İran, Avrupa’nın Viyana müzakerelerinde geri adım attığını öne sürüyor

Washington müzakerelerin “ciddi şekilde hızlandırılmasını” istiyor… Tahran Kerec Nükleer Tesisi’ndeki kamera kayıtlarının kaybolmasından sorumlu olmadığını söylüyor

İran nükleer dosyasını görüşmek üzere Viyana'da yapılan görüşmelerden bir kare (Reuters)
İran nükleer dosyasını görüşmek üzere Viyana'da yapılan görüşmelerden bir kare (Reuters)
TT

İran, Avrupa’nın Viyana müzakerelerinde geri adım attığını öne sürüyor

İran nükleer dosyasını görüşmek üzere Viyana'da yapılan görüşmelerden bir kare (Reuters)
İran nükleer dosyasını görüşmek üzere Viyana'da yapılan görüşmelerden bir kare (Reuters)

Viyana'da yapılan nükleer müzakerelerin yedinci turunun dün sona ermesinin ardından açıklama yapan İran, sekizinci turun taslağı üzerinde uzlaşılmasını, müzakerelere katılan Avrupalı ​​güçlerin (İngiltere, Fransa ve Almanya) eski tutumlarından vazgeçmeleri şeklinde yorumladı.
İran'ın resmi haber ajansı IRNA, Viyana’da yapılan müzakerelerin yedinci turunun üç Avrupa ülkesinin İran’a karşı takındıkları tavırlarından vazgeçmeleri ve 2015 yılında imzalanan anlaşmanın maddelerinin yeniden canlandırılmasına ilişkin müzakerelerin devam ettirilmesi için bir temel teşkil edecek ortak bir metin üzerinde uzlaşılması ile sona erdiğini bildirdi. IRNA müzakerelerin yedinci turunun üç Avrupa ülkesinin yapıcı olmayan tutumları ve İngiltere, Almanya ve Fransa'nın 4+1 grubu ile eski İran hükümeti arasında gerçekleştirilen müzakerelerin altıncı turunda varılan taslak çerçevesinde müzakerelere devam edilmesi hususundaki yersiz ısrarları yüzünden oldukça yavaş ilerlediğini belirtti. Haberin devamında “Avrupa tarafı, İran heyeti tarafından sunulan argümanlara dayalı ciddi ve verimli müzakerelerin temeli olarak İran'ın görüşlerini kabul etmeye ikna oldu” ifadelerini kullandı. Ancak, cuma günü İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi hükümetiyle istişare etmek için Tahran'a dönmeleri gerektiğini mazeret göstererek müzakerelerin durdurulmasını isteyen taraf İran heyetiydi.
Viyana’da müzakerelerin durdurulması İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'ne bağlı haber ajansı Nournews’in yayınladığı bir haberle eş zamanlı olarak geldi. Söz konusu haberinde ajans, İsrail'in İran'a karşı tehlikeli eylemlerde bulunmayı planladığına ilişkin bilgilere işaret ederek İsrail'deki rejimi Viyana'da müzakerelerde bulunan ABD ve Batılı ülkelerin stratejik ortağı olarak nitelendirdi. Söz konusu haberin devamında şu ifadelere yer verildi:
“Bu tür olayların (İsrail'in iddia edilen saldırı hazırlığı) İran'ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile ilişkilerine olumsuz yansımaları olacağının yanı sıra ABD'yi de etkileyeceği su götürmez bir gerçek.”
Fransız haber ajansına (AFP) göre müzakereciler cuma günü Viyana'dan ayrılırken, Tahran'la imzalanan Nükleer Anlaşma'yı yeniden canlandırmayı amaçlayan müzakerelerde ufak bir ilerleme olduğundan söz ettiler. Bununla birlikte müzakerelerin başarısız olmasını engellemek için bu görüşmelere mümkün olan en kısa sürede devam edilmesi gerektiğini vurguladılar. Fransa, Almanya ve İngiltere'den üst düzey diplomatlar son 24 saat içinde teknik düzeyde biraz ilerleme kaydedildiğini söylediler. Ancak aynı zamanda uyarıda bulunarak “Bu müzakerelerde hızlıca yolun sonuna doğru gidiyoruz” dediler.
