ABD Kongresi baskınının yıldönümü: Fotoğraflarla saat saat 6 Ocak 2021'de yaşananlar

Büyük tartışmalar yaratan ABD Kongresi baskınında binlerce Trump yanlısı 2020 ABD Başkanlık Seçimleri sonuçlarının görüşüldüğü sırada Kongre binasına saldırmıştı (Reuters)
Büyük tartışmalar yaratan ABD Kongresi baskınında binlerce Trump yanlısı 2020 ABD Başkanlık Seçimleri sonuçlarının görüşüldüğü sırada Kongre binasına saldırmıştı (Reuters)
TT

ABD Kongresi baskınının yıldönümü: Fotoğraflarla saat saat 6 Ocak 2021'de yaşananlar

Büyük tartışmalar yaratan ABD Kongresi baskınında binlerce Trump yanlısı 2020 ABD Başkanlık Seçimleri sonuçlarının görüşüldüğü sırada Kongre binasına saldırmıştı (Reuters)
Büyük tartışmalar yaratan ABD Kongresi baskınında binlerce Trump yanlısı 2020 ABD Başkanlık Seçimleri sonuçlarının görüşüldüğü sırada Kongre binasına saldırmıştı (Reuters)

Bugün 6 Ocak 2021'de yaşanan ABD tarihindeki en sarsıcı olaylardan ABD Kongresi baskınının yıldönümü.
Dört kişinin hayatını kaybettiği isyanda eski ABD Başkanı Donald Trump taraftarları, 2020 ABD Başkanlık seçimleri sonucuna karşı çıkmak ve ABD Başkanı Joe Biden'ın kazandığının ilan edilmesini engellemek için Kongre binasına baskın düzenlemişti.
İşte fotoğraflarla saat saat dünyayı sarsan 6 Ocak 2021 günü yaşananlar:

12.00
Trump, Beyaz Saray'ın yakınında "The Ellipse" adıyla bilinen meydanda düzenlediği "Amerika'yı kurtar" mitingde toplanan binlerce kişiye seslendi.

Trump'ın düzenlediği miting yaklaşık 1 saat sürdü (AP)
"Asla vazgeçmeyeceğiz, asla geri çekilmeyeceğiz" diyen Trump, konuşmasında dönemin ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence'e seslenerek Joe Biden'ın seçim zaferini geçersiz sayması çağrısında bulundu.

12.30
Konuşma henüz tamamlanmadan kalabalık, Kongre binasına doğru yürüyüşe geçti.

"Amerikayı Kurtar" mitingine binlerce kişi katıldı (AP)
Trump yanlısı göstericiler, Kongre binasının etrafında oluşturulan polis barikatına saldırdı.
Polisle protestocular arasındaki gerginlik hızla tırmanırken, güvenlik güçleri kalabalığı biber gazı ve gaz bombalarıyla dağıtmaya çalıştı.

Polisle göstericiler arasındaki çatışmalarda protestocular, barikatları yıkarak hızla Kongre binasına doğru ilerledi (Reuters)
ABD Federal Koruma Servisi'nin paylaştığı bilgilere göre radikal sağ Proud Boys grubundan yaklaşık 300 kişi de protestocuların arasındaydı. Yetkililer, gruptaki bazı kişilerin silahı olduğunu da bildirdi.

13.00
ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, seçim sonuçları, oy itirazları ve Joe Biden'ın başkanlığıyla ilgili Kongre'deki ortak oturumu başlattı.
Bu sırada Trump, konuşmasını "Pensilvanya Caddesi'nden [Beyaz Saray'dan Kongre binasına giden yol] yürüyeceğiz ve Kongre'ye gideceğiz. Cumhuriyetçilerimize, zayıf olanlarına, ihtiyaç duydukları gurur ve cesareti sağlayıp ülkemizi geri alacağız" ifadeleriyle tamamladı.

Sayıları her geçen saat artan Trump taraftarları, Kongre binasının önünde uzun süre polisle çatıştı (Reuters)
Öte yandan mitinge gelenlere birlikte Kongre'ye yürüyeceğini söylemesine rağmen kendisi Beyaz Saray'a gitti.
Pence ise "Anayasa'yı desteklemek ve korumak için ettiğim yemin, hangi oyların geçerli hangilerinin geçersiz olması gerektiğine tek başıma karar verme yetkisi sağlamıyor" diyerek Trump'ın talebini yerine getirmeyeceğine dair örtük bir mesaj verdi.

