Arap Koalisyonu: Yemenlilerin birlik olması onları Sana'ya ulaştıracak

Arap Koalisyonu sözcüsü Tuğgeneral Turki el-Maliki dün Riyad'da basın toplantısında konuştu (Reuters)
Arap Koalisyonu sözcüsü Tuğgeneral Turki el-Maliki dün Riyad'da basın toplantısında konuştu (Reuters)
TT

Arap Koalisyonu: Yemenlilerin birlik olması onları Sana'ya ulaştıracak

Arap Koalisyonu sözcüsü Tuğgeneral Turki el-Maliki dün Riyad'da basın toplantısında konuştu (Reuters)
Arap Koalisyonu sözcüsü Tuğgeneral Turki el-Maliki dün Riyad'da basın toplantısında konuştu (Reuters)

Yemen'deki meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetler Komutanlığı, Yemenlileri birleştirmenin ve farklılıkları bir kenara bırakmanın onları Sana'ya ulaştıracağını ve böylece İran destekli Husi milislerinin pençesinden kurtulacaklarını söyledi.
Amalika Tugayları, ulusal ordu ve aşiret mensuplarının kazandığı Beyhan zaferinden sonra Şarku'l-Avsat'ın bundan sonraki aşamaya ilişkin sorusuna cevaben, Arap Koalisyonu sözcüsü Tuğgeneral Turki el-Maliki, “Yemenliler birleşirse Sana'ya ulaşacaklar. Yemen Ulusal Ordusu, sahildeki ortak kuvvetler, Amalika Tugayları, halk direniş güçleri ve aşiret mensupları arzu, kararlılık ve fedakarlık duygularına sahip. Bir de aralarındaki anlaşmazlıkları bir kenara bırakırlarsa Sana'ya gidecekler. Ortak Kuvvetler olarak Yemen Ulusal Ordusu’nu destekliyoruz ve sivilleri korumaya ve Yemen'deki kardeşlerimizin yanında olmaya kararlıyız” ifadelerini kullandı.
Arap Koalisyonu sözcüsü Tuğgeneral Turki el-Maliki ve Ortak Kuvvetler Sivil Askeri Operasyonlar Dairesi Başkanı Tümgeneral Abdullah el-Habbabi dün Riyad'da düzenledikleri ortak basın toplantısında, “Husi milislerinin, güney Kızıldeniz ve Bab’ul Mendeb Boğazı'ndaki uluslararası ticaret ve nakliye hatlarını tehdit etmek için Hudeyde limanlarını askeri olarak kullandığını” ifade ettiler.
Tümgeneral Habbabi, Kızıldeniz'de Hudeyde, Salif ve Ras-İsa limanlarında bazı deniz ihlallerinin yaşandığını belirtti.
Habbabi, “Şu ana kadar Hudeyde'den denize indirilen bubi tuzaklı teknelerin sayısı 100'e ulaştı ve bu durum güney Kızıldeniz'de deniz seyrüseferini tehdit ediyor. Koalisyon bununla ilgileniyor. Koalisyon, 13 ticari gemi ihlaline ek olarak, tüm ticari gemileri ve petrol tankerlerini tehdit eden 248 deniz mayını konusunu da ele aldı. Bu durum, küresel ticaret için ciddi bir tehdit oluşturuyor” dedi.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) bandıralı Ravabi adlı kargo gemisinin Husiler tarafından kaçırılması ile ilgili konuşan Habbabi, “Ticari bir nakliye gemisi. Sokotra Adası’ndan Cizan Limanı’na yol alan bu gemi, adadaki bir Suudi Arabistan hastanesine malzeme taşıyor. Sahra hastanesinden gelen gemi ambulans araçları, tıbbi ekipman, iletişim ekipmanı, çadırlar, sahra mutfağı, sahra çamaşırhanesi ve aksesuarları ile teknik ve güvenlik desteği taşıyor. Gemiye uluslararası sularda taarruz planlanması yapıldı, bu balıkçı tekneleri tarafından gerçekleştirildi ve ardından gemi Salif limanına yönlendirildi” dedi.
