ABD Kongresi baskınının yıldönümü: Fotoğraflarla saat saat 6 Ocak 2021'de yaşananlar

Büyük tartışmalar yaratan ABD Kongresi baskınında binlerce Trump yanlısı 2020 ABD Başkanlık Seçimleri sonuçlarının görüşüldüğü sırada Kongre binasına saldırmıştı (Reuters)
Büyük tartışmalar yaratan ABD Kongresi baskınında binlerce Trump yanlısı 2020 ABD Başkanlık Seçimleri sonuçlarının görüşüldüğü sırada Kongre binasına saldırmıştı (Reuters)
TT

ABD Kongresi baskınının yıldönümü: Fotoğraflarla saat saat 6 Ocak 2021'de yaşananlar

Büyük tartışmalar yaratan ABD Kongresi baskınında binlerce Trump yanlısı 2020 ABD Başkanlık Seçimleri sonuçlarının görüşüldüğü sırada Kongre binasına saldırmıştı (Reuters)
Büyük tartışmalar yaratan ABD Kongresi baskınında binlerce Trump yanlısı 2020 ABD Başkanlık Seçimleri sonuçlarının görüşüldüğü sırada Kongre binasına saldırmıştı (Reuters)

Bugün 6 Ocak 2021'de yaşanan ABD tarihindeki en sarsıcı olaylardan ABD Kongresi baskınının yıldönümü.
Dört kişinin hayatını kaybettiği isyanda eski ABD Başkanı Donald Trump taraftarları, 2020 ABD Başkanlık seçimleri sonucuna karşı çıkmak ve ABD Başkanı Joe Biden'ın kazandığının ilan edilmesini engellemek için Kongre binasına baskın düzenlemişti.
İşte fotoğraflarla saat saat dünyayı sarsan 6 Ocak 2021 günü yaşananlar:

12.00
Trump, Beyaz Saray'ın yakınında "The Ellipse" adıyla bilinen meydanda düzenlediği "Amerika'yı kurtar" mitingde toplanan binlerce kişiye seslendi.

Trump'ın düzenlediği miting yaklaşık 1 saat sürdü (AP)
"Asla vazgeçmeyeceğiz, asla geri çekilmeyeceğiz" diyen Trump, konuşmasında dönemin ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence'e seslenerek Joe Biden'ın seçim zaferini geçersiz sayması çağrısında bulundu.

12.30
Konuşma henüz tamamlanmadan kalabalık, Kongre binasına doğru yürüyüşe geçti.

"Amerikayı Kurtar" mitingine binlerce kişi katıldı (AP)
Trump yanlısı göstericiler, Kongre binasının etrafında oluşturulan polis barikatına saldırdı.
Polisle protestocular arasındaki gerginlik hızla tırmanırken, güvenlik güçleri kalabalığı biber gazı ve gaz bombalarıyla dağıtmaya çalıştı.

Polisle göstericiler arasındaki çatışmalarda protestocular, barikatları yıkarak hızla Kongre binasına doğru ilerledi (Reuters)
ABD Federal Koruma Servisi'nin paylaştığı bilgilere göre radikal sağ Proud Boys grubundan yaklaşık 300 kişi de protestocuların arasındaydı. Yetkililer, gruptaki bazı kişilerin silahı olduğunu da bildirdi.

13.00
ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, seçim sonuçları, oy itirazları ve Joe Biden'ın başkanlığıyla ilgili Kongre'deki ortak oturumu başlattı.
Bu sırada Trump, konuşmasını "Pensilvanya Caddesi'nden [Beyaz Saray'dan Kongre binasına giden yol] yürüyeceğiz ve Kongre'ye gideceğiz. Cumhuriyetçilerimize, zayıf olanlarına, ihtiyaç duydukları gurur ve cesareti sağlayıp ülkemizi geri alacağız" ifadeleriyle tamamladı.

Sayıları her geçen saat artan Trump taraftarları, Kongre binasının önünde uzun süre polisle çatıştı (Reuters)
Öte yandan mitinge gelenlere birlikte Kongre'ye yürüyeceğini söylemesine rağmen kendisi Beyaz Saray'a gitti.
Pence ise "Anayasa'yı desteklemek ve korumak için ettiğim yemin, hangi oyların geçerli hangilerinin geçersiz olması gerektiğine tek başıma karar verme yetkisi sağlamıyor" diyerek Trump'ın talebini yerine getirmeyeceğine dair örtük bir mesaj verdi.

