İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, nükleer anlaşma müzakereleri ile Erbil'in hedef alınması olayını üstü kapalı olarak birbiriyle ilişkilendirdi

ABD Dışişleri Bakanlığı: Moskova’nın taleplerinden geri adım atmaması halinde alternatif bir anlaşma yapılabilir

Dün ABD’nin Tahran'daki eski büyükelçilik binası duvarına çizili resmin önünden geçen iki İranlı (AFP)
Dün ABD’nin Tahran'daki eski büyükelçilik binası duvarına çizili resmin önünden geçen iki İranlı (AFP)
TT

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, nükleer anlaşma müzakereleri ile Erbil'in hedef alınması olayını üstü kapalı olarak birbiriyle ilişkilendirdi

Dün ABD’nin Tahran'daki eski büyükelçilik binası duvarına çizili resmin önünden geçen iki İranlı (AFP)
Dün ABD’nin Tahran'daki eski büyükelçilik binası duvarına çizili resmin önünden geçen iki İranlı (AFP)

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani, Avusturya'nın başkenti Viyana’da nükleer anlaşmayı canlandırmayı amaçlayan diplomatik çabalarla Erbil’de İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) üstlendiği ve Tahran’ın ‘İsrail ait merkezler’ olarak adlandırdığı noktalara düzenlenen balistik füzeli saldırıyı üstü kapalı olarak birbiriyle ilişkilendirdi.
Ülkenin çıkarları ve ulusal güvenliğinin akıllıca savunulması için sahada ve diplomatik alanda birlikte hareket edilmesi gerektiğine işaret eden Şemhani, Twitter hesabından yaptığı ve ‘#Viyana_müzakereleri’ ve ‘#Siyonist_varlığın_cezalandırılması’ etiketlerini kullandığı açıklamada, Doğu'ya ve Batı'ya güvenmenin İran halkının haklarını ve güvenliğini sağlamayacağını yazdı.
İranlı yetkililerin açıklamalarında kullandıkları ‘saha’ ifadesi, DMO'nun faaliyetlerini, özellikle yurtdışı kolu olan Kudüs Gücü'nün rolüne işaret ediyor. Saha ifadesi, eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'in geçtiğimiz yıl Nisan ayında sızdırılan ses kaydında da yer almıştı. Zarif, söz konusu ses kaydında DMO'nun bölgesel faaliyetleri ile Dışişleri Bakanlığı'nın diplomatik çalışmalarının paralel olmamasını eleştiriyor.
İranlı yetkililer, her ne kadar müzakerelerdeki son tutumundan sonra Rusya'yı suçlamaktan kaçınıp ABD’yi suçlamaya devam etseler de Şemhani tweetinde, Rusya'nın Viyana müzakerelerindeki tutumuna işaret ediyordu.
Şemhani, birçok kez, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in ABD yaptırımlarına karşı koymayı amaçlayan uzun vadeli bir plan çerçevesinde Batı'ya açılım politikasına alternatif olarak istediği doğuya yönelme stratejisine göre İran'ın Rusya ve Çin ile yakınlaşmasını savundu.
Şemhani bu açıklamaları, DMO'nun Erbil’deki saldırıyı üstlenmesinden ve İran’ın nükleer programıyla ilgili anlaşmayı yeniden canlandırmayı amaçlayan ve ilgili taraflarca son aşamasına geldiği kabul edilen Viyana’daki müzakerelerin Moskova'nın, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali zemininde Washington'dan birtakım garantiler talep etmesinden günler sonra ‘dış faktörlerin’ bir sonucu olarak müzakereleri çöküşün eşiğine getiren sınırsız bir duraklama dönemine girmesinden saatler sonra yaptı.
Fransa, İngiltere ve Almanya önceki gün Rusya’ya bir uyarıda bulundular. Üç ülke tarafından yapılan ortak açıklamada, “Kimse, plandan ayrı güvenceler elde etmek için nükleer anlaşma müzakerelerini kullanmaya çalışmamalı” denildi. Bu durumun anlaşmayı çökmenin eşiğine getirmekle tehdit ettiği vurgulanan açıklamada, masadaki anlaşmanın acilen sonuçlandırılması gerektiği belirtildi.
ABD’nin seçenekleri
Washington, Rusya'nın taleplerini kabul etmeyeceğini daha önce açıklamıştı. Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkilinin yaptığı açıklamada, ABD'nin Ukrayna ile ilgili muafiyetler vererek Rusya ile müzakere etmeyeceğini, bunun yerine bir an önce alternatif bir anlaşmaya varmaya çalışacağını ve Moskova’nın taleplerinin ‘anlaşmaya varmanın önündeki en tehlikeli engel’ olarak tanımlayarak Kremlin'in son dakika taleplerinden geri adım atmaması halinde Rusya'nın anlaşmanın tarafları arasından çıkarılacağını söylediğini aktardı.
WSJ’ye göre ABD ve ortakları için ABD tarafından uygulanan bazı yaptırımların hafifletilmesi karşılığında İran'ın nükleer faaliyetlerinin bazılarını donduracağı geçici bir anlaşmaya varma seçenekleri var. Gazeteye konuşan yetkili, “Çeşitli alternatiflere açık olacağımızı düşünüyorum. Bu alternatiflerin neler olabileceğini düşünmeye başladık. Bu noktada hiçbir şeyi göz ardı etmeyeceğiz” dedi.
