Ukrayna krizi ve yabancı savaşçılar sorunu

Zelenski, ülkesini kurtarmak için ‘uluslararası lejyon’ çağrısı yaptı.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında yüzlerce Fransız asker Romanya’ya geçti. (AFP)
Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında yüzlerce Fransız asker Romanya’ya geçti. (AFP)
TT

Ukrayna krizi ve yabancı savaşçılar sorunu

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında yüzlerce Fransız asker Romanya’ya geçti. (AFP)
Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında yüzlerce Fransız asker Romanya’ya geçti. (AFP)

Emine Hayri
Ukrayna’da halihazırdaki muğlak sahnede paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların hatta dahil olması dışında eksik başka bir şey yok. Birkaç gün önce dünya, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması ile büyük bir şaşkınlık yaşadı. Ancak hızlanan olaylar, şaşkınlığın sadece bir ‘meze’ olduğunu ve gelecekte yaşanacakların çok daha sürprizlere gebe olduğunu gösteriyor. Dünyanın birçok ülkesinden gelen benzeri görülmemiş kafa karışıklığı emarelerinden nükleer güçlerin ortaya çıkışıyla ilgili halk korkularına kadar, eski bir komedyen olan Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’nin dünyanın kendisini önce zayıflık ve kafa karışıklığı ardından da benzersizlik, mükemmellik ve kararlılıkla tanımlamasıyla karşı karşıya kaldı. Karışıklıklar ve şaşkınlıklar arttı.

Yabancılara gönüllülüğün kapısını aralamak
Ukrayna’nın dünyanın dört bir yanındaki Ukraynalı olmayan gönüllülere ‘ülkeyi özgürleştirmesi’ için savaş kapısını açma duyurusu, yabancı savaşçıları kabul etmek için yapılan bu genel çağrıya küresel çapta tepkiler gelmesine neden oldu. Zelenski saatler önce Ukrayna’yı seven yabancılara, Ukrayna’yı işgalci Rus güçlerinden kurtarmak için ‘uluslararası lejyona katılmak üzere’ ülkesinin dünya genelindeki büyükelçiliklerine gitme çağrısında bulundu. Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın açıklamasında, liderliğin direnişe katılmak ve küresel güvenliği korumak isteyen yabancıları memnuniyetle karşılayacağı ve tek yapmaları gerekenin ülkeye gelip savunucuların saflarına katılmak olduğu belirtildi. Ayrıca açıklamada şu an ayrı bir yabancı savaşçı biriminin oluşturulduğu ifade edildi. Zelenski, ‘Ukrayna’yı seven yabancıları teşvik etmek için’ yaptığı açıklamada “Bu, sadece bir ülkenin başka bir egemen ülkeyi işgal etmesi meselesi değildir. Bu, tüm Avrupa’ya karşı bir savaşın başlangıcıdır” dedi.  

Üçüncü Dünya Savaşı arenası
Topraklarının Üçüncü Dünya Savaşı arenası ve savaş alevinin başlangıç noktası olacağından korkan Avrupa, bu çağrıdan belki de korkmazken bekledi, çağrıyı sindirdi ve savaşçı gönderimine katılmama çıkmazından kendisini sıyırdı gibi görünüyor. İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss, bu çağrıya belirsiz desteğiyle herkesi şaşırtan şu açıklamayı yaptı:
“İngiltere, savaşmak amacıyla uluslararası lejyona katılmak için Ukrayna’ya gitmek isteyenleri destekliyor. Kiev’i savunma ve bu demokrasi savaşına katılma kararı, dileyen herkese kalmış bir karardır.” 
İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace ise ülkesinin Ukrayna’yı destekleyeceğini ve savaşmak için İngiliz birlikleri göndermeyeceğini söyledi. Ancak İngiltere’nin ulaşabileceği her türlü teçhizatla, tüm sokaklarda savaşabilmesi içi Ukrayna’ya destek vereceğini vurguladı.
Şarku’l Avsat’ın Independent arabia’dan aktardığı habere göre Ukrayna’nın resmi açıklamaları, dünyanın birçok ülkesindeki büyükelçiliklerinin Ukrayna’ya gitmek isteyen yabancı savaşçı ordularını almaya başladığını gösteriyor. Açıklamalarda, bu savaşçıların askeri olarak eğitilip silahlandırılacağına dair güvencelere de yer veriliyor.

