ABD, Körfez’in Husilerle mücadelesinde hangi adımları atmalı?

ABD’li diplomat Dennis Ross, yeniden denge kurma yönünde Biden yönetimi için beş adım belirledi

Sana'daki kapalı ABD Büyükelçiliği önünde düzenlenen protestolarda silahlı bir Husi (AFP)
Sana'daki kapalı ABD Büyükelçiliği önünde düzenlenen protestolarda silahlı bir Husi (AFP)
TT

ABD, Körfez’in Husilerle mücadelesinde hangi adımları atmalı?

Sana'daki kapalı ABD Büyükelçiliği önünde düzenlenen protestolarda silahlı bir Husi (AFP)
Sana'daki kapalı ABD Büyükelçiliği önünde düzenlenen protestolarda silahlı bir Husi (AFP)

İsa Nehari
İran destekli Husilerin Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) başkenti Abu Dabi'yi bir hafta içinde ikinci kez hedef alması dolayısıyla Körfez ülkeleri, Husilerin ABD terör listesine yeniden alınması taleplerini yeniledi. Birkaç gün öncesinde ise Başkan Joe Biden, yönetiminin bu konu üzerine durduğunu doğrulamıştı.
BAE’nin Washington Büyükelçisi Yusuf el-Uteybe, Husilere mali ve silah akışının durdurulması çağrısında bulunurken Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz ise Husilerin yeniden terör listesine dahil edilmesi ve liderlerinin yaptırımlara tâbi tutulması yönünde yasa tasarısı sundu.
Bill Clinton ve George W. Bush dönemlerinde Orta Doğu'da barış sürecinin ilk adımlarını atan ABD’li diplomat Dennis Ross ise BAE'ye yönelik son saldırıların ABD'nin eylemin ötesinde zemin hazırlamasını gerektirdiğini ifade etti. Aynı zamanda İranlıların yokluğunda böyle bir saldırının mümkün olamayacağına da dikkat çekti.
ABD merkezli The Hill web sitesinde yayınlanan bir makaledeki açıklamalarında Ross, Güvenlik Konseyi'ni (BMGK) Husileri baskı altına alarak İran'ın Husilere silah ihraç etmesini engelleyecek bir karar almaya çağırdı. Abu Dabi ile ilişkileri göz önüne alındığında Rusya ve Çin'in veto haklarını kullanmayacaklarına da dikkat çekti.

Husilerin İran ile bağı
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre ABD’li diplomat, Husilerin İran'a tabi oluşu tartışma konusu varsayılsa dahi Kudüs Gücü ve Hizbullah'ın Husilere füze ve insansız hava araçları (İHA) sağladığı ve İHA üretimi için eğitim verdiği gerçeğine değindi. Zirâ başkent Riyad dahil olmak üzere Suudi Arabistan’da sivil hedefleri ve ülke genelindeki petrol tesislerini hedeflemeleri göz önüne alındığında İran’ın Husileri Suudi Arabistan üzerinde bir baskı aracı olarak gördüğünü ifade etti.
“İran, bu çatışmayı sınırlamak değil de körüklemek için elinden geleni yapıyor” ifadelerine başvuran Ross, bunun Husilerin geçtiğimiz hafta BAE’ye yönelik saldırılarından da anlaşıldığını ifade etti. Husilerin birçoğu BAE savunma sistemleri tarafından ele geçirilen füze ve İHA’ları Abu Dabi'deki bir sanayi bölgesini hasara uğratmış, havaalanındaki bir şantiyenin de etkilenmesiyle 3 sivil hayatını kaybetmiş, 6 kişi yaralanmıştı.
ABD’li diplomat, İran nükleer programıyla ilgili Viyana’da yürütülen müzakerelerin sonucu ne olursa olsun Husilerin düzenlediği saldırıların Washington'un İran'ın Orta Doğu'daki davranışlarıyla mücadele etmesini zorunlu kıldığına inandığını söyledi. Aynı zamanda Tahran'da rejim lideri “Rehber” Ali Hamaney başta olmak üzere rejim liderlerinin füze programlarını veya bölgedeki faaliyetlerini müzakere etmeyecekleri konusundaki ısrarlarına atıfta bulundu.
Ancak Ross, bugün bölgede Barack Obama yönetimi ve Avrupalı ​​müttefiklerinin İran ile nükleer anlaşmaya vardığı 2015 gerçeğinden farklı olarak değişen koşulların kaydedildiğini söylüyor. Aynı zamanda anlaşma taraflarının İran'ı bölgedeki eylemlerinden sorumlu tutma yönünde endişelerinin olduğunu, bu nedenle anlaşmayı uygulamaktan cayabileceklerini de ekliyor.
Nitekim Ross, bugün ABD’nin geçmişten ders alarak İranlıların Husiler ile ilgili olanlardan başlayarak faaliyetlerinin bedelini ödemesini sağlaması gerektiğini vurguladı. Husilerin ise düzenledikleri saldırıların bedelini ödeyeceklerini, izole hale geldiklerini ve Washington'un saldırı altındaki ülkelerin savunmasını güçlendirmek için çalışacağını bilmeleri gerektiğine değindi.
Aslında Husi milisleri açıkça destekleyen Tahran, Husiler tarafından kullanılan füzeler ve diğer silahların kalıntılarından İran yapımı oldukları anlaşıldığı halde, Husi milislere silah tedarik etmediğini öne sürüyor.
Bir Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Independent Arabia’nın Husilerin yeniden terör örgütü olarak sınıflandırılmasına ilişkin sorularına verdiği yanıtta “ABD, Yemen'deki insani durumu iyileştirme yönündeki kararlılığını sürdürüyor. Husiler insani sonuçları hesaba katmak zorunda kalacak” ifadelerine başvurdu.