Avrupalı ​​müzakereciler İran, Çin ve Rusya'dan müzakereciler ile birkaç gün süren yoğun görüşmelerin ardından müzakerelerin yedinci turunu tamamladılar. Bir sonraki oturum için bir tarih belirlemeyen müzakereciler oturumun yıl sonundan önce yapılmasını umuyorlar.
Müzakereciler İran müzakere heyeti başkanı Ali Bakıri Kani'nin Tahran'a dönmek istediğini söyleyerek, görüşmelerin belirtilmeyen bir sebepten ötürü durdurulmasını hayal kırıklığı olarak nitelendirdiler. Diplomatlar, diğer tüm ortakların "müzakerelere devam etmeye hazır olduğunu vurgulayarak İranlıları hızlı bir şekilde müzakereleri yeniden başlatmaları ve işleri hızlandırmaya çağırdılar.
Müzakerelerin gidişatı hakkında yorumda bulunan ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan “İyi gitmiyor. Zira hala Nükleer Anlaşma’ya geri dönmenin bir yolunu bulabilmiş değiliz. 2018 yılında anlaşmadan çıkarak aldığımız feci kararın bedelini ödüyoruz” şeklinde konuşarak Nükleer Anlaşma’nın İran’ın nükleer programına bir sınır koyduğuna işaret etti.
Ancak Sullivan Washington'daki Dış İlişkiler Konseyi'nde (CFR) yaptığı konuşmada müzakerelerde son günlerde “biraz ilerleme” kaydedildiğini söyleyerek ülkesinin Nükleer Anlaşma’ya imza atan üç Avrupa ülkesi -İngiltere, Fransa ve Almanya- ve Çin ve Rusya ile koordinasyon içinde olduğuna dikkati çekti.
Rusya Büyükelçisi Mikhail Ulyanov, müzakerelerin haziran ayında Tahran'ın İran seçimleri nedeniyle askıya almak istediği sırada kaldığı yerden devam etmesine karar verildiğini söyledi.
Ulyanov Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Son müzakere turu, daha derin müzakereler için sağlam bir temel oluşturması açısından başarılı oldu. Şu anda müzakereciler birbirlerini daha iyi anlıyor” ifadelerini kullandı.
Diğer taraftan üst düzey ABD'li bir yetkili, Viyana'da gerçekleştirilen müzakerelerin bu son turunun olması gerekenden daha kötü geçtiğini söyledi. AFP’ye göre adının açıklanmasını istemeyen yetkili, müzakerelerin ciddi derecede hızlandırılması gerektiğini söyleyerek ABD'li müzakerecilerin yeni yıldan önce Viyana'ya dönmeye hazır olduklarını vurguladı. Yetkili “Ortak bir çalışma programı üzerinde uzlaşmak bu kadar vakit aldıysa, program ile ilgili sorunları çözmenin ne kadar süreceğini bir hayal edin” dedi.
Avrupa Birliği (AB) Viyana müzakereleri koordinatörü Enrique Mora müzakerelerin yapıldığı Avusturya'nın başkentindeki Coburg Sarayı önünde basın mensuplarına verdiği demeçte “Aylarımız yok, anlaşma yapmak için haftalarımız var. Müzakerelerin yeniden başlamasına ilişkin henüz resmi bir tarih veremem” ifadelerini kullandı.
İlkbaharda müzakerelerin ilk turu yapılmıştı. Ancak haziran ayında aşırı muhafazakar kanattan yeni bir İran cumhurbaşkanı seçilmesiyle görüşmeler askıya alınmıştı. Kasım ayının sonunda nihayet bir araya gelen diplomatlar o tarihten beri kısa bir ara verilmesi dışında yoğun görüşmeler yapıyorlar. Üç Avrupa ülkesinin diplomatlarından oluşan gruptan bir kaynak birkaç gün önce Tahran'ın "katı" taleplerine işaret ettikten sonra “Sonunda müzakereler için bir başlangıç ​​noktası üzerinde uzlaştık. Şimdi esas mevzuya girmeliyiz” dedi.