Binlerce gösterici barikatı geçerek Kongre binasına ulaştı ve binanın ana girişinde ve çevresinde "ABD! ABD!" şeklinde sloganlar atmaya başladı.

13.30
Senato ve Temsilciler Meclisi'nin ortak oturumu sürerken Kongre polisi, bölgede Cumhuriyetçi Parti ve Demokrat Parti üyelerin ofislerinin bulunduğu noktalarda birkaç blok ötede iki adet boru bombası tespit edildiğini belirtti.

Ekiplerin tespit ettiği bomba boruları başarılı şekilde etkisiz hale getirildi (AP)
Bu sırada Kongre binasının dışındaki protestocular içeri girebilmek kapıları zorlamaya başladı.

14.00
Güvenlik güçlerinin durduramadığı kalabalıktaki Proud Boys grubundan Dominic Pezzola, binadaki camlardan birini kırarak içeri girdi ve diğer protestocuların da binaya giriş yapmasını sağladı. 

Kongre baskınındaki rolü nedeniyle tutuklanan 43 yaşındaki Pezzola'nın evinde bomba yapma kılavuzları bulunduğu bildirilmişti (AP)
Pence ve Pelosi korumaları tarafından binanın başka yerlerine götürüldü.
Bazı protestocular, içeride az sayıda kalan polisleri geri itmeyi başararak Senato ve Temsilciler Meclisi'nin kapısına kadar geldi.

Bu sırada Temsilciler Meclisi'nin kapısı içeriden toplanan masa ve sandalyelerle barikat oluşturularak kapatıldı. Güvenlik görevlileri silahlarını çekerek girişi korumaya çalıştı.

Güvenlik güçleri, isyancıların Temsilciler Meclisi'ne girmesini engelledi (AP)
Federal Koruma Servisi binanın güney kanadındaki Temsilciler Meclisi'yle kuzey kanadındaki Senato'nun kapatıldığını bildirdi.

Görüşmelerin askıya alınmasıyla meclis üyeleri güvenli şekilde tahliye edildi ve Temsilciler Meclisi boşaltıldı (AP)
Senato ve Temsilciler Meclisi'nin görüşmelerinin durdurulmasına karar verildi.

14.30
Trump, bir tweet atarak "Mike Pence ülkemizi ve Anayasamızı korumak için yapılması gerekeni yerine getirecek cesarete sahip değildi. ABD hakikati istiyor" ifadelerini kullandı.
Eski ABD Başkanı, bir tweet daha paylaşarak protestoculardan güvenlik güçlerine ve Kongre polisine destek olmalarını talep etti.
Yetkililer, içeride kalan meclis üyelerinden gaz maskesi takmasını istedi.

Protestocuların saldırıları ya da polisin müdahalesi durumunda hazırlıklı olmaları için meclis üyelerine koruyucu teçhizatlar verildi (AP)
Göstericiler binanın içindeki güvenlik güçleriyle çatışırken, Temsilciler Meclisi'nin yanında meclis üyelerinin güvenlik için götürüldüğü odaya yakın bir yerde camdan içeri girmeye çalışan protestocu Ashli Babbitt, Kongre polisi Michael Byrd tarafından vuruldu.

15.00
Protestocular balkonlardan atlayarak Senato'ya girdi. Göstericilerden bazıları içeride selfie çekerken, bazıları da binayı boşaltan meclis üyelerinin geride bıraktığı belgeleri karıştırdı.

Protestoculardan biri Senato'ya girdiğinde "Trump bu seçimi kazanmıştı!" diye bağırdı (Twitter / @igorbobic)
Bu sırada birçok gösterici Kongre binasının koridorlarında sloganlar atarak yürüdü, etrafa zarar verdi ve meclis üyelerinden bazılarının ofislerine girdi.
Richard Barnett adlı protestocu, Pelosi'nin ofisine girerek masasında selfie çekti.

