UNIFIL’a yönelik saldırılar Lübnanlıları endişelendiriyor

UNIFIL güçlerine yönelik saldırılar, yerel bir ‘uluslararası şemsiyeyi’ kaybetme korkusuna neden oluyor.

Güney Lübnan’daki bir köyde bulunan UNIFIL üyeleri (Uluslararası güçler tarafından dağıtılan fotoğraf)
Güney Lübnan’daki bir köyde bulunan UNIFIL üyeleri (Uluslararası güçler tarafından dağıtılan fotoğraf)
TT

UNIFIL’a yönelik saldırılar Lübnanlıları endişelendiriyor

Güney Lübnan’daki bir köyde bulunan UNIFIL üyeleri (Uluslararası güçler tarafından dağıtılan fotoğraf)
Güney Lübnan’daki bir köyde bulunan UNIFIL üyeleri (Uluslararası güçler tarafından dağıtılan fotoğraf)

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nden (UNIFIL) iki asker, askeri araçlarının içerisinden Güney Lübnan’daki Cedid Marjuyun- Balat yolu üzerinde iki gençle sohbet ediyor. Sohbetlerinin konusu ise eskiydi. İspanyol taburuna bağlı iki asker ise bölgeden ayrılırken Lübnanlı dostlarına el sallıyor. “Herhangi bir olay karşısında duruşunuzu bozmayın” Lübnanlı bir genç, son iki haftadır güneyde meydana gelen olaylara, bu sözlerle yanıt verdi. Genç ayrıca, bu askerlerin ‘arkadaşları ve bir parçaları haline dönüştüğünü söyledi.
Güneyde faaliyet gösteren geçici Uluslararası Barış Gücü askerleri halkla her gün temas halinde. Burada yaşayan bir vatandaşa göre onlar yabancı değil. Son gelişmeler yeni prosedürlere yol açmadan önce halka açık alanlarda, dükkanlarda, restoranlarda, tarlalarda, kliniklerde, belediyelerde ve çeşitli etkinliklerde bir araya geliyorlardı. Bölge sakinleri, uluslararası askerlerin halka açık yollardaki hareketlerini artık sınırladığını ve restoranlarda veya mağazalarda nadiren göründüklerini söyledi.
Gerçek şu ki uluslararası misyonun üyeleri, son iki hafta içerisinde iki devriyesine saldırı düzenlenmesinden bu yana halka karışmaktan ve onlarla etkileşim kurmaktan kaçınıyor. Askerlerin kendi mekanizmalarına geri çekilmeleri ise halk tarafından ‘sorunlardan kaçınmak ve herhangi bir olayın istismar edilmesini engellemek’ olarak nitelendirdi.
Güneydeki bir köyde bulunan yerel bir kaynak, UNIFIL güçlerine saldıranların, köylülerin yüzde 3’ünden fazlasını temsil etmediğini belirtti. Kaynak, “İsimleriyle biliniyorlar ve uluslararası misyonun hareketini kısıtlamak için talimatlar uyguluyorlar. Halkın bir yabancı olarak görmediği ve halkın çoğunluğu ile seçkin ilişkilere sahip uluslararası askerlere yönelik saldırılar hususunda bir kırgınlık var. Onlar, Lübnan devletinin halka sağlamadığı iş ve gelişme olanaklarını sağlıyorlar” şeklinde konuştu.