Binlerce gösterici barikatı geçerek Kongre binasına ulaştı ve binanın ana girişinde ve çevresinde "ABD! ABD!" şeklinde sloganlar atmaya başladı.

13.30
Senato ve Temsilciler Meclisi'nin ortak oturumu sürerken Kongre polisi, bölgede Cumhuriyetçi Parti ve Demokrat Parti üyelerin ofislerinin bulunduğu noktalarda birkaç blok ötede iki adet boru bombası tespit edildiğini belirtti.

Ekiplerin tespit ettiği bomba boruları başarılı şekilde etkisiz hale getirildi (AP)
Bu sırada Kongre binasının dışındaki protestocular içeri girebilmek kapıları zorlamaya başladı.

14.00
Güvenlik güçlerinin durduramadığı kalabalıktaki Proud Boys grubundan Dominic Pezzola, binadaki camlardan birini kırarak içeri girdi ve diğer protestocuların da binaya giriş yapmasını sağladı. 

Kongre baskınındaki rolü nedeniyle tutuklanan 43 yaşındaki Pezzola'nın evinde bomba yapma kılavuzları bulunduğu bildirilmişti (AP)
Pence ve Pelosi korumaları tarafından binanın başka yerlerine götürüldü.
Bazı protestocular, içeride az sayıda kalan polisleri geri itmeyi başararak Senato ve Temsilciler Meclisi'nin kapısına kadar geldi.

Bu sırada Temsilciler Meclisi'nin kapısı içeriden toplanan masa ve sandalyelerle barikat oluşturularak kapatıldı. Güvenlik görevlileri silahlarını çekerek girişi korumaya çalıştı.

Güvenlik güçleri, isyancıların Temsilciler Meclisi'ne girmesini engelledi (AP)
Federal Koruma Servisi binanın güney kanadındaki Temsilciler Meclisi'yle kuzey kanadındaki Senato'nun kapatıldığını bildirdi.

Görüşmelerin askıya alınmasıyla meclis üyeleri güvenli şekilde tahliye edildi ve Temsilciler Meclisi boşaltıldı (AP)
Senato ve Temsilciler Meclisi'nin görüşmelerinin durdurulmasına karar verildi.

14.30
Trump, bir tweet atarak "Mike Pence ülkemizi ve Anayasamızı korumak için yapılması gerekeni yerine getirecek cesarete sahip değildi. ABD hakikati istiyor" ifadelerini kullandı.
Eski ABD Başkanı, bir tweet daha paylaşarak protestoculardan güvenlik güçlerine ve Kongre polisine destek olmalarını talep etti.
Yetkililer, içeride kalan meclis üyelerinden gaz maskesi takmasını istedi.

Protestocuların saldırıları ya da polisin müdahalesi durumunda hazırlıklı olmaları için meclis üyelerine koruyucu teçhizatlar verildi (AP)
Göstericiler binanın içindeki güvenlik güçleriyle çatışırken, Temsilciler Meclisi'nin yanında meclis üyelerinin güvenlik için götürüldüğü odaya yakın bir yerde camdan içeri girmeye çalışan protestocu Ashli Babbitt, Kongre polisi Michael Byrd tarafından vuruldu.

15.00
Protestocular balkonlardan atlayarak Senato'ya girdi. Göstericilerden bazıları içeride selfie çekerken, bazıları da binayı boşaltan meclis üyelerinin geride bıraktığı belgeleri karıştırdı.

Protestoculardan biri Senato'ya girdiğinde "Trump bu seçimi kazanmıştı!" diye bağırdı (Twitter / @igorbobic)
Bu sırada birçok gösterici Kongre binasının koridorlarında sloganlar atarak yürüdü, etrafa zarar verdi ve meclis üyelerinden bazılarının ofislerine girdi.
Richard Barnett adlı protestocu, Pelosi'nin ofisine girerek masasında selfie çekti.

Barnett, Pelosi'nin masasındaki pozuyla gündem olmuştu (AFP)
Trump, yeniden bir tweet atıp protestoculara seslenerek "ABD Kongresi'ndeki herkese sakin olmaları çağrısında bulunuyorum. Şiddet yok! Unutmayın, BİZ Kanun ve Düzenin Partisi'yiz" dedi.

