Beşiktaş, tarihi başarıdan tarihi başarısızlığa uğradı... Gökçe: Uluslararası halterciden sıfır çeken bir halterciye dönüştü

Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi'nde grup aşamasında sıfır çeken 20. takım olarak tarihe geçti / Fotoğraf: AA
Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi'nde grup aşamasında sıfır çeken 20. takım olarak tarihe geçti / Fotoğraf: AA
TT

Beşiktaş, tarihi başarıdan tarihi başarısızlığa uğradı... Gökçe: Uluslararası halterciden sıfır çeken bir halterciye dönüştü

Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi'nde grup aşamasında sıfır çeken 20. takım olarak tarihe geçti / Fotoğraf: AA
Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi'nde grup aşamasında sıfır çeken 20. takım olarak tarihe geçti / Fotoğraf: AA

Avrupa futbolunun kulüpler düzeyindeki en önemli organizasyonu UEFA Şampiyonlar Ligi'nde mücadele eden Beşiktaş'ın düşüşü sürüyor.
Geçen sezon Süper Lig ve Ziraat Türkiye Kupası'nda şampiyonluğa ulaşarak taraftarlarını sevindiren siyah-beyazlılar, bu sezon hem ligde hem de Şampiyonlar Ligi'nde beklentilerin gerisinde kaldı.
Süper Lig'de geride kalan 15 haftayı 21 puanla kapatarak son 33 yılın en kötü dönemini yaşayan Beşiktaş, Devler Ligi'nde oynadığı 6. maçtan da yenilgiyle ayrılarak organizasyon tarihinde grup aşamasını puansız kapatan 20. takım oldu.
2017-18 sezonunda Şampiyonlar Ligi gruplarından namağlup lider çıkan Beşiktaş tarihi bir başarıya imza atmıştı.
Bu sezon ise "Devler Ligi"ni puansız kapatarak grup aşamalarının en başarısız 20 takımı arasına giren Beşiktaş'a nasıl döndüğü ise siyah-beyazlı takıma gönül veren taraftarların en çok merak ettiği soru oldu.

"Uluslararası halterciden sıfır çeken bir halterciye dönüştü"
Spor yazarı Attila Gökçe, Beşiktaş'ın yaşadığı büyük düşüşü Independent Türkçe'ye değerlendirdi.
Beşiktaş'ı madalya sahibi bir halterci olarak nitelendiren Gökçe, takımın geçen sezondan bu yana yaşadığı değişimle ilgili şu ifadeleri kullandı:
"Uluslararası bir halterciden sıfır çeken bir halterciye dönüştü. Halterden örnek verdim çünkü bizim böyle dünya şampiyonlarımız var. Beşiktaş sıfır yenilgiyle gruptan çıktı, namağlup lider oldu, Bayern Münih denen bir duvara tosladı.  Ben önümüzdeki 30-40 yılda böyle bir şeyin yaşanacağını zannetmiyorum. Bu büyük bir başarı. Aradan geçen dört-beş yılda Sergen Yalçın'ın Beşiktaş'ı iki kupayla çok başarılı bir sezon bitirdi."

Attila Gökçe / Fotoğraf: Twitter
"Antrenman yetersizliği, transfer, Yalçın ile oyuncular arasındaki iletişim sorunları..."
Sergen Yalçın'ın Borussia Dortmund karşısında Pjanic'i yedek kulübesinde bekleterek mesaj vermek istediğini öne süren Gökçe, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sergen Yalçın şu mesajı veriyor: Şampiyonlar Ligi benim umurumda değil... Bir gün evvel demeç veriyor 'rotasyon yapacağım ama puan da istiyorum' diyor ancak sahaya bir teslimiyet kadrosu çıkartıyor. Çünkü onun için Kayseri maçı daha önemli." 
Beşiktaş'ta kötü gidişin nedenlerini sıralarken birçok gerekçe gösterilebileceğini düşünen Gökçe, "Antrenman yetersizliği, rekabet ve organizasyona katılım, Beşiktaş'ın marka değerinin kullanımı, transfer isabeti-isabetsizliği, Sergen Yalçın'la oyuncu grubu arasındaki iletişim sorunları... Şimdilik 4-5 konu sayabiliriz ancak 10-12 tane var. Pro lisans sahibi tanıdığım antrenör dostlarım bana Beşiktaş'ın bilimsel antrenman yapmadığını, iyi antrenman yapmadığını, sakatları optimizasyon çalışması yaparak optimal form düzeyine getirecek özel çalışmalar yapılmadığını söylediler. Bunların iki-üç tanesini sordum. Hem takım doktoru açıklama yapsın diye sordum. Hem de Beşiktaş nasıl antrenman yapıyor kamuoyuna açıklasınlar dedim. Hiçbir açıklama gelmedi" şeklinde görüş belirtti.

"Kendilerine göre üç süper transfer yaptılar"
Yeni sezon başlangıcında yapılan yıldız transferlerine dikkat çeken Gökçe, şunları kaydetti:
"Kendilerine göre üç süper transfer yaptılar. Batshuayi, Miralem Pjanic ve Alex Teixera. Şimdi bu adamların transferinin ne kadar balon olduğu anlaşıldı. Üçü de kötü futbolcu değil, çok iyi futbolcu ama Brezilyalı Alex, futbola bir yıl ara vermiş. Miralem Pjanic de Barcelona'da teknik ekibin yüzüne bile bakmadığı bir transfer kazası gibi kabul edilerek kiraya çıkarılmış? İkisinin futbolla ilişkileri kopmuş. Batshuayi, çok iyi bir santrfor. Fakat o da Premier Lig'den kiralık olarak geldi. Oranın antrenman standartlarına, oyun taktiklerine uymadığı için kiraya verildi. Bizim ligimize başladığı zaman fizik olarak Premiership standartlarını olabildiğince taşıyordu. Ama o da bizden biri oldu."

Beşiktaş, 43. dakikada Welinton'un atılmasıyla Borussia Dortmund karşısında 10 kişi mücadele etti / Fotoğraf: AA
"Yedek kulübesinde bekleyerek durumu idare ettiler"
Üç yıldız ismin yanı sıra yapılan diğer transferlerin yapılmasında hangi etkenlerin karar verici olduğunun sorgulanması gerektiğine değinen Gökçe, şu ifadeleri kullandı:
"Beşiktaş'a bu üç transferi kimler yaptırdı bilmiyorum. Menajeri falan. Ama Beşiktaş scout ekibinin içinde Sergen Yalçın'ın kardeşinin olduğunu biliyorum. Ayrıca Beşiktaş, Salih'i Kenan'ı ve bazı oyuncuları da aldı. Sadece Serdar Saatçi ışık veriyor. Salih büyük bir hayal kırıklığı. Mevcutlardan Oğuzhan büyük bir hayal kırıklığı. Demek ki Sergen Yalçın'ın geçen yıl pozitif enerji üreten varlığı, dokunuşları -ki Sergen Yalçın'ın Ozan Tufan olayında da büyük bir dokunuş başarısı vardır-. Demek ki fişi çekilen abajur gibi aralarındaki iletişim bitti diye düşünüyorum. Paralarını alıp, antrenmana gelerek, sık sık rahatsız olarak sakatlıkları bittiği halde dün gece olduğu gibi yedek kulübesinde bekleyerek durumu idare ettiler."

