İsrail heyetinin Sudan ziyaretinin yansımaları

“Uluslararası arenada, askeri darbenin sonlandırılması ve askerlerin ve sivillerin ortak yönetiminde bir geçiş hükümeti kurulması için anlaşmaya varmaya çalışılıyor”

Sudan’da askeri yönetim karşıtı gösteriler sürüyor. (AFP)
Sudan’da askeri yönetim karşıtı gösteriler sürüyor. (AFP)
TT

İsrail heyetinin Sudan ziyaretinin yansımaları

Sudan’da askeri yönetim karşıtı gösteriler sürüyor. (AFP)
Sudan’da askeri yönetim karşıtı gösteriler sürüyor. (AFP)

İsmail Muhammed Ali
İsrail’den üst düzey bir heyet, Sudan ordusu ve güvenlik liderleriyle görüşmeler gerçekleştirmek üzere 19 Ocak’ta Sudan’ın başkenti Hartum’u ziyaret etti. Elde edilen bilgilere göre İsrailli heyet, Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan, yardımcısı Muhammed Hamdan ve İstihbarat Teşkilatı Başkanı Ahmed İbrahim ile bir araya gelerek ülkedeki son gelişmeleri ve güvenlik meselelerini görüştü.  
Ancak resmi makamlar ziyaretin amacı ve içeriğine dair herhangi bir açıklama yapmadı. Daha önce İsrail’den gerçekleştirilen ziyaretler ya da Sudanlı yetkililerin Tel Aviv ile temasları resmi olarak duyuruluyordu.
İsrail Yayın Kurumu 'Makan', üst düzey İsrail heyetini taşıyan uçağın, Mısır Şarm El-Şeyh aktarmasının ardından başkent Hartum’a iniş yaptığını duyurdu. Ziyaretin ABD Amerika Birleşik Devletleri heyetinin temasları ile eşzamanlı gerçekleşmesi ise dikkat çekti. ABD'nin Afrika İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Molly Phee ve ABD'nin Afrika Boynuzu Özel Temsilcisi David Satterfield’ın da yer aldığı bir heyet Sudan’ı ziyaret ediyordu. ABD heyeti, ‘ordunun yönetimden ayrılmasını ve iktidarın sivillere devredilmesini’ talep eden göstericilerin güvenliğinin sağlanmasının öncelikleri arasında olduğunu bildirdi.   
ABD heyeti ziyarette resmi yetkililer, halk temsilcileri ve kanaat önderleriyle bir araya geldi. Görüşmelerde mevcut siyasi krizin çözüm yolları, Sudan’daki sivil ve asker ‘geçiş ortakları’ arasındaki güvenin tesis edilmesi, askerlerin ve sivillerin etkin katılımının olduğu yeni bir siyasi sürecin başlatılması konuları müzakere edildi.  

Dayanak oluşturma  
Eski Sudan Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Muhammed Beşir Süleyman, heyetin ziyaretinin, İsrail’in ‘güvenlik kaygıları’ çerçevesinde gerçekleştiği yorumunda bulundu.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haberde değerlendirmelerde bulunan Süleyman şu ifadeleri kullandı:
‘İsrail’in ulusal güvenliğine takıntı derecesinde önem verdiği bilinir. İsrail’in kurduğu dış ilişkilerde öncelikli meselesi güvenliğidir. İran’ın Kızıldeniz ile Yemen’deki faaliyetleri ve nükleer çalışmaları İsrail’i kaygılandırıyor. Bu bağlamda Sudan’ın jeopolitik konumu göz ardı edilemez. İsrail, Ömer el-Beşir rejiminin devrilmesinin ardından ‘geçiş sürecinde’, Sudan’daki askeri sivil bileşenlerle önemli ilişkiler geliştirebildi. Tel Aviv uzun zamandır bu fırsatı bekliyordu. Nihayetinde Sudan’daki yeni yönetimle yakın temas kurabildi. Ardından da askeri iş birliği ve güvenlik anlaşmalarını pekiştirmek için karşılıklı ziyaretler hız kazandı. Meselenin ekonomik boyutu da göz ardı edilemez. Kızıldeniz kıyıları, başta petrol olmak üzere uluslararası ticaretin yaklaşık yüzde ellisinin geçiş güzergahında bulunuyor.”   
İsrail ile Sudan arasında ikili güvenlik anlaşması imzalandığını hatırlatan Süleyman sözlerini şöylşe sürdürdü:
“İsrail bu güvenlik anlaşmasıyla İran silahlarının Hamas’a ulaştırılmasının önüne geçmeyi garanti altına aldı. Son ziyaretinin birkaç yönü ve amacı olmalı. Ülkede yönetimin sivillere devredilmesi için uzun süredir protesto gösterileri düzenleniyor, İsrail bahsi geçen anlaşmaları mevcut yönetimdeki askerlerle yaptı. Dolayısıyla bu kişilere, mevcut krizden çıkış yolu bulunabilmesi için  kendi deneyimlerini aktaracaktır. Hartum’la ilişkilerini sürdürmek isteyen İsrail, askerlerin yönetimden tamamen uzaklaştırılmadığı bir çözüm bulunması için çaba sarf ediyor olmalı.”  