15.30
Pelosi, telefonda Virginia Valisi'ni aradı. Vali, ABD Ulusal Muhafızları dahil tüm güvenlik güçlerinin Kongre'ye gönderileceğini söyledi.

Ulusal Muhafızlar baskın günü akşama doğru Kongre'ye gelerek güvenlik kordonu oluşturdu (AP)
Dönemin Beyaz Saray Sözcüsü Kayleigh McEnany, Ulusal Muhafızları'nın ve diğer federal güvenlik yetkililerinin Trump'ın emriyle Kongre binasına yönlendirildiğini ifade etti.

Öte yandan Trump taraftarları Kaliforniya eyaletinin başkenti Sacramento ve Teksas eyaletinin başkenti Austin başta olmak üzere birçok şehirde gösteri düzenlemeye başladı.

16.00
Biden, bir basın toplantısı yaparak Trump'tan "kuşatmayı sona erdirmesini" talep etti.

Açıklamasında Biden, "Başkan Trump'ı ulusal televizyona çıkıp yeminini yerine getirmeye, Anayasa'yı korumaya ve bu kuşatmayı sonlandırmaya çağırıyorum. Bu protesto değil bir isyandır" ifadelerini kullandı.
Trump ise Twitter hesabından bir video paylaşarak açıklamalarda bulundu.

Kongre baskınının ertesi günü üzerinde "ihanet" yazan bir bayrak kareye takılmıştı (AP)
"Acınızı biliyorum, canınızın yandığını biliyorum" diyerek protestoculara seslenen Trump, "Sizi seviyoruz, çok özelsiniz. Neler yaşandığını gördünüz. Diğerlerine nasıl davranıldığını gördünüz. Nasıl hissettiğinizi biliyorum fakat eve dönün, barışçıl bir şekilde evlerinize dönün" dedi.
Öte yandan Trump, açıklamasında oylarda sahtecilik yapıldığına ve seçimlerin geçersiz olduğuna dair asılsız iddialarını da yineledi.

17.00
Yerel ve federal güvenlik güçleriyle 155 Ulusal Muhafız, tam teçhizatlı şekilde Kongre binasına geldi.  
Güvenlik güçleri binanın içine girerek olayları kontrol altına almaya çalıştı.
Polis, Kongre binasında vurulan protestocu Babbitt'in tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybettiğini bildirdi.

18.00
Washington DC Belediye Başkanı Muriel Bowser, şehirde 12 saatlik sokağa çıkma yasağı uygulanacağını duyurdu.

Trump, resmi Twitter hesabından bir paylaşım yaparak "seçimlerin kendisinden ve uzun süredir kötü muamele gören vatanseverlerden çalındığını" öne sürerken, protestoculardan eve dönmelerini istedi.
ABD'de radikal sağcıların bir araya geldiği bir komplo teorisi oluşumu olarak tanımlanan QAnon üyelerinden Rosanne Boyland'in Kongre binasına giriş sırasında baygınlık geçirdiği, daha sonra kaldırıldığı hastanede aşırı doz amfetaminden hayatını kaybettiği açıklandı.

19.00
Facebook, Trump'ın protestoculara seslendiği videosunu ve paylaşımlarını kaldırdığını açıkladı.
Sosyal medya devi, hem Facebook hem de Instagram'daki içeriklerin "yaşanan şiddeti azaltmak yerine körükleme riski taşıdığı için" kaldırıldığını bildirdi.

"QAnon Şamanı" olarak da bilinen Jacob Anthony Chansley, baskındaki rolü nedeniyle 41 ay hapis cezası almıştı (AP)
Twitter da Trump'ın protestolarla ilgili paylaşımlarını kaldırdığını ve 12 saatliğine hesabını dondurduğunu açıkladı.

20.00
Kongre polisi binanın güvenli hale geldiğini bildirdi.
Bunun üzerine Senato'daki görüşmeler kaldığı yerden devam etti. Pence, "Bugün ABD Kongresi'nin tarihindeki kara bir gündü. Haydi, işe koyulalım" diyerek görüşmeleri tekrar başlattı.
Arizona eyaletindeki oy sayımlarına itiraza ilişkin görüşmeler devam etti.

