UNIFIL’a yönelik saldırılar Lübnanlıları endişelendiriyor

UNIFIL güçlerine yönelik saldırılar, yerel bir ‘uluslararası şemsiyeyi’ kaybetme korkusuna neden oluyor.

Güney Lübnan’daki bir köyde bulunan UNIFIL üyeleri (Uluslararası güçler tarafından dağıtılan fotoğraf)
Güney Lübnan’daki bir köyde bulunan UNIFIL üyeleri (Uluslararası güçler tarafından dağıtılan fotoğraf)
TT

UNIFIL’a yönelik saldırılar Lübnanlıları endişelendiriyor

Güney Lübnan’daki bir köyde bulunan UNIFIL üyeleri (Uluslararası güçler tarafından dağıtılan fotoğraf)
Güney Lübnan’daki bir köyde bulunan UNIFIL üyeleri (Uluslararası güçler tarafından dağıtılan fotoğraf)

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nden (UNIFIL) iki asker, askeri araçlarının içerisinden Güney Lübnan’daki Cedid Marjuyun- Balat yolu üzerinde iki gençle sohbet ediyor. Sohbetlerinin konusu ise eskiydi. İspanyol taburuna bağlı iki asker ise bölgeden ayrılırken Lübnanlı dostlarına el sallıyor. “Herhangi bir olay karşısında duruşunuzu bozmayın” Lübnanlı bir genç, son iki haftadır güneyde meydana gelen olaylara, bu sözlerle yanıt verdi. Genç ayrıca, bu askerlerin ‘arkadaşları ve bir parçaları haline dönüştüğünü söyledi.
Güneyde faaliyet gösteren geçici Uluslararası Barış Gücü askerleri halkla her gün temas halinde. Burada yaşayan bir vatandaşa göre onlar yabancı değil. Son gelişmeler yeni prosedürlere yol açmadan önce halka açık alanlarda, dükkanlarda, restoranlarda, tarlalarda, kliniklerde, belediyelerde ve çeşitli etkinliklerde bir araya geliyorlardı. Bölge sakinleri, uluslararası askerlerin halka açık yollardaki hareketlerini artık sınırladığını ve restoranlarda veya mağazalarda nadiren göründüklerini söyledi.
Gerçek şu ki uluslararası misyonun üyeleri, son iki hafta içerisinde iki devriyesine saldırı düzenlenmesinden bu yana halka karışmaktan ve onlarla etkileşim kurmaktan kaçınıyor. Askerlerin kendi mekanizmalarına geri çekilmeleri ise halk tarafından ‘sorunlardan kaçınmak ve herhangi bir olayın istismar edilmesini engellemek’ olarak nitelendirdi.
Güneydeki bir köyde bulunan yerel bir kaynak, UNIFIL güçlerine saldıranların, köylülerin yüzde 3’ünden fazlasını temsil etmediğini belirtti. Kaynak, “İsimleriyle biliniyorlar ve uluslararası misyonun hareketini kısıtlamak için talimatlar uyguluyorlar. Halkın bir yabancı olarak görmediği ve halkın çoğunluğu ile seçkin ilişkilere sahip uluslararası askerlere yönelik saldırılar hususunda bir kırgınlık var. Onlar, Lübnan devletinin halka sağlamadığı iş ve gelişme olanaklarını sağlıyorlar” şeklinde konuştu.

