Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu yarın Doha’da başlıyor

Katar Emiri ve Cezayir Cumhurbaşkanı, bölgenin ve Arap ulusunun karşı karşıya kaldığı zorlukları görüştü

Şeyh Tamim ve Tebbun dün bir anlaşma ve iki mutabakat zaptı imzalarken (QNA)
Şeyh Tamim ve Tebbun dün bir anlaşma ve iki mutabakat zaptı imzalarken (QNA)
TT

Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu yarın Doha’da başlıyor

Şeyh Tamim ve Tebbun dün bir anlaşma ve iki mutabakat zaptı imzalarken (QNA)
Şeyh Tamim ve Tebbun dün bir anlaşma ve iki mutabakat zaptı imzalarken (QNA)

Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad Al Sani ile Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun dün (Pazar) Doha’daki Emirlik Divanı’nda gerçekleştirdikleri görüşmede bölgenin ve Arap ulusunun karşı karşıya kaldığı zorlukları ele aldı. Diğer yandan, Avrupa’ya yönelik gaz arzı için bir tehdit teşkil eden Rus-Ukrayna krizi yükselirken, Katar yarın (Salı) etkinliklerine başlatacağı Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu’nun 6. zirvesi için hazırlanıyor.
Katar Emiri, Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun ile görüştükten sonra Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Katar olarak, Cezayir’deki kardeşlerimizle aramızdaki ilişkiden gurur duyuyoruz. İki kardeş halkın arzularını yerine getirmek üzere işbirliği düzeyini artırmak için Başkan Tebbun ile birlikte çalışıyorum” ifadelerine yer verdi.
Katar Emiri paylaşımında “Bugün, Arap ortak eylemini ve bunu bölgenin ve Arap ulusunun karşı karşıya olduğu zorluklarla mücadeleyi geliştirmenin ve etkin hale getirmenin yollarını tartıştık” ifadelerini de sözlerine ekledi.
Katar Emiri ve Cezayir Cumhurbaşkanı görüşmede, iki ülke arasında bir anlaşma, iki mutabakat zaptı ve bir yürütme programı imzalandı. Katar resmi haber ajansı QNA’nın aktardığına göre, Şeyh Tamim bin Hamad, Cezayir Cumhurbaşkanı ile iki tarafın hükümetleri arasında cezai konularda hukuki ve adli işbirliğine ilişkin bir anlaşma, dışişleri bakanlıkları arasında siyasi istişarelerin ve koordinasyonun sağlanmasına ilişkin bir mutabakat zaptı, hükümetler arasında aile ve sosyal kalkınma alanlarında bir mutabakat zaptı imzaladı.
İki taraf, Katar ve Cezayir hükümetleri arasında 2022-2025 akademik yılları için yükseköğretim, bilimsel ve teknolojik araştırma alanlarında, eğitim ve bilimsel işbirliği için ikinci uygulama programını imzaladı.
Cezayir Cumhurbaşkanı, Doha’da devlet ve hükümet başkanlarının katılacağı Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu'nun 6. zirvesine de katılmak için cumartesi günü Katar’a geldi.
Doha’da dün, Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu’nun olağanüstü bakanlar toplantısının düzenlenmesini içeren ve zirve hazırlıklarında kaydedilen ilerlemenin ele alınmasının yanı sıra devlet ve hükümet liderleri tarafından değerlendirilmek üzere ana sonuçların özetlenmesini hedefleyen hazırlık toplantıları başladı.
Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu, gaz konusunda dünyanın en önemli formu olarak görülüyor. Zira forum üyeleri dünya gaz rezervlerinin yüzde 70’inden fazlasını elinde bulunduruyorlar. Söz konusu ülkeler, dünya pazarındaki gaz arzının yaklaşık yüzde 44’ünü ve sıvılaştırılmış doğalgaz ihracatlarının yüzde 51’ini sağlıyor.
Rusya, yüzde 16,5 olarak tahmin edilen bir oran ile gaz ihraç eden ülkeler arasında ilk sırada yer alıyor ve yıllık üretim miktarı 638 milyar metreküpe ulaşıyor. Rusya’nın ardından, İran yüzde 6,48 olarak tahmin edilen üretim oranı ve yıllık 249,6 milyar metreküplük üretimle ikinci sırada geliyor. Üçüncü sırada ise, dünya genelinde gaz ihracatının yüzde 5,34’üne sahip olan ve yıllık 205,7 milyar metreküp gaz ihraç eden Katar yer alıyor.
Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu Genel Sekreteri Muhammed Hamel hazırlık toplantısı katılımcılarına yaptığı konuşmada, Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu’nun ilk zirvesinin 2011 yılında Doha’da düzenlendiğini hatırlatarak, 6. zirvenin, forumun ilerlemesinde tarihi bir anı temsil ettiğini belirtti. Doha’da toplanacak olan devlet ve hükümet liderlerinin, bu zirve sırasında Forum’un izleyeceği yolu belirleyeceğini de vurguladı.
Forum’un çalışmalarının ve gözlemlerinin dünyanın enerji geleceğini şekillendirmeye katkıda bulunmasını sağlayacağını açıklayan Hamel, doğalgaz güvenli ve temiz bir enerji kaynağı olarak öne çıkarken, Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu’nun 6. zirvesinin yeni ufuklar açacağını belirtti.
Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu Genel Sekreteri yaptığı konuşmada, dünyanın Kovid-19 pandemisinin olumsuz etkileri kapsamında genel olarak emtia piyasalarında özelde ise doğal gaz piyasalarında yaşadığı ciddi dalgalanmalardan kurtulmaya başlaması göz önüne alındığında zirvenin uygun bir zamanda yapıldığını söyledi. Genel Sekreter 26. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın (COP26) sonuçlarının iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak ve buna uyum sağlamak için küresel çabalarda bir dönüm noktası oluşturduğunu vurgularken, Birleşmiş Milletler sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşma yolundaki çalışmalarda gözlemlenen yavaşlamaya da dikkat çekti.
Muhammed Hamel konuşmasında, Forum’un son on yılda tanık olduğu gelişmeleri ve 21. yüzyılda doğal gazın güvenilir bir enerji kaynağı ve önemli bir yakıt olarak tanıtılmasındaki rolünü de ele aldı.
Hamel, Forum’un doğalgaz sektörüne yönelik gelişmiş vizyonlar ve 2050 yılına yönelik küresel beklentileri sunduğunu ayrıca gaz piyasasına ilişkin kısa vadeli yıllık bir rapor ile yıllık bir istatistik bülten hazırladığını belirtti.



