Fas’ta 19. Gazetecilik Ödülleri sahiplerini buldu

Fas 19. Gazetecilik Ödülleri törenine Kültür Gençlik ve İletişim Bakanı da katıldı

Gazetecilik Ödülü kazananlarının jüri üyeleriyle çektirdikleri hatıra fotoğrafı
Gazetecilik Ödülü kazananlarının jüri üyeleriyle çektirdikleri hatıra fotoğrafı
TT

Fas’ta 19. Gazetecilik Ödülleri sahiplerini buldu

Gazetecilik Ödülü kazananlarının jüri üyeleriyle çektirdikleri hatıra fotoğrafı
Gazetecilik Ödülü kazananlarının jüri üyeleriyle çektirdikleri hatıra fotoğrafı

Fas 19. Gazetecilik Büyük Ödülü jürisi, Salı akşamı başkent Rabat'ta düzenlenen törenle ödül alanların isimlerini açıkladı.
Kültür, Gençlik ve İletişim Bakanı Muhammed Mehdi bin Said’in yanı sıra gazetecilik, sanat ve edebiyat dünyasından isimlerin katıldığı törende ödüller sahiplerini buldu. Televizyon, radyo, yazılı basın, elektronik gazetecilik, ajans gazeteciliği, Amazig basın prodüksiyonu, Hassani basın prodüksiyonu, fotoğraf ve araştırmacı gazetecilik alanlarında ödül sahiplerinin isimleri açıklanırken, karikatür ödülü ise üst üste üçüncü kez verilmedi.
Ulusal medyanın gelişimine ve mesleğin asil ilkelerinin pekiştirilmesine belirgin şekilde katkıda bulunan ve ulusal medya kişiliğine verilen Takdir Ödülü, el-Uyun el-Cehviyye kanalının eski müdürü merhum Muhammed ed-Dah Lağdaf’a ve Kanal 2’nin eski gazetecisi Salahuddin el-Ğamari’ye verildi.
Ajans ödülü, “Latife bin Zeyatin: Radikalizmin savunucuları ve gençliğin çaresizliği karşısında aşılmaz bir kale” başlıklı makalesiyle Fas Arap Haber Ajansından gazeteci Kerime ile “Meczub: Bir anne ruhu ve görev ruhuyla koronavirüs hastalarına bakan bir hemşire” başlıklı makalesi ile Yunus Bu Zeriyde’ye verildi.
Araştırma ve Belgesel Ödülü, Kanal 1'deki gazeteci Halid Azdun, “Umut Aşısı, Liderlik ve Girişimcilik” adlı çalışmasıyla ve Kanal 2'deki  “Hepimiz Kahramanız” programının “Rava” başlıklı bölümü ile gazeteci Meryem er-Reisi’ye layık görüldü.
Radyo Ödülünü ise iki radyocu paylaştı. "Başarı Turunda Gayrimenkul: Konut sahibi olma hayalinin dolandırıcılıkla kabusa dönmesi" konulu çalışmasıyla ulusal yayıncı Halil Dernan ve “Koronvirüs Zamanında Faslılar” konulu çalışması ile Kerime Zahnuni ödülün sahibi oldu.
Yazılı basın ödülü, “Tehlike: Bu geminin çalınması güvenlik tehdidi” konulu çalışmasıyla haftalık Le Raporter dergisinden Neima Şeri'ye layık görülürken, Elektronik gazetecilik ödülü iki gazeteci tarafından paylaşıldı. Hespress web sitesinden gazeteci Abdusselam eş-Şamih “Ölüm Yolculuğu: Hespress Faslıların Türkiye sınırına yolculuğuna eşlik ediyor” konulu çalışması ve “Bir damla su için çıkılan yolculuğun, yaz kış çekilen çilesi” konulu çalışmasıyla gazetecisi Amal Kinin ödülü almaya hak kazandı.
Fotoğraf ödülüne gelince… Haftalık The Economist dergisinden Abdülmecit Bezivat, kenevir ekiminin yasallaştırılmasıyla ilgili fotoğrafla ödülü kazanırken, araştırma raporu ödülü, Kanal 1'den yayınlanmakta olan “45 dakika” programındaki “Terörizm Uzlaşmanın Denklemi” konulu çalışmasıyla Yasin el-Ömeri’ye gitti.
Amazig prodüksiyon ödülünü, Amazig kanalından gazeteci İbrahim Karim "Rozoor... Sahra altı Afrikalı göçmenlerin profesyonel ve ekonomik entegrasyonu üzerine bir kesit" adlı belgesel programıyla almaya hak kazandı.
El-Hassani gazetecilik prodüksiyonu alanında ödül, El-Uyun bölgesel kanalından gazeteci Muhammed et-Turuzi'ye tekrar giderken, jüri karikatür kategorisinde ödül verilmemesine karar verdi.
