İran, nükleer müzakereler sürecinde uzaya roket fırlatmaya hazırlanıyor

Planet Labs Inc. şirketinden bir uydu tarafından çekilen ve İran’ın cumartesi günü Simnan istasyonunda uzaya roket fırlatma hazırlıklarını gösteren bir görüntü (AP)
Planet Labs Inc. şirketinden bir uydu tarafından çekilen ve İran’ın cumartesi günü Simnan istasyonunda uzaya roket fırlatma hazırlıklarını gösteren bir görüntü (AP)
TT

İran, nükleer müzakereler sürecinde uzaya roket fırlatmaya hazırlanıyor

Planet Labs Inc. şirketinden bir uydu tarafından çekilen ve İran’ın cumartesi günü Simnan istasyonunda uzaya roket fırlatma hazırlıklarını gösteren bir görüntü (AP)
Planet Labs Inc. şirketinden bir uydu tarafından çekilen ve İran’ın cumartesi günü Simnan istasyonunda uzaya roket fırlatma hazırlıklarını gösteren bir görüntü (AP)

Viyana’da dünya güçleriyle kırılgan nükleer anlaşmaya ilişkin müzakereler devam ederken, Associated Press (AP) tarafından yayınlanan uydu görüntülerine göre İran, uzaya roket fırlatmaya hazırlanıyor.
Bu olası adım, Humeyni uzay istasyonunda atılırken, devlete ait medya organları da bir dizi başarısız fırlatma girişiminden zarar gören İran uzay programı kapsamında yakın zamanda planlanan uzay fırlatma programını yayınladı. İran Devrim Muhafızları da askeri uyduları Dünya’nın yörüngesine yerleştirmek için paralel bir program yürütüyor.
Fırlatma sürecinin Viyana görüşmeleri devam ederken yapılması, daha önce diplomatik turu bir ‘taslak’ olarak nitelendiren Tahran’ın müzakerecilerinin sert tavrıyla da uyumlu.
‘Planet Labs Inc.’ tarafından geçen cumartesi günü çekilen ve AP tarafından pazar günü yayınlanan uydu görüntüleri, Tahran’ın 240 km güneydoğusundaki Simnan şehrinin çöl ovalarındaki uzay istasyonunda gerçekleşen faaliyetleri gösteriyor.
Videoya göre füzeyi genellikle fırlatma rampasında tutan devasa beyaz bir şasinin yanında bir destek aracı duruyor. Aynı destek aracı, fırlatmadan önce sahadaki diğer uydu görüntülerinde de görünüyor. Ayrıca daha önceki fırlatmalarda da  görülen, demir raylar üzerinde hareket eden bir platforma sahip bir hidrolik vincin de füzeyi taşımak için kullanılmış olması muhtemel.
Son günlerde uzay limanında çekilen diğer uydu görüntüleri, tesisteki araba sayısında bir artış olduğunu gösterirken, bu da genellikle fırlatmadan önce aktivitenin arttığına işaret ediyor. Uzmanlara göre füze test’ tesisi olduğuna inanılan bir bina da artan aktiviteye tanık oldu. Bu gelişme, resmi IRNA haber ajansının 5 Aralık’ta uzay programının fırlatılmaya hazır dört uydu içerdiğini belirten bir makale yayınlamasından sonra gelişti. Bu uydulardan birinin düşük yörünge görüntüleme için ‘Zafar 2’ olarak adlandırıldığı ve son hazırlık aşamasında olduğu açıklandı. Yaklaşık 113 kilogram (250 pound) ağırlığında. Zafar 1 roketi, Şubat 2020’de uzay limanında fırlatılmasının ardından yörüngeye giremedi. Bu fırlatmada ‘Simurg’ füzesi kullanıldı, ancak o dönemde İranlı yetkililere göre uydu doğru hızda yörüngeye oturtulamadı. İran uyduyu inşa etmek için yaklaşık iki milyon Euro para harcadı.
İran’ın sivil uzay programı, son yıllarda bir dizi aksilik ve yıkıcı patlamalara tanık oldu. Gizli bir patlama bile, 2019 yılında dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın dikkatini çekmişti. Trump, Twitter üzerinden patlamanın ardından casusluk yapmak için gizli bir ABD uydusunun resmini yayınlayarak, “ABD trajik kazaya karışmadı” yorumu yaptı.
