Cezayir'deki diplomatik hareketliliğin arkasında ne var?

“Jeopolitik dönüşümler, kendilerini uluslararası bağlamda yeniden konumlanmak isteyen ülkeler için itici bir faktördür”

Cumhurbaşkanı Tebbun, İtalya Dışişleri Bakanı'nı ağırladı (Cezayir Devlet Televizyonu)
Cumhurbaşkanı Tebbun, İtalya Dışişleri Bakanı'nı ağırladı (Cezayir Devlet Televizyonu)
TT

Cezayir'deki diplomatik hareketliliğin arkasında ne var?

Cumhurbaşkanı Tebbun, İtalya Dışişleri Bakanı'nı ağırladı (Cezayir Devlet Televizyonu)
Cumhurbaşkanı Tebbun, İtalya Dışişleri Bakanı'nı ağırladı (Cezayir Devlet Televizyonu)

Ali Yahi
Gerek bakanların yurtdışı ziyaretleri, gerek ise yabancı yetkililerin ülkeye gelişi açısından Cezayir’de olup bitenlere diplomatik hareket denebilir. Bu durum güncel uluslararası gelişmeler ışığında Cezayir’i nelerin beklediğine dair soru işaretlerini beraberinde getiriyor.
Cezayir Dışişleri Bakanlığı, Bakan Ramtan Lamamra’nın Orta Doğu ziyaretini Cezayir’de düzenlenmesi planlanan Arap zirvesinin hazırlıkları ile ilişkilendirdi. Bugün düzenlenecek Arap dışişleri bakanları toplantısında önceden ertelenen söz konusu zirvenin düzenleneceği tarih açıklanacak.
Cezayir Adalet Bakanı Abdurraşid Tabbi’nin, ardından ise Cezayir İçişleri Bakanı Kemal Belcud’un Suudi Arabistan'a gelişi, Cezayir diplomatik hareketine ilişkin ilgiyi ve soru işaretlerini artırdı. Nitekim Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun üst düzey bakanlar heyetinin başında Mısır ve Katar'ı ziyaret etmiş, öncesinde ise Cezayir büyükelçileri çeşitli Arap ülkelerinde yetkililerle bir araya gelmişti.
Kahire ziyareti öncesinde Ürdün Kralı II. Abdullah ile görüştüğü Amman’dan Beyrut’a geçen Dışişleri Bakanı Lamamra, burada Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn ile bir araya gelmişti. Yetkililer ve dışişleri bakanlıkları tarafından yapılan açıklamalara göre Cezayir ile Lübnan dışişleri bakanları ve yetkililerinin gerçekleştirdiği görüşmelerde ilişkileri pekiştirme yolları, ikili istişarelerin hızlandırılması ele alınmıştı. Aynı zamanda bölgesel ve uluslararası meseleler ile bunların Arap ülkeleri bölgesindeki olası yansımaları hakkında görüş alışverişinde bulunulmuştu.
Söz konusu Suudi Arabistan ziyaretinde iki ülke arasında adli işbirliğine ilişkin bir mutabakat zaptı imzalayan Cezayir Adalet Bakanı Tabbi, bakanlık tarafından yapılan açıklamaya göre, bu ziyaret ile işbirliğinin geliştirilmesi üzerine tartışılmasının ve deneyim alışverişinde bulunulmasının amaçladığını vurguladı.
Cezayir İçişleri Bakanlığı ise Bakan Kemal Belcud’un ortak çıkarlar alanlarında ikili işbirliği yollarını tartışacağını, Riyad’da düzenlenen Uluslararası Savunma Fuarı’nı ziyaret edeceğini bildirdi.
Ancak ziyaretin 3 gün süreli oluşu soru işaretlerini beraberinde getirdi. Kimliğini açıklamak istemeyen Cezayirli bir kaynak, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, Adalet ve İçişleri Bakanları ziyaretlerinin Suudi Arabistan'ın yolsuzlukla mücadele ve aranan kişileri teslim etme konusundaki deneyimini yakından incelemeyi amaçladığını vurguladı. Aynı zamanda “Cezayir, yağmalanan parayı geri almak için cezaevinde bulunan yozlaşmış para adamları ve iş insanları ile uzlaşmayı düşünüyor. Yani para iadesi karşılığında, aleyhlerindeki hükümleri serbest bırakma kararına varacak kadar hafifletme üzerine duruyor” ifadelerine başvurdu.
Diğer yandan İtalya Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio, Cezayir ziyaretini iki ülke için ‘tarihi bir an’ şeklinde nitelendirdi. Söz konusu ziyaret, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı ışığında enerji arzını artırma taahhüdü niyetiyle kaydedilse de iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir döneme kapı açtı.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Başbakan Eymen bin Abdurrahman, ABD’nin Cezayir Büyükelçisi Elizabeth Moore Aubin’i ağırladı. Söz konusu görüşmelerin verimli geçtiğini belirten Aubin, ülkesinin Cezayir ile çeşitli alanlarda işbirliği ilişkilerini güçlendirmeyi dört gözle beklediğinin ise altını çizdi. Hükümet tarafından yapılan açıklamada, ikili ilişkilerin durumu ve beklentilerinin konuşulduğu, iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığı pekiştirmenin yolları ve araçlarının gözden geçirildiği belirtildi.
