Rusya ve Ukrayna saflarında savaşan Müslüman Çeçenler, ölmeleri halinde İslam hukukuna göre şehit sayılır mı?

Rusya saflarında cepheye gelen ve toplu halde namaz kılan Çeçenlerin görüntüsü çok tartışıldı. İlahiyatçılar farklı bir inanca mensup bir devletin emrinde savaşırken ölen Müslümanların İslam hukukuna göre şehit sayılıp sayılamayacaklarını yorumladı

Ukrayna saflarında savaşan Çeçenler / Fotoğraf: Twitter
Ukrayna saflarında savaşan Çeçenler / Fotoğraf: Twitter
TT

Rusya ve Ukrayna saflarında savaşan Müslüman Çeçenler, ölmeleri halinde İslam hukukuna göre şehit sayılır mı?

Ukrayna saflarında savaşan Çeçenler / Fotoğraf: Twitter
Ukrayna saflarında savaşan Çeçenler / Fotoğraf: Twitter

Rus ordusunun Ukrayna'ya müdahalesinin ardından bölgeden gelen görüntülerden bir tanesi Türk kamuoyunda çokça tartışıldı.
Görüntülerde Rus ordusuna destek için bölgeye giden Çeçen taburunun ormanlık bir alanda toplu halde namaz kılıyor.
Gazeteci Fehim Taştekin'e göre görüntüde yer alanlar, Rusya'ya bağlı Çeçenistan Cumhurbaşkanı Ramazan Kadirov'un emriyle bölgeye gelen Çeçen savaşçılar, Yug (güney) taburuna bağlı ve Hüseyin Mecidov komutasında yer alıyor.
Kimi görüntülerde de geleneksel zikir ayinlerini cephe hattında da sürdürdükleri görülen Çeçen savaşçıların özellikle Kiev'deki sokak çatışmalarında aktif rol oynayacakları öne sürülüyor.

Ukrayna saflarında da Çeçenler var
Independent Türkçe'nin haberine göre, Ruslarla birlikte omuz omuza vererek savaşan Çeçenler olduğu gibi Ukrayna safında da Şeyh Mansur ve Dzhokhar Dudaev isimli Çeçen taburlarına bağlı oldukları belirtilen Çeçen savaşçıların görüntüleri medyaya düştü.
Yani her iki savaşan ülkenin safında da Müslüman Çeçenler yer alıyor.

Rusya'yı ilk savaşta yendiler, ikincisinde yenildiler
Çeçenler dindarlıklarıyla ve geleneklerine bağlılığıyla bilinen bir toplum. Kadirilik, Çeçenler arasında yaygın bir tarikat.
Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Cevher Dudayev'in başkanlığındaki Çeçenistan, 1991 yılında bağımsızlığını ilan etmiş ancak bunun Rusya Federasyonu tarafından kabul edilmemesi ve devamında askeri müdahalesi ile Aralık 1994'ten itibaren çetin bir savaş başlamıştı.
Cevher Dudayev'in 21 Nisan 1996'da Rus bir senatörle görüşürken telefon sinyalinin tespit edilerek Rus savaş uçağından atılan füze ile yaşamını yitirmesine karşın devam eden savaşta Çeçenler başarı göstermiş, kaybettikleri başkentleri Grozni dahil şehirleri geri almayı başarmıştı.
Bunun üzerine 31 Ağustos 1996'da taraflar arasında önce ateşkese ardından bir anlaşmaya varılmış, Rus birlikleri Çeçenya'da çekilirken bağımsız denebilecek daha gevşek bağlarla da olsa Rusya Federasyonu'na bağlı kalmaya devam etmişti.
Çeçenya'daki barış ise uzun sürmemiş Çeçen lider Şamil Basayev komutasındaki bir gücün Dağıstan'daki bağımsızlık yanlısı gruplara yardım için bu ülkeye girmesini bahane eden Rusya, bu sefer de 29 Eylül 1999'da başlayan ikinci harekatı başlattı.
Daha büyük bir kuvvetle şiddetli saldıran Rusya, Çeçenler arasındaki görüş farklılıklarını da iyi değerlendirdi.
Bir kesim Rusya yanlısı bir tutum takınırken geri kalan yerleşim yerlerinin düşmesinin ardından kırsala çekilerek direnişi sürdürdü.