Aynı zamanda Nisan 2020’de Devrim Muhafızları, yörüngeye bir uydu fırlatarak gizli uzay programını ortaya çıkardı. Daha sonra ABD Uzay Komutanlığı Başkanı, ‘Tahran’ın yörüngeye başarılı bir şekilde ulaşma yeteneğinin görülmesine rağmen’ uyduyu, İran’a hayati istihbarat sağlamayan ‘cılız bir uzay kamerası’ olarak nitelendirdi.
Devlet televizyonunda yayınlanan yakın tarihli bir rapora göre İran Yüksek Uzay Konseyi, 11 yıl aradan sonra ilk kez Reisi döneminde bir araya geldi. Reisi, Kasım ayında düzenlediği toplantıda “Durum, bu hükümetin uzay endüstrisini geliştirme kararlılığını yansıtıyor” dedi. Toplantıya, Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın yanı sıra füze programını yöneten üst düzey bir Devrim Muhafızları üyesi olan General Emir Ali Hacızade de katıldı.
ABD, bu uydu fırlatma eylemlerinin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarına meydan okuduğunu iddia ediyor. BMGK, İran’ı nükleer silah taşıma kapasitesine sahip balistik füzelerle ilgili herhangi bir faaliyette bulunmamaya çağırıyor. Nükleer anlaşma tarafları, İran’ın bu tür testler gerçekleştirmesinin, BMGK’nın 2231 sayılı kararı ile çelişeceğini belirtti. BMGK ayrıca, Tahran’a nükleer anlaşmanın ardından bu tür testler yapmama çağrısında bulunuyor.
Ancak olası fırlatma, İran’ın nükleer programı üzerindeki gerginliklerin bir kez daha artmasıyla birlikte gelişti. Başkan Trump, 2018’de ABD’yi dünya güçleriyle yapılan nükleer anlaşmadan geri çektiğinden beri İran, nükleer programıyla ilgili anlaşmanın getirdiği tüm kısıtlamaları yavaş yavaş terk etti.
Bugün Tahran, uranyumu yüzde 60 saflıkta zenginleştiriyor. Bu, yüzde 90’a ulaşan silah endüstrisi seviyelerinin altında teknik bir adım. Zenginleştirilmiş uranyum stoku büyümeye devam ediyor ve uluslararası müfettişler ilerlemeyi takipte zorluklarla karşı karşıya. Geçen ay Devrim Muhafızları’na bağlı Tesnim Haber Ajansı, eski İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in ABD’ye mesaj göndermek amacıyla ‘uzaya uydu gönderme örtüsü altında füze manevraları yapmakta’ ısrar ettiğini gösteren yeni bir kitaptan alıntılar yayınladı.
İran, Kasım 2013’te Cenevre’de büyük güçlerle nükleer programı hakkında bir ön anlaşma imzaladı. Bu çerçevede yeni yaptırımların uygulanmaması, altına uygulanan yaptırımların kaldırılması ve petrol ve petrokimya satışlarına yönelik yaptırımların azaltılması karşılığında bazı nükleer faaliyetlerinin durdurulmasını ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile işbirliğini kabul etti. 21 ay sonra Temmuz 2015’te nükleer anlaşmaya varıldı.
Devrim Muhafızları’na bağlı ajans, “Hasan Ruhani hükümetinin destekçilerinin ‘füze manevralarının nükleer müzakerelerin başarısız olmasının nedenleri arasında’ olduğu ifadelerinin aksine Zarif, füze tatbikatları yapmakta ısrar ediyordu” dedi. Zarif’in, kendisini eleştirenlerin iddialarının aksine ‘görüşmeleri sadece İran’ın füze gücünü belirlemek için bir köprü yapmakla kalmayıp, Cenevre anlaşmasından sonra füze manevralarının destekçilerinden biri olduğunu iddia ettiği’ de belirtildi.