Hareket kısıtlaması
UNIFIL, son zamanlarda görevlerini yerlerine getiren güçlerine karşı bazı vatandaşlar tarafından iki saldırıya maruz kaldı. İlk olay, en son 22 Aralık’ta Şakra kasabasında ‘askerlerin, fotoğraf çektikleri’ suçlamaları çerçevesinde yaşandı. İkinci olay ise geçen hafta Bint Cebil bölgesinde gerçekleşti. Öyle ki vatandaşlar burada uluslararası güçlerin devriyesine saldırdı.
Bu olaylar, UNIFIL komutanlığının hareketliliğini engellemedi. UNIFIL Sözcüsü Andrea Tenenti, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “UNIFIL, her zaman yaptığımız şeyi tamamlamak için Lübnan ordusu ile yakın bir koordinasyon içerisinde operasyon bölgesinde çalışmaya devam ediyor” dedi.
 “Kurallarımız ve politikalarımız değişmedi” diyen Tenenti, “Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 1701 sayılı kararını uygulamak için çalışmaya devam edeceğiz. Faaliyetlerimizi yürütürken ve yerel nüfusa yardım ederken, virüsün yayılmasını önlemeye yönelik sert koronavirüs kurallarına da uymamız gerekiyor” derken, UNIFIL’ın yerel topluluklar ve yetkililerle uzun ve verimli ilişkilere değer verdiğini söyledi. Tenenti, askerlerin her gün Lübnan Silahlı Kuvvetleri ile yakın koordinasyon içinde köyler ve Mavi Hat dahil olmak üzere tüm operasyon alanlarında 400’den fazla devriye ve operasyon gerçekleştirdiğini belirtti. Yetkili, “Misyonumuz, görevimizi yerine getirmektir” dedi. Aynı şekilde UNIFIL’ın Lübnan’a ve güney halkına bağlılığını sürdürdüğünü vurgulayan Andrea Tenenti, “Burada kalıcı bir barışın koşullarını sağlamak için elimizden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Siyasi mesajlar
Son iki saldırı, uluslararası misyona yöneltilen siyasi mesajlar hakkında birtakım soruları gündeme getirdi. İki saldırıya, Lübnanlı yetkililer faillerin soruşturulması ve adalete teslim edilmesi yönünde çağrı yaparak yanıt verdi. ‘UNIFIL’ın hareket özgürlüğünün kısıtlanmasının’ reddedilmesine ilişkin içeriğiyle birlikte açıklamalar dikkat çekiciydi. Aynı şekilde BM sözcüsü Stephane Dujarric, “UNIFIL, bölge sakinlerini amaçlarına hizmet etmek için manipüle eden aktörleri kınıyor” dedi.
Lübnanlı siyaset araştırmacısı Dr. Nesib Hattit, bölge sakinleri ile UNIFIL arasındaki sorunları şu ifadelerle açıkladı; “Esas olarak görünüşe göre bu durum, misyonun tamamına ilişkin değil, uluslararası güçlerdeki bazı kişilerin güvenlik rollerine dair halkın şüphesine neden oluyor. Sakinler (el-ahali) teriminin bir kısmı halk, bir kısmı örgütlenmemiş halk direnişini temsil ediyor” şeklinde konuştu.
Hattit, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Sorunlar zaten yaşanıyordu. Ancak şu an bu sorunlar daha yoğun görünüyor. Bu, bazılarının uluslararası misyonu Lübnan ordusuyla koordinasyon olmaksızın belirlenmiş rotasından sapmakla suçlamasından kaynaklanıyor” dedi. Bu suçlamanın güneydeki güvenlik gerginliğinden kaynaklandığına dikkati çeken Hattit, “İnsanlar yüksek bir gerginlik aşamasında yaşıyorlar. Devriyeler, kasıtsız şekilde yanlış bir yola girseler bile ayağa kalkıyorlar” ifadelerini kullandı. Dr. Nesib Hattit ayrıca, insanların ‘krizler ve Lübnan’a yönelik uluslararası tırmanış ortasında’ korkularının arttığına vurgu yaptı.
Yetkili, “Lübnanlıların tamamen korku duyduğu bir süreç kapsamında UNIFIL’ın güneyden geri çekilmesi için herhangi bir uluslararası karar alınırsa, sorunlar büyüyecektir. Çünkü bu, uluslararası meşruiyetin Lübnan coğrafyasından uzaklaşması anlamına gelir” dedi. Hattit ayrıca, UNIFIL’ın halka sağladığı insani, sağlık ve eğitim yardımı ve iş olanaklarına dikkati çekerken, “UNIFIL gücü, ülkede önemli bir istikrar unsurudur. Uluslararası varlığın temel bir sembolünü temsil eder ve Lübnan için uluslararası tanınırlık sağlar” şeklinde konuştu.

