Filistinli yetkili: ABD siyasi ufku başlatmak için ciddi bir adım atmadı

Kudüs’teki ABD konsolosluğun yeniden açılması kararının dondurulduğu haberine karşı Filistin yönetiminden açıklama geldi.

ABD konsolosluğunun tabelası hala binada asılı (Reuters)
ABD konsolosluğunun tabelası hala binada asılı (Reuters)
TT

Filistinli yetkili: ABD siyasi ufku başlatmak için ciddi bir adım atmadı

ABD konsolosluğunun tabelası hala binada asılı (Reuters)
ABD konsolosluğunun tabelası hala binada asılı (Reuters)

Filistin Kurtuluş Örgütü Yürütme Komitesi üyesi Vasil Ebu Yusuf, Filistin liderliğinin ‘Kudüs’teki ABD Konsolosluğu’nun yeniden açılmasını’ bir egemenlik meselesi ve tavizlerin kabul edilmediği bir kırmızı çizgi olarak gördüğünü söyledi. Medyadan sızan bilgilere de değinen Ebu Yusuf, İsrail’in güçlü bir reddi ortasında Washington’un konsolosluğun yeniden açılma kararını dondurduğunu belirtti.
Şarku’l Avsat’a konuşan Ebu Yusuf, Filistin topraklarının ‘Batı Şeria, Kudüs ve Gazze Şeridi’ dahil tek olduğunu vurguladı. ABD’nin konsolosluğu 1844’ten bu yana mevcut, ancak Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınması sonrasında kapatıldı. Bu çerçevede Ebu Yusuf, “Bu yüzden dedik ki: ‘Müzakere yok, taviz yok ve Kudüs’teki konsolosluğun yeniden açılması hakkında tartışma yok’” şeklinde konuştu.
Vasil Ebu Yusuf, konsolosluğun açılmasının, ‘vaatleri yerine getirme ve barış umutlarını ilerletme’ yolunda ABD Başkanı Joe Biden’in atması gereken birçok adım arasında küçük bir adım olduğunu vurguladı. Yetkili, “ABD yönetimi, henüz siyasi bir ufuk başlatma yönünde ciddi bir adım atmadı. Ancak stratejik müttefiki İsrail’i, her şeyi inkâr ederek örtbas etmeye devam etti” dedi. İsrail’deki hükümetin, konuyla sanki Yüzyılın Anlaşması varmış gibi çalıştığını söyleyen yetkili, “Tüm taahhütleri reddederek, tüm fırsatları baltaladı. Çatışmanın yoğunluğunu azaltmak ve sadece ekonomiyi ilerletmek için çalıştı. Hükümetin, barış sürecine itiraz etmeyen ve gerçek bir adım atmayan ABD’den bir örtü altında hareket ettiğini görüyoruz” şeklinde konuştu. Vasil Ebu Yusuf, Biden’in konsolosluğu açacağını defalarca söylediğini, ancak bunun için bir tarih vermediğini ve konsolosluğun yakın zamanda açılmayacağını da ifade ettiğini belirtti.
Biden yönetimi, eski yönetim tarafından kapatılan ABD’nin Kudüs Konsolosluğu’nu yeniden açma sözü vermişti. Şu ana kadar bu sözün üzerinden 7 ay geçti, ancak Washington henüz bunun için bir zaman çizelgesi sunmadı.
ABD’li bir diplomat, eski bir üst düzey ABD yetkilisi ve konuyu bilen başka bir kaynak da ‘The Times of Israel’ sitesine yaptıkları açıklamada Biden yönetiminin, ‘Filistinlilere yönelik fiili bir misyon olarak kabul edilen ve 2019 yılında Başkan Donald Trump tarafından kapatılan konsolosluğu yeniden canlandırma çabalarını fiilen durdurduğunu söyledi. İnternet sitesine göre nihai bir karar verilmedi ve Dışişleri Bakanlığı’nın resmi hattı, Kudüs’teki konsolosluğun yeniden açılması sürecini ilerleteceklerini söylemeye devam ediyor. Ama üç kaynak, böyle bir sürecin başlamadığını vurguladı. Bunun yanı sıra üst bir ABD’li yetkiliye göre yönetimin ‘konsolosluğun yeniden açılmasını’ destekleyen yandaşları bile odaklarını Filistinlilerin günlük yaşamlarını etkileyebilecek politikalara kaydırdı.
