ABD, Körfez’in Husilerle mücadelesinde hangi adımları atmalı?

ABD’li diplomat Dennis Ross, yeniden denge kurma yönünde Biden yönetimi için beş adım belirledi

Sana'daki kapalı ABD Büyükelçiliği önünde düzenlenen protestolarda silahlı bir Husi (AFP)
Sana'daki kapalı ABD Büyükelçiliği önünde düzenlenen protestolarda silahlı bir Husi (AFP)
TT

ABD, Körfez’in Husilerle mücadelesinde hangi adımları atmalı?

Sana'daki kapalı ABD Büyükelçiliği önünde düzenlenen protestolarda silahlı bir Husi (AFP)
Sana'daki kapalı ABD Büyükelçiliği önünde düzenlenen protestolarda silahlı bir Husi (AFP)

İsa Nehari
İran destekli Husilerin Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) başkenti Abu Dabi'yi bir hafta içinde ikinci kez hedef alması dolayısıyla Körfez ülkeleri, Husilerin ABD terör listesine yeniden alınması taleplerini yeniledi. Birkaç gün öncesinde ise Başkan Joe Biden, yönetiminin bu konu üzerine durduğunu doğrulamıştı.
BAE’nin Washington Büyükelçisi Yusuf el-Uteybe, Husilere mali ve silah akışının durdurulması çağrısında bulunurken Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz ise Husilerin yeniden terör listesine dahil edilmesi ve liderlerinin yaptırımlara tâbi tutulması yönünde yasa tasarısı sundu.
Bill Clinton ve George W. Bush dönemlerinde Orta Doğu'da barış sürecinin ilk adımlarını atan ABD’li diplomat Dennis Ross ise BAE'ye yönelik son saldırıların ABD'nin eylemin ötesinde zemin hazırlamasını gerektirdiğini ifade etti. Aynı zamanda İranlıların yokluğunda böyle bir saldırının mümkün olamayacağına da dikkat çekti.
ABD merkezli The Hill web sitesinde yayınlanan bir makaledeki açıklamalarında Ross, Güvenlik Konseyi'ni (BMGK) Husileri baskı altına alarak İran'ın Husilere silah ihraç etmesini engelleyecek bir karar almaya çağırdı. Abu Dabi ile ilişkileri göz önüne alındığında Rusya ve Çin'in veto haklarını kullanmayacaklarına da dikkat çekti.