Savaşçılar ve paralı askerler
Yabancıların savaşçıların saflarına katılmak üzere eğitilmesi ve askeri olarak silahlandırılması, Ukrayna-Rusya krizi ile meydana gelen bir durum değil. Bu yabancıların adı, bazılarını kıskandıracak şekilde doğrudan ‘paralı asker’dir. Encyclopædia Britannica ansiklopedisinde paralı asker, ‘savaşanların amacına veya ideolojisine inanma şartı olmaksızın herhangi bir ülke veya ulus için savaşan, kiralık profesyonel asker’ olarak tanımlanıyor.
Yüzyıllar boyunca dünyanın çeşitli ülkelerinde yapılan birçok savaş, bunun karşısında ordunun yanında savaşan yabancı savaşçıların varlığına tanık olmuştur. Bazen aynı kabileye veya ülkeye mensup yabancı savaşçılar, kendilerini aynı savaşta birbirleriyle savaşırken buldular.
Aynı şekilde tarih kitapları da yabancı savaşçıların aralarında hiçbir tarihsel, ulusal ve hatta ideolojik bağın olmadığı savaşlara karışmalarının yol açtığı büyük felaketlerle dolu. Örneğin Bizans İmparatorluğu tarafından Türklerle savaşmak için kiralanan İspanyol savaşçılar, düşmanı yenmeye yardım ettikten sonra kendilerinden yardım isteyenlere karşı geldiler. Bu İspanyol savaşçılar, bir Bizans şehrine saldırdılar ve Makedonya’ya yönelmeden önce şehirde ve komşu bölgelerde tahribata devam ettiler.

Seyahat etmek zor
Ukrayna’ya seyahat etmek şu an zor ama imkânsız değil. Ukrayna’dan yapılan açıklamalar, Ukrayna makamlarının hava sahasının kapalı olduğunun farkında olduğunu ama sınırı geçmek ve Ukrayna’ya karadan ve muhtemelen denizden girmek için alternatif seyahat rotaları koordine edildiğini gösteriyor.
Medya organlarında çıkan haberlere göre yurt dışında ikamet eden yaklaşık 22 bin Ukrayna vatandaşı, geçen perşembe günü Rus askeri operasyonunun başlamasından bu yana Ukrayna güçlerine yardım etmek veya içeride yaşayanlara katılmak amacıyla sınırı geçti.
ABD merkezli ‘BuzzFeed’ haber sitesinin muhabiri, farklı milletlerden 10 özel harekât gazisinin Polonya’da olduğunu, Ukrayna’yı, Avrupa’yı ve dünyayı savunma çabalarına katılmak için Ukrayna’ya geçmeyi planladıklarını bildirdi.
Grup, tamamı NATO tarafından eğitim almış ve doğrudan muharebe ve terörle mücadele konularında deneyime sahip altı ABD’li, üç İngiliz ve bir Almandan oluşuyor. Aynı şekilde Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın Ukrayna’yı kurtarma çağrısında bulunduğu ‘uluslararası tugayın’ ilk çekirdeği olmayı umut ediyorlar.

