Blinken’dan Rusya'ya İran üzerindeki nüfuzunu kullanma çağrısı

Ulyanov dün Malley ile Viyana'da bir araya geldi. (Ulyanov’un Twitter hesabı)
Ulyanov dün Malley ile Viyana'da bir araya geldi. (Ulyanov’un Twitter hesabı)
TT

Blinken’dan Rusya'ya İran üzerindeki nüfuzunu kullanma çağrısı

Ulyanov dün Malley ile Viyana'da bir araya geldi. (Ulyanov’un Twitter hesabı)
Ulyanov dün Malley ile Viyana'da bir araya geldi. (Ulyanov’un Twitter hesabı)

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmayı canlandırmayı hedefleyen Viyana müzakerelerinin yeni bir uzlaşıya varmak için hızlandırılması amacıyla Rusya’ya yönelik yeni bir adım attı. Moskova’dan süreçte sonuç alınması için İran üzerindeki nüfuzunu kullanmasını talep etti.
Blinken ve Rus mevkidaşı Sergey Lavrov dün Cenevre'de yaptıkları görüşmede başta Viyana müzakerelerindeki gelişmeler olmak üzere İran meselesi ele alındı. Blinken gazetecilere verdiği demeçte, Nükleer Anlaşma’yı kurtarmayı hedefleyen müzakerelerin başarılı olması için fırsatın kısıtlı olduğunu söyledi. Reuters haber ajansına göre 2015'te imzalanan anlaşmanın ABD ile Rusya arasında “güvenlik konularında olası iş birliği için bir örnek teşkil ettiğini” belirten Blinken, yeni bir anlaşmaya varmak için hızlanılması amacıyla Rusya'ya mesaj gödererek Moskova’yı İran üzerinde kullanmaya teşvik etti.
ABD Dışişleri Bakanı, 2015 yılında imzalanan anlaşmaya geri dönmek için halen fırsat olduğunu vurguladığı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“İran ile nükleer anlaşma taahhütlerine karşılıklı dönüş ile ilgili yürütülen müzakerelerde karar anına ulaştı. Önümüzdeki birkaç hafta içinde bir uzlaşıya varılmazsa İran'ın devam eden nükleer faaliyetleri anlaşmaya geri dönmeyi imkansızlaştıracak. Ancak halen müzakereleri başarıyla sonlandırmak ve tüm tarafların endişelerini sona erdirmek için kısıtlı da olsa bir şans var.”
Blinken'ın kısıtlı bir fırsat olduğuna ilişkin uyarısı, ABD Başkanı Joe Biden ve Avrupalı müttefiklerinin perşembe günü anlaşmayı kurtarmak için kalan şans olarak niteledikleri son tura dair açıklamalarının ardından geldi. Açıklmada söz konusu sürenin bitimeine birkaç hafta kaldığı vurgulandı.
Fransız bir diplomatik kaynak konuya dair, temel meselelerde ilerleme kaydedilmediğini söyleyerek “İran aynı yolda yürümeye devam ederse ve müzakereler aynı şekilde devam ederse bunu (anlaşmayı canlandırmayı) başaramayacağız” açıklamasında bulundu.
ABD Başkanı Joe Biden çarşamba günü yaptığı açıklamada “Teslim olma zamanı henüz gelmedi. Çünkü bazı ilerlemeler kaydedildi” dedi. Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki’ye de perşembe günü düzenlediği basın toplantısında, Biden'ın iyimserliğinin nedenleri, İran'ın dini liderinden herhangi bir garanti alıp almadığı ve Washington'ın Tahran'ın istediği garantileri verme niyetinde olup olmadığı soruldu Psaki’nin cevabı şöyle oldu:
“Bu, İran'ın müzakere masasına ne koymak istediğine bağlı. Başkan diplomasinin öncelikli ve en iyi seçenek olduğunu düşünüyor. Ayrıca birkaç hafta önce ekibinden de bir dizi seçenek hazırlamasını istedi. Başka seçenekler de gündemde.”
Sözcü, nükleer anlaşmadan çekildiği için eski ABD Başkanı Trump’ı bir kez daha suçlamayı ihmal etmedi. Bunun İran'ı parçalanabilir (fisil) malzeme geliştirmeye daha çok yakınlaştırdığını savundu.
İran, Biden yönetiminin göreve başladığı dönemde uranyum zenginleştirme oranını yüzde 20'ye çıkarmış, ikinci tur müzakerelerin başlamasından sadece bir hafta sonra, nisan ayında da yüzde 60 saflıktata uranyum zenginleştirmişti.