Bağımsızlık savaşına katıldı sonra Rus tarafına geçti
Rusya yanlısı tutum takınanların arasında Kadirov'un babası Ahmet Kadirov vardı.
Kadirov, Çeçenya'da (Çeçenistan) kurulan Rus yanlısı yönetimin ilk cumhurbaşkanı olarak 5 Ekim 2003'te göreve başladı. 
Ancak bu görevi çok sürmeden 9 Mayıs 2004'te stadyumdaki bir tören sırasında bağımsızlık yanlısı Çeçenlerin düzenlendiği bombalı saldırıda yaşamını yitirdi.
Onun ölümüyle birlikte oğlu Ramazan Kadirov, ön plana çıktı. Kadirov, ilk savaşta babası Ramazan Kadirov gibi bağımsızlık yanlısı güçlerle birlikte çarpışmıştı.
Fakat daha sonra yeni dönemde Ramazan Kadirov, Ruslarla birlikte bağımsızlık yanlısı Çeçenlere karşı mücadeleye başladı.
Bu nedenle önce 2004'te Putin tarafından "Rusya Federasyonu Kahramanı" ilan edilen Kadirov, 2007'de Rusya'ya bağlı özerk Çeçenistan Cumhuriyeti'nin başkanlığına getirildi.
Çeçenistan'daki bağımsızlık yanlısı grupların azalarak devam eden silahlı faaliyetleri 2009 tamamen sonlandı.

Rus ordusu nerede Kadirov'un gücü orada
Bağımsızlık yanlısı Çeçenler farklı ülkelere dağılarak politik mücadeleye başladı.
Daha radikal çizgide olanlar ise cihatçı hareketlere dahil olarak Suriye, Irak ve Afganistan'daki çatışmalara da dahil oldu.
Çeçenistan'daki hakimiyetini güçlendiren ve görünürde İslami kuralların eskiye oranla daha fazla hakim olduğu bir yönetim kuran Kadirov, dış ilişkilerinde ise Rusya ve Putin'in sıkı bir taraftarı durumunda.
Kadirov'a bağlı güçler Rusya'nın daha önce Gürcistan'a yaptığı müdahalede de Rus ordusuna katılmıştı.
Ayrıca Suriye'de de muhalif saflardaki Çeçenleri tespitte yardımcı olmak için Kadirov'un adamlarından oluşan bir gücün faal olduğu öne sürülmüştü.

İki farklı cephede karşı karşıya geldiler
Çeçenler bir kez daha Rusya ve Ukrayna saflarında karşı karşıya geldi.
Özellikle Rus saflarındaki Çeçenler cephede bile ibadetlerini aksatmamaya çalışırken sosyal medya kimi kişilerce şu soru akıllara düşürüldü.
İslam hukukuna göre bir kişinin şehit sayılması için Allah adına savaşması veya ülkesini savunurken ölmesi gerekiyor.
Bu durumda ana yurtlarından uzakta ve farklı dinden olan Rusya ve Ukrayna'nın saflarında savaşırken ölen Çeçenler ya da diğer Müslümanlar, İslam hukukuna göre şehit sayılır mı?

