Arap Parlamentosu Başkanı Adil Abdurrahman el-Usumi, Şarku’l Avsat’a konuştu: Arap anlaşmazlıkları, dış müdahale için verimli bir ortam oluşturuyor

Başkan Usumi, Libya krizinin, parlamento oturumlarının başlıca gündem maddeleri arasında olduğunu söyledi.

Arap Parlamentosu Başkanı Adil Abdurrahman el-Usumi
Arap Parlamentosu Başkanı Adil Abdurrahman el-Usumi
TT

Arap Parlamentosu Başkanı Adil Abdurrahman el-Usumi, Şarku’l Avsat’a konuştu: Arap anlaşmazlıkları, dış müdahale için verimli bir ortam oluşturuyor

Arap Parlamentosu Başkanı Adil Abdurrahman el-Usumi
Arap Parlamentosu Başkanı Adil Abdurrahman el-Usumi

Arap Parlamentosu, Arap konseyleri ve parlamentolarının başkanları bu yıl 19 Şubat’ta Kahire’deki Arap Birliği Genel Sekreterliği’nde dördüncü konferanslarını düzenleyecekler. Arap Parlamentosu Başkanı Adil Abdurrahman el-Usumi, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda konferansta Arap dünyasında güvenliğin ve istikrarın nasıl sağlanacağına dair kapsamlı bir belge yayınlamasının beklendiğini söyledi. Asumi, “Bu belge, Arap dünyasının her alanda karşılaştığı zorlukları kapsayacak. Belgenin konferansta onaylanmasının ardından Cezayir’deki bir sonraki Arap zirvesinde sunulması planlanıyor” dedi.
Usumi ayrıca Arap Parlamentosu’nun Arap ülkeleri arasında ekonomik entegrasyonu teşvik etmek için Arap İdari Kalkınma Teşkilatı ile ortaklaşa şekilde Mısır’da gerçekleştirilecek ‘iç ticaret ve kamu ve özel sektörün rolü’ başlığı altında bir forum düzenleme sürecinde olduğu bilgisini de verdi.
Arap Parlamentosu Başkanı Adil Abdurrahman el-Usumi, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda Arap dünyasında yaşanan son gelişmelerden ekonomik entegrasyona, Yamen’de darbeci Husilerle mücadeleden Libya’da yaşanan krize kadar birçok başlıkta merak edilen soruları yanıtladı.

-Arap Parlamentosu’nun Arap coğrafyasındaki anlaşmazlıklarını gidermeye yönelik çabaları nelerdir? Özellikle Arap Parlamentosu Temel Yasası’nın 5’inci maddesi, ‘ortak Arap eylemini geliştirmek ve ekonomik entegrasyonu sağlamak’ açısından oluşumun yetkilerini tanımlıyor mu?

Arap Parlamentosu, ortak Arap eyleminin başlıca kurumlarından biridir. En belirgin desteği Arap dayanışmasının güçlendirilmesi ve her düzeyde ortak Arap eyleminin sürdürülmesinde veriyor. Parlamento, Arap liderlerinin ‘Arapların birleşmesi ve dış zorluklarla başa çıkmak amacıyla ortak bir Arap vizyonunun belirginleşmesi için sarf ettiği çabaları güçlü bir şekilde destekliyor. Bu çabaların başında, Arap ülkelerinin iç işlerine bölgesel ve uluslararası alandan yapılan müdahalelerle mücadele geliyor. Arap anlaşmazlıkları, dış müdahale için verimli bir ortam oluşturuyor.

-Birkaç gün önce, Arap Parlamentosu tarafından Arapların yeniden birleşmesi ve ortak Arap eyleminin desteklenmesi için ortaya koyulan girişimlerden bahsettiniz. Bu tür girişimlerin kapsamları nelerdir?