Çok geçmeden
Avrupa Birliği’nden (AB) üst düzey bir yetkili, müzakere sürecinin “doğru yönde gittiğini” ve endişenin “içerikten ziyade zamanlama ile ilgili” olduğu bilgisini verdi. “Elimizde bir anlaşma olacağını düşünüyorum. Çok geçmeden bunun gerçekleşeceğini sanıyorum" ifadesini kullandı. Adının açıklanmasını istemeyen kaynak Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bir dizi konuda  sınırlı da olsa ilerleme kaydedildi. Nihai bir anlaşmaya varmak için doğru yolda olduğumuzu düşünüyorum.En büyük endişem, içerikten çok zamanlamayla ilgili. Çok yavaş gittiğimizi hissediyorum. Zamanlamadan dolayı uygun bir çözüm bulamazsak bu inanılmaz bir hata olur.”
Diğer yandan İran'ın baş müzakerecisi Ali Bakıri ve diğer tarafların heyetleri ile Coburg Sarayı'nda gerçekleştirilen ikili görüşmeler devam etti. Rusya'nın Birleşmiş Milletler (BM) Viyana Ofisi Nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Mikhail Ulyanov müzakerelerin atmosferine ilişkin  bilgileri Twitter üzerinden paylaşmaya devam etti. Ulyanov yaptığı paylaşımında, Viyana müzakerelerinin durumunu değerlendirmek için 4+1 heyetleri ile ABD ve İran taraflarının katılmadığı bir toplantı yapıldığını belirtti.
Müzakerelerin gidişatına yönelik eleştiriler ve ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Avrupalı mevkidaşlarının sözlerine verilen karşılıklar toplantının atmosferine de yansıdı. Zira Rus diplomat şunları söyledi:
“Batılı mevkidaşlar kamuoyu önünde yaptıkları gibi, müzakerelerin olabildiğince çabuk sonlandırılması gerektiğini vurguladılar. Rusya acele etme konusunda aynı görüşte ancak suni nihai tarihler verilmesine karşı çıkıyor.”
Rus diplomat, son paylaşımında ABD'nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley ile yaptıkları ikili görüşmeye işaret ederek “Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) geri kazanılmasını ve yaptırımların kaldırılmasını sağlamak için Viyana müzakereleri bağlamında halledilmesi gereken temel konuları görüştük” ifadelerini kullandı.
Diplomat, resmi IRNA haber ajansının haberine göre Viyana'daki durumun karmaşıklığına işaret ettiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“İran'ın iyi niyeti, müzakerelerin doğru yola girmesini sağladı. Batılılar iyi şeyler yaptıklarını gösterirken aslında herhangi bir pratik girişim sunmuyorlar. Müzakerelerdeki ihtilaf noktalarının çözülmesi, Washington ve Avrupa ülkelerinden siyasi kararlar gelmesi gerekiyor. ABD yaptırımları faal bir şekilde kaldırmak için gerekli kararları almalı ve bir an önce anlaşmaya varılması için garantiler vermeli.”
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan da daha önce Batılı ülkeleri davranışlarında ve sözlerinde “çelişki” olmakla suçlayarak müzakerelerde “pratik girişimler sunmadıklarını” söylemişti. Abdullahiyan açıklamasını şöyle sürdürmüştü:
“Sorun şu ki Batılı taraflar karşılıklı alınıp verilen belgelerde ya da arabulucular tarafından iletilen mesajlarda iyi şeylerden bahsediyorlar ancak aslında herhangi bir pratik girişim sunmuyorlar.”
IRNA haber ajansı bir diğer haberinde ABD yaptırımları sonucunda sallantıda olan İran ekonomisi konusunda "adım adım" veya "geçici anlaşma" şeklindeki herhangi bir anlaşmanın sonuçları ve "ikincil zararları" konusunda uyarıda bulunan uzmanların görüşlerine yer verdi. Söz konusu uzmanlar “müzakerelere gerçekçi bir pencereden bakma” çağrısında bulunarak önceki görüşmelerdeki “düğümün” çözülmesi için zaman gerektiğini söylediler.