21.00
Temsilciler Meclisi de görüşmelere kaldığı yerden devam etme kararı aldı.

Pence ve Pelosi, ortak görüşmelerin sonunda Biden'ın seçim sonuçlarına göre resmen ABD Başkanı olduğunu doğruladı (AP)
Pelosi, "Bunun geceye kadar süreceğini zaten biliyorduk. Ne kadar gerekiyorsa burada o kadar süre kalacağız. Amacımızı yerine getireceğiz" ifadeleriyle görüşmeleri başlattı.

23.00
Yaklaşık 10 saat önce başlayan Senato ve Temsilciler Meclisi ortak görüşmesi kaldığı yerden devam etti.

03.45 (7 Ocak)
Pence, itirazların değerlendirilmesi ve oylamalardan sonra seçim sonuçlarına göre 306'ya 232 oyla Biden'ın resmen ABD Başkanı olduğunu açıkladı.  
Açıklamadan kısa süre sonra Twitter'ın hesabını yeniden aktif hale getirdiği Trump, Kongre'de yaşanan olayları kınayarak "yeni yönetimin kurulacağını" belirtti ve Biden yönetimine "yetkinin pürüzsüz ve sorunsuz bir şekilde geçmesine odaklanacağını" söyledi.
ABD tarihindeki dönüm noktalarından biri niteliğindeki Kongre baskınından sonra 20 Ocak'ta Biden, resmi yemin töreniyle ülkenin 46. Başkanı olmuştu.
Independent Türkçe,NPR, New York Times, AP, Reuters, BBC, Washington Post, France 24, CNN
 



Fransa-Almanya ilişkilerinin geleceği ve Avrupa liderliği mücadelesi

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Belçika'daki Alden Biesen Kalesi'nde düzenlenen gayri resmi Avrupa zirvesinde, 12 Şubat (AFP)
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Belçika'daki Alden Biesen Kalesi'nde düzenlenen gayri resmi Avrupa zirvesinde, 12 Şubat (AFP)
TT

Fransa-Almanya ilişkilerinin geleceği ve Avrupa liderliği mücadelesi

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Belçika'daki Alden Biesen Kalesi'nde düzenlenen gayri resmi Avrupa zirvesinde, 12 Şubat (AFP)
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Belçika'daki Alden Biesen Kalesi'nde düzenlenen gayri resmi Avrupa zirvesinde, 12 Şubat (AFP)

Hattar Ebu Diyab

Avrupa güvenliği ile ilgili endişeler ve transatlantik ilişkilerdeki temkinlilik, “uluslararası düzenin sarsıldığı” bir dönemde 62. Münih Güvenlik Konferansı'na damgasını vurdu. Bu forumun önemli bir yönü, Fransa ve Almanya'nın Avrupa ile ilgili vizyonlarını sunmalarıydı; bu, Berlin ve Paris'in 1960'lardan beri ortak Avrupa eyleminin ve başarılarının başlıca itici güçleri olması nedeniyle önemli.

Ancak, Şansölye Angela Merkel'in görev süresinin sona ermesinden bu yana en büyük iki Avrupa gücü arasındaki birikmiş anlaşmazlıklar, Avrupa Birliği'nin (AB) performansına ve ortak politikaların geliştirilmesine gölge düşürdü. Şüphesiz ki Avrupa liderliği ve Avrupa karar alma süreçlerindeki örtük rekabet, Fransa-Almanya iş birliğini engelliyor. Dahası, Donald Trump ve Vladimir Putin döneminde iki taraf arasındaki çelişkiler daha da karmaşık hale geliyor. Öte yandan, yaşlı kıtanın karşı karşıya olduğu meydan okumalar, Fransa-Almanya ilişkilerinin yeniden düzenlenmesini, Avrupa'nın çağdaş tarihin bu kritik anında eksik kutup haline gelmesini önlemek için ortak bir Avrupa yaklaşımının geliştirilmesini gerektiriyor. Küresel düzen artık güç dengesini koruyamıyor ve ekonomik ve teknolojik savaş yoğunlaşarak küresel nüfuzun yeni bir dağılımına zemin hazırlıyor.

Fransa-Almanya ayrılığı

“Stratejik kaos” ve uluslararası düzenin yeniden şekillenmesi bağlamında, Avrupa'nın marjinalleşmesi yeni bir hipotez gibi görünüyor; özellikle de Avrupa'nın gelişimine ilişkin vizyon konusunda iki ana itici güç olan Fransa ve Almanya arasındaki anlaşmazlık nedeniyle henüz jeopolitik bir kutbun şekillenmediği göz önüne alındığında.

