Arap Birliği Genel Sekreteri Ebu Gayt: Cezayir zirvesi Kasım’da yapılacak

Suriye’nin Arap Birliği’ne dönüşü hakkında henüz bir uzlaşma söz konusu değil. Ukrayna’daki krizi takip etmek için altı ülkeden oluşan bir Arap komitesi kuruldu

Arap dışişleri bakanları dün Kahire'de bir araya geldi (EPA)
Arap dışişleri bakanları dün Kahire'de bir araya geldi (EPA)
TT

Arap Birliği Genel Sekreteri Ebu Gayt: Cezayir zirvesi Kasım’da yapılacak

Arap dışişleri bakanları dün Kahire'de bir araya geldi (EPA)
Arap dışişleri bakanları dün Kahire'de bir araya geldi (EPA)

Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt “Cezayir’in Arap dışişleri bakanlarına, ev sahipliği yapacağı gelecek Arap zirvesini 1-2 Kasım’da düzenlemeyi planladığını bildirdiğini” ve Arap dışişleri bakanlarının da bu tarihi onayladığını açıkladı.
Arap Birliği’nin bakanlar düzeyindeki 157. oturumunun çalışmalarına Lübnan Dışişleri Bakanı Abdullah Buhabib’in başkanlığında başlandı.
Oturumun ardından düzenlenen basın toplantısında Ebu Gayt, Cezayir Dışişleri Bakanı Ramtane Lamamra'nın istişare toplantısında ülkesinin Arap zirvesinin yapılması için 1-2 Kasım tarihini önerdiğini ve hazırlıklara ilişkin bir raporu incelediğini söylediğini belirtti.
Ebu Gayt yaptığı açıklamada “Arap ülkeleri, zirvenin yapılacağı tarih için Cezayir'in sunduğu öneriyi kabul ettiler ve itiraz eden olmadı. Böylece 1-2 Kasım, Cezayir'deki Arap zirvesi için kararlaştırılan tarih oldu. Öncesinde bir dışişleri bakanları toplantısı ve iki gün boyunca Arap ülkelerinin daimi delegelerinin toplantısı olacak” ifadelerini kullandı.
Ebu Gayt, 24-25 Ekim'den 2 Kasım'a kadar Cezayir'de ortak Arap faaliyetlerine yönelik yoğun bir çalışma dönemi olacağını da sözlerine ekledi.
Suriye’nin Arap Birliği’ndeki koltuğuna geri dönmesi hakkında Ebu Gayt şu ifadeleri kullandı:
“Bu konu dün ne genel bağlamda ne genel Arap çerçevesinde ne istişare toplantısında ne de Arap Birliği'nin olağan oturumunun bakanlar düzeyindeki toplantılarında tartışıldı. Çünkü bu konu Arap ülkeleri arasındaki ikili temaslara bırakılacak. Üyeliğin iade edilmesi konusunda bir uzlaşma olursa gereği yapılacaktır. Ancak böyle bir uzlaşma henüz göremedim.”
Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu el-Gayt, Cezayir'in bir sonraki Arap zirvesinin etkili bir Arap birliği sağlamanın ve zorluklarla mücadele etmenin başlangıcı olmasını arzuladığını vurguladı. Cezayir’in bu zirveyi, önceki toplantıları ve Arap liderleri ile Arap dışişleri bakanları arasındaki istişare oturumunu düzenleme konusundaki fikrini sunduğuna işaret ederek bununla Arap çalışmalarının performansının iyileştirilmesinin umulduğunu kaydetti.
Ebu Gayt bugün 18 Arap ülkesinin dışişleri bakanlarının toplantıya katılmasının Arap ülkelerinin ortak Arap eylemini canlandırma arzusunu yansıttığına işaret etti. Rusya'nın Ukrayna'daki askeri operasyonunun yansımalarını tartıştıklarını ifade eden Ebu el-Gayt, bunun başta enerji ve tahıl fiyatları ile ilgili olarak ekonomik alanda olmak üzere çeşitli Arap ülkeleri üzerindeki etkileri konusunda uyarı bulundu ve bu konunun geniş çaplı tartışmalar ile ele alındığını söyledi.
Ukrayna krizini takip etmek, ilgili tüm taraflarla iletişim kurmak ve onları krize siyasi bir çözüm bulmaya teşvik etmek için altı Arap ülkesinden (Cezayir, Sudan, Irak, Mısır, Ürdün ve BM Güvenlik Konseyi'nin Arap üyesi (Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)) oluşan bakanlar düzeyinde bir iletişim komitesi oluşturulduğunu açıkladı.
Ebu Gayt “Arap dışişleri bakanları, 28 Şubat'ta daimi delegelerin krize diplomatik ve siyasi bir çözüm bulunması çağrısında bulunduğu açıklamasına dahil edilmek üzere ek bir açıklama yayınlama konusunda anlaştılar” dedi.
Ebu Gayt “Krizi sona erdirmek için hızlıca bir uzlaşmaya varılması gerekiyor. Zira bu, durumların istikrara kavuşmasını sağlayacaktır. Küresel sistemin değişmesi ile ilgili çok fazla konuşma dönüyor. Ancak küresel sistem, Dünya Savaşı'ndan sonra üç tarafın (ABD, Sovyetler Birliği ve Birleşik Krallık) üzerinde anlaşmaya vardığı şey ile yönetilmekte, ki Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası ve tüm büyük kurumlar ve düzenlemeler buna göre oluşturulmuş durumda” dedi.