Bakan bin Said, bakanlığın, Kasım 2003'te başlayan bu önemli ödülün organizasyonunu denetleme konusundaki yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde, ödülün çeşitli aşamalarında tüm adaylar arasında rekabetin ve dürüst profesyonellik çerçevesinde gerekli koşulların sağlanmasında her türlü çabayı göstermekte istekli olduğunu söyledi. Jürinin, mesleki kriterlere dayalı seçimlerin bağımsız ve özgür olmasını sağlarken, kendi bağımsız çalışma kurallarını ve kriterlerini tanımlamakta ve onaylamakta tam anlamıyla yetkili olduğunu belirtti.
Bakanlık ayrıca, pandemi nedeniyle ortaya çıkan istisnai koşullara rağmen, gazetecilik alanındaki profesyonel yetkinlikleri onurlandırmak adına bu ödül töreninin öneminin bir işareti olarak bu töreni düzenlemeye istekliydi.
Bakan, bakanlığın, ödül programını düzenleyen genel çerçeveyi gözden geçirmek için en iyi formülleri görüşmek üzere bir diyalog toplantısı düzenleyeceğini belirtirken, yurtdışında yaşayan ve uluslararası alanda başarılı olan Faslı kadın ve erkek gazetecilerin çalışmalarına açık olmayı ciddi olarak düşündüğünü belirtti.
Dijital gelişmelere ayak uydurduğu yeni bir medya sözleşme modelinin de düşünülmesi gerektiğinin altını çizen Bakan, bakanlığın bu çalıştaylarda yer alacağını ve yeni algılara ulaşmak için çeşitli profesyonel aktörlerle istişarelerini sürdüreceğini vurguladı. “Sektördeki çalışanların sosyal ve maddi durumlarını iyileştirmeyi ihmal etmeden medya sektörünün tanıtımını yapmayı amaçlayan ülkemizin sosyal önlemlerden sosyal devlete geçmeyi amaçlayan ve son zamanlarda sosyal koruma politikası doğrultusunda, basın ve medya alanındaki tüm kadın çalışanları ilgilendiren çalıştayların başlatılmasıyla pekiştirildi” dedi.
Ödülün jüri başkanı, yazar ve Yurtdışı Fas Topluluğu Konseyi genel sekreteri Abdullah Busuf, gerek sunum açısından, gerek formülasyonla, gerekse sanatsal yönüyle ilgili olsun ödüle aday gösterilen tüm eserlerin farklı güncel konulara parmak bastığını ve çeşitli yönleriyle ele aldığını söyledi.
Ödül verilen çalışmaların kapsamlı bir tartışmanın ardından Jüri tarafından kabul edilen profesyonel standartları karşıladığını vurgulayan bakan “Faslı gazetecilik kurumunun sağlıklı olduğunu ve çeşitli yönleriyle toplumla bir arada var olduğunu ve medya üyelerinin insanlara doğru bilgiyi ulaştırmak için ön saflarda yer almalarıyla da bunun net olarak görüldüğünü ifade etti.
Diğer gazetecilik kategorilerini de kapsaması için ödülü düzenleyen kararnamenin gözden geçirilmesinin önemini vurgulayan Busuf, Faslı gazetecilerin diasporadaki çalışmalarına ve Fas'ta akredite yabancı medya çalışanlarının çabalarına da dikkat çekti. Bu çalışmada, belirtilen koşulları yerine getiren ve 99'u kabul edilen toplam 111 aday sayısında kayda değer bir artış kaydedilmesi de dikkat çekici olduğunu belirtti.
Jüri koltuğunda ise, 2M TV kanalının Merkez Genel Yayın Yönetmeni Cemile el-Şazili, el-Ahdas el-Mağribiyye gazetesinin yayın yönetmeni el-Muhtar Ğazeyvi, Ulusal Radyo ve Bölgesel Radyo İstasyonları Yapım ve Programlar Direktörü Ali Hala, MAP Genel Yayın Yönetmeni ve Çok Dilli Bölüm Başkanı Samir Hilal oturdu.
Jüri de ayrıca, Yüksek Bilgi ve İletişim Enstitüsü Yüksek Öğretim Profesörü Nadiye el-Mehidi, Fas gazetesi en-Nehar'ın yayın yönetmeni Abdulhakim Bedi, Kanal 1’in Haber Müdür Yardımcısı Muhammed Bedari, gazetecisi Cihan el-Katavi, Afrika Çalışmaları Enstitüsü'nde Yüksek Öğrenim Profesörü Rahal Bobrik ve Ümmet Risalesi gazetesinde görev yapan Abdulhak el-Adimi yer aldı