Husilerin İran ile bağı
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre ABD’li diplomat, Husilerin İran'a tabi oluşu tartışma konusu varsayılsa dahi Kudüs Gücü ve Hizbullah'ın Husilere füze ve insansız hava araçları (İHA) sağladığı ve İHA üretimi için eğitim verdiği gerçeğine değindi. Zirâ başkent Riyad dahil olmak üzere Suudi Arabistan’da sivil hedefleri ve ülke genelindeki petrol tesislerini hedeflemeleri göz önüne alındığında İran’ın Husileri Suudi Arabistan üzerinde bir baskı aracı olarak gördüğünü ifade etti.
“İran, bu çatışmayı sınırlamak değil de körüklemek için elinden geleni yapıyor” ifadelerine başvuran Ross, bunun Husilerin geçtiğimiz hafta BAE’ye yönelik saldırılarından da anlaşıldığını ifade etti. Husilerin birçoğu BAE savunma sistemleri tarafından ele geçirilen füze ve İHA’ları Abu Dabi'deki bir sanayi bölgesini hasara uğratmış, havaalanındaki bir şantiyenin de etkilenmesiyle 3 sivil hayatını kaybetmiş, 6 kişi yaralanmıştı.
ABD’li diplomat, İran nükleer programıyla ilgili Viyana’da yürütülen müzakerelerin sonucu ne olursa olsun Husilerin düzenlediği saldırıların Washington'un İran'ın Orta Doğu'daki davranışlarıyla mücadele etmesini zorunlu kıldığına inandığını söyledi. Aynı zamanda Tahran'da rejim lideri “Rehber” Ali Hamaney başta olmak üzere rejim liderlerinin füze programlarını veya bölgedeki faaliyetlerini müzakere etmeyecekleri konusundaki ısrarlarına atıfta bulundu.
Ancak Ross, bugün bölgede Barack Obama yönetimi ve Avrupalı ​​müttefiklerinin İran ile nükleer anlaşmaya vardığı 2015 gerçeğinden farklı olarak değişen koşulların kaydedildiğini söylüyor. Aynı zamanda anlaşma taraflarının İran'ı bölgedeki eylemlerinden sorumlu tutma yönünde endişelerinin olduğunu, bu nedenle anlaşmayı uygulamaktan cayabileceklerini de ekliyor.
Nitekim Ross, bugün ABD’nin geçmişten ders alarak İranlıların Husiler ile ilgili olanlardan başlayarak faaliyetlerinin bedelini ödemesini sağlaması gerektiğini vurguladı. Husilerin ise düzenledikleri saldırıların bedelini ödeyeceklerini, izole hale geldiklerini ve Washington'un saldırı altındaki ülkelerin savunmasını güçlendirmek için çalışacağını bilmeleri gerektiğine değindi.
Aslında Husi milisleri açıkça destekleyen Tahran, Husiler tarafından kullanılan füzeler ve diğer silahların kalıntılarından İran yapımı oldukları anlaşıldığı halde, Husi milislere silah tedarik etmediğini öne sürüyor.
Bir Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Independent Arabia’nın Husilerin yeniden terör örgütü olarak sınıflandırılmasına ilişkin sorularına verdiği yanıtta “ABD, Yemen'deki insani durumu iyileştirme yönündeki kararlılığını sürdürüyor. Husiler insani sonuçları hesaba katmak zorunda kalacak” ifadelerine başvurdu.

Dengeyi yeniden sağlama yönündeki adımlar
Ross, Biden yönetiminin Husilerin gerilimi körükleyişi ile başa çıkma yönünde atacağı beş adım olduğunu öne sürüyor. İlkinin BMGK’ya Husi saldırılarını kınayan ve daha fazlası durumunda yaptırım uygulanmasını öngören bir karar sunmaktan geçtiğini söyleyen Ross, Abu Dabi ile ilişkileri göz önüne alındığında Rusya ve Çin'in veto haklarını kullanmayacaklarına da dikkat çekiyor.
BAE’ye istihbarat sağlayarak füze saldırıları öncesinde onları uyarmanın ikinci adımı teşkil ettiğini belirten Ross, ABD’nin bunu yapmaya muktedir olduğunu vurguluyor.
Biden yönetimi ilk haftalarında Yemen’de Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu’na askeri desteği askıya almış olsa da Riyad ve Abu Dabi ile savunma işbirliğini hiç duraksatmadı.
Pentagon'un son açıklamalarında belirtildiğine göre ABD savunma sistemleri Pazartesi günü BAE'deki ABD üssünü hedef alan Husi füzelerini durdurmayı başardı.
Washington'a BAE’deki hava ve füze savunma sistemlerinin modernizasyonunu hızlandırması çağrısında bulunan Ross, Körfez ülkesi yetkililerinin bir süredir böyle bir destek aradığını ancak Biden yönetiminin yavaş yanıt verdiğine dikkat çekti.
Dördüncü olarak vereceği yanıtların etkinliğini artırma yönünde BAE’nin hassas güdümlü mühimmat ile desteklenmesi ve sivil kayıplara neden olma olasılığının azaltılması gerektiğini de ekledi. Aynı zamanda “ABD bunu biliyor, açıklaması gerekiyor” ifadelerine başvurdu.
Diplomat Ross aynı zamanda ABD yönetimini saldırılara yanıt verme sürecini simüle etmek için BAE ve bölgedeki diğer ülkelerle ikili askeri tatbikatlara katılmaya çağırdı.
ABD yönetiminin kendi vatandaşları dahil olmak üzere çok sayıda sivil can kaybına yol açabilecek herhangi bir saldırıya yanıt olarak müttefiklerinin yanında olacağını göstermesinin önemli olduğunu vurgulayan Ross, “ABD’nin bu yöndeki taahhüdünü görmesi gereken yalnızca arkadaşlarımız değil. ABD’ye ve onun uluslararası bir düzeni şekillendirme arzusuna meydan okumaya kararlı görünenler de var” dedi.
Orta Doğu'daki çatışmaları yakından takip eden Ross, Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Ali Hamaney’in ABD'nin gerilimi kırma stratejisi hakkındaki varsayımlarına karşı çıkmak gerektiğini, zirâ Washington'ın bu ülkelerin attığı adımların yol açtığı risklere karşı daha hazırlıklı hale geldiğini söyledi.