Ancak Tahran’ın Washington tarafından uygulanan yaptırımların tamamını kaldırana kadar müzakerecilerinin ABD ile doğrudan görüşmesine izin vermeyi reddetmesi, İran'la yeni bir anlaşmayı yeniden formüle etme girişimlerini daha da karmaşık hale getiriyor. WSJ’ye göre herhangi bir yeni anlaşma, ABD Kongresi'ne tüm anlaşmayı derinlemesine incelemesi için zaman verecek olan bir mevzuatın yürürlüğe girmesine de yol açacak.
Öte yandan Fransız Haber Ajansı (AFP), Katar Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani’nin bugün Moskova'da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile bir araya gelerek Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik askeri saldırısını ve İran ile yeni bir nükleer anlaşma yapılmasını engellemesine ilişkin müzakere taleplerini görüşeceğini bildirdi. Buna karşın Bloomberg Haber Ajansı, bir kaynağın, Katarlı Bakanın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile de görüşebileceğini söylediğini aktardı.
Katar Dışişleri Bakanı, ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ve İranlı mevkidaşı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile Rusya'nın nükleer müzakerelere ilişkin yeni talepleri hakkında görüştükten birkaç saat sonra Moskova'ya gitti.
Bu arada Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu dün yaptığı açıklamada, Ankara’nın Rusya'nın 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmayı canlandırma müzakereleri sırasında pasif bir tutum sergilememesini umduğunu söyledi.
Reuters’ın haberine göre Çavuşoğlu, Antalya Diplomatik Forumu’ndan gazetecilere yaptığı açıklamada, Moskova'nın sergileyeceği herhangi bir olumsuz tutumun Rusya dahil herkesi etkileyeceğini söyledi. İran ve büyük güçler (Fransa, İngiltere, Almanya, Rusya ve Çin), Tahran'ın nükleer programıyla ilgili 2015 yılında imzalanan anlaşmayı canlandırmak için aylardır Viyana'da müzakereler gerçekleştiriyorlar. 2018 yılında anlaşmadan çekilen ABD, müzakerelere dolaylı olarak katılıyor.
İran merkezli haber siteleri, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade'nin dün yaptığı açıklamada, “Henüz anlaşma noktasına ulaşmadık. Rusya'nın geçtiğimiz günlerde yeni taleplerde bulunduğunu herkes biliyor. Tüm ülkeler, iddialarını ileri sürme ve bunları Viyana'daki Ortak Komisyon'da tartışmaya açma hakkına sahiptir” dediğini aktardılar.
Rusya'nın talebiyle ilgili açıklamalarını sürdüren Hatibzade şunları söyledi:
“Ulusal çıkarlarımıza göre hareket ediyoruz, Amerikalılarla aramızdaki çözülmemiş sorunlarda bir çözüme ulaşırsak tablo büyük ölçüde değişecektir. Ama en azından bir veya iki temel konuda bu noktaya gelebildik.”
Viyana’daki müzakerelere dolaylı olarak katılan ABD heyetinin ‘yeşil, sarı ve kırmızı’ olarak sınıflandırdığı üç liste sunduğuna dikkati çeken Hatibzde, Tahran'ın ABD’nin yaptırım uyguladığı en fazla sayıda kişiyi içeren Yeşil Liste’yi kabul ettiğini ve şimdi de Sarı Liste’yi müzakere ettiğini söyledi. Ancak Hatibzade, Sarı Liste ile ilgili detay vermedi.
Hatipzade, balistik füze çalışmaları, bölgesel faaliyetler ve insan hakları konularını içerdiğini belirttiği Kırmızı Liste’nin ise İran tarafından reddedildiğini söyledi. Hatibzade, “Yaptığımız değerlendirmeler sonucunda Kırmızı Liste reddedildi” dedi.
Hatibzade, yaptırımların kaldırılmasıyla ilgili olarak ise bu alanda büyük ilerleme kaydedildiğini belirterek, “Yaptırımların kaldırıldığını doğrulamak üzereyiz” şeklinde konuştu.
Diğer taraftan İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü Mahmud Abbaszade Meşkini, İran ve 4+1 grubu (Fransa, İngiltere, Rusya, Çin ve Almanya) arasındaki müzakerelerde tartışmalı konuların yüzde 80 ile 90'ında anlaşmaya varıldığını söyledi. Meşkini,  kendileri için önemli olmaya devam eden ve çözülmemiş olduğunu düşündükleri güvenlik önlemleri sorunu da dahil olmak üzere geriye halen bazı sorunların kaldığını belirtti.
İran'ın yarı resmi ajansı ISNA’nın aktardığı açıklamasında Meşkini, şunları söyledi:
“Meclis Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu dünkü toplantısında Viyana’da gerçekleşen müzakereleri ele aldı. Teknik meselelerin çözüldüğüne inanıyoruz. Siyasi meseleler halen Viyana'da masada duruyor.  Müzakerelerin son ayağı siyasi kararlar. Batılılar iyi niyet gösterirse iyi bir anlaşma yapılabilir, aksi takdirde İran kötü bir anlaşmayı kabul etmeyecektir. Siyasi kararların alınabilmesi için müzakerecilerin başkentlere geri dönmeleri gerekiyor.”
İran'ın DMO’ya yakın yarı resmi haber ajansı Fars, Viyana müzakerelerinin askıya alınması hakkında yorum yapan bir kaynağın, Batılı ülkelerin, yaptırımların kaldırılmasına hâlâ direndiklerini ve şu ana kadar İran'ın talebini gerçekleştiremediklerini söylediğini aktardı.  Kaynak, "Karşı taraf yaptırımları kaldırmayı kabul etti, ancak eski yaptırımların bir kısmı kaldı” dedi.



