İran: Viyana'daki tek engel ABD’nin siyasi karar almaması

Robert Malley, DMO’ya uygulanan yaptırımların devam ettiğini doğrularken Kemal Harazi, DMO’yu ‘milli ordu’ olarak tanımladı

Kemal Harazi ve Robert Malley, dün Doha Forumu'nda düzenlenen farklı oturumlara katıldılar (EPA)
Kemal Harazi ve Robert Malley, dün Doha Forumu'nda düzenlenen farklı oturumlara katıldılar (EPA)
TT

İran: Viyana'daki tek engel ABD’nin siyasi karar almaması

Kemal Harazi ve Robert Malley, dün Doha Forumu'nda düzenlenen farklı oturumlara katıldılar (EPA)
Kemal Harazi ve Robert Malley, dün Doha Forumu'nda düzenlenen farklı oturumlara katıldılar (EPA)

İran, Avusturya'nın başkenti Viyana’daki müzakerelerin Avrupa koordinatörü olan Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Servisi Genel Sekreter Yardımcısı ve Siyasi Direktörü Enrique Mora’ya Washington'ın siyasi karar almamasının, bir anlaşmaya varmanın önündeki ‘son engel’ olduğunu belirterek ABD'ye ‘gerçekçi olması’ çağrısında bulundu. Öte yandan ABD'nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley, Viyana’da bir anlaşmaya varılabileceğine ilişkin şüphelerini dile getirdi. Malley, anlaşmanın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) terör örgütleri listesinden çıkarılmasıyla ilgili olmadığını ve DMO'ya yaptırımların devam edeceğini vurguladı.
Viyana’daki müzakerelerin Avrupa koordinatörü Enrique Mora, dün Tahran'da, İran’ın baş müzakerecisi Ali Bakıri Kani ile yaptığı görüşmeden sonra İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile bir araya geldi.
DMO’ya yakın İran'ın yarı resmi haber ajansı Fars’a göre Abdullahiyan, Mora ile gerçekleştirdiği kısa bir görüşmede, şu an Viyana’daki müzakerelerde bir sonuca ulaşılmasının önündeki tek engelin ABD’nin siyasi bir karar almaması olduğunu söyledi. Abdullahiyan, “Başta ABD yönetimi olmak üzere diğer taraflar, geriye kalan sorunları çözmek için gerçekçi bir yaklaşım izlemeli” dedi.
Mora-Bakıri Kani görüşmesinde ise nükleer anlaşmayı canlandırmaya yönelik müzakerelerdeki son gelişmeler ve özellikle öne çıkan konular ele alındı. İran'ın yarı resmi haber ajansı ISNA, Mora'nın Bakıri Kani’ye diğer taraflarla yapılan son istişareler hakkında bilgi verdiğini aktardı. ISNA’nın haberine göre Bakıri Kani, Avrupalı ​​konuğuna Tahran'ın Viyana'da bir anlaşmaya varma konusundaki ‘kararlılığını’ bildirirken ancak ABD’nin gerçekçi bir vizyona sahip olması halinde bir anlaşmaya varılabileceğini söyledi.
Mora, Tahran’a ziyareti öncesinde Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Kapsamlı Ortak Eylem Planı (nükleer anlaşmanın resmi adı/KOEP) ile ilgili Viyana’da yapılan müzakerelerde geriye kalan boşlukları doldurmak için çalışıyoruz. Müzakereleri artık bitirmek zorundayız. Tehlikede olan çok fazla şey var” yazdı.
Mora'nın Tahran'a gelişinden önce, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Komisyon Başkan Yardımcısı Josep Borrell, Katar'ın başkenti Doha'da düzenlenen Doha Forumu'ndaki konuşmasında, İran ve dünya güçlerinin yaptırımların kaldırılması karşılığında Tahran'ın nükleer programını sona erdirmeyi amaçlayan bir anlaşma imzalamaya ‘çok yakın’ olduklarını açıkladı. Borrell, “Ne zaman ve nasıl olacağını söyleyemem, ama bir anlaşmaya varılması sadece birkaç gün meselesi” dedi.
İran ve halen 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmaya taraf olan Fransa, İngiltere, Rusya, Çin ve Almanya (P4+1 grubu), Viyana'da yaklaşık bir yıldır müzakereler gerçekleştiriyorlar. Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın 2018 yılında, anlaşmanın ‘İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) bölgesel faaliyetlerini ve Tahran’ın balistik füze programını ele almadığı ve eksiklikleri olduğu eleştirilerinin ardından anlaşmadan çekilen ABD ise müzakerelere dolaylı olarak katılıyor.
AB, ABD’nin anlaşmadan geri çekildikten sonra İran’a yeniden uyguladığı yaptırımları kaldırıp yeniden anlaşmaya taraf olmasını, İran’ın ise ABD’nin bu adımına karşı ihlal ettiği nükleer anlaşmadaki taahhütlerine yeniden uymasını sağlayarak nükleer anlaşmayı canlandırmayı hedefleyen müzakerelerde koordinatör rolünü üstleniyor.