Barnett, Pelosi'nin masasındaki pozuyla gündem olmuştu (AFP)
Trump, yeniden bir tweet atıp protestoculara seslenerek "ABD Kongresi'ndeki herkese sakin olmaları çağrısında bulunuyorum. Şiddet yok! Unutmayın, BİZ Kanun ve Düzenin Partisi'yiz" dedi.

15.30
Pelosi, telefonda Virginia Valisi'ni aradı. Vali, ABD Ulusal Muhafızları dahil tüm güvenlik güçlerinin Kongre'ye gönderileceğini söyledi.

Ulusal Muhafızlar baskın günü akşama doğru Kongre'ye gelerek güvenlik kordonu oluşturdu (AP)
Dönemin Beyaz Saray Sözcüsü Kayleigh McEnany, Ulusal Muhafızları'nın ve diğer federal güvenlik yetkililerinin Trump'ın emriyle Kongre binasına yönlendirildiğini ifade etti.

Öte yandan Trump taraftarları Kaliforniya eyaletinin başkenti Sacramento ve Teksas eyaletinin başkenti Austin başta olmak üzere birçok şehirde gösteri düzenlemeye başladı.

16.00
Biden, bir basın toplantısı yaparak Trump'tan "kuşatmayı sona erdirmesini" talep etti.

Açıklamasında Biden, "Başkan Trump'ı ulusal televizyona çıkıp yeminini yerine getirmeye, Anayasa'yı korumaya ve bu kuşatmayı sonlandırmaya çağırıyorum. Bu protesto değil bir isyandır" ifadelerini kullandı.
Trump ise Twitter hesabından bir video paylaşarak açıklamalarda bulundu.

Kongre baskınının ertesi günü üzerinde "ihanet" yazan bir bayrak kareye takılmıştı (AP)
"Acınızı biliyorum, canınızın yandığını biliyorum" diyerek protestoculara seslenen Trump, "Sizi seviyoruz, çok özelsiniz. Neler yaşandığını gördünüz. Diğerlerine nasıl davranıldığını gördünüz. Nasıl hissettiğinizi biliyorum fakat eve dönün, barışçıl bir şekilde evlerinize dönün" dedi.
Öte yandan Trump, açıklamasında oylarda sahtecilik yapıldığına ve seçimlerin geçersiz olduğuna dair asılsız iddialarını da yineledi.

17.00
Yerel ve federal güvenlik güçleriyle 155 Ulusal Muhafız, tam teçhizatlı şekilde Kongre binasına geldi.  
Güvenlik güçleri binanın içine girerek olayları kontrol altına almaya çalıştı.
Polis, Kongre binasında vurulan protestocu Babbitt'in tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybettiğini bildirdi.

18.00
Washington DC Belediye Başkanı Muriel Bowser, şehirde 12 saatlik sokağa çıkma yasağı uygulanacağını duyurdu.

Trump, resmi Twitter hesabından bir paylaşım yaparak "seçimlerin kendisinden ve uzun süredir kötü muamele gören vatanseverlerden çalındığını" öne sürerken, protestoculardan eve dönmelerini istedi.
ABD'de radikal sağcıların bir araya geldiği bir komplo teorisi oluşumu olarak tanımlanan QAnon üyelerinden Rosanne Boyland'in Kongre binasına giriş sırasında baygınlık geçirdiği, daha sonra kaldırıldığı hastanede aşırı doz amfetaminden hayatını kaybettiği açıklandı.

19.00
Facebook, Trump'ın protestoculara seslendiği videosunu ve paylaşımlarını kaldırdığını açıkladı.
Sosyal medya devi, hem Facebook hem de Instagram'daki içeriklerin "yaşanan şiddeti azaltmak yerine körükleme riski taşıdığı için" kaldırıldığını bildirdi.

"QAnon Şamanı" olarak da bilinen Jacob Anthony Chansley, baskındaki rolü nedeniyle 41 ay hapis cezası almıştı (AP)
Twitter da Trump'ın protestolarla ilgili paylaşımlarını kaldırdığını ve 12 saatliğine hesabını dondurduğunu açıkladı.

