Filistin, ABD’nin mahkumların maaşlarını ‘sosyal yardıma’ dönüştürme önerisini reddetti

2010 yılında Ramallah’ta Abbas ve o sırada ABD Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Biden arasında gerçekleşen görüşmeden bir kare (Getty Images)
2010 yılında Ramallah’ta Abbas ve o sırada ABD Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Biden arasında gerçekleşen görüşmeden bir kare (Getty Images)
TT

Filistin, ABD’nin mahkumların maaşlarını ‘sosyal yardıma’ dönüştürme önerisini reddetti

2010 yılında Ramallah’ta Abbas ve o sırada ABD Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Biden arasında gerçekleşen görüşmeden bir kare (Getty Images)
2010 yılında Ramallah’ta Abbas ve o sırada ABD Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Biden arasında gerçekleşen görüşmeden bir kare (Getty Images)

Filistinli bir yetkili, Filistinli mahkumların maaşlarının Sosyal İşler Bakanlığı'nın ödemelerine dahil edilmesi konusunun şu ana kadar masaya yatırılmadığını ve Filistin ulusal zihniyetinde yeri olmadığını vurguladı.
Filistin Kurtuluş Örgütü'ne (FKÖ) bağlı, mahkumların maaşları da dahil olmak üzere sorunları ile ilgilenen Mahkûm İşleri Bakanlığı yetkilisi Hassan Abd Rabbo, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada: "Tutsaklar savaşçıdır ve onları sosyal vakalara dönüştürme önerisi, halkımızın mücadelesini suç haline getirme girişimidir ve bunu reddediyoruz" ifadelerini kullandı.
Abdurrabbu bu ifadeleri, İsrail merkezli N12 kanalı tarafından yayınlanan ve ABD yönetiminin kapalı görüşmeler çerçevesinde Filistin Yönetimi'nden cezaevlerindeki mahkumların veya 3 yıl içinde serbest bırakılanların maaşlarının ödenmesini durdurmasını ve sosyal yardım ödemeleri kalemine aktarılmalarını talep ettiği haberini yorumlarken dile getirdi.
Önerinin bir parçası olarak ABD’liler, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'a, eski ABD Başkanı Donald Trump yönetimi tarafından kapatılan ABD başkentindeki FKÖ ofisinin yeniden açılmasına bir alternatif olarak, Washington'da Filistin Yönetimi’ni temsil eden bir hukuk danışmanı atamasına izin vereceklerini taahhüt ettiler.
Haberde, şu ana kadar bu teklife ilişkin resmi makamlardan bir teyit gelmediğini ancak Filistin Yönetimi’ndeki kaynaklar fikrin, 60 yaş ve üstü güvenlik mahkumlarının Filistin Yönetimi biriminden emekli olarak ilan edilmeleri ve ödenek almaları, diğerlerinin ise Filistin Yönetimi çalışanı olarak devam etmeleri olduğunu söylediler. Bunun arka planında üst düzey bir Filistinli kaynak N12 kanalına verdiği röportajda, Ebu Mazen’in, üzerindeki baskının amacının kendisini mahkumların ailelerine ödeme yapma yönteminden vazgeçirmek olduğunun farkında olduğunu vurgulayarak “Ebu Mazen, İsrail ve Batı ülkelerinden eleştiri almadan para transferine devam etmenin bir yolunu arıyor” dedi.
Bu konu, İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz ile Abbas arasında Gantz'ın evinde gerçekleşen son görüşmede tartışma konusu oldu. Söz konusu görüşme esnasında Gantz, başka konuların yanı sıra, mahkumların maaşları ve Lahey'de İsrail aleyhindeki kovuşturma olmak üzere iki ana konuyu gündeme getirdi. Ebu Mazen ise buna karşılık “Siyasi bir süreç olsaydı, bu trenin tekerleklerini durdururdum” cevabını verdi.