Boşlukların doldurulması
Öte yandan dün Doha Forumu’nun ikinci ve son gününde, nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmayı amaçlayan müzakerelerde geriye kalan engeller konusunda ABD ile İran arasında büyük bir görüş ayrılığı olduğu ortaya çıktı. ABD'nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley, Doha Forumu'nda yaptığı konuşmada, “Nükleer anlaşmaya varmaya yakın olduğumuza emin değilim. Birkaç ay önce biz de buna çok yakın olduğumuzu düşünüyorduk. Herhangi bir müzakere sürecinde, konuların uzun süre masada kalması, aradaki boşluğu kapatmanın ne kadar zor olduğunun işaretidir” ifadelerini kullandı.
Bu arada Malley, bu açıklamasından bir gün önce Doha Forumu'nun oturum aralarında Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan bin Abdullah Al Suud ile istişarede bulundu. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, ABD'nin İran Özel Temsilcisi’nin Washington’ın Körfez’deki ortaklarıyla yakın istişarelerde bulunduğu belirtildi.
Ancak Malley’in aksine İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in Danışmanı ve İran Stratejik Dış İlişkiler Konseyi Başkanı Kemal Harazi, yakında bir anlaşma yapılabileceğini söyledi.
İran adına Doha Forumu'nda konuşan Harazi, şunları söyledi:
“Evet, (bir anlaşmaya varmak) an meselesi. Bu mesele ABD’nin siyasi iradesine bağlı. (Nükleer) anlaşmanın canlandırılması için ABD’nin DMO'yu yabancı terör örgütleri listesinden çıkarması önemli. DMO İran’ın milli ordusudur. Bir milli ordunun terör örgütü olarak sınıflandırılması kabul edilemez.”
Robert Malley, ABD merkezli haber ağı CNN'e verdiği röportajda, DMO’nun terör örgütü olarak sınıflandırılmasında bir değişiklik yapılıp yapılmayacağına dair bir soruya, “DMO meselesinin sonucunun dışında, bu konuya girmeyeceğim. ABD yasalarına göre DMO'ya yaptırımların devam edeceğini, görüşlerimizin ve düşüncelerimizin DMO’ya yönelik politikamızı değiştirmeyeceğini söyleyebilirim” yanıtını verdi.
Güvenlik çerçevesi
Katar Başbakan Yardımcısı ve Savunma İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Halid Bin Muhammed el-Atiyye, dün ülkesinin bir süredir İran’ın nükleer programı dosyasında ‘mutlu sonu beklediğini’ söyledi.
 20. Doha Forumu'nun etkinlikleri sırasında konuşan Katarlı Bakan, “Nükleer anlaşma meyve verir ve olumlu bir sonuca ulaşırsa ikinci aşamaya geçmeliyiz. Katar'da bölgedeki ortaklarımızı bölgesel oyuncular arasında bir güvenlik çerçevesi formüle etmemiz gerektiği konusunda teşvik ediyoruz” ifadelerini kullandı.
İran’ın nükleer programı dosyasındaki herhangi bir gelişmenin bölgeyle ilgili diğer konulara da ‘olumlu’ yansımaları olacağını umduklarını ifade eden Atiyye, “Bunu uzun zamandır bekliyoruz. Neticede bölgedeki ülkeleri birbirinden ayıramayız. Birbirimizle bir arada yaşamak zorundayız. Bunun da en iyi yolu bu ülkeler arasında bir güvenlik çerçevesi anlaşmasının yapılmasıdır” şeklinde konuştu.

