İsrailliler, Avrupa ve ABD’deki Yahudiler için endişeli

Uluslararası Holokost’u Anma Günü: Hayatta kalanların yarısı ‘yiyecek sıkıntısı’ yaşıyor.

İsrail Parlamentosu Başkanı dün Uluslararası Holokost'u Anma Günü’nde, Alman Parlamentosu'nda Holokost'tan kurtulan bir Yahudiye sarıldı.(AFP)
İsrail Parlamentosu Başkanı dün Uluslararası Holokost'u Anma Günü’nde, Alman Parlamentosu'nda Holokost'tan kurtulan bir Yahudiye sarıldı.(AFP)
TT

İsrailliler, Avrupa ve ABD’deki Yahudiler için endişeli

İsrail Parlamentosu Başkanı dün Uluslararası Holokost'u Anma Günü’nde, Alman Parlamentosu'nda Holokost'tan kurtulan bir Yahudiye sarıldı.(AFP)
İsrail Parlamentosu Başkanı dün Uluslararası Holokost'u Anma Günü’nde, Alman Parlamentosu'nda Holokost'tan kurtulan bir Yahudiye sarıldı.(AFP)

Birleşmiş Milletler (BM), ‘Yahudilere karşı soykırımın tekrarlanmaması için’ İsrail'in önergesi uyarınca kabul ettiği Uluslararası Holokost'u Anma Günü’nde savaşın kurbanlarını andı.  Diğer yandan Kudüs İbrani Üniversitesi tarafından yürütülen bir anket, İsraillilerin çoğunluğunun (yüzde 53) Avrupa'daki Yahudilerin yaşamlarının yakın gelecekte daha da kötüleşeceğini düşündüklerini ortaya koydu. İsrail'de Holokost'tan kurtulanlardan ankete katılanların çoğu, kötü ekonomik ve yaşam koşullarından mustarip olduklarını ve ‘yiyecek sıkıntısı’ çektiklerini söylediler.
Dünya çapında Yahudilere yönelik saldırgan ve antisemitizm uygulamalarına karşı faaliyet gösteren Tel Aviv'deki İftira ve İnkarla Mücadele Birliği'nin (Anti-Defamation League /ADL) açıklamasına göre 2020 yılında ABD’de Yahudilere yönelik yaklaşık 2 bin 200 saldırı vakası kaydedildi (ABD Federal Soruşturma Bürosu’na (FBI) göre 676 olay yaşandı. Saldırıların yaklaşık yüzde 51'i Yahudilere yönelikti.)
Sağcı İsrail Hayom gazetesinin yayınladığı kamuoyu araştırma sonuçlarına göre ankete katılanların yüzde 39'u Yahudilere yönelik saldırılar nedeniyle ‘en antisemitik’ olarak görülen balıca Avrupa ülkesinin Fransa olduğu görüşünde. Bunu yüzde 33 ile Polonya ve yüzde 15 ile Almanya izliyor. Ancak ankete göre İsrail’deki aşırı sağ kanat halen en anti-Semitik ülke olarak Almanya’yı görüyor. İsraillilerin üçte biri, bu düşmanlığı dünya çapında İsrail politikasına yöneltilen eleştirilere bağlıyor.
Ankete göre ‘Avrupa Birliği (AB) politikalarının antisemitizmden etkilenip etkilenmediği’ sorusuna cevap veren Yahudi ve Arap vatandaşları arasında görüş farklılıkları var. Bu soruya Yahudilerin yüzde 27’si ‘olumlu’ ve yüzde 27’si ‘olumsuz’ cevap verirken yüzde 40'ı ise bazı ülkelerin bunu desteklediğini belirtti. Arap kesiminin yüzde 53'ü AB politikaları ile antisemitizm arasında herhangi bir bağlantı olmadığını kaydetti.
Yahudilere ve insanlığa karşı işlediği suçlardan dolayı Nazi karşıtlarını toplamak için yıl boyunca bir kampanya yürüten İsrail hükümetinin halen ‘Nazi canavarının pençelerinden kurtulan Yahudi nüfusuyla ilgilenme’ konusunda yetersiz olduğu savunuluyor. Holokost Kurbanları Refah Fonu yönetimi, İsrail'de bu düşünceye sahip olanlara dair istatistikler yayınladı. Bugün ülkede Nazizmden kurtulanların sayısının 165 bin 800 ve ortalama yaşlarının 85 olduğunu gösteren verilere göre söz konusu kesimin yüzde 19'u 90 yaşın üzerinde. 950'si de 100 yaşını geçmiş durumda. Ancak çoğu, kötü ekonomik ve yaşam koşullarından mustarip. Zira yüzde 51'i karnını doyurmak için yardıma muhtaçken yüzde 25'i yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Yüzde 30'u ise yalnızlıktan şikayetçi.