Bakan Bayraktar: Gabar'da 40 bin varil günlük üretimi geçmiş bulunuyoruz

Fotoğraf: Aziz Aslan/AA
Fotoğraf: Aziz Aslan/AA
TT

Bakan Bayraktar: Gabar'da 40 bin varil günlük üretimi geçmiş bulunuyoruz

Fotoğraf: Aziz Aslan/AA
Fotoğraf: Aziz Aslan/AA

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Gabar'da 33 kuyuda ulaşılan günlük petrol üretimine ilişkin, "Cumhuriyet tarihinin bir rekoru ile buradayız. Bugün itibarıyla 40 bin varil günlük üretimi burada geçmiş bulunuyoruz." dedi.

Şırnak'ta Gabar Dağı bölgesindeki Şehit Aybüke Yalçın Petrol Üretim İstasyonlarında incelemelerde bulunan Bayraktar, yetkililerden çalışmalara ilişkin bilgi aldı.

Çıkarılan petrolü de inceleyen Bayraktar, burada basın mensuplarına yaptığı açıklamada, herkesin Ramazan Bayramı'nı kutladığını belirtti.

Bayramın ikinci gününde Şırnak'ta Gabar'da olduklarını ifade eden Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye petrollerinin şehit Aybüke Yalçın ve Şehit Esma Çevik petrol sahalarındaki çalışmaları yerinde görmek, buradaki arkadaşlarımızla bayramlaşmak için geldik. Bugün bizim için müstesna bir gün. Hem Ramazan Bayramı'nı idrak ediyoruz. Ama aynı zamanda bugün Cumhuriyet tarihinin bir rekoruyla buradayız. Allah'a hamdolsun bugün itibarıyla 40 bin varil günlük üretimi burada geçmiş bulunuyoruz. Bu, Türkiye'de en kaliteli petrolü ürettiğimiz ve en çok petrolü ürettiğimiz gün olarak açıkçası tarihe geçen bir gün."

- "Bugün Türkiye tarihinde önemli bir gün"

Petrol üretim sahalarında çalışan herkesi tebrik eden, burada gece gündüz vazife yürüten güvenlik güçlerine, jandarma ekiplerine de teşekkür eden Bayraktar, bu üretimde onların büyük emekleri olduğunu vurguladı.

Bu yolda ilk günden bu yana kendilerini destekleyen ve çalışmaları gece gündüz takip eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da şükranlarını sunduğunu dile getiren Bayraktar, kendilerine dualarıyla destek olan millete de teşekkürlerini iletti.

"Bugün Türkiye tarihinde önemli bir gün. Bugün itibarıyla Türkiye'de üretimimiz 100 bin varili toplamda geçmiş oldu. Şırnak açık ara Türkiye'nin artık net bir şekilde petrol şehridir, petrol başkentidir. İnşallah daha gidecek yolumuz var. Yılbaşında '2024 sonu hedefimiz günde 100 bin varile çıkabilmek.' demiştik. Şu anda 33 kuyuda bu üretimi gerçekleştirdik. Kuyu başı ortalama üretimimiz 1200 varili geçmiş durumda. Hedefimiz olan 95 kuyuya geldiğimizde yıl sonunda bu rakamlara ulaşmış olacağız." ifadelerini kullanan Bayraktar, bu gelişmenin Türkiye'nin özellikle enerjideki dışa bağımlılığını düşürmek için fevkalade önemli bir gelişme olduğunu vurguladı.

Bayraktar, çalışmaların aralıksız, kesintisiz devam edeceğini belirterek, yeni keşif kuyularının da olduğunu aktardı.

Hakkari'de, Van sınırında yeni kuyular olacağına işaret eden Bayraktar, bu yıl içerisinde o kuyularda da yapacakları keşiflerle bu üretim rakamlarının çok daha ileri seviyeye ulaşacağını söyledi.

- "Türkiye'nin en kaliteli petrolünü burada üretiyoruz"

Bayraktar şunları kaydetti:

"Burada yer yer 2 bin 500 yer yer 2 bin 800 metre ama özellikle Şehit Teğmen Akdeniz bölgesinde o sahada da 4 bin 500 metrelere varan derinliklerde bu üretimi gerçekleştiriyoruz. Yönlü sondajlar yapıyoruz. Bir kilometreye yakın yaklaşık 30 derece açıyla yönlü sondajlarla üretiliyor. Hakikaten teknik olarak da çok önemli bir faaliyet gerçekleştiriyoruz. Dolayısıyla bütün bu faaliyetlerle bugün 200'ün üzerinde tankerle bu ham petrolü taşıyoruz. Ama şu anda yapımı devam eden, yaklaşık yüzde 50'sini bitirdiğimiz, 35 kilometrelik ham petrol boru hattıyla da inşallah bu petrolü BOTAŞ'ın İdil istasyonuna götüreceğiz ve oradan da Ceyhan'a Dörtyol'a kadar ulaştıracağız. Dolayısıyla yoğun hummalı bir çalışma burada devam ediyor. Türkiye'nin en kaliteli petrolünü burada üretiyoruz. Burada 13 Eylül 2021'den itibaren çalışmalarımız yaklaşık 10 milyon varillik toplam petrol üretimini bizi getirdi. 3 bine yakın arkadaşımız burada çalışıyor. Dolayısıyla burada bu faaliyetler arttıkça inşallah Şırnak'a bu bölgeye çok ciddi bir iş, istihdam katkısı da olacak. Bu beraberinde diğer ekosistemi de buraya getirecek ve hakikaten bir dönem terörle anılan Gabar, Şırnak, bu bölge hakikaten artık zenginlikle ve istihdam artışıyla anılacak. Hem bu bölgeye hem de ülkemizin ekonomisine güç katmaya, can katmaya inşallah devam edecek."