Husiler gerilimi artırırken bunlara yanıt verme yönündeki adımlar
BAE Savunma Bakanlığı, Husilerin Pazartesi günü Yemen’den fırlattığı iki balistik füzeye herhangi bir can kaybı yaşanmadan karşı konularak imha edildiğini duyurdu.
“İmha edilen balistik füze kalıntıları, BAE çevresindeki ayrı alanlara düştü” ifadelerine başvuran Bakanlık, herhangi bir saldırıya karşı gerekli koruma önlemlerini aldığını teyit etti.
Söz konusu saldırı, geçen hafta başkent Abu Dabi'de bir yakıt deposunu hedef alan, 3 kişinin ölümüne ve Abu Dabi Uluslararası Havaalanı’nda yangın çıkmasına neden olan saldırının ardından BAE topraklarına yapılan ikincisi sayılıyor.
Husi grubu üstlendiği bu saldırıyı İHA ve balistik füzeler ile gerçekleştirdiğini belirtmiş, BAE ise bu bilgileri doğrulamıştı.
Söz konusu saldırıların uluslararası çapta kınanması ardından, Yemen'deki meşruiyeti destekleyen Arap Koalisyonu ise Sana ve Saada'da Husileri hedef aldı. Koalisyon tarafından yapılan açıklamada, “Husilerin başkent Sana ve diğer bölgelerdeki mevkileri ve üslerine çeşitli hava saldırıları düzenlendi” ifadelerine başvuruldu. Haber ajanslarına konuşan yerel sakinler ise bu saldırıları ‘2019'dan beri düzenlenen en şiddetli’ saldırılar şeklinde niteledi.
BAE 2019'da Yemen'deki varlığını önemli ölçüde azaltmış, ancak Abu Dabi destekli Yemen kuvvetleri yakın zamanda Yemen'in petrol üreten Şebva ve Marib bölgelerinde Husilere karşı yürütülen savaşlara dahil olmuştu.



Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
TT

Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu, Suudi Arabistan Kraliyet Hava Savunma Kuvvetlerinin, Husiler tarafından bugün sabaha karşı başkent Riyad’a fırlatılan bir balistik füzeyi önleyerek imha ettiğini açıkladı.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Husilerin gerilimi artırmasının ve başkent Riyad’daki sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef alma girişimlerini sürdürmesinin, 8 milyondan fazla vatandaş ve yabancının yaşadığı kentte bu milislerin tutumundaki ısrarı ortaya koyduğunu belirtti. Maliki, söz konusu girişimlerin sivilleri ve sivil unsurları kasıtlı ve sistematik biçimde hedef alan “terörist ve saldırgan bir davranış” olduğunu ifade etti.

Tümgeneral Maliki ayrıca Husilerin Biş, Taif, Fursan ve Yanbu kentlerindeki sivilleri ve sivil unsurları hedef almaya çalıştığını, ancak hava savunma sistemlerinin bu saldırı girişimlerini engellediğini söyledi.