Devrim Muhafızları Iraklı siyasetçilerin taleplerini reddetti: Saldırıların durdurulmasına karşı çıktılar

Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda bir Iraklı, 8 Nisan 2026’da İran lideri Ali Hamaney’in fotoğrafını İran ve Irak bayraklarıyla birlikte kaldırıyor (AFP)
Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda bir Iraklı, 8 Nisan 2026’da İran lideri Ali Hamaney’in fotoğrafını İran ve Irak bayraklarıyla birlikte kaldırıyor (AFP)
TT

Devrim Muhafızları Iraklı siyasetçilerin taleplerini reddetti: Saldırıların durdurulmasına karşı çıktılar

Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda bir Iraklı, 8 Nisan 2026’da İran lideri Ali Hamaney’in fotoğrafını İran ve Irak bayraklarıyla birlikte kaldırıyor (AFP)
Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda bir Iraklı, 8 Nisan 2026’da İran lideri Ali Hamaney’in fotoğrafını İran ve Irak bayraklarıyla birlikte kaldırıyor (AFP)

Iraklı kaynaklar, Irak’taki silahlı grupların operasyonlarını denetleyen İran “Devrim Muhafızları”na bağlı subayların, Şii siyasetçilerin ülke içindeki saldırıların durdurulması yönündeki girişimlerini reddettiğini bildirdi. Aynı kaynaklara göre, ABD-İran savaşının başlamasından bu yana söz konusu subaylar, Bağdat’ta “gölge askeri denetçi” gibi hareket ederek Washington’a karşı “baskı cephesini” sürdürmeyi ve müzakerelerin başarısız olması senaryosuna hazırlık yapmayı hedefliyor.

“Şarku’l Avsat”, 24 Mart 2026’da, “Kudüs Gücü”ne bağlı subayların yıpratma operasyonlarını yönetmek ve “Devrim Muhafızları” için alternatif bir operasyon odası kurmak üzere Irak’a akın ettiğini ortaya koymuştu.

Kaynaklara göre, “Kudüs Gücü” subayları Irak şehirleri arasında sürekli hareket ederek saldırı operasyonlarını denetledi, silahlı grupların İHA’lar için yerli mühimmat geliştirmesine yardımcı oldu ve militanlara füze teknolojileriyle ilgili teknik destek sağladı. Bu faaliyetlerde hedeflerin sürekli güncellendiği belirtildi.

Günlük hedef listeleri

Bir kaynak, “Devrim Muhafızları” subaylarının Iraklı silahlı gruplara günlük hedef listeleri verdiğini; bu listelerde vurulacak noktalar, kullanılacak mühimmat miktarı ve saldırı zamanlamasının yer aldığını söyledi.

Subayların denetlediği faaliyetler arasında, İHA fırlatma platformları ve askeri gözlem birimlerini kurmakla görevli hücrelerin ülke içinde yeni ve güvenli evlere dağıtılması da bulunuyor. Bu düzenlemeyle, ABD hava unsurlarının savaş öncesi ve sırasında tespit ettiği koordinatlardan kaçınılmasının amaçlandığı ifade edildi.

rereg
Irak’taki Ketaib Hizbullah unsurları, Bağdat’ta grubun bayrağını taşıyor (AFP)

Kaynaklardan biri, savaşın dördüncü haftasına gelindiğinde Irak’taki “direniş” olarak adlandırılan yapının organizasyonunda değişiklik yaşandığını belirterek, ana grupların çözülmesi zor, yarı bağımsız ağlara dayalı yeni bir yapıya geçtiğini söyledi.

Bu gelişmelerin, sahada esnek hareket eden ve karmaşık güvenlik ortamlarında faaliyet gösteren uzmanlaşmış hücreler arasında görev dağılımına dayanan bir çalışma modelinin parçası olduğu kaydedildi.

Iraklı kaynaklara göre, “Devrim Muhafızları” Irak’taki silahlı grupların ağ yapısını, çok katmanlı inkâr imkânı sağlayacak şekilde yeniden tasarladı; bu yapı “caydırıcılık ve belirsizlik” unsurlarını birlikte barındırıyor.

Bazı hücrelerin, dolaylı çatışma alanının genişlemesi kapsamında komşu Arap ülkelerdeki çıkarları hedef alan sınır ötesi saldırılarla görevlendirildiği de belirtildi.

vfrtbrft
Irak’taki Ketaib Hizbullah üyeleri, 8 Nisan 2026’da Basra’da düzenlenen bir saldırıda hayatını kaybeden bir arkadaşları için gerçekleştirilen cenaze töreninde (AFP)

Bu çerçevede, Irak’ın güneyindeki Basra’ya bağlı, Kuveyt’e yaklaşık 150 kilometre uzaklıktaki Hoor ez-Zubeyr kasabasında kimliği belirsiz bir saldırı bir evi hedef aldı. Saldırıda bir radar ve fırlatma platformu imha edilirken, “Ketaib Hizbullah”a bağlı bir yetkili ile iki kişi daha hayatını kaybetti.

