Donetsk Halk Cumhuriyeti Başkanı ile yapılan röportaj, Kiev ve Tel Aviv arasında bir krize yol açtı

Donetsk Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Denis Pushilin (Sputnik)
Donetsk Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Denis Pushilin (Sputnik)
TT

Donetsk Halk Cumhuriyeti Başkanı ile yapılan röportaj, Kiev ve Tel Aviv arasında bir krize yol açtı

Donetsk Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Denis Pushilin (Sputnik)
Donetsk Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Denis Pushilin (Sputnik)

İsrail kamu yayın kuruluşu KAN’ın, Ukrayna’nın doğusunda yer alan ve tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan eden Donetsk Halk Cumhuriyeti’nin Başkanı Denis Pushilin ile röportaj yapması, Kiev ile Tel Aviv arasında bir krize yol açtı.
KAN kanalında Cumartesi günü yer alan röportajda, Pushilin Ukrayna’nın savaşa doğru gittiğini ve gerilimin tırmanması halinde Rusya’dan yardım isteyeceklerini söyledi.
Pushilin söz konusu röportajında, “Ukrayna’nın askeri bir çatışma ve saldırı başlatma niyeti çok yüksek. Top Ukrayna’da. Bazı durumlarda siviller öldürülürse Rusya’dan yardım istemek zorunda kalacağımızı göz ardı etmiyoruz” dedi.
Denis Pushilin, “Terör tehdidi altında yaşamanın ne demek olduğunu çok iyi bilen İsraillilere bunu anlatmama gerek yok. Liderlerinden bazıları Neo-Nazi görüşlerini benimseyen Ukrayna yönetiminde yaşadığımız durum bu” şeklinde konuştu.
Bunun üzerine Ukrayna’nın Tel Aviv Büyükelçiliği, röportajın yayınlanmasından duyduğu rahatsızlığı bildirerek ve röportajın internetten kaldırılmasını istedi.
Büyükelçiliğin açıklamasında, İsrail kanalının ‘Ukrayna’da olup bitenler hakkında yanlış bir açıklama sunan ve iyi yöndeki girişimleri baltalayan Rus propagandası’ olarak nitelendirdiği yayını kınandı.
Açıklamada ayrıca, “Bu ifade özgürlüğü değil, ateşe benzin dökmek” denildi.
Ukrayna Dışişleri Bakanlığı da, İsrail’in Kiev Büyükelçisi Michael Brodsky’den röportajın kanalın web sitesinden kaldırılması için yardım etmesini istedi.
Kan’ın haberine göre İsrail buna yanıt vermedi.



Britanya, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliğini sağlamanın yollarını araştırıyor

İngiltere Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bakanı Hamish Falconer   
İngiltere Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bakanı Hamish Falconer   
TT

Britanya, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliğini sağlamanın yollarını araştırıyor

İngiltere Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bakanı Hamish Falconer   
İngiltere Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bakanı Hamish Falconer   

İngiltere'nin Orta Doğu'dan Sorumlu Bakanı Hamish Falconer, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, ülkesinin Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının önemi konusunda dünya çapındaki ortaklarıyla görüşmeler yürüttüğünü belirterek, seyrüsefer özgürlüğünün "temel bir ilke" ve "bölge ve dünya için acil bir ihtiyaç" olduğunu vurguladı ve bu ilkenin pratikte uygulanmasını sağlamak için müttefiklerle çalışmaların sürdürüldüğünü söyledi.

Bakan, İngiliz pilotlarının Ortadoğu'daki savunma operasyonları kapsamında 650 saat hava desteği sağladığını açıkladı ve İngiliz vatandaşlarını ve müttefiklerini korumak için insansız hava araçlarına (İHA) karşı koyma ve yer radarlarının ve uçaksavar füzelerinin yeteneklerinden yararlanma çabalarının devam ettiğini belirtti.