20.00
Kongre polisi binanın güvenli hale geldiğini bildirdi.
Bunun üzerine Senato'daki görüşmeler kaldığı yerden devam etti. Pence, "Bugün ABD Kongresi'nin tarihindeki kara bir gündü. Haydi, işe koyulalım" diyerek görüşmeleri tekrar başlattı.
Arizona eyaletindeki oy sayımlarına itiraza ilişkin görüşmeler devam etti.

21.00
Temsilciler Meclisi de görüşmelere kaldığı yerden devam etme kararı aldı.

Pence ve Pelosi, ortak görüşmelerin sonunda Biden'ın seçim sonuçlarına göre resmen ABD Başkanı olduğunu doğruladı (AP)
Pelosi, "Bunun geceye kadar süreceğini zaten biliyorduk. Ne kadar gerekiyorsa burada o kadar süre kalacağız. Amacımızı yerine getireceğiz" ifadeleriyle görüşmeleri başlattı.

23.00
Yaklaşık 10 saat önce başlayan Senato ve Temsilciler Meclisi ortak görüşmesi kaldığı yerden devam etti.

03.45 (7 Ocak)
Pence, itirazların değerlendirilmesi ve oylamalardan sonra seçim sonuçlarına göre 306'ya 232 oyla Biden'ın resmen ABD Başkanı olduğunu açıkladı.  
Açıklamadan kısa süre sonra Twitter'ın hesabını yeniden aktif hale getirdiği Trump, Kongre'de yaşanan olayları kınayarak "yeni yönetimin kurulacağını" belirtti ve Biden yönetimine "yetkinin pürüzsüz ve sorunsuz bir şekilde geçmesine odaklanacağını" söyledi.
ABD tarihindeki dönüm noktalarından biri niteliğindeki Kongre baskınından sonra 20 Ocak'ta Biden, resmi yemin töreniyle ülkenin 46. Başkanı olmuştu.
Independent Türkçe,NPR, New York Times, AP, Reuters, BBC, Washington Post, France 24, CNN
 



Barış ne zaman istisna değil, kural haline gelecek?

Birleşmiş Milletler'in yapısal reforma ihtiyacı var (Reuters)
Birleşmiş Milletler'in yapısal reforma ihtiyacı var (Reuters)
TT

Barış ne zaman istisna değil, kural haline gelecek?

Birleşmiş Milletler'in yapısal reforma ihtiyacı var (Reuters)
Birleşmiş Milletler'in yapısal reforma ihtiyacı var (Reuters)

Antoine el Hac

Uluslararası ilişkiler alanında, analistler arasında giderek yaygınlaşan bir görüşe göre dünya, yeni bir küresel sisteme girmiş bulunuyor. Bu yeni düzende, “hukukun gücü”nün yerini “gücün hukuku”nun aldığı ve yerleşik kurallara dayanan eski uluslararası sistemin etkisini yitirdiği ileri sürülüyor. Dolayısıyla uluslararası ilişkilerin artık uzlaşı ve çok taraflılık yerine güç ve nüfuz mantığıyla yürütüldüğü değerlendiriliyor. Mevcut sistem, farklı büyüklüklerdeki güç merkezlerinden oluşurken, aktörlerin eşitliğe dayalı uluslararası anlaşmalardan ziyade güç kullanımı yoluyla etki alanlarını ve ekonomik kaynaklarını genişletmeye yöneldiği görülüyor.

Herhangi bir katılımcı küresel düzenin birincil hedefinin, sürdürülebilir barışı sağlamak olduğu genel kabul görmektedir. Nitekim Baruch Spinoza barışı, güven, adalet ve iyi niyete dayanan erdem olarak tanımlarken; Albert Einstein barışın zorla değil, anlayış yoluyla sağlanabileceğini vurgulamıştır. Antik düşünürler Platon ve Aristoteles de benzer şekilde barışı toplumsal düzenin en yüksek hedeflerinden biri olarak görmüş; Mahatma Gandhi ise kalıcı barışın, zorluklar karşısında bile ancak adalet temelinde mümkün olacağını ifade etmiştir.