"Sadece Sergen Yalçın'la değil, kendisinin de merkezinde olduğu bir sürü aksilik, talihsizliğin içinde"
Sergen Yalçın'ın puan kaybedilen her maçtan sonra istifa edip etmeyeceği yönündeki sorulara maruz kaldığını ancak 'istifa edeceğim' demediğini hatırlatan Gökçe, şunları kaydetti: 
"Sorumlu benim diyor ama nihayet 'sorumlu benim' demeyi öğrendi. Yaptığı hatalar var. Bir, 'ben oynamıyorum demek'. Ondan önce hakemleri etkilemek. O arada sakatlığı öne çıkarıp öteki soruları akla bile getirtmemek. Bir de kendini yenilemedi Sergen Yalçın. Bu eldeki yeni transferlere göre o fırsatı da bulamadı. Belki de doktorlar ve bu oyuncuların ille de alınması için belki doktorlara baskı yapıldı. Fenerbahçe'de Robin Van Persie transferinde kulüp doktorunun başkanın baskısıyla 'sağlam' diye imza attığı anlaşıldı. Beşiktaş sadece Sergen Yalçın başarısızlığı da değil. Kendisinin de merkezinde olduğu bir sürü aksilik, talihsizlik, başarısızlık, yanlışın içinde. Burada en masum olarak Ahmet Nur Çebi ve yöneticileri görüyorum. Ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Sergen Yalçın'ın doğru bir tercihi olmadığını düşünen yönetici de var içlerinde. Ama Beşiktaş sevgisi, saygısı nedeniyle medeni davranıp sustu. Tavır koymadı bu da bir erdemdir yani. Hala sesini yükseltmiyor mesela o kişi."

Sergen Yalçın / Fotoğraf: ​​​​AA
"Teslimiyet futbolu oynuyor, toptan kaçıyor"
Beşiktaş'taki kötü gidişte futbolcuların da sorumlu olduğunun altını çizen Gökçe, Kasımpaşa ve Borussia Dortmund maçlarından örnek verdi:
"Oyuncuların hepsinin sorumluluğu var. Kasımpaşa maçının ikinci yarısı ve bu maçın tamamı. Ne var biliyor musunuz? Teslimiyet futbolu oynuyor. Toptan kaçıyor. Dikkatli olarak bu tür maçları seyrettiğiniz zaman futbolcuların toptan kaçarak topun atılmayacağı kapalı yerlere sığındığını görürsünüz. En baba futbolcularda bile bunu gördüm. Yanındaki takım arkadaşını, genç arkadaşını azarlayıp 'topu bana atma' diyen, Chelsea maçını oynayan tecrübeli abiyi biliyorum. Top önüne düşüyor veya karşıdan adam geliyor topla. Önüne çıkıyor ama bir ayağı sabit diğer Ayağını uzatıyor. En büyük sakatlık tehlikesi. Kasıktan yarılır adale ya. Ayak sabit, bacağına bir buçuk metre yakınlıktaki topa ulaşmak istiyor. Dört pas üst üste yapamadılar. Savunulacak bir yanı yok. Elbette futbolcular kusurlu ama sen elindeki kumaşı iyi biçmiyorsun. Hatalı. Elbiseyi yapıyorsun sonra temiz geldi diyorsun. Ütülemeden defileye çıkarıyorsun, sonra orası, burası sarkar."

"Beşiktaş yaralarını sarar, sadece bu sezonu kaybetmiş sayılır" 
Beşiktaş'ın Devler Ligi'nde aldığı başarısız sonuçların Süper Lig'e de yansıyacağını düşünen Gökçe, sözlerini şöyle noktaladı:
"Bence film koptu. Vazo kırıldı. Vardır ya kırgınlıklar filan. Öyle bir kırgınlık değil. Makinenin çarklarından biri kırıldı. Bu çark ne kadar büyük veya küçük olursa olsun, hangi nedene dayanırsa dayansın o makinanın işlemesi için stop edecek, durduracaksınız. O parçaları ya da parçayı değiştireceksiniz ve tekrar çalıştıracaksınız. Bu arada üretimde zaman kaybettiniz ama bunlar sürekli üreten bir kurumda olabilecek şeylerdir. O nedenle bence Beşiktaş yaralarını sarar. Sadece bu sezonu kaybetmiş sayılır. Taze, çiçeği burnunda şampiyon. Öteki rakipleri Trabzonspor 30 yıldan fazladır hasret çekiyor. Galatasaray iki senedir hasret. Fenerbahçe sekiz yıldır bekliyor. Böyle şeyler olur. Büyük takımlar her yıl şampiyonluğa oynar ama her zaman şampiyon olamaz. Bu normal bir şey, karalar bağlamaya gerek yok. İnsanın bazen de çocuğu kırık not alır hatta ikmale kalır, sınıfta kalır. Olabilir. Seneye çalışır yine devam eder. Bu felaket değil yani."
Independent Türkçe



UFC 327: Hafif ağırsıklette kemer kimin olacak?

