Blinken’dan Rusya'ya İran üzerindeki nüfuzunu kullanma çağrısı

Ulyanov dün Malley ile Viyana'da bir araya geldi. (Ulyanov’un Twitter hesabı)
Ulyanov dün Malley ile Viyana'da bir araya geldi. (Ulyanov’un Twitter hesabı)
TT

Blinken’dan Rusya'ya İran üzerindeki nüfuzunu kullanma çağrısı

Ulyanov dün Malley ile Viyana'da bir araya geldi. (Ulyanov’un Twitter hesabı)
Ulyanov dün Malley ile Viyana'da bir araya geldi. (Ulyanov’un Twitter hesabı)

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmayı canlandırmayı hedefleyen Viyana müzakerelerinin yeni bir uzlaşıya varmak için hızlandırılması amacıyla Rusya’ya yönelik yeni bir adım attı. Moskova’dan süreçte sonuç alınması için İran üzerindeki nüfuzunu kullanmasını talep etti.
Blinken ve Rus mevkidaşı Sergey Lavrov dün Cenevre'de yaptıkları görüşmede başta Viyana müzakerelerindeki gelişmeler olmak üzere İran meselesi ele alındı. Blinken gazetecilere verdiği demeçte, Nükleer Anlaşma’yı kurtarmayı hedefleyen müzakerelerin başarılı olması için fırsatın kısıtlı olduğunu söyledi. Reuters haber ajansına göre 2015'te imzalanan anlaşmanın ABD ile Rusya arasında “güvenlik konularında olası iş birliği için bir örnek teşkil ettiğini” belirten Blinken, yeni bir anlaşmaya varmak için hızlanılması amacıyla Rusya'ya mesaj gödererek Moskova’yı İran üzerinde kullanmaya teşvik etti.
ABD Dışişleri Bakanı, 2015 yılında imzalanan anlaşmaya geri dönmek için halen fırsat olduğunu vurguladığı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“İran ile nükleer anlaşma taahhütlerine karşılıklı dönüş ile ilgili yürütülen müzakerelerde karar anına ulaştı. Önümüzdeki birkaç hafta içinde bir uzlaşıya varılmazsa İran'ın devam eden nükleer faaliyetleri anlaşmaya geri dönmeyi imkansızlaştıracak. Ancak halen müzakereleri başarıyla sonlandırmak ve tüm tarafların endişelerini sona erdirmek için kısıtlı da olsa bir şans var.”
Blinken'ın kısıtlı bir fırsat olduğuna ilişkin uyarısı, ABD Başkanı Joe Biden ve Avrupalı müttefiklerinin perşembe günü anlaşmayı kurtarmak için kalan şans olarak niteledikleri son tura dair açıklamalarının ardından geldi. Açıklmada söz konusu sürenin bitimeine birkaç hafta kaldığı vurgulandı.
Fransız bir diplomatik kaynak konuya dair, temel meselelerde ilerleme kaydedilmediğini söyleyerek “İran aynı yolda yürümeye devam ederse ve müzakereler aynı şekilde devam ederse bunu (anlaşmayı canlandırmayı) başaramayacağız” açıklamasında bulundu.
ABD Başkanı Joe Biden çarşamba günü yaptığı açıklamada “Teslim olma zamanı henüz gelmedi. Çünkü bazı ilerlemeler kaydedildi” dedi. Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki’ye de perşembe günü düzenlediği basın toplantısında, Biden'ın iyimserliğinin nedenleri, İran'ın dini liderinden herhangi bir garanti alıp almadığı ve Washington'ın Tahran'ın istediği garantileri verme niyetinde olup olmadığı soruldu Psaki’nin cevabı şöyle oldu:
“Bu, İran'ın müzakere masasına ne koymak istediğine bağlı. Başkan diplomasinin öncelikli ve en iyi seçenek olduğunu düşünüyor. Ayrıca birkaç hafta önce ekibinden de bir dizi seçenek hazırlamasını istedi. Başka seçenekler de gündemde.”
Sözcü, nükleer anlaşmadan çekildiği için eski ABD Başkanı Trump’ı bir kez daha suçlamayı ihmal etmedi. Bunun İran'ı parçalanabilir (fisil) malzeme geliştirmeye daha çok yakınlaştırdığını savundu.
İran, Biden yönetiminin göreve başladığı dönemde uranyum zenginleştirme oranını yüzde 20'ye çıkarmış, ikinci tur müzakerelerin başlamasından sadece bir hafta sonra, nisan ayında da yüzde 60 saflıktata uranyum zenginleştirmişti.

