Libya petrolünün akıbeti siyasi çekişmelere ve bölgesel hesaplara bağlı

Kategorik olarak yöneltilern talepler üretimde düşüşe neden oldu.

Libya Ulusal Petrol Kurumu Başkanı Mustafa Sanallah. (Kurumun Medya Ofisi)
Libya Ulusal Petrol Kurumu Başkanı Mustafa Sanallah. (Kurumun Medya Ofisi)
TT

Libya petrolünün akıbeti siyasi çekişmelere ve bölgesel hesaplara bağlı

Libya Ulusal Petrol Kurumu Başkanı Mustafa Sanallah. (Kurumun Medya Ofisi)
Libya Ulusal Petrol Kurumu Başkanı Mustafa Sanallah. (Kurumun Medya Ofisi)

Libya’da Başkanlık Konseyi tarafından temsil edilen yürütme makamı ve Ulusal Birlik Hükümeti (UBH), Ulusal Petrol Şirketi ile devletin diğer kurumları arasındaki yaşanan çatışmalara tanık oluyor. Kararlar, mali veya idari gerekçelerle durdurmaya çalışıyor. Ancak Libyalıların tek finansal kaynağını yönetmekle görevlendirilen kurum, genellikle Denetim Bürosu, Petrol ve Gaz Bakanlığı'nın müdahalesinden veya bazı petrol sahalarının kapatılmasına yol açan işçi protestolarından şikayetçi.
Libya genelindeki petrol tesisleri, bazıları hizipçi talepler de dahil olmak üzere yetkililerden talepte bulunan protestocuların elinde rehin tutuluyor. Bazı petrol tesisleri kasıtlı olarak kesintiye uğratılarak bu durum, kendileri ve aileleri için artan finansal faydalar veya tıbbi bakım kaynağı olarak kullanılıyor. ortaya çıkıyor. Kesintiler, Libya Ulusal Petrol Kurumu’na (NOC) göre geçtiğimiz hafta günlük üretim oranlarında düşüşe neden oldu. NOC, günlük 300 bin varil üreten Şarara, 90 bin varil üreten el-Fil, Wafa Oil Field ve Hamada Oil petrol sahalarının kapandığını doğruladı. Ayrıca bunun, geçtiğimiz 20 Aralık’tan bu yana üretim hızının düşmesine neden olduğunu işaret etti.
NOC Başkanı Mustafa Sanallah, Petrol Tesisleri Muhafızları’nın tarlalardaki çalışmaları durdurmasının ardından bir ‘mücbir sebep’ durumu ilan etmek zorunda kaldı. Yasa çerçevesi dışındaki bireylerin ve yetkin olmayan tarafların dahil olması nedeniyle petrol fiyatlarının iyileştiği dönemlerde, Şarara, el-Fil, Wafa ve Hamada sahalarından yapılan pompalamanın durudurulmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
Sanallah, ‘Libyalıların acılarını artıran bu uygulamaları kabul etmenin veya görmezden gelmenin mümkün olmadığını vurguladığı açıklamasında şunları söyledi:
 “Bu uygulamaları, profesyonel çalışmanın ABC'sini dikkate almadan bölgesel amaçlarla veya bireysel kazanımlar ve çıkarlar elde etmek için Libyalıların geçimini sağlama (siyasallaştırma) aracı haline getirmeyi kabul etmiyoruz. Bu durumun ulusal petrol sektöründe rol oynamasına izin vermeyeceğiz..”
Başsavcılığa yakın yetkililerden Müsteşar Sıddık es-Sur, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada Libyalıların geçim ve gelir kaynaklarına zarar veren, petrol üretim ve ihracat oranını olumsuz etkileyen bu olguyu ele almak için harekete geçme sürecinde olduklarını söyledi.