Lübnanlıların endişeleri
Mesajın ‘ağırlığına’, karşılıklı suçlama ve korkulara rağmen güveydeki vatandaşlar, bu olayları belirleyici olarak görmüyor ve olayların gidişatını değiştirmiyor. Öyle ki bazı vatandaşlar, bu durumu ‘tesadüfi’ olarak nitelendirirken, güneyi temsil etmediğini savunuyor. UNIFIL’ın çalışmasına eşlik eden Lübnanlı kaynaklar, iki olayın ‘bir yanlış anlaşılma olmaktan öteye gitmediğini’ söyleyerek, bunların ‘bir tırmanış göstergesi’ olduğunu inkâr etti.
Kaynaklar, uluslararası güçlerin ‘Lübnan ordusunun en fazla 35 devriyesi eşliğinde günde 400’den fazla devriye gerçekleştirdiğini’ belirtti. Ayrıca iki olayın ‘nadir’ olduğunu ve Lübnan ordusu tarafından ele alındığını vurguladı.
Ancak bu durum, endişelerin olmadığı anlamına gelmiyor. Hattit, uluslararası gücün geri çekilmesi için atılacak herhangi bir adım karşısında büyük bir endişe duyduğunu ifade etti. Dr. Nesib Hattit, “Çünkü bu, istikrarı koruyan uluslararası şemsiyenin kaybıyla sonuçlanacak ve uluslararası çatışmanın başlayacağı anlamına geliyor. Güney, doların yükselişi, siyasi bölünmeler ve mezhepçi söylemin tırmanmasıyla bağlantılı iç gerginlikler ortasında, İsrail’in saldırganlığına karşı da istikrar şemsiyesini kaybediyor” değerlendirmesinde bulundu. Yetkili ayrıca, “Bunların yanı sıra uluslararası gücün varlığı, (UNIFIL’ın ev sahipliğinde ve İsrail ile Lübnan orduları temsilcilerinin de katılımıyla) Üçlü Komite aracılığıyla en-Nakura’daki gerginliği azaltmak için birleşik bir şemsiye sağlıyor. Ayrıca deniz ve kara sınırlarının ve Mavi Hat’tın çizilmesi ve Akdeniz’den gaz çıkarılması konularında Tel Aviv ile dolaylı müzakerelerin devamlılığı için bir mekanizma sağlıyor” dedi. UNIFIL’ın geri çekilmesine yönelik herhangi bir adım atılacağı göz önüne alındığında, güneyde korkuların artmakta olduğunu vurgulayan Dr. Nesib Hattit, “Bu, Lübnan’a maksimum baskı sürecinin başlayacağı anlamına geliyor. Resmi kimliğini, yani hükümeti kaybettikten sonra uluslararası kimliğini de kaybeder, yerel güvenlik güçlerinin yetenekleri bozulur. Bu durum da Lübnan’ı, herhangi bir güvenlik şokuna açık hale getirir” dedi.

