ABD ve BM, Libya Merkez Bankası’nın birleşmesi kararını olumlu karşıladı

Libya Ulusal Ordusu, “Cezayir ve Mali’deki radikallerle bağlantısı bulunan” bir grubun üyelerini yakaladı.

Libya Merkez Bankası binası (Reuters)
Libya Merkez Bankası binası (Reuters)
TT

ABD ve BM, Libya Merkez Bankası’nın birleşmesi kararını olumlu karşıladı

Libya Merkez Bankası binası (Reuters)
Libya Merkez Bankası binası (Reuters)

Libya Ulusal Ordusu (LUO) “Cezayir ve Mali’deki radikallerle bağlantılı bir suç şebekesinin” üyelerini gözaltına aldığını duyurmasıyla eşzamanlı olarak Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) İçişleri Bakanlığı, olası terör saldırılarına karşı uyardı. Başkanlık Konseyi yeni bir ulusal uzlaşı girişiminin sinyallerini verirken, ABD ve Birleşmiş Milletler (BM) Libya Merkez Bankası’nın birleşmesini olumlu karşıladıklarını açıkladı.
Libya İçişleri Bakanlığı, yaptığı açıklamada, “Toplanma alanlarını, kamu binalarını, güvenlik merkezlerini ve hayati hedefleri hedef alabilecek terör saldırılarının düzenlenmesi olasılıkları var” dedi. Bakanlık, kendisine bağlı mercilere, güvenliği artırma, şüphelilerin ve yurtdışından gelenlerin gözetimini sıkılaştırma talimatı verdi.
LUO, Kirnada bölgesindeki Islah ve Rehabilitasyon Kurumu’ndan geçtiğimiz günlerde kaçmayı başaran 5 radikal unsuru yeniden tutukladı. LUO Ahlaki Rehberlik Dairesi Başkanı Halid el-Mahcub, LUO güçlerinin Cezayir ve Mali’deki radikal örgütlerle bağlantısı bulunan ve silah ticareti yapan bir suç çetesi unsurlarını gözaltına aldığını duyurdu.
Mahcub, önceki gün yaptığı açıklamada, “106. Tugay’a bağlı Çöl Taburu Cezayir sınırına yakın kurduğu pusu sayesinde unsurların taşıdığı silahları, patlayıcı maddeleri ele geçirdi ve el koydu. Unsurlar, haklarında yasal işlem başlatılması ve hak ettikleri cezaları almaları için adaletin önüne çıkarılmak üzere sevk edildiler.
Bu operasyon, LUO’nun sınır ötesi organize suç örgütünü çökertme, tüm bölgenin ulusal güvenliğini tehdit eden, kuşak ülkelerinde konuşlanan ve bulunduğu ülkelerin yaşadığı güvenlik koşullarından faydalanarak faaliyet gösteren radikal terör örgütleriyle mücadele etme çabası kapsamında geldi. Mahcub, halka, vatandaşın hayatını aksatacak her türlü girişimi ortadan kaldırmak için Sebha kentindeki Ortak Güvenlik Odası ile işbirliği yapma ve her türlü ihlali derhal ihbar etme çağrısında bulundu. Mahcub vatandaşın şehirdeki resmi petrol istasyonlarından yakıt almaya yoğun ilgi göstermesinin, yasadışı olarak işletilen özel petrol istasyonlarını ortadan kaldırdığını söyledi.
Mahcub, kaçakçılık çetelerini “kaosçular” diye niteledi
Mahcub ayrıca Güney Operasyonlar Odası ve Ortak Güvenlik Odası’nın vatandaşların zaruri ihtiyacını gidermesine imkan sağlamak amacıyla gösterdiği çabalardan övgüyle söz ederek, bu ihtiyaçları istismar eden kaçakçılık çetelerini istikrar ve güvenliği istemeyen “kaosçular” diye niteledi.
Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Abdullah el-Lafi, önceki gün UBH bakanları, Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi üyeleri ile hukuk alanındaki uzmanlarla gerçekleştirdiği toplantıda kapsamlı ulusal uzlaşı eylem planını netleştirdiklerini bildirdi. Lafi, Seçim Komisyonu yasalarının incelenmesi ve netleştirilmesi için uzman komitelerin kurulması ve ardından onaylanması için Temsilciler Meclisi’ne sunulması konusunda anlaşmaya varıldığını belirtti.
Geçiş dönemindeki Adalet Kanunun değiştirilmesi ve ulusal uzlaşı planının başarısının yer aldığı bir kanun yazılmasının önemine dikkat çeken Lafi, vatandaşların uzlaşının önemi hususunda bilinçlendirilmesinde medya, vaizlerin ve kabile şeyhlerinin önemini vurguladı. Lafi ayrıca Seçim Komisyonu Başkanlığı şartlarının belirlenmesinin gerekliliğine işaret etti.
Temsilciler Meclisi tarafından oluşturulan bir komite önceki gün başkent Trablus’ta Devlet Yüksek Konseyi’nin kurduğu komite ile bir araya geldi. Görüşmede anayasa, mekanizmaları ve geçerlilik süresini tespit edecek bir komitenin kurulmasında izlenecek yol haritası ele alındı.
Temsilciler Meclisi Başkanvekili Fevzi en-Nuveyri önceki gün UBH Dışişleri Bakanı Leyla Menguş ile Libya meselesinin uluslararası düzeydeki boyutlarını görüştü.
Temsilciler Meclisi Sözcüsü Abdullah Buleyhık, Nuveyri ve Menguş arasındaki toplantıda Yüksek Ulusal Komite’nin çalışmalarının değerlendirildiğine işaret ederek, komitenin siyasi süreci rahatlatacak şekilde çalışmalarında başarılı olması, ülkeyi güvenli bir karaya yanaştırması ve istikrarı sağlaması için tüm koşulların sağlanması adına hazırlık yapılması gerektiğine vurgu yapıldığını söyledi.
ABD’nin Trablus Büyükelçisi Richard Norland önceki gün Libya Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir ile görüşmesinde, merkez bankasını birleştirme sürecinin başlatılmasını memnuniyetle karşıladığını ifade etti. Norland bu gelişmeyi “Libya’nın mali ve siyasi istikrarına katkı sağlayacak tarihi bir adım” diye niteledi.
Norland, Twitter hesabından paylaştığı mesajda, Banka ekibine “Şeffaf bir şekilde çalışmayı sürdürme ve sürecin bir an önce tamamlanması taahhüdüne bağlı kalma” çağrısı yaptı.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Libya Danışmanı Stephanie Williams, Libya Merkez Bankası’nın yeniden birleşme sürecini resmi bir şekilde başlattığı yönündeki sevindirici haberlerin, Bankanın bağımsız mali durumunun Birleşmiş Milletler Misyonu himayesinde gözden geçirilmesi tavsiyelerine dayandığını belirtti.
Libya Merkez Bankası’na, yeniden birleşme süreciyle ilgili yol haritasını uygulamaya devam etme çağrısında bulunan Williams, Libya’nın mali ve siyasi istikrarının güçlendirilmesi için yol haritasında uluslararası kriter ve teamüllerin gözetildiğini kaydetti.
Libya’da 2014’ten bu yana iki merkez bankası bulunuyor. Trablus’ta bulunan, uluslararası toplumun tanıdığı ve petrol gelirlerini alan merkez bankasına Sıddik el-Kebir, El-Beyda kentinde bulunan paralel merkez bankasına ise Ali el-Habri başkanlık ediyor. Libya’da 2013'ten bu yana petrol sahaları ve petrol limanlarının defalarca kez kapatılması ve küresel petrol fiyatlarındaki düşüş sebebiyle döviz kurundaki gerileme devam ederken, Libya’nın 140 milyar doların üzerinde kaybı olduğu değerlendiriliyor.