Geçtiğimiz dönemde Güney Kızıldeniz'de ticari gemilere ve petrol tankerlerine yönelik çeşitli korsanlık eylemlerine de atıfta bulunan Habbabi, “Bunlardan en önemlisi Suudi Arabistan’a ait Rabigh 3’ün kaçırılması ve Yemen halkı için buğday taşıyan Türk gemisi Arsan ile Abkayk petrol tankerinin füzeyle hedef alınmasıdır” diye konuştu.
İran'ın tehdit edici operasyonların Hürmüz Boğazı'ndan Arap Denizi'ne taşındığını belirten Tuğgeneral Turki el-Maliki deniz mayınlarının, bubi tuzaklı teknelerin ve kıyı savunma füzelerinin hepsinin İran’a ait olduğunu kaydetti.
Maliki, "Husilerin askeri ve siyasi pazarlıklar çerçevesinde ticari gemilere yönelik korsanlık eylemleri yürüttüğüne ve bu eylemleri gerçekleştiren ve gemileri zorla kaçıran özel kuvvetlerinin olduğuna" dikkati çekti.
Koalisyon, ABD Hazinesi'nin yaptırımlar listesinde yer alan terörist Mansur es-Saadi liderliğindeki "Ravabi" gemisine geçtiğimiz günlerde el konulması eylemine katılan 10 kişinin isimlerini yayınladı. 
Tuğgeneral Maliki, koalisyonun yıllardır Husilerin limanları askeri olarak kullandığına dair bilgileri belgelediğini ancak Yemen halkının iyiliği için sabırlı davrandığını ve Husilerin reddettiği siyasi çözüm çabalarını desteklediğini dile getirdi.
Maliki, Husi liderlerine ait 23 şirketin petrol ticareti, kaçakçılık ve karaborsada satış yaptığından bahsetti ve bu yüzden limanların onlar için büyük önem arz ettiğini dile getirdi.  
Koalisyon, deneyler, testler, eğitim, donatma ve bubi tuzaklı tekneleri inceleme gibi faaliyetlere ilişkin fotoğraflar ve videolar göstererek Salif limanının askeri olarak kullanıldığını kanıtladı. Ayrıca limanın balistik füze depolama alanı ve askeri üretim atölyelerine dönüştürüldüğü de görüntülerde ortaya çıkıyor.
Koalisyon sözcüsü, Hudeyde limanıyla ilgili olarak, limanın İran balistik füzelerini parça parça almak için ana varış noktası olduğunu açıkladı. Ardından füzeler Devrim Muhafızları'nın gözetimi altında toplanarak liman içine yerleştirildi ve daha sonra ticari bir örtü altında Zimar, Sana ve Saada'ya nakledildi. Görüntüler ayrıca, Hudeyde limanında balistik füzelerin montajı için füze montajı atölyesi kurulduğunu ortaya koyuyor. 
Kızıldeniz'den geçen tüm İran gemilerinin askeri gemiler olduğunu ileri süren Maliki, “Ticaret gemileriyle hiçbir ilgileri yok, Bab’ul Mendeb ve Kızıldeniz'deki ticaret gemilerine saldıran Husilerle bir bağlantıları var” diye konuştu.
Maliki, limanların Husiler tarafından askeri olarak kullanmasının ardından hedef alınıp alınmayacağı ile ilgili bir soruya şu yanıtı verdi: "Limanları hedef almak istemiyoruz, BM elçisi öncülüğünde kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşmak istiyoruz. Ancak Husiler sivil nesneleri kullandıklarında uluslararası hukuka göre dokunulmazlıklarını kaybediyorlar ve böylece limanlar meşru bir askeri hedef haline geliyor.”