Knesset, Holokost'u özel bir oturum düzenleyerek andı. Söz konusu oturumda milletvekillerinin her biri kendi siyasi görüşü doğrultusunda konuşma yaptı. Örneğin sağ kanat, Avrupa'yı, özellikle Almanya'yı hedef aldı. Bu sırada Knesset Başkanı Mickey Levy, Berlin'deki Alman Parlamentosu (Bundestag) huzurunda Holokost'u anma vesilesiyle düzenlenen özel bir oturumda İbranice konuşma yapmak üzere davet aldı. Levy yaptığı konuşmada “80 yıl önce Yahudi halkının yeryüzünden silinmesi için bir girişimde bulunuldu ancak bu halk ayaklanarak tarihi vatanlarında bağımsızlıklarını elde etti” ifadelerini kullandı. Almanya'nın İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra İsrail’in 'nin güvenliğinden sorumlu olmayı dış politikasının temellerinden biri haline getirdiğini belirten Knesset Başkanı şu ifadeleri kulandı:
“Nazi döneminden çıkarmamız gereken ders, günümüzde zayıflayan demokrasiyi korumamız ve bunun için daha fazlasını yapmamız gerektiğidir.”
Knesset Başkanı, Alman milletvekillerinin desteğiyle konuşmasını Yahudilerin yas duası olan kadişi okuyarak bitirdi ve ardından gözyaşlarına boğuldu.
Levy, Berlin'de Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile de bir araya geldi. Berlin’in Şalit Anlaşması’nın başarısına katkıda bulunarak yaptığı gibi, esir ve kayıp olan İsrail askerleri konusunda yardım etmesini istedi.
İsrail Başbakanı Naftali Bennett, Uluslararası Holokost'u Anma Günü münasebetiyle Dışişleri Bakanlığı ve Massuah Uluslararası Holokost Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen sanal bir etkinlikte kordiplomatik mensuplarına hitap etti. Bennett konuşmasında açıkça İsrail'i yok etme çağrısında bulunan ve bu amaçla nükleer silah geliştiren Tahran'daki rejimin yönetiminin sandığı gibi ‘Yahudi halkının artık başkalarının kum torbası olmadığını’ söyledi.
Arap ulusal partileri tek çatı altında toplayan Ortak Arap Listesi Bloğu'nda yer alan Arap Değişim Hareketi Başkanı, Knesset üyesi Ahmed Tıbi de Knesset oturumunda konuşma yaptı. Konuşmasında Holokost'un Yahudi ve Yahudi olmayan kurbanlarının acısını paylaştığını vurguladı. Ancak ‘İsrail ordusunun Filistinlilere karşı gerçekleştirdiği katliamlar, köyleri işgal etmeleri, yerleşimcilerin Filistinlilerin arabalarına ve mallarına saldırıları, onları parçalayıp yakmaları, hayatlarını sürekli taciz etmeleri ile Holokost'un hemen öncesinde Nazilerin yaptıkları arasında bir benzetme yaptığında’ kargaşaya yol açtı. Sağcı milletvekilleri ile çatıştı. Sağcı milletvekilleri kendisini eleştirdi. Likud Partisi’nden Knesset üyesi Shlomo Karhi kendisine “Sen bir teröristsin. Bizimle Naziler arasında karşılaştırma yapman, sende en ufak bir insanlığın olmadığını gösteriyor” dedi. Ortak Arap Listesi Bloku Başkanı milletvekili Eymen Avde de Twitter hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Bugün, Nazi soykırım kampının Sovyetler Birliği Kızıl Ordusu’nun elinden kurtarılışının yıl dönümü. Nazilerin yaptıkları insanlık tarihindeki en iğrenç suçlardır. Bu tür suçlara götüren her türlü ırkçılığa karşı mücadele etmeliyiz.”
İsrail Dışişleri Bakanlığı dün, Uluslararası Holokost'u Anma Günü münasebetiyle bakanlığın Batı Kudüs'teki merkezinde İsrail'e bağlı yaklaşık 100 yabancı diplomatla bir toplantı düzenledi.



Avrupa’dan Grönland tepkisi: Transatlantik ittifakı geri dönülmez şekilde değişti

Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
TT

Avrupa’dan Grönland tepkisi: Transatlantik ittifakı geri dönülmez şekilde değişti

Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın defalarca askeri müdahale tehdidinde bulunduğu Grönland'la ilgili tavrı, transatlantik ittifakını geri dönülmez şekilde değiştirdi.