Ortadoğu'da yeni proje 
İsrail, İbrahim Anlaşmaları olarak bilinen Ortadoğu’daki yeni projesi kapsamında Sudan’a özel bir ilgi duyuyor. Uluslararası ilişkiler alanında çalışmalar yürüten Profesör Reşid Muhammed İbrahim, Independent Arabia'ya şu değerlendirmelerde bulundu:
“İsrail ulusal güvenlik dairesini, kara, hava ve denizlerde mümkün olabildiğince genişletmek istiyor. Dolayısıyla bölgedeki tüm krizleri, siyasi gündeminin yararına kullanmak için hareket ediyor. Sudan’daki mevcut sahne, ikili ilişkilerin geliştirilmesi için olanaklar sağlıyor. İsrail, asker kökenliler, özellikle Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan aracılığı ile ilişkilerini pekiştirmek istiyor. Nitekim Burhan, 2020’de dönemin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşerek bu pozisyon için uygun olduğunu göstermişti. Sudan’da genel seçimlerin yapılması ya da demokratik geçiş sürecinin başarıya ulaşması İsrail’in öncelikleri arasında değil. Görünürde halkla ilişkiler çerçevesinde bu yönde söylemleri olsa da kendi ulusal ve ekonomik çıkarlarını öncelediklerini düşünüyorum.”  
Bunun İsrail heyetinin ilk ziyareti olmadığını hatırlatan İbrahim değerlendirmesine şöyle devam etti:
“Daha önce de İsrail askeri heyetleri birçok defa Sudan’ı ziyaret etti. Bu ziyaretlerin ana gündemi bölgesel güvenlikle ilgiliydi. Terörün bölgede yayılmasının ve Sudan üzerinden İsrail karşıtı örgütlere silah sağlanmasının önlenmesi başlıca konular arasındaydı. Bununla birlikte, Kızıldeniz’in güvenliği de ana gündem maddesiydi. İsrail’in her ne kadar Kızıldeniz’e doğrudan sınırı olmasa da kendisini kıyıdaş ülke olarak görüyor. Dolayısıyla, Kızıldeniz’e sınırı olan Mısır, Suudi Arabistan, Eritre, Ürdün ve Sudan tarafından gerçekleştirilecek herhangi bir askeri oluşumun parçası olmak istiyor. Özellikle de Washington ve Moskova, Kızıldeniz’de üs kurma yarışındayken meselenin dışında tutulmak istemiyor.”   
Profesör İnrahim açıklamalarında İsrail heyetinin ziyaretinin zamanlamasına dikkat çekti:
“Ülkenin birçok şehrinde, özellikle başkent Hartum'da protestolar artmışken İsrail heyetinin ‘askeri bileşenleri’ ziyaret etmesi, mevcut yönetime destek anlamına gelir. Askeri yönetim, anlaşmaya mesafeli yaklaşan sivillerin aksine İbrahim Anlaşması projesi içinde yer alıyor. İsrail, ikincil bir mesele olarak gördüğü yönetimin sivillere devredilmesini önemsemiyor. Bununla birlikte resmi olarak ABD’nin vizyonunu ve 18 Ocak Salı günü Riyad'da düzenlenen Sudan’ın Dostları Konferansı'nın sonuçlarını da destekliyor.”