ABD Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada ise ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman’ın önümüzdeki Çarşamba günü bir heyetin başkanlığında Cezayir ziyaretinde bulunacağı, Cumhurbaşkanı Tebbun ve Dışişleri Bakanı ile buluşacağı, ABD’nin Cezayir ile arasındaki Beşinci Stratejik Diyalog heyetine başkanlık edeceği belirtildi.
Diğer yandan Cezayir Cumhurbaşkanı ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde Cezayir ile mevcut işbirliğini artırma arzusunu dile getiren İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, enerji alanında güvenilir bir ortak olduğunu belirttiği Cezayir'e teşekkürlerini sundu. Aynı zamanda Ukrayna'da hayatını kaybeden Cezayirli öğrenci için taziye dileklerini iletti.
Cezayir Meclis Başkanı İbrahim Bugali ve Dışişleri Bakanı ise çok sayıda Arap büyükelçisini ağırladı. Tebbun’un Katar ziyareti sırasında Cezayir ve Katarlı yetkililerin vardığı anlaşma mucibince Katarlı işadamlarından oluşan üst düzey bir heyetin Cezayir kurumlarıyla ortaklık projelerini incelemek üzere yakında Cezayir'i ziyaret etmesi bekleniyor.
Enerji meseleleri
Afrika uzmanı araştırmacı yazar Muhammed Adem Makrani, başta Rusya ile Ukrayna arasındaki kriz ve enerji alanındaki gelişmeler olmak üzere son jeopolitik değişikliklerin uluslararası bağlamda yeniden konumlanmak isteyen Cezayir diplomasisi için itici bir faktör olduğunu söylüyor. Doha'da en son düzenlenen doğalgaz ihracatçısı ülkeler toplantısı üzerine, güvenli bir hidrokarbon kaynağı olduğu yönündeki açıklamasının Cezayir'i Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin ilgi odağı haline getirdiğini belirten Makrani, zirâ bu ülkelerin gaz tedarik kaynaklarını çeşitlendirmek istediklerini vurguluyor.
Cezayir'in seçimlerin düzenlenmesindeki başarısızlığın ardından birçok yeni çatışma ve bölünmeye sahne olan Libya arenasında giderek artan ağırlığı sayesinde Akdeniz'de önemli bir role sahip olduğunu söyleyen Makrani, ayrıca Cezayir’in son zamanlarda siyasi ve ekonomik düzeylerde Afrika kıtasındaki ittifaklarını pekiştirmeye başladığını hatırlattı.
Diplomasinin yeniden hayata geçirilmesi
Siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler profesörü Mümin Avir, bilhassa Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika'nın hastalığı dolayısıyla Cezayir diplomasisinde son 10 yılda kaydedilen gerilemenin ardından Tebbun’un Cezayir diplomasisini canlandırmaya çalıştığını düşünüyor. Aynı zamanda, “Başta ekonomi ve güvenlik olmak üzere birçok ülke ve ortaklara yönelik diplomatik faaliyetlerin yeniden yürütüldüğünü, Körfez ile önceki yıllarda soğuyan ilişkilerin pekiştirildiğini gözlemledik” ifadelerine başvuruyor. Mevcut otoritenin Cezayir diplomasisini ön plana çıkarmaya, uluslararası vaziyeti daha fazla dikkate almaya çalıştığını da ekliyor.
Yabancı ülkelerin Cezayir ziyaretlerinin karşılıklı resmi ziyaretler, bilhassa İtalya, İspanya ve Almanya ile ekonomi, güvenlik ve enerji sektöründeki işbirliğine ilişkin sürekli görüşmeler kapsamında olduğuna değinen Avir, Avrupa ülkelerinin doğalgaz akışını artırma arzusu konusunda Cezayir otoritesinin nabzının yokluyor olabileceğini de belirtiyor.
Cezayir’in hem iç hem de dış arenada diplomatik rotasını yeniden hayata geçirmeye çalıştığına inanan siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler araştırmacısı Selma Tiyusarin ise ülkenin diplomasi hareketliliğinin sürekli olarak arttığını, bunun önemli bir boyuta sahip olduğunu söylüyor. Cezayir’in bakanlıkların attığı adımlar ve misyonlar ile bölgesel ve uluslararası konumunu güçlendiriyor göründüğüne değinen Tiyusarin, “Cezayir’deki diplomatik çıkarma ıslahatçı bir boyuta sahip. Zirâ Avrupa, bölgedeki, bilhassa Rusya'nın en önemli müttefiklerinden biri sayılan Cezayir'deki ekonomik yatırım pozisyonunu güçlendirmeyi hedefliyor” diyor.



Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
TT

Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)

Irak Kürdistan Bölgesi Terörle Mücadele Birimi, dün akşam İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kaldığı bir kampın, Erbil vilayetine bağlı Xebat ilçesinde iki insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındığını açıkladı. Kamp, Bağdat’ın yaklaşık 450 kilometre kuzeyinde bulunuyor.

Bölgedeki Terörle Mücadele Birimi tarafından yapılan açıklamada, kurumun elde ettiği bilgilere göre Erbil vilayetinin Xebat ilçesine bağlı Rizgari nahiyesindeki İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampına dün akşam patlayıcı yüklü iki SİHA ile saldırı düzenlendiği belirtildi.

Açıklamada, saldırıda can kaybı yaşanmadığı kaydedildi.


Suriye bayrağı Haseke’de ilk kez göndere çekildi

Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
TT

Suriye bayrağı Haseke’de ilk kez göndere çekildi

Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)

Suriye’nin Haseke kentinde, 29 Ocak 2026 tarihli anlaşmanın uygulanmasına ilişkin son bir haftada yaşanan hızlı gelişmeler kapsamında, Özgürlük Meydanı’nda dün ulusal bayrak en yüksek direğe çekildi. Törene çok sayıda vatandaş ve resmî yetkili katılırken, hükümet yetkilileri de yargı sistemini yeniden işler hâle getirmek amacıyla Adalet Sarayı’nda incelemelerde bulundu.

Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el-Hilali Şarku’l Avsat’a yaptığı kısa açıklamada, kent merkezindeki ana meydanda ulusal bayrağın geniş halk ve resmî katılımla göndere çekildiğini belirtti. Hilali, törene Haseke Valisi Nureddin Ahmed’in yanı sıra bölgeden Halk Meclisi üyelerinin, askerî yetkililerin ve güvenlik yetkililerinin katıldığını söyledi.

Tören sırasında kentin farklı mahallelerinden gelen vatandaşlar ana meydanda toplandı. Kalabalık, devletin vilayet üzerindeki kontrolünü tamamen sağlaması yönünde sloganlar attı.

Etkinlik, katılımcıların ve vatandaşların güvenliğini, kamu ve özel mülklerin korunmasını sağlamak amacıyla kent genelinde, özellikle merkezde yoğun iç güvenlik güçlerinin konuşlandırıldığı bir ortamda gerçekleştirildi.

Suriye’de eski rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez Haseke kent merkezinde Suriye bayrağının göndere çekilmesi sırasında Suriyeli yetkililer (Haseke Valiliği)
Suriye’de eski rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez Haseke kent merkezinde Suriye bayrağının göndere çekilmesi sırasında Suriyeli yetkililer (Haseke Valiliği)

Haseke İç Güvenlik Güçleri tören öncesinde yayımladığı açıklamada, toplu etkinlikler sırasında silah taşınmasını ve havai fişek kullanılmasını yasakladı. Açıklamada, güvenliği bozabilecek veya vatandaşların hayatını tehlikeye atabilecek davranışlardan kaçınılması gerektiği vurgulandı. Güvenlik güçleri, ihlallere müsamaha gösterilmeyeceğini ve sorumlular hakkında gerekli yasal işlemlerin uygulanacağını bildirdi.