Trump İran'a saldırı emrini nasıl verdi?

TT

Trump İran'a saldırı emrini nasıl verdi?

Trump İran'a saldırı emrini nasıl verdi?

ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü öğleden sonra Beyaz Saray'da gazetecilere İran ile nükleer müzakerelerin ilerleyişinden memnun olmadığını söyledi. Bu açıklamadan üç saat sonra, İran'ın en üst düzey liderlerinden Dini Lider Ali Hamaney ve bazı üst rütbeli askeri komutanlar da dahil olmak üzere bir dizi lideri hedef alan bir operasyon başlatılması emrini verdi.

Olaylar şöyle gelişti:

27 Şubat 2026 - Doğu saatiyle (EST) 12:25: Trump, Beyaz Saray'dan Teksas'a doğru yola çıktı ve gazetecilere İran ile dolaylı müzakereler hakkında yaptığı açıklamada, “Gidişattan memnun değilim” dedi.

Bir sonraki adımla ilgili nihai kararını verip vermediğini sorulduğunda, “Hayır, vermedim” yanıtını verdi.

27 Şubat 2026 - saat 15:38 (EST): Teksas'taki etkinliklere giderken Air Force One uçağında bulunan Trump, Destansı Öfke Operasyonu'nun başlatılmasını emretti.

ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Keane, pazartesi günü düzenlediği basın toplantısında, “Başkan emri verdi, Destansı Öfke Operasyonu onaylandı... İyi şanslar” dedi.

General Keane, bu emrin ABD Ortak Kuvvetler Komutanlığı’ndan tüm unsurların son hazırlıklarını tamamlamasına neden olduğunu, hava savunma sistemlerinin hazırlandığını ve pilotlar ile mürettebatın saldırı planlarının son provalarını yaptığını açıkladı.