Erken çağrı
Ukrayna’daki birçok medya platformu garip bir şekilde , Zelenski’den önce yabancı savaşçılara ‘onu korumak için Kiev’e gitme’ çağrısı yaptı. Geçen ocak ayından bu yana Ukrayna’yı ‘olası Rus saldırganlığına karşı’ savunmak isteyen yabancılara, öngörülen prosedür ve adımları izlemeleri için çağrılar yapıldı. Ukrayna’nın 2014 yılında yaşadığı benzer bir tecrübeyle Ukrayna yararına finansal bağış kapısı açılarak düzenli ordu ve ‘gönüllü oluşumlar’ yararına ayni ve nakdi bağışlar alındı. Bu kez ise bağışlardan elde edilen gelir, Ukrayna ordusunu ve gönüllüleri silahlar, askeri yazılımlar, insansız hava araçları, eğitim ve diğer araçlarla desteklemeye kadar varacak.
Geçen ocak ayının ilk günü yayınlanan yeni Ulusal Direniş Yasası, ‘Ukrayna Bölgesel Savunma Kuvvetleri’ adlı bir oluşumu bir tüzel varlık haline getirdi. Bu varlık, ülkenin savunmasına katılmak isteyen Ukraynalı sivilleri ‘yarı zamanlı’ olarak kabul ediyor.
Aynı şekilde beş yıldır Ukrayna’da yasal olarak ikamet eden ve savunma sürecine askeri olarak katkıda bulunmak ve Rus tehdidini savuşturmak isteyen yabancıları da kabul ediyor. Bilgi ve koşullar ise Facebook’ta yayınlanıyor.
Eğitimli yabancı savaşçılara gelince... Ulusal Muhafızlar’ın yanı sıra Ukrayna’da yasaların izin verdiği aktif askerlik hizmetinde asker olarak Ukrayna silahlı kuvvetlerine katılmak için başvuruda bulunabiliyorlar.
Yasa Ukrayna ordusuna, askerlik pozisyonlarına fiziksel ve zihinsel uygunluk koşullarını sağlayan yabancı kişilerle, yaşları 18 ila 40 arasında olmak kaydıyla hizmet sözleşmeleri imzalama izni veriyor. İstisnai durumlarda yaş, 60’a kadar uzayabiliyor. Bu kişiler, Ukraynalı askerlerle aynı maaşları alıyorlar.

Gizemli ‘Wagner’
Şu an ardına kadar açık olan Ukrayna kapıları, 2014 yılında Kırım ve doğu Ukrayna’daki Rus askeri operasyonlarını hatırlatıyor. Zira paralı askerler ve yabancı savaşçılar, mücadelede önemli bir rol oynamıştı.
Mevcut durumda yabancı savaşçılar veya paralı askerler sistemini yeniden hatırlamak, Rus ‘paramiliter’ örgütü veya özel askeri şirketi olan, bir başka ifadeyle de paralı askerler konusunda uzmanlaşmış Rus örgütü ‘Wagner’den söz etmeyi gerektiriyor. Avrupa Birliği (AB), ‘Orta Afrika Cumhuriyeti, Libya ve diğerleri gibi ‘unsurlarının savaştığı çatışma bölgelerinde insan hakları ihlalleri yaptıkları’ suçlamaları nedeniyle geçen aralık ayında Wagner’e yaptırımlar uyguladı. AB, yasal statüsünü çevreleyen belirsizliğin grubun soruşturulmasını son derece zorlaştırdığına dikkat çekti.
Wagner’in statüsünü belirleme zorluğu, 2014 yılında doğu Ukrayna’daki Rus yanlısı ayrılıkçıları desteklemek için kurulduğundan beri kâğıt üzerinde var olmadığı anlamına geliyor. Birkaç ülkenin basın ve istihbarat araştırmaları, muhtemelen şirketin ‘Libya’yı istikrarsızlaştırma’ ve ‘ABD seçimlerine müdahale suçlamaları nedeniyle AB ve ABD tarafından yaptırımlara maruz kalan Rusya Devlet Başkanı’na yakın iş adamı Yevgeny Prigozhin tarafından finanse edildiğini gösteriyor.
Rusya Devlet Başkanı geçen yıl kendisine Wagner hakkında sorulan bir soruya, ‘enerji, altın ve değerli taşların çıkarılması ile ilgili çıkarları olan özel bir şirket’ olduğu yanıtını verdi.

Savaşçı şirketler
Uluslararası bir siyaset dergisinin baş editör yardımcısı, ABD işlerinde uzman bir isim olan Amr Abdulati, yabancı savaşçıların ve özel güvenlik şirketlerinin ‘özellikle de Rusya’nın onları birçok çatışma yerinde kullanacağı neredeyse kesinleştikten sonra’ birçok ülke için bir takıntı haline geldiğini söyledi.