İran “Devrim Muhafızları” Perşembe günü Körfez ülkelerine yönelik saldırılar düzenlediği iddialarını reddetti. Ancak kaynaklara göre, “bu görevi yerine getirmek için Iraklı grupları kullanma kapasitesine sahip”.

Kaynaklar ayrıca, geçici ateşkes ilanından önceki son savaş haftasında İranlı subayların, Ninova ve Kerkük’teki bazı bölgelerden çekilmiş olan silahlı gruplara bağlı birliklerin yeniden konuşlandırılması talimatı verdiğini; ABD hava saldırıları nedeniyle terk edilen mevzilere geri dönülmesinin istendiğini aktardı.

“Telefonlara yanıt vermiyor”

“Irak’taki Koordinasyon Çerçevesi” ve hükümetten iki kaynak, son haftalarda dört Şii partinin liderlerinin Irak içinde bulunan İranlı yetkililerle temas kurarak ABD çıkarlarını hedef alan saldırıların durdurulmasını talep ettiğini, ancak bu girişimlerin sonuçsuz kaldığını belirtti.

Kaynaklara göre, Bağdat’ta önemli nüfuza sahip bir “Kudüs Gücü” subayı, Iraklı siyasetçilerin – hatta Koordinasyon Çerçevesi içindeki müttefiklerin – telefonlarına dahi yanıt vermiyor; yalnızca silahlı grupların operasyon sorumlularıyla iletişim kuruyor.

Bu temaslar, Irak’ın daha geniş bir çatışmaya sürüklenmesini önlemeye yönelik iç çabaları yansıtırken, hükümet üzerindeki silahlı grupları kontrol altına alma baskısının arttığına işaret ediyor. Ancak bir Iraklı yetkiliye göre, “yerel siyasi irade benzeri görülmemiş şekilde zayıflamış durumda”.

Iraklı güvenlik yetkilileri de “Devrim Muhafızları subaylarının artan nüfuzundan” duydukları rahatsızlığı dile getirdi.

Kaynakların aktardığına göre, üst düzey bir Iraklı yetkili kapalı bir güvenlik toplantısında, “Bu adamı (Devrim Muhafızları subayı) nasıl durduramıyoruz? Bu kişi kim? Neden onu tutuklayamıyoruz ya da en azından bu saldırıları gerçekleştirmesini engelleyemiyoruz?” ifadelerini kullandı.

Buna karşın Koordinasyon Çerçevesi içindeki bazı isimler, sorunun büyük ölçüde iletişim eksikliğinden kaynaklandığını; İranlıların iletişim konusunda sıkı güvenlik prosedürleri uyguladığını savundu.

Askeri denetçi rolü

Koordinasyon Çerçevesi’nden bazı isimler, mevcut durumu, “Devrim Muhafızları ile bağlantılı saha subaylarının Irak’ta fiilen ABD ile yürütülen çatışmayı yöneten bir askeri denetçiye dönüştüğü” şeklinde tanımlıyor. Aynı değerlendirmede, İran’ın saldırıları durdurma çağrılarına direncinin, Tahran’ın Washington ile müzakerelerden umutlu olmadığına ve çatışma cephesinin yeniden alevlenmeye hazır olduğuna işaret ettiği vurgulanıyor.

Iraklı yetkililere göre bu tablo, devletin doğrudan kontrolü dışındaki alanları denetleme konusunda güvenlik kurumlarının karşı karşıya olduğu zorlukların boyutunu ortaya koyuyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı ise Perşembe günü yayımladığı açıklamada, Iraklı milislerin mali, operasyonel ve siyasi olarak hükümet desteğine sahip olduğunu; bu nedenle yetkililerin onları dizginlemekte ve saldırılarını sınırlamakta başarısız olduğunu savundu.

