Özgür Suriye Ordusu Kurucusu Albay Esad, Suriye iç savaşının 11. yılında konuştu: Ne dün pişmandım ne de yarın pişman olacağım

Albay Riyad el Esad, 10 yılı deviren iç savaşı ve Suriye silahlı muhalefetini değerlendi

Riyad el Esad (Fotoğraf: Burak Ütücü - Independent Türkçe)
Riyad el Esad (Fotoğraf: Burak Ütücü - Independent Türkçe)
TT

Özgür Suriye Ordusu Kurucusu Albay Esad, Suriye iç savaşının 11. yılında konuştu: Ne dün pişmandım ne de yarın pişman olacağım

Riyad el Esad (Fotoğraf: Burak Ütücü - Independent Türkçe)
Riyad el Esad (Fotoğraf: Burak Ütücü - Independent Türkçe)

2011 yılında amatör bir kamera kaydıyla çekilen bir video, bütün uluslararası haber ajansları tarafından 'acil' koduyla abonelerine duyuruldu. Kayıtta, daha önce 'uluslararası kamuoyu' tarafından ismi duyulmamış Suriyeli bir albay konuşuyor ve sivil gösterilere katılan halkı korumak için ordudan ayrılan subaylarla askeri bir güç kurduklarını söylüyordu. O albayın ismi Riyad el Esad, kurduğu askeri yapı ise Özgür Suriye Ordusu'ydu. Resmi ordudan ayrılan çok sayıda subay ÖSO'ya katıldı. Savaşın ilk dönemlerinde birçok bölgeyi kontrol altına almışlardı. Ancak ÖSO bir süre sonra sahadaki etkinliğini kaybetti. Kurucusu Esad birçok kez suikast girişimine uğradı. Bu saldırıların birinde sağ bacağı koptu. Oğlu ve yakın akrabaları bu savaşta hayatını kaybetti. Şimdi bir mülteci kampında yaşıyor. O, Suriye'de, hükümet güçlerine karşı etkili bir savaş veren ilk muhalif gücün komutanıydı. Savaş, 11. yılına girerken Independent Türkçe muhabiri Cihat Arpacık onu buldu ve konuştu..

Dünya, Özgür Suriye Ordusu'nun kuruluşunu sizden dinledi, nasıl karar verdiniz?
Suriye'de gösteriler başladıktan sonra, ilk 6 ay boyunca hiçbir silahlı eylem yapılmadı. Sadece sivil gösteriler vardı. Sonra rejim katliamın seviyesini yükseltti. Halkı, sivil gösterilerde katletti. Bizim de ordudaki subaylar olarak önümüzde iki seçenek vardı. Ya katil rejimin ya da masum halkın yanında duracaktık. Bizler halkımızı korumak için orduya girmiştik. Katil olan rejimin başı olsa bile onun yanında duramazdık. Açıklama yaptık ve zalim rejimin değil mazlum halkın yanında olduğumuzu söyledik. Bu açıklamanın ardından askeri istihbarat birimleri beni haziran ayında tutuklayarak cezaevine attı. 1 hafta cezaevinde kaldım. Cezaevinden 3 Temmuz 2011'de çıktım. 4 Temmuz 2011'de ise rejim ordusundan ayrılarak devrime katıldığımı açıkladım. O zamanlar rejimden ayrılan subayların sayısı çok azdı. Onlarla toplandık ve bu katliamları nasıl engelleyebileceğimizi konuştuk. Sivil halk için ne yapabileceğimizi konuştuğumuz o toplantılarda bir askeri oluşum fikrini tartıştık. O askeri kurum ise Özgür Suriye Ordusu'ydu. 29 Temmuz 2011'de ise bu orduyu ilan etti.  

Bu görüşmeleri kimlerle yaptınız?
Siyasetçiler, korunma talep eden halk ve kanaat önderleriyle görüşmeler yapmıştık. Hepsi de insanları korumak için böyle bir askeri yapı kurma fikrine destek verdi. Sonra da kurumsal yapıyı oturtmak için çalışmalara başladık. Herhangi bir oluşum, yerel halkın onayı olmadan başarılı olamaz. Siyasetçilerin de çabaları gerekir. Gösteri yapan halk, hemen bu fikri benimsedi ve 'Biz Özgür Suriye Ordusu'nun yanındayız, bu ordu bizi temsil ediyor' dediler. Artık başlangıç yapılmıştı. Özgür Suriye Ordusu, yerel halkın saygısını da Arap ülkeleri ya da diğer ülkeler tarafından da saygı gördü. Saygının nedeni şuydu: Görevi halkı koruyup rejimi düşürmekti. Başka ülkelerin ideolojileri ya da ajandaları için çalışmadık. Biz, tam olarak resmi bir ordu değildik. Rejimin ordusunu ve istihbaratını zayıflatmak için çalışan bir direniş gücüydük. 