Procházka’nın düzensiz, öngörülemez ve anlık patlamalara dayalı stili, Ulberg’in mesafeye, zamana ve sabra dayalı kickboks disiplinine karşı (UFC)
Procházka’nın düzensiz, öngörülemez ve anlık patlamalara dayalı stili, Ulberg’in mesafeye, zamana ve sabra dayalı kickboks disiplinine karşı (UFC)
TT

UFC 327: Hafif ağırsıklette kemer kimin olacak?

Procházka’nın düzensiz, öngörülemez ve anlık patlamalara dayalı stili, Ulberg’in mesafeye, zamana ve sabra dayalı kickboks disiplinine karşı (UFC)
Procházka’nın düzensiz, öngörülemez ve anlık patlamalara dayalı stili, Ulberg’in mesafeye, zamana ve sabra dayalı kickboks disiplinine karşı (UFC)

Adrenalin'den herkese merhaba. Bu hafta UFC 327'deki hafif ağırsıklet kemer mücadelesini inceliyoruz.

UFC'de hafif ağırsıklette yeni bir sayfa açılıyor. UFC 327, sadece bir kemer maçı değil, aynı zamanda bir dönemin kapanıp yenisinin başlamasını temsil ediyor. Eski şampiyon Jiří Procházka ve yükselişini adım adım sürdüren Carlos Ulberg, boşta olan kemer için Miami'de karşı karşıya geliyor.

Bu hikayeyi asıl güçlü kılansa sadece istatistikler değil; iki dövüşçünün kafasından geçenler.

Jiří Procházka'nın kariyeri inişli çıkışlı ama hiçbir zaman sıradan olmadı. Glover Teixeira karşısında kazandığı kemer, ardından gelen sakatlık ve Alex Pereira karşısında yaşadığı iki mağlubiyet… Bunların hepsi onu bu noktaya taşıyan sürecin parçaları.

Ama bu kez farkı yaratan şey fiziksel değil, tamamen zihinsel:

Bebeğimiz olacak. Bu, yaptığım her şeyde beni ileri iten büyük bir enerji oldu, özellikle de hazırlık sürecinde.

Procházka bu sürecin başında ciddi bir tereddüt yaşadığını da saklamıyor:

İlk başta bunun gücümü alacağını düşündüm. Hazırlığımı zayıflatacağını düşündüm. Ama hissettiğim şey tamamen farklıydı. Yaptığım her şeyde daha güçlü bir odak geliştirdim. Her görüntülü konuşmamızda daha güçlü olmak için yeni bir sebep vardı. Ailem için kral olmak istiyorum, gerçek bir erkek olmak istiyorum. Bu benim hayatımdaki büyük temalardan biri.

Onun hayat tarzı her zaman sınırda oldu. Risk almak, korkuyu zorlamak, konfor alanını yok etmek… Bunlar Procházka'nın kimliğinin bir parçasıydı. Meksika'da halatsız tırmanış yapması bunun en uç örneklerinden biri.

Ama artık o tarafını kontrol altına alıyor:

Meksika'da yaptığım şey… Evet, biraz tehlikeliydi. Bu tür şeyleri bırakmam gerekiyor. Kendime güvenimi böyle şeylerle beslemeyi bırakıp, şu ana ve önümdeki dövüşe odaklanmam lazım. Evde beni bekleyen bir aile olduğunu unutmamam gerekiyor.

Bu değişim, onun antrenman yaklaşımını da kökten değiştirmiş:

Her şey daha ciddi. Her antrenman, her nefes, her hareket… Hepsine daha fazla odaklanıyorum. Bu hazırlık sürecindeki en önemli şey bu olabilir. Hayatı biraz daha ciddiye almak.

Procházka'nın belki de en çarpıcı dönüşümüyse dövüşe bakışında:

Bu artık sadece eğlence değil. Antrenman sadece gücümü göstermek için değil. Bu bir iş. Bir sanatçı gibi her gün işimi yapıyorum. Sanat sadece keyif değil; profesyonellik gerektirir. Ben de her gün o sanatçı olmak zorundayım.

