Blinken’dan Rusya'ya İran üzerindeki nüfuzunu kullanma çağrısı

Ulyanov dün Malley ile Viyana'da bir araya geldi. (Ulyanov’un Twitter hesabı)
Ulyanov dün Malley ile Viyana'da bir araya geldi. (Ulyanov’un Twitter hesabı)
TT

Blinken’dan Rusya'ya İran üzerindeki nüfuzunu kullanma çağrısı

Ulyanov dün Malley ile Viyana'da bir araya geldi. (Ulyanov’un Twitter hesabı)
Ulyanov dün Malley ile Viyana'da bir araya geldi. (Ulyanov’un Twitter hesabı)

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmayı canlandırmayı hedefleyen Viyana müzakerelerinin yeni bir uzlaşıya varmak için hızlandırılması amacıyla Rusya’ya yönelik yeni bir adım attı. Moskova’dan süreçte sonuç alınması için İran üzerindeki nüfuzunu kullanmasını talep etti.
Blinken ve Rus mevkidaşı Sergey Lavrov dün Cenevre'de yaptıkları görüşmede başta Viyana müzakerelerindeki gelişmeler olmak üzere İran meselesi ele alındı. Blinken gazetecilere verdiği demeçte, Nükleer Anlaşma’yı kurtarmayı hedefleyen müzakerelerin başarılı olması için fırsatın kısıtlı olduğunu söyledi. Reuters haber ajansına göre 2015'te imzalanan anlaşmanın ABD ile Rusya arasında “güvenlik konularında olası iş birliği için bir örnek teşkil ettiğini” belirten Blinken, yeni bir anlaşmaya varmak için hızlanılması amacıyla Rusya'ya mesaj gödererek Moskova’yı İran üzerinde kullanmaya teşvik etti.
ABD Dışişleri Bakanı, 2015 yılında imzalanan anlaşmaya geri dönmek için halen fırsat olduğunu vurguladığı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“İran ile nükleer anlaşma taahhütlerine karşılıklı dönüş ile ilgili yürütülen müzakerelerde karar anına ulaştı. Önümüzdeki birkaç hafta içinde bir uzlaşıya varılmazsa İran'ın devam eden nükleer faaliyetleri anlaşmaya geri dönmeyi imkansızlaştıracak. Ancak halen müzakereleri başarıyla sonlandırmak ve tüm tarafların endişelerini sona erdirmek için kısıtlı da olsa bir şans var.”
Blinken'ın kısıtlı bir fırsat olduğuna ilişkin uyarısı, ABD Başkanı Joe Biden ve Avrupalı müttefiklerinin perşembe günü anlaşmayı kurtarmak için kalan şans olarak niteledikleri son tura dair açıklamalarının ardından geldi. Açıklmada söz konusu sürenin bitimeine birkaç hafta kaldığı vurgulandı.
Fransız bir diplomatik kaynak konuya dair, temel meselelerde ilerleme kaydedilmediğini söyleyerek “İran aynı yolda yürümeye devam ederse ve müzakereler aynı şekilde devam ederse bunu (anlaşmayı canlandırmayı) başaramayacağız” açıklamasında bulundu.
ABD Başkanı Joe Biden çarşamba günü yaptığı açıklamada “Teslim olma zamanı henüz gelmedi. Çünkü bazı ilerlemeler kaydedildi” dedi. Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki’ye de perşembe günü düzenlediği basın toplantısında, Biden'ın iyimserliğinin nedenleri, İran'ın dini liderinden herhangi bir garanti alıp almadığı ve Washington'ın Tahran'ın istediği garantileri verme niyetinde olup olmadığı soruldu Psaki’nin cevabı şöyle oldu:
“Bu, İran'ın müzakere masasına ne koymak istediğine bağlı. Başkan diplomasinin öncelikli ve en iyi seçenek olduğunu düşünüyor. Ayrıca birkaç hafta önce ekibinden de bir dizi seçenek hazırlamasını istedi. Başka seçenekler de gündemde.”
Sözcü, nükleer anlaşmadan çekildiği için eski ABD Başkanı Trump’ı bir kez daha suçlamayı ihmal etmedi. Bunun İran'ı parçalanabilir (fisil) malzeme geliştirmeye daha çok yakınlaştırdığını savundu.
İran, Biden yönetiminin göreve başladığı dönemde uranyum zenginleştirme oranını yüzde 20'ye çıkarmış, ikinci tur müzakerelerin başlamasından sadece bir hafta sonra, nisan ayında da yüzde 60 saflıktata uranyum zenginleştirmişti.