- "Bayramı günlük 40 bin varil üretimi aşarak kutlamış oluyoruz"

Şırnak'ın Türkiye ve dünya için önemli bir petrol geçiş güzergahı olduğunu dile getiren Bayraktar, Irak- Türkiye petrol boru hattının buradan geçtiğini, o petrolün ülkenin ihtiyacı olarak kullanılacağını, dünya piyasalarına ulaşacağını, bölgenin gelişeceğini belirtti.

Bayraktar, "İnşallah yeni keşiflerle hem burada hem de Karadeniz'de doğal gaz keşiflerimizle de milletimize yeni müjdeleri paylaşırız. Bayramı günlük 40 bin varil üretimi aşarak kutlamış oluyoruz. Sayın Valimiz, vekilimiz, güvenlik güçlerimiz bütün bir ekip olarak burada büyük bir uyum içerisinde çalışmalarımızı yapıyoruz, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz." dedi.

- Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Günlük 100 bin varil hedefine inanıyorum ki en kısa zamanda ulaşacaksınız"

Bakan Bayraktar buradan telefonla Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de görüştü.

Gabar'daki incelemelerine ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bilgi veren Bayraktar, "Bugün bizim için ayrı bir bayram. Hamdolsun bugün 33 kuyuda 40 bin varilin üzerine ilk kez çıktık. İnşallah zatıalinizin koyduğu 100 bin varil hedefine bu yıl sonuna kadar ulaşmak için gece gündüz burada yaklaşık 3 bin kişilik bir ekip, güvenlik güçlerimiz hep beraber çalışıyoruz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da bugün ulaşılan seviye için şahsı, ailesi ve milleti adına emeği geçen herkesi tebrik ettiğini söyledi.

Erdoğan şunları kaydetti:

"Günlük 100 bin varil hedefine inanıyorum ki en kısa zamanda ulaşacaksınız. Çünkü sizin idealleriniz var ve bu ideallerden şu ana kadar hiç taviz vermediniz ve her geçen gün de bu hedefe doğru yürüdünüz, yürüyorsunuz. İnanıyorum ki Gabar bu işin artık mühendisi olacak ve petrol üretiminde inşallah en kısa zamanda bu hedefe varmak suretiyle bizim gücümüze güç, milletimizin iradesine farklı bir irade koyacaksınız. Gabar'da inşallah istihdamı daha da artıracaksınız. Şu anda milletvekili arkadaşlarım ve tüm işçi kardeşlerim el ele vermek suretiyle buranın zenginliğine zenginlik katacaksınız. Sizleri gözlerinizden öpüyorum, bu mübarek bayram gününde en kalbi duygularla selamlıyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun. Sizleri Allah'a emanet ediyorum."

AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar da "Sayın Cumhurbaşkanım, bayramınız mübarek olsun, saygılarımızı arz ediyoruz. 100 bin varile ulaştığımızda sizi burada ağırlamaktan şeref duyarız." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Şimdi 100 bin hedefinin takvimi nedir?" sorusu üzerine Bakan Bayraktar, yıl sonuna kadar hedeflerinin 95 kuyuya çıkmak olduğunu aktardı.

Bakan Bayraktar'a Gabar'daki temaslarında, Şırnak Valisi Cevdet Atay, İl Emniyet Müdürü Cemal Dalman, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Murat Bulut, TPAO Genel Müdürü Ahmet Türkoğlu, TPAO Şırnak Bölge Müdürü Oğuz Şahin, AK Parti il Başkanı İbrahim Halil Erkan da eşlik etti.


Bitcoin'de yarılanmaya geri sayım: Kripto para piyasasını neler bekliyor?

Bitocin, geçen ay 73 bin 797 doları görerek rekor kırmıştı (Reuters)
Bitocin, geçen ay 73 bin 797 doları görerek rekor kırmıştı (Reuters)
TT

Bitcoin'de yarılanmaya geri sayım: Kripto para piyasasını neler bekliyor?

Bitocin, geçen ay 73 bin 797 doları görerek rekor kırmıştı (Reuters)
Bitocin, geçen ay 73 bin 797 doları görerek rekor kırmıştı (Reuters)

Bitcoin'de 4 yılda bir düzenlenen "yarılama" (halving) uygulamasının bu ay gerçekleşecek. Peki Bitcoin (BTC) madencileri ve kripto para piyasası bundan nasıl etkilenecek?

Yarılama uygulaması, BTC üretiminde madencilik başına düşen ödülün her 4 yılda bir yarı yarıya azaltıldığı bir işlem. 

Bu uygulama, BTC arzını düşürdüğü gibi talep artışına bağlı fiyatın yükseliş eğilimini artırıyor.

Kripto madenciliği firması Sphere 3D Corp'un CEO'su Patricia Trompeter "Bitcoin fiyatlarının arz şoku sonucunda ciddi şekilde artabileceğini" söyledi. 