Rakibiyle ilgili sözleriyse onun zihnindeki savaşı net şekilde ortaya koyuyor:

Bu tam olarak ihtiyacım olan rakip. Hızlı, ayaklarıyla çok iyi hareket ediyor, sol elini iyi kullanıyor. Böyle rakipleri seviyorum. Onu tehlikeli bir hayvan gibi görüyorum. Ve bu benim doğamda var… Avlamak istiyorum. Ama çok dikkatli olmalıyım. Sabırlı olmalıyım. Her hareketine yüzde 200 dikkat etmeliyim. Onu asla küçümsememeliyim.

Dövüşün nasıl geçebileceğine dair de oldukça açık:

Eğer kaosa dönerse, bu benim oyunum. Ama bu kez daha profesyonel bir performans göstermek istiyorum. Daha iyi olmak beni en çok motive eden şey. Daha iyi hareket, daha iyi zamanlama, daha net vuruşlar… Ve daha iyi savunma, umarım bunu unutmam!

Carlos Ulberg cephesindeyse tamamen farklı bir atmosfer var. Gürültü yok, acele yok, panik yok.

Miami'ye gelişlerini anlatırken bile bu fark hissediliyor:

Takımla birlikte bir buçuk haftadır buradayız. Aynı evde kaldık. Kendi kültürümüzü yaşadık. Hatta bir noktada Küba'daymışız gibi hissettik. Bayside'da yürüyüş yaptım, ortamı hissetmek istedim. Burada ne yaptığımızı anlamak istedim. Çünkü bu büyük bir şey. Dünya şampiyonluğu için dövüşüyorum.

Onun hazırlık yaklaşımı neredeyse meditasyon gibi:

Bu zaman benim için kutsal. Yalnız kalıp her şeyi sindiriyorum. Olan biteni hissediyorum ama kendimi kaptırmıyorum. Çünkü orası tehlikeli. Her şeyi basit tutuyorum. Tekerleği yeniden icat etmeye çalışmıyorum.

Kickboksta 19-2'lik profesyonel kariyer, ardından hızlı bir UFC yükselişi… Ama Kennedy Nzechukwu karşısında aldığı yenilgi onun için bir dönüm noktası oluyor:

Bu yenilgi bana büyük resmi gösterdi. MMA çok zor bir spor. Her şeyde iyi olmak, oyunu anlamak gerekiyor. Bu sporun affı yok. Sadece fiziksel değil, duygusal olarak da zor. Bunların hepsini bir araya getirmek zorundasın ki sadece şampiyon değil, iyi bir şampiyon olabilesin.

Bu farkındalıktan sonra geri dönüyor ve bir daha kaybetmiyor. 9 maçlık galibiyet serisiyle bu noktaya geliyor.

Son kampını anlatırken özgüveni çok net:

Her kamp farklı ama bu kamp özeldi. Kısa sürede bu fırsatı almak, aileme yakın olmak… Hepsi bana ekstra bir ateş verdi. Şimdi yaptığımız şey aynı: Gidip işi bitirmek.

Procházka gibi öngörülemez bir rakibe hazırlanmak konusunda da dürüst:

Jiří gibi birine hazırlanmanın tam bir yolu yok. Çok öngörülemez. Ama bize gereken görüntüyü verebilecek çalışmalar yaptık. Bu dövüş kısa sürede geldi ama biz yıllardır buna hazırlanıyoruz. Onun bir noktada karşımıza çıkacağını biliyorduk.

Ve son noktayı çok net koyuyor:

Hazırız. Geriye içeri girip işi bitirmek kaldı.

Dövüşe bakışıysa tamamen emeğe dayanıyor:

Yapmam gereken her şeyi yaptım. Bu sadece bu kamp değil. Yılların emeği, yılların fedakarlığı. Kendine karşı dürüst olduğunda ve gerçekten çalıştığını bildiğinde, o zaman o an geldiğinde kimse seni inkar edemez.

UFC 327'nin hikayesi işte böyle. Bir tarafta kaosu kontrol altına almayı öğrenen bir savaşçı, diğer tarafta zaten kontrol üzerine kurulu bir sistem.