Kaynağa göre İsrail, ‘İran nükleer anlaşmasını canlandırmak için Viyana’daki diplomatik süreci tüketme’ konusundaki ısrarı üzerine halihazırda Biden yönetimi ile savaşa hazırlanırken, ABD ise şu anda konsolosluğu yeniden açarak ilerleyecek ikinci bir cephe oluşturmayı düşünmüyor.
Bu haber, özellikle Knesset’te genel bütçenin onaylanmasının tamamlanması sonrasında, ABD yönetiminin Kudüs’teki ABD konsolosluğunu tek taraflı olarak açmak üzere olduğuna dair eski İsrail haberlerini çürütüyor. Biden yönetimi, göreve gelişinden bu yana İsrail ile konsolosluk konusunda mutabakata varmak için çalıştı, ancak anlaşma sağlanamadı. Trump, ABD büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıdıktan sonra 2019’da Kudüs’teki konsolosluğu kapattı. Kudüs, İsrail’in başkenti olarak tanındı ve konsolosluk, ‘Yüzyılın Anlaşması’ olarak bilinen bir planın parçası olarak o dönemde büyükelçilikle birleştirildi.
Kudüs’teki ABD Konsolosluğu, Filistinliler ve İsrailliler arasında ‘siyasi’ ve ‘egemen’ bir çatışmanın konusu haline geldi. Konsolosluk, uzun yıllar boyunca ABD’nin Filistin Yönetimi’ndeki diplomatik misyonuydu ve Filistinlilerle en yakın bağı olarak biliniyordu. Onlara vize vermekle ilgileniyor, ayrıca yardım sağlamak da dahil olmak üzere çeşitli alanlarda büyük projeleri denetliyordu.
Trump’ın 2019’daki kararı, Kudüs’teki ‘Agron’ caddesindeki binayı tamamen kapatmadı. Diplomatlar, ABD Büyükelçiliği’nin bir alt bölümü olarak yeni kurulan Filistin İşleri Birimi’nin himayesinde orada çalışmaya devam ettiler. Ancak Filistinliler oradaki diplomatlarla çalışmayı derhal durdurdu ve ilk günden itibaren Filistin işleri biriminin faaliyetlerini sınırladı.
Blinken’in Mayıs’taki açıklamasından sonra Filistin Yönetimi, boykotunu sona erdirmeye başladı. Devlet Başkanı Mahmud Abbas, dönemin maslahatgüzarı Michael Ratney ve Filistin İşleri Birimi Başkanı George Noll ile birkaç görüşme yapmayı kabul etti.
Konsolosluğu yeniden açma planlarından geri dönülmesine rağmen, Filistin Yönetimi’nin daha esnek politikasının devam edip etmeyeceği belli değil. Ancak Washington, Kudüs’te Trump öncesi statükoyu yeniden canlandırmak için önemli bir adım attı. ABD’li bir diplomat, eski bir üst düzey ABD yetkilisi ve konuyu bilen başka bir kaynağa göre son birkaç ay içinde Filistin İşleri Birimi, Washington’a bağımsız raporlar sunmaya başladı. ABD Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındı. Konuyla ilgili bilgi sahibi bir kaynak ise, “Bu önemli bir değişikliktir ve İsraillileri kızdırmayacaktır” dedi.
“Konsolosluğun açılması şu anda öncelikler listesinin başında değil” diyen kaynak, “Ancak bu durum, daha sonra değişebilir, belki Dışişleri Bakanı Yair Lapid başbakan olduğunda” şeklinde konuştu. Öte yandan Lapid de bu duruma itirazını dile getirirken, konsolosluğun Ramallah’ta açılmasını önerdi.



ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
TT

ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)

Bağdat ile Washington arasındaki ilişkiler, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği ve Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan bir dizi açıklamanın ardından yeni bir gerilim aşamasına girdi. Söz konusu açıklamalarda sert güvenlik uyarıları yapılırken, Irak makamlarının ülke içindeki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırıları engelleme kapasitesi doğrudan eleştirildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, Irak’taki Amerikan diplomatik tesislerini hedef alan saldırıların sorumlularının tespitine yönelik bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini açıklamasından bir gün sonra, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği perşembe günü yeni bir uyarı yayımladı. Açıklamada, “İran’la bağlantılı Iraklı milislerin” başkent merkezinde 24 ila 48 saat içinde saldırı düzenleyebileceği belirtildi.

Büyükelçilik, ABD vatandaşlarına Irak’ı derhâl terk etmeleri çağrısında bulunarak, olası saldırıların Amerikalıları ve ABD ile bağlantılı şirketler, üniversiteler, diplomatik tesisler, enerji altyapısı, oteller ve havalimanları gibi hedefleri kapsayabileceğini ifade etti.

Uyarıdan saatler önce yayımlanan ayrı bir açıklamada ise büyükelçilik, Irak hükümetinin “Irak topraklarında gerçekleşen veya buradan kaynaklanan terör saldırılarını önleyemediğini” belirtti. Bu ifade, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği, Erbil’deki Başkonsolosluk ve başkentteki diplomatik destek merkezine yönelik tekrarlanan saldırılara atıf olarak değerlendirildi.

Haşdi Şabi mensupları, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Açıklamada ayrıca, silahlı gruplara mensup bazı unsurların “Irak hükümetinde görevli olduklarını gösteren kimlik belgeleri taşıyabileceği” ifade edilerek, bazı saldırganların kurumsal bağlantıları ya da resmî bir koruma altında olabileceğine ima yapıldı. Ancak bu konuda ayrıntı verilmedi.

Yaklaşık dört saat sonra büyükelçilik, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın saldırıların faillerine ilişkin bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyuran açıklamasını yeniden paylaştı.

Bu gelişmeler, Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı ile ABD tarafı arasında, Irak’ın bölgesel askeri çatışmanın dışında tutulmasına yönelik varılan mutabakatın üzerinden bir haftadan kısa süre geçmesinin ardından geldi. Anlaşmada, Irak topraklarının, hava sahasının ve kara sularının ülkenin ya da komşu devletlerin güvenliğini tehdit edecek şekilde kullanılmaması vurgulanmıştı.

Sahada tırmanış

Siyasi ve güvenlik gerilimine paralel olarak, Enbar ve Ninova vilayetlerinde silahlı gruplara ait hedeflere yönelik hava saldırıları düzenlendi.

Yerel kaynaklara göre, Enbar vilayetinin batısındaki Hadise kentinde 57. Tugay’a bağlı aşiret güçlerinin karargâhı ABD tarafından bombalandı. Saldırının bilançosuna ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı.

Ninova’da ise Haşdi Şabi, perşembe günü yaptığı açıklamada, Musul’un güneyindeki Kayyara nahiyesinde 58. Tugay’a bağlı 38. Alay karargâhının hava saldırısına uğradığını, ancak can kaybı yaşanmadığını bildirdi.

Haşdi Şabi’nin açıklamasına göre saldırı saat 11.30’da gerçekleşti ve aynı vilayetteki başka bir hedefin vurulmasından 24 saatten kısa süre sonra düzenlendi. Kurum, aynı gün sabah saatlerinde de 14. Tugay’a bağlı 4. Alay’ın bulunduğu noktanın hedef alındığını ve bu saldırıda da can kaybı yaşanmadığını duyurmuştu.

df
Haşdi Şabi üyeleri, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Kısa süre içinde aynı bölgedeki hedeflere yönelik tekrarlanan saldırılar, sahadaki askeri tırmanışın genişlediğini gösterirken, ABD’nin Bağdat’a yönelik uyarılarıyla birlikte Irak’taki güvenlik tablosunun daha hassas bir aşamaya girdiğine işaret ediyor.

Siyasi tepkiler

Hükümete katılan Şii, Sünni ve Kürt güçleri bir araya getiren “Devlet Yönetimi Koalisyonu” ise yayımladığı açıklamada, “her ne gerekçeyle olursa olsun ülke egemenliğinin ihlalini” reddettiğini belirtti. Koalisyon, Irak topraklarının herhangi bir ülkeye yönelik saldırıların çıkış noktası olarak kullanılmasına karşı olduğunu yineledi.

Açıklamada ayrıca, çeşitli vilayetlerde devlet kurumlarını, diplomatik misyonları ve hayati tesisleri hedef alan saldırılar kınanırken, hükümetin ve yargının güvenliği sağlama ve istikrarı yeniden tesis etme yönündeki adımlarına destek verildiği ifade edildi.