Son istatistikler, Avrupa Birliği'nin 2024 yılında uluslararası mal ve hizmet ticaretinin yaklaşık yüzde 16'sını oluşturarak, dünyanın önde gelen ticaret gücü olduğunu gösteriyor. Bu, 450 milyon insanı kapsayan Ortak Pazar'ın ağırlığı ve Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand ile Almanya Şansölyesi Helmut Kohl'ün o dönemdeki çabaları sayesinde tek para birimine geçiş olmasaydı mümkün olmazdı. Yani o dönemde Fransız-Alman ortaklığı Avrupa için itici bir güç olmuştu; bu ortaklık, Angela Merkel ve Emmanuel Macron'un çabaları sayesinde Kovid-19 pandemisinin ardından verilen büyük kredinin onaylanması sırasında da tekrarlandı.

Élysee Sarayı, Avrupa yatırımlarını finanse etmek için borç dayanışmasını teşvik ediyor. Paris, Avrupa Merkez Bankası'nın eski başkanı Mario Draghi'nin önerdiği federal yaklaşımı savunuyor

Şu an ise tam aksi oluyor; Fransa ve Almanya arasındaki ilişkiler, özellikle ekonomi, AB reformu, savunma ve diğer ekonomik bloklarla yapılan anlaşmalar konusunda derin siyasi bölünmeler yaşıyor.

Fransa ve Almanya arasındaki uçurum, özellikle Güney Amerika (Mercosur) ülkeleriyle yapılan ticaret anlaşması ile en belirgin şekilde ekonomik cephede kendini gösterdi. Ekonomisi büyük ölçüde sanayi ihracatına dayanan Almanya için bu anlaşma, Moskova ve Washington ile yaşanan engeller ışığında yeni pazarlara açılmak için bir can simidi niteliğinde. Ancak Fransa, bunu tamamen farklı bir perspektiften değerlendiriyor; tarım sektörüne yönelik varoluşsal bir tehdit ve siyasi yansımalar olarak görüyor.

Almanya, AB'nin borç batağına saplanmış bir blok haline gelmesinden açıkça korkarken, Paris ise Berlin'in mali disiplin uygulamasının Fransa'da toplumsal huzursuzluğa yol açmasından endişe ediyor.

Avrupa borç havuzu oluşturulması konusunda anlaşmazlıklar

Avrupa ekonomisi dikkate değer bir direnç gösteriyor. 2025 yılında, euro bölgesindeki büyüme bir önceki yılki %0,9'a kıyasla %1,5'e ulaştı. Ancak, borç krizi hala önemli bir sorun olmaya devam ediyor (sadece Fransa'nın borcu yaklaşık 3,9 trilyon avro) ve Paris ile Berlin arasında bir uçurum yaratıyor. Bu nedenle, yeni bir borç havuzu (eurobond) oluşturulması konusu önemli bir anlaşmazlık noktası olmaya devam ediyor.

Elysee Sarayı, Avrupa yatırımlarını finanse etmek için borç dayanışmasını savunuyor. Paris, Avrupa Merkez Bankası eski başkanı Mario Draghi'nin önerdiği federalist yaklaşımı destekliyor. Emmanuel Macron, Avrupa'nın Çin ve ABD'ye yetişmek için güvenlik ve savunmaya, yeşil geçiş teknolojilerine ve yapay zekaya büyük yatırımlar yapması gerektiğini vurguladı.

tyhty
ABD Başkanı Donald Trump, sağında Fransız mevkidaşı Emmanuel Macron ile birlikte, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'yi dinliyor. Beyaz Saray'da yapılan görüşmede fotoğrafın sağında Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb da görülüyor, 25 Ağustos (AFP)

Buna karşılık Berlin para politikasında geleneksel bir yaklaşım sergiliyor. Son olarak, Almanya Dışişleri Bakanı Johannes Wadephul, Fransa'nın sınırlı savunma harcamalarını eleştirerek, Paris'ten Avrupa'da güvenlik egemenliğini destekleme çağrılarını somut yeteneklere dönüştürmek için daha fazlasını yapma çağrısında bulundu. Bu yorumlar, iki Avrupa devi arasındaki ilişkilerde artan gerilimi yansıtıyor.