Gazze Yönetim Komitesi yeniden inşanın yedi yıl içinde tamamlanmasını bekliyor... İsrail ikinci aşamayı ‘sembolik’ olarak görüyor

Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
TT

Gazze Yönetim Komitesi yeniden inşanın yedi yıl içinde tamamlanmasını bekliyor... İsrail ikinci aşamayı ‘sembolik’ olarak görüyor

Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)

Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas, yaklaşık iki yıl süren yıkıcı bir savaşın ardından Gazze Şeridi’nin 7 yıl içinde yeniden imar edilebileceğine dair dikkat çekici bir iyimserlik ortaya koydu. Bu açıklama, İsrail’in Gazze Şeridi’nde barış planının ikinci aşamasının başlatıldığına ilişkin duyuruları ‘sembolik’ olarak nitelendirmeye çalıştığı bir dönemde geldi.

ABD destekli bir anlaşma kapsamında Gazze Şeridi’nin yönetimiyle görevlendirilen Şaas, dün bir Filistin radyosuna verdiği demeçte, savaş enkazının Akdeniz’e taşınmasını ve tahrip edilen altyapının 3 yıl içinde yeniden inşa edilmesini öngören iddialı bir planı anlattı.

Eski Planlama Bakan Yardımcısı ve inşaat mühendisi olan Şaas’ın atanması, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’ndeki İsrail savaşını sona erdirmeye yönelik planının bir sonraki aşamasına geçildiğinin işareti olarak değerlendiriliyor. Şaas, Hamas’ın yıllar süren yönetiminin ardından Gazze Şeridi’nin idaresinden sorumlu olacak 15 Filistinli uzmandan oluşan bir ekibe başkanlık edecek.

Trump’ın planı kapsamında İsrail, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısından çekildi. Ancak İsrail güçleri, neredeyse tüm binaların yerle bir edildiği diğer kısmı kontrol etmeyi sürdürüyor. Trump daha önce Gazze’yi ‘Ortadoğu’nun Rivierası’na’ dönüştürme fikrini gündeme getirmişti.

68 milyon ton moloz

Ali Şaas’ı bekleyen görev ise belirsizliklerle çevrili. Bu görev, İsrail ile Hamas arasında ateşkesin kırılganlığını koruduğu ve karşılıklı çatışmaların sürdüğü bir ortamda, Gazze Şeridi’nde yıkılan altyapının yeniden inşa edilmesini ve yaklaşık 68 milyon ton olduğu tahmin edilen enkaz ile patlamamış mühimmatın temizlenmesini kapsıyor.

Gazze Şeridi’ndeki Filistinliler, İsrail ile önceki çatışmaların ardından savaş enkazını, Gazze kentindeki tarihi limanın inşasında ve çeşitli projelerde temel malzeme olarak kullanmıştı. Şaas, benzer bir yaklaşımın yeniden uygulanabileceğini dile getirdi. Şaas, “Buldozerleri getirip enkazı denize döker, denizde yeni adalar oluşturursak yeni bir toprak kazanırız; Gazze için alan yaratır ve enkazı temizleriz. Bu iş üç yıldan fazla sürmez; enkazın tamamı ortadan kalkar” ifadelerini kullandı.

xsdcf
İsrail hava saldırıları sonucu Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de meydana gelen yıkımdan (Reuters)

Şaas, kendisi açısından en acil önceliğin insani yardımın sağlanması olduğunu belirterek, bunun yerinden edilmiş Filistinliler için geçici barınma alanlarının kurulmasını da kapsadığını söyledi. İkinci önceliğin ise ‘temel ve hayati altyapının’ rehabilitasyonu olacağını, bunun ardından konutların ve diğer binaların yeniden inşasına geçileceğini ifade etti. Şaas, “Gazze 7 yıl içinde eskisinden daha iyi bir duruma gelecek” dedi.

Ancak Birleşmiş Milletler’in (BM) 2024 tarihli bir raporuna göre, Gazze Şeridi’nde yıkılan konutların yeniden inşasının en erken 2040 yılına kadar sürebileceği, sürecin onlarca yıl devam edebileceği belirtiliyor.

Zorluklar ve engeller

Şaas’ın Gazze Şeridi’nin yeniden imarına ilişkin iyimser takvim değerlendirmesinin ciddi zorluklarla karşılaşmasının neredeyse kesin olduğu belirtiliyor. Bu süreçte arabulucular, silah bırakmayı reddeden Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’ne barış gücü konuşlandırılması gibi konularda uzlaşı sağlamaya çalışıyor.

Öte yandan Şaas başkanlığındaki komitenin yeniden imar sürecini hangi koşullarda ve nasıl yürüteceği, ayrıca İsrail’in genellikle yasakladığı ağır iş makineleri ve ekipmanların ithalatı ile kullanımına ilişkin izinlerin nasıl temin edileceği de belirsizliğini koruyor.

sdefrt
Geçtiğimiz yıl şubat ayında Refah Sınır Kapısı’ndan geçmek için beklerken, Gazze Şeridi'ne giden yeniden inşa ekipmanlarıyla dolu tırının yanında oturan bir şoför (EPA)

Şaas, komitenin yetki alanının başlangıçta Hamas’ın kontrolündeki bölgelerle sınırlı olacağını, İsrail ordusunun kademeli çekilmesini öngören Trump planı doğrultusunda bu alanın zamanla genişleyeceğini söyledi. Şaas, “İkinci aşama başlar başlamaz, Gazze Şeridi’nin doğu sınırlarına doğru kademeli bir askeri çekilme süreci başlayacak. Çekilme ilerledikçe, komitenin Filistin topraklarındaki yetki alanı da genişleyecek. Şu anda yetkilerimiz, sarı hattın batısında kalan ve yaklaşık yüzde 50’yi oluşturan alanla sınırlı. Diğer anlaşmalar tamamlandıkça sarı hat aşamalı olarak geri çekilecek ve komisyonun yetkisi, denizden doğu sınırına kadar 365 kilometrekarelik Gazze Şeridi’nin tamamını kapsayacak” ifadelerini kullandı.