Mladenov’un Gazze Şeridi’ndeki silahların teslimine ilişkin koyduğu mühlet, meseleyi karmaşıklaştırıyor

Pazartesi günü Gazze Şeridi’nin orta kesimine düzenlenen İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden yakınlarının cenazesini dün Deyr el-Balah’taki Aksa Şehitleri Hastanesi’nden uğurlarken gözyaşlarına boğulan Filistinliler (AFP)
Pazartesi günü Gazze Şeridi’nin orta kesimine düzenlenen İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden yakınlarının cenazesini dün Deyr el-Balah’taki Aksa Şehitleri Hastanesi’nden uğurlarken gözyaşlarına boğulan Filistinliler (AFP)
TT

Mladenov’un Gazze Şeridi’ndeki silahların teslimine ilişkin koyduğu mühlet, meseleyi karmaşıklaştırıyor

Pazartesi günü Gazze Şeridi’nin orta kesimine düzenlenen İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden yakınlarının cenazesini dün Deyr el-Balah’taki Aksa Şehitleri Hastanesi’nden uğurlarken gözyaşlarına boğulan Filistinliler (AFP)
Pazartesi günü Gazze Şeridi’nin orta kesimine düzenlenen İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden yakınlarının cenazesini dün Deyr el-Balah’taki Aksa Şehitleri Hastanesi’nden uğurlarken gözyaşlarına boğulan Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki grupların silahlarını teslim etmesiyle ilgili gelişmeler hız kazanırken, İsrail tarafında, Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un, arabulucular ile Hamas arasında şu anda tartışılan çerçeveye Hamas’ın yanıt vermesi için bir mühlet koyduğuna dair açıklamalar yapılıyor.

Bu mühletin, Gazze’deki ateşkes anlaşmasının önündeki engelleri artırdığı belirtiliyor. Kahire’de arabulucular ile Hamas arasında yapılması planlanan yeni müzakerelerde, silah teslimi krizini çözmek ve anlaşmayı ilerletmek için olası uzlaşı yolları üzerinde görüşmeler yapılması bekleniyor. Uzmanlar, Hamas’ın yanıtını, İran’daki savaşın sonuçları netleşene kadar bekletebileceğini ve buna göre gelecek senaryolarını oluşturacağını öngörüyor.

Hamas’ın silahsızlandırılması, Mladenov’un mart ayı sonunda Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde açıkladığı planın en önemli maddesi olarak öne çıkıyor. Uluslararası ve bölgesel basında yer alan maddelere göre, plan çerçevesinde Hamas, tünel ağını yok etmeyi ve sekiz ay boyunca aşamalı olarak silahlarını bırakmayı kabul edecek. Buna karşılık, İsrail güçlerinin tamamen çekilmesi, Gazze Şeridi’nin silahsız olduğunun nihai olarak doğrulanmasına bağlanacak. İsrail, Hamas silahlarını teslim etmeden Gazze Şeridi’nden çekilmeyi kabul etmeyeceğini söylüyor.

Times of Israel gazetesi dün üç kaynağa dayandırdığı haberinde, ‘Barış Kurulu’nun Hamas’a silahsızlanma önerisini kabul etmesi için hafta sonuna kadar süre verdiğini, uluslararası temsilcinin ise İran’daki savaş devam etmesine rağmen öneriyi hayata geçirme konusunda ısrarcı olduğunu’ aktardı.