"Kesinlikle şehit sayılamazlar"
Bu soruyu yönelttiğimiz isimlerden ilahiyatçı Prof. Dr. Şahin Filiz, “Bu durum iki taraf için de geçerli. Kesinlikle sayılamazlar" dedi.
"Müslüman'ım" diyen Çeçenlerin iki farklı Hıristiyan devletin menfaatlerini korumak için çarpıştıkları bu nedenle her iki taraftan da yer alanların "şehit kabul edilemeyeceklerini" belirten Filiz, "Ne Rusya'nın ne Ukrayna'nın savaşı Müslümanları ilgilendiren, onların ideallerini, dini amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik ve şehadeti de beraberinde getiren bir ölümdür. Ölenler şehit, kalanlar da gazi olmazlar. O bakımdan her ikisini de 'İslam mantığı ve İslam dininin inanç kaideleri bakımından' kesinlikle doğru bulmuyorum. Müslümanların burada oyuna getirildiğini düşünüyorum" diye konuştu.

"Almanya savaşa girerse Alman vatandaşı Türkler tarafsız olmalı"
Tabii akıllara şu soru da geliyor. Sonuç olarak Çeçenlerin büyük bir kısmı Rusya vatandaşı.
Örneğin Almanya'da yaşayıp ve bu ülkenin vatandaşı olan Türkler var.

Almanya'nın girdiği bir savaşta bu Türklerden de ölen olsa şehit satılırlar mı?
Filiz bu soruya da şu cevabı verdi:
"Onların savaşa girmemesi, tarafsız olması gerekir. Hitler'e II. Dünya Savaşı'nda yardım eden Müslüman taburları vardı. Ben onları da doğru bulmuyorum. Müslümanların tarafsız olması gerekir. Sonuçta onların vatanı değil. Ancak Müslümanlar yaşadıkları yere ihanet etmemek adına tarafsız olup, sessiz kalmaları en doğru davranış olur bana göre."

"Amaç bir ülkeyi işgal etmek ise kesinlikle şehit olmaz"
Dinler Tarihi Uzmanı Dr. Lütfü Özşahin ise aynı soru üzerine İslam'da savaşın Allah adına yapıldığını hatırlatarak, "Allah adına demenin sosyolojide ve politikada iz düşümü adaleti ikame etmek, zulmü ortadan kaldırmak, mazlumları korumak için savaşmak demektir. Ancak ortada emperyal amaçlar var ise amaç bir ülkeyi işgal etmek oranın toprak bütünlüğünü kaldırmak ise kesinlikle hiç kimse şehit olmaz, cehennemin dibini boylar" yorumunda bulundu. 

"Nefsi müdafaa durumunda şehit sayılır"
Bir Müslüman’ın sadece ve sadece Allah adına savaşırsa şehit olacağını söyleyen Özşahin, sözlerine şöyle devam etti:
"Allah adına şehit olmak da dediğimiz gibi bir yerde adaleti ikame etmek, zulmü ortadan kaldırmaktır. İkinci olarak nefsi müdafaa durumunda yani ülkene, toprağına, milletine, ailene, namusuna saldırıya karşı koyarken de yaşamını yitirirsen şehit olursun. Bunun dışında emperyal amaçlar için, toprak, cariye, köle  kazanmak için savaşta ölen şehit olmaz, affedersiniz niyazi olur."

"Almanya'yı vatan kabul eden Türkler vatanı korurken ölürse şehit olur"
Almanya vatandaşı Türklere durumuna ilişkin soruya yanıt veren Özşahin'in bu konuda farklı bir düşüncesi var.
"Almanya'ya haksız yere, durduk yere saldırılmışsa ve orada yaşayan Türkler, Müslümanlar burayı vatan edinmişlerse tabii ki vatanı korumak onların da görevidir" diyen Özşahin, "O durumda şehit olurlar. Burada şehitliği belirleyen Allah'ın rızası, adalet ve nefsi müdafaadır. İşin içine emperyal amaçlar girdiğinde şehitlik olmaz" diye konuştu. 