Lübnan: İsrail ile müzakere öncesinde ateşkesin kalıcı hale getirilmesi şart

Lübnan'ın güneyindeki el-Hayam köyünde meydana gelen patlamalardan sonra yükselen duman (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki el-Hayam köyünde meydana gelen patlamalardan sonra yükselen duman (AFP)
TT

Lübnan: İsrail ile müzakere öncesinde ateşkesin kalıcı hale getirilmesi şart

Lübnan'ın güneyindeki el-Hayam köyünde meydana gelen patlamalardan sonra yükselen duman (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki el-Hayam köyünde meydana gelen patlamalardan sonra yükselen duman (AFP)

Lübnan, İsrail ile herhangi bir doğrudan müzakereye girmeden önce ateşkesin kalıcı hale getirilmesini temel koşul olarak öne sürmekteki kararlılığını sürdürüyor. Bu tutum, diplomatik hareketliliğe temkinli bir bekleyiş ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn arasında Washington'da gerçekleşmesi olası görüşmeye ilişkin çelişkili bilgilerin gölgesinde şekilleniyor.

Şarku’l Avsat'a konuşan bakanlık kaynakları ateşkesin kırılganlığının devam ettiğini ve askeri operasyonlar ile tahribatın tamamen sona erdirilmesinin henüz sağlanamadığını belirtirken ‘ateşkesin kalıcı hale getirilmesinin her türlü müzakere süreci için zorunlu başlangıç noktası’ olduğunu vurguladılar.

