Türkiye, Suriye topraklarına 20 kilometre uzunluğunda yeni bir duvar inşa edecek

Bazıları bu duvarı “teröristlerin sızma girişimine karşı korunma politikası” kapsamında değerlendiriyor.

Türkiye-Suriye sınırını birbirinden ayrıdan duvarın inşası 2016 yılında başladı (Independent Arabia)
Türkiye-Suriye sınırını birbirinden ayrıdan duvarın inşası 2016 yılında başladı (Independent Arabia)
TT

Türkiye, Suriye topraklarına 20 kilometre uzunluğunda yeni bir duvar inşa edecek

Türkiye-Suriye sınırını birbirinden ayrıdan duvarın inşası 2016 yılında başladı (Independent Arabia)
Türkiye-Suriye sınırını birbirinden ayrıdan duvarın inşası 2016 yılında başladı (Independent Arabia)

Mustafa Rüstem (Gazeteci)
Türkiye, Suriye’deki Kürt güçlerinin nüfuz alanlarına yönelik askeri operasyonu durdurdu ama Suriye topraklarında el koyduğu bölgeyi izole etmeyi amaçlayan çalışmalarını durdurmadı ve çiftçilerin topraklarında beton duvarlar inşa etmeye devam etti.

Afrin ve Azez arasındaki karayolu
Halep’in kuzey kırsalında yer alan Azez ve Afrin arasındaki karayolu boyunca istiflenmek üzere beton bloklar birbiri ardına taşınmaya devam ederken, konuya yakın kaynaklar özellikle Türk askeri üssü (ki bölge sakinleri burası için ‘Jandarma’ ismini kullanıyor. Bu isim aynı zamanda Osmanlı dönemine ait kelimeleri çağrıştırıyor. Jandarma Türkçede ‘muhafızlar’ anlamına geliyor) çevresinde duvar inşa çalışmalarına hız verildiğine dikkat çekiyor. İnşası planlanan yeni duvarın yüksekliği 4 metre, uzunluğu ise 20 kilometreye ulaşıyor. Bölgenin tamamı, bu amaçla ağır iş makinelerinin girdiği büyük bir şantiyeye dönüşmüş durumda.
Halep kentine 85 kilometre uzaklıkta ve Suriye’nin kuzeybatısında dağlık bir bölgede yer alan Afrin kenti 3 bin 850 kilometrekarelik yüzölçümüne sahip. Bu, Suriye yüzölçümünün yüzde 2’sine karşılık geliyor. Afrin bölgesinde yoğun bir şekilde zeytin ağaçları ve zeytin sıkım tesisleri bulunuyor. Muhalif Suriye Milli Ordusu (SMO) grupları, Türkiye’nin destek verdiği askeri bir harekât ile Afrin’de kontrolü ele geçirdi.
Halep’in kuzeybatısına yaklaşık 48 kilometre uzaklıktaki Azez ise yerel meclis ile muhaliflerin kurduğu Suriye Geçici Hükümeti binasına ev sahipliği yapmasıyla ön plana çıkıyor. Suriye Geçici Hükümeti, kontrolündeki bölgelerin işlerini yönetiyor.

Duvarlar bölünmenin hikayesi
Türk yazar Firas Rıdvanoğlu, inşa edilen duvar için “Bu durum Türkiye’nin, mevzilerini ve tahkimatlarını koruma politikasıyla ilgilidir” ifadesini kullandı.
Rıdvanoğlu, “Duvarlar, teröristlerin Türk topraklarına sızmasına karşı korunma politikasıdır. Ayrım duvarları politikası dünyada yaygınlaşmaya başladı. Türk askerleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve diğerlerinin doğrudan saldırılarına uğruyor. Çeşitli bölgesel ve uluslararası yaklaşımlardan dolayı Türk askeri operasyonun dondurulmasının ardından Ankara’nın politikasında taktiksel değişiklikler oldu. Ankara halen PKK da dahil olmak üzere bazı Kürt partileri terör örgütleri olarak sınıflandırıyor” diye konuştu.
Buna karşılık gözlemciler, “Ankara’nın 2015’ten beri ve özellikle SDG’nin koalisyon ülkeleriyle DEAŞ örgütüne karşı çatışmalara katılmasının ardından, ulusal güvenliğini tehdit edici ve terörist diye nitelediği Kürt saldırılarının durdurulması için güvenlik mesafesinin ABD ve koalisyon ülkelerinin desteğiyle genişletilmesi gerektiği yönündeki sözlerinin bahane” olduğu görüşünde.
Aynı gözlemciler “Bu gerekçelerin arkasında Türk yayılmacılığını Suriye’nin kuzeyinde uygulama çabaları bulunuyor. Ankara, Kürt bileşenin tabiriyle Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu bölgeleri Türkiye destekli SMO’dan geri almak için özgürlükçü hareketleri engelleyemeyecek” diyor.