Bununla birlikte tarihsel deneyim, barışın çoğu zaman istisna olduğunu ortaya koymaktadır. İnsanlık tarihinin yaklaşık 3 bin 500 ila 5 bin yıllık yazılı döneminde, büyük savaşların tamamen yaşanmadığı sürelerin toplamı 230 ila 268 yıl arasında kalmıştır. Bu da savaşsız dönemlerin, insanlık tarihinin yüzde 10’undan daha azına karşılık geldiğini göstermekte; dolayısıyla çatışmanın hem bireysel hem de kolektif düzeyde baskın bir olgu olduğunu düşündürmektedir.

Bu bağlamda “uluslararası sistem” ile “küresel düzen” arasında ayrım yapmak önem taşımaktadır. Uluslararası sistem, dünya siyasetinin işleyiş mekanizmalarını; aktörleri, güç dengelerini ve sınırlayıcı unsurları ifade ederken, küresel düzen daha çok siyasi, kurumsal ve kültürel bir inşa sürecini tanımlar. Bu düzen; müzakere, iş birliği ya da zorlayıcı süreçler sonucunda şekillenebilir. Nitekim I. Dünya Savaşı ve II. Dünya Savaşı sonrasında oluşan düzenler, galip ve mağlup ilişkileri üzerinden inşa edilmiştir. Bu açıdan küresel düzen sabit değil, aktörlerin bilinçli tercihleriyle şekillenen dinamik bir yapıdır.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşan küresel düzenin önemli kazanımlar sağladığı kabul edilmektedir. Büyük ölçekli savaş ihtimali azalmış, klasik imparatorluk yapıları sona ermiş, ekonomik refah artmış ve birçok devletin egemenliği güçlenmiştir. Bu süreçte Vestfalya Barışı ilkeleri de ulus-devlet sisteminin temelini oluşturmuştur. Ancak bu düzenin, günümüzde yaşanan derin dönüşümlere yeterince yanıt veremediği hususunda güçlü bir kanaat oluşmuştur. Bu durum, küresel ölçekte artan belirsizlik ve kriz algısını beslemekte; hatta nükleer riskler nedeniyle olası bir büyük savaş ihtimaline dair endişeleri artırmaktadır.

Son yıllarda küresel güç dengelerinde belirgin değişimler yaşanmaktadır. Özellikle BRICS ülkelerinin yükselişi, Batı merkezli sistemin tek başına belirleyici olma özelliğini zayıflatmaktadır. Bu dönüşüm yalnızca ekonomik ve askeri güç unsurlarını değil, aynı zamanda düşünsel ve kültürel alanları da içermektedir. Batı dışı aktörlerin kendi kimliklerini vurgulaması ve alternatif kalkınma modelleri geliştirmesi bu sürecin önemli parçasıdır.

“Batı sonrası dönem” olarak da tanımlanan bu süreç hem Batı dünyası hem de yükselen güçler açısından ciddi sınamalar içermektedir. İklim değişikliği, siber güvenlik, göç, organize suçlar ve terörizm gibi küresel sorunlar, daha geniş uluslararası iş birliğini zorunlu kılmaktadır. Ancak büyük güçler arasındaki rekabet, özellikle ekonomik ve ticari alanlarda yaşanan gerilimler ve zaman zaman ortaya çıkan askeri karşılaşmalar, istikrarlı bir küresel denge kurulmasını zorlaştırmaktadır.

Ayrıca milliyetçilik ve popülist akımların yükselişi de uluslararası iş birliği açısından olumsuz bir faktör olarak değerlendirilmektedir. Bu eğilimler, çoğu zaman uluslararası kurumlara olan güveni zayıflatarak, dar ulusal çıkarların ön plana çıkmasına yol açmaktadır. Antoine el-Hac'ın Şarku'l Avsat için kaleme aldığı analize göre özellikle büyük güçler arasında rekabetin artması, küresel sistemdeki dağılmayı daha da derinleştirmektedir.

Bir diğer önemli mesele ise küresel değerler ile ulusal öncelikler arasında denge kurulmasıdır. Tek taraflı dayatmaların, kültürel ve siyasi çeşitliliği göz ardı etmesi nedeniyle sürdürülebilir olmadığı görülmektedir. Bu nedenle esnek, çok katmanlı ve ağ temelli diplomasi yöntemlerinin önemi giderek artmaktadır.