Ebu Gayt açıklamasının devamında “Uluslararası sistemin değiştirilmesinden yani BM Güvenlik Konseyi'nin statüsünün değiştirilmesinden söz ediliyor. Batı dünyasında bazılarının dile getirdiği bu düşünceleri sınırlayan şeyler var. Zira BM şartları ancak BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyelerinin onayı ile değiştirilebilir. Yine de Ukrayna krizinden dolayı uluslararası durum risk altında. Çünkü askeri çatışmalara, yani nükleer güce itilen bir taraf var. Bu dikkat edilmesi gereken bir durum. Ne kadar sürerse sürsün uzlaşmalara yol açan diplomatik çalışmalardan yanayım” dedi.
Öte yandan Lübnan Dışişleri Bakanı “Arapların Ukrayna krizine karşı ortak bir duruş benimsediklerini ve ayrıca uluslararası kurumları politize etmeme vurgusu yaptıklarını” kaydetti.
Arap Birliği tarafından yapılan açıklamada Arap ülkelerinin dışişleri bakanları “Arap ülkeleri, devletlerin egemenliğini, bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü korumaya dayanan uluslararası hukuk ilkelerine ve BM Şartı'na bağlıdır. Diplomatik bir çözüme ulaşmak için mümkün olan en kısa sürede çalışmalar yapılması gerekiyor. Arap Birliği, masumların akan kanlarını durduracak ve trajik insani durumun kötüleşmesini engelleyecek şekilde bu krizden çıkmanın tek yolunun diplomasi olduğuna inanmaktadır” ifadelerini kullandılar.
Arap Birliği “Arap ülkeleri, tansiyonu yükseltme eğilimini sürdürme tehlikesinden ötürü çeşitli alanlarda teknik yapıdaki uluslararası ve uzman örgütlerin çalışmalarını politize etmemeye, artan siyasi ve diplomatik çatışmalardan kaçınmaya ve uluslararası standartların çifte standartlığından uzak durmaya bağlılıklarını teyit etmektedirler” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesi hakkında ‘Arap bakanları toplantısı’ kapsamında üçlü bir görüşme yapan Mısır, Ürdün ve Filistin dışişleri bakanları “1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını sağlayacak kapsamlı, adil ve kalıcı bir barışa ulaşmak amacıyla Filistinli ve İsrailli taraflar arasında ciddi müzakerelerin başlatılması için uygun bir ortam oluşturmaya yönelik çabaların sürdürülmesi” çağrısında bulundular.
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Ürdün Başbakan Yardımcısı, Dışişleri ve Yurtdışında Yaşayan Ürdünlüler Bakanı Eymen es-Safadi ve Filistin Dışişleri ve Yurtdışında Yaşayan Filistinliler Bakanı Riyad el-Maliki, bu amacı gerçekleştirmek amacıyla ilgili tarafların barış süreci dosyasına aktif olarak katılmaları ve iki devletli bir çözüme ulaşılması ve bölgede arzu edilen barışı tesis etme fırsatlarını baltalayan her şey ile mücadele etme arzularını dile getirdiler.
Öte yandan Arap Birliği’nin dışişleri bakanları düzeyindeki toplantısında İran'la yaşanan krizdeki gelişmelerin takibi ve İran’ın Arap ülkelerinin iç işlerine müdahalesine karşı koymanın yollarıyla ilgili Arap Dörtlüsü Bakanlar Komitesi tarafından alınan bir karar onaylandı. Komite İran'ın Arap ülkelerinin iç işlerine müdahalesinin devam etmesini ve aynı zamanda İranlı yetkililerin Arap ülkelerine yönelik devam eden kışkırtıcı açıklamalarını kınadı.
Komite, Arap Birliği’nin 157. oturumunun toplantılarının aralarında Suudi Arabistan başkanlığındaki toplantısının akabinde yaptığı açıklamada “İran'ın Arap ülkelerindeki mezhepsel ve partizan duyguları körüklemesinden, Arap ülkelerindeki terör ve sabotaj eylemlerine destek vermeye devam etmesinden, balistik füze programını ve diğer füze türlerini geliştirmeyi sürdürmesinden ve bunları terörist Husi milislerine tedarik etmeye devam etmesinden duyduğu derin endişeyi” dile getirdi.
Aynı zamanda ‘Türkiye’nin Arap ülkelerinin iç işlerine yönelik müdahalelerini takip eden Arap Bakanlar Komitesi’ de “Türkiye’nin birçok Arap ülkesinin topraklarında askeri varlığının devam etmesinden, Arap ülkelerinin iç işlerine yönelik müdahalelerinden ve BM Güvenlik Konseyi’nin Libya'ya silah ambargosu uygulanmasıyla ilgili kararlarını tekrar tekrar ihlal etmesinden” endişe duyduğunu dile getirdi.
Komite, Türk kuvvetlerinin Irak, Libya ve Suriye'de bulunmasının meşru olmadığını ve “Türkiye'nin kuvvetlerini kayıtsız şartsız derhal geri çekmesi gerektiğini” vurguladı.



Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
TT

Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)

Irak Kürdistan Bölgesi Terörle Mücadele Birimi, dün akşam İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kaldığı bir kampın, Erbil vilayetine bağlı Xebat ilçesinde iki insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındığını açıkladı. Kamp, Bağdat’ın yaklaşık 450 kilometre kuzeyinde bulunuyor.

Bölgedeki Terörle Mücadele Birimi tarafından yapılan açıklamada, kurumun elde ettiği bilgilere göre Erbil vilayetinin Xebat ilçesine bağlı Rizgari nahiyesindeki İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampına dün akşam patlayıcı yüklü iki SİHA ile saldırı düzenlendiği belirtildi.

Açıklamada, saldırıda can kaybı yaşanmadığı kaydedildi.


Suriye bayrağı Haseke’de ilk kez göndere çekildi

Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
TT

Suriye bayrağı Haseke’de ilk kez göndere çekildi

Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)

Suriye’nin Haseke kentinde, 29 Ocak 2026 tarihli anlaşmanın uygulanmasına ilişkin son bir haftada yaşanan hızlı gelişmeler kapsamında, Özgürlük Meydanı’nda dün ulusal bayrak en yüksek direğe çekildi. Törene çok sayıda vatandaş ve resmî yetkili katılırken, hükümet yetkilileri de yargı sistemini yeniden işler hâle getirmek amacıyla Adalet Sarayı’nda incelemelerde bulundu.

Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el-Hilali Şarku’l Avsat’a yaptığı kısa açıklamada, kent merkezindeki ana meydanda ulusal bayrağın geniş halk ve resmî katılımla göndere çekildiğini belirtti. Hilali, törene Haseke Valisi Nureddin Ahmed’in yanı sıra bölgeden Halk Meclisi üyelerinin, askerî yetkililerin ve güvenlik yetkililerinin katıldığını söyledi.

Tören sırasında kentin farklı mahallelerinden gelen vatandaşlar ana meydanda toplandı. Kalabalık, devletin vilayet üzerindeki kontrolünü tamamen sağlaması yönünde sloganlar attı.

Etkinlik, katılımcıların ve vatandaşların güvenliğini, kamu ve özel mülklerin korunmasını sağlamak amacıyla kent genelinde, özellikle merkezde yoğun iç güvenlik güçlerinin konuşlandırıldığı bir ortamda gerçekleştirildi.

Suriye’de eski rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez Haseke kent merkezinde Suriye bayrağının göndere çekilmesi sırasında Suriyeli yetkililer (Haseke Valiliği)
Suriye’de eski rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez Haseke kent merkezinde Suriye bayrağının göndere çekilmesi sırasında Suriyeli yetkililer (Haseke Valiliği)

Haseke İç Güvenlik Güçleri tören öncesinde yayımladığı açıklamada, toplu etkinlikler sırasında silah taşınmasını ve havai fişek kullanılmasını yasakladı. Açıklamada, güvenliği bozabilecek veya vatandaşların hayatını tehlikeye atabilecek davranışlardan kaçınılması gerektiği vurgulandı. Güvenlik güçleri, ihlallere müsamaha gösterilmeyeceğini ve sorumlular hakkında gerekli yasal işlemlerin uygulanacağını bildirdi.

Adalet Sarayı’nda inceleme

Haseke kent merkezinde bayrak töreni düzenlenirken Vali Yardımcısı Hilali, vilayetin başsavcısı Yargıç Gazi eş-Şeyh İbrahim ile birlikte Adalet Sarayı binasında incelemelerde bulundu. Hilali, ziyaretin amacının “yargı sistemini işler hâle getirmek için uygun koşulları hazırlamak” olduğunu belirtti.

Bu gelişmelerden önce, feshedilen Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı unsurların Adalet Sarayı çevresindeki mevzilerinden çekilmesinin ardından çarşamba günü bölgede iç güvenlik güçlerinin varlığı artırılmıştı. SDG’ye bağlı Terörle Mücadele Güçleri (HAT) ise salı günü mevzilerini İç Güvenlik Güçleri’ne teslim etti. Böylece hükümetin kent genelindeki güvenlik varlığı da güçlendirildi.

Şarku’l Avsat’a konuşan aktivistlere göre, bu gelişmelerin ardından Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tümgeneral Abdulkadir Tahhan ile Dış İstihbarat Başkanı Tuğgeneral Abdurrahman ed-Dabbağ, geniş bir güvenlik heyetiyle Haseke’ye geldi.

Devletin kontrolünün genişletilmesi talebi

Son gelişmeler, Haseke vilayetindeki çeşitli kent ve kasabalarda geçen cuma namazının ardından düzenlenen kitlesel barışçıl gösterilerin sonrasında yaşandı. Göstericiler, devlet otoritesinin tesis edilmesini ve devlet kurumlarının vilayetin bütün bölgelerindeki varlığının güçlendirilmesini talep etmişti.

Söz konusu gösteriler, SDG’nin ağustos ayının sonunda feshedildiğinin duyurulmasının ardından düzenlendi. Bu karar, 29 Ocak 2026’da Suriye hükümetiyle imzalanan anlaşma kapsamında alındı. Anlaşma, eski Özerk Yönetim’in sivil, güvenlik ve askerî kurumlarının devlet yapısına entegre edilmesini öngörüyordu.