Beton duvarların akıbeti
Ayrım duvarı, bölgede daha önce de inşa edildi. Türk ordusu, 911 kilometrelik Suriye-Türkiye sınırı boyunca duvar inşa çalışmalarına Ocak 2016’da başladı. Bu duvarın uzunluğu 832 kilometreye ulaşıyor. Türkiye’nin Suriye sınırında inşa ettiği duvar, Çin Seddi ve ABD-Meksika arasındaki ayrım duvarından sonra dünyada sınır hattında inşa edilmiş üçüncü en uzun duvar olma özelliğine sahip. Türk makamları bu duvarın inşasına “kaçakçılık ve yasadışı ticaretle mücadele ile PKK unsurlarının geçişlerini engelleme”yi gerekçe gösteriyor.
Buna rağmen ayrım duvarı politikasının, silahlı eylemleri ve Kürt güçlerin sızma girişimlerini durdurmadaki başarısından emin olmak mümkün değil. 7 Ocak Cumartesi Barış Pınarı Bölgesindeki ayrım duvarı yakınında devriye gezen bir Türk askeri aracın geçişi sırasında el yapımı patlayıcının infilak ettirilmesi nedeniyle 3 Türk askeri hayatını kaybetti. Konuyla ilgili çıkan haberlerde duvarın bazı kısımlarının yıkıldığına işaret ediliyor.
Türk güçleri buna karşılık olarak SDG’nin Halep kırsalında kontrol ettiği Ayn el-Arab bölgesi ile Kuberlik, Ayn el-Cern, Kelteb ve Karamuğ köylerine roketli saldırılarla karşılık verdi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Türkiye’nin açtığı ateş sonucu bölgede maddi hasar meydana geldiğini ve can kaybıyla ilgili bilgi aktarılmadığını belirtti.
Öte yandan Suriyeli siyaset ve hukuk çevreleri, uluslararası topluma Ankara’yı “toprakları ayıran duvar ve kontrolündeki bölgelerde demografik değişikliklere son vermeye” zorlama çağrısı yapıyorlar. Söz konusu çevreler “Suriyelilerin toprak bütünlüğü tehlikedeyken, Türkiye’nin, yeni bir devlet sınırı çizme planına” yönelik çekincelerini gizlemiyor.



Filistin Yönetimi, 1982'de Paris'te gerçekleşen saldırıyla ilgili bir şüpheliyi Fransa'ya teslim etti

Fransız polisi (Arşiv- AP)
Fransız polisi (Arşiv- AP)
TT

Filistin Yönetimi, 1982'de Paris'te gerçekleşen saldırıyla ilgili bir şüpheliyi Fransa'ya teslim etti

Fransız polisi (Arşiv- AP)
Fransız polisi (Arşiv- AP)

Filistin yönetimi, 1982 yılında Paris’in Rue des Rosiers Caddesi’nde bir Yahudi restoranına düzenlenen ve altı kişinin hayatını kaybettiği saldırıyı gerçekleştiren grubu yönettiği şüphesiyle aranan Filistinli Hişam Harb’i dün Fransa’ya teslim etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre bu bilgi, Harb’in avukatlarından biri tarafından ajansa yapılan açıklamayla doğrulandı.

Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu'ndan Avukat Ammar Duveyk AFP’ye Kudüs’ten telefonla yaptığı açıklamada, "Hişam Harb'ın ailesi bugün benimle iletişime geçti ve Filistin Yönetimi tarafından kendisinin Fransız yetkililerine teslim edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi" dedi.

Mahmud el-Adra olarak da bilinen Hişam Harb (72 yaşında) hakkında, on yıldan uzun süre önce çıkarılmış uluslararası yakalama kararı bulunuyor. Harb, Temmuz 2025'in sonlarında Paris'teki Özel Ceza Mahkemesi'ne Jo Goldenberg restoranına ve çevresindeki mahalleye yönelik saldırıyı gerçekleştirmek suçlamasıyla sevk edilen altı kişiden biri.

Nice şehrinde görev yapan bir Fransız polisi (AFP)Nice şehrinde görev yapan bir Fransız polisi (AFP)

9 Ağustos 1982’de Paris’in Marais bölgesindeki Rue des Rosiers’de bulunan “Jo Goldenberg” restoranına yönelik düzenlenen saldırıda, el bombası patlaması ve silahlı saldırı sonucu altı kişi hayatını kaybetmiş, 22 kişi yaralanmıştı. Saldırı, üç ila beş kişiden oluşan bir grup tarafından gerçekleştirilmişti.