Sonuç olarak mevcut uluslararası sistem, çok boyutlu bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Yeni güçlerin yükselişi, Batı’nın göreli etkisinin azalması, artan çatışmalar ve küresel sorunlar bu dönüşümün temel dinamiklerini oluşturmaktadır. Bu süreçte devletlerin ekonomik ve stratejik çıkarlarını koruma çabası ise belirleyici olmaktadır.

Gelecekte küresel sistemin nasıl şekilleneceği, büyük ölçüde uluslararası aktörlerin iş birliği kapasitesine ve değişime uyum sağlayabilme yeteneklerine bağlı olacaktır. Alternatif yaklaşımların ortaya çıkışı bir tehditten ziyade, çok kutuplu dünyayı anlamak açısından bir fırsat olarak görülebilir. Nitekim oluşmakta olan yeni düzen, gücün tek bir merkezde toplanmadığı daha karmaşık bir yapıya işaret etmektedir.

Bu doğrultuda daha çok katmanlı ve çeşitli yönetim modellerinin bir arada var olacağı bir küresel düzenin temelleri atılmaktadır. Ancak bu yeni yapının sağlıklı işleyebilmesi için mevcut kurumların güçlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşlarda reform ihtiyacı sıklıkla dile getirilmektedir. Sonuç olarak, daha adil, barışçıl ve sürdürülebilir bir dünya düzeninin inşası, farklılıkları yönetebilen ve iş birliğini teşvik edebilen ortak iradenin varlığına bağlıdır.


Trump döneminde sol görüşlü Amerikalılar daha fazla silahlanıyor

Eğitmen Clara Elliott talimatlarını veriyor (AFP)
Eğitmen Clara Elliott talimatlarını veriyor (AFP)
TT

Trump döneminde sol görüşlü Amerikalılar daha fazla silahlanıyor

Eğitmen Clara Elliott talimatlarını veriyor (AFP)
Eğitmen Clara Elliott talimatlarını veriyor (AFP)

ABD’nin Richmond kentine yakın ormanlık bir alanda silah sesleri yankılanıyor. Aralarında Colin’in de bulunduğu çok sayıda Amerikalı burada ateşli silah kullanımı üzerine eğitim alıyor.

38 yaşındaki Colin’in elindeki yarı otomatik silah, hayatında sahip olduğu ilk silah. Colin, ABD Başkanı Donald Trump yönetimine dair endişeleri nedeniyle silah edinmeye yönelen sol eğilimli Amerikalılardan biri. Bu, ülkede silah sahipliğine ilişkin yerleşik algılardaki değişimi gösteriyor.

Tam adının açıklanmasını istemeyen Colin, “Hükümetimden, çevremdeki vatandaşlardan çok daha fazla tehdit hissediyorum” dedi. ABD’nin kuzeyindeki Minneapolis kentinde göçmenlere yönelik geniş çaplı bir operasyon sırasında federal görevliler tarafından vurularak öldürülen Renee Nicole Good ve Alex Pretti olaylarının kendisi için “bardağı taşıran son damla” olduğunu söyledi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Colin yaptığı açıklamada, “Hükümet tarafından yetkilendirilmiş, adeta özel ordu gibi sokaklarda dolaşan, insanlara saldıran ve ateş açan bir güç var. Bu, bireyler arasındaki suçlardan çok daha korkutucu” değerlendirmesinde bulundu.

Eğitmen, kursiyerlere tabanca şarjörlerinin nasıl doldurulacağını açıklıyor (AFP).Eğitmen, kursiyerlere tabanca şarjörlerinin nasıl doldurulacağını açıklıyor (AFP).

Silah tartışması

ABD’de silah tartışması oldukça karmaşık ve derin siyasi boyutlar içeriyor.

Genellikle sağ eğilimli olan silah taşıma hakkı savunucuları, konuyu kişisel özgürlük meselesi olarak görürken, ABD Anayasası bu hakkı güvence altına alıyor. Liberaller ise kitlesel silahlı saldırıların yaşandığı ülkede daha sıkı silah denetimlerini savunuyorlar.

Öte yandan, suikast girişiminden sağ kurtulan eski Temsilciler Meclisi üyesi Gabrielle Giffords ve eski ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris gibi bazı önde gelen Demokrat isimler de silah sahibi olduklarını açıkça dile getirdi.