Hareket kısıtlaması
UNIFIL, son zamanlarda görevlerini yerlerine getiren güçlerine karşı bazı vatandaşlar tarafından iki saldırıya maruz kaldı. İlk olay, en son 22 Aralık’ta Şakra kasabasında ‘askerlerin, fotoğraf çektikleri’ suçlamaları çerçevesinde yaşandı. İkinci olay ise geçen hafta Bint Cebil bölgesinde gerçekleşti. Öyle ki vatandaşlar burada uluslararası güçlerin devriyesine saldırdı.
Bu olaylar, UNIFIL komutanlığının hareketliliğini engellemedi. UNIFIL Sözcüsü Andrea Tenenti, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “UNIFIL, her zaman yaptığımız şeyi tamamlamak için Lübnan ordusu ile yakın bir koordinasyon içerisinde operasyon bölgesinde çalışmaya devam ediyor” dedi.
 “Kurallarımız ve politikalarımız değişmedi” diyen Tenenti, “Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 1701 sayılı kararını uygulamak için çalışmaya devam edeceğiz. Faaliyetlerimizi yürütürken ve yerel nüfusa yardım ederken, virüsün yayılmasını önlemeye yönelik sert koronavirüs kurallarına da uymamız gerekiyor” derken, UNIFIL’ın yerel topluluklar ve yetkililerle uzun ve verimli ilişkilere değer verdiğini söyledi. Tenenti, askerlerin her gün Lübnan Silahlı Kuvvetleri ile yakın koordinasyon içinde köyler ve Mavi Hat dahil olmak üzere tüm operasyon alanlarında 400’den fazla devriye ve operasyon gerçekleştirdiğini belirtti. Yetkili, “Misyonumuz, görevimizi yerine getirmektir” dedi. Aynı şekilde UNIFIL’ın Lübnan’a ve güney halkına bağlılığını sürdürdüğünü vurgulayan Andrea Tenenti, “Burada kalıcı bir barışın koşullarını sağlamak için elimizden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Siyasi mesajlar
Son iki saldırı, uluslararası misyona yöneltilen siyasi mesajlar hakkında birtakım soruları gündeme getirdi. İki saldırıya, Lübnanlı yetkililer faillerin soruşturulması ve adalete teslim edilmesi yönünde çağrı yaparak yanıt verdi. ‘UNIFIL’ın hareket özgürlüğünün kısıtlanmasının’ reddedilmesine ilişkin içeriğiyle birlikte açıklamalar dikkat çekiciydi. Aynı şekilde BM sözcüsü Stephane Dujarric, “UNIFIL, bölge sakinlerini amaçlarına hizmet etmek için manipüle eden aktörleri kınıyor” dedi.
Lübnanlı siyaset araştırmacısı Dr. Nesib Hattit, bölge sakinleri ile UNIFIL arasındaki sorunları şu ifadelerle açıkladı; “Esas olarak görünüşe göre bu durum, misyonun tamamına ilişkin değil, uluslararası güçlerdeki bazı kişilerin güvenlik rollerine dair halkın şüphesine neden oluyor. Sakinler (el-ahali) teriminin bir kısmı halk, bir kısmı örgütlenmemiş halk direnişini temsil ediyor” şeklinde konuştu.
Hattit, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Sorunlar zaten yaşanıyordu. Ancak şu an bu sorunlar daha yoğun görünüyor. Bu, bazılarının uluslararası misyonu Lübnan ordusuyla koordinasyon olmaksızın belirlenmiş rotasından sapmakla suçlamasından kaynaklanıyor” dedi. Bu suçlamanın güneydeki güvenlik gerginliğinden kaynaklandığına dikkati çeken Hattit, “İnsanlar yüksek bir gerginlik aşamasında yaşıyorlar. Devriyeler, kasıtsız şekilde yanlış bir yola girseler bile ayağa kalkıyorlar” ifadelerini kullandı. Dr. Nesib Hattit ayrıca, insanların ‘krizler ve Lübnan’a yönelik uluslararası tırmanış ortasında’ korkularının arttığına vurgu yaptı.
Yetkili, “Lübnanlıların tamamen korku duyduğu bir süreç kapsamında UNIFIL’ın güneyden geri çekilmesi için herhangi bir uluslararası karar alınırsa, sorunlar büyüyecektir. Çünkü bu, uluslararası meşruiyetin Lübnan coğrafyasından uzaklaşması anlamına gelir” dedi. Hattit ayrıca, UNIFIL’ın halka sağladığı insani, sağlık ve eğitim yardımı ve iş olanaklarına dikkati çekerken, “UNIFIL gücü, ülkede önemli bir istikrar unsurudur. Uluslararası varlığın temel bir sembolünü temsil eder ve Lübnan için uluslararası tanınırlık sağlar” şeklinde konuştu.