Ziyaret talebi ABD’den geldi
Sudanlı yazar Cemil el-Fadıl, Washington ve Tel Aviv’in, Sudan'da çıkarlarını koruyabilecekleri bir çözüm yolu arayışında olduğunu belirttiği açıklamasında şunları söyledi:
“ABD yönetimi, Sudan’da istikrarı sarsan bireylere yaptırım uygulanması yönünde iç baskılara maruz kalıyor. Yönetim, Abdulfettah el-Burhan'ın 25 Ekim’de gerçekleştirdiği darbeden geri adım atmasını umarak, Kongre’deki soruşturma önerilerini erteliyor. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken daha önce İsrail'den güçlü ilişkileri olduğu askerleri darbeden vazgeçirerek Sudan krizinin çözümünde olumlu bir rol oynamasını talep etmişti. ABD'nin BM Büyükelçisi Linda Thomas-Greenfield de kasım ayında Tel Aviv’e yaptığı ziyarette İsrailli yetkililerden, Sudan’daki askeri yetkililerle ilişkilerini kullanarak krizin çözümüne katkı sunmalarını talep etmişti.” 
Fadıl açıklamasının devamında yürütülen çözüm çabalarına dikkat çekti:
“İsrail heyetinin Hartum'a yaptığı son ziyaretin ABD’nin özel isteğiyle gerçekleştiğini düşünüyorum. ABD'nin Afrika Boynuzu Özel Temsilcisi David Satterfield’ın ‘çözüm’ misyonunun başarılı olması isteniyor. Halefi olan Jeffrey Feltman'ın başarısızlığının tekrarından endişe ediliyor. Heyeti taşıyan uçağın önce Şarm el-Şeyh’e gitmesi, meselenin Mısır’la koordine dahilinde ele alındığını gösteriyor. Sudan’ın Dostları Konferansı da ziyaretle ilişkili gibi görünüyor. Anladığım kadarıyla uluslararası taraflar, askeri darbenin sonlandırılması, asker ve sivillerin ortak yönetiminde bir geçiş hükümeti kurulması için anlaşmaya varmaya ve sorunu çözmeye çalışıyor. Böylelikle askerlerle iyi ilişkileri olan Mısır da dahil tüm tarafların çıkarları korunmuş olacaktır. Ancak cevap bekleyen soru şudur: Askerlerin yönetimden tamamen ayrılmasını talep eden Sudan halkı razı edilebilecek mi? ” 

Olağanüstü hal  
İsrail ile Sudan geçen yıl ‘ilişkilerin normalleştirilmesi’ anlaşması imzalamıştı. İsrailli yetkililer Hartum’u en son Kasım 2021’de ziyaret etmişti.  
Askeri Geçiş Konseyi (AGK) ile sivil muhalif koalisyon Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) tarafından 2019’da imzalanan Anayasal Bildiri’nin askıya alınması ve olağanüstü hal ilan edilmesi, söz konusu ilişkileri sekteye uğrattı.   
Sudan’da göstericiler 25 Ekim’den bu yana, darbeci olarak nitelendirdikleri Abdulfettah el-Burhan başkanlığındaki yönetimi protesto ediyor. Konsey Başkanı Burhan ve Başbakan Abdullah Hamduk arasında, 21 Kasım’da  Hamduk’un göreve dönmesi yönünde uzlaşıya varıldı. Yeniden göreve gelen başbakanın seçimlere kadar bir teknokratlar hükümetini yönetmesi bekleniyordu. Ancak askerlerle uzlaşıyı protesto eden halka kulak veren Hamduk, uzlaşma çabalarının sonuçsuz kaldığını belirterek 2 Ocak’ta istifa etti.  
Sudan Merkezi Doktorlar Komitesi'ne göre darbe sonrası düzenlenen gösterilerde 72 kişi yaşamını yitirdi.   



