Irak, aşırı soğuklara rağmen öğrencilerin açık havada sınava girdiği okulu konuşuyor: Eğitim Bakanlığı soruşturma talimatı verdi

(Sosyal medya )
(Sosyal medya )
TT

Irak, aşırı soğuklara rağmen öğrencilerin açık havada sınava girdiği okulu konuşuyor: Eğitim Bakanlığı soruşturma talimatı verdi

(Sosyal medya )
(Sosyal medya )

Iraklıların çoğu ülkenin güney ve orta kesimindeki birçok ilde ilköğretim ve ortaöğretim kademelerinde eğitim alan yüzbinlerce öğrencinin hâlâ kerpiçten yapılmış okul binalarında eğitim aldıklarını bilir. Iraklılar ilköğretim, ortaöğretim, lise ve üniversitelerde binaların sayıca yetersizliği, eğitim araç ve gereçleri alanındaki eksiklikler ve genel anlamda eğitim standartlarının gerilemesi gibi nedenlerle hükümete, Eğitim ve Öğretim Bakanlığı’na çok sayıda eleştiri yöneltiyor. Ancak tüm bunlara rağmen dün Irak’ta televizyon kanallarında ve sosyal medyada dolaşan fotoğraflar birçok kesimin tepkisine neden oldu. Bazı çevrelerin her yönüyle “okul skandalı” diye nitelediği fotoğraflarda, ülke genelinde etkili olan aşırı soğuklara rağmen öğrencilerin açık havada yarı yıl sınavlarına girdikleri görülüyor. Birçok ilin yerel yönetimi bu olaydan birkaç gün önce hava soğuklukları sebebiyle resmi tatil ilan edilmesi çağrısında bulunmuştu.
Televizyon programcısı ve yazar Kays Hasan, öğrencilerin açık havada sınava girmesiyle ilgili değerlendirmesinde, “(Bu fotoğraf) sorumlusu olan herkesin alnında bir utanç lekesi olması için yeter. Hükümetlerin ve partilerin sınav puanı olması için yeter. Tarihin, insanlığın ve bilimin mahkemesine sunulacak bir suç unsuru olmaya yeter. Her ne kadar siyasi güçler ülke için hissetmese de kendimizden utanmamız için yeter. ‘Irak’ın utancı’ kitabının kapağı olmaya yeter” ifadelerini kullandı.
Avukat Hamad es-Saidi, Fetih Hareketi lideri Hadi el-Amiri’nin Ekim ayında bir seçim mitinginde yaptığı konuşmasına atıfta bulunarak, “Şii liderler 2003’ten beri okul inşa etmek istediklerini söyleyip duruyorlar. Ancak görünüşe göre ABD ve İsrail buna izin vermiyor” dedi. Amiri, söz konusu konuşmasında, “Hüseyin’in izinde olduğumuz için bu (güney) illerine hizmet sunmamıza izin vermiyorlar. İster Meysan ister Zikar ister Musenna veya Basra olsun bu illerdeki halkımıza hizmet sunmamıza izin vermediler. İzin vermediler; çünkü biz Ali’nin izindeyiz!” ifadelerini kullanmıştı.
Vatandaşlardan gelen sert tepkiler üzerine Eğitim Bakanlığı, ülkenin güneyindeki Zikar ilinin Ed-Daviye ilçesinde bulunan Um en-Nahil İlköğretim Okulu’nda açık havada yapılan sınavla ilgili soruşturma komisyonu kurulması ve olayda ihlali olanların yargıya sevk edilmesi için talimatı verdi.
Öğrencilerin ve eğitim gördükleri yıkık dökük okul binalarına ait fotoğrafların sosyal medyada büyük tepki toplamasının ardından Eğitim Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Bakan Ali Hamid ed-Duleymi, sınavlar esnasında uygulanan bazı prosedürlerle ilgili Um en-Nahil Okul Müdürü hakkında acil soruşturma komisyonu kurulması talimatı verdi” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, “Bakan öğrenci evlatlarımızı tehlikeye atan veya onları, Irak öğrencisinin kalplerimizde ve işlerimizde sahip olduğu seçkin konuma yakışmayan durumlara sokan kişilerden hesap sorulmasından taviz verilmeyeceğini vurguladı ve soruşturma sonuçlarının 3 gün içinde ilan edilmesi emri verdi” denildi.
“Hiç kimsenin ne eğitim sürecine ne de sevgili evlatlarımıza zarar vermesine izin vermeyeceğiz” diyen Duleymi, Bakanlığın, Irak’ın eğitimdeki seçkin ve güçlü itibarını sürdürme konusunda kararlı olduğunu vurguladı.

Vatandaşlar Duleymi’nin açıklamasına güvenmiyor
Birçok vatandaş ne Bakan Duleymi’nin açıklamasına ne de kurulacak olan soruşturma komisyonuna güveniyor. Kerpiçten yapılmış yüzlerce ilkokul binasında kalabalık veya öğrenci sıralarının yetersiz olduğu sınıflarda eğitim veriliyor. Zikar ilinin Kale Sukkar ilçesinde bulunan Irak’ın Kahramanları İlkokulu’ndan bir öğretmen de yaklaşık iki hafta önce okuldaki derslik sayısının yetersiz olması sebebiyle öğrencilerine açık havada ders vermesiyle gündeme gelmişti. Zikar’da geçtiğimiz günlerde yaşanan benzer bir olayda, Mine el-Mennan İlkokulu öğrencilerinin açık havada ders gördükleri ortaya çıkmıştı. Bakanlık iki olay için de herhangi bir işlem başlatmadı.
Eğitimle ilgili birçok vaatte bulunan hükümet son olarak Çin ile Irak’ta bin adet ilkokul ve lise binası inşa edilmesini amaçlayan bir sözleşme yapıldığını duyurmuştu. Irak’ta eğitim sektörü yıllardır birçok sorundan mustarip. Okul binaları, uluslararası standartlar bir kenara eğitim için en basit standartları bile karşılamıyor.
Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre ülkenin orta ve güney illerinde yaklaşık 2 bin kerpiç okul bulunuyor. Çok sayıda öğrenci de karavandan dönüştürülen okullarda eğitim görüyor ve bu okullar genellikle içme suyu veya tuvalet gibi en basit sağlık hizmetlerden yoksun.



Seyfülislam Kaddafi öldürüldü... Libya’da kanlı olaylar dizisi

Dibeybe’ye yakın bir tugay, suikastla ilgisi olduğunu yalanladı
Dibeybe’ye yakın bir tugay, suikastla ilgisi olduğunu yalanladı
TT

Seyfülislam Kaddafi öldürüldü... Libya’da kanlı olaylar dizisi

Dibeybe’ye yakın bir tugay, suikastla ilgisi olduğunu yalanladı
Dibeybe’ye yakın bir tugay, suikastla ilgisi olduğunu yalanladı

Libya’nın devrik lideri Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam’a yakın kaynaklar, dün akşam Zintan kentinde yaşanan silahlı çatışmalar sırasında Seyfülislam’ın hayatını kaybettiğini duyurdu. Kentte meydana gelen olayların ardından ölümünün koşullarına ilişkin çelişkili bilgiler bulunduğu belirtildi.

rgtbhyjuk

Seyfülislam Kaddafi’nin üvey kardeşi Muhammed Kaddafi, kendisine ait olduğu belirtilen Facebook hesabından yaptığı paylaşımla, dün akşam yaşanan ölümü doğruladı. Muhammed Kaddafi paylaşımında, “Kardeşin kaybı çok acı. Bu musibetin ağırlığını kelimeler tarif etmekte yetersiz kalıyor. Onu Allah’a emanet ediyor, rahmetiyle kuşatmasını ve bize sabır ve metanet vermesini diliyoruz” ifadelerini kullandı.

Muhammed Kaddafi ayrıca, “Kardeşimin kaybından duyduğumuz üzüntüyü ailemiz ve sevdiklerimizle paylaşırken, Allah’tan vatanımızı her kaybın ardından telafi etmesini, tüm Libyalılara sabır ve teselli vermesini, bu anların ayrışma ve çekişmeye değil, sağduyuya ve merhamete vesile olmasını diliyoruz” dedi.

Seyfülislam’ın çatışmalar sırasında öldürüldüğü yönündeki anlatımlar ağırlık kazanırken, Muhammed Kaddafi, kardeşinin ‘ani bir felç sonucu’ hayatını kaybettiğini öne sürdü.

Şarku’l Avsat’a konuşan Libyalı bir siyasetçi, Seyfülislam’ın ölümünün “Libya’da yeni bir kan dökülmesi sürecinin önünü açacağı, kaosu artıracağı ve ulusal uzlaşmaya dair tüm umutları sona erdireceği” değerlendirmesinde bulundu.

Seyfülislam’ın avukatı Halid ez-Zaidi de Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ölümü doğruladı ancak ayrıntı vermedi.

Öte yandan, Seyfülislam’ın Libya Siyasi Diyalog Forumu’ndaki temsilcisi Abdullah Osman, Seyfülislam’ın dün akşam ülkenin batısında yaşanan kanlı çatışmaların ardından hayatını kaybettiğini teyit etti.

Bu gelişme, zaten karmaşık olan Libya siyasi tablosunda ani ve köklü bir değişime işaret ediyor. Zira Seyfülislam Kaddafi, temsilcileri aracılığıyla, Başkanlık Konseyi tarafından yürütülen ‘ulusal uzlaşı’ sürecinin etkili aktörlerinden biri olarak görülüyordu.

rbhyju

Libya Ulusal Birlik Hükümeti’ne (UBH) bağlı 444. Muharebe Tugayı, Zintan kentinde yaşanan çatışmalar ve Seyfülislam Kaddafi’nin öldürüldüğüne ilişkin haberlerle herhangi bir bağlantısı olduğu yönündeki iddiaları ‘kesin bir dille’ yalanladı.

Tugaydan yapılan açıklamada, “444. Muharebe Tugayı’nın Zintan kenti içinde ya da coğrafi çevresinde herhangi bir askeri varlığı veya saha konuşlanması bulunmamaktadır. Ayrıca Seyfülislam Kaddafi’nin takibine yönelik tugaya verilmiş herhangi bir talimat ya da emir söz konusu değildir. Bu tür bir görev, askeri ya da güvenlik sorumluluklarımız arasında yer almamaktadır” denildi.

Açıklamada, tugayın Zintan’da yaşananlarla ilgisi olmadığı vurgulanarak, “Orada meydana gelen çatışmalarla doğrudan ya da dolaylı herhangi bir bağımız yoktur” ifadesi kullanıldı.

444. Muharebe Tugayı, medya kuruluşları ve sosyal medya kullanıcılarına da çağrıda bulunarak, bilgilerin aktarımında titiz davranılmasını, resmî açıklamalara dayanılmasını ve ‘kafa karışıklığı yaratmayı, kamuoyunu yanıltmayı amaçlayan söylentilere’ itibar edilmemesini istedi.

Seyfülislam Kaddafi, Muammer Kaddafi’nin ikinci oğluydu ve iktidara geri dönme arayışında olan tek oğul olarak öne çıkıyordu. Ancak 2011’deki ‘devrim’ sırasında, aralarında ülkenin ulusal güvenlik danışmanlığı görevini yürüten Mutasım Billah’ın da bulunduğu üç kardeşi gibi hayatını kaybetti.

ujuj

Kaddafi rejiminin son sözcüsü Musa İbrahim de Seyfülislam Kaddafi’nin ölümünü duyurarak, “Onu haince öldürdüler. O, tüm halkı için birleşik, egemen ve güvenli bir Libya istiyordu. Bir umudu ve geleceği katlettiler, kin ve nefreti ektiler” ifadelerini kullandı.

Musa İbrahim, bunun arkasındaki amacın ‘daha fazla kan dökülmesi, Libya’nın bölünmesi ve ulusal birlik yönündeki her türlü projenin yok edilmesi’ olduğunu savundu.

Açıklamasında, “Seyfülislam’la iki gün önce konuşmuştum; onun gündeminde sadece huzurlu bir Libya ve güvende yaşayan Libyalılar vardı. Filistin ve ümmetin davalarına destek için yazdı ve açıklamalar yaptı. Buna karşın, ülkeyi yöneten ve yabancılar tarafından iktidara getirilenler sessiz kaldı” diyen Musa İbrahim, sözlerini şöyle tamamladı: “Onun en güçlü aday ve ülke genelinde en geniş tabana sahip isim olduğunu biliyorlardı.”

Seyfülislam Kaddafi, Trablus’un 160 kilometre güneybatısında bulunan Zintan kentinde, sıkı güvenlik önlemleri altında yaşamını sürdürüyordu. Yaklaşık 10 yıl boyunca kamuoyunun karşısına çıkmayan Seyfülislam, 2021’de yapılması planlanan seçimler için adaylık başvurusu yapana kadar gözlerden uzak kaldı. Bu süreçte Zintan ile Libya’nın güneyindeki bazı kentler arasında gidip geldiği belirtildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch – HRW), geçtiğimiz haziran ayında Libya’daki adalet sistemine yönelik sert eleştirilerde bulunmuş ve yetkililerden ‘Seyfülislam’ın tutuklanarak Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) teslim edilmesini’ talep etmişti.