Gazete, Mladenov’un geçtiğimiz cuma günü Hamas üst düzey yetkililerinden oluşan bir heyete, ‘Barış Kurulu’nun hafta sonuna kadar silahsızlanma anlaşmasını tamamlamak istediğini’ ilettiğini bildirdi.

Zaman çizelgesi

New York Times gazetesi pazartesi günü kaynaklara dayandırdığı haberinde, Barış Kurulu’nun Hamas’a resmi ve kesin bir uyarı gönderdiğini ve silahlarını tamamen bırakması için sıkı bir zaman çizelgesi belirlediğini aktardı. Habere göre önerilen plan, 90 gün içinde ağır silahlar, füzeler ve askeri üslerin haritalarının teslim edilmesiyle başlayan bir takvimi içeriyor. Bunu, uluslararası fonlarla desteklenen bir tazminat programı kapsamında hafif silahların toplanacağı ikinci aşama takip ediyor.

Kaynaklar, planın ayrıca Filistin’de teknokrat bir yönetimin Gazze Şeridi’nin yönetimini devralmasını öngördüğünü ve İsrail’in kentsel alanlardan tamamen çekilmesinin, uluslararası doğrudan denetim altında anlaşmaya varılan silahsızlanma takvimine fiilen uyulmasına bağlı olacağını belirtti.

Aynı kaynaklar, bölgesel arabulucuların Hamas’ı bu girişimi kabul etmeye zorlamak için yoğun baskı uyguladığını vurguladı. Bu girişimin amacı, özellikle ABD yönetiminin barışçıl sürecin reddi durumunda sert askeri seçenekler kullanabileceğini ima etmesiyle birlikte, yeni bir geniş çaplı askeri operasyon turunu önlemek olarak gösteriliyor.

FVFD
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un Nehr el-Barid bölgesinde, yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici bir kampta yaşayan Filistinli bir kız çocuğu (AFP)

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın sözcüsü geçtiğimiz pazar günü bir televizyon kanalı aracılığıyla yaptığı açıklamada, “Silah dosyasının bu kaba biçimde gündeme getirilmesi, işgalcinin halkımıza yönelik katliam ve yok etme politikasını sürdürme çabasından başka bir şey değildir… Bunu asla kabul etmeyeceğiz” dedi.

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail uzmanı olan Said Ukkaşe yaptığı değerlendirmede, “Mladenov’un verdiği süre, Hamas’ın silah teslimi konusunda nihai ve kesin bir tutum belirlemesini geciktirme taktiğini kuşatma amacı taşıyor. Ancak hareket acele etmiyor ve İran’daki savaşın sonuçlarını bekleyerek gelecek senaryolarını buna göre şekillendirecek” ifadelerini kullandı.

Ukkaşe, İsrail’in Hamas’ın silahlarını tamamen tasfiye etmeden çekilmeyi kabul etmeyeceğini, aynı şekilde silah teslim sürecinin son aşamasına kadar herhangi bir geri çekilme gerçekleştirmeyeceğini belirtti. Hamas’ın da buna karşı durduğunu vurgulayan Ukkaşe, bu durumun Gazze Şeridi’ndeki anlaşmanın önündeki engelleri artıracağını kaydetti.

Yakında gerçekleşecek yeni görüşmeler

Bu gelişmeler, tüm tarafların önümüzdeki günlerde Kahire’de yapılacak görüşmelerin tamamlanmasını beklediği bir dönemde yaşanıyor. Şarku’l Avsat’ın Kahire el-İhbariyye televizyonundan aktardığına göre, Mısır’da arabulucular ve Mladenov’un katılımıyla yürütülen görüşmelerin ardından toplantılar cuma ve cumartesi günleri planlandı.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati’nin dün Avrupa Birliği’nin (AB) Ortadoğu Barış Süreci Özel Temsilcisi Christophe Bigot ile yaptığı görüşmede, ‘Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin Gazze içinden görevlerini yürütmesini sağlamak için yapılan hazırlıklar’ ele alındı. Abdulati, bu komitenin görevlerini etkin bir şekilde yerine getirebilmesi için uluslararası toplumun desteğinin önemine vurgu yaptı ve uluslararası istikrar gücünün hızlı şekilde konuşlandırılmasının gerekliliğini vurguladı.