Saldırı, Filistin Kurtuluş Örgütü'nden ayrılan radikal Sabri el-Benna (Abu Nidal) liderliğindeki Fetih Devrim Konseyi'ne atfedildi.

Hişam Harb'ın oğlu Bilal el-Adra da babasının teslim edildiğini doğruladı. El-Adra AFP'ye yaptığı açıklamada, babasının dün özel bir numaradan kendisini aradığını, ağlayarak, "Şimdi beni Fransız yetkililerine teslim etmek istiyorlar. Kendinize iyi bakın. Hepinizi çok seviyorum" dediğini aktardı.

Adra açıklamasında, Ramallah'taki Filistin polisinin dün öğleden sonra kendisini çağırdığını ve babasının resmi olarak teslim edildiğini bildirdiğini doğruladı.

Oğlunun ifadesine göre, babasının davasını görüşmek üzere dün Ramallah'ta bir duruşma planlanmıştı. Ancak Filistin idare mahkemesi, çarşamba günü avukatların teslimin durdurulmasına yönelik acil başvurusunu gerekçe göstermeden reddetti.

El-Adra, ailesinin babasının akibetinden endişe duyduğunu, çünkü "iadenin tehlikeli ve yasadışı olduğunu ve bu nedenle adil bir yargılama garantisi sunmadığını" belirtti.

Harb ailesi ayrıca, kanser ve psikolojik sorunları da dahil olmak üzere çeşitli hastalıklardan muzdarip olduğundan onun için endişeleniyor.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, kasım ayında Harb’i teslim etmek için söz vermiş ve Fransa’nın Filistin devletini tanımasının bu talep için uygun bir zemin oluşturduğunu ifade etmişti.

Ancak Avukat Duveyk, bu teslimin, "Filistin Temel Yasası'nın açık bir ihlali olduğunu ve tehlikeli bir emsal teşkil ettiğini" vurguladı.

Filistin yönetimi, Harb’i geçen yıl 19 Eylül’de, Fransa’nın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Filistin devletini resmen tanımasından kısa süre önce gözaltına almıştı.

Fransa dışında bulunan dört şüpheli Hişam Harb, Nizar Tevfik Hammade, Emced Atta ve Nebil Osman için uzun zaman önce yakalama kararları çıkarılmıştı.


Beyrut'un güney banliyölerinde ateşkesin yürürlüğe girmesini kutlamak için silah sesleri yükseldi

Ateşkesin ardından Beyrut semaları silah sesleriyle aydınlandı (AP)
Ateşkesin ardından Beyrut semaları silah sesleriyle aydınlandı (AP)
TT

Beyrut'un güney banliyölerinde ateşkesin yürürlüğe girmesini kutlamak için silah sesleri yükseldi

Ateşkesin ardından Beyrut semaları silah sesleriyle aydınlandı (AP)
Ateşkesin ardından Beyrut semaları silah sesleriyle aydınlandı (AP)

Beyrut'un güney banliyölerinde, İsrail ile yapılan ateşkesin yerel saatle dün gece yarısı yürürlüğe girmesini kutlamak amacıyla yoğun silah sesleri duyuldu.

Lübnan'ın resmi haber ajansı NNA, ABD Başkanı Donald Trump'ın daha önce duyurduğu ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle “Beyrut'un güney banliyölerinde yoğun silah sesleri duyulduğunu” bildirdi.

 Yerlerinden edilmiş kişiler, ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından evlerine dönüşlerini kutladılar (Reuters)Yerlerinden edilmiş kişiler, ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından evlerine dönüşlerini kutladılar (Reuters)

Gece yarısını biraz geçtikten sonra makineli tüfek sesleri ve havaya atılan roketlerin patlama sesleri duyuldu; bu durum yarım saatten fazla sürdü. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre banliyönün gökyüzünde kırmızı çizgiler oluşturan mermi izleri görüldü.

Ajansın televizyon görüntülerinde, “Hizbullah”ın kalesi olan güney banliyösüne dönen mülteciler gösterdi. Bazıları İran destekli partinin bayrağını ya da 2024 yılında İsrail tarafından öldürülen genel sekreteri Hasan Nasrallah'ın fotoğraflarını taşıyordu.

Sosyal medyada kullanıcılar, ülkenin güneyindeki çeşitli bölgelerde evlerine dönen mültecilerin oluşturduğu araç kuyruklarını gösteren video görüntülerini paylaştı.