Maliki, yayımlanan açıklamada, koalisyon yönetiminin Husilerin “terörist faaliyetlerini” caydırmak amacıyla, uluslararası insancıl hukuk ve teamül hukuku kurallarıyla uyumlu olmak kaydıyla, uygun gördüğü tedbirleri alma konusunda asli hakkına sahip olduğunu vurguladı.


Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
TT

Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)

Avrupa Birliği, Kızıldeniz’de gemilere refakat eden “Aspides” deniz misyonunun alarm seviyesini yükseltti. Kararın, İran destekli Husilerin stratejik su yoluna yönelik tehditleri nedeniyle alındığı bildirildi. Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre söz konusu adım Kızıldeniz’deki güvenlik risklerinin artması sonrasında atıldı.

Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Yemen’deki çatışmaların sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nda deniz ulaşımı serbestisinin yeniden sağlanmasına yönelik diplomatik çabaları görüştüğünü açıkladı.

Kallas, X platformundaki paylaşımında, “Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları kabul edilemez ve küresel ekonomiye zarar veriyor” ifadelerini kullandı. Kallas ayrıca Avrupa’nın, “Husilerin saldırılarına karşı Kızıldeniz’de deniz taşımacılığının güvenliğini korumaya yardımcı olduğunu” belirtti.

Öte yandan Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babul Mendeb’in doğusu ile Taiz’in batısındaki yüksek kesimleri ele geçirmeye yönelik yoğun girişimlerine karşı koymayı sürdürüyor.

Husiler, Babul Mendeb Boğazı, Meyyun Adası ve batı kıyısındaki kontrol alanlarını güvence altına almak amacıyla kendilerine kara derinliği sağlayacak ve hareket ile ikmal hatlarını tahkim edecek dağlık mevzileri ele geçirmeye çalışıyor.

Taiz cephesinden bir askeri kaynak, çatışmalarda 30 Husinin öldürüldüğünü, 60’tan fazla Husinin yaralandığını ve 6 savaş aracının yanı sıra 2 tankın imha edildiğini bildirdi.


Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
TT

Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart getirilmediğini belirterek, bakanlığın umrecilerin işlemlerini kolaylaştırmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Es-Salim Şarku’l Avsat'a verdiği röportajda, umre yolculuğunu geliştirmek ve umrecilere sunulan seçenekleri genişletmek için çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Bu kapsamda çok girişli umre vizesi, onaylı elektronik seyahat platformları üzerinden rezervasyon imkânı, dijital hizmetlerin entegrasyonunun güçlendirilmesi ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesi gibi girişimlerin hayata geçirildiğini ifade etti. Es-Salim, bu çalışmaların yoğun dönemlere yönelik erken hazırlık ve sektörün beklenen büyümeyi karşılayabilecek kapasiteye ulaştırılmasıyla eş zamanlı yürütüldüğünü kaydetti.

Yoğun dönemlere hazırlık

Es-Salim, yoğun dönemlerin sezon boyunca umre talebindeki değişimlerden etkilendiğini belirterek, bakanlığın ilgili kurumlar ve hizmet sağlayıcılarıyla koordinasyon içinde bu dönemlere erken hazırlanarak beklenen talep artışını karşılamak için kapasiteyi yükselttiğini belirtti.

Bakanlığın her yıl, Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu hedeflerine ulaşmak amacıyla umreci sayısında kademeli ve sürdürülebilir bir artış sağlamayı hedeflediğini belirten Es-Salim, bunun yanı sıra hizmetlerin geliştirilmesi, sektörün hazırlık düzeyinin yükseltilmesi ve hacı ile umrecilerin deneyiminin kalitesinin artırılması için çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

Yeni girişimler

Es-Salim'e göre bakanlığın umre deneyimini geliştirmek ve umrecilerin yolculuğunu kolaylaştırmak amacıyla yürüttüğü girişimlerin başında, kısa süre önce uygulamaya konulan çok girişli umre vizesi geliyor. Bu uygulamanın, ülkeye giriş prosedürlerinin geliştirilmesine yönelik bir model olduğunu belirten Es-Salim, umrecilere seyahatlerini planlama ve ibadetlerini gerçekleştirme konusunda daha fazla esneklik sağladığını söyledi.