Sembolik bir adım

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Gazze Şeridi’nde savaşı sona erdirmeye yönelik planın ikinci aşamasına geçildiğini duyurdu. İsrail hükümetiyle tam koordinasyon içinde yapılmasına rağmen, Başbakan Binyamin Netanyahu bu açıklamanın önemini küçümsemeye çalışarak, bunu ‘sembolik bir adımdan ibaret’ olarak nitelendirdi.

İsrail basınına sızan bir talimat notunda, bakanlardan konuya ilişkin yorum yapmamalarının istendiği, kamuoyuna ise ‘bu sürecin sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi için önünde çok uzun bir yol olduğu’ mesajının verilmesinin talep edildiği belirtildi.

Söz konusu belgede, Amerikan tarafının açıklamasının etkisini azaltma amacıyla, planın ikinci aşamasına geçildiğini bizzat Başkan Trump’ın değil, danışmanını görevlendirerek bu duyurunun sosyal medya üzerinden ve daha düşük profilli bir şekilde yapılmasını sağladığına dikkat çekildi.

cdfrgt
Trump'ın planına göre Gazze Şeridi'nden çekilme aşamalarının haritası (Beyaz Saray)

İsrailli yorumcular, Witkoff’un açıklamalarında İsrail’in sahadaki uygulamalarına değinmediğine ve Tel Aviv’den, Gazze Şeridi’nde her gün Filistinli sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan günlük bombardımanları durdurmasını beklemediğine dikkat çekti. Yorumlarda, ateşkesin ilan edilmesinden bu yana geçen üç ayda 446 Filistinlinin öldürüldüğü, bin 200’den fazlasının da yaralandığı hatırlatıldı.

Witkoff’un açıklamasına İsrail’den gelen ilk tepkinin ise Başbakan Binyamin Netanyahu’nun, cenazesi hâlâ Gazze’de bulunan asker Ran Gvili’nin ebeveynleri ile temasa geçmesi olduğu belirtildi. Washington’da bulunan aile, aralarında Witkoff’un da yer aldığı ABD’li yetkililerle bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Ailenin, oğullarının cesedi teslim edilene kadar Trump planının uygulanmasının durdurulmasını talep ettiği ifade edildi.

Netanyahu’nun, Ran’ın cesedinin iadesinin önceliklerinin başında geldiğini ilettiği ve ‘teknokrat bir komite kurulmasına ilişkin sembolik medya adımının, Ran’ın İsrail’de defnedilmesi için yürütülen çabaları etkilemeyeceğini’ söylediği aktarıldı.

Netanyahu ayrıca, “Hamas bugün, anlaşmanın gereklerini yerine getirerek kaçırılan tüm kurbanların geri getirilmesi için yüzde 100 çaba göstermek zorundadır; İsrail’in kahramanı Ran Gvili de buna dahildir” ifadelerini kullandı.

Tel Aviv’den gelen ikinci tepki ise Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas’ın, komitenin Kahire’de yapılacak ilk toplantısına katılmak üzere Ürdün’e çıkışının engellenmesi oldu. İsrail’in bu kararını, Witkoff’un devreye girmesinin ardından değiştirdiği belirtildi.

Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar, Netanyahu hükümetinin Amerikan planına karşı geleneksel tutumunu koruduğunu ortaya koydu. Buna göre hükümet, planın ilerlemesini mümkün olduğunca engellemeye çalışıyor, ancak Başkan Trump ile bu konuda açık bir çatışmaya girmeye cesaret edemiyor.

İsrail medyasının büyük bölümü dün, yönlendirilmiş haberlerle Hamas’ın Filistin sahnesinden çekilme konusunda samimi olmadığı yönünde değerlendirmelere yer verdi. Yorumlarda, Hamas’ın Şaas liderliğindeki geçiş komitesini kabul ederek bir adım geri attığı, ancak bununla iki adım ileri gitmeyi hedeflediği öne sürüldü.