Aynı konunun İsrail ile Filistin arasındaki ilişkilerden sorumlu Filistin Sivil İşler İdaresi Başkanı Bakan Hüseyin eş-Şeyh ile İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid arasında birkaç gün önce gerçekleşen görüşmede de gündeme geldiği düşünülüyor.
Filistinli yetkili Hasan Abdurrabbu konuya ilişkin yaptığı yorumda şu ifadeleri kullandı:
“Bu gibi bir teklif ilk kez gelmiyor. Ancak hiçbiri kabul edilmedi. Önerileriyle Filistinlilerin mücadelesini aşağılamak istiyorlar. Mahkumlar sosyal vakalar değil, savaşçıdırlar. Şehit ve Gazi Aileleri Vakfı da var. Şehitleri toplumsal vakalara mı dönüştürmek istiyorlar? Bunun Filistinlilerin ulusal bilincinde yeri yoktur.”
Unutulmamalıdır ki Tutuklu İşleri Komisyonu, hapishanelerin içindeki ve dışındaki mahkumlardan sorumlu organdır. Resmi bir bakanlık olduktan sonra bir komisyona dönüştürüldü. Böylece mahkumların bakımı Filistin Yönetimi’nin değil, FKÖ’nün misyonunun bir parçası haline gelmiş oldu. Bu adım, İsrail'in mahkumların maaşlarının ödenmesini protesto etmeye başlamasının ardından Filistin Yönetimi tarafından atılan başka adımların başlangıcı oldu.
Geçen yıl Filistin Yönetimi, serbest bırakılan mahkumları fiilen kendisine bağlı bakanlık, kurum ve kuruluşların kadrolarına aktardı ve birçoğunu emekliye sevk etti. Burada Filistin Yönetimi’nin amacı, İsrail ve ABD yönetimi ile bu maaşlar konusunda yaşadıkları anlaşmazlıkları sona erdirmekti.
Bu adım, ABD yönetiminin ikna olduğu bir iddia olan, otoriteyi "terörizmi" desteklemekle suçlamak için bu maaşları bir baskı aracı olarak kullanan İsraillilerin ayaklarının altındaki halıyı çekmeyi amaçlıyordu.
Filistin Yönetimi serbest kalanlara 2 bin şekelden başlayıp tutuklu kaldıkları yıllara göre değişen ödenekler veriyor. Tutuklulara ise, 4 bin şekelden başlayıp 20 ila 30 yıl hapis yatan çok az sayıda kişi için 8 bin veya 12 bin şekele kadar ulaşabilen ödemeler yapıyor.
Filistin Yönetimi, serbest bırakılan mahkumların çalışan ve emekli statüsüne dönüştürülmesiyle maaşları daha resmi bir nitelik kazanırken, hapishanelerdeki mahkumların maaşlarının posta yoluyla transfer edilmesinin bankalara uygulanan yaptırımlardan bir korunma sağlamasını ve İsrail saldırısının etkisini azaltmasını umuyordu. Filistin Yönetimi, mahkumlara ve savaşçı ailelerine vefasını korurken aynı zamanda kendisine yöneltilen suçlamaların son bulmasını ve İsrail'in vergi gelirlerinden kesinti yapmasını engellemeyi istiyor.
İsrail, Filistin Yönetimi'nin "şehitlere ve tutsaklara" ödediği maaşlara atıfta bulunarak, İsraillilerin "cinayet ödemesi" dediği ödemeleri telafi etmek için Filistin Otoritesinin vergi gelirlerinden kesinti yapıyor. Bu konudaki kriz, Temmuz 2018’den bu yana sürüyor. Bu meselenin, önümüzdeki ayın başlarında yapılması beklenen Filistin Merkez Komitesi toplantısında yapılacak tartışmanın bir parçası olması bekleniyor. Merkez Komitesi’nin açıklamasında, FKÖ’nün çeşitli baskılara rağmen ‘şehit ve mahkumların’ maaşlarını ödemeye devam edeceğine dair bir maddeye yer verilmesi bekleniyor.