Trump, İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) 21 Ocak'ta yaptığı açıklamada, Grönland konusunda "gelecekte yapılacak bir anlaşmanın çerçevesinin" oluşturulduğunu duyurmuştu.

ABD Başkanı, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle görüşerek belirledikleri çerçevenin detaylarını paylaşmamıştı.

Cumhuriyetçi lider, Grönland'la ilgili tutumuna karşı çıkan 8 Avrupa ülkesine uygulamayı planladığı gümrük tarifelerini askıya aldığını da açıklamıştı.

CNN'in analizinde, Trump'ın Grönland'a yönelik tehditleriyle ABD'nin Avrupa ve NATO'yla ilişkilerini "diplomatik kaosa" sürüklediği belirtiliyor.

İsveç Başbakan Yardımcısı Ebba Busch, "Son birkaç haftada yaşananlar Avrupa Birliği (AB), Avrupa ve ABD arasındaki ilişkilere çok zarar verdi" diyor.

Eski Litvanya Savunma Bakanı Dovile Sakaliene de ABD-Avrupa ilişkilerinin tamamen kopması ihtimaline dair "Bu, siyam ikizlerinin ayrılması gibi olur. Her ikisi için de kesin ölümle sonuçlanır" ifadelerini kullanıyor.

Ayrıca Avrupa'nın ABD ordusunun seviyesine ulaşıp kendi kendine yetebilecek silahlı güçlere sahip olması için 5 ila 10 yıla ihtiyacı olduğunu vurguluyor.

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizindeyse Grönland meselesinin "transatlantik diplomasisi için stres testine dönüştüğü" yazılıyor.

Telegraph, adayla ilgili Birleşik Krallık'ın (BK) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle (GKRY) yaptığı anlaşmaya benzer bir mutabakata varıldığını iddia etmişti. Bu kapsamda ABD ordusunun adada askeri eğitim ve istihbarat faaliyeti yürütmesine müsaade edileceği, askeri üs bölgelerinin ABD toprağı sayılacağı savunulmuştu.

BK'nin GKRY'de işlettiği askeri üsler de kendi toprağı olarak sayılıyor. Grönland'ın kuzeyindeki Pituffik Uzay Üssü, ABD'nin adadaki tek aktif üssü.

WSJ'nin 21 Ocak'taki haberindeyse Grönland'ın maden kaynaklarına yabancı ülkeler tarafından yapılacak yatırımlarda öncelikli veto hakkının ABD'ye sunulabileceği ileri sürülmüştü. Bunun gerçekleşmesi halinde ABD, Çin ve Rusya'nın adaya yatırımlarının önünü kesebilir.

New York Times'ın dün yayımladığı analizde de benzer iddialar paylaşılıyor. Adlarının açıklanmamasını isteyen kaynaklar, ortada yazılı bir anlaşmanın olmadığını söylüyor.

Kopenhag yönetiminin ABD'yle herhangi bir anlaşmayı onaylayıp onaylamadığı belli değil.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, siyaset, yatırım, güvenlik ve ekonomi gibi birçok alanda ABD'yle müzakere yürütülebileceğini ancak egemenlik konusunda bunun asla olmayacağını belirtmişti.

Diğer yandan Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen, sürecin dışında bırakıldıklarını WSJ'ye açıklayarak, "Katılmadığım bazı görüşmeler sonucunda, ülkemle ilgili anlaşma yapılıp yapılmadığını veya anlaşmada neler olduğunu bilmiyorum" diyor.

Independent Türkçe, New York Times, Wall Street Journal, CNN


Musk, Amerikan siyasetine dönüyor

Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)
Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)
TT

Musk, Amerikan siyasetine dönüyor

Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)
Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)

Teknoloji milyarderi Elon Musk, ABD siyasetine geri dönüyor.  

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Wall Street Journal'a (WSJ) konuşan kaynaklar, Musk'ın politika ekibinin kasımda düzenlenecek ara seçim için çalışmalara başladığını söylüyor.

Musk'ın ABD Başkanı Donald Trump'ın 2024'teki seçim kampanyasına destek için kurduğu America PAC üzerinden bağışları artırmayı planladığı belirtiliyor.

Musk'ın ekibi, Trump'a başkanlık seçiminde oy veren kitlenin ara seçimde de sandığa gitmesini sağlamak istiyor.

Kaynaklar, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance başta olmak üzere üst düzey Cumhuriyetçilerin destek için Musk'la iletişime geçtiğini söylüyor.