Colin ve eşi Dani, Silah satın aldıktan sonra sertifikalı tabanca eğitmeni Clara Elliott’ın kursuna katıldı. Elliott, 2024’te Trump’ın ikinci kez başkan seçilmesinin ardından işlerinin “iki katına çıktığını” söyledi.

Kadınlara ve azınlıklara özel tasarlanan kursların büyük bölümü dolarken, eğitimler herkese açık olmaya devam ediyor. Kolunda Pamuk Prenses dövmesi bulunan Elliott, “Yoğunluk çok fazlaydı” dedi.

Yaklaşık 12 kişinin katıldığı eğitimlerde önce temel silah güvenliği anlatılıyor, ardından atış poligonunda uygulamalı eğitime geçiliyor. Katılımcıların çoğu daha önce hiç silah kullanmamış kişilerden oluşuyor.

Endişe ve hazırlık

28 yaşındaki Cassandra, “ABD’de çok sayıda endişe verici gelişme yaşanıyor. Bu yüzden bilgili ve hazırlıklı olmak iyi bir fikir gibi görünüyor” ifadesini kullandı.

Latin Amerika kökenli 30 yaşındaki Akemi ise “aşırı sağ şiddetinden” korktuğunu ve polisin koruyabileceğine güvenmediğini ifade etti. “Polisle mümkün olduğunca az temas etmek en iyisi” dedi.

ğitim tatbikatı sırasında silahlı çatışma çıktı (AFP)Eğitim tatbikatı sırasında silahlı çatışma (AFP)

Bu sırada bazı katılımcıların, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Kurumu’na gönderme yapan hedeflere ateş ettiği görüldü.

Clara Elliott yalnız değil. “Liberal Gun Club” adlı ulusal örgüt, 2026’nın ilk iki ayında 3 bin yeni silah eğitimi başvurusu aldığını açıkladı. Bu sayı, 2025 yılının tamamındaki başvurulardan daha fazla.

Örgütün yöneticisi Ed Gardner, bu tür artışların genellikle büyük siyasi gelişmeler veya kitlesel silahlı saldırılar sonrasında görüldüğünü belirtti. Ancak geçmişten farklı olarak, yeni gelenlerin artık sadece kadınlar ve azınlıklarla sınırlı olmadığını; gençlerden yaşlılara, kırsaldan kentlere kadar geniş bir kesimi kapsadığını ifade etti.

David Yamane ise bu değişimin, insanların silah satın alma motivasyonlarındaki dönüşümden kaynaklandığını belirtti. Yamane, “İnsanlar, haklarını ellerinden alabilecek ya da başkalarını bu yönde cesaretlendirebilecek otoriter bir yönetim ihtimali konusunda endişe taşıyor” değerlendirmesinde bulundu.


Trump’ın Lübnan hakkındaki paylaşımı Netanyahu’yu şoke etti... Tel Aviv açıklama istedi

(Soldan sağa) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AFP)
(Soldan sağa) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AFP)
TT

Trump’ın Lübnan hakkındaki paylaşımı Netanyahu’yu şoke etti... Tel Aviv açıklama istedi

(Soldan sağa) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AFP)
(Soldan sağa) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptığı bir sosyal medya paylaşımı, İsrail’de şaşkınlık ve soru işaretlerine yol açtı. Paylaşımda, İsrail’in Lübnan’da hava saldırısı düzenlemesinin ‘yasaklandığının’ belirtilmesi üzerine, Tel Aviv yönetimi Beyaz Saray’dan açıklama talep etti.

Axios’un iki kaynağa dayandırdığı haberine göre, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve danışmanları, Trump’ın paylaşımı karşısında şaşkınlık yaşadı. Paylaşımın, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın perşembe günü yayımladığı İsrail-Lübnan ateşkes anlaşması metniyle çelişir nitelikte olduğu ifade edildi.

Haberde ayrıca, Trump’ın paylaşımında İsrail’e ‘uyulması zorunlu bir emir verildiği’ izlenimi oluşmasının, önceki ABD yönetimlerinde alışılmadık bir durum olduğuna dikkat çekildi. Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığına göre, Netanyahu’nun da söz konusu paylaşımı öğrendiğinde ciddi şaşkınlık ve endişe duyduğu belirtildi.

İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkes anlaşması

Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, İsrail ile Lübnan’ın 10 gün süreli bir ateşkes anlaşmasına vardığını duyurmuştu.

Washington’un önceki günlerde yoğun çaba harcayarak şekillenmesine katkı sağladığı anlaşmaya göre İsrail, ‘planlanan, yakın veya devam eden saldırılara karşı her an meşru müdafaa kapsamında askeri operasyon düzenleme hakkını’ saklı tutuyor.

Axios’a göre ateşkes, Netanyahu açısından siyasi olarak son derece hassas bir konu olmayı sürdürüyor. Netanyahu hükümeti, gerekli görülmesi halinde Hizbullah’a yönelik saldırılar konusunda herhangi bir kısıtlamaya tabi olmadığını vurguluyor.

Öte yandan ateşkese rağmen, Lübnan’ın güneyi bugün de İsrail saldırılarının hedefi olmaya devam etti. Orta kesimlerde bombardıman seslerinin duyulduğu, bu nedenle bölge sakinlerinin köylerini terk ettiği bildirildi.

Ertesi gün yapılan açıklamalar daha sert

Ertesi gün Trump daha sert bir dil kullanarak İsrail’e yönelik tutumunu yineledi. Trump, “İsrail artık Lübnan’ı bombalamayacak. Bu, ABD tarafından yasaklandı. Herkes yeterince yaptı” ifadelerini kullandı. Daha sonra Axios’a verdiği röportajda da aynı çizgiyi sürdüren Trump, İsrail’in saldırılarını durdurmasını istediğini belirterek, “İsrail durmalı. Binaları yıkmaya devam edemez. Buna izin vermeyeceğim” dedi.

Diğer yandan Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ateşkes anlaşmasına katkılarından dolayı Trump’a ve Suudi Arabistan’a teşekkür ederek, ‘kalıcı anlaşmalar için çalışma’ aşamasına geçildiğini duyurdu.

Avn, Lübnan halkına hitaben yaptığı konuşmada, ülkenin artık kendi kararlarını kendisinin aldığını vurgulayarak, “Bugün kendimiz için müzakere ediyor, kendimiz için karar veriyoruz. Artık kimsenin cebinde bir koz ya da başkalarının savaş alanı değiliz ve asla olmayacağız” ifadelerini kullandı.

Avn ayrıca, “Toprağımı kurtarmak, halkımı korumak ve ülkemi kurtuluşa ulaştırmak için gereken her yere gitmeye hazırım” dedi. Avn, söz konusu müzakerelerin ‘zayıflık, geri adım ya da taviz değil’, aksine Lübnan’ın haklarına olan inançtan kaynaklanan bir karar olduğunu vurguladı.

İsrail hükümeti içinde kafa karışıklığı

Axios’un aktardığına göre Netanyahu ve ekibi, Trump’ın açıklamalarını medya aracılığıyla öğrendi. Bu durum, İsrail siyasi ve güvenlik çevrelerinde kafa karışıklığına yol açtı.

İsrailli yetkililer, Washington’un tutumunda bir değişiklik olup olmadığını anlamak için hızla harekete geçti. Bu kapsamda, İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter de sürece dahil oldu. İsrail yönetimi ayrıca, Beyaz Saray’dan resmî açıklama talep ederek, Trump’ın sözlerinin mevcut ateşkes anlaşmasının metniyle çeliştiğini vurguladı.

ABD’den açıklama

Axios’un Beyaz Saray’dan yorum talep etmesinin ardından bir ABD’li yetkili, Trump’ın açıklamalarının anlaşmada bir değişiklik anlamına gelmediğini belirtti.

Yetkili, “Lübnan ile İsrail arasındaki ateşkes anlaşması, İsrail’in Lübnan’daki hedeflere yönelik herhangi bir saldırı amaçlı askeri operasyon gerçekleştirmeyeceğini açıkça ortaya koyuyor. Ancak anlaşma, planlanan, yakın veya devam eden saldırılara karşı meşru müdafaa hakkını saklı tutmaktadır” ifadelerini kullandı.