En son Mayıs 2024'te yapılan yarılama işlemiyle blok başına düşen Bitcoin miktarı 6,25 olarak olmuştu. Bu ay bu değer 3,125'e inecek.

Yaklaşık 4 yılda bir gerçekleşen yarılama uygulaması 21 milyon Bitcoin'in hepsi madencilikle çıkarılana dek devam edecek. Bu sürecin 2140 civarında tamamlanması öngörülüyor.

Yarılama işlemi blok zinciri sisteminin güvenliği açısından da önemli. İsrail merkezli yatırım şirketi eToro'dan analist Simon Peters, "Blok ödülünün yarıya indirilmesi, daha zayıf madencilik faaliyetlerinin 'ayıklanması' anlamına geliyor" dedi. 

Uzman, yarılama uygulamasının rekabetçi ortamda zorlanan bazı madencilerin çalışmalarını sonlandırmasına neden olabileceğini söyledi. 

Rekabeti sürdürmek isteyen kripto para piyasasındaki büyük firmalar, devasa BTC madenciliği bilgisayarlarını hem soğutmak hem de çalıştırmak için daha ucuz ve çevreci enerji kaynaklarını kullanmaya yöneliyor. 

ABD'li kripto madenciliği devi CleanSpark, ocakta son teknoloji madencilik bilgisayarı Bitmain 21'lerden 120 bin adet satın alındığını duyurmuştu. 

Kanadalı rakibi Bitfarms ise kripto madenciliği bilgisayarları için gerekli enerjinin yüzde 80'inin hidroelektrikten sağlandığı bir sistem kurduklarını bildirmişti. 

Şirketin baş madencilik sorumlusu Ben Gagnon, hidroelektriğin hem çevreci bir çözüm olduğunu hem de maliyetleri azalttığını söylemişti. 

Yarılama uygulamasının bu ay tam olarak hangi gün gerçekleşeceği belli değil. Uygulama madenciler tarafından belirli sayıda blok doğrulandığında otomatik olarak devreye giriyor. Kripto para piyasası verilerini yayımlayan CoinMarketCap'e göre bu sayıya 19 ya da 20 Nisan'da ulaşılabilir. Amerikan iş dünyası dergisi Forbes ise 15 Nisan'da yarılamaya varılabileceğini aktardı.

Independent Türkçe, AFP, Forbes


Güneş panellerinde kuantum devrimi rekor verimlilik vaat ediyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Güneş panellerinde kuantum devrimi rekor verimlilik vaat ediyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Bilim insanları yeni nesil Güneş panellerinin verimliliğini radikal bir şekilde iyileştirebilecek yeni bir malzeme keşfetti.

ABD'deki Lehigh Üniversitesi'nden bir ekip, geleneksel silikon bazlı Güneş pillerinin teorik verimlilik sınırının yüzde 190'ı oranında emilim verimliliğine ulaşabilen bir malzeme geliştirdi.

Lehigh Üniversitesi'nde fizik bölümü öğretim üyesi Chinedu Ekuma, "Bu çalışma, sürdürülebilir enerji çözümlerine dair anlayışımızda ve bunları geliştirmemizde kayda değer bir sıçramayı temsil ederken, yakın gelecekte Güneş enerjisi verimliliğini ve erişilebilirliğini baştan tanımlayabilecek yenilikçi yaklaşımların altını çiziyor" diyor.

Yapılan testler, malzemenin özellikle kızılötesi ışığı ve elektromanyetik spektrumun görünür bölgelerini emerken iyi performans gösterdiğini ortaya koydu.

Malzeme, yüzde 190'lık bir harici kuantum verimliliği (external quantum efficiency / EQE) elde etti; EQE, Güneş pilinin verimliliğini ölçmede önemli bir yöntem sunuyor. EQE oranı, Güneş ışığından emilen her foton için bir elektron üretimini temsil ediyor. Yeni malzemeyle bir fotondan birden fazla elektron toplamanın mümkün olması, bu kadar yüksek bir EQE oranının arkasındaki neden.

Yeni malzeme bunu "van der Waals boşlukları" denen, iki boyutlu, katmanlı malzemeler arasındaki atomik seviyedeki küçük boşluklardan yararlanarak başarıyor.

Dr. Ekuma, "Malzemenin hızlı tepki vermesi ve artırılmış verimliliği, Cu eklenmiş GeSe/SnS'nin gelişmiş fotovoltaik uygulamalarda kuantum malzeme olarak kullanılma potansiyeline güçlü bir şekilde işaret ederek Güneş enerjisi dönüşümlerinde verimliliği iyileştirmek için bir yol açıyor" diyor.

Küresel enerji ihtiyaçlarının karşılanmasında hayati rol oynayacak olan yeni nesil, yüksek verimli Güneş pillerinin geliştirilmesi için umut verici bir aday.

Dr. Ekuma ve ekibi halihazırda bu deneysel malzemeyi, mevcut yenilenebilir enerji sistemlerine entegre edilebilecek bir malzemeye dönüştürmeyi planlıyor.

Araştırma çarşamba günü Science Advances adlı bilimsel dergide yayımlanan "Chemically tuned intermediate band states in atomically thin CuxGeSe/SnS quantum material for photovoltaic applications" (Fotovoltaik uygulamalardaki kuantum malzemesi olan atomik seviyede ince CuxGeSe/SnS'nin kimyasal olarak ayarlanmış ara bant durumları) başlıklı çalışmada detaylandırıldı.

Independent Türkçe


Çiftçiye verilen destekler, tarımda gübre kullanımı ve verim artışına katkı sağlıyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Çiftçiye verilen destekler, tarımda gübre kullanımı ve verim artışına katkı sağlıyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, verilen destekler ve taban fiyat uygulamasının, gübre kullanımının artmasında etkili olduğunu belirterek, "Gübre tüketimi, güzlük ekimlerin başladığı Eylül 2023 ile mart ayı arasında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13 yükselerek 3,5 milyon tona ulaştı." dedi.

