Rus ordusu, Ukrayna'da neden peş peşe general kaybediyor?

Çatışmada ölen bir Rus subayı için yapılan cenaze töreninden (BBC)
Çatışmada ölen bir Rus subayı için yapılan cenaze töreninden (BBC)
TT

Rus ordusu, Ukrayna'da neden peş peşe general kaybediyor?

Çatışmada ölen bir Rus subayı için yapılan cenaze töreninden (BBC)
Çatışmada ölen bir Rus subayı için yapılan cenaze töreninden (BBC)

Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısıyla başlayan savaş birinci ayını tamamladı. 
Şu ana kadar net sayılar bilinmese de iki tarafın ağır kayıplara uğradığı belirtiliyor.
Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Danışmanı Mihail Podolyak geçen günlerde Twitter hesabından yaptığı paylaşımda çatışmalarda şu ana kadar 6 Rus generalin öldüğünü iddia etti.
Medyaya yansıyan bilgilere göre farklı tarihlerde ve cephelerde öldüğü iddia edilen 6 generalden 5'inin isimleri şöyle:
"41. Ordu Komutan Yardımcısı Tümgeneral Andrey Sukhovetsky,
41. Ordu Komutan Yardımcısı ve Kurmay Başkanı Tümgeneral Vitaly Gerasimov,
Doğu Askeri Bölgesi'nin 29. Kombine Silah Ordusu'ndan Tümgeneral Andrei Kolesnikov,
150. Motorlu Tüfek Tümeni Tümgeneral Oleg Mityaev,
8. Muhafız Ordusu Komutanı Korgeneral Andrey Mordviçev."
Rusya tarafından resmi bir açıklama yapılmadığından söz konusu kişilerin ölüp ölmediği de henüz net olarak bilinmiyor.

Hayallerdeki generallerle gerçek savaştaki generallerin rolü farklı
Genelde filmlerde ve edebiyat kitaplarında generaller ordusunun önünde düşmana karşı bizzat çatışan kişiler gibi lanse edilseler bile gerçek bir savaşta bir generalden en son beklenen şey bizzat çatışmaya dahil olması.
Hatta bir general bizzat çatışmaya girmişse işlerin yolunda gitmediği, düşmanın çok yaklaştığı olarak yorumlanıyor.
Dolayısıyla Ukrayna'nın iddia ettiği gibi Rus ordusu 6 generalini kaybettiyse onlar açısından doğru gitmeyen bir durum var.

"Generallerin ön hatta çatışması tercih edilmez"
Ukrayna'nın iddiası doğru kabul edilirse Rus ordusu, henüz birinci ayını yeni dolduran savaşta 6 general gibi ciddi bir kaybı neden verdi? 
Bu kadar general kaybı neyin göstergesi?
Emekli subay ve Antalya Bilim Üniversitesi Öğretim Üyesi, askeri tarihçi Prof. Dr. Mesut Uyar, generallerin savaştaki rolünü Independent Türkçe muhabiri Ali Kemal Erdem'e anlattı.
Uyar, generallerin en ön safta savaşmasının tercih edilmeyeceğini, asıl görevlerinin çatışma anında cephe gerisinde durarak buradan emrindeki birlikleri emniyetli bir mesafeden takip ederek, muharebe cihazları ile yönlendirmek olduğunu söyledi.

"Durum hakkında yeterli bilgi alamayan Rus generaller kritik noktalara gittikçe hedef oluyor"
Uyar, Ukrayna'da Rusya'nın general kayıplarının çeşitli nedenleri olabileceğini belirterek, "Rusların rütbeli olarak fazla zayiat vermesi, emir-komuta, muhabere ve haberleşmenin çöktüğünü gösteriyor. Muhtemelen generaller cephedeki vaziyeti bulundukları komuta yerinden kontrol edemiyorlar. Emrettikleri şeyleri, cephedeki adamlar yapmıyor" dedi.
Bunun yaşanmasının nedenlerinden bir tanesinin kendisine cephedeki durumun doğru yansıtılmıyor veya cephedeki birlikteki adamlarına ulaşmaması olduğunu ifade eden Uyar, "Kendileri de üstleri olan komutandan baskı aldıkları için o zaman bizzat kritik yerlere giderek oradaki harekatı idare etmeye çalışıyor. Anladığımız kadarıyla bahse konu olan generallerin tamamı ön saflarda hareket etmeye çalışırken nişancılara veya başka şeylere hedef teşkil etmiş. Bunun yanında Rus ordusu alana hakim olmak yerine daha çok yollarda konumlanmış vaziyette. Burada da araçları sık sık Ukrayna güçlerinin saldırılarına hedef oluyor" diye konuştu. 