Milyonlarca bağış
Güvenlik gelişmelerinin, uluslararası misyon ve halk arasındaki yakınlaşmayı etkisiz kılması olası değil. Malezya taburu, Sur ilçesine bağlı Maarakeh kasabasında belediye tarafından Malezya’da selden etkilenenler için düzenlenen cenaze törenine davet edildi. Bazı taraflar, bu durumu ‘özel ilişkilerin bir parçası’ olarak nitelendirdi. Güney sakinleri, UNIFIL’ın 3 doğrudan finansman kaynağı ve dördüncü bir dolaylı kaynak yoluyla yaptığı katkılardan büyük bir fayda sağlarken, nüfusa yönelik yıllık katkıların değeri ise yılda yedi milyon doların üzerine çıktı.
Geçen hafta UNIFIL komutanı General Stefano Del Col, 2021’de UNIFIL askerlerinin 180 binden fazla operasyonel faaliyet ve 400’den fazla proje ve bağış gerçekleştirdiğini açıkladı. UNIFIL, Güney Lübnan'da sürdürülebilir barış sağlama hedefine ulaşmanın temeli olan’ Lübnan ordusuna da destek sağladı.
Sur halkı, Nakura kasabasındaki kanalizasyon şebekesi ve rafineri istasyonunun yanı sıra sağlık, tarım ve veterinerlik hizmetleri gibi önemli kalkınma projelerinden söz ediyor. Marjuyun sakinlerine gelince, içme suyu ve güneş enerjisi kullanarak sokakları aydınlatma projelerine dikkati çekiyorlar.
Sivil işler dairesinin bütçesi, yaklaşık yıllık yarım milyon dolar. Her proje için yaklaşık en fazla 25 bin dolar harcama yapılıyor.
Ancak kalkınma projeleri için ikinci finansman kaynağı; Güney Kore’nin yanı sıra özellikle Fransa, İspanya, İtalya, İrlanca ve Finlandiya gibi Avrupa taburları olmak üzere misyona katılan askeri taburlar. Her biri için yıllık 1 milyon ila 1,25 milyon Euro bütçeli kalkınma projelerinin hayata geçirilmesine karar verildi.
Üçüncü finansman kaynağı ise, belediyelerin ve uluslararası bağış fonlarına sahip kurumların taleplerine yönelik UNIFIL tavsiyesine dayanıyor.
Dolaylı destek ise yerel pazardan yakıt, yiyecek ve ihtiyaç satın alan 10 bin fazla askerin, bin 800 kilometrekarelik hareketinden sağlanıyor. 630 Lübnanlı çalışan, uluslararası askerlerin yanında faaliyet gösterirken, uluslararası misyondan maaş alıyor. Ayrıca Lübnan’da aileleriyle birlikte ikamet eden 300 yabancı memur bulunuyor ve bunlar, kira ve günlük ihtiyaçları için harcama yapıyor.
Cedid Marjuyun- Balat yolu üzerindeki iki genç, uluslararası gücün bölgede kalmasını istiyor. Gençler, “Güneş enerjisiyle çalışan sokak lambalarına bakın. UNIFIL’ın girişimi olmaksızın çalışmaları imkansızdı” dedi. Bir başka genç ise, UNIFIL’ın bölgeden onlarca gence iş imkânı sağladığını belirtti. Genç, Lübnanlı vatandaşlar için rahatlık ve istikrar sağlamak amacıyla ailelerini terk eden bu askerlere zarar verilmesinin kesinlikle kabul edilemez olduğunu vurguladı.



Şarku’l Avsat, ABD’nin de katıldığı Gazze görüşmelerine dair yeni ayrıntıları açıklıyor

Filistinliler dün Han Yunus'taki Refah sınır kapısından geçerek Gazze'den Mısır'a gitmeye hazırlanıyor (AFP)
Filistinliler dün Han Yunus'taki Refah sınır kapısından geçerek Gazze'den Mısır'a gitmeye hazırlanıyor (AFP)
TT

Şarku’l Avsat, ABD’nin de katıldığı Gazze görüşmelerine dair yeni ayrıntıları açıklıyor

Filistinliler dün Han Yunus'taki Refah sınır kapısından geçerek Gazze'den Mısır'a gitmeye hazırlanıyor (AFP)
Filistinliler dün Han Yunus'taki Refah sınır kapısından geçerek Gazze'den Mısır'a gitmeye hazırlanıyor (AFP)

Mısır’ın başkenti Kahire’de, Hamas ile Filistinli grupların heyetleri, arabulucular ve Gazze’yi “Barış Konseyi”nde temsil eden Nikolay Mladenov’un yanı sıra Amerikalı ve diğer bazı isimlerin katılımıyla yürütülen temaslar sürüyor. Görüşmeler, Filistinli grupların son sunulan öneriye verdiği olumlu yanıtın ardından ateşkes anlaşmasına odaklanıyor.

“Şarku’l Avsat”a konuşan kaynaklar, Kahire’deki müzakerelerin son durumuna ilişkin bilgi verdi.