Yumaklı, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye genelinde hububat başta olmak üzere güzlük ekilen ürünlerde üst gübrelemenin başladığını bildirdi.

Gübre kullanımının geçen yıl 2022'ye göre yüzde 19 artarak 7 milyon ton olduğuna işaret eden Yumaklı, "Bitkisel üretimde birim başına yüzde 30-50 verim ve kalite artışı sağlayan gübre için verdiğimiz desteklemeler ve taban fiyat, gübre kullanımının artmasında etkili oldu. Gübre tüketimi, güzlük ekimlerin başladığı Eylül 2023 ile mart ayı arasında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13 yükselerek 3,5 milyon tona ulaştı. Gübre kullanımı bitkisel üretimde verim artışına önemli katkı sağlıyor." diye konuştu.

Yumaklı, bu üretim sezonundaki en önemli artışın yüzde 67 ile CAN, yüzde 23 ile ÜRE ve yüzde 22 ile DAP gübrelerinin kullanımında gerçekleştiğine işaret ederek, "Mısır, şeker pancarı ve pamuk için kullanılacak taban gübresi sevkiyatı ise yüzde 69 artarak 241 bin tona yükseldi." ifadelerini kullandı.

- Gübre desteğinde yüzde 31,6 artış

Bitkisel üretimde çiftçilerin girdi maliyetlerine katkı sağlayan mazot ve gübre desteği bütçesinin geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 31,6 artışla 21,1 milyar liraya çıkarıldığına dikkati çeken Yumaklı, "Hububat üreticilerimize 2023 üretim yılına ait ve 2024 yılında ödenecek 11,2 milyar lira tutarındaki mazot ve gübre desteği öne çekilerek Ekim 2023'te ayni olarak mazot ve gübre alımında kullanılmak üzere Ziraat Bankası hesaplarına tanımlandı. Böylece gübre kullanım döneminde çiftçilerimizin girdilerinin bir kısmı bu desteklerle karşılanıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Yumaklı, gübre fiyatlarında son üç aylık dönemde önemli bir artış olmadığını ve martta ortalama yüzde 3 gerileme görüldüğünü, gübre sevkiyatında ve çiftçilerin gübreye ulaşımında herhangi bir sorun yok olmadığını belirtti.

Bakanlık tarafından ayni verilen gübre-mazot destekleri ile 2023 üretim sezonunda açıklanan hububat alım fiyatlarının, hem hububat ekiliş alanlarının hem de gübre kullanımının artmasında etkili olduğuna işaret eden Yumaklı, bunun yanında ilk defa 2019'da organik ve organomineral gübre kullanan çiftçilere, gübre desteğine ek verilen destekle de bu gübre türünün kullanımında artış sağlandığını kaydetti.


Emeklilere 41,3 milyar lira bayram ikramiyesi ödendi

Emeklilere 41,3 milyar lira bayram ikramiyesi ödendi
TT

Emeklilere 41,3 milyar lira bayram ikramiyesi ödendi

Emeklilere 41,3 milyar lira bayram ikramiyesi ödendi

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Ramazan Bayramı dolayısıyla 15,3 milyon emekli ve hak sahibine toplam 41,3 milyar lira ikramiye ödedi.

Emeklilerin refahını artırmak için 2018'de uygulanmaya başlayan bayram ikramiyesiyle emeklilere ve hak sahiplerine Ramazan ve Kurban Bayramlarında ödeme yapılıyor.

İkramiye 2018'de her bayramda 1000 lira olarak verilmeye başlanırken, 2021'de 1100 liraya, 2023'te 2 bin liraya, bu yıl için ise yüzde 50 artışla 3 bin liraya yükseltildi.

SGK, bu Ramazan Bayramı'nda 15,3 milyon emekli ve hak sahibine toplam 41,3 milyar lira ikramiye ödedi.

Bu rakamla birlikte uygulamanın başladığı 2018'den bugüne kadar SGK tarafından toplam 166,2 milyar lira ikramiye ödenmiş oldu.


ABD'de enflasyon Mart ayında beklenenin üzerinde %3,5'e yükseldi

Enflasyon verileri FED'in faiz oranlarını değiştirmeyeceğini gösteriyor (Reuters)
Enflasyon verileri FED'in faiz oranlarını değiştirmeyeceğini gösteriyor (Reuters)
TT

ABD'de enflasyon Mart ayında beklenenin üzerinde %3,5'e yükseldi

Enflasyon verileri FED'in faiz oranlarını değiştirmeyeceğini gösteriyor (Reuters)
Enflasyon verileri FED'in faiz oranlarını değiştirmeyeceğini gösteriyor (Reuters)

ABD tüketici fiyat endeksi Mart ayında beklenenden daha hızlı yükseldi ve bu da Fed'in faiz oranlarını değiştirmeyeceğini gösteriyor.

Ekonomi genelinde mal ve hizmet maliyetlerinin ölçüsü olan Tüketici Fiyatları Endeksi ay boyunca yüzde 0,4 artarak 12 aylık enflasyon oranını yüzde 3,5'e, yani Şubat ayına göre 0,3 puan daha yüksek bir seviyeye getirdi.

Dow Jones anketine katılan ekonomistler aylık yüzde 0,3, yıllık bazda ise yüzde 3,4.artış bekliyordu.

 


Dünya Ticaret Örgütü: Küresel ticaret toparlanıyor ancak aşağı yönlü riskler sürüyor

Dünya Ticaret Örgütü: Küresel ticaret toparlanıyor ancak aşağı yönlü riskler sürüyor
TT

Dünya Ticaret Örgütü: Küresel ticaret toparlanıyor ancak aşağı yönlü riskler sürüyor

Dünya Ticaret Örgütü: Küresel ticaret toparlanıyor ancak aşağı yönlü riskler sürüyor

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ekonomistlerinin hazırladığı "Küresel Ticaret Görünümü ve İstatistikler" raporu yayımlandı.