Öbür yandan Tahran’ın baş müzakerecisi Ali Bakıri Kani yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Müzakerelerin bu turu, yeni hükümetin görüşlerini ve tutumlarını aktarmayı içeriyordu. İki yeni taslağımız var. Biri ambargonun kaldırılması, diğeri ise nükleer uygulamalar ile ilgili.”
Müzakerelerde karşılaşılan en büyük sıkıntı, Washington dolaylı olarak katılım sağladığı için ABD'yi anlaşmaya geri döndürmek olabilir.
2018 yılında ABD, 2015'te Viyana'da imzalanan ve İran'a yönelik uluslararası yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer programını sınırlamayı hedefleyen Nükleer Anlaşma'dan geri çekilmiş ve ardından Tahran'a, İran ekonomisini ciddi derecede etkileyen yaptırımları yeniden dayatmaya başlamıştı.
ABD'nin anlaşmadan çekilmesinden yaklaşık bir yıl sonra İran, anlaşmada yer alan temel yükümlülüklerinin çoğunu yavaş yavaş terk etmeye başlamıştı.
Diğer taraftan İran Atom Enerjisi Kurumu, nükleer program için ayrılan santrifüjlerin bulunduğu Kerec Nükleer Tesisi'ndeki (Tahran'ın batısında yer alıyor) güvenlik kamerası kayıtlarının kaybolmasından sorumlu olmadığını söyledi. Kurum konuya ilişkin yaptığı açıklamada kamera kayıtlarının geçtiğimiz haziran ayında bu tesisi hedef alan sabotaj eylemleri sırasında yok edildiğini belirtti. UAEA Başkanı Rafael Grossi’nin İran’dan tesisteki kamera kayıtlarının kaybolmasına ilişkin bir açıklama yapmasını istemesine karşılık kurum UAEA’nın denetleme görevlerinin yanı sıra koruma sorumluluğunun da olduğunun altını çizdi ve İsrail’in yaptığı düşünülen Kerec Nükleer Tesisi’ndeki saldırıya işaret ederek İran nükleer tesislerine uzanan tehdidin engellenmemesinden UAEA’yı sorumlu tuttu.



İsrail’in önde gelen 100 düşünürü ‘içsel çöküş’ konusunda uyarıda bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)
TT

İsrail’in önde gelen 100 düşünürü ‘içsel çöküş’ konusunda uyarıda bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kentinde, elinde oyuncak tüfek taşıyan İsrailli bir çocuk, Mart 2024 (AFP)

100 önde gelen düşünür, araştırmacı ve eski yetkili, İsrail’in iki kritik seçenekle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu: ‘İsrail ya başarılı bir süper güç olacak ya da çökecek’. Uzmanlar, ülkenin bugün ‘süper güç olabilecek kapasiteye sahip olduğunu, ancak temellerinin paslandığını’ değerlendirdi.

Öneriler, genellikle dış politika ve güvenlik stratejilerinin oluşturulması üzerine çalışmalar yürüten partiler üstü bir kuruluş tarafından gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma kapsamında sunuldu. Maariv gazetesi dün, ‘kuruluş tarafından yakın zamanda gerçekleştirilen araştırmanın, güvenlik tehditlerinin yanı sıra farklı türde bir tehlikeye, içeriden kaynaklanan varoluşsal bir tehdide işaret ettiğini’ bildirdi.

MIND Israel yöneticisi Avner Golov, “Bu temelleri ele almazsak yalnızca bir süper güç olma özelliğimizi kaybetmekle kalmayacağız, bütün yapı çökecek” dedi. Uzmanlar ayrıca, bölgesel ilişkilerde değişikliğe gidilmesini önerdi.