Çok geçmeden
Avrupa Birliği’nden (AB) üst düzey bir yetkili, müzakere sürecinin “doğru yönde gittiğini” ve endişenin “içerikten ziyade zamanlama ile ilgili” olduğu bilgisini verdi. “Elimizde bir anlaşma olacağını düşünüyorum. Çok geçmeden bunun gerçekleşeceğini sanıyorum" ifadesini kullandı. Adının açıklanmasını istemeyen kaynak Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bir dizi konuda  sınırlı da olsa ilerleme kaydedildi. Nihai bir anlaşmaya varmak için doğru yolda olduğumuzu düşünüyorum.En büyük endişem, içerikten çok zamanlamayla ilgili. Çok yavaş gittiğimizi hissediyorum. Zamanlamadan dolayı uygun bir çözüm bulamazsak bu inanılmaz bir hata olur.”
Diğer yandan İran'ın baş müzakerecisi Ali Bakıri ve diğer tarafların heyetleri ile Coburg Sarayı'nda gerçekleştirilen ikili görüşmeler devam etti. Rusya'nın Birleşmiş Milletler (BM) Viyana Ofisi Nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Mikhail Ulyanov müzakerelerin atmosferine ilişkin  bilgileri Twitter üzerinden paylaşmaya devam etti. Ulyanov yaptığı paylaşımında, Viyana müzakerelerinin durumunu değerlendirmek için 4+1 heyetleri ile ABD ve İran taraflarının katılmadığı bir toplantı yapıldığını belirtti.
Müzakerelerin gidişatına yönelik eleştiriler ve ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Avrupalı mevkidaşlarının sözlerine verilen karşılıklar toplantının atmosferine de yansıdı. Zira Rus diplomat şunları söyledi:
“Batılı mevkidaşlar kamuoyu önünde yaptıkları gibi, müzakerelerin olabildiğince çabuk sonlandırılması gerektiğini vurguladılar. Rusya acele etme konusunda aynı görüşte ancak suni nihai tarihler verilmesine karşı çıkıyor.”
Rus diplomat, son paylaşımında ABD'nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley ile yaptıkları ikili görüşmeye işaret ederek “Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) geri kazanılmasını ve yaptırımların kaldırılmasını sağlamak için Viyana müzakereleri bağlamında halledilmesi gereken temel konuları görüştük” ifadelerini kullandı.
Diplomat, resmi IRNA haber ajansının haberine göre Viyana'daki durumun karmaşıklığına işaret ettiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“İran'ın iyi niyeti, müzakerelerin doğru yola girmesini sağladı. Batılılar iyi şeyler yaptıklarını gösterirken aslında herhangi bir pratik girişim sunmuyorlar. Müzakerelerdeki ihtilaf noktalarının çözülmesi, Washington ve Avrupa ülkelerinden siyasi kararlar gelmesi gerekiyor. ABD yaptırımları faal bir şekilde kaldırmak için gerekli kararları almalı ve bir an önce anlaşmaya varılması için garantiler vermeli.”
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan da daha önce Batılı ülkeleri davranışlarında ve sözlerinde “çelişki” olmakla suçlayarak müzakerelerde “pratik girişimler sunmadıklarını” söylemişti. Abdullahiyan açıklamasını şöyle sürdürmüştü:
“Sorun şu ki Batılı taraflar karşılıklı alınıp verilen belgelerde ya da arabulucular tarafından iletilen mesajlarda iyi şeylerden bahsediyorlar ancak aslında herhangi bir pratik girişim sunmuyorlar.”
IRNA haber ajansı bir diğer haberinde ABD yaptırımları sonucunda sallantıda olan İran ekonomisi konusunda "adım adım" veya "geçici anlaşma" şeklindeki herhangi bir anlaşmanın sonuçları ve "ikincil zararları" konusunda uyarıda bulunan uzmanların görüşlerine yer verdi. Söz konusu uzmanlar “müzakerelere gerçekçi bir pencereden bakma” çağrısında bulunarak önceki görüşmelerdeki “düğümün” çözülmesi için zaman gerektiğini söylediler.