Buna göre, 2023'te yüksek enerji fiyatları ve enflasyonun etkisiyle yüzde 1,2 daraldı.

Dünyada geçen yıl mal ticaretinin ekonomik değeri yüzde 5 düşüşle 24,01 trilyon dolara gerilerken, ticari hizmet ihracatı yüzde 9 artışla 7,54 trilyon dolara ulaşarak mal ticaretindeki düşüşü kısmen telafi etti. Ticari hizmet ticaretindeki büyüme, uluslararası seyahatlerdeki toparlanma ve dijital olarak sunulan hizmetlerdeki artıştan kaynaklandı.

Geçen yılki küçülmenin ardından küresel ticaretin bu yıl yavaş bir toparlanma göstererek yüzde 2,6 ve 2025'te yüzde 3,3 büyüyeceği öngörülüyor. Enflasyonist baskıların bu yıl azalması ve özellikle gelişmiş ekonomilerde reel gelirin yeniden artmasıyla tüketimi artırması bekleniyor.

Söz konusu öngörüler kapsamında, Afrika'nın ihracatının bu yıl yüzde 5,3 ile diğer tüm bölgelerden daha fazla artacağı tahmin ediliyor. Kuzey Amerika'da ihracatın yüzde 3,6, Orta Doğu'da yüzde 3,5 ve Asya'da yüzde 3,4 ile ılımlı büyüme göstereceği öngörülürken, Güney Afrika'nın ihracatına ilişkin artış beklentisi yüzde 2,6.

Avrupa'nın ihracatının ise yüzde 1,7 artışla diğer bölgelerin gerisinde kalacağı hesaplanıyor.

İthalatın Asya'da yüzde 5,6 ve Afrika'da 4,4 büyüyerek küresel talebi destekleyeceği öngörülüyor. Ancak tüm diğer bölgelerde ithalatın ortalamanın altında artış göstereceği tahmin ediliyor.

Bu yılki Paris 2024 Yaz Olimpiyat Oyunları ve çeşitli ülkelerdeki vize şartlarının hafifletilmesiyle, turizm ve yolcu trafiğindeki artışın küresel ticari hizmet ticaretine katkı sağlaması bekleniyor.

Jeopolitik gerilimler ve ekonomi politikalarına ilişkin belirsizliklerin ticaretteki toparlanmayı kısıtlama riski söz konusu. Gıda ve enerji fiyatları jeopolitik gelişmeler nedeniyle yeniden fiyat artışlarına maruz kalabilir.

Süveyş Kanalı'ndaki aksaklıkların ekonomik etkisi şu ana kadar nispeten sınırlı kalırken, otomotiv ürünler, gübre ve perakende gibi bazı sektörler gecikmeler ve navlun maliyetlerindeki artışlardan etkileniyor.

"Ticaretin dayanıklılığı, iki ana nakliye rotasındaki aksaklıklarla sınanıyor"

DTÖ Genel Direktörü Ngozi Okonjo Iweala, rapora ilişkin değerlendirmesinde, geçim kaynakları ve refahın iyileştirilmesi için hayati önem taşıyan esnek tedarik zincirleri ve çok taraflı ticaret çerçevesi sayesinde küresel ticaretin toparlanma yönünde ilerlediğini ifade etti. Iweala, "Ekonomik büyüme ve istikrarın sürdürülebilmesi için jeopolitik gerilimler ve ticaretin parçalanması gibi riskleri azaltmamız şart." uyarısında bulundu.

DTÖ Başekonomisti Ralph Ossa ise bazı hükümetlerin üretimi yeniden şekillendirmeyi ve ticareti dost ülkelere kaydırmaya amaçlayan adımlar attığını belirterek, şunları kaydetti:

"Ticaretin dayanıklılığı, dünyanın iki ana nakliye rotasında yaşanan aksaklıklarla da sınanıyor, tatlı su sıkıntısından etkilenen Panama Kanalı ve trafiğin Kızıldeniz'den uzaklaştırılması. Kesintilerin, jeopolitik gerilimlerin ve politika belirsizliğinin devam ettiği bu koşullar altında, ticaret görünümüne ilişkin riskler aşağı yönlü."


Dünya Bankası ile Türkiye'nin 5 yıllık "ekonomik işbirliği" yürürlüğe girdi

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek
TT

Dünya Bankası ile Türkiye'nin 5 yıllık "ekonomik işbirliği" yürürlüğe girdi

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Dünya Bankası ile yürütülen güçlü işbirliği kapsamında gelecek 5 yıllık döneme ilişkin mali işbirliği programı oluşturulduğunu belirterek, "Dünya Bankasının ilk 3 yıl içinde ülkemize ilave 18 milyar dolarlık finansman sağlayacağı Ülke İşbirliği Çerçevesi Programı, Bankanın İcra Direktörleri Kurulunda görüşülerek yürürlüğe girdi." dedi.

Şimşek, AA muhabirine, Dünya Bankası ile yürütülen işbirliği çalışmalarına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Dünya Bankasından kısa süre önce 3 ayrı proje için 1,5 milyar dolarlık finansman temin edildiğini anımsatan Şimşek, bu kaynağın Türkiye'nin enerji arz güvenliğinin sağlanması ve işletmelerin yeşil dönüşüm sürecinin desteklenmesi için kullanılacağını söyledi.

Şimşek, Dünya Bankası ile şimdi de 2024-2028 mali yıllarını kapsayan dönemdeki mali ve teknik işbirliğinin temelini oluşturan önemli bir programa imza atıldığına işaret ederek, "Dünya Bankası ile yürüttüğümüz güçlü işbirliği kapsamında gelecek 5 yıllık döneme ilişkin mali işbirliği programı oluşturuldu. Dünya Bankasının ilk üç yıl içinde ülkemize ilave 18 milyar dolarlık finansman sağlayacağı Ülke İşbirliği Çerçevesi (Country Partnership Framework-CPF) Programı, Bankanın İcra Direktörleri Kurulunda görüşülerek yürürlüğe girdi." diye konuştu.

"Türkiye uygun koşullu kredide 3'üncü sırada"

Şimşek, Dünya Bankasının, Orta Vadeli Program'ın açıklanmasının ardından Türkiye'ye aktardığı kaynak tutarını, devam eden 17 milyar dolarlık programa 18 milyar dolar daha ilave ederek 35 milyar dolara yükseltme kararı aldığını anımsattı. Türkiye'nin Bankadan uygun koşullu kredi kullanan ülkeler arasında dünyada 3'üncü, bölgesinde ise birinci sırada olduğu bilgisini veren Şimşek, yeni programın detaylarını da paylaştı.

Bakan Şimşek, Türkiye'nin 12'nci Kalkınma Planı önceliklerine uyumlu hazırlanan programın, yüksek ve sürdürülebilir verimlilik artışı, kapsayıcı hizmetler ile istihdam ve dayanıklılığın güçlendirilmesi alanlarına odaklanacağını belirterek, bu başlıkların, Dünya Bankası ile geliştirilebilecek işbirliği alanlarını ortaya koyduğunu dile getirdi.

"Afetlere dayanıklılıktan ihracata kadar pek çok alanda destek sağlanacak"

Bu kapsamda, afetlere karşı dirençlilik, enerji, yeşil dönüşüm, iklim değişikliğiyle mücadele, ihracatın desteklenmesi, reel sektör, altyapı, lojistik, sanayi, tarım, eğitim, sağlık ve kapsayıcılık gibi birçok alanda Dünya Bankası desteğinin sağlanmasının planlandığını vurgulayan Şimşek, şu değerlendirmede bulundu:

"Program, Dünya Bankası kuruluşları olan Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD), Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ve Çok Taraflı Yatırım Garanti Ajansı (MIGA) tarafından ortaklaşa uygulanacak. Bankanın ülkemizdeki faaliyetlerinin etkisi artırılacak. Bu süreçte, ülkeye özgü zorlukların çözümüne odaklanan, özel sektör katılımını artırmayı hedefleyen ve operasyonlarda bütüncül sonuçları elde etmeyi amaçlayan bir yaklaşım izlenecek."

"Özel sektörün geliştirilmesinde kullanılacak"

Şimşek, Ülke İşbirliği Çerçevesi Programı kapsamında Dünya Bankasının 3 yıl içinde Türkiye'ye sunacağı ilave 18 milyar dolarlık finansman paketine değinerek, "Söz konusu tutarın 6 milyar dolarının IBRD'den, 9 milyar dolarının IFC'den sağlanması bekleniyor. MIGA'nın ise kısa vadeli garantiler aracılığıyla 3 milyar doları harekete geçirmesiyle 3 yıl içinde sağlanacak finansmanın yaklaşık üçte ikisinin özel sektörün geliştirilmesinde kullanılması öngörülüyor." ifadelerini kullandı.

Ayrıca, Dünya Bankası tarafından gerçekleştirilen makro ve sektörel bazdaki teknik ve analitik çalışmaların yeni program döneminde de devam edeceğini dile getiren Şimşek, şunları kaydetti:

"Ayrıca ülkemizin kalkınma hedeflerini desteklemek adına diğer kalkınma paydaşlarıyla yeni ortaklıklar kurmanın yolları aranacak. Dünya Bankası 70 yılı aşkın süre boyunca ülkemizin kalkınma hedeflerine ulaşmasında en önemli paydaşlarından biri olmuştur. Yeni Ülke İşbirliği Çerçevesi, Banka ile olan ortaklığımızı daha da pekiştiriyor. Söz konusu işbirliği, Dünya Bankasının ülkemizin gelecek 5 yıllık dönemine, ekonomi ve yatırım programımıza duyduğu güvenin de göstergesidir. Yeni dönemde ülkemize kaynak akışı artarak devam edecek."


IMF'den finansal istikrar uyarısı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

IMF'den finansal istikrar uyarısı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Uluslararası Para Fonu (IMF), 2 trilyon dolarlık özel kredi piyasasının daha yakından izlenmesi gerektiğini, sınırlı gözetim göz önüne alındığında sektörün hızlı büyümesinin finansal kırılganlıkları artırabileceği uyarısında bulundu.

Küresel Finansal İstikrar Raporu'nun ilgili bölümünde, hızla büyüyen kurumsal özel kredideki kırılganlıklar ve finansal istikrara yönelik potansiyel riskler değerlendirildi.

Raporda, özel kredilerin, bankalar için çok büyük veya riskli, kamu piyasaları için ise çok küçük firmalara, uzun vadeli finansman sağlayarak önemli ekonomik fayda oluşturduğu ancak özel kredi alan firmaların kamu piyasasındaki emsallerine göre daha küçük ve daha riskli olma eğiliminde olduğu belirtildi.

Özel kredilerin genel finansal istikrar risklerini değerlendirmenin, gereken verilerin mevcut olmaması nedeniyle zor olduğuna işaret edilen raporda, bu sınırlamalara rağmen, bu tür risklerin şu anda kontrol altında göründüğü aktarıldı.

Raporda, özel kredinin boyutu ve kredi yaratmadaki rolü göz önüne alındığında makrokritik hale gelebileceği ve ekonomiye yönelik olumsuz şokları artırabileceği vurgulandı.

