Abu Dabi’de yabancılar için Evlilik ve Boşanma Yasası’nın uygulanmasına yönelik düzenlemeler onaylandı

Düzenlemeler, Abu Dabi’de kurulan Sivil Aile Mahkemesi’nin yargı yetkisine ilişkin 52 maddeyi kapsıyor (WAM)
Düzenlemeler, Abu Dabi’de kurulan Sivil Aile Mahkemesi’nin yargı yetkisine ilişkin 52 maddeyi kapsıyor (WAM)
TT

Abu Dabi’de yabancılar için Evlilik ve Boşanma Yasası’nın uygulanmasına yönelik düzenlemeler onaylandı

Düzenlemeler, Abu Dabi’de kurulan Sivil Aile Mahkemesi’nin yargı yetkisine ilişkin 52 maddeyi kapsıyor (WAM)
Düzenlemeler, Abu Dabi’de kurulan Sivil Aile Mahkemesi’nin yargı yetkisine ilişkin 52 maddeyi kapsıyor (WAM)

Abu Dabi, gurbetçiler veya yabancıların aile meselelerini kapsayan Medeni Evlilik ve Boşanma Yasası’nın uygulanmasına yönelik düzenlemeleri onayladı.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Başbakan Yardımcısı, Devlet Başkanlığı İşleri Bakanı ve Abu Dabi Yargı Dairesi Başkanı (ADJD) Şeyh Mansur bin Zayed Al Nahyan, Abu Dabi Emirliği’nde 2020 tarihli 14 sayılı Medeni Evlilik ve Boşanma Yasası’nın Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikleri onaylayan kararı yayımladı.
ADJD Müsteşarı Yusuf el-Ibri, “Söz konusu düzenlemeler, resmi evlilik, boşanma, çocukların müşterek velayeti, boşanmadan doğan mali haklar, vasiyetler, medeni miras, ebeveynlik kanıtı, evlat edinme ve diğer yabancı uyrukluların kişisel durum sorunları gibi etkileriyle ilgili iddialar ve anlaşmazlıklar hakkında karar vermek için Abu Dabi’de kurulan Sivil Aile Mahkemesi’nin yargı yetkisine ilişkin 52 maddeyi kapsıyor” dedi.
Yeni yasada resmi nikahlar çiftlerin iradesine göre uygulanacak. Kadın, evlenmeye karar verdiğinde ailesinden izin almak zorunda kalmayacak.
Çocukların velayeti de, yeni yasaya göre ebeveynler arasında eşit olarak paylaşılacak.
BAE resmi haber ajansı WAM’ın haberine göre, kararın ikinci bölümü resmi nikah işlemleri ve buna ilişkin şartları içeriyor.
Bu şartlardan en önemlileri, resmi evlilik sözleşmesini Abu Dabi veya ülke dışından turistler ve sakinler için kullanılabilir hale getirmeye ek olarak eş için bir vasi bulunması ve nikah şahitlerinin bulunması şartının olmaması yer alıyor.
Üçüncü bölüm, boşanmaya ilişkin olarak eşlerin mali haklarına zarar gelmeksizin, her iki eşin de boşanma davası açma hakkına dayalı olarak eşitliği esas alıyor.
Eşlerin ayrıca evlilikte zararın meydana geldiğini kanıtlamalarına da gerek kalmayacak ve eşlerden herhangi biri tarafından boşanma talep edilebilecek. Bu, özellikle çiftin çocukları varsa, eşler arasındaki tartışmaları ve anlaşmazlıkları azaltmak için işlemlerin kolay ve hızlı bir şekilde yol almasını sağlayacak.
Kararın 13. maddesi boşanma başvurusunun yapılmasına ilişkin usulleri düzenliyor. Başvuru sahibinin iki dil içeren başvuru formunu avukat yardımına ihtiyaç duymadan doldurmasını şart koşan maddeye göre, davalı boşanmanın ilan edilmesi için planlanan duruşma tarihinden en geç 10 iş günü önce mahkemenin yargı yetkisine itiraz edebilir.
Mahkeme, talebin onaylandığı tarihten itibaren 30 gün sonra ilk duruşmada boşanma kararını verir.
15, 16 ve 17. maddeler ise, boşanmadan doğan mali haklar ve mahkemenin boşanma gerçekleştikten sonra diğer tarafa tazminat ödemesi için eşlerden herhangi birini toplu olarak bir miktar para ödemeye zorlama konusundaki takdir yetkisini içeriyor.
Kararın 4. bölümü, çocukların müşterek velayetinin anne ve babaya eşit olarak verilmesi ele alınıyor. Bu bölümde, ebeveynler arasında haftalık, iki haftada bir veya aylık olarak müşterek velayeti değiştirme yönteminin yanı sıra velayetin bırakılması veya ortağın müşterek velayetten çıkarılmasına yönelik talep detaylı açıklanıyor.
33. maddede, ortak velayet döneminde çocuğun seyahatini organize etmenin yanı sıra boşanma sonrası çocukla ilgili herhangi bir kararda uzlaşma olmadığında mahkemenin müdahalesinin nasıl talep edileceği belirtiliyor. Ayrıca çocuğun menfaatini zedeleyen durumlardan herhangi birinin gerçekleşmesi halinde anne veya babanın müşterek velayet hakkının geçici veya sürekli olarak kaybedilmesi hallerine ilişkin düzenlemeler yer alıyor.
5. bölüm ise, Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda izlenen usülden farklı şekilde medeni aile meselelerinin ele alınmasına dair özel kurallara açıklık getiriyor.
Buna göre, dava Aile Rehberliği prosedürüne tabi tutulmadan ilk duruşmada karara bağlanmak üzere doğrudan mahkemeye sunulur. Her iki eş de Arapça bilmiyorsa, talep formu ve karar beyanının Arapça ve İngilizce olarak sunulması şartıyla, mahkeme davayı İngilizce olarak yürütme takdirine sahiptir.
6. bölümde ise, nafaka ve boşanma sonrası mali hak davalarında kararlar ve icra işlemlerine karşı temyiz usullerine yer veriliyor.



Suudi Arabistan, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın tam olarak uygulanmasının önemini vurguladı

Suudi Arabistan, taraf devletlerin ek kısıtlamalar olmaksızın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını vurguladı. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan, taraf devletlerin ek kısıtlamalar olmaksızın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını vurguladı. (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın tam olarak uygulanmasının önemini vurguladı

Suudi Arabistan, taraf devletlerin ek kısıtlamalar olmaksızın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını vurguladı. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan, taraf devletlerin ek kısıtlamalar olmaksızın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını vurguladı. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın tam olarak uygulanmasının önemini vurgulayarak, aynı zamanda bölgedeki barışın sağlanabilmesi için Gazze Şeridi’nde ateşkese varılmasının, göçün engellenmesinin ve 1967 sınırlarında bir Filistin devleti kurulmasının gerekliliğini belirtti.

Bu açıklamalar, Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi Abdulaziz el-Vasıl’ın, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın 11. gözden geçirme konferansı sırasında yaptığı konuşmada yer aldı ve aynı zamanda bölgesel gelişmelerle ilgili BM tartışmalarına da yansıdı.

Suudi Arabistan, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın, yayılmanın engellenmesi için temel bir yapı taşı olduğunu ve bu anlaşmanın üç temel ilkesi arasında denge sağlanması gerektiğini belirtti. Bu ilkeler; silahların imhası, yayılmanın engellenmesi ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımıdır. Ayrıca, nükleer silah sahiplerini, bu silahların kullanımının engellenmesinin tek yolunun tam bir imha ile sağlanacağına dair yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırdı.

Aynı zamanda Suudi Arabistan, taraf devletlerin nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını vurgulayarak, bu kullanımların ek kısıtlamalar olmadan yapılması gerektiğini, ayrıca Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile şeffaflık ve iş birliğinin artırılması gerektiğini ifade etti.

Bölgesel düzeyde ise Suudi Arabistan, İran’ın sivil ve medeni hedeflere yönelik saldırılarını kınayarak, BM Güvenlik Konseyi'nin 2817 sayılı kararına atıfta bulundu. İran’a, nükleer programının barışçıl olduğunu temin etmek için UAEA ile tam iş birliği yapma çağrısında bulundu. Ayrıca, bölgesel güvenliğin güçlendirilmesi, iyi komşuluk ilişkilerine saygı gösterilmesi ve iç işlere müdahale edilmemesi gerektiğini belirtti.

Suudi Arabistan, Ortadoğu’nun nükleer silahlardan arındırılması gerektiğini bir kez daha yineleyerek, İsrail'in bu anlaşmaya katılmaması durumunun, kitlesel imha silahları içermeyen bir bölge oluşturulmasının önündeki en büyük engel olduğunu vurguladı.

Filistin topraklarındaki durumu ele alırken, Suudi Arabistan, İsrail’in Filistin ve Lübnan’a yönelik saldırılarının tehlikesini belirtti ve Kudüs ile kutsal yerlerdeki tarihsel ve hukuki durumu değiştirmeye yönelik her türlü girişimi reddetti. Ayrıca, yasa dışı yerleşimlerin barışı zedelediğini ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini ifade etti.

Suudi Arabistan, adil ve kapsamlı bir barışın sağlanabilmesi için ateşkese varılması, göçün engellenmesi, Gazze Şeridi’nden çekilme ve 1967 sınırlarında bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının şart olduğunu, tüm bu taleplerin uluslararası meşruiyet kararlarına dayandığını belirtti.


Cidde Zirvesi, Hürmüz Boğazı'nda deniz güvenliğinin yeniden sağlanmasının gerekliliğini vurguladı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi dün Cidde'de Bahreyn Emiri'ni kabul etti (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi dün Cidde'de Bahreyn Emiri'ni kabul etti (SPA)
TT

Cidde Zirvesi, Hürmüz Boğazı'nda deniz güvenliğinin yeniden sağlanmasının gerekliliğini vurguladı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi dün Cidde'de Bahreyn Emiri'ni kabul etti (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi dün Cidde'de Bahreyn Emiri'ni kabul etti (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman başkanlığında Cidde’de dün düzenlenen Körfez İstişare Zirvesi’nde, bölgedeki güncel gelişmeler ve özellikle artan gerilim ele alındı.

Toplantıda, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üye ülkeleri, Hürmüz Boğazı’nda deniz güvenliğinin yeniden sağlanmasının zorunlu olduğunu vurguladı ve İran’ın bölgedeki artan eylemlerini sert şekilde kınadı. Ayrıca Ürdün’ün de hedef alındığı saldırılara karşı güçlü bir tepki ifade edildi.

KİK Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, zirvenin Suudi Arabistan’ın davetiyle gerçekleştiğini belirterek, krizden çıkış için diplomatik bir yol bulunması gerektiğini ve bunun uzun vadeli güvenlik ve istikrarı güçlendirecek anlaşmalara zemin hazırlaması gerektiğini söyledi.

Budeyvi, liderlerin Körfez ülkeleri ve Ürdün’e yönelik “açık İran saldırılarını” şiddetle kınadığını ve bu durumun Körfez ülkelerinin İran’a olan güveninde ciddi bir zedelenmeye yol açtığını ifade etti.

Ayrıca liderlerin, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmaya ve deniz trafiğini engellemeye yönelik “hukuka aykırı adımlarını” reddettiği ve 28 Şubat’tan önceki durumun yeniden tesis edilmesi gerektiği konusunda ortak görüş bildirdiği aktarıldı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre zirvede, Körfez ülkeleri arasında ortak altyapı projelerinin hızlandırılması da gündeme geldi. Bu kapsamda demiryolu ağı, lojistik ve ulaştırma projeleri ile Körfez demiryolu projesinin hızlandırılması talimatı verildi.

Ayrıca petrol ve gaz taşımacılığı için boru hattı projesi, su şebekelerinin entegrasyonu ve stratejik rezerv alanlarının oluşturulması gibi projelerin önceliklendirilmesi kararlaştırıldı. Savunma alanında ise erken uyarı sistemleri, balistik füzelere karşı ortak radar ağı ve askeri entegrasyonun güçlendirilmesi yönünde adımların hızlandırılması istendi.


Suudi Arabistan ve Türkiye diplomatik iş birliğini derinleştiriyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hureyci (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hureyci (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan ve Türkiye diplomatik iş birliğini derinleştiriyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hureyci (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hureyci (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan-Türkiye Koordinasyon Konseyi bünyesindeki Siyasi ve Diplomatik Komite’nin ikinci toplantısında, iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin güçlendirilmesi ele alındı.

Bugün (Salı) çevrim içi olarak gerçekleştirilen toplantıda, liderlerin ve iki ülke halklarının beklentilerini karşılayacak şekilde, ortak ilgi alanlarına giren konularda ikili ve çok taraflı koordinasyonun yoğunlaştırılması konusu görüşüldü.

Toplantıya başkanlık eden Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hureyci ile Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Musa Kulaklıkaya, görüşmenin ardından toplantı tutanağını imzaladı.