Daha önce de belirttiğim gibi; özellikle Arapların karşı karşıya olduğu zorluklar oldukça fazla. Arap Parlamentosu, resmi ve parlamenter diplomasi arasında dayanışma ve entegrasyon gerektirdiği için Arap arenasında olumlu ve etkili bir role sahip olmak istiyor. Aslında modern dünyamızda parlamenter diplomasi, özellikle resmi diplomasideki bazı kısıtlamalara ve dengelere uymadığı için oldukça önemli bir hal aldı. Arap Parlamentosu, parlamenter diplomasinin ‘Arap arenasındaki çatlağın kapatılması’ konusunda önemli bir role sahip. Bu çabaların geniş çapta yankı bulmasını ve ortak Arap eylemini desteklemede olumlu sonuçlar elde edilmesini sağlamasını umuyoruz. Aynı şekilde Arap Parlamentosu’nun ekonomik meseleye büyük önem verdiğini ve özellikle koronavirüs pandemisi ve bunun Arap ülkelerinin ekonomileri üzerindeki olumsuz etkileri sonrasında Arap ekonomik entegrasyonunu desteklediğini belirtmek isterim. Bu adım, Arap Parlamentosu’nun ‘rolünü etkinleştirme ve misyonunu ortak Arap eyleminin hizmetinde, hükümet ve parlamento çabalarının entegrasyonuna katkıda bulunacak ve mekanizmalarını güçlendirecek şekilde yerine getirme’ kararlılığı çerçevesinde sürdürmesinden geliyor.

-Arap Parlamentosu’nun toplumsal güvenliği güçlendirmek için attığı adımlar ve ortaya koyduğu girişimler nelerdir?

Arap Parlamentosu tarafından afetler ve krizlerle mücadele alanında ortak Arap eylemini teşvik etmek için başlatılan girişimler arasında ‘krizler ve felaketlerle mücadele için Arap Fonu bulunuyor. Bu fon, Arap Parlamentosu’nun ani krizlere ve afetlere maruz kalan Arap ülkelerine yardım etmek için oluşturuldu. Arap Parlamentosu, terörizm ve aşırılıkçı ideolojiyle mücadele alanında da Arap iş birliğini güçlendirmek için Arap Terörizm ve Aşırılıkçı İdeoloji ile Mücadele Merkezi’ni kurdu. Şu an bu merkez, bölgemizde ‘terörle mücadelede parlamento çabalarını desteklemeye katkıda bulunmak için’ oldukça ihtiyacımız var. Çünkü Arap coğrafyası, tüm dünyada terör ateşinden en çok etkilenen ülkelere ev sahipliği yapıyor. Parlamenter diplomasinin Arap halklarının çıkarlarını gerçekleştirmede ve Arap ulusunun tanık olduğu bu zor aşamada ortak Arap eylemini teşvik etmede oynadığı önemli role inanarak Arap Parlamenter Diplomasi Merkezi’ni de geliştirdik. Bu da Arap dayanışmasını her zamankinden daha fazla güçlendirmeyi gerektiriyor.

-Arap Parlamentosu Filistin meselesinde nasıl bir rol oynayabilir?

Arap Parlamentosu, Arap ülkelerindeki sorunları ve krizleri tüm Arapların temel sorunu olarak görüyor ve önceliklerinin başına koyuyor. Arap Parlamentosu oturumlarının gündeminin sabit başlığı olan Filistin meselesi de bu önceliklerin başında yer alıyor. Ayrıca Filistin için de özel bir komite bulunuyor. Bu, Arap Parlamentosu Başkanı’nın liderlik ettiği tek komitedir. Söz konusu komite, parlamentonun genel oturumlarından önce daimî toplantılar düzenliyor. Arap Parlamentosu başta Kudüs olmak üzere bağımsız bir Filistin devletinin kurulması, Filistinli mültecilerin geri dönüş hakkının verilmesi, esir ve tutukluların serbest bırakılmasının garanti altına alınması olmak üzere tüm bölgesel ve uluslararası forumlarda Filistinlilerin meşru haklarını savunuyor. Arap Parlamentosu, Filistin halkının meşru haklarını elde etmesi için tüm ilgili uluslararası kurumlarla sürekli temas halinde. Aynı zamanda uluslararası meşru kararlar ve Arap Barış Girişimi temelinde ciddi barış müzakereleri başlatmak için de devrede. Uluslararası bir konferans düzenlemek amacıyla tüm dünyayı Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Birleşmiş Milletler’de (BM) başlattığı barış planını desteklemeye çağırıyoruz. Arap Parlamentosu (tüm Arapları birleştiren öncelikli dava olan) Filistin davasını desteklemek üzere bölgesel ve uluslararası desteği harekete geçirmek için her düzeyde önemli diplomatik hamleler yapıyor.