"Şehitlik kavramı politik amaçlar için de kullanılıyor"
Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu ise şehitlik kavramının son yıllarda politik amaçlarla birçok durum içinde kullanılmaya başlandığını, görev başında sağlık sorunu nedeniyle vefat edenlere bile şehit dendiğini hatırlattı. 
Kırbaşoğlu'nu göre bu nedenle şehitlik tanımı konusunda bir kafa karışıklığı var. Ancak Ukrayna savaşındaki Çeçenlerin durumuna bakıldığında burada İslam hukukuna göre Allah yolunda savaşma kavramına çok fazla giren bir durum yok. Kırbaşoğlu, "Burada İslam dünyasının yeryüzünde barışı tesis etmek amacından ziyade emperyal ülkeler arasında bilek güreşi var" yorumunu yaptı. 

"Öldükten sonra Müslüman ise cenaze namazı kılınabilir"
Kırbaşoğlu, kanunlar nedeniyle kişilerin farklı inançlardan dahi olsa vatana ihanetten yargılanmamak için savaş halinde devletin emrettiği şekilde davranmak zorunda da kalabileceğini söyleyerek, şunları kaydetti: 
"Kısaca burada tam olarak siyah-beyaz durumlar yok. En ideal olanı yapabiliyorsa bulunduğu ülkenin kanunları müsaade ediyorsa vicdani retçilik yapacak. Yapamıyorsa kanunlara uymak zorunda kalabilir. Dolayısıyla burada şehitlikten ziyade uluslarası kanunlar geçerli oluyor. Ama öldükten sonra Müslüman ise İslam inanışına göre cenaze namazı kılınabilir."



Pentagon, iki bakanın evini drone-savar lazerle koruyacak

Haber, bu ay McNair üssü üzerinde bir dizi "tanımlanamayan" drone görülmesinin ardından geldi. Bu, Beyaz Saray'ın Hegseth ve Rubio'yu başka bir yere taşımayı düşünmesine yol açmıştı (AFP)
Haber, bu ay McNair üssü üzerinde bir dizi "tanımlanamayan" drone görülmesinin ardından geldi. Bu, Beyaz Saray'ın Hegseth ve Rubio'yu başka bir yere taşımayı düşünmesine yol açmıştı (AFP)
TT

Pentagon, iki bakanın evini drone-savar lazerle koruyacak

Haber, bu ay McNair üssü üzerinde bir dizi "tanımlanamayan" drone görülmesinin ardından geldi. Bu, Beyaz Saray'ın Hegseth ve Rubio'yu başka bir yere taşımayı düşünmesine yol açmıştı (AFP)
Haber, bu ay McNair üssü üzerinde bir dizi "tanımlanamayan" drone görülmesinin ardından geldi. Bu, Beyaz Saray'ın Hegseth ve Rubio'yu başka bir yere taşımayı düşünmesine yol açmıştı (AFP)

Mike Bedigan 

Yeni bir habere göre Pentagon, Washington DC'de Pete Hegseth ve Marco Rubio'nun ikamet ettiği askeri üsse drone-savar lazer sistemi kurmayı değerlendiriyor.

Konuyla ilgili bilgilendirildiği belirtilen 4 kaynak, İran'la çatışma devam ederken Washington DC'nin güneybatısındaki Fort Lesley J. McNair üssünde bu güçlü teknolojinin kurulmasının düşünüldüğünü The New York Times'a söyledi.

The Independent, haberlerin doğrulanması ve konuya ilişkin yorum almak için Savunma Bakanlığı'yla iletişime geçti.

Haber, bu ay McNair üssü üzerinde bir dizi "tanımlanamayan" drone görülmesinin ardından geldi. Bu, Beyaz Saray'ın Hegseth ve Rubio'yu başka bir yere taşımayı değerlendirmesine yol açmış ancak nihayetinde ikisi de taşınmamıştı.

Ordu, Ortadoğu'daki savaş sırasında üst düzey hükümet yetkililerine yönelik olası tehditleri yakından izlerken The Washington Post, hava sahasını ihlal eden drone'ların kaynağının bilinmediğini bildirdi.

Yetkililer, iki hafta içinde birden fazla kez drone görüldüğünü, bunun üzerine acil güvenlik incelemesi başlatıldığını ve Beyaz Saray'da nasıl yanıt verileceğine dair toplantı yapıldığını söyledi.