Seyfülislam’ın öldürüldüğüne ilişkin haberlerin ardından, Zintan ve ülkenin kuzeybatısındaki Beni Velid kentlerinde silahlı ve sivil kalabalıkların toplandığı bildirildi. Bu gelişmeler, 444. Muharebe Tugayı’nın suikasta karıştığı yönündeki suçlamalar eşliğinde yaşandı.

Çatışmalar sırasında, Seyfülislam Kaddafi’nin yakın koruması Tuğgeneral el-Acmi el-Uteyri’nin yaralandığına dair bilgiler de kamuoyuna yansıdı. Öte yandan, Zintan’daki bazı yerel güçlerin Seyfülislam’a yönelik tutumunda dikkat çekici bir değişim yaşandı. 12 Ocak’ta, ‘kendisine atfedilen suçların zaman aşımına uğramadığı’ gerekçesiyle adalete teslim edilmesi yönünde çağrılar yapıldığı ve bunun kentte bölünmeye yol açtığı belirtildi.

Zintan kentini kontrol eden silahlı gruplardan biri olan Ebu Bekir es-Sıddık Tugayı, Doğu Libya Parlamentosu tarafından çıkarılan genel af yasası uyarınca Seyfülislam’ı Haziran 2017’de serbest bırakmıştı. Tugayın, Seyfülislam’ı yaklaşık 10 yıl boyunca gözetimi altında tuttuğu, 2021’de seçimlere adaylık başvurusunda bulunmasıyla birlikte kamuoyunun karşısına çıktığı kaydedildi.


Şam ile SDG arasındaki anlaşma, Haseke'den başlayarak uygulanmaya başlandı...

Suriye güvenlik güçlerine bağlı unsurlar dün Haseke kentine girdi (Reuters)
Suriye güvenlik güçlerine bağlı unsurlar dün Haseke kentine girdi (Reuters)
TT

Şam ile SDG arasındaki anlaşma, Haseke'den başlayarak uygulanmaya başlandı...

Suriye güvenlik güçlerine bağlı unsurlar dün Haseke kentine girdi (Reuters)
Suriye güvenlik güçlerine bağlı unsurlar dün Haseke kentine girdi (Reuters)

Suriye hükümeti güvenlik güçleri dün, ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile varılan ve Kürtlerin kontrolündeki bölgelerin Suriye devletine entegrasyonunu öngören ateşkes anlaşması kapsamında, kuzeydoğudaki Haseke kentine konuşlandı.

Gazeteciler, öğleden sonra İçişleri Bakanlığı'na ait 20'den fazla araçtan oluşan bir konvoyun Haseke'ye doğru hareket etmeye başladığını gözlemledi. Bir güvenlik kaynağı da Suriye TV'ye "güvenlik güçleri Halep'in doğusundaki Ayn el-Arab (Kobani) şehrinin güneyindeki Şeyh bölgesine girdi ve kademeli olarak tüm bölgeye yayılacak" dedi.

Askeri uzman ve siyasi analist İsmat el-Absi, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, anlaşma gereği Haseke ve Kamışlı'ya konuşlandırılacak iç güvenlik güçlerinin "sadece şehir merkezlerinde olacağını, tüm mahallelere yayılmayacağını" belirtti. Ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı bölgelere de konuşlandırma yapılacağını belirten el-Absi, bunun "bölgedeki güvenlik, askeri ve idari kurumların yeniden birleştirilmesi sürecinde kalıcı bir adım olduğunu ve sadece kısa vadeli bir güvenlik önlemi olmadığını" ifade etti.


Netanyahu, Wittkoff'a Filistin Yönetimi'nin Gazze'nin yönetiminde yer almayacağını ifade etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AP)
TT

Netanyahu, Wittkoff'a Filistin Yönetimi'nin Gazze'nin yönetiminde yer almayacağını ifade etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dün Kudüs'te ABD elçisi Steve Wittkoff'a, Filistin Yönetimi'nin savaştan sonra Gazze Şeridi'nin yönetiminde "hiçbir şekilde" yer almayacağını söyledi.

Netanyahu'nun ofisi, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, "Başbakan, Filistin Yönetimi'nin (Gazze) sektörünün yönetimine hiçbir şekilde katılmayacağını açıkça belirtti" ifadeleri yer aldı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın önerdiği Gazze ateşkes planına göre, savaş sonrasında Filistin Yönetimi'nin rolü belirsizliğini koruyor.