-Peki, Libya krizi hakkındaki değerlendirmeleriniz nelerdir?

Libya krizi de büyük bir öneme sahip. Arap Parlamentosu’nun yanı sıra dış politika ve Arap ulusal güvenliği ile ilgili Birinci Komite’nin her oturumunda neredeyse sabit bir başlık olarak gündeme geliyor. Arap Parlamentosu bu konuda yaptığı tüm açıklamalarda yeniden birleşmeyi, farklılıkların üstesinden gelmeyi, bölünmeye karşı çıkmayı ve Libya topraklarının birliği için çalışmayı amaçlayan çabalara tam desteği vurguluyor. Aynı şekilde Libya halkının liderlerini ve temsilcilerini seçme konusundaki özgür iradesini baltalamadan, Libya seçimlerinin ‘mümkün olan en kısa sürede’ yapılması gerektiğine dikkat çekiyor.

-Arap Parlamentosu, Yemen krizinin çözümünde rol oynuyor mu?

Arap Parlamentosu, Yemen meşru yönetimini İran destekli Husi terör grubuna karşı savaşında güçlü bir şekilde destekliyor. Ayrıca uluslararası alanda uzlaşı sağlanan temel ilkeler doğrultusunda Yemen krizi için siyasi bir çözüme ulaşılması gerektiğine inanıyor. Arap Parlamentosu’nun tavrı, Yemen’in Arap ulusal güvenliğinin temel direklerinden biri olduğu göz önüne alındığında, Yemen'in birliğinin, bağımsızlığının ve egemenliğinin dış müdahalelerden uzak olması gerektiğine olan inancı ile şekilleniyor. Arap Parlamentosu ayrıca Husi darbesini sona erdirmek ve meşru devlet kurumlarını yeniden kurmak için Suudi Arabistan Krallığı liderliğindeki, meşru hükümeti destekleyen Koalisyon ülkelerinin oynadığı önemli role de büyük önem veriyor. Parlamento Yemenli tüm taraflara, kardeş Yemen halkına barış getirme çabalarının desteklenmesi için geçen mart ayında başlatılan Suudi girişimine dahil olma çağrısı yapıyor.

-Arap Parlamentosu tüzüğü, Arap ulusal güvenliğinin garantisini sağlar. Bu çerçevede birkaç gün önce ortak bir Arap gücü kurulması çağrısında bulundunuz. Bu çağrı daha önce Arap Birliği tarafından da sıklıkla yapıldı. Bugün bu fikir gerçeğe nasıl dönüştürülebilir?

Arap bölgemiz tehlikeler, tehditler ve müdahalelerle dolu. Bu bölgede ulusal güvenliğimizi korumamıza yardımcı olacak tüm maddi kapasite, çalışma kadroları, nitelikler ve yetkinlikler mevcut. Bu, Arap ulusal güvenliğini korumak için ulaşmamız gereken en önemli amaçlardan biridir. Birleşik bir Arap savunma sistemi oluşturulması için çalışmayı gerektirmektedir. Ekonomik ilerlemenin, istikrar ve onu koruyan bir güç gerektirdiğinin farkında olmalıyız. Evet, ortak bir Arap gücü önerisi yeni değil ancak gerçekleşmesi için Arap ülkelerinin gerçek manada iradesine ihtiyaç duyuluyor. Bunu başarabilen Arap liderlerimiz var. Maruz kaldığımız riskleri ve krizleri ele alacak vizyonlara da sahipler. Nitekim, 2015 yılında Şarm eş-Şeyh’te düzenlenen Arap zirvesinde liderler, bir Arap askeri gücü kurma ilkesini benimseme kararı aldılar. Karar, üye devletlerin genelkurmay başkanlarının gözetiminde, ortak Arap gücünün kurulmasının tüm yönlerini incelemek için üst düzey bir ekip oluşturulması şartıyla verildi. Bu gücü oluşturma çalışmalarının hızını, Arap dünyamızın şu an içinde bulunduğu koşullar ve zorluklar belirliyor.
 
-Arap Parlamentosu’nun Arap ülkeleri arasında kalkınma ve ekonomik bütünleşme sağlamaya teşvik etmedeki rolü nedir?

