'te piyasaya sürülmesinden önce Musk, 2025'e gelindiğinde Tesla'nın yıllık 250 bin Cybertruck satacağını öngörmüştü.

Geçen yılın gerçek satış rakamları ise 20 binin biraz üzerindeydi ve 2024'teki 38 bin 965 satışın altında kaldı.

Independent Türkçe, independent.co.uk/tech


Dolar, 30 yıl sonra ilk kez neden 3 İsrail şekelinin altına düştü?

Yeni İsrail şekeli banknotları ve madeni paraları (Reuters)
Yeni İsrail şekeli banknotları ve madeni paraları (Reuters)
TT

Dolar, 30 yıl sonra ilk kez neden 3 İsrail şekelinin altına düştü?

Yeni İsrail şekeli banknotları ve madeni paraları (Reuters)
Yeni İsrail şekeli banknotları ve madeni paraları (Reuters)

İsrail finans piyasaları, son 30 yılı aşkın sürenin en kritik kur kırılmalarından birine sahne oldu. ABD doları karşısında 3 İsrail şekelinin seviyesinin altına gerileyerek 2.993’e kadar düştü. Bu gelişme, Ekim 1995’ten bu yana ilk kez görülen tarihi bir eşik olarak kayıtlara geçti.

Söz konusu tarihi kırılma, yatırımcılar arasında bölgede askeri çatışmaların sona erebileceğine ve İran ile Lübnan cephelerinde ateşkes anlaşmalarının yakın olduğuna dair artan iyimserlik dalgasıyla ilişkilendiriliyor. Analistlere göre bu hızlı değer kazanımı, yalnızca teknik bir düzeltme ya da geçici bir dalgalanma değil; yatırımcıların fiilen fiyatladığı bir jeopolitik rahatlamanın doğrudan sonucu.

Ekonomistlere göre son bir yılda yüzde 20’yi aşan bu yükseliş, İsrail para birimi üzerinde uzun süredir baskı oluşturan jeopolitik risk priminin belirgin şekilde azalmasından kaynaklanıyor. Bu durum, şekeli baskı altındaki bir para biriminden, yabancı sermaye için daha cazip bir varlığa dönüştürdü.

Teknoloji yatırımları ve savunma ihracatı

Bu güçlü yükseliş görünümüne rağmen, şekelin aşırı değer kazanması ihracat ve sanayi sektörleri açısından ciddi riskler barındırıyor. Üreticilere göre güçlü para birimi, küresel rekabetçilik üzerinde ağır bir darbe etkisi yaratıyor.

İhracatçılar, gelirlerini dolar üzerinden elde ederken maliyetlerini ve çalışan maaşlarını şekel üzerinden ödedikleri için kâr marjlarının hızla eridiğini belirtiyor. Bu durumun devam etmesi halinde bazı fabrikaların kapanabileceği ve geniş çaplı işten çıkarmaların yaşanabileceği uyarısı yapılıyor. Ayrıca, büyük teknoloji şirketlerinin maliyetlerin dolar bazında artması nedeniyle operasyon merkezlerini yurt dışına taşıma ihtimalini değerlendirdiği ifade ediliyor.

Bu dengesizlik, sanayi temsilcilerinin sert uyarılarını da beraberinde getirdi. Uzmanlara göre süreç, yerli ürünlerin küresel pazarlardaki rekabet gücünün zayıflamasından kritik üretim tesislerinin kapanmasına ve binlerce kişinin işsiz kalmasına kadar uzanabilecek sonuçlar doğurabilir. En dikkat çekici unsur ise, çok uluslu teknoloji şirketlerinin operasyonlarını başka ülkelere taşıma tehdidi; bu da devlet bütçesinin önemli vergi gelirlerinden mahrum kalmasına yol açabilir ve ekonomi açısından “döviz kuru istikrarı mı, sanayinin devamı mı” ikilemini gündeme getirir.

İsrail Merkez Bankası

İsrail Merkez Bankası’nın mevcut tutumu ise “bekle ve gör” yaklaşımı yönünde. Banka, döviz piyasasına doğrudan müdahale etmiyor. Bunun temel nedeni, güçlü şekelin enflasyonu baskılamaya yardımcı olması; ithalat ve enerji maliyetlerini düşürerek tüketici fiyatlarını aşağı çekmesi.

Merkez Bankası, bu yükselişi bir “balon” olarak değil, ekonominin temel dayanıklılığı ve jeopolitik görünümdeki iyileşmenin bir yansıması olarak değerlendiriyor. Bu nedenle, finansal istikrarı tehdit eden ciddi bir risk oluşmadıkça milyarlarca dolarlık müdahaleden kaçınılıyor. Ancak ihracat sektörü, bu durumdan en çok zarar gören kesim olarak sık sık şikâyetlerini dile getiriyor.

Eski İsrail Merkez Bankası yetkilisi Asher Blass, Fransız Haber Ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada, “Dolar genel olarak zayıf” ifadelerini kullandı ve şekelin euro gibi diğer para birimleri karşısındaki kazanımlarının daha sınırlı olduğuna dikkat çekti. Blass ayrıca, İsrail ekonomisine yönelik genel olumlu beklentilerin de bu süreçte etkili olduğunu belirtti.

Şubat ayında Uluslararası Para Fonu (IMF), İsrail ekonomisinin Gazze Şeridi’nde Hamas ile iki yılı aşkın süredir devam eden yıkıcı savaşlara rağmen “dikkat çekici bir direnç gösterdiğini” açıklamıştı. IMF bu ay ayrıca, İsrail’in gayrisafi yurt içi hasılasının 2026 yılında yüzde 3.5 oranında büyümesini beklediğini, bunun 2025’te İsrail İstatistik Merkezi tarafından kaydedilen yüzde 3.1’lik oranın üzerinde olduğunu duyurdu.

Blass, savunma ihracatının büyümede önemli bir motor olabileceğini, bunun yanında uzay teknolojileri gibi sektörlerin de katkı sağlayabileceğini ifade etti. Ancak İsrail ve ABD’nin Şubat sonunda İran’a karşı yürüttüğü savaşın yeniden tırmanması halinde ekonomik görünümün olumsuz etkilenebileceğini ve ülkenin çok yüksek savunma harcamalarına zorlanacağını da sözlerine ekledi.