Bağdat üzerindeki baskı artıyor

Gözlemciler, hava saldırıları ile ABD’nin sert uyarılarının eş zamanlı gelmesinin, Irak hükümeti üzerindeki baskıyı artırabileceği görüşünde. Özellikle silahlı grupların faaliyetleri ve Irak topraklarından kaynaklanan saldırılar konusunda Bağdat’ın daha net bir tutum alması yönünde çağrılar artıyor.

Adının açıklanmasını istemeyen eski bir Irak hükümet danışmanı, ABD Büyükelçiliği’nin uyarısının “Bağdat’ın silahlı gruplara karşı kararlı adımlar atma kapasitesine yönelik güvenin azaldığını gösterdiğini” söyledi.

Aynı kaynak, ABD politikasının “Irak hükümetine manevra alanı tanımaktan, doğrudan baskı uygulayarak net bir pozisyon almaya zorlamaya evrildiğini” ifade etti.

Washington’un, Bağdat’ın izlediği denge politikasını artık yeterli görmediğini belirten kaynak, Irak topraklarından kaynaklanan saldırıların sürmesi hâlinde bunun “hükümet üzerindeki siyasi ve güvenlik baskılarının daha da artmasına yol açabileceği” uyarısında bulundu.


Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
TT

Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Bölgesel enerji rotalarında stratejik bir dönüşüme işaret eden adım kapsamında, Bağdat yönetimi ham petrolü Suriye üzerinden kara yoluyla ihraç etmeye resmen başladı. Geleneksel deniz ticaret yollarında yaşanan aksaklıkları aşmayı hedefleyen bu gelişme, Şam tarafından ülkenin yeniden “geçiş pusulası” ve küresel enerji için hayati bir platforma dönüşü olarak değerlendirildi. Bölgedeki jeopolitik dalgalanmalar, iki ülke arasında kara entegrasyonuna dayalı yeni bir ekonomik gerçekliği beraberinde getiriyor.

Irak’tan çıkan ilk fuel-oil tanker konvoyları, Tanf–Velid sınır kapısından geçerek Suriye’nin Akdeniz kıyısındaki Banyas Rafinerisi’ne doğru yola çıktı. Böylece iki ülke arasında ekonomik iş birliğinde yeni bir dönemin fiilen başladığı ifade ediliyor. Suriye Arap Haber Ajansı (SANA), 299 tankerlik sevkiyatın daha sonra ihracat amacıyla yükleneceğini bildirdi.

febfeb
Iraklı tankerler Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Tanf sınır kapısı, 2015 yılında DEAŞ’ın kontrolüne geçmesinin ardından kapatılmıştı. 2016’da ABD destekli güçler bölgede bir askeri üs kurmuştu. Geçtiğimiz ay Suriye güçlerinin kontrolü ele almasıyla birlikte sınır kapısının yeniden açılmasının önü açıldı.

“Geçiş pusulası”

İlk tanker konvoylarının Suriye topraklarına girişinin ardından, Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir, X platformundaki açıklamasında, “Suriye-Irak sınırından Banyas’taki deniz terminallerine uzanan hatla Suriye yeniden küresel enerji için stratejik bir geçiş ve ihracat platformu haline geliyor” ifadelerini kullandı. Beşir, bu adımın “ulusal çıkarları güçlendirdiğini ve Arap ekonomik entegrasyonunu ileri taşıdığını” belirtti.

Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi de söz konusu gelişmenin iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini güçlendiren önemli bir adım olduğunu, ticaret ve enerji hatlarının canlandırılmasının önünü açtığını açıkladı. Kurum, işlemlerin hızlı ve verimli şekilde yürütülmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığını duyurdu.

dsvd
Irak’a ait tankerler Suriye topraklarına giriş yapmak üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Aynı kapsamda, İdare heyeti Yaarubiye–Rabia sınır kapısında incelemelerde bulunarak Mayıs başında faaliyete geçirilmesi için hazırlıkları değerlendirdi. Ayrıca Semalka–Fişhabur kapısının da sisteme dahil edilmesi için çalışmalar sürerken, Bukemal–Kaim kapısında yolcu geçişlerinin yeniden başladığı bildirildi.

Irak tarafında Velid ilçe yetkilisi Mücahid Mirdi ed-Duleymi, sınır kapısında deneme açılışının yapıldığını ve petrol tankerlerinin girişine başlandığını açıkladı. Duleymi, hâlihazırda 150’den fazla tankerin geçiş için beklediğini, günlük geçiş sayısının en az 500 tankere ulaşmasının hedeflendiğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin de Suriye-Irak enerji iş birliğini desteklediği belirtiliyor. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada Suriye’nin, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz nedeniyle yaşanan enerji sorununa çözüm olabileceğini ve ülkede boru hattı projelerinin geliştirilebileceğini ifade etti.