Ekonomik blokların küresel ekonomik sistemin temel taşı olduğu bir zamanda Arap ekonomik entegrasyonunun acil bir öncelik olduğuna şüphe yok. Arap Parlamentosu’nda ortak Arap eylemin desteklenmesine, Arap halklarının çıkarlarına hizmet edilmesine, davalarının savunulmasına ve tüm düzeylerde ortak Arap iş birliğinin güçlendirilmesine katkı sağlayan tüm girişimlerin desteklenmesi için çabalıyoruz. Bu bağlamda Arap Parlamentosu, Arap İdari Kalkınma Teşkilatı ile ortaklaşa bir şekilde, Mısır Arap Cumhuriyeti’nde, Arap ülkeleri arasında ekonomik entegrasyonu teşvik etmek amacıyla ‘iç ticaret ve bunu gerçekleştirmede kamu ve özel sektörün rolü” başlığı altında bir Arap forumu düzenleme sürecine girdi. Bu süreç, ‘Arap Parlamentosu’nun Arap ülkeleri arasında ekonomik entegrasyonu destekleme konusundaki isteğini’, ‘Arap ekonomilerinin koronavirüs pandemisi sırasında maruz kaldığı zorlukları gidermeye katkıda bulunan önemli ve gerekli bir güvenlik ağı sağlamayı’ ve ‘bu kritik aşamadan minimum ekonomik kayıplarla çıkmak için fikirler ve bilimsel çözümler üretmeyi’ hedefliyor.

-Arap Parlamentosu geçen temmuz ayında Sahel ve Sahra bölgesinde terörle mücadele için bir girişim başlattı. Bu girişim ne düzeye ulaştı ve ilgili taraflardan bir yanıt alındı mı?

‘Sahel’in Çağrısı’, geçen temmuz ayında Arap Parlamentosu tarafından kabul edilen bir girişimdir. Geçtiğimiz eylül ayında Viyana’da düzenlenen ilk Küresel Terörle Mücadele Zirvesi sırasında da resmi olarak ortaya koyulmuştu. Bu, Arap Parlamentosu’nun son dönemde başlattığı en önemli girişimlerden biri sayılıyor. Zira Afrika Sahel bölgesi dünyanın en tehlikeli terör örgütlerini barındırıyor. Bu girişim, Arap Parlamentosu ile ‘Parlamentolar Arası Birlik, Akdeniz Parlamentosu ve Beş Sahel Devletinin Parlamentolar Arası Komitesi’ arasında kurumsal düzeyde parlamenter iş birliğine dayanıyor. İş birliği bu hayati bölgede terörle mücadele için parlamento çabalarını koordine etmeyi ve güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu girişim ayrıca terörle mücadelede kapsamlı bir parlamenter yaklaşımı da ortaya koyuyor. Afrika Sahel bölgesindeki terörle mücadele çabalarında yeni stratejilere ihtiyaç duyulduğu kadar doğru yola yönlendirilmeye de gereksinim var. Bölgede terörle mücadele açısından somut sonuçlar ortaya koyulmalıdır. Bu girişim, tüm taraflardan güçlü bir destek aldı. Kasım 2021’de İspanya’nın başkenti Madrid’de gerçekleştirilen Parlamentolar Arası Arap Birliği Toplantısı’nda Arap Parlamentosu’ndaki Arap Terörizm ve Aşırılıkçı İdeoloji ile Mücadele Merkezi’nin bu girişim için koordinasyon merkezi olması kararlaştırıldı. Ayrıca Arap Parlamentosu’nun bu girişimi başlatmasından bu yana oynadığı büyük rol de takdir edildi.

-Arap Parlamentosu tarafından 19 Şubat’ta Arap Birliği Genel Sekreterliği’nin genel merkezinde düzenlenecek olan Arap Parlamentosu ve Arap konsey ve parlamento başkanlarının dördüncü konferansından beklentiler nelerdir?

Bu, Arap Parlamentosu’nun düzenlemeyi arzu ettiği önemli bir konferanstır. Parlamento, büyük Arap halkının çıkarlarına hizmet etmek ve onların haklı davalarını savunmak için, Arap parlamenterler arası diplomasinin rolünü etkinleştirme çerçevesinde, Arap konseyleri ve parlamentolarının başkanlarıyla sürekli istişareler yürütülmesinin ve koordinasyonun önemini vurguluyor. Konferansta Arap dünyasında güvenlik ve istikrarın nasıl sağlanacağına dair Arap parlamenterlerin vizyonlarını da ortaya koyan kapsamlı bir belge yayınlanması bekleniyor. Bu belge, Arap dünyasının her alanda karşılaştığı tüm zorlukları kapsayacak. Belgenin konferans tarafından onaylanması ve Cezayir’deki bir sonraki Arap zirvesinde sunulması planlanıyor.
 



Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
TT

Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu, Suudi Arabistan Kraliyet Hava Savunma Kuvvetlerinin, Husiler tarafından bugün sabaha karşı başkent Riyad’a fırlatılan bir balistik füzeyi önleyerek imha ettiğini açıkladı.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Husilerin gerilimi artırmasının ve başkent Riyad’daki sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef alma girişimlerini sürdürmesinin, 8 milyondan fazla vatandaş ve yabancının yaşadığı kentte bu milislerin tutumundaki ısrarı ortaya koyduğunu belirtti. Maliki, söz konusu girişimlerin sivilleri ve sivil unsurları kasıtlı ve sistematik biçimde hedef alan “terörist ve saldırgan bir davranış” olduğunu ifade etti.

Tümgeneral Maliki ayrıca Husilerin Biş, Taif, Fursan ve Yanbu kentlerindeki sivilleri ve sivil unsurları hedef almaya çalıştığını, ancak hava savunma sistemlerinin bu saldırı girişimlerini engellediğini söyledi.

Maliki, yayımlanan açıklamada, koalisyon yönetiminin Husilerin “terörist faaliyetlerini” caydırmak amacıyla, uluslararası insancıl hukuk ve teamül hukuku kurallarıyla uyumlu olmak kaydıyla, uygun gördüğü tedbirleri alma konusunda asli hakkına sahip olduğunu vurguladı.


Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
TT

Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)

Avrupa Birliği, Kızıldeniz’de gemilere refakat eden “Aspides” deniz misyonunun alarm seviyesini yükseltti. Kararın, İran destekli Husilerin stratejik su yoluna yönelik tehditleri nedeniyle alındığı bildirildi. Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre söz konusu adım Kızıldeniz’deki güvenlik risklerinin artması sonrasında atıldı.

Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Yemen’deki çatışmaların sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nda deniz ulaşımı serbestisinin yeniden sağlanmasına yönelik diplomatik çabaları görüştüğünü açıkladı.

Kallas, X platformundaki paylaşımında, “Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları kabul edilemez ve küresel ekonomiye zarar veriyor” ifadelerini kullandı. Kallas ayrıca Avrupa’nın, “Husilerin saldırılarına karşı Kızıldeniz’de deniz taşımacılığının güvenliğini korumaya yardımcı olduğunu” belirtti.

Öte yandan Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babul Mendeb’in doğusu ile Taiz’in batısındaki yüksek kesimleri ele geçirmeye yönelik yoğun girişimlerine karşı koymayı sürdürüyor.

Husiler, Babul Mendeb Boğazı, Meyyun Adası ve batı kıyısındaki kontrol alanlarını güvence altına almak amacıyla kendilerine kara derinliği sağlayacak ve hareket ile ikmal hatlarını tahkim edecek dağlık mevzileri ele geçirmeye çalışıyor.

Taiz cephesinden bir askeri kaynak, çatışmalarda 30 Husinin öldürüldüğünü, 60’tan fazla Husinin yaralandığını ve 6 savaş aracının yanı sıra 2 tankın imha edildiğini bildirdi.


Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
TT

Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart getirilmediğini belirterek, bakanlığın umrecilerin işlemlerini kolaylaştırmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Es-Salim Şarku’l Avsat'a verdiği röportajda, umre yolculuğunu geliştirmek ve umrecilere sunulan seçenekleri genişletmek için çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Bu kapsamda çok girişli umre vizesi, onaylı elektronik seyahat platformları üzerinden rezervasyon imkânı, dijital hizmetlerin entegrasyonunun güçlendirilmesi ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesi gibi girişimlerin hayata geçirildiğini ifade etti. Es-Salim, bu çalışmaların yoğun dönemlere yönelik erken hazırlık ve sektörün beklenen büyümeyi karşılayabilecek kapasiteye ulaştırılmasıyla eş zamanlı yürütüldüğünü kaydetti.