Abdulati sözlerini şöyle sürdürdü:
“Avrupa ülkelerinin bu tip savaşçılara yönelik eleştirilerine rağmen Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesine karşı koymak için özel güvenlik şirketlerini kullanması, ‘mevcut kriz durumu ve Avrupa ülkelerinin kendilerini içinde buldukları zor durum’ ortasında son derece pragmatik bir meseledir. Ukrayna’nın yabancı savaşçılar kullanmasına kısmen onay verilmesine rağmen, özellikle de Ukrayna güçlerini desteklemek için asker gönderme konusunda bu ülkeler, Ukrayna’da güçlenecek ve oradan Avrupa’nın geri kalanına yayılacak olan yabancı savaşçılar dikeninin nelere yol açabileceği konusunda büyük korkular yaşıyor.”
Askeri uzmanlığın sivillere devredilmesi, özellikle bazı Batılı ülkelerde artan beyaz milliyetçi eğilimler ve çekişmeler ışığında son derece tehlikeli bir mesele. Bu durum, söz konusu ülkelerdeki iç terör dalgalarının güçlenmesine ve desteklenmesine yol açabilir.

Abdulati konuya dair şu değerlendirmede bulundu:
“Bugün dünyadaki terör meselesi, artık sadece DEAŞ ve El-Kaide gibi örgütlerden kaynaklanmıyor. İç terör operasyonlarından kaynaklanan ölümlerin sayısı, dış emsallerini aşıyor.”

Yabancı savaşçılar tabanını genişletme
Paralı askerler fikrinin modern tarihte şiddet içerikli siyasi ifade biçimine alışık olmayan ülkelerde silahlı muhalefeti güçlendirmesi bekleniyor. Abdulati, Ukrayna’da yabancı savaşçıların kullanılması ilkesine Avrupa desteği ve hatta sessizliğinin, Rusya’nın özel güvenlik şirketlerine olan ağır bağımlılığına karşı sessizliğe yol açacağını vurguladı. Uzman, “Bunlar sırayla gelişebilecek ve yakın bir aşamada ağır silahlar kullanabilecek paramiliter şirketlerdir” dedi.
Öte yandan yabancı savaşçıların ait oldukları toplumsal, eğitimsel ve kültürel geçmişlere dikkati çeken Amr Abdulati “Bu durum, failleri asker olmadığı için hesap sormayı zorlaştıran korkunç ihlallerle sonuçlanabilir” değerlendirmesinde bulundu.  
Yabancı savaşçılar ve paralı askerler konusunda bazı Arap ülkelerinin ve ‘Sovyet işgaline direnmek için Afganistan’daki savaşçıların saflarına katılan’ Arapların derin ve acı deneyimleri bulunuyor. Buna rağmen söz konusu durum, hayatın çehresini ve çok sayıda toplumun dokusunu değiştiren, onlarca yıldır ideolojilerden kaynaklanan deneyimler olarak görülüyor. Arap savaşçıların, ‘savaşa katılarak kazanç sağlama umuduyla ülkelerini yasa dışı yollardan terk etmedikleri müddetçe’ Ukrayna’yı kurtarmak için ‘uluslararası lejyonun bir bölümünü oluşturması’ beklenmiyor. Dini amaçlarla radikal ideolojilere sahip Araplara gelince; onlar Ukrayna’yı ‘kafir Batı’ olarak görüyor.



Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün (Perşembe) kendi çağrısıyla oluşturulan Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek. Toplantıya 45’ten fazla ülkeden temsilcinin katılması beklenirken, Gazze’nin geleceğine ilişkin çözümsüz başlıkların gündeme damga vurması bekleniyor.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması, yeniden imar fonunun büyüklüğü ve savaş nedeniyle ağır yıkıma uğrayan Gazze halkına insani yardım akışının sağlanması gibi konuların, Konsey’in önümüzdeki haftalar ve aylardaki etkinliğinin sınanacağı temel dosyalar olması bekleniyor.

Trump’ın Washington’da kısa süre önce adını verdiği “Donald J. Trump Barış Enstitüsü” binasında katılımcılara hitap etmesi ve katılımcı ülkelerin yeniden imar fonu için 5 milyar dolar topladığını açıklaması planlanıyor. Söz konusu tutarın, ilerleyen dönemde milyarlarca dolarlık ek kaynağa ihtiyaç duyulması beklenen fon için ilk katkı niteliğinde olacağı belirtiliyor.

