İngiltere’de Teksas’ta yaşanan rehine olayıyla ilgili iki kişi gözaltına alındı

İngiliz güvenlik unsurları (AFP)
İngiliz güvenlik unsurları (AFP)
TT

İngiltere’de Teksas’ta yaşanan rehine olayıyla ilgili iki kişi gözaltına alındı

İngiliz güvenlik unsurları (AFP)
İngiliz güvenlik unsurları (AFP)

İngiliz polisi bugün ABD’nin Teksas eyaletindeki bir sinagogda yaşanan rehine olayıyla ilgili soruşturmanın bir parçası olarak 2 kişinin gözaltına alındığını duyurdu.
İngiltere Kuzey Batı Terörle Mücadele Polisi tarafından yapılan açıklamada, bu sabah Birmingham ve Manchester kentlerinde olayla bağlantılı 2 şüphelinin yakalanarak gözaltına alındığı belirtildi.
Geçtiğimiz Pazar günü ABD makamlarıyla işbirliği halinde yürütülen soruşturma kapsamında olayla ilgili 2 İngiliz vatandaşı daha gözaltına alınmış, bu kişiler Salı günü ise serbest bırakılmıştı.
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI),Teksas'a yaklaşık 40 km uzaklıkta bulunan 23 bin nüfuslu Colleyville kentindeki bir sinagogda 4 kişiyi rehin alan ve ölü ele geçirilen saldırganın 44 yaşındaki İngiltere vatandaşı Malik Faysal Ekrem olduğunu açıklamıştı.
İngiliz basını, Malik Faysal Ekrem'in İngiliz iç istihbarat servisi (MI5) tarafından 2020 yılında yürütülen soruşturmada adı geçtiğini ve güvenlik güçlerinin Ekrem ile ilgili herhangi bir tehdit bulunmadığı sonucuna vardığını aktardı.
Sky News, İngiltere’nin kuzeyindeki Blackburn'de yaşayan Ekrem’in, New York'taki John F. Kennedy Havalimanı üzerinden yılbaşından önce ABD’ye geldiğini bildirdi.
 



BAE, İran savaşına katılmaya mı hazırlanıyor?

İran, dünyanın en işlek havalimanlarından biri olan BAE'deki Dubai Havalimanı'nı da vurmuştu (AFP)
İran, dünyanın en işlek havalimanlarından biri olan BAE'deki Dubai Havalimanı'nı da vurmuştu (AFP)
TT

BAE, İran savaşına katılmaya mı hazırlanıyor?

İran, dünyanın en işlek havalimanlarından biri olan BAE'deki Dubai Havalimanı'nı da vurmuştu (AFP)
İran, dünyanın en işlek havalimanlarından biri olan BAE'deki Dubai Havalimanı'nı da vurmuştu (AFP)

İran'ın misillemeleriyle hedef aldığı Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Hürmüz Boğazı'nın açılması için savaşa katılmayı planlıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Wall Street Journal'a (WSJ) konuşan yetkililer, BAE'nin Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasını kınayan bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı çıkarılması için lobicilik yaptığını söylüyor.

Ayrıca BM'ye bağlı Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün de benzer yönde bir karar açıklamasının istendiği aktarılıyor.

WSJ analizine göre bu hamlelerle BAE, ABD ve diğer müttefiklerin yanında savaşa katılmak için daha meşru bir zemin yaratmayı hedefliyor.

Arap yetkililer, BAE'nin Hürmüz Boğazı'ndaki adaların ABD tarafından işgal edilmesini istediğini de savunuyor. Bu adalar arasında İran'ın kontrolünde olan ve BAE'nin uzun süredir üzerinde hak iddia ettiği Ebu Musa Adası da var.

BAE ve Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkeleri, savaştan önce ABD ve İran heyetleri arasında arabuluculuk yapıyordu.

Ancak müzakereler sürerken ABD ve İsrail, 28 Şubat'ta İran'a saldırıları başlatmış, bombardımanda ülkenin dini lideri Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları'ndan birçok üst düzey komutan öldürülmüştü.

Tahran yönetimi ise İsrail'in yanı sıra ABD varlıklarının bulunduğu Körfez ülkelerine misillemeyi sürdürüyor. İran ordusu savaşın başından bu yana BAE'ye en az 2 bin 500 füze ve drone fırlattı.