Kaynaklar ayrıca ‘Hizbullah'ın hareketini İsrail’in ihlallerine bağladığına’ dikkati çekerek müzakerelerin başlatılabilmesi ve uygun siyasi ve güvenlik koşullarının oluşturulabilmesi için bu gerekçenin ortadan kaldırılması gerektiğini ifade ettiler.

Öte yandan milletvekili ve bakanlık kaynakları ile siyasi çevreler, Arap ülkelerinin, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam başta olmak üzere üst düzey yetkililerle gerçekleştirilen temaslar ve görüşmeler aracılığıyla iç istikrarı desteklemeye ve Lübnan'ın tutumunu birleştirmeye yönelik kayda değer bir destek sağladıklarını teyit ettiler. Bu diplomatik hareketlilik, devletin temel kurumları arasındaki uyumu güçlendirmeyi ve anayasal mekanizmaları işler kılmayı hedefliyor. Böylece hem iç gerilimin azaltılması hem de istikrarın yeniden tesisi ve İsrail'in Lübnan topraklarından geri çekilmesi için bir daha ele geçmeyebilecek müzakere pozisyonunun sağlamlaştırılması amaçlanıyor.


Sudan'ın çökmüş sağlık sisteminde dang humması yeniden baş gösterdi

Omdurman'daki El-Nawo Eğitim Hastanesi, başkentteki ana faaliyet gösteren sağlık tesisidir (AFP)
Omdurman'daki El-Nawo Eğitim Hastanesi, başkentteki ana faaliyet gösteren sağlık tesisidir (AFP)
TT

Sudan'ın çökmüş sağlık sisteminde dang humması yeniden baş gösterdi

Omdurman'daki El-Nawo Eğitim Hastanesi, başkentteki ana faaliyet gösteren sağlık tesisidir (AFP)
Omdurman'daki El-Nawo Eğitim Hastanesi, başkentteki ana faaliyet gösteren sağlık tesisidir (AFP)

Sudan’ın çeşitli eyaletlerinde, son dönemde göreli bir düşüşün ardından dang humması vakalarının yeniden belirgin şekilde arttığı bildirildi.

Son sağlık raporlarına göre, yalnızca Nil Nehri Eyaleti’nde yıl başından bu yana 6 binden fazla vaka kaydedildi. Bunların 205’i son iki gün içinde tespit edilirken, toplamda 12 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Hastalığın başkent Hartum ile el Cezire ve Darfur dahil olmak üzere diğer eyaletlerde de yayılmayı sürdürdüğü belirtildi.

Nil Nehri Eyaleti Sağlık Bakanlığı’nın günlük raporunda, cuma günü itibarıyla toplam vaka sayısının 6 bin 392 kişiye ulaştığı ifade edildi. Çarşamba günü 108, perşembe günü ise 97 yeni vaka kaydedildi ve bu hastalar hastaneye yatırıldı. Vakalar eyalet içindeki farklı kentlere dağıldı; Şendi’de 2 bin 495 vaka ve 4 ölüm, Ad-Damir’de 2 bin 100 vaka ve 4 ölüm, Al Matamma’da bin 722 vaka ve 6 ölüm kaydedilirken, Atbara’da 75 vaka bildirildi.

Hastalığın yayılımı komşu Kuzey Eyaleti'ne de ulaştı. Şubat ayından bu yana ilk vaka, Al-Zuma bölgesinde görüldü. Cuma günü itibarıyla Merawi ve Ed-Dabba semtlerindeki toplam vaka sayısının 174’e ulaştığı bildirildi.

Hızlı müdahale çağrısı

Salgınla mücadele kapsamında, Acil Sağlık ve Salgın Kontrol Genel Müdürlüğü, hastalığın yayılmasını azaltmak için acil müdahaleleri görüşmek ve topluluk koordinasyonunu güçlendirmek amacıyla toplum liderleri ve Sudan Kızılayı temsilcileriyle bir toplantı düzenledi.

Geçtiğimiz yıl Sudan’ın birçok eyaletinde, özellikle Hartum, El-Cezire ve Darfur’da geniş çaplı dang humması salgını yaşanmıştı. Bu durum, savaş nedeniyle sağlık altyapısının büyük ölçüde çökmesiyle ilişkilendirildi. Resmî verilere göre yalnızca Hartum eyaletinde 14 binden fazla vaka, El-Cezire’de yaklaşık 3 bin vaka ve ekim ayına kadar hastalıkla bağlantılı 176 ölüm kaydedildi.