"ABD, kendi askeri gruplarını kurdu"
Özgür Suriye Ordusu'nun kuruluşunda başka ülkelerin etkisi oldu mu?

ÖSO, tamamen Suriye içinde alınmış bir kararla doğdu. Hiçbir dış güçle irtibatımız yoktur. Hatta, kurulurken ve kurulduktan sonra dış güçlerle irtibat kanalları nasıl oluşacağını bile bilmiyorduk. ÖSO kurulduktan ve sahada başarı kazandıktan sonra ABD'nin talimatıyla engellendi. Kurmadan önce hiçbir dış güçle irtibatımız yoktu ama kurduktan sonra birçok ülkeyle irtibata geçtik. Bundaki amacımız da rejimin katliamlarını, gösteri yapan sivil halkı öldürdüğünün dünyaya anlatmaktı. ÖSO, dış irtibattan tamamen uzaktır. Ama içeride ABD tarafından kurulan bazı askeri gruplar vardı. MOG operasyon odası tarafından kurulan gruplar var. Biz onları Özgür Suriye Ordusu olarak kabul etmiyoruz. Onlar da zaten kendilerini Özgür Suriye Ordusu olarak görmüyor. Kendilerine 'muhalif' diyorlar. 2012'de Antalya'da yapılan Suriye gündemli uluslararası konferansta Suriyeli muhaliflerin Genelkurmayı kuruldu. O zaman da Özgür Suriye Ordusu ismi zikredilmedi. 'Muhalif Güçler Genelkurmayı' denildi. Onlar gerçekte ÖSO'yu temsil etmiyordu. Zaten çalışmalarını da bu isimle yapmadılar. Özgür Suriye Ordusu kurucusu ve komutanı olmama rağmen beni Antalya Konferansı'na davet etmediler.

"Muhalif komutanlar karşı devrimci" 
Şimdi kurumsal olarak ÖSO yok, sahadaki silahlı muhalifler hakkındaki izlenimleriniz neler?

Suriye halkı hala Özgür Suriye Ordusu'nu hatırlıyor. Suriye Milli Ordusu kurulmuş olmasına rağmen halk hala o günleri arıyor. Üzerine leke sürülmek istendi ama Özgür Suriye Ordusu şu andaki silahlı muhaliflerden çok farklıydı. Şu anda sahadaki güçler hiçbir şekilde ÖSO'yu temsil etmiyor. Eskiden halk kendi eliyle bizim sembollerimizi duvarlara çizerdi. Suriye halkının, çocukların, kadınların… Bütün Suriye'nin özgürlük sembolü olmuştu. Her devrimin bir karşı devrimi vardır. Şimdiki muhalif komutanların göreve getirilmesindeki amaç, ÖSO'nun devrimine bir karşı devrim faaliyetidir. Bir süre önce Katar'ın eski Dışişleri Bakanı da benzer bir açıklamayla Suriye devrimi içine sızmalar olduğu tespiti yaptı. 

Bahsettiğiniz bu 'sızmalar' nasıl oldu?
Suriye devrimini söndürmek için belirli kişiler grupların başına geldi. Birçok grup komutanı silah kaçakçılığı, insan kaçakçılığı gibi yasadışı faaliyetler yapıyor. Bunlar devrimi tamamen ortadan kaldırmak için yapılıyor. Bir 'komutan' kavramı vardır. Suriye'de bu kavram yerli yerinde kullanılmıyor. Bir çiftliği idare eden birine 'çiftlik komutanı' diyemeyiz. Komutanın sahada kendine özgü bir karizması vardır. Politikası olmalıdır. Kendisini, askerlerini ve halkı koruyacak bir stratejisi olmalıdır. Kaçakçılık ya da gasp yapan birine 'komutan' diyemeyiz. Ona 'komutan' dersek sahada olan gerçek komutanlara haksızlık yapmış oluruz.