Bu kişiler, X CEO'sundan Cumhuriyetçi Parti'nin Temsilciler Meclisi ve Senato'daki çoğunluğunu korumasına yardım etmesini istemiş.

Axios'un pazartesi günkü haberinde, Musk'ın Cumhuriyetçi Senatör Mitch McConnell'ın boşaltacağı koltuğa iş insanı Nate Morris'in gelmesi için 10 milyar dolarlık bağışta bulunduğu yazılmıştı.

Tesla CEO'su, şimdiye kadar bir senatör için yaptığı en yüksek bağışı Fight for Kentucky PAC'i üzerinden vermiş.

WSJ'nin analizinde, Morris'in Vance'le yakın bağları olduğu ve Fight for Kentucky PAC'inin ABD Başkan Yardımcısı'nın üst düzey bir danışmanı tarafından yönetildiği belirtiliyor.

ABD Hükümet Verimliliği Bakanlığı'nı (DOGE) yönetirken yaptığı federal kesintilerle ses getiren Musk, Tesla hisselerindeki düşüşün ardından mayısta kurumdan ayrıldığını duyurmuştu.

Teknoloji milyarderiyle Trump'ın arası, Beyaz Saray'ın tartışmalı vergi indirimi tasarısı nedeniyle bozulmuştu. Sosyal medya üzerinden atışmaların ardından ikili daha sonra "dostluk mesajları" paylaşmıştı.

Analizde, Musk'ın Cumhuriyetçi adayları destekleyerek yeniden Trump'ın kampına katıldığı belirtiliyor. Bu "pragmatik ittifakta" Trump'ın, SpaceX CEO'sunun parası ve teknik altyapısına yeniden erişim kazanacağı, Musk'ın da Washington'daki nüfuzunu sürdürme imkanı bulacağı ifade ediliyor.

Federal Seçim Komisyonu kayıtlarına göre Musk, geçen yıl hazirandan bu yana Cumhuriyetçilerin siyasi kampanyalarına yaklaşık 42 milyon dolar bağış yaptı. Bu rakamlara, Morris'i desteklemek için yaptığı bağış dahil değil.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Axios


ABD’nin Gazze planı neden zorunlu göç kaygısını artırıyor?

ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)
TT

ABD’nin Gazze planı neden zorunlu göç kaygısını artırıyor?

ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)

Gazze’yi “modern bir kıyı kenti”ne dönüştürmeyi amaçlayan ABD planının yeniden gündeme gelmesi, bölgedeki demografik dengelere ilişkin kaygıları da beraberinde getirdi. Şarku’l Avsat’a konuşan Mısırlı ve Filistinli gözlemcilere göre bu girişim, Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi riskini barındırırken, uzmanlar Washington’un “Yeni Gazze” tasarımının Arap-İslam dünyasının benimsediği yeniden imar planı karşısında sahada karşılık bulmasının zor olduğunu vurguluyor.

ABD, yıkıma uğrayan Filistin topraklarının yeniden inşasını hedefleyen “Yeni Gazze” planını kamuoyuna açıkladı. Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu kapsamında gerçekleştirilen “Yeni Küresel Barış Konseyi” imza töreninde, Akdeniz kıyısı boyunca uzanan gökdelenler, Refah bölgesinde yer alacak konut projeleri ile yeni yerleşim, tarım ve sanayi alanlarının aşamalı gelişimini gösteren bir harita sunuldu.

ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü Davos’ta “Barış Konseyi”ni resmen başlattı. Konseyin ilk aşamada Gazze’de ateşkesin kalıcı hale getirilmesine, yeniden imar çalışmalarına ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına odaklanacağını belirten Trump, ilerleyen dönemde daha geniş bir rol üstleneceğini söyledi. Trump, konseyin “Birleşmiş Milletler ile iş birliği içinde çalışacağını” da ifade etti.

Gazze’de “büyük bir başarı” elde edeceklerini savunan Trump, “Ben bir emlakçıyım; her şey Gazze’nin konumuyla ilgili” dedi. Trump, “Deniz kıyısında bir yerden söz ediyoruz. Bu alan pek çok insan için çok şey ifade edebilir” ifadelerini kullandı.