Artan vakalara karşılık olarak, Nil Nehri Eyaleti Sağlık Bakanlığı, İnsani Yardım Komisyonu’nun Birleşmiş Milletler kuruluşları, yerel ve uluslararası insani yardım ortaklarına acil çağrıda bulunduğunu açıkladı. Açıklamada, özellikle kuzey eyaletlerindeki kent ve kasabalarda salgının kontrol altına alınması için hızlı müdahalenin gerekliliği vurgulandı.

frgthyjukı
Federal Sağlık Bakanı Dr. Heysem Muhammed İbrahim, ülkenin kuzeyindeki sağlık tesislerini denetledi (Bakanlığın Facebook sayfası)

Bu çerçevede, Sudan Federal Sağlık Bakanı Heysem Muhammed İbrahim kuzey eyaletlerine saha ziyareti gerçekleştirerek, hastalık taşıyıcılarıyla mücadele kapsamında geniş çaplı bir kampanya başlatıldığını duyurdu. Kampanya kapsamında Nil Nehri Eyaleti ve Kuzey Eyaleti genelinde havadan ve karadan ilaçlama çalışmalarının yürütüleceği belirtildi.

Bakan, dang hummasının Sudan’ın 18 eyaletinin tamamına yayıldığını belirterek, toplumsal katılımın artırılması, gönüllüler, din görevlileri ve medya aracılığıyla sağlık bilincinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Salgın, ülkede savaşın etkisiyle kötüleşen sağlık ve çevre koşulları bağlamında ortaya çıkıyor. Dang hummasının yanı sıra Kolera ve Sıtma gibi hastalıkların da yaygınlaştığı bildirildi.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) daha önce yayımladığı bir raporda Sudan’daki sağlık sisteminin “çöküşün eşiğinde” olduğunu belirtmişti. Şarku’l Avsat’ın rapordan aktardığına göre, en ağır etkilenen eyaletlerde sağlık tesislerinin yüzde 25’inden azı hizmet verebilir durumdayken, daha az etkilenen bölgelerde bu oran yaklaşık yüzde 45 seviyesinde bulunuyor.

Dang humması, insanlara Aedes aegypti adlı sivrisineğin ısırmasıyla bulaşan viral bir hastalık olarak biliniyor. Gündüz aktif olan bu sivrisinekler durgun sularda ürüyor. Hastalığın belirtileri genellikle 4 ila 10 gün içinde ortaya çıkıyor; ani ateş yükselmesi, şiddetli kas ve eklem ağrıları (“kırık kemik ateşi” olarak da bilinir) ve yoğun halsizlik görülüyor. İleri vakalarda ise burun ve diş eti kanaması, ciddi tansiyon düşüşü ve iç organ yetmezliği gibi komplikasyonlar gelişebiliyor.


Suriye'de Esad rejimi yetkililerinin yargılanmasına başlıyor

Tedamun mahallesinde cuma namazının ardından kadınlar, Tedamun katliamının kurbanlarının fotoğraflarıyla, zanlı Emced Yusuf'un yakalanmasını kutladılar (Reuters)
Tedamun mahallesinde cuma namazının ardından kadınlar, Tedamun katliamının kurbanlarının fotoğraflarıyla, zanlı Emced Yusuf'un yakalanmasını kutladılar (Reuters)
TT

Suriye'de Esad rejimi yetkililerinin yargılanmasına başlıyor

Tedamun mahallesinde cuma namazının ardından kadınlar, Tedamun katliamının kurbanlarının fotoğraflarıyla, zanlı Emced Yusuf'un yakalanmasını kutladılar (Reuters)
Tedamun mahallesinde cuma namazının ardından kadınlar, Tedamun katliamının kurbanlarının fotoğraflarıyla, zanlı Emced Yusuf'un yakalanmasını kutladılar (Reuters)

Suriye makamları, devrik Devlet Başkanı Beşar Esed döneminin güvenlik yetkililerinden Atıf Necib’in yargılanmasına bugün başlıyor. Bu gelişme, Esed yönetimi sırasında işlenen suç ve ihlallerle bağlantılı subaylara yönelik soruşturmaların sürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Esad ile akrabalık bağı bulunan Necib, Ocak 2025’te gözaltına alınmıştı. Daha önce ülkenin güneyindeki Dera ilinde Siyasi Güvenlik Şubesi’nin başında görev yapan Necib’in yönettiği bölgede, 2011 yılında halk ayaklanmalarının ilk kıvılcımı ortaya çıkmıştı. Şam’da kamuoyuna açık şekilde yapılacak yargılamanın, Esed döneminin önde gelen isimlerini kapsayacak bir dizi davanın başlangıcı olması bekleniyor.

Öte yandan, Hama kırsalındaki Gab Ovası’nda yer alan Neb el-Tayib köyünde güvenlik önlemleri artırıldı. Bu durum, 2013 yılında Şam’da gerçekleşen “Tedamun Katliamı”nın faili olmakla suçlanan Emced Yusuf’un babasının yakalanması ve onu sakladıkları iddiasıyla bazı kişilerin gözaltına alınmasının ardından yaşandı.