Koordinasyon Çerçevesi’nden bazı siyasetçiler, “Devrim Muhafızları” subaylarının bu tutumunun, Pakistan arabuluculuğunda başlayan müzakere süreciyle eş zamanlı olarak Irak’ı ABD’ye karşı bir baskı cephesi olarak tutma isteğini yansıttığını belirtti. Ancak aynı isimler, bu yaklaşımın Bağdat’taki siyasi sistemi kaosa sürükleme ve ülkeyi bölgesel izolasyona itme riski taşıdığı uyarısında bulundu.


Suudi Arabistan ile İran Dışişleri Bakanları telefonda görüştü: Gündem bölgesel gerilim

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ile İran Dışişleri Bakanı Ab
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ile İran Dışişleri Bakanı Ab
TT

Suudi Arabistan ile İran Dışişleri Bakanları telefonda görüştü: Gündem bölgesel gerilim

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ile İran Dışişleri Bakanı Ab
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ile İran Dışişleri Bakanı Ab

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Görüşmede, bölgedeki gelişmeler ele alınırken, gerilimin azaltılması ve bölgenin güvenlik ile istikrarına yeniden katkı sağlayacak adımların değerlendirilmesi konuları masaya yatırıldı.


İran-Hizbullah hattında değişmeyen denklem: Kasım’a gönderilen Hamaney mesajında tek cephe vurgusu

Güney Lübnan’da İsrail hava saldırısında öldürülen gazetecilerin cenaze törenine katılan bir kadın (AFP)
Güney Lübnan’da İsrail hava saldırısında öldürülen gazetecilerin cenaze törenine katılan bir kadın (AFP)
TT

İran-Hizbullah hattında değişmeyen denklem: Kasım’a gönderilen Hamaney mesajında tek cephe vurgusu

Güney Lübnan’da İsrail hava saldırısında öldürülen gazetecilerin cenaze törenine katılan bir kadın (AFP)
Güney Lübnan’da İsrail hava saldırısında öldürülen gazetecilerin cenaze törenine katılan bir kadın (AFP)

İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’a gönderdiği ve ‘babasının İslam Devrimi lideri olarak hayatını kaybetmesi dolayısıyla ilettiği taziye için teşekkür’ içeren mesaj, bölgesel gerilimin kritik bir aşamasında geldi. Bu durum, mesajın hem iç hem de dış kamuoyuna doğrudan siyasi mesajlar taşıdığı şeklinde yorumlandı. Mesajın, İran ile Hizbullah arasındaki ilişkinin sürekliliğini teyit ettiği ve örgütün Tahran’ın yürüttüğü strateji içindeki yerini pekiştirdiği değerlendirilirken, aynı zamanda açık çatışmanın sürdürülmesine yönelik bir teşvik içerdiği ifade edildi.

Hamaney’in mesajında Lübnan devletine yer verilmemesi dikkat çekerken, söz konusu mesajın, Lübnanlı yetkililerin İran ile ‘bağları koparma’ yönünde adımlar attığı bir döneme denk gelmesi öne çıktı. Bu kapsamda, Hizbullah’ın güney cephesinde İran’a destek amacıyla başlattığı çatışmaların ardından Lübnan’da İran büyükelçisinin sınır dışı edilmesi ve örgütün askeri kanadının yasaklanması gibi çeşitli adımların atıldığı belirtildi.

Kesin olanın teyidi

Bu çerçevede Lübnanlı bakanlık kaynakları, İran’ın yeni Dini Lideri’nin mesajına ilişkin değerlendirmelerini ‘kesin olanın teyidi’ şeklinde özetledi. Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Mesaj herhangi bir yenilik içermiyor; aksine önceden bilinen ve var olan bir durumu pekiştirme bağlamında geliyor. İran ile Hizbullah arasındaki ilişkide hiçbir aşamada kopuş yaşanmadı; karşılıklı destek ve sürekli koordinasyon çerçevesinde sabit kaldı. Devam eden savaşta gerçekleşen ortak operasyonlar bunun en açık göstergesidir” ifadelerini kullandı.

dfbfd
İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney’in Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’a gönderdiği mesaj (Sosyal medya)

Kaynaklar, “Mesajın içeriği her iki tarafın da kamuoyuna açıkladığı söylemle tamamen örtüşüyor, bu da onu mevcut tutumların yeniden teyidi haline getiriyor. Dolayısıyla tartışma artık kullanılan ifadelerle ilgili değil; ilişkinin özü açık ve görünür hale gelmiş, geleneksel devlet anlayışını aşan bir yaklaşımı yansıtan kalıcı bir siyasi tablonun parçası olmuştur” dedi.