Lübnanlıların endişeleri
Mesajın ‘ağırlığına’, karşılıklı suçlama ve korkulara rağmen güveydeki vatandaşlar, bu olayları belirleyici olarak görmüyor ve olayların gidişatını değiştirmiyor. Öyle ki bazı vatandaşlar, bu durumu ‘tesadüfi’ olarak nitelendirirken, güneyi temsil etmediğini savunuyor. UNIFIL’ın çalışmasına eşlik eden Lübnanlı kaynaklar, iki olayın ‘bir yanlış anlaşılma olmaktan öteye gitmediğini’ söyleyerek, bunların ‘bir tırmanış göstergesi’ olduğunu inkâr etti.
Kaynaklar, uluslararası güçlerin ‘Lübnan ordusunun en fazla 35 devriyesi eşliğinde günde 400’den fazla devriye gerçekleştirdiğini’ belirtti. Ayrıca iki olayın ‘nadir’ olduğunu ve Lübnan ordusu tarafından ele alındığını vurguladı.
Ancak bu durum, endişelerin olmadığı anlamına gelmiyor. Hattit, uluslararası gücün geri çekilmesi için atılacak herhangi bir adım karşısında büyük bir endişe duyduğunu ifade etti. Dr. Nesib Hattit, “Çünkü bu, istikrarı koruyan uluslararası şemsiyenin kaybıyla sonuçlanacak ve uluslararası çatışmanın başlayacağı anlamına geliyor. Güney, doların yükselişi, siyasi bölünmeler ve mezhepçi söylemin tırmanmasıyla bağlantılı iç gerginlikler ortasında, İsrail’in saldırganlığına karşı da istikrar şemsiyesini kaybediyor” değerlendirmesinde bulundu. Yetkili ayrıca, “Bunların yanı sıra uluslararası gücün varlığı, (UNIFIL’ın ev sahipliğinde ve İsrail ile Lübnan orduları temsilcilerinin de katılımıyla) Üçlü Komite aracılığıyla en-Nakura’daki gerginliği azaltmak için birleşik bir şemsiye sağlıyor. Ayrıca deniz ve kara sınırlarının ve Mavi Hat’tın çizilmesi ve Akdeniz’den gaz çıkarılması konularında Tel Aviv ile dolaylı müzakerelerin devamlılığı için bir mekanizma sağlıyor” dedi. UNIFIL’ın geri çekilmesine yönelik herhangi bir adım atılacağı göz önüne alındığında, güneyde korkuların artmakta olduğunu vurgulayan Dr. Nesib Hattit, “Bu, Lübnan’a maksimum baskı sürecinin başlayacağı anlamına geliyor. Resmi kimliğini, yani hükümeti kaybettikten sonra uluslararası kimliğini de kaybeder, yerel güvenlik güçlerinin yetenekleri bozulur. Bu durum da Lübnan’ı, herhangi bir güvenlik şokuna açık hale getirir” dedi.