Cumhuriyet Savcısı daha önce, kasım ayı başlarında petrol sektöründe önde gelen üç yetkili hakkında ‘kamu parasını boşa harcamak’ suçlamasıyla tutuklanması emri çıkarmıştı. Bu adım, Cumhuriyet Savcılığının Libya istihbarat servisi tarafından Petrol Şirketi Yönetim Kurulu üyesi, Akakus Petrol İşletmeleri'nde İş Güvenliği ve Sağlığı Daire Başkanı ve şirketin Güvenlik Departmanında İdari İşler Birimi'nin çalışmalarından sorumlu çalışan üç kişinin yasa dışı menfaat elde etme ve yetkiyi kötüye kullanmayla ilgili olarak getirilen gerçekler ve dosyalar hakkında kapsamlı soruşturma başlatmasından birkaç gün sonra atıldı.
Resmi kaynak, NOC'ın Devlet Denetleme Bürosu müsteşarı ve mevcut Başkanı Ala el-Maslati hakkında şikayette bulunduğunu belirttiği açıklamasonda "Bilinmeyen amaçlarla hayati petrol sektörünü sistematik olarak hedef alıyor" dedi. Devlet Denetleme Bürosu’nun yeniden düzenlenmesine ilişkin yasada, büronun öngörülen görev ve hedeflerinden saptığını vurguladı.  
Maslati, daha önce de Başbakan Abdulhamid Dibeybe’ye bir mektup göndermişti. Bir petrol rafinerisi kurulması ve güney Libya'daki Şarara petrol sahasındaki gazlardan faydalanılması da dahil olmak üzere ‘yasa dışı’ olarak nitelendirdiği Libya Ulusal Petrol Kurumu’nun kararlarının durdurulması çağrısında bulundu.  NOC, Denetim Bürosu'nun ‘ekonomik suçlar oluşturan’ eylemler olarak değerlendirdiği duruma yanıt vererek, mahkemenin suçlayıcı bir merci olmadığını birlidrdi. Hatta kanuna göre yapması gerekenleri inceleyip ilgili mevzuat ve metinleri dahi belirtmediğini söyledi.
Sanallah ise “Petrol Şirketi komplolara maruz kalıyor” diyerek yetkililerin çalışanları için sigorta sağlayamaması durumunda kurumun merkezini başkent Trablus dışında başka bir yere taşımakla tehdit etmişti.
Şirketin medya ofisine göre Libya'nın petrol üretimi geçen yıl günde yaklaşık 1,3 milyon varilden günlük 729 bin varile geriledi. Kapalı alanlarda üretime devam edilmesinin ardından üretim yeniden günde 1 milyon varile yükseltilmişti.
Petrol sahalarının ve limanların çoğu, 18 Eylül 2020'de Başkomutan Halife Hafter'in üretim ve ihracata devam etme emri verene kadar 9 ay boyunca Libya Ulusal Ordusu’na bağlı gruplar tarafından kuşatıldı.
NOC, geçtiğimiz hafta ‘Mebruk" Petrol Operasyonları Şirketi tarafından sunulan teklife dayanarak şirketin karşı karşıya olduğu engeller ve zorluklarla ilgili ayrıntılı tartıştı. Ardından özellikle alanın tanık olduğu güvenlik boşluğu nedeniyle el-Curf sahası için güvenlik koruması talep etti. Kurum, sahanın güvenliğinin sağlanmasına ilişkin şirket tarafından sunulan teklifin Denetim Bürosu tarafından onaylanmamasını, şirket yönetiminin yetkisi dahilinde olmadığı gerekçesiyle kaynaklandığını bildirdi.



Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi: Silah gücüyle dayatılan fiilî duruma izin verilmeyecek

Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi: Silah gücüyle dayatılan fiilî duruma izin verilmeyecek

Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, aldığı son egemen kararların eksiksiz biçimde uygulanması gerektiğini vurgulayarak, bu kararların etrafından dolanılmasına ya da sahada uygulanmasının engellenmesine yönelik girişimlere karşı uyarıda bulundu. El-Alimi, söz konusu kararların “zorunlu ve sorumlu bir tercih” olduğunu, amacının sivilleri korumak, devletin hukuki konumunu muhafaza etmek ve silah gücüyle dayatılan fiilî durumların önüne geçmek olduğunu söyledi.

El-Alimi, salı günü 90 gün süreyle olağanüstü hâl ilan ederken, GGK’nin BAE desteğiyle Hadramut ve Mahra’da tırmandırdığı askerî faaliyetlerin ardından Birleşik Arap Emirlikleri güçlerine ülkeyi 24 saat içinde terk etme çağrısı yaptı. El-Alimi ayrıca, Vatan Kalkanı” güçlerine GGK’nin ele geçirdiği tüm askerî kamplar ve mevzilerin devralılması, GGK unsurlarının ise geldikleri yerlere geri dönmesi talimatını verdi.

El-Alimi, perşembe günü Devlet Danışmanları Kurulu ile yaptığı toplantıda, bu kararların bir tırmanma ya da intikam arzusunu yansıtmadığını, aksine devletin vatandaşlarını koruma ve egemenliğini savunma yönündeki hukuki ve ahlaki sorumluluğunun bir sonucu olduğunu belirtti. Gerginliği düşürme ve uzlaşı için tüm imkânların tüketildiğini, buna yetki devri ilanı ve Riyad Anlaşması’nın da dâhil olduğunu ifade etti.

dfvg
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)

Yeni miladi yılın zafer, barış, güvenlik ve istikrar yılı olmasını temenni eden El-Alimi, vatandaşların çektiği acıların sona ermesini, adaletli bir devlet yapısı içinde onurun korunmasını, hakların güvence altına alınmasını ve toparlanma ile kalkınma için gerçek ufukların açılmasını diledi.

Gelişmeler ve uyarılar

El-Alimi, Danışmanlar Kurulu’nu son gelişmeler hakkında bilgilendirerek, doğu vilayetlerindeki durumun normale döndürülmesi için verilen sürelerin Güney Geçiş Konseyi tarafından iyi değerlendirilmediğini söyledi. Buna paralel olarak Hadramut ve Mahra’ya ilave güçlerin sevk edildiğini, dış kaynaklardan askerî sevkiyatların ulaştığını ve bunun istikrar için doğrudan bir tehdit oluşturduğunu kaydetti. Bu durumun, krizin kontrol edilemez bir fiilî duruma dönüşmesini önlemek amacıyla, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde kararlı adımlar atılmasını zorunlu kıldığını ifade etti.

dfg
Yemen’den ayrılmayı talep eden Güney Geçiş Konseyi’ne bağlı askerler, Aden’de (AP)

Başkanlık Konseyi Başkanı, doğu vilayetlerindeki yerel yönetimlerin egemen tesisleri ve hayati altyapıyı güvence altına alma, temel hizmetlerin sürekliliğini sağlama yönündeki hızlı tepkilerini takdir etti. Ancak aynı zamanda, bu kararların etrafından dolanılmasına ya da sahada uygulanmasının engellenmesine yönelik her türlü girişime karşı uyarıda bulundu.

El-Alimi, Danışmanlar Kurulu’nun bu kritik aşamada ulusal karar alma süreçlerini destekleyen, siyasi ve kurumsal kapasitenin seferber edilmesine katkı sunan ileri bir “düşünce merkezi” rolü üstlenebileceğini vurguladı. Devlet dışı silahlı oluşumlara verilen desteğin kurutulmasının da bu çabanın parçası olduğunu dile getirdi.

Güney meselesinin adil bir dava olduğunu yineleyen El-Alimi, bu sorunun en yüksek hak ve özgürlük standartları çerçevesinde, güç ve dayatma mantığından uzak bir şekilde ele alınması gerektiğini, silahlı çatışmaların bu davaya zarar verdiğini söyledi.

Suudi Arabistan ile ortaklık

El-Alimi, Suudi Arabistan’ın Yemen için stratejik bir ortak olduğunu belirterek, bu ortaklığın korunmasının tarihî ve geleceğe dönük kazanımları nedeniyle ulusal bir sorumluluk taşıdığını ifade etti. Bu ortaklığın zedelenmesinin ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin askerî varlığının sona erdirilmesi kararının, ittifakın seyrini düzeltme amacıyla ve ortak komutanlıkla koordinasyon içinde alındığını belirten El-Alimi, bunun ikili ilişkilerin koparılması ya da ortak çıkarlara dayalı iş birliği mirasının inkârı anlamına gelmediğini vurguladı.

El-Alimi, bu aşamada alınan her egemen kararın nihai hedefinin, barış ya da savaş yoluyla devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının güvenlik, istikrar ve kalkınma beklentilerinin karşılanması olduğunu söyledi.

Son olarak tüm siyasi bileşenlere ve medya organlarına seslenen El-Alimi, hakaret ve kışkırtma dilinden kaçınılması, devlet ve sorumluluk dilinin öne çıkarılması çağrısında bulundu. Bunun ulusal birliği güçlendireceğini, barış şansını koruyacağını ve hesap verebilirlik ile hukukun üstünlüğü ilkesinden taviz verilmeden mümkün olacağını belirtti.