SDV DFSV
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov arasında Kahire’de gerçekleşen önceki bir görüşmeden (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Ukkaşe, Kahire’de yapılması beklenen turun, silahsızlanma sürecinde devam eden engellerle ilgili uzlaşı sağlama ve anlaşmayı yeniden ilerletmek için bir çıkış yolu bulma girişimi olacağını, hatta gerekirse uluslararası istikrar güçlerinin hızlı konuşlandırılmasıyla sürecin hızlandırılabileceğini belirtti.

Filistinli siyaset analisti Dr. Eymen er-Rakab ise silah teslimi önerisinin uygulanmasında birçok engel bulunduğunu ve bu engellerin, silahın kime teslim edileceğinin net olmamasından kaynaklandığını vurguladı. Rakab, ‘verilen sürenin son olmayacağı’ öngörüsünde bulundu.

Rakab, Kassam Tugayları’nın öneriyi reddetmesinin, hem İran hem de Lübnan’daki Hizbullah ile bölgedeki kötüleşen tabloyla uyumlu olduğunu ve İsrail’in anlaşmaya uymaması koşulunda herhangi bir sürecin uygulanmasını açıkça reddetmek anlamına geldiğini belirtti.

Rakab, çözümün silah teslimi sürecinin, polis teşkilatının kurulması ve uluslararası güçlerin konuşlandırılmasına kadar ertelenmesinde olabileceğini ifade etti. Beklenen Kahire görüşmelerinin, tartışmaları yeniden başlatarak uzlaşı sağlama yönünde ilerleyeceğini, zira görüşmelerin kapısının henüz tamamen kapanmadığını bildirdi.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sayda kentine düzenlediği hava saldırısında 8 kişi öldü

Güney Lübnan'ın Sayda kentine düzenlenen İsrail saldırısının olduğu yerde kurtarma ekipleri (AFP)
Güney Lübnan'ın Sayda kentine düzenlenen İsrail saldırısının olduğu yerde kurtarma ekipleri (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sayda kentine düzenlediği hava saldırısında 8 kişi öldü

Güney Lübnan'ın Sayda kentine düzenlenen İsrail saldırısının olduğu yerde kurtarma ekipleri (AFP)
Güney Lübnan'ın Sayda kentine düzenlenen İsrail saldırısının olduğu yerde kurtarma ekipleri (AFP)

Lübnan Sağlık Bakanlığı, bu sabaha karşı İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sayda kentine düzenlediği hava saldırısında en az 8 kişinin öldüğünü duyurdu. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, “İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sayda'ya düzenlediği hava saldırısı sonucunda ilk bilançoya göre 8 vatandaşımız şehit oldu, 22 kişi yaralandı” ifadeleri kullanıldı. Yerel basın ise saldırının şehrin sahil şeridini vurduğunu belirtti ve bir kafede meydana gelen hasarı gösteren görüntüler yayınladı.

Fransız Haber Ajansı AFP’nin haberine göre camları yola saçılan bir kafede yangın çıktı. İtfaiye ekipleri yangını söndürmeye çalışırken Lübnan askerleri bölgeyi emniyete aldı. Yangın, o sırada orada park halinde bulunan araçlara da zarar verdi.

Olay yerinden bir yerel dernekte görevli sağlık görevlisi olan Luay Saba, şunları söyledi:

“Sayda'daki sahil yolunda bir saldırı olduğu bildirildi, iki ekip gönderdik ancak yaralıların çokluğu nedeniyle destek talep ettiler” dedi. Saba, ekiplerinin olay yerinden en az altı yaralıyı hastaneye kaldırdığını da sözlerine ekledi.

vdv
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sayda kentine hava saldırısı düzenledi (AFP)

Ortadoğu'daki savaş, 2 Mart'ta Lübnan'ı da vurdu. Tahran destekli bir grup, ABD-İsrail saldırısının ilk günlerinde İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney’e düzenlenen suikasta misilleme olarak İsrail'e roketli saldırı düzenledi. İsrail, buna Lübnan'a geniş çaplı hava saldırıları düzenleyerek ve birliklerini ülkenin güneyine sokarak karşılık verdi.

ABD Başkanı Donald Trump dün, İran'a yönelik saldırıyı askıya almayı kabul ederken Tahran'ın hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı'nı yeniden açması halinde ateşkese hazır olduğunu söyledi.

Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre savaşın başlamasından bu yana İsrail'in Lübnan'a düzenlediği hava saldırılarında bin 500'den fazla kişi hayatını kaybetti.