Buna karşın Arap topluluğunun temsilcileri, entegrasyon süreci devam etmesine rağmen, Suriye devletinin vilayetin geniş kesimlerinde fiilî kontrol sağlayamadığını belirtiyor.

Kuzey Suriye’de yaşayan ve sosyal medyada faaliyet gösteren Arap topluluğu mensubu aktivist Suheyb el-Ya‘rubi, Haseke’deki sevinç gösterilerini yansıtan videolar paylaştı. Görüntülerden birinde yaşlı bir adamın bayrak göndere çekilirken “Allahuekber” diye bağırdığı görüldü.

Suriye bayrağının göndere çekilmesi törenine katılan resmî yetkililer ile vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla Haseke kentinde alınan güvenlik önlemleri (Haseke Medya Müdürlüğü)
Suriye bayrağının göndere çekilmesi törenine katılan resmî yetkililer ile vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla Haseke kentinde alınan güvenlik önlemleri (Haseke Medya Müdürlüğü)

El-Ya‘rubi, görüntülere eşlik eden paylaşımında, “Haseke halkının bugün yaşadığı sevinci görenler, son yıllarda ne kadar büyük baskı ve sıkıntılar yaşadıklarını anlayabilir” ifadelerini kullandı. Aktivist ayrıca, “İki yıl boyunca rejimin düşmesinin sevincinden mahrum bırakılmaktan daha ağır ne olabilir?” diye yazdı.

Taleplerimiz devlet kurumlarının bölgeye dönmesiydi

Haseke’deki Arap aşiretlerine mensup ve geçen cuma günü düzenlenen gösterilere katılım çağrısı yapan aktivist İbrahim el-Halebi, kentteki hızlı gelişmelerin Suriye hükümetinin halk hareketinin taleplerine verdiği bir cevap olduğunu söyledi.

El-Halebi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, feshedilen SDG’nin entegrasyon anlaşmasının maddelerini uygulamakta uzun süre oyalandığını belirtti. Bu maddelerin başında devlet egemenliğinin tesis edilmesi, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin geri dönmesinin sağlanmasının geldiğini ifade eden El-Halebi, bunun halk arasındaki gerilimi artırdığını belirtti.

El-Halebi ayrıca, SDG bünyesindeki bazı güvenlik ve siyasi çevrelerin Kürdistan İşçi Partisi’ne (PKK) bağlı olduğunu ve entegrasyon sürecine karşı çıktığını öne sürdü. Bu çevrelerin, Haseke’deki farklı toplumsal kesimleri kışkırtan tutumlar sergilediğini ifade etti.

Mevcut koşullarda güvenliğin sağlanması ve devlet kurumlarının bölgeye girişi için askerî bir operasyonun uygun olmayacağını düşündüklerini belirten el-Halebi, bu nedenle vilayet genelinde, özellikle Haseke kent merkezinde kitlesel gösteriler düzenlenmesi çağrısında bulunduklarını söyledi.

El-Halebi, amaçlarının devlete ve tüm taraflara Haseke’nin Suriye’nin bir parçası olduğunu hatırlatmak olduğunu belirterek, taleplerinin herhangi bir etnik, dinî veya toplumsal gruba karşı yöneltilmediğini vurguladı. “Taleplerimiz devlet kurumlarının bölgeye girmesi, güvenliğin sağlanması, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin geri dönmesiydi” dedi.

Suriye bayrağının göndere çekilmesi töreni sırasında Haseke kentinde devletin güvenlik güçleri, (Haseke Medya Müdürlüğü)
Suriye bayrağının göndere çekilmesi töreni sırasında Haseke kentinde devletin güvenlik güçleri, (Haseke Medya Müdürlüğü)

El-Halebi, gösterilerin önemli sonuçlar doğurduğunu savunarak, Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı’nın, yardımcısının ve geniş bir güvenlik heyetinin Haseke’ye geldiğini, ardından Adalet Sarayı’nın teslim edildiğini ve ulusal bayrağın Özgürlük Meydanı’ndaki en yüksek direğe çekildiğini söyledi. Binlerce kişinin meydanda toplanarak “Bir, bir; Suriye halkı birdir” sloganını attığını belirtti.