Araştırmaya 100 uzman katılırken, ülkenin önemli ve acil kararlar almasını gerektiren 6 kritik konu belirlendi. MIND Israel Başkanı Amos Yadlin, bu konuları gelecek seçimlerden önce, yani önümüzdeki ekim ayının sonunda kamuoyuna sunmayı planladıklarını belirtti. Yadlin, söz konusu başlıklardan hareketle parti liderlerine yöneltilecek soruların hazırlanması gerektiğini ifade etti. Belirlenen başlıklar şöyle sıralandı: ‘İsrail’in bölgesel konumu, beşerî sermayenin niteliği, ekonomi ile güvenlik arasındaki karşılıklı ilişkiler, yönetişim ve ulusal dayanıklılık, ülkedeki demografik değişimler ve İsrail ile ABD arasındaki ilişkiler.’

dfgthy
Trump ile Netanyahu arasındaki siyasi çıkar çatışması derinleşiyor. (AFP)

Golov, araştırmayı sunarken şu ifadeleri kullandı: “Literatürü inceledik ve uygarlıkların dışarıdan yok edilmediğini, aksine intihar ettiğini gördük. Güçlü olduğu dönemde hiçbir uygarlık dışarıdan işgal edilmedi. Aksine, içeride yaşanan süreçler bu uygarlıkları parçaladı. Birçok kez dışarıdan gelen gelişmeler de tabutlarına çakılan son çivi oldu. Bir uygarlığın yıkımına yol açan reçete; toplumsal birlik duygusunun aşınmasını, devlet kurumlarına duyulan güvenin zedelenmesini, uzun vadeli ulusal çıkarlar yerine kısa vadeli siyasi kazançların tercih edilmesini ve uyum sağlamayı zorlaştıran düşünsel katılığı içeriyor. Bu reçete her İsrailliyi endişelendirmeli. Biz dış politika ve güvenlikle meşgulüz, ancak gözlerimizin önünde yürütülen iç tartışmaların sonucunda zarar göreceğiz. Bizim istediğimiz ve engellemeye çalıştığımız şey de bu.”

Birbirine zıt iki görüş

Golov, araştırmada iki grupla görüştüklerini belirterek şöyle açıkladı: “Gruplardan biri, İsrail’in en zorlu sınavı başarıyla geçtiğini ve dolayısıyla geleceğin daha parlak olduğunu söylüyor. Küresel bir salgına (Kovid-19), toplumsal bir sarsıntıya (hükümetin yönetim ve yargı sisteminde değişiklik yapma planı), 7 Ekim’e ve sonrasında yaşananların tamamına dayanmayı başardık. Buna rağmen ekonomi çökmedi, teknolojimiz öncü konumunu koruyor, ekonomik sistem gelişiyor. Toplumsal açıdan birbirimize destek oluyoruz, güvenlik açısından ise gücümüzün zirvesindeyiz. Dolayısıyla parçalanmanın eşiğinde değiliz. Başka bir ifadeyle İsrail, süper güç olma yolunda ilerliyor.”

İsrailli araştırmacıya göre ikinci grup ise bunun tam tersini savunuyor: “Çöküş süreci şimdiden başladı. Bir kimlik krizi nedeniyle uçurumun eşiğindeyiz. Yönetişim kaybı var, siyasi anlamda olağanüstü durum söz konusu. Onlara göre aslında sonu çöküşle bitecek bir domino sürecinin başlangıcındayız. Peki kim haklı? Bize göre her iki taraf da haklı. Dolayısıyla önümüzde tarihi fırsatlar bulunuyor. İşte tam da bu nedenle paslanmış temellerimizi onarmak zorundayız.”