Doğuya yönelim
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politikalar Komisyonu üyesi milletvekili Celil Rahimi Abadi, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin ziyaretinin "Batılılara İran'ın hedeflerine ulaşmasının tüm yollarının ABD ve Avrupa’dan ibaret olmadığı mesajını verdiğini” bildirdi.
IRNA haber ajansının dünkü haberine göre Rahimi şu ifadeleri kullandı:
“İran dış politikasında bağımsızlıkve ne Doğu ne de Batı politikasını benimsendiği kadar dengenin temeli ve doğuya yönelme olarak adlandırılan yaklaşım da yer alıyor. Denge şu demek oluyor ki İran ihtiyaçlarını karşılamak için siyasi, kültürel ve ekonomik alanlardaki ilişkilerini sadece dünyanın bir kısmına bağlı olarak yürütmüyor” dedi. Milletvekili ayrıca aşırı muhafazakar İbrahim Reisi liderliğindeki hükümetin yaklaşımının “Batı'ya bağımlılığı azaltmak” olduğunu söyledi.
İran'ın Rusya ve Çin ile yakınlaşması ve Viyana'daki müzakereler konusundaki iç çekişme, cuma hutbelerinde de kendini hissettirdi. İmamların hutbeleri, İran’ın dini lideri Ali Hamaney'in ofisinin siyasi duruşunu yansıtıyor.
Kerec’in cuma hatibi olan Muhammed Mehdi Huseyni Hamdani konuşmasında şunları söyledi:
 “ABD İran ulusunun önünde mantıklı bir karar verse iyi olacak. ABD, büyük şeytan bile olsa herhangi bir hata yapamaz. ABD’nin liderleri insani adımlar atarsa ülkemiz de Washington'la olan husumetine son verebilir.
Reisi’nin Kremlin’de namaz kılmasına da işaret eden Hamdani  “Cumhurbaşkanımızın bir gün Beyaz Saray'da namaz kılması muhtemel. Zira Kremlin'deki namazı birçok mesaj gönderdi” dedi.
Diğer yandan İsfahan’ın cuma hatibi Yusuf Tabatabai Nejad da Humeyni'nin ‘Ne Doğu ne Batı, İslam Cumhuriyeti’ şiarını hedef alanları eleştirdi. Hint Okyanusu'nun kuzeyinde İran, Rusya ve Çin’in ortaklaşa gerçekleştirdiği tatbikatlara üstü kapalı bir şekilde işaret eden imam şu ifadeleri kullandı:
“Çin ve Rusya ile istişarelerde bulunuyoruz. Savaş halinde olmadığımız sürece yabancılarla iş yapmamızı ve anlaşmalar imzalamamızı engelleyen herhangi bir delil veya kaynak olmadığını göz önünde bulundurmalıyız. Rusya ve Çin hiçbir zaman hükümranlık peşinde koşmadı. Bu yüzden kafirlerle iş yapmak sorun değil.”
Nejad ayrıca İran Cumhurbaşkanı’nın Putin ile yaptığı görüşmeler sırasında Kremlin'de namaz kılmasını da savundu.

Nükleer iş birliğinin genişletilmesi
İran Atom Enerjisi Kurumu Sözcüsü Behruz Kemalvendi, İran Radyo Televizyon Kurumu'na bağlı Press TV’ye verdiği röportajda, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin arasında Moskova'da gerçekleşen "istişarelerin en önemli odak noktalarının arasında nükleer iş birliğini geliştirmenin”olduğunu söyledi. Sözcü açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“İki ülke, nükleer enerji ve teknoloji alanında ikili stratejik iş birliğinin geliştirilmesi kapsamında Buşehr Nükleer Santrali’nde yeni bölümlerin kurulması konusunda müzakerelerde bulunuyor.”



Grönland krizi: Danimarka-ABD ilişkileri nasıl gelişecek?

48 yaşındaki Mette Frederiksen, Danimarka'nın en genç başbakanı (Reuters)
48 yaşındaki Mette Frederiksen, Danimarka'nın en genç başbakanı (Reuters)
TT

Grönland krizi: Danimarka-ABD ilişkileri nasıl gelişecek?