Aynı zamanda, uçuş ekiplerinin son teknoloji silahları yüklemeye başladığını ve iki uçak gemisi taarruz grubu da fırlatma noktalarına doğru hareket etti.

Trump, Teksas'a giderken sosyal medya platformu Truth Social'da birkaç mesaj yayınladı. Bunların arasında, saldırı emri verildikten dokuz dakika sonra yazdığı, ABD yönetiminin Anthropic'in yapay zeka teknolojisini kullanmasını durdurma emri mesajı da vardı. Bu emir, Anthropic ile Savunma Bakanlığı (Pentagon) arasında yapay zeka ile ilgili güvenlik önlemleri konusunda yaşanan olağandışı kamuoyu tartışmasının ardından geldi.

27 Şubat 2026 - saat 16:03 (EST): Trump, Teksas'a vardıktan sonra, Corpus Christi Limanı'nda gazetecilere yaptığı açıklamada, operasyonu onayladığını belirtmeden, müzakerelerin gidişatından ‘memnun olmadığını’ yineledi.

Saldırı kararı almaya ne kadar yakın olduğu sorusuna cevap vermekten kaçındı ve şöyle dedi:

“Size söylemek istemiyorum. Tarihin en büyük haberi olurdu, değil mi?”

28 Şubat 2026 – saat 01:15 (EST): General Keane'in sunduğu takvime göre operasyon başladı. General Keane, “Kara, hava, deniz ve siber uzay gibi tüm alanlarda ABD güçleri, İran'ın ABD'ye karşı savaş operasyonları yürütme ve sürdürme kabiliyetini bozmak, zayıflatmak, engellemek ve yok etmek için tasarlanmış çok katmanlı operasyonları eşzamanlı olarak gerçekleştirdi” açıklamasında bulundu. ABD Genelkurmay Başkanı, operasyona ‘tüm kollarından binlerce askeri personel, yüzlerce gelişmiş dördüncü ve beşinci nesil savaş uçağı, düzinelerce yakıt ikmal uçağı ve uçak gemisi grupları USS Abraham Lincoln ve USS Gerald R. Ford ile bunların hava kanatlarının’ katıldığını açıkladı.

General Keane, kapsamlı bir istihbarat ve gözetleme ağının desteğiyle mühimmat ve yakıt akışının devam ettiğini belirterek, bölgeye daha fazla askerin akın etmeye devam ettiğini doğruladı.

Operasyon, Merkezi İstihbarat Teşkilatı'nın (CIA) Hamaney dahil İranlı üst düzey liderlerin hareketlerini takip etmek için aylarca süren çalışmalarının ardından gerçekleştirildi. Bir kaynak, istihbaratın İsrail ile paylaşıldığını ve cumartesi günkü saldırıların zamanlamasının buna göre ayarlandığını söyledi.

Tahran'da patlamalar duyuldu ve İsrail Savunma Bakanı olağanüstü hal (OHAL) ilan etti. Bir İsrail askeri yetkilisi, bir dakika içinde üç saldırının üç yeri hedef aldığını ve Hamaney ile İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Genel Komutanı ve İran Savunma Bakanı dahil olmak üzere yaklaşık 40 diğer önemli şahsiyetin öldürüldüğünü söyledi.

ds
Şemhani, Nasirzade, Pakpur ve Musavi (Reuters - AFP)

28 Şubat 2026 – saat 16:37: Trump, Truth Social'da Hamaney'in öldüğünü duyurarak, İran Dini Lideri’nin ‘son derece gelişmiş istihbarat ve takip sistemlerimizden kaçamadığını’ söyledi.

1 Mart 2026 – saat 12:21: Trump, paylaşımında ABD güçlerinin ‘İran’a ait dokuz deniz aracını imha edip batırdığını, geri kalanlarını da takip edeceğini ve deniz komuta merkezini büyük ölçüde imha ettiğini’ yazdı.

1 Mart 2026 – saat 16:06: Bir videolu mesajında, ABD ordusu ve ortaklarının İran'da Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) tesisleri ve hava savunma sistemleri dahil yüzlerce hedefi ‘birkaç dakika içinde’ vurduğunu söyledi. Hedefleri belirtmeden, saldırıların ‘tüm hedeflerimize ulaşılana kadar’ devam edeceğini ekledi.