Yeni olan husus, Almanya'nın ilk kez AB'ye liderlik etme arayışında Fransa'ya alternatif bulmaya çalışmasıdır. Bu bağlamda, Berlin ve Roma, “tek bir Avrupa borsası, tek bir Avrupa ikincil piyasası oluşturulmasını ve finansal istikrarı tehlikeye atmadan krediler için sermaye gereksinimlerinin gözden geçirilmesini” desteklediler. Ancak bu, Paris ve Berlin'deki bazı kişilerin İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin, Donald Trump'ın Avrupa'nın gümrük tarifelerine karşı birleşik tutumunu bozmak için kullandığı bir “araç” olduğundan şüphelenmelerini engellemiyor. Zira bilindiği üzere Trump yönetiminin stratejisi Avrupa'daki sağ ve aşırı sağ kanattaki destekçilerine dayanıyor.

Avrupa'nın geleceği ve ABD ile ilişkisi

Birçok Fransız yetkilinin de belirttiği gibi, Avrupa'nın “yeni imparatorluklar” (Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve Rusya) tarafından baskı altında olduğu bir dönemde, Macron ve Alman Şansölyesi Friedrich Merz, yaşlı kıtanın geleceği konusunda farklı görüşlere sahipler.

Fransa, 2017'de Fransa Cumhurbaşkanı tarafından ortaya atılan “stratejik özerklik” terimine bağlı kalarak, egemen bir Avrupa'yı sürekli olarak savunuyor. Alman Şansölyesi ise AB'nin bağımsızlığını güçlendirmeyi ABD ile tarihi bağları korumakla birleştiren bir uzlaşma çağrısında bulunuyor.

Şubat 2025 seçimlerinde Avrupa'nın kademeli olarak “ABD'den gerçek bağımsızlığını” elde etmesi çağrısında bulunan Merz, fikrini değiştirmiş gibi görünüyor. Bu, birçok Avrupa başkentinin görüşüne göre Avrupa kendi güvenliğini birkaç yıl boyunca garanti edemeyeceği için bir zayıflık itirafı anlamına geliyor. Yine bunlara göre sert jeopolitik gerçekler ve “büyük birader” veya “Amerikan koruyucu” olmadan “bağımsız bir Avrupa” inşa etmenin zorlukları nedeniyle, transatlantik ortaklığa hâlâ ihtiyaç var.

Peki, nasıl bir ortak Avrupa savunması?

Son haftalarda, Amerikan güvenlik şemsiyesinin kalıcı olmayacağı ve Ukrayna'daki savaş ve Grönland çevresindeki gerilimlerin dayattığı yeni gerçekler göz önüne alındığında, Avrupa'nın yakın gelecekte kendi savunmasından sorumlu olmasının acil bir ihtiyaç olduğu ortaya çıktı. Gerçekten de Ukrayna öngörülebilir gelecekte Avrupa güvenlik söyleminin merkezinde yer alan konu olmaya devam edecek.

Askeri sanayi konusunda, yeni nesil Avrupa savaş uçakları projesiyle ilgili olarak Fransa ve Almanya arasında bir dereceye kadar temkinlilik söz konusu. Nitekim Alman şirketleri ve konsorsiyumları, Fransız havacılık grubu Dassault'u kendi şartlarını dayatmaya çalışmakla suçluyor.

NATO'daki Amerikan rolünün gerilemesi ihtimali göz önüne alındığında, 1945 sonrası düzenin sona ermesiyle birlikte, Avrupalıların nükleer caydırıcılığa ilişkin karar konusunda ABD’yi yetkili kılamayacakları aşikar. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bu nedenle, iki nükleer Avrupa gücü olan Fransa ve İngiltere'nin nükleer kapasitelerine dayalı “entegre bir Avrupa nükleer caydırıcılığına” değinilmeye başlandı. Macron'un konuyla ilgili bu ayın 27'sinde bir konuşma yapması bekleniyor.

Finansman konusu, Fransa ve Almanya arasındaki en önemli anlaşmazlık noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Bu bağlamda, Berlin'in yeniden silahlanmaya ayırdığı kaynaklar, Almanya'nın kendi sanayisini tercih ederek, tek taraflı hareket edeceğinden korkan Fransa'da endişe yaratıyor.