48 yaşındaki Mette Frederiksen, Danimarka'nın en genç başbakanı (Reuters)
48 yaşındaki Mette Frederiksen, Danimarka'nın en genç başbakanı (Reuters)

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, ABD'yle ilişkilerin akıbetinin belirsiz olduğunu ifade etti. 

Frederiksen, New York Times'da (NYT) dün yayımlanan röportajında, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ilhak etme tehditlerinin "eski dünya düzeninin sona erdiğini gösterdiğini" söyledi. 

Berlin'deki Danimarka Büyükelçiliği'nde Amerikan gazetesinin sorularını yanıtlayan Frederiksen, ABD'yle ilişkilerin akıbetinin belirsiz olduğunu vurgulayarak "Umarım ittifakımız sürer ama ne olacağını bilmiyorum" dedi. 

Frederiksen, Trump'ın NATO ve Avrupa'yla ilişkilerini tehlikeye atan açıklamalarının ardından Avrupa'nın Washington'dan bağımsızlığını artırmak için radikal adımlar atması gerektiğini belirtti.

Avrupa ülkelerinin 2030'a kadar askeri harcamalarını hızla artırıp kendi savunmalarının tüm sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Ancak NYT'nin analizinde, bunun "en şahin Avrupa güvenlik uzmanlarının standartlarına göre bile olağanüstü iddialı bir zaman çizelgesi" olduğu yazılıyor. 

Trump, İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) 21 Ocak'ta yaptığı açıklamada, Grönland konusunda "gelecekte yapılacak bir anlaşmanın çerçevesinin" oluşturulduğunu duyurmuştu.

ABD Başkanı, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle görüşerek belirledikleri çerçevenin detaylarını paylaşmamıştı.

Telegraph, adayla ilgili Birleşik Krallık'ın (BK) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle (GKRY) yaptığı anlaşmaya benzer bir mutabakata varıldığını iddia etmişti. Bu kapsamda ABD ordusunun adada askeri eğitim ve istihbarat faaliyeti yürütmesine müsaade edileceği, askeri üs bölgelerinin ABD toprağı sayılacağı savunulmuştu.

BK'nin GKRY'de işlettiği üsler de benzer bir statüye sahip. Grönland'ın kuzeyindeki Pituffik Uzay Üssü, ABD'nin adadaki tek aktif üssü. 

WSJ'nin 21 Ocak'taki haberindeyse Grönland'ın maden kaynaklarına yabancı ülkeler tarafından yapılacak yatırımlarda öncelikli veto hakkının ABD'ye sunulabileceği ileri sürülmüştü. Bunun gerçekleşmesi halinde ABD, Çin ve Rusya'nın adaya yatırımlarının önünü kesebilir.

Diğer yandan Frederiksen, Grönland meselesinin Danimarka ve Avrupalı müttefikleri için "kırmızı çizgi" olduğunu yinelerken, NATO Genel Sekreteri Rutte'nin Danimarka adına böyle bir konuyu müzakere etme yetkisi olmadığını vurguladı. 

NYT'nin irtibata geçtiği Avrupalı diplomatlar, Trump'ın Davos'taki açıklamalarının ardından NATO'nun Arktika'da Çin ve Rusya etkisini sınırlamak için kalıcı bir misyon oluşturmaya odaklandığını söylüyor. Frederiksen de bu yöndeki çalışmaları doğruladı. 

Ukrayna ve Grönland meselelerinin Avrupa için bir çıkar çatışması yaratmadığını savunan Danimarka lideri, sözlerini şöyle sonlandırdı: 

Ukrayna'daki savaşın Ukrayna'yla ilgili olduğuna hiç inanmadım, bu savaş Rusya'yla, Rusya'nın imparatorluk hayalleri ve bir noktada Avrupa'yla savaşa girmeye hazır olmasıyla ilgili. Grönland'daki duruma da aynı gözle bakmak gerekir. Bu Grönland'la değil, dünyadaki işleyişin nasıl değiştiğiyle ilgili.

Independent Türkçe, New York Times, Telegraph


ABD istihbaratı, Maduro’nun sağ kolundan şüpheli: İşbirliği sürecek mi?