Ulusal Komite: Hadramut'taki ihlallerle bağlantılı toplu mezarların varlığını araştırıyoruz

Birleşik Arap Emirlikleri güçleri tarafından Hadramut'ta işletilen yasadışı hapishanelerden biri, (Şarku'l Avsat)
Birleşik Arap Emirlikleri güçleri tarafından Hadramut'ta işletilen yasadışı hapishanelerden biri, (Şarku'l Avsat)
TT

Ulusal Komite: Hadramut'taki ihlallerle bağlantılı toplu mezarların varlığını araştırıyoruz

Birleşik Arap Emirlikleri güçleri tarafından Hadramut'ta işletilen yasadışı hapishanelerden biri, (Şarku'l Avsat)
Birleşik Arap Emirlikleri güçleri tarafından Hadramut'ta işletilen yasadışı hapishanelerden biri, (Şarku'l Avsat)

Yemen Ulusal İnsan Hakları İhlalleri Araştırma Komisyonu, Hadramut Valiliği'nde 2016'dan bu yana meydana gelen ihlallere ilişkin soruşturmaları kapsamında, keyfi tutuklama ve zorla kaybetmeye maruz kalan 100'den fazla mağdurun ifadesini dinlediğini açıkladı.

Komitenin üyesi ve resmi sözcüsü Eşrak el-MaKtari, Şarku'l Avsat'a yaptığı özel açıklamada, komitenin şu ana kadar söz konusu ihlallerle bağlantılı olduğundan şüphelenilen 3 mezar hakkında ihbar aldığını ve bunların araştırılarak doğrulandığını belirtti.

Resim  Hadhramut kıyılarında keyfi tutuklama ve zorla kaybetme mağdurları için düzenlenen kamuya açık duruşma sırasında Ulusal Soruşturma Komisyonu (Ulusal Komisyon)

Açıklamasında, komitenin, tutuklama ve işkence mağdurlarından bir kısmını, ihlallerin niteliğini ve uygulanan yöntemleri daha doğru bir şekilde tespit etmek amacıyla, tutuldukları gözaltı merkezlerine götüreceğini ifade etti.

İşrak el-Mukatri, mağdurların ifadelerinin çoğunun, soruşturmacıların kasten onlara zarar verdiğini ve insanlık onurlarını ihlal ettiğini doğruladığını, aynı zamanda "Bütün bunlar neden?" diye sorduklarını söyledi. Sözlerine şöyle devam etti: "Mağdurlara neyin onları tatmin edeceğini sorduğumuzda, acılarını ve işkencenin etkilerini aşarak, her şeyden önce onurlarının iade edilmesini ve bu ihlallerden sorumlu olanların hesap vermesini talep ediyorlar."

Komitenin, Hadramut halkı arasında kendilerine verilen zararın daha büyük olduğu yönündeki kanaate rağmen, Aden, Lahj ve Socotra dahil olmak üzere diğer valilikleri de ziyaret etmeyi planladığını belirtti. Komitenin, mağdurlara karşı kullanılan bir dizi yasadışı uygulamayı ve bununla birlikte gelen özgürlük ve kişisel güvenlik hakkının, düşünce ve ifade özgürlüğünün ciddi ihlallerini ve yasa dışı gözaltıları incelediğini kaydetti.

csdfrgt
Komite, Hadramut'ta meydana gelen ihlallerle bağlantılı mezarların varlığını araştırdığını açıkladı, (Şarku'l Avsat)

Komite sözcüsü, misyonlarının uluslararası standartlara uygun sistematik bir soruşturma yürütmek, ulusal yargıya sevk edilmeye uygun yasal dosyaları hazırlamak ve adaletin sağlanmasına olanak tanıyan her yolu izlemek olduğunu vurgulayarak, bu ihlallere ilişkin bir raporun önümüzdeki iki ay içinde yayınlanacağını öngördü.

Eşrak el-Mukatri, komitenin Hadramut Valiliği'nde altı yasadışı gözaltı ve tutuklama merkeziyle ilgili raporlar aldığını bildirdi. Açıklamasında, "Bu merkezler aslında resmi hizmet kurumları ve tesisleriydi, ancak daha sonra gözaltı merkezleri ve özgürlüğün kısıtlandığı yerler olarak yeniden düzenlendiler" dedi.