Dubai merkezli Emirates Havayolları'nın internet sayfasındaki uyarıda, İran pasaportu taşıyan yolcuların Körfez ülkesine girişine veya ülke üzerinden transit geçişine izin verilmeyeceği belirtildi.

Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini neredeyse durma noktasına getirmesiyle yaşanan enerji krizi, Körfez ülkelerinin savaş politikalarını değiştirdi.

Analize göre ABD'nin Körfez'deki müttefikleri, İran'ın balistik füze kapasitesi ve nükleer gücü ciddi ölçüde zayıflatılmadan savaşın sonlandırılmamasını istiyor.

Savaşa girmesi halinde BAE, Hürmüz Boğazı'nın girişine yakın konumdaki askeri üslerini kullanabilir. Adaların işgal edilmesi için bu üslerden ABD öncülüğünde bir kara harekatı yürütülebilir.

BAE'nin Amerikan üretimi F-16 uçaklarından oluşan hava kuvvetleri filosuna ek olarak ABD ve İsrail'le paylaşabileceği drone, bomba ve kısa menzilli füze stokları var.

ABD Başkanı Donald Trump, dünkü açıklamasında İran'dan "iki ila üç hafta içinde çekileceklerini" söyledi. İran'ı uzun süre nükleer silah üretemeyecek hale getirdiklerini savunan Trump, Tahran'la anlaşma yapmadan ve Hürmüz Boğazı'nı açmak zorunda kalmadan savaşı sonlandırabileceklerini ifade etti.

Öte yandan Reuters/Ipsos anketine göre Amerikalıların üçte ikisi, savaş hedefleri gerçekleştirilmese bile İran'la çatışmaların en kısa sürede sonlandırılmasını istiyor.

1021 kişinin katıldığı ankette Trump'ı destekleyen Cumhuriyetçilerin yüzde 40'ı ABD'nin hedeflerine ulaşmasa bile savaşı bir an önce sonlandırması gerektiğini söylerken, yüzde 57'si çatışmaların sürmesini destekliyor.

Katılımcıların yüzde 60'ı ABD'nin İran'a saldırılarını onaylamadığını belirtirken, yüzde 35'i bunu desteklediğini ifade etti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Arab News, New York, Times,  Reuters


Tesla itiraf etti: Robotaksileri bazen gerçek kişiler uzaktan kullanıyor

Tesla, robotaksilerinin "nadir durumlarda" uzaktan çalışanlar tarafından kullanıldığını kabul etti (Reuters)
Tesla, robotaksilerinin "nadir durumlarda" uzaktan çalışanlar tarafından kullanıldığını kabul etti (Reuters)
TT

Tesla itiraf etti: Robotaksileri bazen gerçek kişiler uzaktan kullanıyor

Tesla, robotaksilerinin "nadir durumlarda" uzaktan çalışanlar tarafından kullanıldığını kabul etti (Reuters)
Tesla, robotaksilerinin "nadir durumlarda" uzaktan çalışanlar tarafından kullanıldığını kabul etti (Reuters)

Katie Hawkinson ABD Muhabiri 

ABD'nin Demokrat Partili senatörü Edward Markey'nin salı günü yayımladığı yeni belgelere göre Elon Musk'ın şirketi Tesla, otonom araçlarının uzaktan çalışanlar tarafından sürüldüğü "nadir durumlar" yaşandığını kabul etti.

Tesla'nın kamu politikası ve iş geliştirme direktörü Karen Steakley, geçen hafta Markey'ye gönderdiği mektupta şirketin "uzaktan yardım operatörleri" (remote assistance operators / RAO) kullanımını anlattı. Steakley, bu uzaktan çalışanların, yolcu veya aracın otonom sürüş sistemi destek talep ettiğinde devreye girebildiğini açıkladı.

Ayrıca belirli durumlarda robotaksi gibi araçların kontrolünü devralabiliyorlar.

Steakley "Ancak nadir durumlarda bir yedekleme önlemi var ve mevcut tüm diğer müdahale seçenekleri tükendikten sonra RAO'lar son çare olarak bir süreliğine doğrudan araç kontrolünü üstlenme yetkisine sahip" diye yazdı.