Bakanlığın ayrıca bireylerin onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine doğrudan erişimini genişlettiğini belirten Es-Salim, böylece umrecilerin seyahatlerini planlamalarının, hizmetlere ulaşmalarının ve rezervasyon yapmalarının daha kolay ve esnek hale getirildiğini kaydetti.

Es-Salim, bu girişimlerin umre yolculuğu modelini geliştirmeye yönelik daha kapsamlı bir yaklaşımın parçası olduğunu belirterek, umrecilerin seçeneklerini artırmayı, hizmetlere erişimi kolaylaştırmayı ve yolculuğun farklı aşamalarında dijital çözümlerden yararlanmayı amaçladıklarını söyledi.

Yapay zekâ kullanımı

Hac ve Umre Bakanlığı'nın, başta yapay zekâ olmak üzere yeni ve gelişmekte olan teknolojilerden yararlanmaya devam ettiğini belirten Es-Salim, amaçlarının hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek ve yalnızca işlemlerin dijitalleştirilmesinden, deneyimi iyileştirmek ve karar alma süreçlerini desteklemek amacıyla veri ve gelişmiş analizlerden yararlanma aşamasına geçmek olduğunu söyledi.

Mevcut uygulamaların başında, Nusuk uygulaması bünyesindeki akıllı dijital asistan "Nusuk AI"ın bulunduğunu belirten Es-Salim, hizmetin hacı ve umrecilere bilgi ve rehberlik sunduğunu, yazılı ve sesli iletişim yoluyla sorularını cevapladığını kaydetti.

Ayrıca "Dijital Mutavvıf" hizmetinin, umrecilere ve hacılara tavaf ve sa'y turlarını saymada, daha az yoğun katlara yönlendirmede ve meşru dua ve zikirler konusunda rehberlikte yardımcı olduğunu belirtti.

İzleme ve kontrol merkezinin de bakanlığın hacı ve umrecilerin yolculuğunu takip etmek için kullandığı teknolojik altyapının önemli unsurlarından biri olduğunu söyleyen Es-Salim, canlı verilerin entegre edilerek hızlı müdahale ve karar alma süreçlerini destekleyen göstergelere ve kontrol panellerine dönüştürüldüğünü ifade etti.

Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Dijitalleşme ve şartlar

Es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart bulunmadığını bir kez daha vurgulayarak, bakanlığın prosedürleri kolaylaştırmak ve umre yolculuğunu daha kolay ve esnek hale getirmek için hizmetleri geliştirmeye devam ettiğini söyledi.

Umrecilerin yolculuğunun bugün ileri düzeyde bir dijital entegrasyona ulaştığını belirten Es-Salim, işlemlerin büyük bölümünün elektronik ortamda tamamlanabildiğini ifade etti. Bunların başında, 51 milyondan fazla kullanıcıya 170'ten fazla ülkede 150'den fazla dijital hizmet sunan Nusuk uygulaması ve platformunun geldiğini kaydetti.

Es-Salim, ayrıca onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine ve paket rezervasyonlarına doğrudan erişim sağlandığını belirtti.

Önümüzdeki dönemde hedefin bu entegrasyonu daha da güçlendirmek, daha bağlantılı ve sorunsuz bir dijital deneyim oluşturmak ve hacı ile umrecilerin ihtiyaçlarına göre daha proaktif ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunmak için veri ve modern teknolojilerden yararlanmak olduğunu söyledi.