İsrailli Hamas uzmanlarından Eyal Ofer, Gazze Şeridi’nde yürütülen sürecin Hamas’ın stratejik planının temel unsurlarından biri olduğunu iddia etti. Ofer’e göre Hamas, önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde, Gazze ve Batı Şeria dahil olmak üzere Filistin Yönetimi’nin tamamını kontrol altına almayı hedefliyor ve bugün yaşanan gelişmeler bu amaca hizmet ediyor.

Yediot Aharonot ve Maariv gazeteleri ise silahların teslimi gündeme geldiğinde Hamas’ın çıkmaza gireceğini savundu. Gazetelere göre Hamas silahlarını bırakmayacak ve bu durumda İsrail’in müdahale ederek savaşı yeniden başlatması gerekecek.

Söz konusu kaynaklar, İsrail ordusunun, hükümetten talimat alması halinde Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın yeniden başlatılmasını öngören kapsamlı bir askeri planı hazır tuttuğunu da belirtti.


UNIFIL: İsrail, Güney Lübnan’da barış gücü askerleri yakınında ateş açtı

Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)
Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)
TT

UNIFIL: İsrail, Güney Lübnan’da barış gücü askerleri yakınında ateş açtı

Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)
Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL), İsrail tarafından Güney Lübnan’daki Adaissa bölgesi yakınlarında görev yapan askerlerine ateş açıldığını açıkladı. Olayın, yerel halkın bir evde patlayıcı madde bulduğunu bildirmesinin ardından UNIFIL askerlerinin bölgede inceleme yaptığı sırada meydana geldiği belirtildi. UNIFIL, söz konusu eylemin BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararının ihlali olduğunu vurguladı.

UNIFIL’den bugün (cuma) yapılan açıklamada, “Dün, Adaissa bölgesi yakınlarında planlı bir devriye faaliyeti yürütülürken, yerel halk askerlerimizi bir evde olası bir tehlike konusunda uyardı. Yapılan kontrolde, bir patlayıcı düzenek ve buna bağlı bir infilak kablosu tespit edildi” denildi.

Barış gücü askerlerinin bölgeyi emniyete aldığı ve başka bir evi aramaya hazırlandığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kısa bir süre sonra, bölgede uçan bir insansız hava aracının, askerlerimizin bulunduğu noktadan yaklaşık 30 metre uzağa el bombası attığı görüldü. Bunun üzerine UNIFIL, İsrail Savunma Kuvvetleri’ne derhal ateşkes talebi iletti. Neyse ki olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadı.”

UNIFIL, İsrail ordusunun Lübnan topraklarında yürüttüğü bu tür faaliyetlerin yerel sivilleri tehlikeye attığını ve BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararını ihlal ettiğini kaydetti.

Açıklamada ayrıca İsrail ordusuna, barış gücü askerlerinin güvenliğini sağlama sorumluluğunu yerine getirmesi ve onları riske atabilecek her türlü faaliyete son vermesi çağrısı yapıldı. UNIFIL, barış gücü askerlerini tehlikeye sokan her türlü eylemin 1701 sayılı kararın ciddi bir ihlali olduğunu ve bölgede sağlanmaya çalışılan istikrarı zedelediğini vurguladı.

Öte yandan, İsrail güçlerinin son dönemde Güney Lübnan’daki görev alanlarında UNIFIL birliklerinin yakınlarında defalarca ateş açtığı hatırlatıldı.


Barak: ABD, Suriye’deki tüm taraflarla yakın temas hâlinde

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)
TT

Barak: ABD, Suriye’deki tüm taraflarla yakın temas hâlinde

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barak, cuma günü yaptığı açıklamada, Şam yönetimine bağlı güçler ile Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yaşanan son çatışmaların ardından, Washington’un ülkedeki tüm taraflarla yakın temasını sürdürdüğünü bildirdi.

Barak, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, ABD’nin Suriye’de tansiyonu düşürmek, gerilimin tırmanmasını önlemek ve Suriye hükümeti ile SDG arasında yeniden müzakere sürecine dönülmesini sağlamak için 24 saat esasına göre çalıştığını ifade etti.

Kuzeydoğu Suriye’nin geniş kesimlerini kontrol eden SDG, 10 Mart’ta Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bir anlaşma imzalamış ve buna göre sivil ve askerî tüm kurumlarını yıl sonuna kadar devlet kurumlarıyla birleştirmeyi kabul etmişti. Ancak tarafların, anlaşmanın uygulanması konusunda şu ana kadar kayda değer bir ilerleme sağlayamadığı belirtiliyor.