Falconer, Suudi Arabistan'ın mevcut kriz sırasında oynadığı "önemli" rolü övdü, ülkesinin İngiliz vatandaşlarına sağladığı destek için minnettarlığını dile getirdi ve Krallığın ve diğer Körfez ortaklarının onlara karşı tutumunu "çok cömert" olarak nitelendirdi.


Trump: Enerji savaşı yakıt fiyatlarını yükseltiyor... ve İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli saldırılar düzenliyor

Trump: Enerji savaşı yakıt fiyatlarını yükseltiyor... ve İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli saldırılar düzenliyor
TT

Trump: Enerji savaşı yakıt fiyatlarını yükseltiyor... ve İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli saldırılar düzenliyor

Trump: Enerji savaşı yakıt fiyatlarını yükseltiyor... ve İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli saldırılar düzenliyor

İsrail, bugün erken saatlerde İran'a yeni bir saldırı dalgası başlattı. Bu saldırılar, Başkan Donald Trump'ın İran'ın doğalgaz altyapısına yönelik saldırılarını tekrarlamaması yönündeki çağrısından bir gün sonra gerçekleşti. İran'ın bölgedeki enerji tesislerine yönelik misilleme saldırıları, yakıt fiyatlarında keskin bir artışa yol açmış ve ABD-İsrail savaşında önemli bir tırmanışa işaret etmişti.

İsrail ordusu sözcüsü bu sabah erken saatlerde, "İsrail ordusu, Tahran'ın kalbindeki İran terörist rejiminin altyapısına karşı bir dizi saldırı başlattı" dedi ancak ayrıntı vermedi.

ABD Başkanı, "İran liderliğinin ortadan kaldırılacağını" ve Tahran rejiminin "yeni liderler aradığını" teyit ederek, "İran üzerindeki etkisi kötü olacak ve bunu yakında bitireceğiz" ifadelerini kullandı.

Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde yükselen yakıt fiyatlarından etkilenecek olan Trump, dünyanın petrol üretiminin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanması konusunda yardım taleplerine temkinli yaklaşan müttefiklerini eleştirdi. Bununla birlikte, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan enerji altyapısına yönelik saldırıları tekrarlamamasını istediğini söyledi.

Netanyahu daha sonra perşembe günü yaptığı açıklamada, İsrail'in İran'ın Güney Pars doğalgaz sahasını bombalama konusunda tek başına hareket ettiğini belirtti ve Trump'ın İsrail'den bu tür saldırıları durdurmasını istediğini doğruladı.


İki eski FBI ajanı: Trump hakkındaki soruşturmalar yüzünden işten çıkarıldık

FBI Direktörü Kash Patel (AP)
FBI Direktörü Kash Patel (AP)
TT

İki eski FBI ajanı: Trump hakkındaki soruşturmalar yüzünden işten çıkarıldık

FBI Direktörü Kash Patel (AP)
FBI Direktörü Kash Patel (AP)

Geçen yıl görevden alınan iki eski FBI ajanı, dün açtıkları federal davada, işten çıkarılmalarının "tek bir nedeni" olduğunu iddia etti: Başkan Donald Trump'ın 2020 seçim sonuçlarını geçersiz kılma çabalarını hedef alan soruşturmalara dahil olmaları.

"John Doe 1" ve "John Doe 2" kod adlarıyla mahkemeye başvuran iki ajan, bu davadaki tek kişiler değil; ancak "Arctic Frost" olarak bilinen ve seçim soruşturmasında çalışan onlarca kişiyi etkileyen daha geniş bir işten çıkarma kampanyası için model teşkil ediyorlar.

Bu dava, güvenlik teşkilatının direktörü Kash Patel'in gözetiminde yürütülen ve öncelikle Cumhuriyetçi başkanın dosyalarına ilişkin soruşturmalara katkıda bulunanları veya yeni yönetimin vizyonuyla aynı doğrultuda olmayanları hedef alan tasfiye duvarındaki son yasal çatlağı temsil ediyor.