Trump’ın çağrısıyla kurulan Barış Konseyi geniş tartışmalara yol açtı. Konsey’de İsrail yer alırken Filistinli temsilcilerin bulunmaması dikkat çekiyor. Trump’ın Konsey’in ilerleyen aşamada Gazze’nin ötesindeki küresel meydan okumaları da ele alabileceğini önermesi, bunun Birleşmiş Milletler’in küresel diplomasi ve ihtilaf çözümündeki merkezi rolünü zayıflatabileceği yönündeki kaygıları artırdı.

Üst düzey ABD’li yetkililer, Trump’ın ayrıca bazı ülkelerin Gazze’de barışın korunmasına yardımcı olmak amacıyla kurulacak uluslararası bir istikrar gücüne binlerce asker göndermeyi planladığını açıklayacağını bildirdi.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması ve böylece barış gücü birliklerinin göreve başlayabilmesi konusu ise temel anlaşmazlık başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Hamas, İsrail’in olası misilleme adımlarına ilişkin endişeler nedeniyle silah bırakmaya yanaşmıyor. Silahsızlandırma, Trump’ın iki yıl süren Gazze savaşının ardından Ekim ayında başlayan kırılgan ateşkese zemin hazırlayan planının maddeleri arasında yer alıyor.

Üst düzey bir yönetim yetkilisi, “Silahsızlanmaya ilişkin zorlukların tamamen farkındayız, ancak arabuluculardan gelen mesajlar bizi cesaretlendiriyor” dedi.

Güvenlik Konseyi üyelerinin çoğu yok

ABD’li yetkililer, etkinliğe 47 ülkeden heyetlerin ve Avrupa Birliği’nin katılımının beklendiğini belirtti. Listede İsrail’in yanı sıra Arnavutluk’tan Vietnam’a kadar geniş bir ülke yelpazesi yer alıyor.

Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olan Fransa, Birleşik Krallık, Rusya ve Çin listede bulunmuyor.

Etkinlikte Trump’ın yanı sıra ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair’in konuşma yapması bekleniyor. Konsey’de önemli bir rol üstlenmesi öngörülen Blair’in yanı sıra, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz ve Gazze Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov’un da etkinlikte yer alacağı ifade ediliyor.

İsmini açıklamak istemeyen bir Konsey üyesi, Gazze planının ciddi engellerle karşı karşıya olduğunu belirtti. Yetkili, diğer alanlarda ilerleme sağlanabilmesi için Gazze’de güvenliğin tesis edilmesinin temel şart olduğunu, ancak polis güçlerinin henüz yeterince hazır ve eğitimli olmadığını kaydetti.

Açıklamaya göre henüz karara bağlanmamış temel soru, Hamas’la görüşmeleri kimin yürüteceği. Konsey temsilcilerinin, örgüt üzerinde nüfuz sahibi aktörler — özellikle Katar ve Türkiye — aracılığıyla süreci ilerletebileceği değerlendiriliyor. Ancak İsrail’in bu iki ülkeye mesafeli yaklaşımı sürecin önündeki başlıca engellerden biri olarak görülüyor.

İnsani yardımın ulaştırılması da çözüm bekleyen başlıklar arasında yer alıyor. Yetkili, mevcut durumu “katastrofik” olarak nitelendirirken, yardım akışının süratle genişletilmesi çağrısında bulundu. Buna karşın, dağıtımın sahada hangi yapı tarafından koordine edileceğinin netleşmediğini belirtti.


İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, İsrailli yetkililerin, Tahran'ın Cenevre'de yapılan son müzakerelerde ABD'nin taleplerini karşılamaması üzerine, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘yakında’ İran'a karşı büyük çaplı bir askeri saldırı başlatabileceğini öngördüklerini aktardı. Gazeteye göre Trump yönetiminin yetkilileri, İranlıların zaman kazanmaya ve ABD'yi yanıltmaya çalıştığını düşünüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlığında kısa bir süre önce gerçekleşen istişarelerde, İran'ın İsrail ordusu olası bir ABD saldırısına katılmasa bile İsrail'e füze saldırısı düzenleyebileceği yönünde bir değerlendirme yapıldı. Buna göre acil durum hizmetleri ve sivil savunmadan sorumlu askeri kurum olan İç Cephe Komutanlığı'ndan savaşa hazırlık yapması istendi. Çeşitli güvenlik kurumları da en yüksek savunma hazırlık seviyesine geçtiklerini açıklarken, güvenlik kurumları da yüksek alarm durumuna geçti.