Milyonlarca bağış
Güvenlik gelişmelerinin, uluslararası misyon ve halk arasındaki yakınlaşmayı etkisiz kılması olası değil. Malezya taburu, Sur ilçesine bağlı Maarakeh kasabasında belediye tarafından Malezya’da selden etkilenenler için düzenlenen cenaze törenine davet edildi. Bazı taraflar, bu durumu ‘özel ilişkilerin bir parçası’ olarak nitelendirdi. Güney sakinleri, UNIFIL’ın 3 doğrudan finansman kaynağı ve dördüncü bir dolaylı kaynak yoluyla yaptığı katkılardan büyük bir fayda sağlarken, nüfusa yönelik yıllık katkıların değeri ise yılda yedi milyon doların üzerine çıktı.
Geçen hafta UNIFIL komutanı General Stefano Del Col, 2021’de UNIFIL askerlerinin 180 binden fazla operasyonel faaliyet ve 400’den fazla proje ve bağış gerçekleştirdiğini açıkladı. UNIFIL, Güney Lübnan'da sürdürülebilir barış sağlama hedefine ulaşmanın temeli olan’ Lübnan ordusuna da destek sağladı.
Sur halkı, Nakura kasabasındaki kanalizasyon şebekesi ve rafineri istasyonunun yanı sıra sağlık, tarım ve veterinerlik hizmetleri gibi önemli kalkınma projelerinden söz ediyor. Marjuyun sakinlerine gelince, içme suyu ve güneş enerjisi kullanarak sokakları aydınlatma projelerine dikkati çekiyorlar.
Sivil işler dairesinin bütçesi, yaklaşık yıllık yarım milyon dolar. Her proje için yaklaşık en fazla 25 bin dolar harcama yapılıyor.
Ancak kalkınma projeleri için ikinci finansman kaynağı; Güney Kore’nin yanı sıra özellikle Fransa, İspanya, İtalya, İrlanca ve Finlandiya gibi Avrupa taburları olmak üzere misyona katılan askeri taburlar. Her biri için yıllık 1 milyon ila 1,25 milyon Euro bütçeli kalkınma projelerinin hayata geçirilmesine karar verildi.
Üçüncü finansman kaynağı ise, belediyelerin ve uluslararası bağış fonlarına sahip kurumların taleplerine yönelik UNIFIL tavsiyesine dayanıyor.
Dolaylı destek ise yerel pazardan yakıt, yiyecek ve ihtiyaç satın alan 10 bin fazla askerin, bin 800 kilometrekarelik hareketinden sağlanıyor. 630 Lübnanlı çalışan, uluslararası askerlerin yanında faaliyet gösterirken, uluslararası misyondan maaş alıyor. Ayrıca Lübnan’da aileleriyle birlikte ikamet eden 300 yabancı memur bulunuyor ve bunlar, kira ve günlük ihtiyaçları için harcama yapıyor.
Cedid Marjuyun- Balat yolu üzerindeki iki genç, uluslararası gücün bölgede kalmasını istiyor. Gençler, “Güneş enerjisiyle çalışan sokak lambalarına bakın. UNIFIL’ın girişimi olmaksızın çalışmaları imkansızdı” dedi. Bir başka genç ise, UNIFIL’ın bölgeden onlarca gence iş imkânı sağladığını belirtti. Genç, Lübnanlı vatandaşlar için rahatlık ve istikrar sağlamak amacıyla ailelerini terk eden bu askerlere zarar verilmesinin kesinlikle kabul edilemez olduğunu vurguladı.



Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
TT

Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi makamları, bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilanı dolayısıyla resmî bir tören düzenlemeye hazırlanıyor. Böylece Kürdistan Bölgesi’nde Peşmerge Bakanlığı’nın dışında herhangi bir Kürt silahlı gücünün bulunmadığı yeni bir döneme geçilmesi hedefleniyor.

Şarku’l Avsat’ın Irak Haber Ajansı’ndan (INA) aktardığına göre, Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsü Dilşad Şehab, bugün “peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilan edileceğini ve 21 Eylül’den sonra Peşmerge Bakanlığı bünyesi dışında hiçbir peşmerge gücünün kalmayacağını” söyledi. Şehab, bu adımın güçlerin bakanlık çatısı altında birleştirilmesi için uzun süredir yürütülen çalışmaların sonucu olduğunu belirtti.