Yoğun dönemlere hazırlık

Es-Salim, yoğun dönemlerin sezon boyunca umre talebindeki değişimlerden etkilendiğini belirterek, bakanlığın ilgili kurumlar ve hizmet sağlayıcılarıyla koordinasyon içinde bu dönemlere erken hazırlanarak beklenen talep artışını karşılamak için kapasiteyi yükselttiğini belirtti.

Bakanlığın her yıl, Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu hedeflerine ulaşmak amacıyla umreci sayısında kademeli ve sürdürülebilir bir artış sağlamayı hedeflediğini belirten Es-Salim, bunun yanı sıra hizmetlerin geliştirilmesi, sektörün hazırlık düzeyinin yükseltilmesi ve hacı ile umrecilerin deneyiminin kalitesinin artırılması için çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

Yeni girişimler

Es-Salim'e göre bakanlığın umre deneyimini geliştirmek ve umrecilerin yolculuğunu kolaylaştırmak amacıyla yürüttüğü girişimlerin başında, kısa süre önce uygulamaya konulan çok girişli umre vizesi geliyor. Bu uygulamanın, ülkeye giriş prosedürlerinin geliştirilmesine yönelik bir model olduğunu belirten Es-Salim, umrecilere seyahatlerini planlama ve ibadetlerini gerçekleştirme konusunda daha fazla esneklik sağladığını söyledi.

Bakanlığın ayrıca bireylerin onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine doğrudan erişimini genişlettiğini belirten Es-Salim, böylece umrecilerin seyahatlerini planlamalarının, hizmetlere ulaşmalarının ve rezervasyon yapmalarının daha kolay ve esnek hale getirildiğini kaydetti.

Es-Salim, bu girişimlerin umre yolculuğu modelini geliştirmeye yönelik daha kapsamlı bir yaklaşımın parçası olduğunu belirterek, umrecilerin seçeneklerini artırmayı, hizmetlere erişimi kolaylaştırmayı ve yolculuğun farklı aşamalarında dijital çözümlerden yararlanmayı amaçladıklarını söyledi.

Yapay zekâ kullanımı

Hac ve Umre Bakanlığı'nın, başta yapay zekâ olmak üzere yeni ve gelişmekte olan teknolojilerden yararlanmaya devam ettiğini belirten Es-Salim, amaçlarının hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek ve yalnızca işlemlerin dijitalleştirilmesinden, deneyimi iyileştirmek ve karar alma süreçlerini desteklemek amacıyla veri ve gelişmiş analizlerden yararlanma aşamasına geçmek olduğunu söyledi.

Mevcut uygulamaların başında, Nusuk uygulaması bünyesindeki akıllı dijital asistan "Nusuk AI"ın bulunduğunu belirten Es-Salim, hizmetin hacı ve umrecilere bilgi ve rehberlik sunduğunu, yazılı ve sesli iletişim yoluyla sorularını cevapladığını kaydetti.

Ayrıca "Dijital Mutavvıf" hizmetinin, umrecilere ve hacılara tavaf ve sa'y turlarını saymada, daha az yoğun katlara yönlendirmede ve meşru dua ve zikirler konusunda rehberlikte yardımcı olduğunu belirtti.

İzleme ve kontrol merkezinin de bakanlığın hacı ve umrecilerin yolculuğunu takip etmek için kullandığı teknolojik altyapının önemli unsurlarından biri olduğunu söyleyen Es-Salim, canlı verilerin entegre edilerek hızlı müdahale ve karar alma süreçlerini destekleyen göstergelere ve kontrol panellerine dönüştürüldüğünü ifade etti.

Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Dijitalleşme ve şartlar

Es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart bulunmadığını bir kez daha vurgulayarak, bakanlığın prosedürleri kolaylaştırmak ve umre yolculuğunu daha kolay ve esnek hale getirmek için hizmetleri geliştirmeye devam ettiğini söyledi.

Umrecilerin yolculuğunun bugün ileri düzeyde bir dijital entegrasyona ulaştığını belirten Es-Salim, işlemlerin büyük bölümünün elektronik ortamda tamamlanabildiğini ifade etti. Bunların başında, 51 milyondan fazla kullanıcıya 170'ten fazla ülkede 150'den fazla dijital hizmet sunan Nusuk uygulaması ve platformunun geldiğini kaydetti.