Lübnanlı yetkililer, savaşın bir milyondan fazla kişinin yerinden edilmesine neden olduğunu belirtiyor.

Yerlerinden edilmiş kişilerin evlerine dönmesi nedeniyle Sayda’daki (Sidon) bir yolda trafik sıkışıklığı yaşandı (Reuters)Yerlerinden edilmiş kişilerin evlerine dönmesi nedeniyle Sayda’daki (Sidon) bir yolda trafik sıkışıklığı yaşandı (Reuters)

«Hizbullah», dün erken saatlerde yerinden edilmiş kişilere «durum tam olarak netleşene kadar sabırlı olmalarını ve güney, Bekaa ve Dahiye’deki hedef alınan bölgelere gitmemeleri» çağrısında bulundu.

Partiye bağlı İslam Sağlık Kurulu da yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilere “gece köylerine gitmemelerini ve sabaha kadar beklemelerini, hasar gören köy veya mahallelere gitmekte acele etmemelerini” tavsiye etti.

Ordu komutanlığı yaptığı açıklamada vatandaşlara, “kendi güvenlikleri için bölgede konuşlanmış askeri birimlerin talimatlarına uymaları ve İsrail saldırısının ardından geride kalan patlamamış mühimmat ve şüpheli nesnelere karşı dikkatli olmaları” çağrısında bulundu.

Ateşkesin yürürlüğe girmesinden sonraki bir saat içinde herhangi bir İsrail hava saldırısı kaydedilmedi.

Ulusal Haber Ajansı, «ateşkesin yürürlüğe girmesinden yaklaşık yarım saat geçmesine rağmen, İsrail ordusu topçu birliklerinin el-Hiyam ve Debin kasabalarını bombalamaya devam ettiğini ve aynı zamanda bölgede makineli tüfeklerle tarama operasyonları yürütüldüğünü» bildirdi.


ABD Başkanı Trump ile Lübnan Cumhurbaşkanı Avn arasında ilk temas gerçekleşti

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
TT

ABD Başkanı Trump ile Lübnan Cumhurbaşkanı Avn arasında ilk temas gerçekleşti

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)

Lübnan Cumhurbaşkanlığı, bugün (Perşembe) yaptığı açıklamada, Trump ile Avn arasında bir telefon görüşmesi yapıldığını duyurdu. Bu görüşme, Avn’ın göreve gelmesinden bu yana iki lider arasındaki ilk temas olma özelliğini taşıyor.

Görüşmenin ana gündem maddesinin, İsrail ile Hizbullah arasında olası bir ateşkes olduğu değerlendiriliyor. Bu değerlendirme, Avn’ın daha önce, ateşkes sağlanmadan herhangi bir İsrailli yetkiliyle temas kurmayı reddettiğine yönelik haberlerin ardından geldi. Söz konusu haberlerde, Avn ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında bir telefon görüşmesi ihtimalinin gündeme geldiği ifade edilmişti.

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre Cumhurbaşkanı Avn, bugün yaptığı açıklamada, Hizbullah ile İsrail arasında sağlanacak bir ateşkesin, iki ülke arasında yürütülmesi planlanan doğrudan müzakereler için “doğal bir giriş noktası” olması gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan bildiride Avn’ın şu ifadelerine yer verildi: “Lübnan’ın İsrail ile talep ettiği ateşkes, iki ülke arasında doğrudan müzakerelerin doğal başlangıcı olacaktır.”

Bu açıklama, Lübnan ve İsrail’in ABD nezdindeki büyükelçilerinin iki gün önce onlarca yılın ardından ilk kez doğrudan görüşme gerçekleştirmesi ve ilerleyen dönemde tarihi daha sonra belirlenecek yeni doğrudan müzakereler konusunda mutabakata varmalarının ardından geldi.

Öte yandan, Aoun’un İngiltere’nin Ortadoğu’dan sorumlu devlet bakanı ile yaptığı görüşmenin ardından yayımlanan resmi açıklamada, herhangi bir Lübnanlı ve İsrailli yetkili arasında yakın zamanda gerçekleşmesi beklenen bir temas ihtimaline değinilmedi. Bu durum, Trump’ın daha önce yaptığı ve iki taraf arasında bir görüşme olabileceğine işaret eden açıklamasıyla çelişiyor.

İsrail İnovasyon, Bilim ve Teknoloji Bakanı Gila Gamliel ise bugün yaptığı açıklamada, Başbakan Netanyahu’nun Lübnan Cumhurbaşkanı ile görüşeceğini söyledi.