Fort McNair yakınlarına lazer yerleştirilmesi, başkent ve çevresindeki hava sahası düzenlemesini daha da zorlaştırabilir; bu sistemler halihazırda Federal Havacılık İdaresi'yle (FAA) yönetim arasında tartışmalara neden oluyor.

Geçen ay Teksas'ın El Paso kenti üzerindeki hava sahası, sınır yetkililerinin Meksika karteline ait bir drone olduğuna inandığı bir cisme lazerle ateş açmasının ardından kısa süreliğine kapatılmış ancak bunun bir parti balonu olduğu ortaya çıkmıştı.

Geçen yıl Ronald Reagan Ulusal Havaalanı yakınlarında ordu helikopteriyle yolcu uçağının havada çarpışması sonucu 67 kişinin öldüğü olaydan sonra, FAA'nın Washington DC-Metropol bölgesindeki faaliyetleri de halihazırda yakından inceleniyor.

McNair yakınlarına lazer yerleştirilmesinin düşünüldüğüne dair haberler, ülke içindeki birkaç üssün kuvvet koruma düzeyini "Charlie"ye yükseltmesinin ardından geldi. Charlie, komutanların olası bir saldırıyı gösteren istihbarata sahip olduklarında kullanılan bir tanım.

New Jersey'deki McGuire-Dix-Lakehurst Müşterek Üssü ve Florida'daki MacDill Hava Kuvvetleri Üssü (İran'a karşı operasyonları denetleyen ABD Merkez Komutanlığı'na ev sahipliği yapıyor) Charlie seviyesine yükseltildi.

Charlie'den daha yüksek tek seviye olan "Delta", bir saldırının yaklaştığı ya da gerçekleştiği anlamına geliyor.

Öte yandan 9 Mart'ta Louisiana'daki Barksdale Hava Kuvvetleri Üssü üzerinde çok sayıda "izinsiz drone" görüldü. Bu, nükleer silah taşıyabilen uzun menzilli B-52 bombardıman uçaklarına ev sahipliği yapan üssün karantinaya alınmasına yol açtı.

Barksdale, ABD Hava Kuvvetleri'nin en büyük ikinci havaalanı ve 40'tan fazla B-52 bombardıman uçağına ev sahipliği yapıyor. Barksdale, aktif görevdeki askerler, yedek askerler, asker aileleri ve sivil çalışanlar da dahil yaklaşık 15 bin kişilik bir nüfusa sahip.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news/world/americas/us-politics


Çin, İran savaşında arabuluculuk rolünü üstlenecek mi?

İshak Dar ve Vang Yi'nin toplantısında Ortadoğu'da ateşkes ve itidal çağrıları yinelendi (Reuters) 
İshak Dar ve Vang Yi'nin toplantısında Ortadoğu'da ateşkes ve itidal çağrıları yinelendi (Reuters) 
TT

Çin, İran savaşında arabuluculuk rolünü üstlenecek mi?

İshak Dar ve Vang Yi'nin toplantısında Ortadoğu'da ateşkes ve itidal çağrıları yinelendi (Reuters) 
İshak Dar ve Vang Yi'nin toplantısında Ortadoğu'da ateşkes ve itidal çağrıları yinelendi (Reuters) 

Çin, İran savaşında Washington ve Tahran yönetimleri arasında arabuluculuk rolü oynayabilir.   

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, salı günü Çinli mevkidaşı Vang Yi'yle görüştü.

Vang'ın davetiyle düzenlenen toplantının ardından yayımlanan açıklamada, iki ülke de Ortadoğu'daki savaşta "acilen ateşkes sağlanması gerektiğini" vurguladı.

Pekin ve İslamabad yönetiminin hazırladığı "5 maddelik ortak girişim" kapsamında düşmanlıkların derhal sonlandırılması, en kısa sürede barış görüşmelerine başlanması, sivillerin korunması, seyrüsefer rotalarının güvenliğinin sağlanması ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın gözetilmesi istendi.