Mısır Cumhurbaşkanı, İranlı mevkidaşına Amerika ile yaşanan krizin diplomatik yollarla çözülmesi gerektiğinin altını çizdi

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi (Reuters)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi (Reuters)
TT

Mısır Cumhurbaşkanı, İranlı mevkidaşına Amerika ile yaşanan krizin diplomatik yollarla çözülmesi gerektiğinin altını çizdi

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi (Reuters)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi (Reuters)

Mısır Cumhurbaşkanlığı yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi'nin İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan ile dün yaptığı telefon görüşmesinde, İran krizini çözmenin ve Ortağoğu'yu gerilim ve istikrarsızlığın yıkıcı etkilerinden kurtarmanın tek yolunun diplomasi olduğunu teyit ettiğini duyurdu.

Mısır Cumhurbaşkanlığı'nın açıklamasında, Sisi'nin bölgedeki artan gerilimlerden duyduğu endişeyi dile getirdiği, gerilimin azaltılması çağrısında bulunduğu ve askeri çözümleri reddettiğini vurguladığı belirtildi.

resim

Pezeşkiyan ve Sisi arasında telefon görüşmesi

Mısır Cumhurbaşkanı, ülkesinin İran ve Amerika Birleşik Devletleri'ni müzakere masasına geri getirmek ve İran nükleer sorunu konusunda bir uzlaşmaya varmak için çabalarını sürdürdüğünü vurguladı. Sisi, tarafların kapsamlı bir çözüme ulaşmak için diyaloğa öncelik vereceklerini umduğunu ifade etti.

İran Cumhurbaşkanı ise Mısır'ın bölgedeki gerginliğin önlenmesinde ve güvenlik ile istikrarın sağlanmasında oynadığı olumlu rol için minnettarlığını ve takdirini dile getirerek, ülkesinin bölgesel istikrarı destekleyecek şekilde Mısır ile siyasi istişare ve koordinasyonu artırma konusundaki istekliliğini vurguladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Pezeşkiyan dün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a karşı askeri saldırı tehdidi göz önüne alındığında, ABD ile bir savaşın ne iki tarafın ne de Ortadoğu bölgesinin çıkarına olacağını belirtti.

İran Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Pezeşkiyan, Mısırlı mevkidaşı Abdülfettah es-Sisi ile yaptığı görüşmede, "İran İslam Cumhuriyeti hiçbir zaman savaş aramayacak ve hiçbir koşulda savaş istemeyecektir; savaşın İran'ın, Amerika Birleşik Devletleri'nin veya bölgenin çıkarına olmadığına derinden inanmaktadır" ifadelerini kullandı.


İsrail, Gazze'deki savaşı yeniden alevlendirdi ve en az 31 Filistinli hayatını kaybetti

İsrail, Gazze'deki savaşı yeniden alevlendirdi ve en az 31 Filistinli hayatını kaybetti
TT

İsrail, Gazze'deki savaşı yeniden alevlendirdi ve en az 31 Filistinli hayatını kaybetti

İsrail, Gazze'deki savaşı yeniden alevlendirdi ve en az 31 Filistinli hayatını kaybetti

Gazze Şeridi sakinleri, yaklaşık iki yıl süren savaş günlerini hatırlatan kanlı bir gün yaşadı. İsrail’in, Gazze’nin farklı bölgelerinde birçok hedefi vuran bir dizi hava saldırısı düzenlemesi sonucu, aralarında Hamas ve İslami Cihad mensuplarının aile bireylerinin de bulunduğu onlarca kişi hayatını kaybetti ve çok sayıda kişi de yaralandı. Bu saldırılar, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının yeni bir ihlali olarak değerlendirildi.

Gazze halkına, Gazze Şeridi'ndeki yaklaşık iki yıllık savaş sırasında yaşadıkları zor anları hatırlatan İsrail hava saldırıları; evleri, apartman dairelerini, yerinden edilmiş kişilerin kaldığı çadırları ve Hamas hükümetine bağlı bir polis merkezini hedef aldı.

Bu dağınık hava saldırılarında, aralarında 6 çocuk ve 3 kadının da bulunduğu en az 31 Filistinli hayatını kaybetti. Bazıları ağır olmak üzere Çok sayıda kişi ise çeşitli derecelerde yaralandı. Bu durum, can kaybının ilerleyen saatlerde artabileceğini gösteriyor.