"Balkan Savaşı'nda 2, II. Dünya Savaşı'nda 1 general şehit oldu"
Türk tarihinde I. Murat gibi savaş meydanında şehit olan padişah bile var.
Yine devletin ikinci adamı olan veziriazamlardan dahi muharebe alanında can verenler oldu. 
"Ancak o kadar gerilere gitmeden Türk ordusunun 1912'de başlayan Balkan Savaşı'ndan günümüze kadar kaç şehidi olduğu" sorusuna Uyar, "Balkan Savaşı'nda Osmanlı ordusundan 7. Kolordu Komutanı Fethi Paşa ile tümen komutanlığı yapan Haşim Paşa şehitler arasında yer aldı" diye cevapladı.
Yine Uyar'ın verdiği bilgiye göre I. Dünya Savaşı'nda şehit düşen tek general ise Doğu Cephesi'nde Süleyman Faik (Faik Çolak) Paşa oldu.

Cumhuriyet döneminde tek çatışma şehidi general var
Kurtuluş Savaşı'nda şehit düşen generalin olmadığını aktaran Uyar, buna karşın gerek I. Dünya Savaşı'nda gerekse Kurtuluş Savaşı'nda general yetersizliğinden onların üstlendikleri görevleri yaparken şehit düşen albayların olduğunu kaydetti.
Cumhuriyet döneminde kazalarda veya emekli olduktan sonra terör saldırı nedeniyle şehit düşen generaller olmuştu. Ancak resmi olarak bir çatışmada şehit düştüğü kabul edilen tek general 22 Ekim 1993 günü Diyarbakır'ın Lice'de şehit düşen Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın.

Savaş anında firarları önlemek isterken şehit düştü
Generallerin nasıl şehit olduğuna gelince... 7. Kolordu Komutanı Fethi Paşa, 16-17 Kasım 1912 tarihinde Sırplara karşı verilen Manastır Savaşı'nda Osmanlı ordusunu yöneten üç generalden biriydi.
Osmanlı ordusu, generallerin yoğun çabasına karşın savaşı kaybetti. Bu olay Makedonya'nın elden çıkmasıyla son buldu.
Oldukça şiddetli geçen savaş sırasında Fethi Paşa'nın şehit olmasına dair bilgi Abdullah Karaca tarafından savaşın tanığı komutanların anılarına dayanılarak hazırlanan "Garp Ordusu Harekâtı Cavîd Paşa Kolu ve Vardar Ordusu" başlıklı yüksek lisans tezinde şöyle anlatıldı:
"7. Kolordu'ya düşmanın taarruz etmesi üzerine firarlar başladı. Kaçan firarilerle meşgul olan 7. Kolordu Komutanı Fethi Paşa Hazretleri şehadet rütbesine ulaştı. Fethi Paşa'nın naaşı önce Manastır'a daha sonra da Resne'ye götürülerek şanına layık bir şekil de defnedildi."

Haşim Paşa, Yüzbaşı Selahattin'in tümen komutanıydı
Uyar'ın verdiği bilgiye göre Balkan Savaşı'nda şehit düşen 2 generalden biri olan tümen komutanı Haşim Paşa'nın nasıl şehit olduğuna dair açık kaynaklarda bilgi yer almıyor.
Uyar, Haşim Paşa'nın İlhan Selçuk'un kaleme aldığı "Yüzbaşı Selahattin'in Romanı" adlı kitapta hayatı anlatılan Selahattin Yurtoğlu'nun Balkan Savaşı'ndaki tümen komutanı olduğunu belirtti.

Bingöl'de Ruslara karşı savaşırken vurulup şehit oldu
I. Dünya Savaşı'nda cephede çatışmada olan tek general olan Süleyman Faik Paşa, Vikipedia'a da yer alan bilgiye göre 1916 yılında Kafkas Cephesi'nde 2. Kolordu'ya komuta etti.
30 Ağustos 1916 tarihinde bugünkü Bingöl sınırları içerisinde Çavreşi Dağları etrafında devam eden muharebe sırasında bir kurşun isabet etmesi sonucu öldü. Cenazesi Harput'a getirilerek buraya defnedildi.

Kanasla düzenlenen saldırıda şehit oldu
Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı olan Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, terör saldırısı olduğu ihbarıyla 22 Ekim 1993 tarihinde gittiği Lice'de Asayiş Bölük Komutanlığı binası önünde kanas tipi suikast silahıyla vurularak şehit düştü.
Resmi açıklamada saldırının PKK tarafından yapıldığı iddia edildi.
Ancak sonraki süreçlerde Aydın'ın faili meçhul bir saldırı sonucu öldüğüne dair iddialar da ortaya atıldı.
Ancak Genelkurmay kayıtlarında Aydın'ın ölümü bir PKK saldırısı olarak kayıtlara girdi.
Aydın, dışında Korgeneral Eşref Bitlis, Korgeneral Osman Erbaş, Tümgeneral Aydoğan Aydın gibi görev başındayken bulundukları uçağı veya helikopterin kazayla düşmesi sonucu şehit düşen generaller de oldu.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe