Gıda teknolojisinde çığır açıcı gelişme: Erimeyen buz üretildi

Gıdaların soğuk olarak muhafaza edilmesinde yeni bir dönem başlatabilecek erimeyen buz küpleri, istenen boyutta ve şekilde kesilerek kullanılabiliyor (Gregory Urquiaga / UC Davis)
Gıdaların soğuk olarak muhafaza edilmesinde yeni bir dönem başlatabilecek erimeyen buz küpleri, istenen boyutta ve şekilde kesilerek kullanılabiliyor (Gregory Urquiaga / UC Davis)
TT

Gıda teknolojisinde çığır açıcı gelişme: Erimeyen buz üretildi

Gıdaların soğuk olarak muhafaza edilmesinde yeni bir dönem başlatabilecek erimeyen buz küpleri, istenen boyutta ve şekilde kesilerek kullanılabiliyor (Gregory Urquiaga / UC Davis)
Gıdaların soğuk olarak muhafaza edilmesinde yeni bir dönem başlatabilecek erimeyen buz küpleri, istenen boyutta ve şekilde kesilerek kullanılabiliyor (Gregory Urquiaga / UC Davis)

Araştırmacılar, gıda teknolojisinde devrim yaratabilecek, erimeyen ve küf tutmayan buz küpleri icat etti.
ABD'deki Kaliforniya Davis Üniversitesi'nden bilim insanları, antimikrobiyal, plastik içermeyen ve doğada tamamen çözünebilen "jöle kıvamında buz küpleri" üretti.
Tarım ve Biyoloji Mühendisliği Bölümü'nden Gang Sun, "Buz eridiğinde, bir daha yeniden kullanılamaz. Biz de ‘katı buz' diye tabir edilen, yeniden kullanılabilme özelliğine sahip, soğutucu işlevi görecek bir buz üretebileceğimizi düşündük" dedi.
American Chemical Society adlı bilimsel dergide yayımlanan çalışmada üretilen buz küpleri, yüzde 90 oranında sudan oluşuyor. 
Ayrıca yumuşak ve jöle kıvamındaki buz küplerinin rengi sıcaklığa göre değişiyor.
Son iki yıldır projede çalışan doktora öğrencisi Jiahan Zou, bunları "13 saat boyunca soğutma amaçlı kullanabilirsiniz. Sonra geri alıp suda hafifçe yıkayın, dondurucuya koyun ve tekrar kullanmak için dondurun" dedi.
Gıda Bilimi ve Teknolojisi Bölümü'nden Luxin Wang, "Bunun sürdürülebilir olmasını sağlamaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.
Patent başvurusu temmuzda yapılan bu sıradışı buz küpleri, küf tutmadığı için bakteri oluşmasını da engelliyor. 
Hem yeniden kullanılabilir olması hem de antimikrobiyal özelliği, erimeyen buz küplerinin sürdürülebilir gıda teknolojileri açısından çığır açıcı nitelikte olmasını sağlayabilir. 
Independent Türkçe, UC Davis, Phys.org



Sadece 300 ışık yılı uzakta devasa gaz bulutu keşfedildi

Bilim insanları Orion gibi bulutsularda yıldız oluşumunu incelese de sürecin öncesi hakkında daha az gözlem yapılabiliyor (NASA)
Bilim insanları Orion gibi bulutsularda yıldız oluşumunu incelese de sürecin öncesi hakkında daha az gözlem yapılabiliyor (NASA)
TT

Sadece 300 ışık yılı uzakta devasa gaz bulutu keşfedildi

Bilim insanları Orion gibi bulutsularda yıldız oluşumunu incelese de sürecin öncesi hakkında daha az gözlem yapılabiliyor (NASA)
Bilim insanları Orion gibi bulutsularda yıldız oluşumunu incelese de sürecin öncesi hakkında daha az gözlem yapılabiliyor (NASA)

Dünya'ya beklenmedik kadar yakın bir mesafede devasa bir gaz bulutu keşfedildi. Moleküler gaz bulutu, bilim insanlarına yıldız oluşum sürecini incelemeleri için eşsiz bir fırsat sunuyor.