Adalet Sarayı’nda inceleme

Haseke kent merkezinde bayrak töreni düzenlenirken Vali Yardımcısı Hilali, vilayetin başsavcısı Yargıç Gazi eş-Şeyh İbrahim ile birlikte Adalet Sarayı binasında incelemelerde bulundu. Hilali, ziyaretin amacının “yargı sistemini işler hâle getirmek için uygun koşulları hazırlamak” olduğunu belirtti.

Bu gelişmelerden önce, feshedilen Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı unsurların Adalet Sarayı çevresindeki mevzilerinden çekilmesinin ardından çarşamba günü bölgede iç güvenlik güçlerinin varlığı artırılmıştı. SDG’ye bağlı Terörle Mücadele Güçleri (HAT) ise salı günü mevzilerini İç Güvenlik Güçleri’ne teslim etti. Böylece hükümetin kent genelindeki güvenlik varlığı da güçlendirildi.

Şarku’l Avsat’a konuşan aktivistlere göre, bu gelişmelerin ardından Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tümgeneral Abdulkadir Tahhan ile Dış İstihbarat Başkanı Tuğgeneral Abdurrahman ed-Dabbağ, geniş bir güvenlik heyetiyle Haseke’ye geldi.

Devletin kontrolünün genişletilmesi talebi

Son gelişmeler, Haseke vilayetindeki çeşitli kent ve kasabalarda geçen cuma namazının ardından düzenlenen kitlesel barışçıl gösterilerin sonrasında yaşandı. Göstericiler, devlet otoritesinin tesis edilmesini ve devlet kurumlarının vilayetin bütün bölgelerindeki varlığının güçlendirilmesini talep etmişti.

Söz konusu gösteriler, SDG’nin ağustos ayının sonunda feshedildiğinin duyurulmasının ardından düzenlendi. Bu karar, 29 Ocak 2026’da Suriye hükümetiyle imzalanan anlaşma kapsamında alındı. Anlaşma, eski Özerk Yönetim’in sivil, güvenlik ve askerî kurumlarının devlet yapısına entegre edilmesini öngörüyordu.

Buna karşın Arap topluluğunun temsilcileri, entegrasyon süreci devam etmesine rağmen, Suriye devletinin vilayetin geniş kesimlerinde fiilî kontrol sağlayamadığını belirtiyor.

Kuzey Suriye’de yaşayan ve sosyal medyada faaliyet gösteren Arap topluluğu mensubu aktivist Suheyb el-Ya‘rubi, Haseke’deki sevinç gösterilerini yansıtan videolar paylaştı. Görüntülerden birinde yaşlı bir adamın bayrak göndere çekilirken “Allahuekber” diye bağırdığı görüldü.

Suriye bayrağının göndere çekilmesi törenine katılan resmî yetkililer ile vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla Haseke kentinde alınan güvenlik önlemleri (Haseke Medya Müdürlüğü)
Suriye bayrağının göndere çekilmesi törenine katılan resmî yetkililer ile vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla Haseke kentinde alınan güvenlik önlemleri (Haseke Medya Müdürlüğü)

El-Ya‘rubi, görüntülere eşlik eden paylaşımında, “Haseke halkının bugün yaşadığı sevinci görenler, son yıllarda ne kadar büyük baskı ve sıkıntılar yaşadıklarını anlayabilir” ifadelerini kullandı. Aktivist ayrıca, “İki yıl boyunca rejimin düşmesinin sevincinden mahrum bırakılmaktan daha ağır ne olabilir?” diye yazdı.

Taleplerimiz devlet kurumlarının bölgeye dönmesiydi

Haseke’deki Arap aşiretlerine mensup ve geçen cuma günü düzenlenen gösterilere katılım çağrısı yapan aktivist İbrahim el-Halebi, kentteki hızlı gelişmelerin Suriye hükümetinin halk hareketinin taleplerine verdiği bir cevap olduğunu söyledi.

El-Halebi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, feshedilen SDG’nin entegrasyon anlaşmasının maddelerini uygulamakta uzun süre oyalandığını belirtti. Bu maddelerin başında devlet egemenliğinin tesis edilmesi, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin geri dönmesinin sağlanmasının geldiğini ifade eden El-Halebi, bunun halk arasındaki gerilimi artırdığını belirtti.

El-Halebi ayrıca, SDG bünyesindeki bazı güvenlik ve siyasi çevrelerin Kürdistan İşçi Partisi’ne (PKK) bağlı olduğunu ve entegrasyon sürecine karşı çıktığını öne sürdü. Bu çevrelerin, Haseke’deki farklı toplumsal kesimleri kışkırtan tutumlar sergilediğini ifade etti.