“Peki halkın bu sorular karşısında ne yapmasını istiyorsunuz?” sorusuna ise Golov şöyle yanıt verdi: “İnsanlara şunu söylüyoruz: Kim kiminle hükümet kuracak, kim kimin karşısında duracak meselesiyle yetinmeyin. Liderlere bu konulardaki planlarının ne olduğunu sorun. Onlardan yanıt talep edin. Yönümüzün nereye olduğuna ve çocuklarımızla torunlarımızın geleceğinin nasıl şekilleneceğine birlikte karar vermek zorundayız. İlk 100 günde derhal harekete geçmeliyiz. Çünkü bu 100 gün içinde yapılmayanları daha sonra hayata geçirmek çok zor olacak. Bu nedenle soruları şimdiden gündeme getiriyoruz.”

sdfgt
 İsrail’in Netzah Yehuda Taburu askerleri, askeri eğitimlerinin sonunda düzenlenen yemin töreninde, 10 Temmuz 2024 (EPA)

Golov sözlerini şöyle sürdürdü: “Hiç kimsenin İsrail’i beklemediğini anlamamız gerekiyor. İran, İsrail’in çevresinde ateş çemberi oluşturma planlarını sürdürüyor. Türkiye, kendisini İsrail karşıtı bölgesel bir süper güç olarak konumlandırıyor. Ülkeler teknolojik kapasitelerini geliştiriyor; dünyada da İsrail’in yerine geçebilecek alternatifler her alanda aranıyor. Biz bu süreci şimdi başlatmak ve geleneksel ‘Demir Duvar’ politikasını geliştirmek zorundayız. Düşmanlarımızın inşa ettiğimiz duvara çarparak etkisiz hale geleceğini düşünmeye alıştık. 7 Ekim’de İsrail halkı, düşmanlarımızı duvarın önünde bekleyemeyeceğini, çünkü onların duvarın arkasında güçlendiğini anladı. ‘Demir Duvar 2’ fikrine geçmemiz gerekiyor. Duvarın diğer tarafındaki gerçekliği şekillendirmeye başlamalıyız. Duvarın hâlâ güçlü olması gerekiyor, ancak yalnızca buna bağlı kalamayız. Başka alanlara da yatırım yapmaya başlamalıyız.”

‘Yalnızca iyi dost ABD’ye güvenmekten vazgeçilmesi’ çağrısında bulunan Golov, “Bölgenin düşmanca bir alan olduğunu ve buna karşı koymanın yolunun duvarlar inşa etmek olduğunu düşünmeye alıştık. Ancak bugün duvarların yanı sıra köprülere de ihtiyacımız var” dedi.


ABD’nin Austin kentinde bir Kişinin ICE tarafından vurulması öfkeye yol açtı

Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)
Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)
TT

ABD’nin Austin kentinde bir Kişinin ICE tarafından vurulması öfkeye yol açtı

Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)
Polis ekipleri, Austin'de bir kişinin ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralanmasının ardından düzenlenen protestolar sırasında bir adamı gözaltına alıyor. (Reuters)

ABD’nin Teksas eyaletinin Austin kentinde dün bir kişinin Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından vurularak yaralandığı bildirildi. Duruma tepki gösteren yerel yetkililer, olayla ilgili soruşturma açılmasını talep etti.

Yetkililer, yaya takibi sırasında açılan ateş sonucu yaralanan kişinin durumunun ciddiyetini koruduğunu ancak stabil olduğunu belirtti. Olayla ilgili mevcut bilgilerin henüz "ön bilgi" niteliğinde olduğu vurgulandı.

Kent Belediye Başkanı Kirk Watson, X platformundan yaptığı paylaşımda, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin göçmenlere yönelik başlattığı baskı politikalarını yürüten ICE ajanlarına atıfta bulunarak, "Austin sokaklarında bir kişinin ICE ajanları tarafından vurulmasından dolayı derin bir öfke ve büyük hayal kırıklığı yaşıyorum" ifadelerini kullandı.