Finansman konusu, Fransa ve Almanya arasındaki en önemli anlaşmazlık noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Bu bağlamda, Berlin'in yeniden silahlanmaya ayırdığı kaynaklar Fransa'da endişe yaratıyor

Paris, iki ülke arasındaki tarihin ağırlığı nedeniyle aşırı temkinli davranırken, Merz “Avrupa'da büyük güç politikası Almanya için bir seçenek değil” diye vurguluyor. Ancak en önemli husus, Birlik içinde veya “istekli devletler grubu” arasında ortak bir savunma vizyonunun geliştirilmesidir. İşte Fransa, Almanya ve Belçika tarafından ortaya atılan, ancak bazı İskandinav ülkeleri ve Macaristan tarafından çekincelerle karşılanan “sağlam bir çekirdek” oluşturma önerisi burada öne çıkıyor.

dferft
Alman askerleri, 18 Ocak'ta Grönland'ın Nuuk kentinden kalkan bir uçağa biniyor (AFP)

İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın da Münih Güvenlik Konferansı sırasında “Avrupa NATO'su” fikrini ortaya attığını belirtmekte fayda var. Bu nedenle, İngiltere’nin AB'den ayrılmasına rağmen, ABD'den ayrışma daha belirgin hale gelirse, bazı Avrupa ülkeleri ile İngiltere arasında bir savunma ittifakı uzak ihtimal değil. Zira ABD’den ayrışma Avrupalıların bölünme lüksünden kaçınmasını gerektiriyor. Avrupa'nın ancak üye devletlerinin geçmişe göre daha yakın olarak bir arada durmasıyla hayatta kalabileceği açık ve net.

Yukarıda zikredilenlere ilave olarak, Amerikan nükleer caydırıcılığını Fransız gücüne dayalı bağımsız bir Avrupa nükleer caydırıcılığıyla değiştirmekte tereddüt eden Almanya, örtük olarak bu gücün ve Fransa'nın BM Güvenlik Konseyi'ndeki daimi koltuğunun paylaşımını talep ediyor gibi görünüyor. Dolayısıyla, Charles de Gaulle ve Konrad Adenauer arasındaki büyük uzlaşmadan bu yana ortak modern tarihlerine rağmen, bu iki Avrupa gücü arasında zorlu bir geçmişin hayaleti hâlâ varlığını koruyor.

Sonuç olarak, birikmiş anlaşmazlıklar, Fransız-Alman motorunu engelliyor ve AB içindeki karar alma süreçlerini tehdit ediyor. AB içinde karşıt blokların oluşması veya federalizmin aceleyle gündeme getirilmesi sihirli çözümler değildir. En iyi yol, tarihsel uygulamada olduğu gibi, kademeli ilerleme, aşamalı kazanımlar ve siyasi irade yoluyla uzlaşma arayışında olmaktır. Şüphesiz, 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bir yıl önce Fransa'nın içinde bulunduğu “geçiş” durumu ve Almanya'nın Avrupa bağımsızlığı konusundaki tereddüdü, kısa vadede Avrupa'nın yeniden canlanması için elverişli faktörler değildir.

*Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


İran: ABD’nin herhangi bir saldırısı, hatta sınırlı saldırıları bile ‘saldırganlık’ olarak kabul edilecek

Tahran’da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İran askeri (EPA)
Tahran’da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İran askeri (EPA)
TT

İran: ABD’nin herhangi bir saldırısı, hatta sınırlı saldırıları bile ‘saldırganlık’ olarak kabul edilecek

Tahran’da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İran askeri (EPA)
Tahran’da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İran askeri (EPA)

İran bugün yaptığı açıklamada, ABD’den gelecek herhangi bir saldırının -sınırlı hava harekâtı dahil- ‘saldırganlık’ olarak değerlendirileceğini ve buna karşılık verileceğini duyurdu. Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın böyle bir ihtimali değerlendirdiğini söylemesinin ardından geldi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, haftalık basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Sınırlı bir saldırı ile ilgili soruya gelince; sınırlı saldırı diye bir şey yoktur. Her türlü saldırı, saldırganlık olarak kabul edilecektir” dedi.

Bekayi, “Her ülke, meşru müdafaa hakkına dayanarak saldırıya güçlü bir şekilde karşılık verir; biz de bunu yapacağız” ifadesini kullandı.

Bekayi’ye yöneltilen soru, Trump’ın cuma günü yaptığı ve Umman arabuluculuğunda süren müzakerelerde anlaşma sağlanamaması halinde Tahran’a sınırlı bir saldırı düzenlemeyi ‘değerlendirdiğini’ belirttiği açıklamasına atıfta bulunuyordu.