Şehab, birleştirme sürecinin 2016 yılında başladığını ve özellikle siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle geçen yıllarda önemli zorluklarla karşılaşıldığını ifade etti. Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin yürüttüğü çabaların yanı sıra, koalisyon güçleri ve dost ülkelerin desteğinin bu zorlukların aşılmasına ve birleşme sürecinin tamamlanmasına katkı sağladığını kaydetti.

Şehab ayrıca, sürecin tamamlanmasının ilan edileceği törenin, Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın himayesinde ABD Savunma Bakanlığı ile Kürdistan Peşmerge Bakanlığı arasında imzalanan mutabakat zaptının dördüncü yıl dönümünde gerçekleşeceğini belirtti. Söz konusu mutabakat, peşmerge güçlerinin birleştirilmesini ve bu güçlere destek sağlanmasını amaçlıyordu.

Irak’taki bütün silahlı grupların, Irak’a destek veren uluslararası koalisyon güçlerinin ülkeden tamamen çekilmesini tamamlamasının ardından, silahlarını en geç bu ayın 30’una kadar devlete teslim etmeleri bekleniyor.

Irak hükümeti, silahların teslim edilmesi dosyasına ilişkin bir mekanizma üzerinde anlaşmaya varmak amacıyla başta Hizbullah Tugayları, Ensarullah el-Evfiya, El-Nuceba, Seyyidü'ş Şüheda, Seraya Evliyaü'd Dem ve Ehli Kehf olmak üzere silahlı grupların temsilcileriyle müzakereler yürütüyor.


Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
TT

Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)

Halep’in güney kırsalındaki bölgeler, bugün sabaha karşı Suriye ordusuna ait silah depolarında meydana gelen patlama sesleriyle sarsıldı.

Halep Sivil Savunma Operasyonları Komutanı Faysal Muhammed Ali, “Halep’in güneyindeki el-İys bölgesinde patlamaların devam etmesi, ambulans ve kurtarma ekiplerinin olay yerine ulaşmasını engelliyor” dedi.

Ali, Suriye Haber Ajansı’na (SANA) yaptığı açıklamada, sivilleri patlamaların meydana geldiği bölgeye yaklaşmamaları konusunda uyardı.

Halep Valisi Azzam el-Garib de el-İys ve çevresinde patlamalar meydana gelmesi nedeniyle bölge halkına bölgeye gitmemeleri çağrısında bulundu. Garib, “Herkesten evlerinden çıkmamalarını, patlama bölgelerine gitmemelerini ve güvenlikleri ile müdahale ekiplerinin güvenliği için bu alanların yakınında toplanmamalarını rica ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Garib ayrıca, “Hastaneler ile ambulans ve acil müdahale ekipleri teyakkuz halinde. İlgili makamlar sahadaki durumu takip ediyor ve her türlü acil duruma müdahale ediyor” dedi.

Suriye İçişleri Bakanlığı ise “el-İys’teki patlamaların ardından Şam-Halep uluslararası yolunun, İbcla Üniversitesi kavşağı ile Han Tuman Köprüsü’nde Halep yönünden trafiğe kapatıldığını” duyurdu.

Patlamaların meydana geldiği bölgeye yakın el-İys ve ez-Zerbe sakinleri, durumu korkutucu olarak nitelendirdi. Bölge sakinleri, onlarca füzenin havada uçtuğunu ve patlamaların bölgede büyük paniğe yol açtığını belirtti.

Şarku’l Avsatın DPA’dan aktardığına göre Halep’in güneyindeki el-İkarda bölgesinde yaşayanlar, “el-İys ve Tel Hediye beldelerinde şiddetli patlama sesleri duyuluyor. Füzelerin havada uçtuğu ve patladığı görüldü” dedi.

Bölge sakinleri ayrıca, “Hiç kimse askeri mevzilere yaklaşamıyor. Mevziilerde çok sayıda asker bulunuyor ancak onlardan ne durumda olduğu bilinmiyor” ifadelerini kullandı.

Halep kentinde yaşayanlar da patlama seslerinin kentten yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki el-İys beldesinden açıkça duyulduğunu belirtti.

El-İys bölgesi ve Halep’in güneyindeki diğer bölgelerin, muhalif grupların Halep’e girmesinin ardından İdlib vilayetine ve buradan Şam’a doğru ilerlediği dönemde İran Devrim Muhafızları ve Lübnan Hizbullahı güçlerinin kontrolünde olduğu belirtiliyor.


Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
TT

Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)

İsmail Derviş

Suriye İçişleri Bakanlığı perşembe günü, ülkenin güneyindeki Dera vilayetinde emniyet güçlerinin yürüttüğü takip ve kovuşturma operasyonları sonucunda, es-Sanameyn şehrinde üç personelin öldürülmesinden sorumlu hücreye ulaşıldığını açıkladı.

Dera Emniyet Müdürü Tuğgeneral Hüsam Memun et-Tahhan, Suriye resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada, güvenlik takibinin hücrenin Muhsin el-Heymed ile ‘el-Keşki’ lakaplı Ahmed el-Osman tarafından yönetildiğini ortaya çıkardığını belirtti. Tahhan, arama ve tarama faaliyetleri sırasında güvenlik güçlerinin söz konusu iki şahsın evinde silah, mühimmat, patlamaya hazır el yapımı patlayıcılar ve patlayıcı yapımında kullanılan ekipmanlar ele geçirdiğini bildirdi.

Suriye güvenlik kaynaklarından yapılan açıklamada ise “Emniyet güçleri, Dera’nın es-Sanameyn şehrinde aralarında DEAŞ terör örgütüne bağlı bir hücrenin de bulunduğu birkaç suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenledi… Bu suç hücreleri arasında yakın bir koordinasyon olduğu tespit edildi. Aranan beş kişi gözaltına alındı ve yakın zamanda adalete teslim edilecekler” ifadelerine yer verildi.

Perşembe günü erken saatlerde, Dera’nın kuzey kırsalındaki es-Sanameyn’de aranan bir kişiyi yakalamaya yönelik güvenlik görevi icra edilirken Suriye emniyet güçlerinden üç personel hayatını kaybetmiş, diğerleri de yaralanmıştı. Yerel kaynaklara göre hayatını kaybeden kişilerin Mustafa Saadettin, Sallum el-Masalime ve Nail es-Safadi olduğu bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Dera’daki operasyonda DEAŞ isminin öne çıkması, özellikle Suriye Demokratik Güçleri (SDG) dosyasının kapanması, yapının feshedilerek Suriye devletine tamamen entegre edildiğinin duyurulmasıyla birlikte son aylarda eylemleri önemli ölçüde azalan terör örgütü tehlikesini yeniden gündeme taşıyor. Ancak bu durum akıllara şu soruyu getiriyor: DEAŞ saflarını yeniden düzenlemeye mi çalışıyor, yoksa kendisiyle mücadele eden Uluslararası Koalisyon’a üye olan Suriye hükümetine yönelik eylemlerini sürdürmeyi mi hedefliyor?

Yeni gerçekliğe uyum sağlama aşaması

Askerî ve siyasi araştırmacı İsmet el-Absi, “DEAŞ terör örgütünün arazi kontrolü sağlayan bir yapı olarak geleneksel anlamda geri dönüşünden söz edilemez. Ancak yeniden konumlanma ve uyum sağlama çabası içeren bir evreyle karşı karşıyayız. Es-Sanameyn şehrinde ve başka yerlerde yaşananlar, terör örgütünün geri döndüğünün bir göstergesi değil; aksine, örgütün uyuyan ve dağınık bir hücre ağına dönüştüğünün bir kanıtıdır. Dera’da meydana gelen olaylar ise örgütün, Suriye hükümetinin hızlı yanıt verme kapasitesinin sınırlarını test etme girişimiydi” değerlendirmesinde bulundu.

El-Absi sözlerine şöyle devam etti: “SDG dosyasının çözüme kavuşturulmasının ardından örgütün eylemleri ciddi oranda azaldı; ancak asıl gerileyen şey görünür operasyonlar oldu. Bu durum, değişen bölgesel ve uluslararası güvenlik ortamıyla bağlantılıdır. Nitekim ABD ve Uluslararası Koalisyon’un askerî üslerden çekilerek buraları Suriye hükümetine devretmesi, güvenlik sorumluluğunu tamamen Şam’a yükledi. Bu değişim, örgütü yeni kurulan birleşik Suriye ordusundan gelecek nokta atışı darbelerden kaçınmak amacıyla taktiksel bir sessizlik veya operasyonel fetret dönemine girmeye zorladı.”

Yapısı olmayan hücreler

Diğer yandan Suriyeli gazeteci Muhammed Beşir Derbike, “DEAŞ bazı ağlarını yeniden inşa etmeye çalışıyor ancak kendisini askerî bir güç olarak tanımlayacak şekilde yapılandırmıyor. Dera’da yaşananlar, sınırlı çatışmalara girebilecek hücrelerin varlığının sürdüğüne işaret ediyor. Yine de örgütün Suriye’nin güneyinde veya ülke genelindeki başka bir bölgede büyük bir varlığa sahip olduğu söylenemez; aksine, merkezî komuta yapısıyla bağı bulunmayan ve merkeziyetsiz bir sistemle hareket eden bazı uyuyan hücreler söz konusu” ifadelerini kullandı.

Derbike değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Suriye toprakları son aylarda DEAŞ açısından neredeyse tam bir sessizlik dönemine tanıklık etti; nitekim Dera’daki son çatışmadan önce büyük etki yaratan herhangi bir eyleme rastlamadık. Bu gözden kayboluş süreci, SDG’nin entegrasyon aşamalarının başlamasıyla start aldı. Bunun temel nedeni ise kuzey ve doğudaki güvenlik boşluğunun büyük ölçüde ortadan kalkmasıdır. Zira SDG’nin feshedilerek devlet kurumlarına entegre edilmesi, DEAŞ’ın aralarındaki rekabetten faydalandığı güç haritasını değiştirdi. Örgüt geçtiğimiz şubat ayında, ‘Geçici Suriye Hükümeti’ne karşı yeni bir eylem safhası’ adını verdiği süreci ilan etmişti; ancak bu eylemler mart ayından itibaren geriledi veya durma noktasına geldi. Yine de eylem sayısındaki düşüş ile örgüt tehdidinin tamamen sona ermesini birbirine karıştırmamak oldukça önemli.”

DEAŞ’ın Suriye’deki geleceği ne olacak?

Derbike değerlendirmesini şu ifadelerle noktaladı: “Mevcut veriler ışığında DEAŞ’ın kısa ve orta vadeli geleceği; örgütlü bir yapıdan ziyade birbirinden bağımsız, hareketli hücreler şeklinde olacaktır. Uzun sessizlik dönemlerinin ardından zaman zaman sınırlı bir eyleme veya saldırıya tanık olabiliriz. Bir başka deyişle, örgütün son derece zayıf olduğunu ancak fırsatları ve güvenlik açıklarını kollayıp istismar etmeye çalıştığını söyleyebiliriz. Buna karşılık, Suriye devleti güvenlik birimlerini birleştirmeyi, sınırları ve çöl bölgelerini denetim altına almayı, cezaevleri ile kamplar sorununu çözmeyi başardıkça örgütün hareket alanı da daralacaktır. Ancak yeni güvenlik boşlukları veya yerel çatışmalar ortaya çıkarsa DEAŞ bunlardan sızmaya ve bunları kullanmaya çalışacaktır. Dolayısıyla Dera’da son yaşananlar örgüt açısından medya propagandası bakımından önemli olsa da askerî açıdan bir kazanım sağlamamaktadır.”