Taraflar, İran'ın ve diğer Körfez ülkelerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi, sivillere ve kritik altyapıya yönelik saldırıların sonlandırılması gerektiğini vurguladı.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan Pakistanlı yetkililer, Dar'ın Pekin'deki ziyaretinde Çin'in muhtemel barış anlaşmasında garantör rolü oynama ihtimalini görüşmüş olabileceğini söylüyor.

Pakistan, ABD ve İran arasında arabuluculuk yapmak istediğini belirtmiş, pazar günü "Türkiye-Mısır-Pakistan-Suudi Arabistan Dışişleri Bakanları Toplantısı'na" ev sahipliği yapmıştı.

Görüşmede Hakan Fidan, Dar, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati bir araya gelmişti.

CNN'e konuşan yetkililer, bu toplantı sırasında Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari'nin de Çin Büyükelçiliği'nde görüşme düzenleyerek Ortadoğu'daki durumu ele aldığını belirtiyor.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Carnegie Uluslararası Barış Vakfı'ndan araştırmacı Tong Zhao şu değerlendirmeleri paylaşıyor:

Çin'in diplomatik arabuluculuk rolünü üstlenmek için birçok sebebi var. Çin, dünyanın bir zıtlığı görmesini istiyor: ABD kargaşa ve kaos yaratırken, Çin kendini gerginliğin azaltılması, istikrar ve barışın sağlanması için bir güç olarak konumlandırıyor.

Ancak Pekin'in bu yönde somut bir rol üstlenmeye ne kadar istekli olduğu belirsiz.

Şi Cinping yönetimi, İran ve Suudi Arabistan arasında 2023'teki normalleşme sürecinde arabuluculuk yapmıştı. Geçen yılki Tayland - Kamboçya çatışmalarında ikili görüşmelerin düzenlenmesini sağlarken, Ukrayna savaşının sonlandırılması için 12 maddelik barış planı da açıklamıştı.

Pekin'deki Renmin Üniversitesi'nden Vang Yivei'ye göre Çin, İran ve ABD'nin yanı sıra Pakistan da dahil çatışmanın kilit aktörleriyle ilişkilerini kullanarak barış görüşmelerinde tüm taraflara ulaşılmasını sağlayabilir.

Çin Komünist Partisi'ne bağlı İngilizce yayın yapan Global Times, Pakistan ve Çin'in bölgedeki barış için koordineli çalıştığını yazıyor.

Lanzhou Üniversitesi'nden Zhu Yongbiao, 5 maddelik ortak girişim planının "Çin'in bölgesel ve küresel barışı korumadaki sorumluluğunu ortaya koyduğunu" vurguluyor.

Independent Türkçe, CNN, Global Times, NHK


CNN'in veri analisti Enten: "Trump'ın onay oranı Ölüm Vadisi'nde"

CNN'in baş veri analisti Harry Enten'a göre ABD Başkanı Donald Trump'ın onay oranları 31 Mart 2026 itibarıyla -18'le "iki dönemin en düşük seviyesinde" (Reuters)
CNN'in baş veri analisti Harry Enten'a göre ABD Başkanı Donald Trump'ın onay oranları 31 Mart 2026 itibarıyla -18'le "iki dönemin en düşük seviyesinde" (Reuters)
TT

CNN'in veri analisti Enten: "Trump'ın onay oranı Ölüm Vadisi'nde"

CNN'in baş veri analisti Harry Enten'a göre ABD Başkanı Donald Trump'ın onay oranları 31 Mart 2026 itibarıyla -18'le "iki dönemin en düşük seviyesinde" (Reuters)
CNN'in baş veri analisti Harry Enten'a göre ABD Başkanı Donald Trump'ın onay oranları 31 Mart 2026 itibarıyla -18'le "iki dönemin en düşük seviyesinde" (Reuters)

Graig Graziosi 

CNN'in baş veri analisti Harry Enten, ABD Başkanı Donald Trump'ın onay oranının "Ölüm Vadisi"ne düştüğünü söyledi ve başkomutanın, Başkan Yardımcısı J.D. Vance'in olası 2028 başkanlık yarışına zarar verebilecek kadar sevilmediği uyarısında bulundu.