ABD’nin açıkladığı “ana plan” haritasında, “kıyı turizmi” için ayrılmış bir bölge, 180 kule, çeşitli “konut alanları”, “sanayi kompleksi, veri merkezleri ve ileri üretim tesisleri”, “parklar ile tarım ve spor alanları” yer aldı. Plan ayrıca Mısır sınırına yakın bir bölgede yeni bir liman ve havalimanı inşasını ve Mısır, İsrail ve Gazze sınırlarının kesiştiği noktada “üçlü sınır kapısı” oluşturulmasını öngörüyor.

vfdvfd
Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının imza töreni, Şarm eş-Şeyh (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

ABD planına göre Gazze Şeridi’nin yeniden geliştirilmesi dört aşamada gerçekleştirilecek; süreç Refah’tan başlayarak kademeli biçimde kuzeye, Gazze kentine doğru ilerleyecek.

Uluslararası Filistin’i Destekleme Kurumu Başkanı Salah Abdülati, “Yeni Gazze” planının zorunlu göç riskini yeniden gündeme getirdiği uyarısında bulundu. Abdülati, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “ABD planı iddialı, ancak Gazze halkının yerinden edilmesine yönelik bir projenin vitrini olmasından endişe ediliyor” dedi.

Abdülati, Trump yönetiminin planının Filistinli grupların silahsızlandırılmasına, Gazze’nin yeniden yapılandırılmasına ve mülkiyetlerin yeniden dağıtılmasına bağlı olduğunu belirterek, bunun “yeniden göç kapısını aralayabileceğini” savundu. Planın, Gazze’yi halkının denetimi dışında bir ekonomik bölgeye dönüştürmeyi hedeflediğini ifade etti.

Buna karşılık Kahire Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü öğretim üyesi Tarek Fahmi, Washington’un “Yeni Gazze” vizyonunu “Amerikan temennileri” olarak nitelendirdi. Fahmi, Gazze için hazırlanmış “Arap-İslam yeniden imar planının” daha kapsamlı ve uygulanabilir olduğunu söyledi.

Arap Birliği, Mart ayında Mısır tarafından hazırlanan Gazze’nin yeniden imar planını kabul etmiş, plan daha sonra İslam İşbirliği Teşkilatı tarafından da onaylanmıştı. Söz konusu plan, Filistinlilerin yerinden edilmeden erken toparlanma ve yeniden imar sürecini hedefliyor.

Fahmi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “ABD planı ile Arap planı arasında doğrudan bir çelişki yok, ancak iki plan arasında bir tamamlayıcılık da bulunmuyor” dedi. Kahire’nin, ABD himayesinde uluslararası bir yeniden imar konferansı düzenlemek için çalıştığını aktardı.

Mısır, Gazze’nin yeniden inşası için uluslararası bir konferansa ev sahipliği yapacağını açıklarken, Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Şarm eş-Şeyh’te düzenlenen Barış Zirvesi sırasında ABD Başkanı’nı konferansa katılmaya davet etti.

Mısır ve Arap ülkeleri, Gazze’nin mevcut yönetimi için kurulan bağımsız komitenin etkinleştirilmesine odaklanıyor. Fahmi’ye göre, komitede Filistinli bir ortağın yer alması, Gazze’de barış planının devamı açısından önemli bir kazanım niteliği taşıyor.

ABD Başkanı’nın geçen hafta duyurduğu kararla kurulan ve Ali Şaş’ın başkanlığını yaptığı Filistinli “teknokrat komite”, Gazze’nin yönetimini devralmak üzere çalışmalarına başladı.

Salah Abdülati ise Arap ve İslam dünyası tarafından kabul edilen planın Filistinliler için en uygun seçenek olduğunu vurguladı. Bu planın zorunlu göçü engellediğini, kısa bir zaman dilimi içinde yeniden imarı mümkün kıldığını ve Filistinlilerin sürece gerçek anlamda katılımını sağladığını belirtti. Abdülati, ABD planının ise Filistinlileri yeterince dahil etmemesi nedeniyle çok sayıda engelle karşılaşacağını söyledi.

Öte yandan Trump’ın Şubat ayında yaptığı ve Gazze’yi “Ortadoğu’nun Rivierası”na dönüştürmeyi, Filistinlileri başka bölgelere yerleştirmeyi öngören açıklamaları, Mısır ve birçok Arap ülkesi tarafından sert biçimde reddedilmişti.

Trump, o dönemde yaptığı açıklamada, “ABD Gazze Şeridi’nin kontrolünü üstlenecek. Bölgede bulunan patlamamış mühimmatları ve tehlikeli silahları temizleyeceğiz. Bu alanı devralacak, geliştirecek, binlerce istihdam yaratacağız. Ortadoğu’nun tamamının gurur duyacağı bir yer olacak” demiş ve Gazze’nin “Ortadoğu’nun Rivierası”na dönüşeceğini savunmuştu.