Rusya Devlet Başkanı’nın en yakınındaki isimler

Söz konusu kimseler, Putin’e bağlılıkları ve askeri meseleleri ele almaktaki yetkinlikleriyle tanınıyorlar.

Putin’in kararlarını danıştığı beş şahsiyet: Putin’in adamları. (İndependent Arabia)
Putin’in kararlarını danıştığı beş şahsiyet: Putin’in adamları. (İndependent Arabia)
TT

Rusya Devlet Başkanı’nın en yakınındaki isimler

Putin’in kararlarını danıştığı beş şahsiyet: Putin’in adamları. (İndependent Arabia)
Putin’in kararlarını danıştığı beş şahsiyet: Putin’in adamları. (İndependent Arabia)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri'ni karşısına alarak Ukrayna'ya karşı savaş başlattığında analistler ve gözlemciler, Rus liderin bizzat yönettiği bu savaşta Putin'in yanında yer alan siyasi ve askeri liderlerin profillerine odaklandılar.
Kötümser ve abartılı bir yaklaşımla; mevcut krizin neredeyse Üçüncü Dünya Savaşı’na dönüşebileceği düşünülürse Rusya Devlet Başkanı'nın talimat verdiği kişilerin yakın dost konumunda olması ve emirlerini tartışmadan yerine getirmeye hazır olması şarttır. Meşhur askeri söylemlerden olan, ‘önce uygula sonra itiraz et’ sözü Rusya’nın durumu için fazlasıyla uygun düşüyor. Belki de Rus ordusu için itiraza mahal bırakmayan ‘uygula’ kelimesi tek başına daha uygun düşecektir. Bunun en açık kanıtı, Vladimir Putin’in Ukrayna’ya girerek başkent Kiev’i kuşatmasının bombalamasının artık bir itiraz ve geri dönüş imkanı bırakmamış olmasındadır. Dolayısıyla Putin'in emri altındaki liderlerle askeri harekatın nihai hedefleri konusunda istişare yapmadığı, aksine söz konusu liderlerin itirazsız bir şekilde emirleri yerine getirmekle mükellef oldukları anlaşılıyor.

Peki, Putin'in yakınındaki bu isimler kim?
Washington Post gazetesine göre Putin, ABD’de Joe Biden’ın seçilmesinden bu yana içerideki otoriterliğini artırdı ve dış politikada ‘Batı’ya karşı meydan okuyucu’ söylemlerine hız verdi. Böylelikle Rusya’daki muhalefet, ülkeyi çökertmek isteyen harici düşmanlarla iş birliği içindeki hainler olarak tasnif edilmeye başlandı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haberde açıklamalarda bulunan Moskova Carnegie Merkezi’nde siyasi analist Andrei Kolesnikov, Rusya’nın yakın zamanda çıkarılan bir dizi baskıcı yasayla birlikte ‘kısmi otoriter bir ülkeden tam otoriter bir devlete dönüştüğünü’ ifade etti.
Fransız Mediapart internet sitesine göre Rusya devleti ve ülke ekonomisi, dostluk ya da çıkar ilişkileri gerekçeleriyle Putin’e yakın duran 30 kişilik bir kadro tarafından yönetiliyor. Bu isimlerin çoğu Başkan Vladimir Putin'in üniversiteden, Sovyet gizli istihbarat servisi KGB’den ya da çocukluk yıllarından kalma arkadaşları. Putin bir defasında, “Çok arkadaşım var ama çok azı bana gerçekten yakın. Bana asla ihanet etmediler. Ben de onlara ihanet etmedim" açıklamasında bulundu.  
Putin’e yakın kadro içinde yer alan en etkin altı isim ve profili ise şöyle:

Arkady Rotenberg ve Boris Rotenberg
Bunlardan ilki Putin'in çocukluk arkadaşı Arkady Rotenberg. Milyarder Arkady ve kardeşi Boris, Putin’le çocukluk arkadaşı. Aynı zamanda Rus liderle ‘judo sevgisini’ paylaşıyorlar. Putin devlet başkanı olduktan sonra bu iki kardeş, gaz boru hatları konusunda uzmanlaşmış altı inşaat şirketinden oluşan bir grup oluşturdu ve Rus Gazprom şirketiyle çok sayıda iş yaptı. Rotenberg, 2014 yılında Rusya'nın Kırım'ı ilhak etmesi nedeniyle ABD ve Avrupa Birliği (AB) tarafından yaptırım listesine alındı. Arkady Rothenberg’in şirketlerinin resmi bir rekabet sürecine girmeksizin toplamda 7 milyar doları aşan kamu ihaleleri aldığı biliniyor.