Ne zaman olacağı bilinmiyor

ABD, Trump'ın ‘güzel filo’ olarak nitelendirdiği, İran ile kısa süreli bir çatışma yerine uzun süreli bir savaş yürütebilecek güçleri bölgeye çoktan konuşlandırdı. Ancak İsrailli yetkililer, ABD'nin saldırısının kesin zamanlamasının bilinmediğini ve nihai olarak Trump'ın kararına bağlı olduğunu belirtiyor. Karar verildikten sonra bile planlar değişebilir. İsrail'de karar anının yaklaştığı ve zamanın daraldığı yönünde bir izlenim hakim. Yetkililer birkaç gün önce iki haftalık bir süreden, ondan önce de yaklaşık bir aydan bahsetmişlerdi, ancak şimdi birkaç gün içinde harekete geçilebileceğine dair işaretler var.

Öte yandan saldırıyı geciktirebilecek birkaç faktör de söz konusu. Gazze Barış Kurulu, perşembe günü Washington'da toplanacak ve İtalya'daki Kış Olimpiyatları 22 Şubat'ta sona erecek. Trump'ın bu faktörlere ne kadar ağırlık vereceği belirsiz.

Her ne kadar kesin bir tarih belirlenmemiş olsa da ABD'nin İran ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlandığına dair işaretler giderek artıyor. Geçtiğimiz yıl haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana yüksek seviyede olan gerginlik, İran rejiminin son zamanlarda protestoculara yönelik sert müdahalelerinin ardından daha da tırmandı. ABD'li yetkililer, büyük çaplı bir operasyonun hızlı bir saldırı olmayacağını, aksine haftalarca sürebilecek bir kampanya olacağını tahmin ediyorlar. Bu da Ortadoğu'daki askeri yığınağı açıklıyor.

Herhangi bir saldırının olası hedeflerinden biri İran'da rejim değişikliği olacak. Ancak ABD yetkilileri, bu hedefin tek bir saldırıyla değil, haftalarca sürecek bir dizi saldırıyla gerçekleştirilebileceğini kabul ediyor.

Bu da İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in yanı sıra, bazıları toplu katliamlardan sorumlu tutulan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kurumlarını da hedef alabilir. Washington ayrıca İranlıların sokaklara dökülmesini istiyor, ancak bunun için rejim muhaliflerini ABD'nin onları desteklemeye hazır olduğuna ikna etmek gerekiyor.

CNN'in haberine göre iki İsrailli yetkili, önümüzdeki günlerde ABD ve İsrail'in İran'a ortak bir saldırı düzenleyeceğine dair ‘artan işaretler’ üzerine İsrail'in askeri alarm ve hazırlık seviyesini yükselttiğini söyledi.

Haberin kaynaklarından biri olan bir askeri yetkiliye göre İsrail operasyonel ve savunma planlamasını hızlandırdı. Bir kaynak, Trump tarafından onaylanması halinde beklenen saldırının önceki 12 gün süren savaşın ötesine geçeceğini ve ABD ile İsrail arasında koordineli saldırılar içereceğini ekledi.

Diğer taraftan bugün yapılması planlanan İsrail Savaş Kabinesi toplantısı pazar gününe ertelendi. Bu ertelemenin nedeni, ABD ve İsrail'in herhangi bir karar vermeden önce İran'ın yanlış bir hesap yapıp önleyici bir saldırı düzenlemesini önlemek olabilir.

Hizbullah ve Husiler hesapların merkezinde

Son iki gün içinde, Ortadoğu'ya doğru takviye savaş uçakları, yakıt ikmal uçakları, keşif ve istihbarat uçakları ile komuta ve kontrol uçaklarının yola çıktığı görüldü. Bu hareketlilik, bölgede uzun zamandır görülmemiş büyüklükte bir ABD askeri gücü oluşturuyor. Bu devasa bir savaş makinesi ve bölgede sadece ‘pozisyon almak’ için konuşlandırılmış olması pek olası değil. Amaç sadece müzakerelerde baskı uygulamaksa, bu olağanüstü bir baskı olur, çünkü ABD İran'a çok daha az güçle saldırabilir.