"Halkı koruyan muhalifler şimdi kaçak noktalarını tutmaya çalıyor"
İlk dönem ÖSO ve diğer muhalifler savaşta başarı elde etti ancak sonra bu başarılarını koruyamadılar. Bunun başlıca nedeni ne? Sadece DEAŞ ve Rusya mı? Muhaliflerin bir hatası yok mu?

Suriye devriminin bu hale gelmesinde Rusya ve DEAŞ'ın rolü var ama en büyük rol muhalif güçlerin komutanlarını seçenlerin. Olmadık şahısları olmadık makamlara getiriler. Muhalifler zalimin karşısına geçmek yerine kendileri zalim olmaya başladılar. Halkı koruyacak askeri yapılar olmak yerine dışarıdan gelen emirleri uygulayan kuruluşlar haline geldiler. Devrimin gerilemesinin başlıca nedenlerinden biri budur. Muhalifler halkı korumak yerine dış emirleri uygulamaya başladılar ve kendi aralarında da savaşmaya başladılar. Sahadaki iç savaşlar sadece etnik, mezhebi ya da ideolojik savaşlar değil aynı zamanda çıkar savaşlarıdır. Ribat noktalarında birlikte savaşan savaşçıların amacı gümrük kapılarını ele geçirmeye, kaçak noktalarında nüfuz sahibi olmaya dönüştü. Hakikat budur. Devrimin sönme noktasına gelmesinin nedenlerinden biri de devrimin görünür yüzleri olan siyasetçiler ve onları bu konumlara getirenler. Bazı kişiler medya üzerinden parlatılmak isteniyor. Onları 'süper güç' yapmaya çalışıyorlar. İçeriye ve dışarıya böyle fotoğraflar veriyorlar. Şimdi onlar uluslararası görüşmeler katılıyorlar. Bu görüşmelerin ana amacı rejimi düşürmek değil, yeni bir anayasa yapmak. Esad rejimi artık tartışılmıyor bile. Sahadaki güçler kendi otoriterini ve menfaatlerini korumak için destek aldığı dış güçlerin tüm emirlerini uyguluyorlar. Devrimin zayıflamasının bir nedeni de budur. Ayrıca bu grupların içinde dürüstçe çalışan, rejimi devirmek için savaşa katılanlar da komutanlarının bu durumlarını gördükten sonra savaşmaya istekleri kalmadı. Onların sahadan çekilmesi de devrimi zayıflattı.

ÖSO kurucusu Riyad el Esad (Fotoğraf: Burak Ütücü- Independent Türkçe)

"Muhaliflerin başka ülkelerde savaşması devrime zarar verdi, onlar artık devrimci değil, paralı asker"
Çok sayıda Suriyeli muhalif, Suriye dışındaki bazı ülkelerdeki savaşlara katılıyor? İlk muhalif askeri grubu kuran biri olarak bu duruma bakışınız nedir?

Suriyelilerin başka ülkelere giderek oralarda savaşmaları Suriye devrimini negatif olarak etkiledi. Bu gruplar kime karşı savaşacaklar? Rusya'ya karşı mı? Suriye'de de Ruslar var, burada savaşabilirler. Rejime karşı mı savaş veriyorlar? Suriye rejimi duruyor. Askeri güçlerin başka ülkelere giderek savaşmaları sonrası halk onlara 'paralı asker' demeye başladı. Artık devrimci değiller. Onlar paralı asker. Kim paralarını verirse giderler. Ben hiçbir Suriyelinin başka bir ülkede savaşmasına karşı değilim. Gitmek istiyorsa sadece paralı asker olarak gitsin ama 'Muhalif Suriye Gücü' olarak gitmesin. Senin zaten bir düşmanın var. Onu yenmeden, ülkeni kurtarmadan dışarıya gitmemen gerekir. Şam'ı ele geçirseydik, rejimi düşürseydik, yabancı üsleri elimize alsaydık, özgürlüğü bütün dünyaya yayma hakkımız olabilirdi. Rejim, katliamlarına devam ederken dışarıya gitmem. Diğer ülkeler bize muhtaç değil.  ABD, NATO Ukrayna'ya asker gönderebilir. Bu güçlerine rağmen sadece ekonomik ambargo uyguluyor. Türkiye tarafsız durdu. Bizim askerimiz neden gitsin? 

Suriye savaşının üzerinden 11 yıl geçti, ordudan ayrılarak muhalif saflara geçen ilk askerler şimdi ne yapıyor? Hala savaşıyorlar mı?
İlk savaşçıların birçoğu ekonomik nedenlerle ve sahipsiz kalmalarından dolayı Avrupa'ya gitti. Bazıları Türkiye'de. Bir kısmı da hala Suriye'de. 

"En çok faydayı PKK görür"
Ukrayna'daki savaşın Suriyeli muhaliflere olumlu yansımaları olacağı iddiaları var. Bu iddialar hakkındaki düşünceleriniz neler?

Suriye savaşı, uluslararası bir nitelik kazandı. Türkiye'nin, Rusya'nın ABD'nin rolü var. Rusya rejimi destekliyor. Son günlerde daha önce vurulmayan bölgeler de Rusya tarafından vurulmaya başlandı. Siyasi muhalif güçlerin hiçbir gücü yok. Askeri gücümüz de sahada çok zayıf. Suriye'deki savaştan en çok çıkar elde eden güç PKK oldu. Ukrayna'daki krizden de en çok faydayı onlar kazanabilir. Çünkü Amerika'dan direkt destek alıyorlar. Rusya'nın 'solcu gücü' olarak da biliniyorlar. Tabii ki temennimiz Rusya'ya, rejime, İran'a, PKK'ya karşı büyük bir hareketlilik olması. Ama yakın bir zaman içinde böyle bir hareketliliğin yaşanacağını düşünmüyorum. 

"Oğlumu, yeğenlerimi, bacağımı kaybettim, ne dün pişman oldum ne de yarın pişman olacağım"
Aradan geçen bunca zamanda yüzbinlerce Suriyeli öldü, milyonlarcası yaralandı ya da mülteci oldu. Hiç, 'Keşke ÖSO'yu kurmasaydım' dediğiniz oldu mu? 

Biz Özgür Suriye Ordusu'nu kurmadan, hatta devrim başlamadan önce 'bir şeyler yapmalıyız' diyorduk zaten. Onlar ülkenin madenlerini, petrolünü, ekonomisini, devletin bütün kaynaklarını sadece destekçileri için kullanılıyordu. Halk galeyan içindeydi. Bu durum varken Suriye halkı Tunus'ta, Libya'da, Yemen'de olanları gıpta ile izliyordu. Psikolojik olarak devrime hazırdı. Suriye'de devrim hareketi başladıktan sonra halkı koruma görevini yerine getirmek için Özgür Suriye Ordusu'nu kurduk. Rejimi düşürmek, zulme son vermek için hiç pişman olmadım. Şimdi de pişman değilim. Gelecekte de pişman olmayacağım. Suriye'de birkaç defa suikasta uğradım. Bacağımı kaybettim, oğlumu kaybettim, amcaoğlumu kaybettim, yeğenlerimi kaybettim. Ama yine de pişman değilim. Çalışmaya devam edeceğim. 

Riyad el Esad, ÖSO'nun kuruluşunu bir video kaydıyla ilan etmişti

"Halk beni davet etti, yeniden başlamak istiyorlar"
Muhaliflerin hala kazanma şansı var mı?