Delcy Rodriguez, yemin törenindeki konuşmasında "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin törenindeki konuşmasında "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

ABD istihbaratı, Maduro’nun sağ kolundan şüpheli: İşbirliği sürecek mi?

Delcy Rodriguez, yemin törenindeki konuşmasında "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin törenindeki konuşmasında "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

ABD istihbaratı, Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez'in Washington'la işbirliğini sürdürüp sürdürmeyeceğinden emin değil. 

Beyaz Saray, Rodriguez yönetiminin İran, Çin ve Rusya gibi yakın müttefikleriyle bağlarını koparmasını, bu ülkelerin diplomat ve danışmanlarını sınır dışı etmesini istiyor.

Rodriguez'in 5 Ocak'taki yemin törenine bu ülkelerden temsilciler de katılmıştı. Nicolas Maduro'nun devrilmesiyle Venezuela'nın başına geçici olarak getirilen lider, ABD'nin rakibi olan müttefikleriyle yollarını ayıracağına dair henüz bir açıklama yapmadı. 

İran, Venezuela'nın petrol rafinerilerini onarmasına yardım ederken, Çin ise ülkeye verdiği borcun geri ödemesini petrol satışlarıyla alıyordu. Rusya da Venezuela ordusuna füzeler de dahil birçok silah tedarik etti. 

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Ülkedeki petrol endüstrisiyle yakın bağlantılara sahip Rodriguez, siyasi mahkumları ABD'ye iade etme ve Washington'a 30 milyon ila 50 milyon varil petrol gönderme gibi kararlarla Beyaz Saray'ın taleplerini karşılamıştı. 

Diğer yandan pazar günü ülkenin doğusundaki Anzoategui'deki petrol işçilerine seslenen Rodriguez şu ifadeleri kullanmıştı:

Washington'ın Venezuela'daki siyasetçilere talimat vermesine son verilsin! Farklılıklarımızı ve iç gerilimlerimizi Venezuelalılar çözer. Dış müdahaleye son!

Kaynaklara göre Donald Trump yönetimi Rodriguez'in yerine şimdilik başka bir isim görmüyor. Ancak Washington yönetiminin, muhtemel bir yönetim değişikliğine karşı hazırlıklı olmak için Venezuela'daki üst düzey askeri ve güvenlik yetkilileriyle temas kurmaya başladığı aktarılıyor. 

Diğer yandan Maduro'nun ardından iktidara gelmesi beklenen Venezuelalı aktivist María Corina Machado'nun Trump yönetimi tarafından desteklenmemesi de gündem olmuştu.

Reuters'a konuşan kaynaklardan biri, Maduro yönetimine karşı muhalif tutumuyla tanınan Machado'nun Beyaz Saray'da uzun vadede ülkeyi yönetebilecek bir lider olarak görüldüğüne dikkat çekiyor. 

CNN'in analizindeyse Trump'ın Karakas yönetimine baskı politikasını sürdürdüğü, CIA'in ülkedeki Amerikan varlığını kalıcı hale getirmek için çalışmalara başladığı belirtiliyor. 

Kimliklerinin gizli tutulmasını isteyen kaynaklar, ABD'nin ülkede büyükelçilik açmadan önce CIA aracılığıyla faaliyet göstereceğini söylüyor. Bu sayede Venezuela hükümetindeki farklı kanatlarla, muhalefet figürleriyle ve tehdit oluşturabilecek üçüncü taraflarla "gayri resmi temaslar" kurulacağını ifade ediyor. 

Maduro rejiminin devrilmesinde de önemli rol oynayan CIA'in, Washington'ın İran, Rusya ve Çin'le ilgili endişelerini Karakas yönetimine aktaracağı belirtiliyor.

Kaynaklardan biri, istihbarat kurumunun faaliyetlerinin ABD'nin ülkedeki etkisini artırmayı hedeflediğini söyleyerek, "Bayrağı devlet diker, gerçek etkiyiyse CIA oluşturur" diyor. 