Bu büyük ölçekli tehdit ve caydırıcı etkisinin, İran'ı son dakikada ABD'nin taleplerini kabul etmeye zorlayabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Trump daha önce tehditlerinin boş olmadığını göstermişti ve müzakereler sırasında Washington’ın Tahran'a ilettiği mesaj açıktı: “Sabrımı sınama!”

Ancak, en azından kamuoyu önünde İran bu tür sonuçlara varmış gibi görünmüyor. Hatta Hamaney, Amerikan uçak gemilerini vurmakla tehdit etti. İsrail'de bu durum, iktidar sahibine pahalıya mal olabilecek aşırı bir kibir olarak görülüyor.

Çoğu gösterge, İsrail'in bu tür bir saldırıya katılacağını ve kenara çekilmesinin istenmeyeceğini işaret ediyor. ABD’li yetkililerin İsrail'in yeteneklerine, özellikle de İsrail ordusunun uzmanlığına ihtiyaç duyduğu söyleniyor. İsrail'in başlıca hedefi, İran'ın balistik füze sistemini yok etmek ya da ona ciddi şekilde hasar vermek olacak. Aynı zamanda, İsrail ordusundan iki cephede daha mücadele etmesi istenebilir. Bunlar Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husiler.

Husilerin hemen savaşa katılıp İsrail'e füze ve insansız hava araçları (İHA) ile saldıracağı tahmin ediliyor. Ayrıca, daha önce 12 gün süren savaşta olduğu gibi Hizbullah'ın bu kez tarafsız kalmayıp savaşa katılma ihtimali de var. Bu durumda İsrail, bunu hesaplaşmak için bir fırsat olarak görebilir.


İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
TT

İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)

İsrail’de yaklaşan seçimler öncesinde kamuoyunda muhalefet partilerinin Binyamin Netanyahu hükümetini devirmeye yönelik mücadelede yeterince profesyonel davranmadığı ve seçim kazanma fırsatını heba edebileceği yönündeki görüşler güç kazanırken, sol eğilimli Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, üç partinin birleşmesini önerdi. Golan, kendi liderliğini yaptığı Demokratlar Partisi’nin yanı sıra, Yair Lapid liderliğindeki Yesh Atid Partisi ve Gadi Eisenkot’un başında bulunduğu Yashar Partisi’nin tek çatı altında toplanmasını teklif etti. Golan, söz konusu ittifakın başına Eisenkot’un getirilmesi konusunda uzlaşmaya varılmasını önererek, “Çünkü anketler onun hem benden hem de Lapid’den daha fazla beğeni topladığını gösteriyor” ifadesini kullandı.

sdvfgt
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid (Reuters)

Golan dün yaptığı basın açıklamasında, önerdiği üçlü ittifakın mevcut anketlere göre şimdiden 31-33 sandalye kazanabileceğini ve böylece en büyük parti konumuna yükselebileceğini söyledi. Golan, söz konusu bloğun kurulması ve Netanyahu’yu kendi seçmeni nezdinde de zorlayacak mücadeleci bir seçim kampanyası yürütmesi halinde, desteğini daha da artırabileceğini ve bir sonraki hükümeti kurabilecek güce ulaşabileceğini ifade etti.

Ancak Lapid teklifi kabul etmedi. Lapid, bu girişimin kendisini solcu bir parti lideri gibi göstermeyi amaçladığını savunurken, kendisini sağ liberal olarak tanımladığını belirtti. Golan’a saatler içinde yanıt veren Lapid, birlik önerisinin Golan’ın kendi popülaritesini artırma amacı taşıdığını öne sürdü. Lapid ayrıca Golan’ı ve ‘şu dönemde birlik adı altında safları dağıtmaya çalışan tüm muhalefet liderlerini’ sert sözlerle eleştirdi.