Suriyeliler bu savaşı hala kazanabilir. İçerideki halk, hataları ortadan kaldırmak için beni birkaç defa davet etti. Hataları temizleyip yeniden rejime karşı savaşalım istiyorlar. Bunun için 2 aşamalı bir süreç gerekiyor. Önce muhalifler içinde bir temizlik yapılması sonra da rejime karşı yeni bir mücadele dönemi başlaması lazım. Halkın tek isteği eskisi gibi bir askeri oluşum kurulması. Devrimin ilk günlerindeki gibi bir askeri yapı istiyorlar. Bu hala mümkün ama imkanlar açılması gerekiyor. Devrim sürecinde beni en çok sevindiren olaylardan biri, ilk günlerde bir askeri bir akademiyi zayıf imkanlarımızla, basit silahlarımızla, hiçbir mermi atmadan ele geçirmemizdi. Esirler de almış sonra o esirleri salıvermiştik. Şimdiki imkanlar o zaman olsaydı çok büyük başarılar elde ederdik. 2013'ten sonra dış ülkeler kendi özel gruplarını kurarak onları desteklemeye başladı. O zaman devrim için bir yol haritası ortaya koymamız gerektiğini, devrimin yolundan saptığını söyledim. Askeri güçler dışa bağımlı olmaya başlamışlardı. Devrimin yolundan saptığını o zaman gördüm. Rejim bitecek, halklar kazanacak. Dünya haritası yeniden dizayn oluyor. Bazı yeni ülkelerin doğuşunu göreceğiz. Bu devrime yanlış yapan hesap verecek. Suriye devrimi dünyaya, özgürlük sembolü oldu. Halkımız çadırlardan evlerine dönecek. Kesinlikle döneceğiz. Biz yeniden kazanacağız. Suriye içindeki ve dışındaki özgür Suriye halkına, devrimin yanında duran şahıs, kurum ve halklara teşekkür ediyoruz. Suriye devrimi kazanacak. Ve bu devrim özgürlük ve onur sembolü olmaya devam edecek.

Bazı hatalardan bahsettiğiniz. Hiç, bir şeyler yapmayı düşündünüz mü?
Bu hataları engellemek ve bir yol haritası çıkarmak için birkaç görüşme yaptım. O görüşmelerde ‘devrim yolundan sapıyor, çözmezsek kötüye gidecek, devrim kapanacak' dedim. Onlar bu sözüme itibar etmediler. Onlardan birini yakın zamanda gördüm. ‘O zaman seni dinleseydik şu an devrim tam güç ilerliyordu' dedi.  Bu hatalar ani yapılmış hatalar değildir. Bütün bunlar birikerek geldi. Ben bir dönem devrimi geçici durdurarak bir konsey kurmayı önerdim Bu konseyin, hataları inceleyerek yeni bir strateji geliştirmesini ve devrime yeni bir güç katmasını istedim. Ama maalesef kimse dinlemedi. 

Başka ülkelerin Suriye ajandalarında ne var?
Suriye'de faaliyet gösteren başka ülkelerin Suriye ajandaları birbirinden farklı. Kimi bu devrimin kendisine sıçramaması için devrimi söndürmek istedi. Kimisi Suriye'nin zenginliklerini ele geçirmek istedi ve bunun için kötü niyetlileri karar mekanizmalarına getirdiler. Heyetlerde görevlendirdiler. Şimdi bunlar diplomatik görüşmelere katılıyorlar.  Her yerde onları uyardım. Bu şahısların doğru kişiler olmadığını söyledim. Başkaları için çalışan, para karşılığı savaşan askerler olduklarını söyledim. Şimdi uluslararası basında Suriyeli muhalifler illegal işlerle anılıyor. Kötülüğün sembolü haline getiriliyorlar. Böyle bir imaj oluşturmaya çalıştılar. Hataların bir örneği Kobani'de yaşandı. Orada bir terör örgütünü diğer bir terör örgütüne karşı desteklediler. Bu da PKK'nın uluslararası alanda tanınmasının önünü açtı. ABD baskısıyla Türkiye üzerinden onlara yardım edildi. Bizim insanlarımız destek olmak için oraya gitti, Türkiye topraklarını açtı. PKK'yı Suriye devriminin bir parçası olarak gösterdiler. Sonuçta maçı tek kazanan PKK oldu.



Irak Başbakanı  Zeydi, silahların devlet kontrolüne alınması için 30 Haziran 2027'ye kadar süre verdi

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
TT

Irak Başbakanı  Zeydi, silahların devlet kontrolüne alınması için 30 Haziran 2027'ye kadar süre verdi

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi, 1 Ekim 2026'yı devletin kontrolü dışındaki silahlar meselesinin ele alınması için ciddi bir başlangıç olarak belirlerken sürecin en geç 30 Haziran 2027'de tamamlanmasını öngördü.

Zeydi bugün (perşembe) yaptığı açıklamada, “1 Ekim 2026, devletin kontrolü dışındaki silahlar meselesinin ele alınması ve anayasal yükümlülüklere uyulması için ciddi bir başlangıçtır. Açık bir yol haritası ve üzerinde mutabık kalınan, 30 Haziran 2027'yi aşmayacak takvimler doğrultusunda hareket edilecektir” ifadelerini kullandı.