Es-Salim, ayrıca onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine ve paket rezervasyonlarına doğrudan erişim sağlandığını belirtti.

Önümüzdeki dönemde hedefin bu entegrasyonu daha da güçlendirmek, daha bağlantılı ve sorunsuz bir dijital deneyim oluşturmak ve hacı ile umrecilerin ihtiyaçlarına göre daha proaktif ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunmak için veri ve modern teknolojilerden yararlanmak olduğunu söyledi.

“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).
“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).

Hizmet sunan 346 umre şirketi

Es-Salim'in verdiği bilgiye göre, hâlihazırda umre hizmeti sunma yetkisine sahip 346 şirket bulunuyor. Bu sayının hizmet sağlayıcı tabanının genişlediğini ve özel sektörün umrecilere hizmet sunmadaki rolünün arttığını gösterdiğini belirtti.

Bakanlığın özel sektörün önünü açmak ve umre sektöründe daha cazip ve rekabetçi bir ortam oluşturmak amacıyla politika ve mevzuatı sürekli geliştirdiğini söyleyen Es-Salim, bunun yeni şirketlerin sektöre girmesine ve umrecilerin ihtiyaçlarına cevap veren, artan talebe uyum sağlayan farklı hizmet ve iş modellerinin geliştirilmesine imkân verdiğini ifade etti.

Denetim ve takip

Şirketlerin performansının izlenmesine ilişkin olarak Es-Salim, farklı umre hizmet noktalarında günlük denetimler gerçekleştiren sürekli bir saha ve denetim mekanizmasının bulunduğunu söyledi.

Hicri 1448 umre sezonunun başlangıcından bu yana denetim sayısının 32 bini aştığını belirten Es-Salim, denetimlerin umreci konaklama tesislerini, umre şirketlerini ve hizmet sağlayıcılarını ve çeşitli hizmet noktalarını kapsadığını kaydetti.

Bu denetimlerde düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumun kontrol edildiğini, tespit edilen eksikliklerin giderildiğini ve herhangi bir ihlal görüldüğünde yasal prosedürler doğrultusunda derhal işlem yapıldığını belirten Es-Salim, yaptırımların şirket faaliyetlerinin durdurulmasına kadar ulaşabildiğini ve bunun umrecilerin haklarını korumayı amaçladığını ifade etti.

Bakanlığın yalnızca memnuniyet düzeyini ölçmekle yetinmediğini belirten Es-Salim, saha ve dijital ölçüm araçları ile veri analizleri üzerinden eksiklikleri tespit ettiklerini, hacı ve umrecilerin ihtiyaçlarını anlamaya ve geliştirme alanlarını belirlemeye çalıştıklarını söyledi.

Ayrıca gelişmiş ve öngörücü analizlerin kullanımını artırarak karar alma süreçlerini desteklediklerini ve olası sorunları önceden tespit etmeye çalıştıklarını belirtti.

Şirketlerin yeniden sınıflandırılması

Es-Salim'e göre umreci deneyiminin kalitesi, umre şirketlerinin sınıflandırılmasında temel unsurlardan birini oluşturuyor. Şirketlerin performans değerlendirmesinin yalnızca düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumla sınırlı olmadığını belirten Es-Salim, sunulan hizmetlerin kalitesi ve umrecilerin gerçek deneyiminin de değerlendirmeye alındığını söyledi.

Bakanlığın hizmet kalitesi, kurallara ve şartlara uyum gibi çeşitli kriterler üzerinden periyodik değerlendirme yaptığını belirten Es-Salim, geçen sezonun performans değerlendirmesinin ardından haziran ayında 21 umre şirketinin faaliyetlerinin durdurulduğunu açıkladı. Bunlardan 15'inin düşük performans değerlendirmesi, 6'sının ise mevzuat ve talimatlara aykırılık nedeniyle durdurulduğunu kaydetti.

Es-Salim, bakanlığın sınıflandırma yöntemini ve değerlendirme kriterlerini sürekli geliştirdiğini, hacı ve umrecilerin deneyimine ilişkin ölçümlerden ve hizmet kalitesi göstergelerinden yararlandığını belirterek, amacın şirketler arasında hizmet kalitesi konusunda rekabeti teşvik etmek ve umrecilere sunulan hizmetlerin seviyesini yükseltmek olduğunu ifade etti.