Ana engel
Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın 2018 yılında nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmesi, Tahran’ın bundan bir yıl sonra nükleer anlaşmadaki taahhütlerini kademeli olarak ihlal etmeye başlamasına neden oldu. Nükleer anlaşmayı canlandırmak için zaman zaman ara verilen müzakerelere başlandı. Viyana’daki müzakereler son olarak bu ayın başlarında Rusya’nın anlaşmanın taraflarından biri olarak İran’la iş yapabileceğine dair yazılı garanti talep etmesi üzerine bozuldu.
DMO, 1979 İran Devrimi’nden sonra kurulan İran ordusuna paralel bir ideolojik oluşumdur.  Şah rejimine karşı silaha sarılan bir milis ittifakının çekirdeğini oluşturur. Devrimden 40 yıl sonra, DMO'nun İran Güvenlik Bakanlığı'na bağlı bir yapı olmasından ötürü rolü sadece orduya paralel bir yapı olmakla sınırlı değil. Devletin ekonomik faaliyetlerine paralel olarak bir imparatorluk oluşturan, petrol ve sanayi alanından baraj ve yol yapımına ve ilaç üretimine kadar faaliyet gösteren büyük şirketler grubuna sahiptir.  Bu şirketlerin çoğu şeffaf bir finansal sisteme tabi olmamakla birlikte devlete vergi de ödemiyor.
DMO'nun yurtdışı kolu olan Kudüs Gücü, 2007 yılında terör örgütü olarak sınıflandırılmıştı. Trump yönetimi, 2017 yılında ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA) kapsamında yaptırım uygulanan DMO’yu Nisan 2019'da yabancı terör örgütleri listesine ekledi. Kudüs Gücü ise Ortadoğu'da çok uluslu milislere para ve silah desteği veriyor.



Fidan: ABD ve İran nükleer anlaşma konusunda uzlaşmaya hazır görünüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
TT

Fidan: ABD ve İran nükleer anlaşma konusunda uzlaşmaya hazır görünüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ile İran’ın bir nükleer anlaşmaya varmak için uzlaşmaya hazır göründüğünü belirterek, görüşmelerin kapsamının Tahran’ın balistik füze programını içerecek şekilde genişletilmesinin yalnızca “başka bir savaşa” yol açacağını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times gazetesine aktardığı röportajda Fidan, “Amerikalıların İran’ın uranyum zenginleştirmesine açık ve net sınırlar içinde müsamaha göstermeye hazır olması olumlu” ifadelerini kullandı.

Bakan Fidan, “İranlılar artık Amerikalılarla bir anlaşmaya varmaları gerektiğini biliyor. Amerikalılar da İranlıların belirli sınırları olduğunu biliyor. Onları zorlamaya çalışmanın bir anlamı yok” dedi.

Washington, İran’dan saflık oranı yüzde 60’a ulaşan zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini talep ediyor. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90 seviyesine oldukça yakın kabul ediliyor.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise ülkesinin mali yaptırımların kaldırılmasını talep etmeyi ve zenginleştirme dâhil olmak üzere “nükleer haklarında” ısrarcı olmayı sürdüreceğini söyledi.

Fidan, Financial Times’a yaptığı açıklamada, Tahran’ın “gerçekten gerçek bir anlaşma yapmak istediğine” inandığını ve 2015’te ABD ve diğer ülkelerle imzalanan anlaşmada olduğu gibi zenginleştirme seviyelerine sınırlamalar ve sıkı bir denetim mekanizmasını kabul edebileceğini belirtti.

ABD’li ve İranlı diplomatlar, geçen hafta Umman’ın arabuluculuğunda Maskat’ta bir araya gelerek diplomatik çabaları yeniden canlandırma amacıyla görüşmeler gerçekleştirdi. Bu temaslar, ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgede bir filo konuşlandırmasının ardından yeni bir askeri harekât ihtimaline ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde yapıldı.

Trump salı günü yaptığı açıklamada, Washington ile Tahran’ın müzakerelere yeniden başlamaya hazırlandığı bir süreçte Ortadoğu’ya ikinci bir uçak gemisi gönderme seçeneğini değerlendirdiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı ve Beyaz Saray ise mesai saatleri dışında yapılan yorum talebine yanıt vermedi.


Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.

Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.

dervg
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.

Arabuluculuk ve diğer kanallar

Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.

ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.

dthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)

 Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.

Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Müzakereye eğilim

Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.

Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.

frg
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.

İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.

Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.

ABD’nin hedefi

Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.

brftgrft
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.

Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.

Geniş etki alanı

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.

Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.


Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
TT

Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde

Suriye Televizyonu sitesinin haberine göre İran, Aralık ayının başından bu yana, Beşşar Esad’ın firari kardeşi Mahir Esad’ın denetiminde bulunan ve İran’la bağlantılı Dördüncü Tümen’in kalıntılarını yeniden örgütleyerek Suriye’deki durumu tırmandırmaya çalışıyor.

Site, bölgesel güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İran’ın bu süreçte Dördüncü Tümen’in eski komutanlarından Gıyath Dalla’nın yanı sıra eski Askerî İstihbarat Başkanı Tümgeneral Kemal Hasan ve Dördüncü Tümen’de görev yapmış Tümgeneral Gassan Bilal’i kullandığını aktardı.

Kaynaklara göre, son aylarda Irak sınırındaki kamplarda, Lübnan’ın Hermel bölgesinde ve Suriye’nin doğusunda PKK bağlantılı grupların kontrolündeki alanlarda onlarca eski Dördüncü Tümen ve askerî istihbarat subayını barındıran İran Devrim Muhafızları, bu isimlerin Suriye’ye geri dönmesini ve Esad rejiminin eski unsurlarını yeniden toparlayarak yeni bir güvenlik operasyonları dalgası başlatmayı hedefliyor.

fevfe
Arakçi ile Esad’ı bir araya getiren son görüşmeden bir kare (Arşiv_ İran Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan New York Times gazetesi de yakın zamanda yayımladığı bir haberde, bu hareketliliğe katılan kişilerle yapılan röportajlara ve aralarındaki yazışmalara dayanarak, eski rejim kadrolarının Suriye’de yeniden nüfuz tesis etmeye kararlı olduklarını yazdı. Haberde, 13 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından ülkede hâlâ ciddi gerilimlerin sürdüğüne dikkat çekildi.

Gazete ayrıca, Esad rejiminin bazı eski üst düzey isimlerinin sürgünde silahlı bir isyan hareketi inşa etmeye çalıştığına, bunlardan birinin ise Washington’da milyonlarca dolarlık bir lobi faaliyeti yürüttüğüne dair güvenilir bilgilere ulaşıldığını aktardı. Bu girişimlerin, Esad’ın mensubu olduğu ve birçok üst düzey askerî ve güvenlik yetkilisinin geldiği Alevi topluluğunun kalesi sayılan Suriye kıyı bölgesinde kontrol sağlamayı hedeflediği belirtildi.

gt
Dördüncü Tümen Generali Gıyath Süleyman Dalla (Sosyal Medya)

Şarku’l Avsat’ın Suriye Televizyonu’ndan aktardığı bilgilere göre İran’ın Suriye’de gerilimi tırmandırmaktaki temel hedeflerinden biri, İran sınırına bitişik Irak sahasında üzerindeki Amerikan baskısını hafifletmek. ABD’nin Bağdat’a gönderdiği özel temsilcinin, Iraklı silahlı gruplara kendilerini feshetmeleri yönünde baskı yaptığına dikkat çekilirken, Suriye’deki bir tırmanmanın bu çabaları oyalayıcı bir unsur olarak kullanılması amaçlanıyor.

xvfg
İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fatimiyun unsurları, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor’da (Arşiv)

Habere göre, önümüzdeki dönemde Lübnan Hizbullahı üzerindeki silahsızlanma baskısının artması ve buna paralel olarak İran’a yönelik muhtemel yeni bir İsrail saldırısının gündeme gelmesi bekleniyor.

Esad rejiminin kalıntılarının yeniden sahaya sürülmesi, Tahran ve Hizbullah’a daha geniş bir manevra alanı kazandıracak ve yalnızca savunmada kalmak yerine daha esnek hamleler yapabilmelerine imkân tanıyacak. Ayrıca bu unsurların, İsrail’in olası askerî hareketlerini önceden tespit etmek amacıyla istihbarat ve gözetleme faaliyetlerinde kullanılabileceği değerlendiriliyor.