Bağdat'ta kaçırılan Amerikalı gazeteci serbest bırakıldı

Amerikalı gazeteci Shelley Kittleson, 2023 yılında İstanbul'da kaldığı dönemde (Facebook)
Amerikalı gazeteci Shelley Kittleson, 2023 yılında İstanbul'da kaldığı dönemde (Facebook)
TT

Bağdat'ta kaçırılan Amerikalı gazeteci serbest bırakıldı

Amerikalı gazeteci Shelley Kittleson, 2023 yılında İstanbul'da kaldığı dönemde (Facebook)
Amerikalı gazeteci Shelley Kittleson, 2023 yılında İstanbul'da kaldığı dönemde (Facebook)

Kataib Hizbullah dün, bir hafta önce Irak'ın başkenti Bağdat'ta kaçırılan Amerikalı gazeteci Shelley Kittleson'un, "ülkeyi derhal terk etmesi" şartıyla serbest bırakıldığını duyurdu.

Grubun güvenlik yetkilisi Ebu Mücahid el-Esaf yaptığı açıklamada, serbest bırakma kararının "görevden ayrılan Başbakan Muhammed Şiya el-Sudani'nin vatansever duruşuna duyulan takdirin bir sonucu" olduğunu belirterek, Kittleson'un "Irak'ı derhal terk edeceğini" vurguladı.

El-Esaf, bu adımın "önümüzdeki günlerde tekrarlanmayacağını ve savaş durumunda koşulların değişebileceğini" ifade etti.

İran'a bağlı silahlı grup, Amerikalı gazetecinin "itirafları" olarak nitelendirdiği kayıtları yayınladı. Kaydın koşullarını doğrulamak zor olsa da Kittleson "Bağdat'taki Amerikan konsolosunun kendisinden Irak'taki Haşdi Şabi Güçleri hakkında bilgi toplamasını istediğini" söyledi.

Geçtiğimiz hafta, başkentin kalbinde kaçırılmasının ardından Kittleson'un serbest bırakılması için Bağdat'ta ortak bir Irak-Amerikan güvenlik operasyonu başlatıldı. Bu olay, bölgesel gerilimlerin ve bunların Irak için güvenlik sonuçlarının arttığı bir dönemde gerçekleşti.

O dönemde Şarku’l Avsat'a konuşan kaynaklar, Irak güvenlik güçlerinin ilgili Amerikan yetkilileriyle birlikte Bağdat'ta kaçıranları bulmak ve Kittleson'ın serbest bırakılmasını sağlamak için yakın iş birliği içinde çalıştığını belirtmişti. Olayın hassasiyeti, siyasi ve güvenlik sonuçları göz önüne alındığında, iki taraf arasında "en üst düzeyde" iletişim kurulduğu ifade edilmişti.

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Dylan Johnson da Irak yetkililerinin, Ketaib Hizbullah ile bağlantılı olduğuna inanılan ve kaçırma olayına karışmakla suçlanan bir kişiyi tutukladığını duyurdu.

Kittleson Suriye krizini yerinde takip etti (Facebook)Kittleson Suriye krizini yerinde takip etti (Facebook)

ABD Dışişleri Bakanlığı daha önce Kittleson'u güvenlik tehditleri konusunda uyarmış ve serbest bırakılmasının en kısa sürede sağlanması için FBI ile koordinasyon içinde olduğunu belirtmişti.

Gözlemcilere göre bu uyarı, özellikle silahlı grupların artan etkisiyle birlikte Irak'taki kötüleşen güvenlik durumu konusunda Batılı diplomatik misyonlar arasında artan endişeyi yansıtıyordu.

Kittleson, Irak ve bölgesel meseleler konusunda uzmanlaşmış bir gazetecidir. Birçok uluslararası kuruluşla çalışmış olup, haberlerinde silahlı gruplar, Irak-Amerika ilişkileri ve bölgesel güvenlik gelişmelerine odaklanmaktadır.

Silahlı gruplar ve Bağdat ile Washington arasındaki ilişkiler hakkındaki haberleriyle tanınmıştır. Ayrıca, 2014'ten sonra DEAŞ'tan Musul'u geri almak için yapılan savaşların yanı sıra Suriye krizi hakkındaki haberleriyle de dikkat çekmiştir.