Lapid, “Kamuoyu blokların birleşmesini istemiyor; bizi olduğumuz gibi görmek istiyor. Her parti kendi ilkeleri temelinde mücadele etmeli. Seçimden sonra bloklar arasında bir birleşme yolu bulunabilir” dedi. Muhalefet liderlerini son dönemde ‘zırhlı aracın içinde ateş açmakla’ suçlayan Lapid, bunun ‘Netanyahu’nun iktidarını sonsuza dek sürdürmesine yol açabilecek bir intihar eylemi’ olduğunu söyledi.

Lapid, seçim hazırlıklarında kendisiyle çalışan uzmanların hükümetin düşmesinin ‘teorik olarak artık kesinleştiği’ görüşünde olduğunu belirterek, muhalefet partilerinin bu gerçeği pekiştirmeye odaklanması gerektiğini kaydetti. Lapid’e göre Netanyahu, yenilginin eşiğinde olduğunu biliyor ve iki hedefe yöneliyor: Araplar ile liberal kesim arasındaki katılım oranını düşürmek ve seçimlere hile karıştırmak. Bu çerçevede önceliğin, Yahudiler arasında yüzde 70, Araplar arasında ise yüzde 48 seviyesinde olan oy verme oranını artırmak ve özellikle kırsal bölgelerde seçim hilesini önlemek amacıyla sıkı denetim mekanizmaları oluşturmak olduğunu ifade etti.

juıo9
Tel Aviv’de düzenlenen Netanyahu karşıtı gösteriden (Arşiv – AFP)

Lapid iki gün önce yaptığı açıklamada, ‘liberal kamp içindeki tüm partilerin, Netanyahu’nun yer alacağı herhangi bir koalisyona katılmama taahhüdünde bulunmasını’ şart koştu. Lapid’in bu sözlerle, birlikte önceki hükümeti kurduğu müttefiki Naftali Bennett’e gönderme yaptığı değerlendirildi. Bennett, Netanyahu ile bir hükümet kurmayacağına dair açık bir taahhütte bulunmayı reddediyordu. Bennett’e yakın kaynaklar ise bu tutumun Likud’dan oy çekme amacı taşıdığını savundu. Nitekim Likudlu Bakan Idit Silman, Bennett’in açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek sağ seçmene seslendi ve “Bennett sizi, geçmişte sağ seçmeni kandırdığı gibi kandırıyor; sol ve Araplarla hükümet kuruyor” ifadesini kullandı. Silman daha önce Lapid hükümetinde yer almış, ancak 2022 yılında koalisyondan çekilerek hükümetin düşmesine yol açmıştı.

Lapid’in bir yandan, sağ kanadın ise diğer yandan baskısı altında kalan Bennett, Netanyahu liderliğinde kurulacak bir hükümete katılmayacağını açıkladı. Ancak Likud ile Netanyahu’suz bir senaryoda iş birliğine açık olup olmadığı konusunda net bir ifade kullanmadı.

Öte yandan, Avigdor Lieberman liderliğindeki Yisrael Beiteinu Partisi de muhalefet cephesindeki yön arayışını yansıtan açıklamalarda bulundu. Lieberman, muhalefet partilerinin seçmenlere, Netanyahu ile ya da Arap partileriyle hükümet kurmayacaklarına dair açık ve samimi bir taahhüt vermeleri gerektiğini söyledi.

dfgthy
Netanyahu ve Bennett (İsrail medyası)

İsrail’de yayımlanan son Maariv gazetesi anketine göre, seçimlerin bugün yapılması halinde Arap partileri hesaba katılmaksızın muhalefet partileri 60 sandalye kazanıyor. Aynı ankette, Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyonun sandalye sayısının 68’den 50’ye gerilediği belirtiliyor. Bu tablo karşısında Netanyahu’nun, özellikle Arap seçmenler arasında katılım oranını düşürmeye yönelik bir plan üzerinde çalıştığı öne sürülüyor. İddiaya göre bu plan, korku siyaseti yürütmeyi ve Arap listeleri ile adayları seçim sürecinden diskalifiye etmeyi içeriyor. Muhalefet ise Netanyahu’yu ve müttefiklerini ‘geniş çaplı bir seçim sahtekârlığı kampanyasına hazırlanmakla’ suçluyor.