Bunun "son çare" olarak kullanıldığını ve "kapsam ve yön bakımından her zaman sınırlandığını" da ekledi.

Mektuba göre bu operatörler yalnızca araç saatte 3,2 kilometre veya daha yavaş hızda giderken "geçici kontrolü" alabiliyor. Daha sonra Tesla'nın otonom sürüş sistemi onlara doğrudan erişim izni verirse, saatte 16 kilometre hıza kadar çıkabiliyorlar.

Steakley, "Bu özellik, Tesla'nın tehlikeli ya da sakıncalı bir konumda bulunabilecek bir aracı hızla hareket ettirmesini sağlayarak ilk müdahale ekibinin veya Tesla saha temsilcisinin aracı manuel olarak kurtarmasını bekleme ihtiyacını ortadan kaldırıyor" diye ekledi.

İnternet sitesine göre Tesla halihazırda Teksas'ın Austin kentinde otonom araç yolculuğu hizmeti sunuyor ve kullanıcılar buna şirketin Robotaxi uygulaması üzerinden erişebiliyor.

Şirket, uzaktan yardım operatörlerinin Austin ve Kaliforniya'nın Palo Alto kentindeki merkezlerde görev yapan şirket içi çalışanlar olduğunu belirtti.

Steakley, "Palo Alto'daki RAO'lar, Austin hizmetine ek bir yedek güvenlik katmanı sağlamakla görevli" dedi.

Milyarder Elon Musk'ın yönetimindeki Tesla, Teksas'ın Austin şehrinde otonom araç hizmeti sunuyor (AFP)Milyarder Elon Musk'ın yönetimindeki Tesla, Teksas'ın Austin şehrinde otonom araç hizmeti sunuyor (AFP)

Massachusetts'in Demokrat senatörü Markey, uzaktan yardım operatörlerinin kullanımıyla ilgili soruşturma kapsamında Tesla ve diğer 6 otonom araç şirketinden gelen yanıtları yayımladı.

Salı günü yaptığı açıklamada "Otonom araç şirketleri insan hatasından kaynaklanan trafik ölümlerini ortadan kaldırabileceklerini söyleyerek uzun süredir övünüyordu" dedi. 

Artık teknolojilerinin insan yardımına ne kadar bağlı olduğuyla ilgili dürüst davranmalarının vakti geldi.

Bulgularını detaylandıran bir rapor yayımlayan Markey, otonom araç şirketlerinin şeffaf olmasının önemini vurguladı.

Raporda, "Tesla'nın RAO'larının aracı uzaktan kumanda etmesine izin verilmesi, şirketin RAO müdahalelerinin sıklığı hakkında şeffaf olmasının önemini daha da artırıyor" ifadeleri yer alıyor.

Rapor şöyle devam ediyor:

İkincisi, Tesla'nın 'Tam Otonom Sürüş' (bu isme rağmen yine de sürekli insan denetimi gerektiriyor) gibi marka isimleriyle araçlarının gerçekte ne kadar otonom olduğuna dair tüketicileri geçmişte yanılttığı göz önüne alındığında halkın, Tesla'nın robotaksilerinin gerçekten otonom olup olmadığı ve RAO'lara veya teleoperatörlere gizlice dayanıp dayanmadığından şüphelenmeye hakkı var.

The Independent cevap hakkı için Tesla'yla temasa geçti.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news


Pentagon, iki bakanın evini drone-savar lazerle koruyacak

Haber, bu ay McNair üssü üzerinde bir dizi "tanımlanamayan" drone görülmesinin ardından geldi. Bu, Beyaz Saray'ın Hegseth ve Rubio'yu başka bir yere taşımayı düşünmesine yol açmıştı (AFP)
Haber, bu ay McNair üssü üzerinde bir dizi "tanımlanamayan" drone görülmesinin ardından geldi. Bu, Beyaz Saray'ın Hegseth ve Rubio'yu başka bir yere taşımayı düşünmesine yol açmıştı (AFP)
TT

Pentagon, iki bakanın evini drone-savar lazerle koruyacak

Haber, bu ay McNair üssü üzerinde bir dizi "tanımlanamayan" drone görülmesinin ardından geldi. Bu, Beyaz Saray'ın Hegseth ve Rubio'yu başka bir yere taşımayı düşünmesine yol açmıştı (AFP)
Haber, bu ay McNair üssü üzerinde bir dizi "tanımlanamayan" drone görülmesinin ardından geldi. Bu, Beyaz Saray'ın Hegseth ve Rubio'yu başka bir yere taşımayı düşünmesine yol açmıştı (AFP)

Mike Bedigan 

Yeni bir habere göre Pentagon, Washington DC'de Pete Hegseth ve Marco Rubio'nun ikamet ettiği askeri üsse drone-savar lazer sistemi kurmayı değerlendiriyor.