Son siyasi, güvenlik ve askeri değişikliklerin, mağdurların seslerini yükseltmeleri ve gerçeklerin daha net bir şekilde ortaya çıkması için fırsat sağladığını ifade etti. Mümkün olduğunca çok eski tutuklu ve zorla kaybettirilen kişiden bilgi alınmasının gerekliliğini vurgulayan Eşrak al-Mukatri, bu nedenle komitenin halka açık bir grup oturumu düzenlediğini, ardından bireysel ve grup oturumları yaptığını belirtti.

sdvd
Işrak el-Mukatri, Ulusal Komite üyesi ve resmi sözcü (Şarku'l Avsat)

Kurbanların ifadelerine göre, Birleşik Arap Emirlikleri'ne bağlı güçler tarafından işletilen Hadramut'taki en öne çıkan yasadışı gözaltı merkezleri arasında Riyan Havaalanı, el-Dhaba Limanı ve Kampı, Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve el-Rabva Kampı'nın yanı sıra, artık feshedilmiş olan Güney Geçiş Konseyi'nin liderlerinden Ebu Ali el-Hadrami'nin yönettiği güvenlik destek kampları da bulunuyordu.

İşrak al-Mukatri, komitenin dinlediği ifadelerin "çok acı verici olduğunu ve Hadramut'ta böyle bir şey görmeyi beklemediklerini" vurguladı.

Mukalla'da komite tarafından düzenlenen duruşmalarda mağdurlar, tutuklanmalarının gerçekleştiği bağlamı açıklayarak, evlerinden, iş yerlerinden veya halka açık yollardan alındıklarını ve ailelerine haber verilmeden veya onlarla iletişim kurmalarına izin verilmeden çeşitli süreler boyunca gizli gözaltı merkezlerine götürüldüklerini belirtti. Gözaltında çeşitli şiddet türlerine, fiziksel işkenceye, kötü muameleye ve psikolojik zarara maruz kaldıklarını, bunun da birçok vakada kalıcı sakatlıklara, fiziksel deformitelere ve psikolojik bozukluklara ve hastalıklara yol açtığını ifade ettiler.

fevf
Birleşik Arap Emirlikleri güçleri tarafından Hadramut'ta işletilen yasadışı hapishanelerden biri, (Şarku'l Avsat)

Mağdurlar ayrıca işkence sonucu ölen meslektaşları hakkında ifadeler verdiler, bu ihlalleri işlemekle suçlananların isim listelerini ve gözaltı merkezlerinin isim ve yerlerine ilişkin ayrıntıları sundular. Ayrıca komite üyelerine serbest bırakıldıktan sonraki sağlık durumlarını belgeleyen tıbbi raporlar, videolar ve fotoğraflar teslim ettiler.

Ulusal Komite'ye göre mağdurlar ifadelerinin sonunda, bu ihlallerden sorumlu olanların hesap vermesini, bireysel ve kolektif zararların tazmin edilmesini, onurlarının iade edilmesini ve çeşitli aşağılamalara ve insanlık onuruna yönelik saldırılara maruz kalan herkesin adalete kavuşturulmasını talep etme konusundaki kararlılıklarını teyit ettiler.

 


Analistler: Fas ve Etiyopya arasındaki askeri iş birliği Mısır’ı endişelendirmiyor

Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)
Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)
TT

Analistler: Fas ve Etiyopya arasındaki askeri iş birliği Mısır’ı endişelendirmiyor

Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)
Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)

Fas ve Etiyopya arasındaki askeri iş birliği konusunda yapılan bir toplantı, özellikle Büyük Etiyopya Rönesans Barajı'nın su güvenliğine yönelik tehdidi konusunda Addis Ababa ile anlaşmazlık yaşayan Mısır'ın tutumu hakkında soru işaretlerine yol açtı.

Dün Şarku’l Avsat’a konuşan Mısırlı bir kaynak, Kahire'nin henüz resmi olarak yorum yapmadığı Fas-Etiyopya askeri iş birliğinin ‘Kahire'yi endişelendirmediğini ve bu konuda Rabat ile sessiz diplomatik görüşmeler yapılacağını’ söyledi.