Taraflar, şubat ayı başında Umman arabuluculuğunda dolaylı görüşmelere yeniden başlamış; şimdiye kadar Maskat ve Cenevre’de iki tur müzakere gerçekleştirmişti. Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, üçüncü turun perşembe günü Cenevre’de yapılacağını doğruladı.

İran heyetine başkanlık eden Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise dün yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasında diplomatik bir uzlaşıya varılması için ‘iyi bir fırsat’ bulunduğunu söyledi.

Arakçi, ABD merkezli CBS televizyonuna verdiği röportajda, “Hâlâ herkes için fayda sağlayacak diplomatik bir çözüme ulaşma konusunda iyi bir fırsatımız olduğunu düşünüyorum” dedi. Müzakerecilerin bu ay gerçekleştirilen iki tur görüşmenin ardından ‘anlaşmanın unsurları ve taslak metni üzerinde çalıştıklarını’ belirten Arakçi, buna karşın ülkesinin uranyum zenginleştirme hakkından vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Washington ile temel anlaşmazlık noktalarından biri olan bu konuda Arakçi, “Egemen bir ülke olarak bu alanda kendi kararımızı verme hakkına sahibiz” diye konuştu.

Tahran ile Washington arasındaki görüşmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri seçenekleri gündeme getirdiği bir ortamda yeniden başlamıştı. Trump önce İran’daki protestolara yönelik kanlı müdahaleleri gerekçe göstermiş, daha sonra ise özellikle nükleer program konusunda anlaşmaya varılamaması halinde askeri adım atılabileceği uyarısında bulunmuştu.

Diplomatik sürece paralel olarak ABD, Ortadoğu’daki askeri varlığını da artırdı. Washington yönetimi bölgeye iki uçak gemisi gönderirken, savaş uçakları, askeri nakliye uçakları ve havada yakıt ikmali yapabilen tanker uçaklardan oluşan filoları da konuşlandırdı.

ffvbf
Arap Denizi’ndeki ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln (AFP)

ABD’nin müzakere heyetine başkanlık eden Özel Temsilci Steve Witkoff cumartesi günü yaptığı basın açıklamasında, Başkan Donald Trump’ın İran’ın ABD’nin askeri yığınağı karşısında neden ‘teslim olmadığını’ sorguladığını söyledi.

Bu açıklamaya yanıt veren Bekayi ise teslimiyetin İranlıların karakterinde olmadığını belirterek, ülkelerinin tarihi boyunca böyle bir tutum sergilemediğini ifade etti.


Kallas, İran sorununa ‘diplomatik çözüm’ çağrısında bulundu: Başka bir savaş istemiyoruz

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
TT

Kallas, İran sorununa ‘diplomatik çözüm’ çağrısında bulundu: Başka bir savaş istemiyoruz

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas bugün, İran ile ABD arasında beklenen görüşmeler öncesinde, Tahran dosyası için ‘diplomatik bir çözüm’ çağrısında bulundu. Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’ı askeri müdahalelerle tehdit ettiği bir döneme denk geldi.

Kallas, AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanları toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada, “Bu bölgede bir başka savaşa ihtiyacımız yok; zaten çok sayıda savaş var” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Kallas, “İran şimdiye kadarki en zayıf dönemini yaşıyor. Bu zamanı diplomatik bir çözüm bulmak için değerlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi dün, ABD ile İran arasındaki yeni müzakere turunun önümüzdeki perşembe günü Cenevre’de yapılacağını duyurdu. Busaidi, müzakereler için ‘ekstra çaba göstermeye yönelik olumlu bir ivme’ olduğunu da belirtti.

ABD, İran’dan uranyum zenginleştirme stokundan vazgeçmesini, Washington’a göre nükleer bomba yapımında kullanılabilecek bu stokların imhasını, Ortadoğu’daki silahlı gruplara desteğini durdurmasını ve füze programına kısıtlamalar getirilmesini talep ediyor.

İran ise nükleer programının barışçıl olduğunu vurguluyor, ancak yaptırımların kaldırılması karşılığında bazı sınırlamaları kabul etmeye hazır olduğunu söylüyor. Tahran, nükleer konuyu füze programı veya silahlı gruplara destek gibi diğer meselelerle ilişkilendirmeyi ise reddediyor.