Konuyla ilgili bilgilendirildiği belirtilen 4 kaynak, İran'la çatışma devam ederken Washington DC'nin güneybatısındaki Fort Lesley J. McNair üssünde bu güçlü teknolojinin kurulmasının düşünüldüğünü The New York Times'a söyledi.

The Independent, haberlerin doğrulanması ve konuya ilişkin yorum almak için Savunma Bakanlığı'yla iletişime geçti.

Haber, bu ay McNair üssü üzerinde bir dizi "tanımlanamayan" drone görülmesinin ardından geldi. Bu, Beyaz Saray'ın Hegseth ve Rubio'yu başka bir yere taşımayı değerlendirmesine yol açmış ancak nihayetinde ikisi de taşınmamıştı.

Ordu, Ortadoğu'daki savaş sırasında üst düzey hükümet yetkililerine yönelik olası tehditleri yakından izlerken The Washington Post, hava sahasını ihlal eden drone'ların kaynağının bilinmediğini bildirdi.

Yetkililer, iki hafta içinde birden fazla kez drone görüldüğünü, bunun üzerine acil güvenlik incelemesi başlatıldığını ve Beyaz Saray'da nasıl yanıt verileceğine dair toplantı yapıldığını söyledi.

Fort McNair yakınlarına lazer yerleştirilmesi, başkent ve çevresindeki hava sahası düzenlemesini daha da zorlaştırabilir; bu sistemler halihazırda Federal Havacılık İdaresi'yle (FAA) yönetim arasında tartışmalara neden oluyor.

Geçen ay Teksas'ın El Paso kenti üzerindeki hava sahası, sınır yetkililerinin Meksika karteline ait bir drone olduğuna inandığı bir cisme lazerle ateş açmasının ardından kısa süreliğine kapatılmış ancak bunun bir parti balonu olduğu ortaya çıkmıştı.

Geçen yıl Ronald Reagan Ulusal Havaalanı yakınlarında ordu helikopteriyle yolcu uçağının havada çarpışması sonucu 67 kişinin öldüğü olaydan sonra, FAA'nın Washington DC-Metropol bölgesindeki faaliyetleri de halihazırda yakından inceleniyor.

McNair yakınlarına lazer yerleştirilmesinin düşünüldüğüne dair haberler, ülke içindeki birkaç üssün kuvvet koruma düzeyini "Charlie"ye yükseltmesinin ardından geldi. Charlie, komutanların olası bir saldırıyı gösteren istihbarata sahip olduklarında kullanılan bir tanım.

New Jersey'deki McGuire-Dix-Lakehurst Müşterek Üssü ve Florida'daki MacDill Hava Kuvvetleri Üssü (İran'a karşı operasyonları denetleyen ABD Merkez Komutanlığı'na ev sahipliği yapıyor) Charlie seviyesine yükseltildi.

Charlie'den daha yüksek tek seviye olan "Delta", bir saldırının yaklaştığı ya da gerçekleştiği anlamına geliyor.

Öte yandan 9 Mart'ta Louisiana'daki Barksdale Hava Kuvvetleri Üssü üzerinde çok sayıda "izinsiz drone" görüldü. Bu, nükleer silah taşıyabilen uzun menzilli B-52 bombardıman uçaklarına ev sahipliği yapan üssün karantinaya alınmasına yol açtı.

Barksdale, ABD Hava Kuvvetleri'nin en büyük ikinci havaalanı ve 40'tan fazla B-52 bombardıman uçağına ev sahipliği yapıyor. Barksdale, aktif görevdeki askerler, yedek askerler, asker aileleri ve sivil çalışanlar da dahil yaklaşık 15 bin kişilik bir nüfusa sahip.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news/world/americas/us-politics