Savaş birliği ve ABD’nin düşman olarak kabul edilmesi

İran mesajının satır aralarına ilişkin değerlendirmesinde siyasi analist Ali el-Emin, metnin İran ile Hizbullah’ın yürüttüğü mücadelenin ‘tek bir savaş’ olduğunu açık şekilde yansıttığını belirtti. El-Emin, Mücteba Hamaney’in ifadelerinde yer alan ‘ABD ve İsrail’e karşı direniş ve sebat’ vurgusuna dikkat çekerek, bunun iki tarafın aynı cephede konumlandığını ortaya koyduğunu ifade etti. El-Emin, “Hizbullah ve İran’a ait, İsrail tarafından hedef alınan isimlere ilişkin sunulan anlatı, iki tarafın izlediği yol ve yöntemin ortak olduğunu teyit etmeye yönelik bir çabadır. Bu durum takipçiler açısından yeni olmasa da, aynı çizginin, yakın ilişkinin ve bu savaş bağlamında ortak kaderin altını çizme girişimidir” değerlendirmesinde bulundu.

fv
Sana’da bir Husi, babasının öldürülmesinin ardından İran’ın yeni Dini Lideri olan Mücteba Hamaney’in fotoğrafını kaldırıyor. (EPA)

Analist, mesajda dikkat çeken unsurlardan birinin de ABD’nin İsrail ile aynı düzeyde ‘düşman’ olarak konumlandırılması olduğunu belirterek, bunun metnin sonunda yer alan ‘Amerikan-Siyonist düşmanın yenilgisi’ vurgusunda açıkça görüldüğünü söyledi.

Öte yandan Hamaney, mesajında Kasım’a hitaben, ‘direniş tarihinin bu kritik anında hareketi yönettiğini’ ifade ederek, ‘düşmanın planlarını boşa çıkarma ve Lübnan halkına yeniden onur ve refah kazandırma konusunda onun tecrübesine, zekâsına ve cesaretine güvendiğini’ dile getirdi.

Mesajın sonunda ise İran’ın politikasının, ‘merhum Dini Lider ve şehit komutanın izlediği çizgi doğrultusunda sabit olduğu’ vurgulanarak, ‘İsrail ve ABD’ye karşı direnişe desteğin süreceği’ ifade edildi.

Lübnan devletinin yokluğu ve Hizbullah çevresinin çilesi

El-Emin, mesajda Lübnan devletinin yok sayılması noktasına da dikkat çekerek, “Metinde Lübnan devletiyle ilgili herhangi bir ifadeye yer verilmediği açıkça görülüyor” dedi. “Halktan söz ediliyor ancak egemenliği ve saygınlığı olan devletten bahsedilmiyor” ifadesini kullanan el-Emin, mesajda yalnızca ‘Lübnan halkına’ atıf yapıldığını, devlete ise hiçbir şekilde değinilmediğini belirtti. El-Emin, mesajın doğrudan Hizbullah’a yönelik olduğunu vurgulayarak, bunun Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’a hitaben kullanılan “Direniş tarihinin bu kritik anında hareketi bugün o yönetiyor” ifadesinde de açıkça görüldüğünü kaydetti.

dvdsv
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım (Reuters)

El-Emin, mesajın odağının tamamen ‘çatışma’, Hizbullah’ın rolü ve ‘direniş’ olarak tanımlanan çizgi üzerinde yoğunlaştığını belirterek, “Metinde Lübnan devletinin varlığına, resmi otoriteye ya da karar alma yetkisine sahip bir yapıya dair hiçbir unsurun dikkate alınmadığı açıkça görülüyor” dedi.

Bu çerçevede el-Emin, mesajın Lübnan’ın yaşadığı yıkım, yerinden edilme ve insani kayıplara da değinmediğini vurgulayarak, “Bir milyondan fazla yerinden edilmiş kişinin bulunduğu, büyük kısmının Şii topluluğa mensup olduğu ve önemli bir bölümünün Hizbullah destekçilerinden oluştuğu bir tabloda, bu acılara özellikle değinilmesi gerekirdi. Evlerini terk etmek zorunda kalan ve ülkenin farklı bölgelerine dağılan bu insanların yaşadıkları göz ardı ediliyor” ifadelerini kullandı.