Hamas’tan üç ve bir Filistinli gruptan bir kaynak, Filistin heyetinin çarşambadan perşembe akşamına kadar Kahire’de yapılan görüşmelerde arabuluculara ve Mladenov’a, 15 maddeden oluşan son teklifin ikinci aşamaya yönelik ciddi müzakerelerin başlatılması için uygun bir zemin teşkil ettiğini ilettiğini söyledi.

Şarku’l Avsat daha önce “yol haritası” olarak nitelendirilen teklifin detaylarını yayımlamıştı. Söz konusu plan, birinci aşamada kalan hususların tamamlanmasını ve eş zamanlı olarak ikinci aşama maddeleri üzerine müzakerelerin yürütülmesini öngörüyor.

Görsel kaldırıldı.Filistinli bir çocuk, dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a İsrail ordusu tarafından atılan bir broşürü tutuyor (AFP)

Hamas’tan biri Kahire’de olan iki kaynak, heyetin diğer grupların desteğiyle, birinci aşamanın istisnasız olarak uygulanması gerektiğini vurguladığını belirtti. Buna, Gazze’nin yönetimi için ulusal komitenin derhal göreve başlaması da dâhil.

Aynı kaynaklara göre Filistinli gruplar, arabuluculara ve Mladenov’a beş maddelik bir yanıt metni sundu. Metinde, birinci aşamanın eksiksiz uygulanması, İsrail’in tüm maddelere tam bağlılık göstermesi ve grupların yol haritasını kabul ederek kapsamlı müzakerelere hazır olduğu ifade edildi. Ayrıca planın, ABD Başkanı Donald Trump’ın ortaya koyduğu çerçevenin en iyi şekilde uygulanmasını hedeflediği vurgulandı.

Metinde silah meselesinin, kapsamlı bir Filistin siyasi süreciyle bağlantılı ele alınacağı ve bu konudaki kararın yalnızca Hamas’a ait olmayıp, ulusal çerçevede verileceği belirtildi. Nihai hedefin ise uzun vadeli ateşkes sağlanması ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına kavuşarak devletini kurması olduğu ifade edildi.

Kaynaklara göre Filistin heyeti, müzakerelere başlamadan önce İsrail’in sunulan belgeye ilişkin net bir tutum ortaya koymasını talep etti. Heyet ayrıca Gazze yönetim komitesine görevlerin devredilmesi konusunda tam hazırlık içinde olduğunu bildirdi.

Görsel kaldırıldı.Filistinli bir çocuk, dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a İsrail ordusu tarafından atılan bir broşürü gösteriyor (AFP)

Filistinli grupların yanıtının ardından Mladenov’un bazı değişiklikler önerdiği ve bu değişikliklerin gruplar tarafından değerlendirileceği belirtildi. Değişikliklerin; tarafların Trump planı çerçevesinde üzerinde uzlaşacağı bir metni kabul etmesi, Şarm eş-Şeyh’te varılan mutabakatlara tam bağlılık, son yol haritasının kabul edilerek hızlı bir şekilde müzakerelere başlanması ve silah konusunun ilgili plan ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararı çerçevesinde ele alınmasını içerdiği kaydedildi.

Kaynaklar ayrıca, İsrail’in arabulucuların son önerisine verdiği ilk yanıtın olumsuz olduğunu ve özellikle ihlallerin durdurulması, “sarı hat”tan çekilme ve uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması gibi başlıklarda net taahhüt vermediğini ifade etti. Ayrıca İsrail’in günlük 600 yardım tırının girişine izin verme konusunda garanti vermediği de ifade edildi.

Görsel kaldırıldı.Yerinden edilmiş Filistinliler, dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bir kamyondan su alıyor (AP)

Mladenov’un İsrail’den görüşmelere fırsat tanımak amacıyla Gazze’de 48 saatlik hava saldırısı durdurma talebinde bulunduğu, ancak buna resmi bir yanıt alamadığı da ifade edildi. Buna rağmen son günlerde hava saldırılarında görece bir azalma gözlemlendiği ve insani yardım tırlarının sayısının 200-280 seviyelerine çıktığı, ancak bunun yetersiz olduğu belirtildi.