Dengeyi yeniden sağlama yönündeki adımlar
Ross, Biden yönetiminin Husilerin gerilimi körükleyişi ile başa çıkma yönünde atacağı beş adım olduğunu öne sürüyor. İlkinin BMGK’ya Husi saldırılarını kınayan ve daha fazlası durumunda yaptırım uygulanmasını öngören bir karar sunmaktan geçtiğini söyleyen Ross, Abu Dabi ile ilişkileri göz önüne alındığında Rusya ve Çin'in veto haklarını kullanmayacaklarına da dikkat çekiyor.
BAE’ye istihbarat sağlayarak füze saldırıları öncesinde onları uyarmanın ikinci adımı teşkil ettiğini belirten Ross, ABD’nin bunu yapmaya muktedir olduğunu vurguluyor.
Biden yönetimi ilk haftalarında Yemen’de Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu’na askeri desteği askıya almış olsa da Riyad ve Abu Dabi ile savunma işbirliğini hiç duraksatmadı.
Pentagon'un son açıklamalarında belirtildiğine göre ABD savunma sistemleri Pazartesi günü BAE'deki ABD üssünü hedef alan Husi füzelerini durdurmayı başardı.
Washington'a BAE’deki hava ve füze savunma sistemlerinin modernizasyonunu hızlandırması çağrısında bulunan Ross, Körfez ülkesi yetkililerinin bir süredir böyle bir destek aradığını ancak Biden yönetiminin yavaş yanıt verdiğine dikkat çekti.
Dördüncü olarak vereceği yanıtların etkinliğini artırma yönünde BAE’nin hassas güdümlü mühimmat ile desteklenmesi ve sivil kayıplara neden olma olasılığının azaltılması gerektiğini de ekledi. Aynı zamanda “ABD bunu biliyor, açıklaması gerekiyor” ifadelerine başvurdu.
Diplomat Ross aynı zamanda ABD yönetimini saldırılara yanıt verme sürecini simüle etmek için BAE ve bölgedeki diğer ülkelerle ikili askeri tatbikatlara katılmaya çağırdı.
ABD yönetiminin kendi vatandaşları dahil olmak üzere çok sayıda sivil can kaybına yol açabilecek herhangi bir saldırıya yanıt olarak müttefiklerinin yanında olacağını göstermesinin önemli olduğunu vurgulayan Ross, “ABD’nin bu yöndeki taahhüdünü görmesi gereken yalnızca arkadaşlarımız değil. ABD’ye ve onun uluslararası bir düzeni şekillendirme arzusuna meydan okumaya kararlı görünenler de var” dedi.
Orta Doğu'daki çatışmaları yakından takip eden Ross, Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Ali Hamaney’in ABD'nin gerilimi kırma stratejisi hakkındaki varsayımlarına karşı çıkmak gerektiğini, zirâ Washington'ın bu ülkelerin attığı adımların yol açtığı risklere karşı daha hazırlıklı hale geldiğini söyledi.

Husiler gerilimi artırırken bunlara yanıt verme yönündeki adımlar
BAE Savunma Bakanlığı, Husilerin Pazartesi günü Yemen’den fırlattığı iki balistik füzeye herhangi bir can kaybı yaşanmadan karşı konularak imha edildiğini duyurdu.
“İmha edilen balistik füze kalıntıları, BAE çevresindeki ayrı alanlara düştü” ifadelerine başvuran Bakanlık, herhangi bir saldırıya karşı gerekli koruma önlemlerini aldığını teyit etti.
Söz konusu saldırı, geçen hafta başkent Abu Dabi'de bir yakıt deposunu hedef alan, 3 kişinin ölümüne ve Abu Dabi Uluslararası Havaalanı’nda yangın çıkmasına neden olan saldırının ardından BAE topraklarına yapılan ikincisi sayılıyor.
Husi grubu üstlendiği bu saldırıyı İHA ve balistik füzeler ile gerçekleştirdiğini belirtmiş, BAE ise bu bilgileri doğrulamıştı.
Söz konusu saldırıların uluslararası çapta kınanması ardından, Yemen'deki meşruiyeti destekleyen Arap Koalisyonu ise Sana ve Saada'da Husileri hedef aldı. Koalisyon tarafından yapılan açıklamada, “Husilerin başkent Sana ve diğer bölgelerdeki mevkileri ve üslerine çeşitli hava saldırıları düzenlendi” ifadelerine başvuruldu. Haber ajanslarına konuşan yerel sakinler ise bu saldırıları ‘2019'dan beri düzenlenen en şiddetli’ saldırılar şeklinde niteledi.
BAE 2019'da Yemen'deki varlığını önemli ölçüde azaltmış, ancak Abu Dabi destekli Yemen kuvvetleri yakın zamanda Yemen'in petrol üreten Şebva ve Marib bölgelerinde Husilere karşı yürütülen savaşlara dahil olmuştu.



Suudi Arabistan Savunma Bakanı, Katar Emiri ile bölgesel gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, bugün Doha'da Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ile yaptığı görüşmede (Suudi Arabistan Savunma Bakanı'nın resmi X hesabı)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, bugün Doha'da Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ile yaptığı görüşmede (Suudi Arabistan Savunma Bakanı'nın resmi X hesabı)
TT

Suudi Arabistan Savunma Bakanı, Katar Emiri ile bölgesel gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, bugün Doha'da Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ile yaptığı görüşmede (Suudi Arabistan Savunma Bakanı'nın resmi X hesabı)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, bugün Doha'da Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ile yaptığı görüşmede (Suudi Arabistan Savunma Bakanı'nın resmi X hesabı)

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman bugün Doha’da Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ile bölgedeki gelişmeler ve bu kapsamda yürütülen çabaları görüştü.

Katar Emirlik Divanı’ndan yapılan açıklamada, Şeyh Temim bin Hamad Al Sani’nin, ülkeye gerçekleştirdiği ziyaret vesilesiyle Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman ve beraberindeki heyeti Doha’daki Emirlik Divanı’nda kabul ettiği belirtildi.

Prens Halid bin Selman, görüşmenin başında, İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz ile Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın selamlarını Katar Emiri’ne ileterek, kendisine sağlık ve mutluluk, Katar halkına ise daha fazla ilerleme ve refah temennilerinde bulundu.

Öte yandan Katar Emiri, Prens Halid bin Selman aracılığıyla, Kral Selman bin Abdulaziz ile Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a selamlarını ileterek, kendilerine sağlık ve afiyet, Suudi Arabistan halkına ise sürekli yücelik ve kalkınma temennisinde bulundu.

Katar Emirlik Divanı’ndan yapılan açıklamada, görüşmede iki kardeş ülke arasındaki güçlü kardeşlik ilişkilerinin ele alındığı, bu ilişkilerin geliştirilmesi ve güçlendirilmesine yönelik yolların değerlendirildiği, ayrıca bölgedeki gelişmeler, bu konudaki çabalar ve ortak ilgi alanına giren bir dizi konunun görüşüldüğü kaydedildi.

Görüşmeye, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani ile çok sayıda bakan katıldı. Suudi Arabistan tarafını ise Prens Halid bin Selman’ın beraberindeki heyetten bazı yetkililer temsil etti.


Suudi Arabistan ve Türkiye, siyaset, enerji ve savunma alanlarında stratejik iş birliğini genişletiyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşen resmi görüşmeden (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşen resmi görüşmeden (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve Türkiye, siyaset, enerji ve savunma alanlarında stratejik iş birliğini genişletiyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşen resmi görüşmeden (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşen resmi görüşmeden (SPA)

Suudi Arabistan ve Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Riyad ziyaretinin ardından yayımlanan ortak bildiride, siyasi ve ekonomik ortaklıklarını güçlendirme ve bölgesel-uluslararası konularda koordinasyonu artırma kararlılıklarını vurguladı. Açıklamada, bu adımların bölgesel istikrarın desteklenmesi ve uluslararası barışın korunmasına katkı sağlayacağı bildirildi.

Bildiride, ziyaretin iki ülke arasındaki tarihi ilişkilerin sağlamlığını yansıttığı ve siyaset, ekonomik ve güvenlik alanlarında ikili iş birliğinin kapsamını genişlettiği ifade edildi. Ayrıca, tarafların bazı hassas bölgesel dosyalarda görüşlerinin yakınlaştığı kaydedildi.

Siyasi alanda, taraflar uluslararası platformlarda ortak koordinasyonun sürdürülmesi ve bölgedeki çatışmaların tırmanmasını önlemeye yönelik diplomatik çabaların yoğunlaştırılması gerektiğini vurguladı. Bildiride, bölgesel güvenlik ve kalkınmayı hedefleyen girişimlerin desteklendiği de belirtildi.

Filistin meselesiyle ilgili olarak ise taraflar, Gazze Şeridi’nde kötüleşen insani durumdan duydukları ciddi kaygıyı dile getirdi. Taraflar, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, insani yardımların engelsiz ulaştırılması ve sivil halk ile hayati altyapıların uluslararası insancıl hukuk çerçevesinde korunması gereğine dikkat çekti. Ayrıca, iki devletli çözümün merkeziliği vurgulanarak, 1967 sınırları içinde başkenti Doğu Kudüs olacak bağımsız bir Filistin devletinin kurulması gerektiği hatırlatıldı.

defrt
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşen resmi görüşmeden (SPA)

Taraflar, uluslararası çabaların barış sürecini desteklemesini ve Gazze Şeridi’nde kapsamlı barış planının ikinci aşamasının başlatılmasını memnuniyetle karşıladı. Bildiride, Filistin halkına temel hizmetlerin sağlanmasında İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), İİT-Arap Birliği Gazze Temas Grubu ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) rolünün önemi vurgulandı; uluslararası yardım kuruluşlarına yönelik her türlü ihlal ise kınandı.

Bölgesel konularda ise ortak açıklamada, iki ülkenin Yemen’in birliği ve egemenliğini desteklediği, krizlerin kapsamlı bir siyasi süreçle çözülmesine yönelik çabaları desteklediği belirtildi. Sudan ile ilgili olarak ise taraflar, ülkenin birliği ve istikrarını desteklediklerini, devlet kurumları dışında oluşacak herhangi bir yapıyı reddettiklerini, ayrıca sivillerin korunması ve insani yardımların ulaştırılmasının önemini vurguladı.

Suriye meselesinde taraflar, Suriye toprak bütünlüğünü desteklediklerini, istikrar ve iç barışın güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Taraflar, Tel Aviv’in Suriye’ye yönelik tekrar eden saldırılarını kınayarak, İsrail’in işgal altındaki tüm topraklardan çekilmesi ve uluslararası çabalar yoluyla yaptırımların kaldırılması ile istikrarın sağlanmasına destek verilmesini talep etti.

Ayrıca taraflar, Somali’nin birliğini desteklediklerini ve ayrılıkçı girişimleri reddettiklerini açıkladı. Bildiride, Rusya-Ukrayna krizine de değinilerek, sorunun Birleşmiş Milletler Şartı çerçevesinde diyalog ve müzakereler yoluyla kapsamlı bir siyasi çözümle sonlandırılması gerektiği vurgulandı.

rgt
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Riyad'daki el-Yemame Sarayı'nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı karşıladı. (SPA)

Ekonomik alanda, iki ülkenin ekonomi ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda uzlaştığı vurgulandı. Taraflar, Vizyon 2030 ve Türkiye Yüzyılı vizyonu tarafından sunulan fırsatlardan yararlanmayı, petrol dışı ticaretin geliştirilmesini, özel sektörün rolünün artırılmasını ve Türkiye - Suudi Arabistan İş Konseyi’nin etkinleştirilmesini önceliklendirdi.

Enerji sektöründe ise taraflar, petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin önemini vurguladı; elektrik bağlantıları, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alınmasıyla enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesine işaret etti. Ayrıca, madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliği yapılması, küresel enerji dönüşümlerini destekleme amacıyla öne çıkarıldı.

Savunma ve güvenlik alanında ise taraflar, mevcut anlaşmaların uygulanmasını ve savunma ile güvenlik iş birliğinin geliştirilmesini kararlaştırdı. Bu kapsamda terör ve aşırılık ile mücadele, siber güvenliğin güçlendirilmesi ve deneyim ile eğitim paylaşımı, iki ülkenin ortak çıkarlarına hizmet edecek şekilde ele alındı.

fgthy6y
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Riyad'daki el-Yemame Sarayı'na gelişi üzerine düzenlenen resmi karşılama töreninden (SPA)

Taraflar, ziyaret sırasında enerji, adalet, uzay ve araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan bir dizi anlaşma ve mutabakat muhtırasının imzalanmasını da memnuniyetle karşıladı. Ayrıca, Türkiye - Suudi Arabistan İş Konseyi’nin ikili ilişkileri daha ileri seviyelere taşımak için temel bir platform olarak önemini vurguladılar.

Ziyaretin sonunda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gösterilen sıcak misafirperverlik için teşekkürlerini ileterek, ikili ilişkilerin güçlendirilmesine devam etme ve önümüzdeki dönemde iki ülke liderleri arasında resmi ziyaretlerin sürdürülmesine olan ilgisini dile getirdi.


Bölgedeki istikrarı korumak için Suudi Arabistan ve Türkiye arasında istişareler yapılıyor

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Riyad'daki el-Yemame Sarayı'nda bulunan Kraliyet Divanı'nda Türkiye Cumhurbaşkanı'nı kabul etti (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Riyad'daki el-Yemame Sarayı'nda bulunan Kraliyet Divanı'nda Türkiye Cumhurbaşkanı'nı kabul etti (SPA)
TT

Bölgedeki istikrarı korumak için Suudi Arabistan ve Türkiye arasında istişareler yapılıyor

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Riyad'daki el-Yemame Sarayı'nda bulunan Kraliyet Divanı'nda Türkiye Cumhurbaşkanı'nı kabul etti (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Riyad'daki el-Yemame Sarayı'nda bulunan Kraliyet Divanı'nda Türkiye Cumhurbaşkanı'nı kabul etti (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün Riyad'da gerçekleştirdiği resmi görüşmelerde, bölgedeki ve dünyadaki gelişmelere yönelik çabalar, istikrarın korunmasına yönelik istişareler ve iki ülke arasında çeşitli alanlarda iş birliği imkanları ele alındı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şarku’l Avsat'a verdiği özel röportajda, Riyad ve Ankara arasındaki ilişkinin önemini vurgulayarak, bu ilişkinin bölgedeki barış, istikrar ve refah için büyük stratejik önem taşıdığını belirtti.

Türkiye Cumhurbaşkanı, Suudi Arabistan ziyaretinin amacının, özellikle Gazze ateşkesi ve Suriye'deki durumla ilgili bölgesel konularda ikili istişareleri genişletmek, ikili ilişkileri geliştirmek ve somut adımlar atmak olduğunu açıkladı. Önümüzdeki günlerde ortak çabaların daha da genişletileceğini teyit etti.

Erdoğan, İran ve ABD arasındaki gerilimi azaltmak için arabuluculuk rolü üstlenmeye hazır olduğunu teyit ederek, savaşa yol açabilecek her türlü adımdan kaçınılması gerektiğini vurguladı ve krizlerin ortaya çıkmadan önce önlenmesi için bölgesel güvenlik mekanizmalarının kurulması çağrısında bulundu.

Türkiye Cumhurbaşkanı, BM Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararına uygun olarak İsrail'in Gazze Şeridi'nden kademeli olarak çekilmesinin gerekliliğini vurguladı. İsrail hükümetinin şu anda Afrika Boynuzu'nu istikrarsızlaştırmaya çalıştığını belirten Erdoğan, Ankara'nın Somali'nin birliğine olan bağlılığını ve ülkenin herhangi bir şekilde bölünmesini reddettiğini yineledi. Erdoğan ayrıca, Sudan krizini kontrol altına almak için Suudi Arabistan ve Türkiye'nin yaptığı ortak çabaları da övdü.

"Türk Cumhurbaşkanı'nın Riyad'a yaptığı ziyaretle paralel olarak, Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, 'Suudi-Türk Yatırım Forumu'nda yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan'ın Türkiye'deki doğrudan yatırımlarının 2 milyar doları aştığını, iki ülke arasındaki ticaret hacminin ise 8 milyar dolara ulaştığını ve bir yıl içinde yüzde 14 oranında bir büyüme kaydedildiğini duyurdu."