Mevcut koşullarda güvenliğin sağlanması ve devlet kurumlarının bölgeye girişi için askerî bir operasyonun uygun olmayacağını düşündüklerini belirten el-Halebi, bu nedenle vilayet genelinde, özellikle Haseke kent merkezinde kitlesel gösteriler düzenlenmesi çağrısında bulunduklarını söyledi.

El-Halebi, amaçlarının devlete ve tüm taraflara Haseke’nin Suriye’nin bir parçası olduğunu hatırlatmak olduğunu belirterek, taleplerinin herhangi bir etnik, dinî veya toplumsal gruba karşı yöneltilmediğini vurguladı. “Taleplerimiz devlet kurumlarının bölgeye girmesi, güvenliğin sağlanması, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin geri dönmesiydi” dedi.

Suriye bayrağının göndere çekilmesi töreni sırasında Haseke kentinde devletin güvenlik güçleri, (Haseke Medya Müdürlüğü)
Suriye bayrağının göndere çekilmesi töreni sırasında Haseke kentinde devletin güvenlik güçleri, (Haseke Medya Müdürlüğü)

El-Halebi, gösterilerin önemli sonuçlar doğurduğunu savunarak, Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı’nın, yardımcısının ve geniş bir güvenlik heyetinin Haseke’ye geldiğini, ardından Adalet Sarayı’nın teslim edildiğini ve ulusal bayrağın Özgürlük Meydanı’ndaki en yüksek direğe çekildiğini söyledi. Binlerce kişinin meydanda toplanarak “Bir, bir; Suriye halkı birdir” sloganını attığını belirtti.

Halk hareketinin Suriye devletinin Haseke vilayetinde tam egemenlik kurmasına kadar devam edeceğini ifade eden el-Halebi, yaşananları bir etnik veya dinî grubun diğerine karşı zaferi olarak görmediklerini söyledi. Bunun Suriye halkının iradesinin zaferi olduğunu savunan el-Halebi, devlet dairelerinin ve kamu hizmetlerinin yeniden faaliyete geçmesini, güvenliğin sağlanmasını, tutukluların serbest bırakılmasını ve yerinden edilenlerin geri dönmesini beklediklerini dile getirdi.

Haseke vilayetinde, aralarında el-Halebi ve el-Ya‘rubi’nin de bulunduğu kuzey Suriye’deki aktivistlerin çağrısıyla yarın bugün yeni gösteriler düzenlenmesi için hazırlıklar sürüyor. “Tek bayrak, vatanın bayrağıdır” sloganıyla yapılması planlanan gösterilerde, Suriye’deki bütün toplumsal kesimleri temsil ettiği belirtilen ulusal bayrağın göndere çekilmesi hedefleniyor.


Sudan’da Minavi’den “devletin milislere desteği sürerse isyan ederiz” tehdidi

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)
TT

Sudan’da Minavi’den “devletin milislere desteği sürerse isyan ederiz” tehdidi

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)

Sudan’ın batısındaki Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi, devletin ülkede daha fazla milis gücü oluşturmayı sürdürmesini protesto ederek, yeniden silahlı isyana başvurabilecekleri uyarısında bulundu. Minavi’nin açıklamaları, güçlerinin Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) karşı Sudan ordusuyla birlikte savaştığı bir dönemde, siyasi ve askerî açıdan ne anlama geldiğine ilişkin yoğun tartışmalara yol açtı.

Minavi, çarşamba günü başkent Hartum’da düzenlenen halk toplantısında, “Milisleri destekleyen bir devlet istemiyoruz. Cancavid milislerini veya hangi ad altında olursa olsun herhangi bir milisi destekleyen devlete karşı isyan edeceğiz” dedi. Minavi, “hangi ad altında olursa olsun” ifadesini birkaç defa tekrarladı.

Darfur Valisi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sudanlı vergi mükelleflerinin parasıyla ya da bizim ve çocuklarımızın kanı pahasına herhangi bir Cancavid mensubunu veya milis üyesini getirip destekleyen bir devleti kabul etmeyeceğiz.”

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısına katılımının ardından Hartum’a dönüşünde düzenlenen karşılama sırasında Hartum Uluslararası Havalimanı’nda askerler (AFP)
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısına katılımının ardından Hartum’a dönüşünde düzenlenen karşılama sırasında Hartum Uluslararası Havalimanı’nda askerler (AFP)

Buna karşılık Minavi, Darfur’daki Ortak Güç ile Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin, HDK’nin kontrolündeki son bölgeyi kurtarmak için karada ve havada omuz omuza mücadele ettiğini söyledi. Minavi, bu açıklamayla HDK’nin kontrolünü tamamen elinde tuttuğu Darfur bölgesine işaret etti.