Kaynaklar, Kahire’deki görüşmelerin planlanandan daha uzun süreceğini ve arabulucuların çözüm bulmak için yoğun çaba harcadığını ifade etti. ABD’nin İsrail üzerinde müzakereleri ilerletmeye yönelik baskı kurmaya başladığı, ancak bunun henüz yeterince etkili olmadığı dile getirildi.

Diğer yandan, Jared Kushner ekibinden bir ABD’li yetkilinin Hamas ile Mladenov arasındaki görüşmeye katıldığı ve Beyaz Saray’ın tarafların anlaşması hâlinde bunu memnuniyetle karşılayacağını bildirdiği iletildi. Yetkilinin, Kushner’in birinci aşamanın tüm maddelerinin uygulanması için İsrail üzerinde baskı kuracağını ifade ettiği de belirtildi.


Yerleşimciler Batı Şeria'daki el Halil’de Filistinlilerin evlerine saldırdı

Silahlı İsrailli yerleşimciler, 28 Nisan 2026'da Batı Şeria'daki Nablus kentinde yeni bir yerleşim yerinin yakınlarında yürüyor (AFP)
Silahlı İsrailli yerleşimciler, 28 Nisan 2026'da Batı Şeria'daki Nablus kentinde yeni bir yerleşim yerinin yakınlarında yürüyor (AFP)
TT

Yerleşimciler Batı Şeria'daki el Halil’de Filistinlilerin evlerine saldırdı

Silahlı İsrailli yerleşimciler, 28 Nisan 2026'da Batı Şeria'daki Nablus kentinde yeni bir yerleşim yerinin yakınlarında yürüyor (AFP)
Silahlı İsrailli yerleşimciler, 28 Nisan 2026'da Batı Şeria'daki Nablus kentinde yeni bir yerleşim yerinin yakınlarında yürüyor (AFP)

Silahlı yerleşimciler bu sabah, Batı Şeria’nın El Halil (Hebron) kenti kuzeyindeki el-Arub bölgesinde sivillere ait evlere saldırdı. Aynı zamanda İsrail güçleri güney el Halil’de bir çocuğu gözaltına aldı.

Yerel kaynakların aktardığına göre silahlı yerleşimci gruplar, bu sabah erken saatlerde el-Arub’a bağlı Vadi eş-Şeyh bölgesindeki evlere saldırarak yoğun şekilde gerçek mermi kullandı. Filistin Haber Ajansı SAFA’ya göre saldırı, özellikle çocuklar ve kadınlar arasında korku ve paniğe yol açtı. Olayda yaralanma olmadığı bildirildi.

Aynı bağlamda, İsrail güçlerinin ana yoldan geçmekte olan 15 yaşındaki bir çocuğu gözaltına aldığı, ardından el Halil’lin güneyindeki el-Alka bölgesinde ailesine ait eve baskın düzenlediği ve evi arayarak içindeki eşyaları tahrip ettiği belirtildi.

İsrail güçlerinin ayrıca e Halil kenti ile İdna ve Beyt Ula beldelerinde çok sayıda eve baskın düzenlediği, ev sahiplerine kötü muamelede bulunduğu, evleri aradıktan sonra evleri bilinçli olarak tahrip ettiği, ancak herhangi bir gözaltı yapılmadığı ifade edildi.

Öte yandan, ABD, Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık’ın, Batı Şeria’da Filistinli topluluklara yönelik şiddet nedeniyle “radikal İsrailli gruplara” yönelik ilave yaptırımlar uyguladığı hatırlatıldı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Batı Şeria’daki yerleşimlerde yaklaşık 500 bin İsraillinin yaşadığı, bu yerleşimlerin uluslararası toplumun büyük çoğunluğu tarafından yasa dışı kabul edildiği ve barışın önündeki en büyük engellerden biri olarak görüldüğü belirtiliyor.