Daha müdahaleci yaklaşım önerisi

Raporda yetkililere; özel kredi fonlarına, bunların kurumsal yatırımcılarına ve kaldıraç sağlayıcılarına karşı daha müdahaleci denetleyici ve düzenleyici yaklaşımın teşvik edilmesi önerildi.

Risklerin daha kapsamlı bir şekilde değerlendirebilmesi için veri açıklarının kapatılması ve raporlama gerekliliklerinin geliştirilmesi tavsiyesinde bulunulan raporda, likiditenin yakından izlenmesi istendi.

Ayrıca, IMF yetkilileri tarafından konuya ilişkin kaleme alınan bir blog yazısında, hızla büyüyen özel kredi piyasasının daha yakından izlenmesi gerektiği vurgulanarak, "Finansal sistemin bu şeffaf olmayan ve son derece birbirine bağlı bölümünün hızlı büyümesi, sınırlı gözetimi göz önüne alındığında finansal kırılganlıkları artırabilir." değerlendirmesinde bulunuldu.

Yazıda, yatırım fonları gibi uzmanlaşmış banka dışı finans kuruluşlarının kurumsal kredi alanlara borç verdiği özel kredi piyasasının, varlıklar ve taahhüt edilen sermaye açısından geçen yıl küresel olarak 2,1 trilyon doları aştığına işaret edilerek, bunun yaklaşık dörtte üçünün ABD'de olduğu bildirildi.

Politika faizlerinin konut piyasasına etkileri incelendi

Öte yandan, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'nun yayımlanan bölümünde de dünyanın dört bir yanındaki merkez bankalarının son iki yılda politika faizlerini önemli ölçüde artırdığı anımsatıldı.

Daha yüksek faiz oranlarının yavaşlamaya ve hatta resesyona yol açacağının düşünüldüğü ancak küresel büyümenin istikrarlı kaldığı ifade edilen raporda, bazı ekonomilerin de yavaşladığı kaydedildi.

Raporda, para politikasının ülkeler arasındaki ve zaman içindeki etkileri, mortgage ve konut piyasaları üzerinden incelendi.

Küresel mali krizden bu yana ve Kovid-19 salgını sırasında mortgage ve konut piyasalarında yaşanan değişimlerin birçok ülkede şimdiye kadarki yüksek politika faiz oranlarının etkisini sınırlamış olabileceğine işaret edilen raporda, oranlar ne kadar uzun süre yüksek tutulursa şu ana kadar nispeten korunaklı olan hanelerin sıkıntıyı hissetme olasılığının o kadar artacağı vurgulandı.


Dünyada 2040'a kadar kapatılacak kömür santralleriyle 1,4 milyar ton karbon emisyonu engellenecek

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Dünyada 2040'a kadar kapatılacak kömür santralleriyle 1,4 milyar ton karbon emisyonu engellenecek

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Dünyada 2040'a kadar 296 bin 713 megavat kapasiteli kömür santralinin kapatılmasıyla 1,4 milyar ton karbon emisyonunun önüne geçilecek.

AA muhabirinin uluslararası sivil toplum kuruluşu Global Energy Monitor (GEM) verilerinden yaptığı derlemeye göre, halihazırda dünya çapında 75 ülkede yaklaşık 2 bin 440 kömür santrali yer alıyor. Bu santrallerin 2 milyon 130 bin 119 megavat kapasitesi bulunuyor.

Söz konusu santrallerin yıllık karbon emisyon seviyesi 10 milyar ton olarak hesaplanıyor.

Bu santrallerin yüzde 78,3'ü Asya'da yer alırken, onu yüzde 10,4 ile Amerika kıtasındaki ülkeler ve yüzde 7,8 ile Avrupa izliyor. Ülke bazında en büyük kapasite 1 milyon 136 bin 731 megavat ile Çin'de bulunurken, onu 237 bin 148 megavat ile Hindistan ve 200 bin 90 megavat ile ABD takip ediyor.

sxdv fd

Fosil yakıt kullanımı, iklim değişikliğinin en büyük nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Paris Anlaşması doğrultusunda hava sıcaklığının 1,5 dereceyle sınırlandırılması ve küresel karbon salımının düşürülmesi hedefleri doğrultusunda çoğu ülke kömürden uzaklaşmayı tercih ediyor.

Geçen yıl, 13 ülkede 21 bin 121 megavatlık kömür kapasitesi devre dışı bırakıldı.

Dünyada 48 ülke 2040'a kadar 296 bin 713 megavatlık kömür santralini kapatmayı planlıyor. Bu sayı, halihazırda çalışır durumda olan santrallerin yüzde 14'üne denk geliyor. Böylece, 2024-2040 yıllarında 1,4 milyar ton karbon emisyonunun doğaya salımı engellenmiş olacak.

Bu kapsamda bu yıl, 22 bin 915 megavatlık santral devre dışı bırakılacak. Bu sayı gelecek yıl 54 bin 410 megavata yükselecek. Söz konusu dönemde ABD, 104 bin 90 megavat ile kömür kapasitesini en fazla azaltan ülke olacak. İlk sırada yer alan ABD'yi, 30 bin 507 megavat ile Güney Afrika ve 24 bin 240 megavat ile Almanya izleyecek.

2024-2040 yıllarında kömüre dayalı santral kapasitesini en çok azaltacak 10 ülke şöyle:

Ülke                                                 Toplam kapasite düşüşü (megavat)
ABD                                                 104.090
Güney Afrika                                    30.507
Almanya                                           24.240
Güney Kore                                     19.860
Avustralya                                        18.599
Polonya                                            14.952
Tayvan                                              10.914
Malezya                                            7.410
İtalya                                                 5.830
Çin                                                    5.270