El-Burhan, Bağımsızlık Günü vesilesiyle: Uzlaşma kapıları ardına kadar açık

El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)
El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)
TT

El-Burhan, Bağımsızlık Günü vesilesiyle: Uzlaşma kapıları ardına kadar açık

El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)
El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)

Geçici Egemenlik Konseyi Başkanı ve Sudan Ordusu Başkomutanı Abdülfettah el-Burhan dün, "ulusal uzlaşma için kapıların hâlâ açık olduğunu" teyit etti.

Burhan'ın açıklamaları, Sudan'ın bağımsızlığının 70. yıldönümünü kutlayan bir konuşma sırasında geldi; bu konuşma, bir yanda ordu ve destekleyici güçleri, diğer yanda Güney Kordofan eyaletindeki Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve müttefikleri arasında şiddetli çatışmaların devam ettiği bir dönemde yapıldı.

Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde yapılan bir video kaydında Burhan, “Zafer geliyor… Biz Sudanlılar, isyancıların, hainlerin ve ülkemizde fitne çıkaranların kovulmasını kutlamak için burada tekrar toplanacağız” dedi. Sözlerine şöyle devam etti: “Ulusal uzlaşma için kapılar açık kalmaya devam ediyor. Milletin ve gerçeğin sesine katılmak isteyen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz. Vatan, vatandaşlık, barış ve adalet devleti kurmak için gayretle çalışacağız.”

Aynı vesileyle, Hızlı Destek Kuvvetlerine bağlı paralel hükümetin Başbakanı Muhammed Hasan et-Taişi "seküler demokratik bir sivil anayasaya uygun olarak yeni bir toplumsal sözleşmenin oluşturulması yoluyla gücü ve zenginliği adil bir şekilde yeniden dağıtan, merkezi olmayan bir yönetim sisteminin kurulmasının önemini" vurguladı.


Güney Geçiş Konseyi "şüpheli" bir geri çekilmeye başlıyor ve Al-Alimi bunun etrafından dolaşılmaması konusunda uyarıda bulunuyor

El-Alimi, Riyad'da danışma kurulu ile bir araya geldi (Saba)
El-Alimi, Riyad'da danışma kurulu ile bir araya geldi (Saba)
TT

Güney Geçiş Konseyi "şüpheli" bir geri çekilmeye başlıyor ve Al-Alimi bunun etrafından dolaşılmaması konusunda uyarıda bulunuyor

El-Alimi, Riyad'da danışma kurulu ile bir araya geldi (Saba)
El-Alimi, Riyad'da danışma kurulu ile bir araya geldi (Saba)

Güney Geçiş Konseyi'ne (STC) bağlı güçler, Yemen hükümetinin Vatan Kalkanı güçlerine çeşitli askeri bölgeleri teslim etmeye başladı.

Bazı Yemenliler, STC'nin bu eylemlerini bir oyalama taktiği olarak görüp şüpheyle yaklaşırken, diğerleri geri çekilmeyi bir dizi sonraki adımın ilk aşaması olarak yorumluyor.

Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı Dr. Reşad el-Alimi, kararın etrafından dolaşılmaması konusunda uyararak, aldığı kararların "gerilimi artırma arzusunu ifade etmediğini, aksine devletin vatandaşlarını koruma ve egemenliğini muhafaza etme görevine yönelik yasal ve ahlaki bir yanıtı temsil ettiğini, başta iktidarın devredilmesi ve Riyad Anlaşması olmak üzere, gerilimi azaltma ve uzlaşma için tüm fırsatların tüketilmesinin ardından alındığını" vurguladı.

Hadramut'taki kaynaklar Şarku’l Avsat'a, "Vatan Kalkanı"nın "Geçiş Konseyi"nden bazı pozisyonları devraldığını doğruladı ve bu operasyonun iki taraf arasında yapılan görüşmelerin sonucu olduğunu belirtti.

Bu arada, Reuters'ın Suudi bir kaynağa dayandırdığı haberine göre, Yemenlilerin "yapay kriz" olarak nitelendirdiği durum nedeniyle Aden'deki hava trafiği durduruldu. Bu kriz, Geçiş Konseyi'ne bağlı bir bakanın, hükümetin Birleşik Arap Emirlikleri'ne gidiş-dönüş uçuşlarına kısıtlama getirme talimatı doğrultusunda aldığı önlemlerden kaynaklanmıştı.