İsrail'in ateşkesin ardından Gazze Şeridi'ne düzenlediği en şiddetli hava saldırısında onlarca kişi hayatını kaybetti

TT

İsrail'in ateşkesin ardından Gazze Şeridi'ne düzenlediği en şiddetli hava saldırısında onlarca kişi hayatını kaybetti

İsrail'in ateşkesin ardından Gazze Şeridi'ne düzenlediği en şiddetli hava saldırısında onlarca kişi hayatını kaybetti

Yerel medya kaynaklarına göre İsrail’in bugün Gazze Şeridi’ne düzenlediği bir dizi hava saldırısında 28 Filistinli hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı. Hamas, saldırıların ateşkes anlaşmasını kasıtlı olarak baltalamayı amaçladığını öne sürdü.

Bu bilanço, çatışmaları durdurmayı hedefleyen ateşkes anlaşmasından bu yana kaydedilen en yüksek günlük can kaybı olarak kayda geçti.

Filistin Enformasyon Merkezi, “İsrail işgal güçlerinin Gazze Şeridi’nin farklı bölgelerinde sivillere yönelik gerçekleştirdiği çok sayıda katliam sonucu bugün şehit olanların sayısının 28’e yükseldiğini” duyurdu. Merkez, İsrail savaş uçaklarının sabah saatlerinde Gazze kentinin kuzeybatısında yer alan Şeyh Rıdvan Polis Merkezi’ni hedef aldığını, saldırıda ilk belirlemelere göre 16 kişinin hayatını kaybettiğini ve çok sayıda kişinin yaralandığını bildirdi.

Gazze Şeridi’ndeki İçişleri ve Ulusal Güvenlik Bakanlığı da İsrail savaş uçaklarının, Gazze kentinin batısındaki Şeyh Rıdvan Polis Merkezi’ni vurduğunu, saldırı sonucu çok sayıda polis memuru ve personelin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Öte yandan İsrail uçaklarının, Gazze kentindeki Şeyh Rıdvan mahallesinde bir evi de bombaladığı, saldırıda ölü ve yaralıların olduğu bildirildi.

fevefv
Gazze şehrine düzenlenen İsrail hava saldırısının gerçekleştiği bölgeyi inceleyen Filistinliler, 31 Ocak 2026 (Reuters)

Daha önce Nasır ve Şifa hastanelerinden yetkililer, saldırıların Gazze’nin kuzey ve güneyini hedef aldığını, bunlar arasında Gazze kentinde bir daire ile Han Yunus’ta bir çadırın da bulunduğunu bildirmişti. Saldırılarda, iki ayrı aileden iki kadın ve altı çocuk hayatını kaybetti.

sdfvgt
Gazze şehrine düzenlenen İsrail hava saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen bir Filistinli (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre Şifa Hastanesi, Gazze kentini hedef alan saldırıda bir anne, üç çocuğu ve bir akrabasının yaşamını yitirdiğini açıkladı. Nasır Hastanesi ise bir çadır kampını hedef alan hava saldırısının yangına yol açtığını, saldırıda bir baba, üç çocuğu ve üç torunu olmak üzere yedi kişinin yaşamını yitirdiğini bildirdi.

İsrail ordusu saldırıyı gerekçelendirdi

İsrail ordusunun ilk açıklaması ise Ordu Sözcüsü Avichay Adraee’den geldi. Adraee, X platformunda yaptığı paylaşımda, İsrail ordusu ile iç istihbarat servisi Şin-Bet’in (Şabak), Gazze Şeridi’nde Hamas ve İslami Cihad hareketlerine ait liderleri ve altyapıları hedef aldığını belirtti. Adraee, bunun, ‘dün ateşkes anlaşmasının ihlal edilmesine yanıt’ olduğunu savunarak, Refah bölgesinde ‘yer altındaki bir tünelin içinden sekiz militanın çıktığını’ öne sürdü.

Adraee, “İsrail ordusu ve Şin-Bet, geçtiğimiz gece ve bu sabah Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerinde Hamas ve İslami Cihad’a mensup dört lideri ve unsuru hedef aldı. Ayrıca Gazze’nin orta kesiminde Hamas’a ait bir silah deposu, bir silah üretim tesisi ve roket fırlatma için kullanılan iki altyapı noktası vuruldu” ifadelerini kullandı.