Zeydi, bunun savaş ve barış kararının anayasal makamlara bırakılmasını ve bunun dışında herhangi bir askeri faaliyetin engellenmesini öngören anayasal ilke doğrultusunda yürütüleceğini belirtti.

Irak hükümetinin anayasa doğrultusunda, Irak topraklarında bulunan Iraklı olmayan tüm silahlı grupların silahlarını tamamen teslim etmesini sağlayacağını belirten Zeydi, bunun ülkenin güvenliğinin ve istikrarının korunmasını ve sınırların kontrol altında tutulmasını amaçladığını kaydetti.

Zeydi, “1 Ekim, Irak'ın tam egemenliğe sahip, kurumlarıyla güçlü, anayasa, hukuk ve uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde hareket eden yeni bir aşamaya geçişinin başlangıcını temsil ediyor” dedi.

Irak'ın bölgesel ve uluslararası çevresiyle ortak çıkarlara ve karşılıklı saygıya dayalı dengeli ilişkiler geliştireceğini belirten Zeydi, hükümetin Irak topraklarının ve hava sahasının komşu ülkelerin güvenliğini tehdit edecek herhangi bir eylem için çıkış noktası veya geçiş güzergâhı olarak kullanılmasını engelleme konusunda kararlı olduğunu vurguladı.

Zeydi, Irak'a yönelik saldırılarda herhangi bir ülkenin topraklarının veya hava sahasının kullanılmasını da reddettiklerini belirterek bunun karşılıklı egemenlik, iyi komşuluk ve iç işlerine müdahale etmeme ilkelerine dayandığını ifade etti.

Başbakan, Irak hükümetinin güvenlik kurumlarını desteklemek amacıyla kapsamlı bir hava savunma sistemi satın alacağını belirterek bunun “Irak devletinin tam hava egemenliğini güçlendirmeyi” hedeflediğini söyledi.

Zeydi ayrıca Haşdi Şabi yasasının çıkarılması ve yapının başbakan sıfatıyla silahlı kuvvetler başkomutanının komutası altında güvenlik sisteminin ayrılmaz bir parçası olarak statüsünün belirlenmesi için çalışılacağını açıkladı.

Zeydi sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu büyük gün, 1 Ekim 2026'yı ve Irak'taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesi, güçlerinin kara, hava ve deniz yoluyla tamamen ve nihai olarak çekilmesi ve Irak'ın tam ve kapsamlı egemenliğini elde etmesiyle gerçekleşen büyük ulusal başarıyı kutluyoruz.”


Kararlı Azim Irak’tan ayrıldı

Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
TT

Kararlı Azim Irak’tan ayrıldı

Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)

Uluslararası Koalisyon, Bağdat hükümetinin DEAŞ’la mücadelede yardım talep etmesinin ardından yıllardır yürüttüğü “Kararlı Azim” misyonunu Irak’ta sona erdirdi.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), ABD ve koalisyon ortaklarının “Kararlı Azim” operasyonunu tamamladığını ve operasyonun Ürdün’e taşındığını, Iraklı ortaklara istihbarat desteğinin ise sürdürüleceğini açıkladı.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, “Uluslararası Koalisyon’un görevinin sona ermesi, terörle mücadelemizin sona erdiği anlamına gelmiyor. Aksine bu, Irak’ın güvenliğin sorumluluğunu tamamen üstleneceği yeni bir aşamaya geçiştir” dedi. Kontrolsüz silahlanma konusunda ise Zeydi, “Hukukun çatısı dışında silah, devlet kurumları dışında güç olmayacak; anayasanın gereği budur” ifadelerini kullandı.

Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani de dün, Uluslararası Koalisyon güçlerinin görevlerinin sona ermesinin ardından bölgenin tehdit altında olmadığı konusunda halkına güvence verdi.

Washington’da ise uzmanlar, ABD’nin çekilmenin ardından mevcut aşamada milisleri dağıtmaya ve İran’ın nüfuzunu izole etmeye odaklandığını belirtti.

İran ve müttefiklerinin, son ABD askerlerinin — esas olarak Kürdistan Bölgesi’ndeki Erbil’de bulunan bir hava üssünden — çekilmesini “zafer” olarak nitelendirerek kutlaması dikkat çekti. Bu gelişme, Iraklıların bir bölümünün jeopolitik meydan okumalara ilişkin endişeler taşıdığı bir dönemde yaşandı.