Ama bu basitlik, işin içindeki detayları daha da keskin hale getiriyor.

Procházka artık sadece içgüdüleriyle dövüşmek istemiyor; onları disipline etmeye çalışıyor. Ulberg ise zaten disiplinin içinde, sadece onu uygulamaya hazırlanıyor.

İki farklı yol, tek bir noktada kesişiyor.

Ve o noktada, sadece biri ayakta kalacak.

12 Nisan Pazar günü S Sport+ üzerinden izlenebilecek UFC 327'de alt kart 02.00, ana kartsa 04.00'da başlayacak. 

Kaynaklar: UFC, ESPN


Vinicius Jr.'dan Müslüman karşıtı tezahüratları eleştiren Lamine Yamal'a destek

Lamine Yamal, İslamofobik tezahüratlara karşı Instagram'da konuştu (Reuters)
Lamine Yamal, İslamofobik tezahüratlara karşı Instagram'da konuştu (Reuters)
TT

Vinicius Jr.'dan Müslüman karşıtı tezahüratları eleştiren Lamine Yamal'a destek

Lamine Yamal, İslamofobik tezahüratlara karşı Instagram'da konuştu (Reuters)
Lamine Yamal, İslamofobik tezahüratlara karşı Instagram'da konuştu (Reuters)

Vinicius Jr., geçen hafta İspanya'nın Mısır'la yaptığı maçta Müslüman karşıtı tezahüratları kamuoyu önünde kınayan Lamine Yamal'ı övdü ve oyuncuların ayrımcılığa karşı mücadelede birlikte hareket etmeleri gerektiğini söyledi.

Barcelona'nın yıldızı Yamal, takımının hazırlık maçında duyulan "dayanılmaz" İslamofobik tezahüratlara karşı konuştu ve memleketindeki RCDE Stadyumu'nda açıkça üzgün görünüyordu.

İspanya Futbol Federasyonu (RFEF) olayları hızla kınarken, Katalonya bölgesel polisi olayla ilgili soruşturma başlattığını doğruladı.

Real Madrid'li Vinicius, Avrupa'da sık sık ırkçı sataşmalara maruz kaldı ve ırkçılığa karşı mücadele konusunda sesini yükseltmeye devam ediyor; konu hakkında konuşmanın "her zaman karmaşık" olduğunu ancak "bu tür şeylerin çok sık yaşandığını" söylüyor.

Umarım bu mücadeleye devam edebiliriz. Lamine'in bu konuda sesini yükseltmesi önemli. Başkalarına yardımcı olabilir. Biz ünlüyüz, paramız var, bu şeyleri daha iyi dengeleyebiliriz ama her yerde bulunan yoksullar ve siyahlar, kesinlikle bizden daha çok mücadele veriyor. Bu yüzden, daha güçlü bir sese sahip olan oyuncular olarak birlikte hareket etmeliyiz.

Vinicius, şubatta Benfica'yla oynanan Şampiyonlar Ligi eleme play-off maçında patlak veren bir ırkçılık skandalına karışmıştı. Brezilyalı forvet, ev sahibi taraftarların önünde gol sevincini yaşarken Gianluca Prestianni'yi ırkçı hakaretlerde bulunmakla suçlamıştı.

Oyun yeniden başlamaya hazırlanırken Prestianni'nin Madrid oyuncularıyla yaşadığı hararetli tartışma sırasında formasını ağzına götürdüğü görülmüş, Vinicius ise hakeme koşarak bunun ırkçılık olduğunu iddia etmişti.

Benfica iddiaları reddetse de Prestianni daha sonra UEFA tarafından verilen geçici ceza nedeniyle İspanya başkentindeki rövanş maçını kaçırmıştı.

fvfv
Vinicius Jr (sağda), Gianluca Prestianni tarafından ırkçı hakaretlere maruz kaldığını iddia etmişti (AFP)​​​​​

Vinicius, "İspanya, Almanya veya Portekiz'in ırkçı ülkeler olduğunu söylemiyorum ancak bu ülkelerde, Brezilya'da ve diğer ülkelerde de ırkçılar var" diye ekledi.