Aynı gün üç kaynağa göre ABD yönetiminden yetkililer, Kongre çalışanlarına özel brifinglerde, ABD istihbaratının İran'ın ABD'ye karşı önleyici bir saldırı hazırlığında olduğuna dair herhangi bir bilgiye sahip olmadığını söyledi. Yetkililer, İran füzeleri ve müttefik güçlerinin bölgede daha geniş bir tehdit oluşturduğunu kabul etti.

Beyaz Saray'dan üst düzey bir yetkili, ‘potansiyel yeni İran liderliğinin’ Washington ile görüşmelere açık olduğunu işaret ettiğini söyledi. Trump, The New York Times (NYT) gazetesine verdiği röportajda saldırının ‘dört ila beş hafta’ sürebileceğini de sözlerine ekledi.

frhyjugt
Tahran'da meydana gelen patlamanın ardından dumanlar yükseliyor (AFP)

2 Mart 2026 – saat 08:00: ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Pentagon'da düzenlediği basın toplantısında, ABD'nin İran'da ‘ulus inşa’ çabalarına girmediğini ve devam eden saldırıların uzun vadeli bir çatışmanın başlangıcı olmayacağını söyledi. Hegseth, “Burası Irak değil. Bu sonsuz bir süreç değil. Bu geleneksel anlamda bir rejim değişikliği değil, ancak rejim değişti ve dünya bu sayede daha iyi bir hale geldi” diye ekledi.

Öte yandan piyasa işlemleri sırasında, Hürmüz Boğazı yakınlarında tanker trafiğinin kesintiye uğraması nedeniyle Körfez'den gelen arzın kesintiye uğrayacağına dair endişelerin artmasıyla petrol fiyatları sıçradı.

Pazartesi günü ABD petrolünün fiyatı varil başına 71,97 dolara yükselirken, Marine Traffic internet sitesi boğazdan geçen trafiğin cumartesi gününden bu yana yüzde 70 azaldığını bildirdi.

Küresel piyasalar da sarsıldı. ABD vadeli işlemleri Avrupa ve Asya piyasalarındaki düşüşlere paralel olarak geriledi. S&P 500 ve Dow Jones Industrial Average endekslerinin vadeli işlemleri yaklaşık yüzde 1 düştü.


Trump’ın savaştan çıkış stratejisi olup olmadığına dair sorular

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Maryland’deki Andrews Hava Kuvvetleri Üssü’ne varışının ardından basın mensuplarını selamlıyor. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Maryland’deki Andrews Hava Kuvvetleri Üssü’ne varışının ardından basın mensuplarını selamlıyor. (AFP)
TT

Trump’ın savaştan çıkış stratejisi olup olmadığına dair sorular

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Maryland’deki Andrews Hava Kuvvetleri Üssü’ne varışının ardından basın mensuplarını selamlıyor. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Maryland’deki Andrews Hava Kuvvetleri Üssü’ne varışının ardından basın mensuplarını selamlıyor. (AFP)

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in dün yaptığı ve “Bu savaşı biz başlatmadık ancak biz bitireceğiz” ifadesini kullandığı açıklamalar, kamuoyunda tartışmalara yol açtı. Analistler, söz konusu açıklamaları, Başkan Donald Trump yönetiminin ABD ulusal güvenliğine yönelik gerçek bir tehdit bulunmadığı halde başlattığı savaşı gerekçelendirme çabası olarak değerlendirdi. Uzmanlar, İran’ın yaklaşık altı Körfez ülkesinin yanı sıra Irak ve Ürdün’deki ABD varlıkları ile askeri hedefleri hedef almasının ardından çatışmaların birden fazla cepheye yayılma riskine dikkat çekti.

Hegseth dün Genelkurmay Başkanı Dan Caine ile düzenlediği basın toplantısında, İran’ı 47 yıldır ABD’ye karşı savaş yürütmekle suçladı. Hegseth, Beyrut patlamaları, ABD gemilerine yönelik füze saldırıları, büyükelçiliklere yönelik suikastlar ile Irak ve Afganistan’daki bombalı saldırıları hatırlatarak, bu eylemlerin İran’a bağlı Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ve Kudüs Gücü tarafından finanse edildiğini öne sürdü. Hegseth, ABD’nin İran’daki üç hedefinin ‘füze tehditlerinin ortadan kaldırılması, donanmanın imhası ve nükleer silah kullanılmaksızın nükleer altyapının yok edilmesi’ olduğunu söyledi. İran’ın geniş füze kapasitesi, büyük insansız hava aracı (İHA) envanteri ve yer altındaki nükleer altyapısının ABD güçleri, müttefikleri ve küresel deniz ticaret hatları açısından ‘katlanılamaz bir tehdit’ oluşturduğunu savundu.

Hegseth, çatışmanın uzun süreli olmayacağını, bir ‘ulus inşası’ ya da demokrasi tesisine yönelik bir sürece girilmeyeceğini belirterek, İran’a yönelik saldırıların Irak’takine benzemediğini ve ‘sonsuz’ olmadığını ifade etti. Caine ise görevin ‘kendilerini korumak ve savunmak, bölgesel ortaklarla birlikte İran’ın sınırları ötesinde nüfuzunu genişletmesini engellemek’ olduğunu söyledi. Caine, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’na (CENTCOM) verilen askeri hedeflerin gerçekleştirilmesinin zaman alacağını ve ilave kayıplar yaşanması ihtimalini de kabul etti.

Hegseth ve Caine’in açıklamaları, cumartesi günü başlayan ABD-İsrail ortak askeri operasyonlarından bu yana Pentagon’dan yapılan ilk kamuoyu açıklamaları oldu. Hegseth, savaşın rejim değişikliğini hedeflemediğini vurgularken, rejimin fiilen değişmiş olabileceğini ve dünyanın daha iyi bir noktada bulunduğunu ileri sürdü. Caine ise daha fazla kayıp yaşanabileceği olasılığını yineledi.

Çelişkili mesajlar

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump dün CNN’e yaptığı açıklamada, Amerikan ordusunun İran’a ‘ağır bir yenilgi yaşattığını’ söyledi, ancak ‘büyük dalganın’ henüz gelmediğini belirtti. Trump, “Onlara ağır bir yenilgi yaşatıyoruz. İşlerin iyi gittiğini düşünüyorum. Bu muazzam bir güç. Dünyanın en güçlü ordusuna sahibiz ve onu kullanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Trump, İran’la olası bir çatışmanın nasıl sona ereceğine ilişkin çelişkili mesajlar verdi. ABD’nin ilk saldırıları sırasında İranlı liderlere ya teslim olmaları ya da kesin ölümle karşı karşıya kalmaları çağrısında bulundu. Truth Social platformunda yayımladığı bir videoda, ABD’nin hedeflerine ulaşıncaya kadar bombardımanı sürdüreceğini söyledi. New York Times’a verdiği demeçte ise İran’a yönelik saldırıların ‘4 ya da 5 hafta’ sürebileceğini ifade etti; oysa daha önce bunun birkaç gün içinde sona erebileceğini belirtmişti. Trump ayrıca İranlı generallere ya yetkiyi halka devretmeleri ya da Nicolas Maduro’nun devrilmesinin ardından yeni yönetimin ABD taleplerine uyum sağladığını söylediği Venezuela’ya benzer bir modeli benimsemeleri çağrısında bulundu.

dfevf
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, dün Washington’da düzenlediği basın toplantısında konuşuyor. (AFP)

The Atlantic dergisine konuşan Trump, İranlı liderlerin görüşmek istediğini ve kendisinin de onlarla konuşacağını söyleyerek diplomasiye dönüş ihtimalini gündeme getirdi. Ancak İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani X platformunda yaptığı açıklamada, “ABD ile müzakere etmeyeceğiz” diyerek bu kapıyı kapattı. Bunun ardından Trump, İran liderlerinin önünde üç seçenek bulunduğunu söyledi ancak bu seçenekleri açıklamadı. Yalnızca, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından ülkeyi yönetebilecek üç muhtemel aday bulunduğunu belirtti. Daha sonraki açıklamalarında ise saldırının son derece başarılı olduğunu, düşünülen adayların çoğunun öldüğünü ve ikinci ile üçüncü adaylar dahil hepsinin hayatını kaybettiğini ifade etti.