Suriye’de kampsız hayat planı… 10 bin ailenin dönüşü ve 157 kampın kapatılması

Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
TT

Suriye’de kampsız hayat planı… 10 bin ailenin dönüşü ve 157 kampın kapatılması

Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)

Kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte Suriye hükümetinin “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonunu hayata geçirme planı hız kazanıyor. Geçen hafta 500’den fazla yerinden edilmiş aile Halep, İdlib, Hama ve Deyrizor illerindeki memleketlerine dönerken, Acil Durumlar Bakanı Raid es-Salih de iki hafta önce konuyu Birleşmiş Milletler gündemine taşıdı. Salih, uluslararası destek sağlanarak meselenin “yerinden edilmenin finansmanından çözümlerin finansmanına” taşınmasını hedefliyor.

Mart ayında 59 sayılı kararname uyarınca yıkılmış bölgelerde altyapının hazırlanması amacıyla Yüksek Komite’nin kurulmasından ağustos ayı sonuna kadar, kuzey Suriye’deki kamplardan 10 binden fazla aile memleketlerine döndü. Acil Durumlar Bakanlığı Medya ve İletişim İdaresi yetkilileri tarafından “Şarku’l Avsat”a yapılan açıklamada, yaklaşık 157 kampın kapatıldığı, 220 kampın daha kapatılması için hazırlık yapıldığı bildirildi.

İdare, yalnızca 3 bin 344 bölgenin 120’sindeki altyapının yeniden inşası, temel hizmetlerin yeniden işler hale getirilmesi ve dönen aileler için konut çözümleri sağlanması için gereken finansman ihtiyacının 2 milyar doları aştığını belirtti.

Bu rakam, dönüş bölgelerindeki ihtiyaçların boyutunu ortaya koyuyor. Söz konusu bölgelerin “büyük ölçüde zarar gördüğü ve su, elektrik, kanalizasyon, sağlık, eğitim, belediye hizmetleri ve konut alanlarında kapsamlı yatırımlara ihtiyaç duyduğu” ifade edildi.

En azından kendi toprağımızdayız

Ümmü Muhammed, Hama kırsalındaki Latamne beldesine dönen kafilede yer alan ailelerden biriydi. Aileye dönüşü kolaylaştırmak amacıyla mutfak malzemeleri, battaniyeler ve ulaşım desteği sağlandı.

Ümmü Muhammed, kamptaki çadırdan, yıkılmış evinin yanına kurduğu başka bir çadıra taşındığını anlatıyor. Alternatif bir konut bulunmadığını belirten Ümmü Muhammed, buna rağmen kampta kalmaktan daha iyi olduğunu düşünüyor:

“En azından kendi toprağımızda ve kendi insanlarımızın arasındayız. İşlerimizi yoluna koyup evimizi yeniden inşa edene kadar burada kalabiliriz.”

rgthyu7
Hama kırsalındaki Latamne beldesinde “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonu kapsamında evleri inceleyen ekip. (Latamne Belediyesi)

Beşşar Esed yönetiminin devrilmesinden bu yana memleketlerine dönen ailelerin sayısının 170 bini aştığı tahmin ediliyor. Bu sayı, kuzey Suriye’deki kamplarda yaşayan nüfusun yaklaşık yüzde 64’üne tekabül ediyor. Ancak savaş yıllarında bölgelerin büyük ölçüde tahrip olması nedeniyle dönüş yapılan yerlerin ezici çoğunluğunda hâlâ temel hizmetler bulunmuyor.

Dönenlerin verdiği bilgilere göre aileler mevcut alternatif imkânlarla hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Yerel ve uluslararası kuruluşların sınırlı desteğiyle, yıkılmış evlerin yanına çadır kurulması, kanalizasyon için fosseptik çukurları açılması, su temini amacıyla kuyu kazılması veya yakındaki bir kaynaktan su getirilmesi ve elektrik ihtiyacı için güneş enerjisinden yararlanılması gibi yöntemlere başvuruluyor.