Minavi, Darfur’daki Ortak Güç’ü oluşturan silahlı grupların en büyüğü olan Sudan Kurtuluş Ordusu Hareketi’ne liderlik ediyor. Söz konusu güç, HDK’ye karşı savaşta Sudan ordusunun yanında yer alıyor. Ortak Güç bünyesinde ayrıca Maliye Bakanı Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi de bulunuyor.

Minavi, açıklamalarından yalnızca birkaç saat sonra X platformunda yayımladığı mesajla sözlerine açıklık getirdi. Milislere karşı çıktığı konuşmasının “Cancavid yanlısı bir medya mensubu tarafından çarpıtıldığını” öne sürdü. HDK mensuplarına atıfta bulunan Minavi, “Evet, sizin deneyiminizden ders çıkararak milislere karşı çıkıyorum. Siz ne kadar çarpıtır veya kışkırtırsanız kışkırtın, şu ana kadar sizden başka milis yok. İlk milis sizdiniz ve sonuncusu da siz olmalısınız” ifadelerini kullandı.

Minavi’nin tehdit olarak yorumlanan açıklamalarının, HDK’den ayrılarak Sudan ordusuna katılan bazı saha komutanlarını bir araya getirmesi beklenen ve “Batı Kalkanı” adıyla anılan yeni bir askerî ittifaka ilişkin kaygıları yansıttığı değerlendirmeleri yapıldı. Söz konusu komutanların çoğunun Darfur’daki Arap topluluklarından geldiği belirtiliyor.

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi, 26 Kasım 2025’te Sudan’ın kuzeyindeki bir yerinden edilmiş kişiler kampını ziyareti sırasında (AFP).
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi, 26 Kasım 2025’te Sudan’ın kuzeyindeki bir yerinden edilmiş kişiler kampını ziyareti sırasında (AFP).

Öte yandan, HDK’ye karşı savaşta ordunun başlıca müttefiklerinden biri olan Minavi’nin açıklamaları, hükümet yanlıları arasında öfke ve sert tepkilere neden oldu. Hükümet yanlısı bazı isimler, sosyal medya üzerinden Minavi’yi hedef aldı. Bu kesimden bazıları, açıklamaları ordunun açıkça tehdit edilmesi olarak yorumladı. Söz konusu yorumlarda, ordunun HDK’den ayrılan grupları kendi bünyesinde toplamasının, müttefik silahlı gruplar arasındaki olası çatışmalara karşı bir önlem olduğu ileri sürüldü.

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynaklar, Sudan ordusu veya HDK saflarında savaşan silahlı grupların büyük bölümünün, aksini iddia etseler de aşiret ve bölgesel aidiyetler temelinde şekillendiğini belirtti. Kaynaklar, devletin ve ordunun denetimi dışında faaliyet gösteren çok sayıda milisin Sudan’ın geleceği açısından ciddi bir endişe kaynağı olduğunu vurguladı.

Nisan 2023’te savaşın başlamasından bu yana milis gruplarının sayısındaki artışın, ülkenin farklı bölgelerinde yeni savaş ve silahlı çatışmaların patlak vermesi ihtimaline ilişkin kaygıları artırdığı ifade edildi.

Minavi’ye yönelik yoğun eleştiriler, onun geçmişteki bir isyan girişimini de yeniden gündeme getirdi. Minavi, 2013 yılında devrik Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminde üst düzey yardımcılık görevini yürütürken ikinci kez isyan etmişti.

Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan, 26 Mart 2025’te başkanlık sarayında (Reuters)
Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan, 26 Mart 2025’te başkanlık sarayında (Reuters)

Minavi’nin destekçileri ise açıklamalarının, Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ın bütün silahlı grupların orduya entegre edilmesi yönündeki tutumuyla tamamen örtüştüğünü savundu.

Minavi’nin hareketinin yanı sıra Maliye Bakanı Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi ile Sudan İttifak Güçleri’ni de bünyesinde barındıran Ortak Güç, HDK’ye karşı sahada faaliyet gösteren önemli silahlı oluşumlar arasında yer alıyor. Bu güçlere bağlı birlikler, hâlihazırda Kurdufan ve Darfur bölgelerinde devam eden askerî operasyonlara katılıyor.