Düzenlediği basın toplantısında Watson, silahlı saldırının Teksas'ın başkentinde ICE operasyonlarında "bir gecede yaşanan ani artışın" ortasında meydana geldiğini belirtti.

Ajans olayla ilgili henüz bir açıklama yapmazken, Austin makamları da vurulan kişinin ismi, yaşı, uyruğu veya ateş açılmasının nedenine ilişkin şu an için ayrıntılı bilgi veremeyeceklerini bildirdi.

Watson, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması sürecine yerel kolluk kuvvetlerinin de dahil edilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

"Açıkça söyleyebilirim ki, benim bakış açıma göre ICE'ın diğer kurumları dışarıda bırakarak tek başına bir soruşturma yürütmesine güvenmek doğru olmayacaktır."

Kongre Üyesi Greg Casar da bu görüşe destek vererek gazetecilere yaptığı açıklamada, "ICE'ın başka şehirlerde yaşanan silahlı saldırı olaylarında dürüst davranmadığını" dile getirdi.

Casar, ocak ayında Minneapolis'te Rene Goode'un vurulması olayını örnek göstererek, ICE'ın "Goode'un bir federal ajanı ezmeye çalıştığı" yönündeki iddiasının video kayıtlarıyla yalanlandığını hatırlattı.

Casar, "Bu kâbusun kapımıza kadar dayanmış olması dehşet verici" dedi.

İç Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, ağustos ayında ABD genelinde yaklaşık 51 bin düzensiz göçmen gözaltına alındı.

Ağır silahlı ve maskeli ICE ajanları, görevlerini icra ederken ABD vatandaşlarına ateş açmak da dahil olmak üzere başvurdukları sert yöntemler nedeniyle sık sık eleştirilerin hedefi oluyor.

Şarku’l Avsat’ın Texas Tribune gazetesinden aktardığına göre, Mart 2025'te ICE ajanları tarafından öldürülen 23 yaşındaki Ruben Ray Martinez, Trump'ın ikinci başkanlık döneminde kurum tarafından öldürüldüğü bilinen ilk ABD vatandaşı olmuştu.


İran Devrim Muhafızları, ABD’ye ait İHA’yı düşürdüğünü açıkladı: Savaşın coğrafyasını değiştireceğiz

İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)
İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)
TT

İran Devrim Muhafızları, ABD’ye ait İHA’yı düşürdüğünü açıkladı: Savaşın coğrafyasını değiştireceğiz

İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)
İran Devrim Muhafızları, cuma günü Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde İHA'ları sergilerken (AP)

İran Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin c, bugün yaptığı açıklamada, ABD’nin İran’a yönelik yeni bir saldırı düzenlemesi halinde Tahran’ın yeni silahlar kullanacağını ve daha önce saldırıya uğramamış noktaları hedef alacağını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Devrim Muhafızları’na bağlı Fars Haber Ajansı’ndan aktardığı habere göre Muhibbi, “Yeni bir saldırı gerçekleşirse savaşın silahlarını ve coğrafyasını kesinlikle değiştireceğiz” dedi. Muhibbi, Tahran’ın uzun süreli bir çatışmaya hazır olduğunu belirtti.

gthyu
Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbi (ortada), Tahran'ın batısındaki Kerec'de düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-IRNA)

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ın aktardığı habere göre Muhibbi, İran’ın olası yeni bir saldırıya karşı hazırlıklı olduğunu açıkladı.

İran Silahlı Kuvvetleri Birleşik Muharebe Komutanlığı dün yaptığı açıklamada, Tahran’ın ABD’nin askeri operasyonlara yeniden başlamaya hazırlandığı yönünde bilgiler aldığını bildirmişti.

Devrim Muhafızları ise bugün ABD’ye ait MQ-1 tipi bir insansız hava aracını (İHA) Hürmüz Boğazı hava sahasında düşürdüğünü açıkladı. Bu, İran’ın son 24 saat içinde düşürdüğünü duyurduğu ikinci ABD İHA’sı oldu.