Trump, pazar akşamı yayımladığı video mesajda, “Askeri operasyonlar tüm gücüyle sürüyor ve tüm hedeflerimize ulaşıncaya kadar devam edecek” dedi. Ancak bu hedeflerin ne olduğu hâlâ netlik kazanmadı. İlk saldırıları duyururken İran’ın nükleer ve füze programlarının oluşturduğu tehdide işaret eden Trump, aynı zamanda 1979’daki İran İslam Devrimi’nden bu yana süregelen çeşitli şikâyetleri de sıralamış ve İran halkını yönetimde ‘kontrolü ele almaya’ çağırmıştı. Şu ana kadar bu yönde bir ayaklanma işareti görülmedi.

ABD müdahalesinin gerekçeleri ve Washington’un İran’a ilişkin daha geniş hedefleri konusundaki çelişkili açıklamalar gölgesinde, analistler ABD’nin amaçlarını net biçimde tanımlaması gerektiğine işaret ediyor. Washington Post’ta yayımlanan makalesinde David Ignatius, savaşları başlatmanın çoğu zaman bitirmekten daha kolay olduğunu, özellikle de hedefin açık bir askerî amaç yerine rejim değişikliği olması durumunda bunun daha da zorlaştığını belirtti. Ignatius, bir başkanın savaş ilan ettiğinde onu başarıyla sonuçlandırmakla yükümlü hale geldiğini vurguladı. Thomas Friedman ise New York Times’taki yazısında İran’ın coğrafi bir bütünlük olarak parçalanması gibi öngörülmeyen risklere dikkat çekti. Friedman, savaşın ne zaman sona ereceğinin petrol piyasalarındaki gelişmeler, finansal piyasaların seyri ve Avrupa ekonomilerinin bundan nasıl etkileneceği gibi unsurlara bağlı olarak şekilleneceğini ifade etti.

‘Sınırlı saldırılar’

Eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton gibi uzmanlar, Trump’ın İran’ı işgal etmeden zayıflatmayı hedefleyen ‘sınırlı saldırılar’ stratejisine güvendiğini ve rejimi iç baskı altında tutarak zamanla çökmesini amaçladığını değerlendiriyor. Bolton, savaşın haftalardan aylara uzayabileceği uyarısında bulundu. Atlantic Council araştırmacısı Jonathan Panikoff ise saldırıların rejimi kısa sürede devirmemesi halinde ‘tırmanma sarmalı’ riski doğabileceğini belirtti. Panikoff, Trump’ın kara gücü kullanmadan rejimin çöküşüne oynadığını, bunun ise ‘hesaplanmamış bir kaosa’ yol açabileceğini ifade etti. ABD saldırılarının ‘Pandora’nın kutusunu’ plansız biçimde açtığını savunan Panikoff, Trump’ın İsrail’i fazla dinlediğini ve İran’ın kontrolsüz biçimde sert karşılık vermesi durumunda geri dönüşün mümkün olmayabileceğini kaydetti.


Erdoğan, İran ve Ortadoğu'daki kan dökülmesine son verilmesi çağrısında bulundu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Arşiv- Reuters)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Arşiv- Reuters)
TT

Erdoğan, İran ve Ortadoğu'daki kan dökülmesine son verilmesi çağrısında bulundu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Arşiv- Reuters)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Arşiv- Reuters)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD-İsrail'in Tahran'a yönelik saldırısının üçüncü gününde, İran ve bölgedeki kan dökülmesine son verilmesi çağrısında bulunarak, ateşkesin sağlanması için elinden gelen her şeyi yapacağına söz verdi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) üyelerinin katıldığı iftar yemeğinde, "Biz barıştan yanayız. Kan dökülmesini, gözyaşlarını durdurmak ve bölgemizin uzun zamandır özlediği kalıcı barışı nihayet elde etmek istiyoruz" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, "Mübarek Ramazan ayında komşularımızla çatışma veya savaş istemiyoruz" diyerek, cumartesi gününden bu yana ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını "yasa dışı" olarak nitelendirdi.

Erdoğan, "Ateşkes sağlanana ve bölgemize barış geri dönene kadar her düzeyde diplomatik temaslarımızı yoğunlaştıracağız" dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı, İran halkına başsağlığı dileklerini ileterek, acılarını paylaştığını vurguladı ve çatışma sonucunda masum sivillerin ve çocukların çektiği acıları görmekten derin üzüntü duyduğunu ifade etti.

-