Mısır ordusunda eski üst düzey bir subay olan bir askeri uzman da bu görüşe katılıyor. Bu iş birliğinin ‘Kahire için endişe kaynağı olmadığını’ doğrulayan uzman, Fas'ın ‘şu anda Kahire'nin düşmanı ve su haklarına karşı çıkan’ Etiyopya ile iş birliği yapmasına şaşırdığını belirtti.

dfrgt6y
Büyük Etiyopya Rönesans Barajı (Etiyopya Başbakanı'nın Facebook sayfası)

Ancak Etiyopyalı bir milletvekili Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Fas ile yapılan bu işbirliğinin Kahire'ye yönelik olmadığını veya herhangi bir tehdit mesajı ya da çatışma niyeti taşımadığını belirtti.

Addis Ababa'nın ülkesinin yeniden doğuşuna ve kalkınmasına odaklandığını ve kimseyle askeri çatışmaya girmeye niyetli olmadığını belirtti.

Tartışmalı toplantı

Fas gazetesi Hespress, bu ayın ortalarında, Fas-Etiyopya Ortak Askeri Komitesi'nin ilk toplantısını Addis Ababa'da yaptığını ve toplantıda ‘iki ülke arasında askeri ve savunma iş birliği alanında bir eylem planının’ tartışıldığını bildirdi.

Aynı kaynağa göre 2025 yılının haziran ayında Rabat'ta imzalanan askeri iş birliği anlaşması, eğitim, bilimsel araştırma ve askeri tıp alanlarında iş birliğinin yanı sıra bu ortak askeri komitenin kurulmasını da öngörüyordu. Etiyopya Haber Ajansı (ENA) bir sonraki gün, Addis Ababa ve Rabat'ın çeşitli askeri alanlarda ikili iş birliğini güçlendirmek amacıyla ilk ortak savunma komitesi toplantısını gerçekleştirdiğini bildirdi.

ENA’nın haberine göre görüşmelerde ‘iki ülke arasındaki askeri iş birliğinin, savunma kurumları, eğitim ve öğretim, savunma sanayii, teknoloji transferi ve diğer askeri faaliyet alanlarında karşılıklı fayda sağlayacak şekilde teşvik edilmesi’ konuları ele alındı.

Etiyopya Ulusal Savunma Kuvvetleri (ENDF) Dış İlişkiler ve Askeri İşbirliği Genel Müdürü Teshome Gemechu, o dönemde Etiyopya ile Fas arasındaki ilişkilerin birçok sektörde istikrarlı bir şekilde güçlendiğini ve iki ülke arasındaki uzun soluklu dostluğun Afrika dayanışmasını ve karşılıklı çıkarlar için birlikte çalışma konusundaki ortak taahhüdü yansıttığını vurguladı.

Gemechu, ayrıca, ortak komite toplantısının ‘Etiyopya-Fas ilişkilerinde tarihi bir dönüm noktası olduğunu ve mutabık kalınan iş birliği alanlarının pratik olarak uygulanması için yeni bir aşama açtığını’ belirtti.

ENA, Fas Silahlı Kuvvetleri Tedarik Direktörü Tuğgeneral Abdulkadir Osman'ın toplantı sırasında varılan anlaşmayı ‘askeri ilişkilerde önemli bir gelişme’ olarak nitelendirdiğini aktardı.

Tuğgeneral Osman, ‘Fas'ın Etiyopya ile savunma iş birliğini daha da güçlendirmeye kararlı olduğunu’ vurguladı.

“Sessiz diplomasi”

Bu konuda Şarku’l Avsat’a değerlendirmelerde bulunan Mısırlı bir kaynak, Fas-Etiyopya iş birliğinin ‘açıklığa kavuşturulması gerektiğini, ancak genel olarak endişe verici olmadığını, özellikle de Kahire'nin Rabat ile ilişkilerinin çok iyi olduğunu’ söyledi.

Kaynak, Rabat ile ‘sessiz diplomasi’ yaklaşımının benimseneceğini ve bu konuyla ilgili tartışmaların ‘suçlama bağlamında değil, sorunun doğasını anlamak ve Mısır'ın bu konudaki endişelerini tartışmak amacıyla’ yapılacağını düşünüyor.