Doğuya yönelim
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politikalar Komisyonu üyesi milletvekili Celil Rahimi Abadi, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin ziyaretinin "Batılılara İran'ın hedeflerine ulaşmasının tüm yollarının ABD ve Avrupa’dan ibaret olmadığı mesajını verdiğini” bildirdi.
IRNA haber ajansının dünkü haberine göre Rahimi şu ifadeleri kullandı:
“İran dış politikasında bağımsızlıkve ne Doğu ne de Batı politikasını benimsendiği kadar dengenin temeli ve doğuya yönelme olarak adlandırılan yaklaşım da yer alıyor. Denge şu demek oluyor ki İran ihtiyaçlarını karşılamak için siyasi, kültürel ve ekonomik alanlardaki ilişkilerini sadece dünyanın bir kısmına bağlı olarak yürütmüyor” dedi. Milletvekili ayrıca aşırı muhafazakar İbrahim Reisi liderliğindeki hükümetin yaklaşımının “Batı'ya bağımlılığı azaltmak” olduğunu söyledi.
İran'ın Rusya ve Çin ile yakınlaşması ve Viyana'daki müzakereler konusundaki iç çekişme, cuma hutbelerinde de kendini hissettirdi. İmamların hutbeleri, İran’ın dini lideri Ali Hamaney'in ofisinin siyasi duruşunu yansıtıyor.
Kerec’in cuma hatibi olan Muhammed Mehdi Huseyni Hamdani konuşmasında şunları söyledi:
 “ABD İran ulusunun önünde mantıklı bir karar verse iyi olacak. ABD, büyük şeytan bile olsa herhangi bir hata yapamaz. ABD’nin liderleri insani adımlar atarsa ülkemiz de Washington'la olan husumetine son verebilir.
Reisi’nin Kremlin’de namaz kılmasına da işaret eden Hamdani  “Cumhurbaşkanımızın bir gün Beyaz Saray'da namaz kılması muhtemel. Zira Kremlin'deki namazı birçok mesaj gönderdi” dedi.
Diğer yandan İsfahan’ın cuma hatibi Yusuf Tabatabai Nejad da Humeyni'nin ‘Ne Doğu ne Batı, İslam Cumhuriyeti’ şiarını hedef alanları eleştirdi. Hint Okyanusu'nun kuzeyinde İran, Rusya ve Çin’in ortaklaşa gerçekleştirdiği tatbikatlara üstü kapalı bir şekilde işaret eden imam şu ifadeleri kullandı:
“Çin ve Rusya ile istişarelerde bulunuyoruz. Savaş halinde olmadığımız sürece yabancılarla iş yapmamızı ve anlaşmalar imzalamamızı engelleyen herhangi bir delil veya kaynak olmadığını göz önünde bulundurmalıyız. Rusya ve Çin hiçbir zaman hükümranlık peşinde koşmadı. Bu yüzden kafirlerle iş yapmak sorun değil.”
Nejad ayrıca İran Cumhurbaşkanı’nın Putin ile yaptığı görüşmeler sırasında Kremlin'de namaz kılmasını da savundu.

Nükleer iş birliğinin genişletilmesi
İran Atom Enerjisi Kurumu Sözcüsü Behruz Kemalvendi, İran Radyo Televizyon Kurumu'na bağlı Press TV’ye verdiği röportajda, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin arasında Moskova'da gerçekleşen "istişarelerin en önemli odak noktalarının arasında nükleer iş birliğini geliştirmenin”olduğunu söyledi. Sözcü açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“İki ülke, nükleer enerji ve teknoloji alanında ikili stratejik iş birliğinin geliştirilmesi kapsamında Buşehr Nükleer Santrali’nde yeni bölümlerin kurulması konusunda müzakerelerde bulunuyor.”



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.