Açıklamasının sonunda Adraee, İsrail ordusu ve Şin-Bet’in ateşkes anlaşmasının ihlal edilmesini ‘son derece ciddi’ gördüğünü belirterek, Gazze Şeridi’ndeki örgütlerin İsrail ordusuna ve İsrail vatandaşlarına yönelik saldırı girişimlerine karşı harekete geçmeyi sürdüreceklerini kaydetti.

Hamas ‘tehlikeli tırmanışı’ kınadı

Hamas, ‘işgal güçlerinin katliamlarını sürdürmesini ve yerinden edilmiş sivillerin kaldığı çadırları hedef almasını tehlikeli bir tırmanış ve ateşkes anlaşmasının kasıtlı biçimde baltalanması’ olarak değerlendirdi.

Hamas, bugün yayımladığı basın açıklamasında, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik aralıksız bombardımanını sürdürdüğünü, savaş uçaklarının Han Yunus’ta yedi kişilik yerinden edilmiş bir ailenin kaldığı çadırı hedef alması sonucu tamamının hayatını kaybettiğini bildirdi. Açıklamada, son saatlerde Gazze Şeridi’nin farklı bölgelerinde yaşamını yitirenlerin sayısının altısı çocuk olmak üzere 12’ye yükseldiği belirtilerek, bunun ‘vahşi bir suç ve ateşkes anlaşmasının açık ve tekrarlanan bir ihlali’ olduğu vurgulandı.

Hamas, sivillerin, ailelerin ve çocukların sığındığı çadırların hedef alınmasının, İsrail hükümetinin Gazze Şeridi’ne yönelik ‘soykırım niteliğindeki savaşı’ sürdürdüğünü ortaya koyduğunu ifade etti. Açıklamada, ateşkes anlaşmasının imzalanmasının üzerinden yaklaşık dört ay geçmesine rağmen bu saldırıların devam etmesinin, İsrail’in anlaşmayı ciddiye almadığını, arabulucuların ve garantör ülkelerin çabalarını hiçe saydığını gösterdiği kaydedildi.

Hamas, ateşkes anlaşmasının garantör ülkelerine ve ABD yönetimine çağrıda bulunarak, “İsrail’in ateşkesi baltalamaya yönelik politikasını durdurmak, sivillere yönelik savaş ve katliamları sona erdirmek ve varılan anlaşmanın oyalama ya da manevra olmaksızın uygulanmasını sağlamak için derhal harekete geçilmesi” gerektiğini belirtti.

11 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana, İsrail ordusunun gerçekleştirdiği bin 300’ü aşkın ihlal sonucu bin 850’den fazla kişinin hayatını kaybettiği ya da yaralandığı bildirildi.

vfedvf
Gazze şehrine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından enkaz altında kalanları arayan Filistinliler (Reuters)

İsrail, ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinden bu yana dört askerinin öldürülmesinden Filistinli silahlı grupları sorumlu tutuyor. İsrail ordusu bir gün önce, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta bir tünelden sekiz militanın çıktığını tespit ettiklerini, bunlardan üçünün öldürüldüğünü, dördüncü kişinin ise bölgede Hamas’ın önde gelen liderlerinden biri olarak tutuklandığını açıklamıştı.

Bu gelişmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik yirmi maddelik planının ikinci aşamasının uygulanması hazırlıklarıyla eş zamanlı olarak yaşanıyor. Planın ilk duyurusu, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff tarafından bu ayın başında, bölgede teknokrat bir Filistin hükümeti kurulmasıyla birlikte yapılmıştı.

Planın ikinci aşaması, Hamas’ın silahsızlandırılması gibi hassas konuları içeriyor. Ayrıca, İsrail’in Gazze Şeridi’nin bazı bölgelerinden çekilmesi ve barışı koruma amaçlı uluslararası bir gücün konuşlandırılması öngörülüyor.

Söz konusu plan kapsamında, savaş boyunca büyük bölümü kapalı kalan Mısır sınırındaki Refah Sınır Kapısı’nın yarın yeniden açılması bekleniyor.