“Suriye hayati bir seçenek”

Bölgedeki çatışmaların şiddetlenmesi ve ABD-İsrail ile İran arasında artan gerilim, dünya enerji arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda doğrudan tehdit oluşturuyor.

Ekonomist Dr. Fadi Ayyaş, Irak’ın büyük bir petrol üreticisi olarak ihracatını sürdürebilmek için Suriye’yi “hayati ve mevcut bir seçenek” olarak gördüğünü belirtti. Ayyaş’a göre, hedef günlük 500 ila 700 tanker seviyesine ulaşmak.

Ancak güvenlik riskleri dikkat çekiyor. Bölgedeki çatışmalar nedeniyle sınır hattı zaman zaman insansız hava araçları ve topçu atışlarıyla hedef alınıyor. Bu durum, sevkiyatın sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri doğuruyor.

 dsvds
Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi Başkanlığı heyetinin Irak sınırındaki Yaarubiye Sınır Kapısı’na gerçekleştirdiği inceleme ziyareti (İdare)

Ayyaş, sürecin devamlılığının ekonomik ihtiyaçlar ile sahadaki güvenlik riskleri arasında kurulacak dengeye bağlı olduğunu vurguladı. Ayrıca uzun vadede Irak-Suriye petrol boru hattının yeniden devreye alınmasının daha güvenli ve düşük maliyetli bir seçenek olacağını ifade etti.

Irak’ın, sevkiyat zorlukları nedeniyle petrol üretimini yaklaşık yüzde 80 azaltarak günlük 800 bin varile düşürdüğü kaydediliyor.

Risklere rağmen sevkiyat

Tüm risklere rağmen tanker konvoylarının yola çıkması, tarafların süreci sürdürme kararlılığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre operasyonun başarısı büyük ölçüde iki ülkenin güvenlik güçlerinin güzergâhı ne ölçüde koruyabileceğine bağlı olacak.

Ekonomik tahminlere göre, Irak petrolünün Suriye üzerinden taşınması, Şam yönetimine yıllık 150 ila 200 milyon dolar arasında transit gelir sağlayabilir. Buna ek olarak liman, depolama ve lojistik hizmetlerden de önemli gelir elde edilmesi bekleniyor.

Günlük 600-700 tankerlik hareketliliğin, yakıt tüketimi, bakım ve yol ücretleri üzerinden yerel ekonomiyi canlandıracağı ifade ediliyor. Ayrıca Suriye’nin, anlaşmalar kapsamında daha uygun fiyatlarla petrol veya türevlerine erişim imkânı elde edebileceği belirtiliyor.

Uzmanlar, tüm bu ekonomik kazanımların nihai olarak sevkiyat hacmi ve sınır hattındaki güvenlik istikrarına bağlı olacağını vurguluyor.


Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn bugün yaptığı açıklamada, Lübnan’ın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik alınan kararları uygulama kararlılığını vurguladı.

Avn, Hollanda Başbakanı Rob Jetten ile gerçekleştirdiği görüşmede, ‘Lübnan-Hollanda ilişkilerini tüm alanlarda güçlendirme ve geliştirme arzusunu’ dile getirdi.

Jetten de Avn’ın tırmanışı durdurmak ve Lübnan devletinin tüm topraklar üzerindeki otoritesini tesis etmek için açıkladığı müzakere girişimini desteklediklerini belirterek, ‘Lübnan ordusunun ulusal sorumluluklarını yerine getirebilmesi için Hollanda’nın destek sağlamaya hazır olduğunu’ ifade etti.

Jetten ayrıca, Hollanda’nın zor koşullar altında bulunan Lübnan ve halkının yanında olduğunu vurguladı ve ‘memleketlerinden ayrılmak zorunda kalan Lübnanlılara yardım sağlamak için desteğe hazır olduklarını’ belirtti.

Lübnan Bakanlar Kurulu, 2 Mart’ta olağanüstü toplanarak, Hizbullah’ın tüm güvenlik ve askeri faaliyetlerini yasadışı ilan etmiş ve hareketin faaliyetlerini yalnızca siyasi alanla sınırlamıştı.