Ama birlikte mücadele etmeyi sürdürürsek, bence gelecekteki oyuncular ve genel olarak insanlar böyle bir şey yaşamak zorunda kalmayacak.

Vinicius, Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde Real Madrid'le Bayern Münih arasındaki ilk maçın arifesinde konuşmuştu.

AP'den de yararlanılmıştır

Independent Türkçe


Manchester City hezimetinden sonra Dominik Szoboszlai'den net mesaj

Szoboszlai, Liverpool'un Manchester City'ye 4-0 yenilerek FA Cup'tan elenmesine tanık oldu (Reuters)
Szoboszlai, Liverpool'un Manchester City'ye 4-0 yenilerek FA Cup'tan elenmesine tanık oldu (Reuters)
TT

Manchester City hezimetinden sonra Dominik Szoboszlai'den net mesaj

Szoboszlai, Liverpool'un Manchester City'ye 4-0 yenilerek FA Cup'tan elenmesine tanık oldu (Reuters)
Szoboszlai, Liverpool'un Manchester City'ye 4-0 yenilerek FA Cup'tan elenmesine tanık oldu (Reuters)

Manchester City karşısında 4-0'lık ağır bir yenilgi alan Liverpool'un FA Cup'tan elenmesinin ardından Dominik Szoboszlai, takımın mücadele ruhundan yoksun olduğunu söyledi.

Orta saha oyuncusu ayrıca, çarşamba günü Şampiyonlar Ligi'nde Paris Saint-Germain'le karşılaşacakları maçta yine yeterince iştahlı oynamazlarsa sezonlarının kötü bitebileceği konusunda uyardı.

Menajer Arne Slot, bu sonucun "inanılmaz bir hayal kırıklığı" olduğunu söyledi ve Etihad Stadyumu'nda devre arası öncesi ve sonrasında 18 dakikalık bir süre zarfında 4 gol yiyen Liverpool'un savunmasını eleştirdi. Erling Haaland hat-trick yaparken, Antoine Semenyo da City'nin diğer golünü kaydetti ve City 8. kez üst üste FA Cup yarı finaline ulaştı.

Szoboszlai, TNT Sports'a şöyle konuştu:

Mücadele ruhu eksikti. Zihniyet olması gerektiği gibi değildi. Dürüst olmak gerekirse, hiçbirimiz sahada elimizden gelenin en iyisini yapmadık. Zor bir dönemden geçiyoruz ama dağılmamalıyız. Çarşamba günü bir şansımız daha var ama bu sezonun böyle bitmesini istemediğimizi unutmamalıyız. Pozisyonlar bulduk ama değerlendiremedik, kolay bir penaltı yaptırdık. 4-0 kaybettik. Bu kadar gol yiyemeyiz. Dürüst olmak gerekirse söyleyecek söz bulmak zor. Bu maçı kazanmayı çok istiyorduk. City'de 4-0 kaybettik ve daha iyisi olabilirdi.

Slot ise şunları söyledi:

Bu inanılmaz bir hayal kırıklığı. 4 gol yediğimiz 20 dakika bizim standartlarımızın altındaydı. PSG veya Manchester City gibi bu seviyedeki takımlara karşı oynarken, 4 gol yediğimiz 20 dakikada yaptığımızdan daha iyi savunma yapmamız gerekiyor. İki kez taçtan gol yedik. İkinci gol, bu sezonun başlarında burada yediğimiz gole benziyordu. Ve Manchester City'yle oynarken ikinci kez devre arasından hemen önce gol yedik. İkinci yarının başındaki 10 dakika mücadele ruhu kesinlikle yoktu. Sonrasındaysa, her iki takımın da 4-0'ı kabullendiği bir maç oldu. Ama o 10-15 dakikada, mücadele ruhu, sadece ikili mücadeleyi kazanma isteği, ilk orada olma arzusu, pas, orta veya bitirici vuruşlarda zorluk çıkarma isteğimiz yoktu. Bunu çarşamba günü kesinlikle daha iyi yapmak zorundayız.

Independent Türkçe