Çok geçmeden
Avrupa Birliği’nden (AB) üst düzey bir yetkili, müzakere sürecinin “doğru yönde gittiğini” ve endişenin “içerikten ziyade zamanlama ile ilgili” olduğu bilgisini verdi. “Elimizde bir anlaşma olacağını düşünüyorum. Çok geçmeden bunun gerçekleşeceğini sanıyorum" ifadesini kullandı. Adının açıklanmasını istemeyen kaynak Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bir dizi konuda  sınırlı da olsa ilerleme kaydedildi. Nihai bir anlaşmaya varmak için doğru yolda olduğumuzu düşünüyorum.En büyük endişem, içerikten çok zamanlamayla ilgili. Çok yavaş gittiğimizi hissediyorum. Zamanlamadan dolayı uygun bir çözüm bulamazsak bu inanılmaz bir hata olur.”
Diğer yandan İran'ın baş müzakerecisi Ali Bakıri ve diğer tarafların heyetleri ile Coburg Sarayı'nda gerçekleştirilen ikili görüşmeler devam etti. Rusya'nın Birleşmiş Milletler (BM) Viyana Ofisi Nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Mikhail Ulyanov müzakerelerin atmosferine ilişkin  bilgileri Twitter üzerinden paylaşmaya devam etti. Ulyanov yaptığı paylaşımında, Viyana müzakerelerinin durumunu değerlendirmek için 4+1 heyetleri ile ABD ve İran taraflarının katılmadığı bir toplantı yapıldığını belirtti.
Müzakerelerin gidişatına yönelik eleştiriler ve ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Avrupalı mevkidaşlarının sözlerine verilen karşılıklar toplantının atmosferine de yansıdı. Zira Rus diplomat şunları söyledi:
“Batılı mevkidaşlar kamuoyu önünde yaptıkları gibi, müzakerelerin olabildiğince çabuk sonlandırılması gerektiğini vurguladılar. Rusya acele etme konusunda aynı görüşte ancak suni nihai tarihler verilmesine karşı çıkıyor.”
Rus diplomat, son paylaşımında ABD'nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley ile yaptıkları ikili görüşmeye işaret ederek “Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) geri kazanılmasını ve yaptırımların kaldırılmasını sağlamak için Viyana müzakereleri bağlamında halledilmesi gereken temel konuları görüştük” ifadelerini kullandı.
Diplomat, resmi IRNA haber ajansının haberine göre Viyana'daki durumun karmaşıklığına işaret ettiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“İran'ın iyi niyeti, müzakerelerin doğru yola girmesini sağladı. Batılılar iyi şeyler yaptıklarını gösterirken aslında herhangi bir pratik girişim sunmuyorlar. Müzakerelerdeki ihtilaf noktalarının çözülmesi, Washington ve Avrupa ülkelerinden siyasi kararlar gelmesi gerekiyor. ABD yaptırımları faal bir şekilde kaldırmak için gerekli kararları almalı ve bir an önce anlaşmaya varılması için garantiler vermeli.”
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan da daha önce Batılı ülkeleri davranışlarında ve sözlerinde “çelişki” olmakla suçlayarak müzakerelerde “pratik girişimler sunmadıklarını” söylemişti. Abdullahiyan açıklamasını şöyle sürdürmüştü:
“Sorun şu ki Batılı taraflar karşılıklı alınıp verilen belgelerde ya da arabulucular tarafından iletilen mesajlarda iyi şeylerden bahsediyorlar ancak aslında herhangi bir pratik girişim sunmuyorlar.”
IRNA haber ajansı bir diğer haberinde ABD yaptırımları sonucunda sallantıda olan İran ekonomisi konusunda "adım adım" veya "geçici anlaşma" şeklindeki herhangi bir anlaşmanın sonuçları ve "ikincil zararları" konusunda uyarıda bulunan uzmanların görüşlerine yer verdi. Söz konusu uzmanlar “müzakerelere gerçekçi bir pencereden bakma” çağrısında bulunarak önceki görüşmelerdeki “düğümün” çözülmesi için zaman gerektiğini söylediler.

Doğuya yönelim
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politikalar Komisyonu üyesi milletvekili Celil Rahimi Abadi, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin ziyaretinin "Batılılara İran'ın hedeflerine ulaşmasının tüm yollarının ABD ve Avrupa’dan ibaret olmadığı mesajını verdiğini” bildirdi.
IRNA haber ajansının dünkü haberine göre Rahimi şu ifadeleri kullandı:
“İran dış politikasında bağımsızlıkve ne Doğu ne de Batı politikasını benimsendiği kadar dengenin temeli ve doğuya yönelme olarak adlandırılan yaklaşım da yer alıyor. Denge şu demek oluyor ki İran ihtiyaçlarını karşılamak için siyasi, kültürel ve ekonomik alanlardaki ilişkilerini sadece dünyanın bir kısmına bağlı olarak yürütmüyor” dedi. Milletvekili ayrıca aşırı muhafazakar İbrahim Reisi liderliğindeki hükümetin yaklaşımının “Batı'ya bağımlılığı azaltmak” olduğunu söyledi.
İran'ın Rusya ve Çin ile yakınlaşması ve Viyana'daki müzakereler konusundaki iç çekişme, cuma hutbelerinde de kendini hissettirdi. İmamların hutbeleri, İran’ın dini lideri Ali Hamaney'in ofisinin siyasi duruşunu yansıtıyor.
Kerec’in cuma hatibi olan Muhammed Mehdi Huseyni Hamdani konuşmasında şunları söyledi:
 “ABD İran ulusunun önünde mantıklı bir karar verse iyi olacak. ABD, büyük şeytan bile olsa herhangi bir hata yapamaz. ABD’nin liderleri insani adımlar atarsa ülkemiz de Washington'la olan husumetine son verebilir.
Reisi’nin Kremlin’de namaz kılmasına da işaret eden Hamdani  “Cumhurbaşkanımızın bir gün Beyaz Saray'da namaz kılması muhtemel. Zira Kremlin'deki namazı birçok mesaj gönderdi” dedi.
Diğer yandan İsfahan’ın cuma hatibi Yusuf Tabatabai Nejad da Humeyni'nin ‘Ne Doğu ne Batı, İslam Cumhuriyeti’ şiarını hedef alanları eleştirdi. Hint Okyanusu'nun kuzeyinde İran, Rusya ve Çin’in ortaklaşa gerçekleştirdiği tatbikatlara üstü kapalı bir şekilde işaret eden imam şu ifadeleri kullandı:
“Çin ve Rusya ile istişarelerde bulunuyoruz. Savaş halinde olmadığımız sürece yabancılarla iş yapmamızı ve anlaşmalar imzalamamızı engelleyen herhangi bir delil veya kaynak olmadığını göz önünde bulundurmalıyız. Rusya ve Çin hiçbir zaman hükümranlık peşinde koşmadı. Bu yüzden kafirlerle iş yapmak sorun değil.”
Nejad ayrıca İran Cumhurbaşkanı’nın Putin ile yaptığı görüşmeler sırasında Kremlin'de namaz kılmasını da savundu.

Nükleer iş birliğinin genişletilmesi
İran Atom Enerjisi Kurumu Sözcüsü Behruz Kemalvendi, İran Radyo Televizyon Kurumu'na bağlı Press TV’ye verdiği röportajda, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin arasında Moskova'da gerçekleşen "istişarelerin en önemli odak noktalarının arasında nükleer iş birliğini geliştirmenin”olduğunu söyledi. Sözcü açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“İki ülke, nükleer enerji ve teknoloji alanında ikili stratejik iş birliğinin geliştirilmesi kapsamında Buşehr Nükleer Santrali’nde yeni bölümlerin kurulması konusunda müzakerelerde bulunuyor.”



Pentagon, Kuzey Kore'yi caydırmada "sınırlı bir rol" bekliyor

Pentagon binası (AP)
Pentagon binası (AP)
TT

Pentagon, Kuzey Kore'yi caydırmada "sınırlı bir rol" bekliyor

Pentagon binası (AP)
Pentagon binası (AP)

ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) dün yayınladığı politika belgesi, bakanlığın Kuzey Kore'yi caydırmada "daha sınırlı" bir rol oynamasını ve sorumluluğun büyük bir kısmını Güney Kore'ye devretmesini beklediğini gösteriyor. Bu, Seul'de endişelere yol açabilecek bir adım.

Güney Kore, Kuzey Kore'den gelebilecek herhangi bir askeri tehdide karşı ortak savunmanın parçası olarak yaklaşık 28 bin 500 ABD askerine ev sahipliği yapıyor ve Seul bu yıl savunma bütçesini yüzde 7,5 artırdı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Pentagon politikasını yönlendiren bir belge olan Ulusal Savunma Stratejisi, "Güney Kore, ABD'nin hayati ancak daha sınırlı desteğiyle Kuzey Kore'yi caydırma konusunda birincil sorumluluğu üstlenebilecek kapasitededir" ifadesini içermekte.