Independent Türkçe, Reuters, CNN


Keir Starmer casusluk riski nedeniyle Çin'e "tek kullanımlık telefonla gidecek"

Sör Keir Starmer, Şi Cinping'le ikili görüşmede (Arşiv/Reuters)
Sör Keir Starmer, Şi Cinping'le ikili görüşmede (Arşiv/Reuters)
TT

Keir Starmer casusluk riski nedeniyle Çin'e "tek kullanımlık telefonla gidecek"

Sör Keir Starmer, Şi Cinping'le ikili görüşmede (Arşiv/Reuters)
Sör Keir Starmer, Şi Cinping'le ikili görüşmede (Arşiv/Reuters)

Sör Keir Starmer ve ekibi, bu haftaki Çin gezisinde casusluğa maruz kalmamak için Pekin'e "tek kullanımlık" telefonlar ve dizüstü bilgisayarlarla gidecek.

Birleşik Krallık (BK) Başbakanı, Çin-Britanya ticari ilişkilerini geliştirmek amacıyla 5 günlük ziyaret için ülkeden ayrılırken, iş dünyası liderleri de ona eşlik ediyor.

Sör Keir ayrılmadan önce bakanlara, BK'nin son yıllarda "Çin'le ilişkilerinde altın çağdan buzul çağına geçtiğini" söyleyerek hükümetinin "stratejik ve tutarlı bir strateji" izleyeceğini iddia etti.

Öte yandan Theresa May'in 2018'deki ziyaretinden bu yana bir Britanya başbakanının ülkeye yaptığı ilk ziyaret olan bu gezi, güvenlik riskleriyle ilgili endişelere de yol açtı.

The Times'a göre başbakan ve ekibi, tüm hükümet ekipmanlarını BK'de bırakarak bu tür riskleri azaltmaya çalışacak.

Bunun yerine ev sahiplerinin casusluk faaliyetlerine maruz kalmalarını önlemek için yanlarına tek kullanımlık telefonlar ve dizüstü bilgisayarlar alacaklar. Diğer yetkililere de kişisel cihazlarını getirmemeleri söylendi.

Başbakanın resmi sözcüsü seyahat öncesinde gazetecilere, telefonunun Çinliler tarafından dinlenmediğinden Sör Keir'ın emin olduğunu ve 10 Numara'nın (BK Başbakanlık Konutu ve Ofisi -ed.n.) "sağlam iletişim güvenlik önlemleri aldığını" açıkladı.

Bu önlemler, bildirildiği üzere dönemin BK Başbakanı Gordon Brown'ın bir yardımcısının, 2008'de Çin'e yaptığı gezide "seks tuzağı" olduğundan şüphelenilen bir operasyonun kurbanı olması sonucu telefonunun çalınmasından sonra alındı.

Sör Keir ayrılmadan önceki kabine toplantısında, ziyarette "önemli iş fırsatları"nın masada olduğunu söylemiş ancak BK'nin ulusal güvenliğinin korunmasının "tartışmaya kapalı" kalacağını vurgulamıştı.

Bu geziye çıkma kararını savunur nitelikte konuşan başbakan, BK'nin Çin'le ilişki kurmayarak "fırsatları kaçırdığını" dile getirmişti.

Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Çin'i üç kez ziyaret ettiğini, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve ABD Başkanı Donald Trump'ın da yakında ziyaret edeceğini belirtmişti.

Londra'da yeni bir Çin büyükelçiliğinin onaylanmasının ardından gerçekleşen gezide Sör Keir, Çin'in casusluk faaliyetleri de dahil birkaç zorlu konuyu Çin lideri Şi Cinping'le görüşmesinde gündeme getirmesi yönünde ülkesinden baskı görecek.

Başbakan ayrıca Uygur azınlığın maruz kaldığı muamele ve Hong Konglu bir demokrasi savunucusu olan Britanya vatandaşı Jimmy Lai'nin tutukluluğu konusunu gündeme getirmesi için çağrılarla karşı karşıya.

78 yaşındaki Lai, Hong Kong'un yeni ulusal güvenlik yasası uyarınca 2020'de gözaltına alındığından bu yana, büyük bir kısmı tek kişilik hücrede olmak üzere 5 yıldan uzun süredir hapiste.

BK Dışişleri Bakanı Yvette Cooper geçen ay isyan ve komplo suçlamalarından hüküm giyen Lai'nin "derhal serbest bırakılmasını" talep etmiş, Çin büyükelçisi de Dışişleri Bakanlığı'na çağrılmıştı.

Independent Türkçe