Halk hareketinin Suriye devletinin Haseke vilayetinde tam egemenlik kurmasına kadar devam edeceğini ifade eden el-Halebi, yaşananları bir etnik veya dinî grubun diğerine karşı zaferi olarak görmediklerini söyledi. Bunun Suriye halkının iradesinin zaferi olduğunu savunan el-Halebi, devlet dairelerinin ve kamu hizmetlerinin yeniden faaliyete geçmesini, güvenliğin sağlanmasını, tutukluların serbest bırakılmasını ve yerinden edilenlerin geri dönmesini beklediklerini dile getirdi.

Haseke vilayetinde, aralarında el-Halebi ve el-Ya‘rubi’nin de bulunduğu kuzey Suriye’deki aktivistlerin çağrısıyla yarın bugün yeni gösteriler düzenlenmesi için hazırlıklar sürüyor. “Tek bayrak, vatanın bayrağıdır” sloganıyla yapılması planlanan gösterilerde, Suriye’deki bütün toplumsal kesimleri temsil ettiği belirtilen ulusal bayrağın göndere çekilmesi hedefleniyor.


Sudan’da Minavi’den “devletin milislere desteği sürerse isyan ederiz” tehdidi

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)
TT

Sudan’da Minavi’den “devletin milislere desteği sürerse isyan ederiz” tehdidi

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin destekçileri, geçen cumartesi günü New York’tan dönüşünde Hartum Havalimanı’nda kendisini karşıladı (AFP)

Sudan’ın batısındaki Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi, devletin ülkede daha fazla milis gücü oluşturmayı sürdürmesini protesto ederek, yeniden silahlı isyana başvurabilecekleri uyarısında bulundu. Minavi’nin açıklamaları, güçlerinin Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) karşı Sudan ordusuyla birlikte savaştığı bir dönemde, siyasi ve askerî açıdan ne anlama geldiğine ilişkin yoğun tartışmalara yol açtı.

Minavi, çarşamba günü başkent Hartum’da düzenlenen halk toplantısında, “Milisleri destekleyen bir devlet istemiyoruz. Cancavid milislerini veya hangi ad altında olursa olsun herhangi bir milisi destekleyen devlete karşı isyan edeceğiz” dedi. Minavi, “hangi ad altında olursa olsun” ifadesini birkaç defa tekrarladı.

Darfur Valisi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sudanlı vergi mükelleflerinin parasıyla ya da bizim ve çocuklarımızın kanı pahasına herhangi bir Cancavid mensubunu veya milis üyesini getirip destekleyen bir devleti kabul etmeyeceğiz.”

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısına katılımının ardından Hartum’a dönüşünde düzenlenen karşılama sırasında Hartum Uluslararası Havalimanı’nda askerler (AFP)
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi’nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısına katılımının ardından Hartum’a dönüşünde düzenlenen karşılama sırasında Hartum Uluslararası Havalimanı’nda askerler (AFP)

Buna karşılık Minavi, Darfur’daki Ortak Güç ile Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin, HDK’nin kontrolündeki son bölgeyi kurtarmak için karada ve havada omuz omuza mücadele ettiğini söyledi. Minavi, bu açıklamayla HDK’nin kontrolünü tamamen elinde tuttuğu Darfur bölgesine işaret etti.

Minavi, Darfur’daki Ortak Güç’ü oluşturan silahlı grupların en büyüğü olan Sudan Kurtuluş Ordusu Hareketi’ne liderlik ediyor. Söz konusu güç, HDK’ye karşı savaşta Sudan ordusunun yanında yer alıyor. Ortak Güç bünyesinde ayrıca Maliye Bakanı Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi de bulunuyor.