Meloni, Trump'ı Ukrayna savaşını sona erdirmesi halinde Nobel Barış Ödülü'ne aday göstereceğine söz verdi

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Roma'da düzenlediği basın toplantısında (EPA)
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Roma'da düzenlediği basın toplantısında (EPA)
TT

Meloni, Trump'ı Ukrayna savaşını sona erdirmesi halinde Nobel Barış Ödülü'ne aday göstereceğine söz verdi

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Roma'da düzenlediği basın toplantısında (EPA)
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Roma'da düzenlediği basın toplantısında (EPA)

İtalyan Başbakanı Giorgia Meloni, dün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilmeden önce Ukrayna'daki savaşı sona erdirmesini umduğunu belirtti.

 Meloni, ödülü alamadığı için hayal kırıklığını gizlemeyen Trump ile dostane ilişkiler sürdürüyor.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşmesinin ardından düzenlediği basın toplantısında, "Umarım bir gün Donald Trump'a Nobel Barış Ödülü'nü verebiliriz" dedi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre sözlerine şöyle devam etti: "Eğer Ukrayna için adil ve kalıcı bir barışın sağlanmasında fark yaratırsa, biz de Donald Trump'ı Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterebiliriz."

Trump, pazartesi günü yayınlanan Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store'ye yazdığı mektupta, ödülü almamış olmanın kendisini artık "sadece barış için çalışmak" zorunda hissetmediği anlamına geldiğini belirtti.

Trump perşembe günü, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi ve Filistin topraklarının yeniden inşasını denetlemek amacıyla kurulan, ancak o zamandan beri çeşitli çatışmaları çözmeyi amaçlayan bir mekanizmaya dönüşen "Barış Konseyi"nin kurulduğunu duyurdu.

İtalya'yı Konseye katılmaya davet etti, ancak Meloni, Trump'ı "anayasal sorunlar" konusunda bilgilendirdiğini söyledi.

Medya haberlerine göre, İtalyan yasaları, yalnızca yabancı bir lider tarafından yönetilen kuruluşa üye olmaya izin vermiyor.

Meloni, Trump'tan konseyi "sadece İtalya'nın değil, diğer Avrupa ülkelerinin ihtiyaçlarını da karşılayacak şekilde" yeniden yapılandırmasını istediğini söyledi.


Trump yönetimi, Küba'yı petrol ithalatından mahrum bırakmak için abluka uygulamayı değerlendiriyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump yönetimi, Küba'yı petrol ithalatından mahrum bırakmak için abluka uygulamayı değerlendiriyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

Politico, kaynaklara dayandırdığı dünkü haberinde, Trump yönetiminin Küba'yı hayati önem taşıyan petrol ithalatından mahrum bırakmak için deniz ablukası uygulamayı değerlendirdiğini bildirdi.

Web sitesi, yönetimin Küba'da rejim değişikliği için Karayip ülkesine petrol ithalatına tamamen ambargo uygulanması da dahil olmak üzere çeşitli seçenekleri değerlendirdiğini belirtti.

Politico, plana aşina üç kaynağa atıfta bulunarak, yönetim içindeki Küba hükümeti eleştirmenlerinin Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun desteğiyle bu gerilimi tırmandırmayı amaçladığını bildirdi.

Kaynaklar, Trump yönetiminin henüz bu konuda bir karar vermediğini, ancak bunun Trump'a Küba'yı komünist yönetimine son vermeye zorlamak için sunulan bir dizi seçenek arasında olabileceğini belirtti.

Küba'ya petrol ithalatına tam ambargo uygulanması insani bir krize yol açacak ve bu da bazı yönetim yetkililerinin buna karşı çıkmasına neden olacak bir olasılık.

Ancak bu tartışmalar, Trump yönetimi içindeki bazı kişilerin, düşman olarak gördükleri Latin Amerika liderlerini izole etmeyi ne ölçüde düşündüklerini ortaya koyuyor.

Şarku’l Avsat’ın Politico n aktardığına göre plan hakkında bilgi sahibi olan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir kaynak, “Enerji, rejimi devirmek için en güçlü silahımızdır” ifadelerini kullandı.

Kaynak ayrıca, 1959 Küba Devrimi'nden beri ülkeyi yöneten komünist hükümetin devrilmesinin, ABD yönetimi açısından “2026'da kesinleşmiş bir durum” olduğunu da belirtti.