Moleküler bulutlar içindeki toz ve gaz kümeleri çökerek yıldızları meydana getiriyor. Hidrojen ve karbonmonoksit molekülleri içeren bu bulutları, yıldız oluşturmalarından önce görmek zorlu bir iş.

Bilim insanları moleküler hidrojen gazı neredeyse görünmez olduğu için bu bulutları ararken karbonmonoksite odaklanıyor. Ancak karbonmonoksit miktarı azsa bulut kolayca gözden kaçabiliyor.

Araştırmacılar yeni keşfedilen moleküler gaz bulutunun bugüne kadar saptanmamasını da buna bağlıyor.

Bulguları hakemli dergi Nature Astronomy'de dün (28 Nisan) yayımlanan çalışmayı yürüten ekip, bulutu daha önce hiç kullanılmamış bir yöntemle tespit etti. Araştırmacılar, buluttaki hidrojenin yaydığı ultraviyole ışık sayesinde keşfi yaptı.

Güney Kore'nin STSAT-1 uydusunun verilerini inceleyen araştırmacılar, hidrojenin doğal olarak yaydığı uzak ultraviyole ışığı fark etti. Normalde bu spektrumdaki ışığı yakalamak epey zor ancak uydunun spektrografı, bunu analiz edilebilecek dalga boylarına ayırmayı başardı. 

Rutgers Üniversitesi'nden çalışmaya liderlik eden Blakesley Burkhart, "Bu, moleküler hidrojenin uzak ultraviyole emisyonunu doğrudan bularak keşfedilen ilk moleküler bulut. Bu bulut, kelimenin tam anlamıyla karanlıkta parıldıyor" diyor.

Yunan mitolojisindeki şafak tanrıçası Eos'un adı verilen gaz bulutu Dünya'dan sadece 300 ışık yılı uzakta. Yaklaşık 3 katrilyon kilometrelik bu mesafe insan ölçeğinde muazzam bir büyüklüğe denk düşse de galaktik ölçekte çok yakın kabul ediliyor. Dünya'ya en yakın yıldız oluşum bölgesi olan Orion Bulutsusu yaklaşık 1300 ışık yılı uzakta. 

Hilale benzeyen bulutun kütlesi Güneş'in kütlesinin yaklaşık 3 bin 400 katı ve yaklaşık 40 Ay çapına (140 bin kilometre) sahip. 

Makalenin yazarlarından Thomas Haworth "Bu şey adeta kozmik arka bahçemizde ve biz onu kaçırdık" diyor.

Güneş Sistemi'nin yakın çevresini ifade eden Yerel Kabarcık'ta yer alan Eos, bugüne kadar bulunan en yakın moleküler bulut. 

Bilim insanları bu sayede yıldız ve yıldız sistemlerinin nasıl oluştuğunu çok daha iyi anlayabilecekleri bir imkana sahip. 

Burkhart, "Teleskoplarımızla baktığımızda, oluşum aşamasındaki tüm yıldız sistemlerini görebiliyoruz ancak bunun nasıl gerçekleştiğini ayrıntılı olarak bilmiyoruz" diyerek ekliyor: 

Eos'u keşfetmemiz heyecan verici çünkü artık moleküler bulutların nasıl oluştuğunu ve ayrıştığını, bir galaksinin yıldızlararası gaz ve tozu yıldızlara ve gezegenlere nasıl dönüştürdüğünü doğrudan ölçebiliyoruz.

Araştırmacılar ayrıca yeni yöntemi kullanarak yakınlarda gizlenen başka moleküler bulutları da keşfetmeyi umuyor.

Çalışmanın bir diğer yazarı Thavisha Dharmawardena "Bu teknik yıldızlararası ortam hakkında bildiklerimizi baştan yazabilir, galaksideki gizli bulutları ortaya çıkarabilir ve hatta kozmik şafağın algılanabilen en uzak sınırlarına kadar ulaşabilir" ifadelerini kullanıyor.

Independent Türkçe, Space.com, CNN, Nature Astronomy