Minavi, açıklamalarından yalnızca birkaç saat sonra X platformunda yayımladığı mesajla sözlerine açıklık getirdi. Milislere karşı çıktığı konuşmasının “Cancavid yanlısı bir medya mensubu tarafından çarpıtıldığını” öne sürdü. HDK mensuplarına atıfta bulunan Minavi, “Evet, sizin deneyiminizden ders çıkararak milislere karşı çıkıyorum. Siz ne kadar çarpıtır veya kışkırtırsanız kışkırtın, şu ana kadar sizden başka milis yok. İlk milis sizdiniz ve sonuncusu da siz olmalısınız” ifadelerini kullandı.

Minavi’nin tehdit olarak yorumlanan açıklamalarının, HDK’den ayrılarak Sudan ordusuna katılan bazı saha komutanlarını bir araya getirmesi beklenen ve “Batı Kalkanı” adıyla anılan yeni bir askerî ittifaka ilişkin kaygıları yansıttığı değerlendirmeleri yapıldı. Söz konusu komutanların çoğunun Darfur’daki Arap topluluklarından geldiği belirtiliyor.

Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi, 26 Kasım 2025’te Sudan’ın kuzeyindeki bir yerinden edilmiş kişiler kampını ziyareti sırasında (AFP).
Darfur Bölgesi Valisi Minni Arko Minavi, 26 Kasım 2025’te Sudan’ın kuzeyindeki bir yerinden edilmiş kişiler kampını ziyareti sırasında (AFP).

Öte yandan, HDK’ye karşı savaşta ordunun başlıca müttefiklerinden biri olan Minavi’nin açıklamaları, hükümet yanlıları arasında öfke ve sert tepkilere neden oldu. Hükümet yanlısı bazı isimler, sosyal medya üzerinden Minavi’yi hedef aldı. Bu kesimden bazıları, açıklamaları ordunun açıkça tehdit edilmesi olarak yorumladı. Söz konusu yorumlarda, ordunun HDK’den ayrılan grupları kendi bünyesinde toplamasının, müttefik silahlı gruplar arasındaki olası çatışmalara karşı bir önlem olduğu ileri sürüldü.

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynaklar, Sudan ordusu veya HDK saflarında savaşan silahlı grupların büyük bölümünün, aksini iddia etseler de aşiret ve bölgesel aidiyetler temelinde şekillendiğini belirtti. Kaynaklar, devletin ve ordunun denetimi dışında faaliyet gösteren çok sayıda milisin Sudan’ın geleceği açısından ciddi bir endişe kaynağı olduğunu vurguladı.

Nisan 2023’te savaşın başlamasından bu yana milis gruplarının sayısındaki artışın, ülkenin farklı bölgelerinde yeni savaş ve silahlı çatışmaların patlak vermesi ihtimaline ilişkin kaygıları artırdığı ifade edildi.

Minavi’ye yönelik yoğun eleştiriler, onun geçmişteki bir isyan girişimini de yeniden gündeme getirdi. Minavi, 2013 yılında devrik Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminde üst düzey yardımcılık görevini yürütürken ikinci kez isyan etmişti.

Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan, 26 Mart 2025’te başkanlık sarayında (Reuters)
Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan, 26 Mart 2025’te başkanlık sarayında (Reuters)

Minavi’nin destekçileri ise açıklamalarının, Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ın bütün silahlı grupların orduya entegre edilmesi yönündeki tutumuyla tamamen örtüştüğünü savundu.

Minavi’nin hareketinin yanı sıra Maliye Bakanı Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi ile Sudan İttifak Güçleri’ni de bünyesinde barındıran Ortak Güç, HDK’ye karşı sahada faaliyet gösteren önemli silahlı oluşumlar arasında yer alıyor. Bu güçlere bağlı birlikler, hâlihazırda Kurdufan ve Darfur bölgelerinde devam eden askerî operasyonlara katılıyor.