Salı sabahı Enten, Trump'ın onay oranlarını ele alarak, "uçuruma düştüğünü" ve "yükselme belirtisi göstermediğini" iddia etti.

Enten, X'te, "Artık en düşük 2. dönem seviyesinde: -18 puan" diye yazdı.

Bunun en büyük nedeni: Bağımsızlar. Trump -45 puanda. 2. dönemde bu noktada herhangi bir başkan için en kötü durum. Watergate'in zirvesindeki Nixon'dan (-36 puan) daha kötü!

Enten, Trump'ın seçmenler arasındaki onay oranındaki düşüşün sadece İran'daki popüler olmayan savaştan kaynaklanmadığını, aynı zamanda popülerliğini "sürekli" daha da düşüren "bir dizi olayın" sonucu olduğunu söyledi.

Ocak ayında +6 puandaydı, sonra bir yıl önce [Nisan ayında] -3 puandaydı, 9 ay önce -7 puandaydı, Ekim 2025'te -10 puandaydı. Ocak 2026'da -13 puandaydı. Ve şimdi -18 puana kadar düştü. En düşük ikinci dönem seviyesi.

Enten, Trump'ın İran'daki savaşı yarın bitirse bile küçük bir artış görebileceğini ancak bunun onu daha fazla yükselteceğine inanmadığını da ekledi.

Analist daha sonra Trump'ın dip seviyedeki onay oranını ilk dönemindeki aynı noktayla karşılaştırdı.

"İlk dönemde, bu noktada aslında yükseliyordu. Aslında onay oranı artıyordu" dedi.

Üç aylık dönemdeki değişimi 5 puan artmıştı. Şimdiyse, ikinci döneminin en düşük seviyesine gerilediği, -18 puanda olduğu üç aylık bir değişimden bahsediyoruz. Birinci dönemde, bu noktada, aslında daha yüksek bir seviyedeydi.

Trump'ın bağımsız seçmenler arasındaki net onay oranı, özellikle popüler olmayan modern başkanlarla karşılaştırıldığında bile son derece düşük. Enten, Trump'ın ikinci döneminde bağımsız seçmenler arasındaki net onay oranının -45 olduğunu söyledi ve bunu iki eski başkanla (Richard Nixon ve George W. Bush) karşılaştırdı. Nixon'ın, ikinci döneminin aynı noktasında ve Watergate skandalının zirvesindeyken -36, Irak Savaşı'nın karmaşıklığı içinde boğulan Bush'un ise -37 olduğunu belirtti.

Sözlerine devam ederek, Trump'ın birinci döneminin aynı noktasındaki seviyesinden "6 puan daha düşük" olduğunu söyledi.

CNN'den John Berman daha sonra konuyu Trump'ın düşen oranlarından, bu oranların "ona yakın olanları" nasıl etkilediğine ve ne tür "yan hasarlara" yol açabileceğine çevirdi.

Enten, Kalshi tahmin piyasası bahislerine atıfta bulunarak, 6 ay önce tahmin piyasası kullanıcılarının yüzde 53'ünün Vance'in 2028'de başkan olacağını düşündüğünü söyledi. Bu oran bugün yüzde 37'ye düştü.

Enten, "Kalshi tahmin piyasasına göre, bu [Vance'in] tüm zamanların en düşük seviyesiyle aynı seviyede" dedi.

Trump'a geri dönen Enten, Trump'ın mevcut onay oranını iki kelimeyle tanımladı:

Ölüm Vadisi.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news/world/americas/us-politics