Sergey Lavrov
Sergey Lavrov, 21 Mart 1950'de Moskova'da Ermeni bir baba ve Rus bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Lisansüstü eğitimini 1972 yılında mezun olduğu Rusya Dışişleri Bakanlığı Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nde aldı. Devletin dış ilişkilerden sorumlu merkezine giren Lavrov, piramidin üstüne ulaşana kadar kariyer basamaklarını temkinli bir şekilde tırmandı. Dışişlerindeki ilk görevine 1972'de Sri Lanka'daki Sovyetler Birliği Büyükelçiliği’nde başladı. Ardından Birleşmiş Milletler Sovyet Daimi Misyonu'nda Birinci Sekreter ve Danışman olarak görev yaptı. 9 Mart 2004 tarihinde Rusya Dışişleri Bakanı olarak atandı. Kendisi Rusya Ulusal Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinden. Rakipleri ve hayranları onu profesyonel, sert bir müzakereci olarak niteliyor ve hitabet yeteneğini övüyor. Kararlarının arkasında ısrarla durduğu biliniyor. Mart 2011'de patlak veren Suriye savaşı boyunca ülkesinin Şam rejimini destekleyen pozisyonunu savunmada yüksek düzeyde bir kararlılık gösterdi. Tüm bu yıllar boyunca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Suriye rejimi karşıtı kararlar alınmasını başarıyla engelledi.

Sergey Çemezov
Bir başka dikkat çekici karakter ise eski Doğu Almanya'da KGB ajanı olan, Putin’in meslektaşı Sergey Çemezov. Putin istihbaratçı meslektaşını 2007’de, 700’den fazla şirketi bünyesinde barındıran devlet savunma sanayii şirketi Rostec’in üst yöneticisi (CEO) olarak atadı. Böylelikle Çemezov, Rusya’nın en zenginleri arasında kendine yer buldu.

Nikolay Platonoviç Patruşev
Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Patruşev, 1951 yılında St. Petersburg'da doğdu. Babası Komünist Partisi üyesi olan bir Sovyet deniz subayıydı. Patruşev 1974 yılında Leningrad'daki Gemi İnşa Enstitüsü'nden mezun oldu ve bir süre ‘gemi tasarım ofisinde’ mühendis olarak çalıştı. Ardından 1975’te KGB’ye dahil oldu. Haziran 1995'te Devlet Başkanlığı Denetim İdaresi Başkan Yardımcılığı görevine getirildi. Dönemin lideri Boris Yeltsin bir yıl sonra Patruşev’i arkadaşı olan Vladimir Putin’in yerine, aynı kurumda başkan olarak atadı.

Sergey Şoygu
Putin'in yakın çevresinin en hırslı isminin Savunma Bakanı Sergey Şoygu olduğu söyleniyor. Şoygu’nun uzun yıllar boyunca Kremlin Sarayı’nın en can alıcı sırlarına vakıf olduğu düşünülüyor. Başarısızlıklarla anılan ve nice skandalın yaşandığı Rus istihbarat kuruluşu Federal Güvenlik Servisi (FSB) başkanlığını dahi etkin bir şekilde yürüten Şoygu, 2012’de savunma bakanı olarak atandı. Asker kökenli olmamasına rağmen yeni görevinde başarılı işlere imza attı. Kırım Yarımadası’nda kontrolü kısa sürede sağladı ve Suriye müdahalesini sorunsuz bir şekilde yürüttü. Putin, tehlikeli Ukrayna işgali girişiminde, Şoygu tarafından disiplin altına alınmış, savaş deneyimi olan modernize edilmiş Rus ordu güçlerine güveniyor.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.