Lübnan'ın güneyine düzenlenen İsrail saldırısında bir Lübnan askeri hayatını kaybetti

Lübnan Ordusu tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, 30 Nisan 2026'da Güney Lübnan'ın Nabatiye bölgesindeki Kfar Rumman kasabasında İsrail saldırısı sonucu hayatını kaybeden Çavuş Ali Rifat Cabir görülüyor (Ordu "X" sayfası)
Lübnan Ordusu tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, 30 Nisan 2026'da Güney Lübnan'ın Nabatiye bölgesindeki Kfar Rumman kasabasında İsrail saldırısı sonucu hayatını kaybeden Çavuş Ali Rifat Cabir görülüyor (Ordu "X" sayfası)
TT

Lübnan'ın güneyine düzenlenen İsrail saldırısında bir Lübnan askeri hayatını kaybetti

Lübnan Ordusu tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, 30 Nisan 2026'da Güney Lübnan'ın Nabatiye bölgesindeki Kfar Rumman kasabasında İsrail saldırısı sonucu hayatını kaybeden Çavuş Ali Rifat Cabir görülüyor (Ordu "X" sayfası)
Lübnan Ordusu tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, 30 Nisan 2026'da Güney Lübnan'ın Nabatiye bölgesindeki Kfar Rumman kasabasında İsrail saldırısı sonucu hayatını kaybeden Çavuş Ali Rifat Cabir görülüyor (Ordu "X" sayfası)

Lübnan ordusu, dün Güney Lübnan'daki Kfar Rumman - Nabatiye kasabasında bulunan evlerine düzenlenen İsrail saldırısı sonucu bir asker ve ailesinin bazı üyelerinin öldürüldüğünü "X" platformunda duyurdu.

Lübnan ordusu, baskının ailenin Nabatiye bölgesindeki evini hedef aldığını belirtti.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre dün akşam ülkenin güneyine yönelik çok sayıda hava saldırısı düzenlendi.

Ajans, “düşman savaş uçakları ve insansız hava araçlarının (İHA), güneydeki Batı ve Orta kesimlerde yer alan Sur ve Bint Cubeyl ilçelerini 70’ten fazla hava saldırısıyla hedef aldığını, bununla eş zamanlı olarak topçu atışlarının da yapıldığını” bildirdi. Söz konusu saldırıların çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesine ve yaralanmasına, ayrıca evlerin, altyapının ve yolların tahrip olmasına yol açtığı belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın Lübnan Sağlık Bakanlığı’na bağlı Acil Durum Operasyon Merkezi’nden aktardığına göre  2 Mart ile 30 Nisan tarihleri arasındaki saldırıların toplam bilançosu, 2 bin 586 ölü ve 8 bin 20 yaralı oldu.

Öte yandan, İsrail ordusu dün güney Lübnan’da bir İsrail askerinin öldüğünü açıkladı. Yerel medya, askerin “Hizbullah” tarafından SİHA ile gerçekleştirilen saldırıda öldüğünü bildirdi. Ordu ayrıca bir askerin de yaralandığını duyurdu.

İsrail ordusu, dün akşam Lübnan’dan fırlatılan bir mühimmatın İsrail’in kuzeyindeki açık bir alana düştüğünü, ayrıca İsrail hava sahasına girmeden önce “şüpheli bir hava aracının” engellendiğini açıkladı. Bu gelişmeler nedeniyle ülkenin kuzeyinde sirenlerin çaldığı belirtildi.

Ordu ayrıca, Lübnan’ın güneyinde “Hizbullah”a ait yaklaşık 140 metre uzunluğunda bir tünelin imha edildiğini de duyurdu.

İsrail ile İran destekli Hizbullah arasındaki çatışmalar, ABD ve İsrail’in İran’la savaşa başlamasının ardından yeniden tırmandı. Haftalar süren savaşın ardından İsrail ile Lübnan hükümeti arasında bir ateşkes üzerinde anlaşmaya varılmıştı. Ancak buna rağmen İsrail ordusu ile Hizbullah karşılıklı saldırılarını sürdürürken, İsrail güçlerinin hâlen Lübnan’ın güneyinde konuşlu olduğu bildiriliyor.