BM’den daha fazla destek talebi

Suriye hükümeti, erken toparlanma ve yeniden rehabilitasyon projelerine Birleşmiş Milletler ve uluslararası ortakların katkısını artırmayı, finansman açığının kapatılmasına destek sağlamayı ve böylece dönüş bölgelerinin hazırlanmasını hızlandırarak güvenli ve sürdürülebilir dönüş için uygun koşulları oluşturmayı hedefliyor. Planın hükümet öncülüğünde, ulusal ve uluslararası ortaklarla iş birliği içinde uygulanması öngörülüyor.

Acil Durumlar Bakanlığı’nın çalışmalarının ana finansörü hâlâ Suriye hükümeti. BM kuruluşları ile uluslararası ve yerel kuruluşlardan da destek geliyor, ancak Bakanlığın Medya ve İletişim İdaresi’ne göre bu destek “ihtiyacın boyutuyla kıyaslandığında sınırlı”.

Acil Durumlar Bakanı Raid es-Salih, kısa süre önce New York’ta BM Genel Kurulu toplantılarına katılan Suriye heyetinde yer aldığı sırada, bakanlığının “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonunu Eylül 2027’ye kadar hayata geçirmek için hazırladığı rakam, istatistik ve çalışmaları sundu.

Genel Kurul toplantıları çerçevesinde düzenlenen bir etkinlikte konuşan Salih, planın amacının altyapı, okullar, sağlık merkezleri, su ve kanalizasyon sistemlerini yeniden inşa etmenin yanı sıra istihdam imkânları sağlayarak “kamplara duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmak” olduğunu söyledi.

Plan kamplar dışındaki yerinden edilmişleri de kapsıyor

Bakanlığın Medya ve İletişim İdaresi’ne göre “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonu, kampların dışında yaşayan yerinden edilmiş aileleri de kapsıyor. Buna kiralık evlerde veya akrabalarının yanında yaşayanlar ile ülke dışında bulunan ve gönüllü olarak memleketlerine dönmek isteyen Suriyeliler de dahil.

cdfvgb
Kuzey Suriye’deki kamplardan yerinden edilmişlerin eşyaları, memleketlerine dönüş için yükleniyor. (Acil Durumlar Bakanlığı)

Ancak bu kişilerin dönüşü için altyapının rehabilite edilmesi, temel hizmetlerin yeniden işler hale getirilmesi, risklerin ortadan kaldırılması ve geçim kaynaklarına erişim imkânlarının güçlendirilmesi gerekiyor.

Kamplar girişimin mevcut aşamadaki başlangıç noktası ve önceliği olmayı sürdürürken, elde edilecek sonuçların yıllardır şartlar nedeniyle dönemeyen bütün Suriyeliler için dönüşü teşvik eden bir ortam oluşturması bekleniyor.

Halep, İdlib ve Hama’da projeler

Halep, İdlib ve Hama valilikleri bu ay “Kamplar Olmadan Suriye” kapsamında bir dizi kalkınma ve hizmet projesi başlattı. Projelerin değeri Halep’te yaklaşık 9,25 milyon dolar, İdlib’de 8,2 milyon dolar ve Hama’da 7,5 milyon dolar olarak açıklandı.

Bu çalışmalar, hükümetin enkaz kaldırma projesiyle eş zamanlı yürütülüyor. Yıl başından bu yana 3 milyon metreküp enkaz kaldırılırken, yıl sonuna kadar 3 milyon metreküp daha enkazın kaldırılmasına yönelik projelerin kısa süre içinde başlatılması planlanıyor.

Acil Durumlar Bakanlığına göre Şam kırsalındaki Duma ve Deraya kentlerinde enkaz kaldırma ve yönetimi projesi de yürütülüyor. Suudi Arabistan tarafından Kral Selman İnsani Yardım ve Yardım Çalışmaları Merkezi aracılığıyla finanse edilen proje kapsamında yaklaşık 85 bin metreküp enkazın kaldırılması ve geri dönüştürülebilir yaklaşık 30 bin metreküp molozun bu amaçla kurulan uzman birim aracılığıyla geri dönüştürülmesi hedefleniyor.

Projenin, kaynakların yeniden kullanılmasına, çevresel etkinin azaltılmasına ve erken toparlanma sürecinin desteklenmesine katkı sağlaması amaçlanıyor.

Suriye genelinde hâlen yaklaşık 50 milyon metreküp enkaz ve moloz bulunduğu tahmin ediliyor.