Fas-Etiyopya görüşmesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın bu ayın ortalarında Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'ye gönderdiği mektupla aynı zamana denk geldi. Trump, mektupta “Nil Nehri'nin suyunun paylaşımı sorununu temelden ve sonsuza kadar çözmek için Mısır ve Etiyopya arasında ABD'nin arabuluculuğunu yeniden başlatmaya hazırım” ifadelerini kullandı. Trump, daha önce de defalarca kez, yönetiminin Kahire ile Addis Ababa arasında bir savaşı önlediğini söylemiş, ancak daha fazla ayrıntı vermemişti.

Mısırlı kaynak, Etiyopya'nın Mısır'a mesajlar göndermeye çalıştığına inanıyor. Bu mesajlar, Mısır ve Sudan'ın duyarlılığı ve Addis Ababa'nın yorum yapmaması üzerine Trump'ın arabuluculuk açıklamasının ardından artacak.

Öte yandan Etiyopyalı Milletvekili Muhammed Nur Ahmed, Fas ile iş birliğinin sadece askeri alanda değil, ticaret ve diplomasiyi de kapsadığını ve kimseye tehdit oluşturmaktan ziyade, bölge ülkeleriyle ilişkileri güçlendiren mesajlar taşıdığını düşünüyor.

Etiyopyalı Milletvekili Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır'ın Etiyopya’nın ortaklarından biri olduğunu vurgulayarak “Mısır ile savaşmadılar ve savaşmayacaklar, özellikle de Addis Ababa ilerleme ve refahla ilgileniyor ve Mısır veya başka bir ülkeyle savaşma niyetinde değil” dedi.

Buna karşın Mısırlı askeri stratejist Tümgeneral Samir Ferec, Etiyopya'nın bu gerekçelerini reddetti. Şarku’l Avsat’a değerlendirmelerde bulunan Tümgeneral Ferec, Addis Ababa'yı ‘Mısır'ın su haklarının düşmanı’ olarak nitelendirdi.

Mısır'ın ‘bu iş birliğinden endişe duymadığını” belirten Tümgeneral Ferec, “Arap Birliği üyesi bir ülke, Mısır'ın çıkarlarını tehdit eden başka bir ülkeyle nasıl iş birliği yapabilir?” diye sordu.

Etiyopya'nın bu toplantılardan çıkan mesajlarının Mısır'ı güvenlik veya askeri açıdan etkilemeyeceğini düşünen Mısırlı askeri stratejist, Mısır'ın bu konuyu Rabat ile hemen gündeme getirmeyeceğini, ancak iki ülke arasında gelecekte yapılacak toplantılarda ‘Mısır-Fas ilişkilerine önemli bir etkisi olmadan tutumunu ifade edeceğini’ tahmin ediyor.


Üst düzey askeri komutan Aden'deki bombalı saldırıdan sağ kurtuldu

Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)
Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)
TT

Üst düzey askeri komutan Aden'deki bombalı saldırıdan sağ kurtuldu

Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)
Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)

Dün, Yemen'in geçici başkenti Aden'de, Amalika Tugayları İkinci Tugay Komutanı ve Aden'de güvenliğin sağlanmasındaki kilit isimlerden biri olan Tuğgeneral Hamdi Şukri es-Subeyhi’nin konvoyuna bomba yüklü araçla saldırı düzenlendi. Gelen haberlere göre Tuğgeneral Subeyhi, askeri konvoyun trafiğin yoğun olduğu Dar Sad bölgesinin Caule beldesinden geçerken meydana gelen patlamadan sağ kurtuldu.

Saldırı, Hadramut'un en büyük şehri Mukelle'deki yerel yetkililerin, yaklaşık üç hafta önce Yemen'den çekilen Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından yönetilen Güney Geçiş Konseyi (GGK) gruplarının gözetiminde bulunan gizli hapishaneleri ve suikastlarda kullanılan patlayıcıları ortaya çıkarmasından bir gün sonra meydana geldi.

Olay, Yemen’deki Meşruiyeti destekleyen Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu’nun GGK’yı feshetmesinin ardından ülkenin güney illerinde istikrarı yeniden tesis etmeye ve askeri ve güvenlik güçlerini birleştirmeye çalıştığı bir dönemde güvenlik endişelerini yeniden gündeme getirdi.