“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).
“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).

Hizmet sunan 346 umre şirketi

Es-Salim'in verdiği bilgiye göre, hâlihazırda umre hizmeti sunma yetkisine sahip 346 şirket bulunuyor. Bu sayının hizmet sağlayıcı tabanının genişlediğini ve özel sektörün umrecilere hizmet sunmadaki rolünün arttığını gösterdiğini belirtti.

Bakanlığın özel sektörün önünü açmak ve umre sektöründe daha cazip ve rekabetçi bir ortam oluşturmak amacıyla politika ve mevzuatı sürekli geliştirdiğini söyleyen Es-Salim, bunun yeni şirketlerin sektöre girmesine ve umrecilerin ihtiyaçlarına cevap veren, artan talebe uyum sağlayan farklı hizmet ve iş modellerinin geliştirilmesine imkân verdiğini ifade etti.

Denetim ve takip

Şirketlerin performansının izlenmesine ilişkin olarak Es-Salim, farklı umre hizmet noktalarında günlük denetimler gerçekleştiren sürekli bir saha ve denetim mekanizmasının bulunduğunu söyledi.

Hicri 1448 umre sezonunun başlangıcından bu yana denetim sayısının 32 bini aştığını belirten Es-Salim, denetimlerin umreci konaklama tesislerini, umre şirketlerini ve hizmet sağlayıcılarını ve çeşitli hizmet noktalarını kapsadığını kaydetti.

Bu denetimlerde düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumun kontrol edildiğini, tespit edilen eksikliklerin giderildiğini ve herhangi bir ihlal görüldüğünde yasal prosedürler doğrultusunda derhal işlem yapıldığını belirten Es-Salim, yaptırımların şirket faaliyetlerinin durdurulmasına kadar ulaşabildiğini ve bunun umrecilerin haklarını korumayı amaçladığını ifade etti.

Bakanlığın yalnızca memnuniyet düzeyini ölçmekle yetinmediğini belirten Es-Salim, saha ve dijital ölçüm araçları ile veri analizleri üzerinden eksiklikleri tespit ettiklerini, hacı ve umrecilerin ihtiyaçlarını anlamaya ve geliştirme alanlarını belirlemeye çalıştıklarını söyledi.

Ayrıca gelişmiş ve öngörücü analizlerin kullanımını artırarak karar alma süreçlerini desteklediklerini ve olası sorunları önceden tespit etmeye çalıştıklarını belirtti.

Şirketlerin yeniden sınıflandırılması

Es-Salim'e göre umreci deneyiminin kalitesi, umre şirketlerinin sınıflandırılmasında temel unsurlardan birini oluşturuyor. Şirketlerin performans değerlendirmesinin yalnızca düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumla sınırlı olmadığını belirten Es-Salim, sunulan hizmetlerin kalitesi ve umrecilerin gerçek deneyiminin de değerlendirmeye alındığını söyledi.

Bakanlığın hizmet kalitesi, kurallara ve şartlara uyum gibi çeşitli kriterler üzerinden periyodik değerlendirme yaptığını belirten Es-Salim, geçen sezonun performans değerlendirmesinin ardından haziran ayında 21 umre şirketinin faaliyetlerinin durdurulduğunu açıkladı. Bunlardan 15'inin düşük performans değerlendirmesi, 6'sının ise mevzuat ve talimatlara aykırılık nedeniyle durdurulduğunu kaydetti.

Es-Salim, bakanlığın sınıflandırma yöntemini ve değerlendirme kriterlerini sürekli geliştirdiğini, hacı ve umrecilerin deneyimine ilişkin ölçümlerden ve hizmet kalitesi göstergelerinden yararlandığını belirterek, amacın şirketler arasında hizmet kalitesi konusunda rekabeti teşvik etmek ve umrecilere sunulan hizmetlerin seviyesini yükseltmek olduğunu ifade etti.