Rusya-Ukrayna müzakerelerinde yeni tur İstanbul’da düzenlenecek

Moskova, nihai anlaşma için tüm konularda uzlaşılmasını şart koşuyor ayrılıkçı “Luhansk Cumhuriyeti” Rusya’ya katılmak için referandum yapacak. Abhazya ihtiyaç duyulması halinde Ukrayna’da savaşmaya hazırlanıyor

Ayrılıkçı “Luhansk Cumhuriyeti” ve Rus askerleri sivillere gıda paketleri dağıtıyor. (EPA)
Ayrılıkçı “Luhansk Cumhuriyeti” ve Rus askerleri sivillere gıda paketleri dağıtıyor. (EPA)
TT

Rusya-Ukrayna müzakerelerinde yeni tur İstanbul’da düzenlenecek

Ayrılıkçı “Luhansk Cumhuriyeti” ve Rus askerleri sivillere gıda paketleri dağıtıyor. (EPA)
Ayrılıkçı “Luhansk Cumhuriyeti” ve Rus askerleri sivillere gıda paketleri dağıtıyor. (EPA)

Rusya ve Ukrayna'daki kaynaklar, tarafların önümüzdeki günlerde Türkiye’de doğrudan bir müzakere turu düzenlemeyi kabul ettiğini bildirdi. Rusya ve Ukrayna müzakere heyetleri yaklaşık iki haftadır video konferans aracılığıyla görüşmekteydi. Rusya, Türkiye’nin İstanbul kentinde düzenlenecek müzakerelerde nihai bir anlaşmaya varılabilmesi için, ‘ihtilaflı tüm konularda uzlaşmaya varılmasının’ gereğine dikkat çekti. Bu arada, Donetsk ve Luhansk bölgelerindeki askeri operasyonlar sona erdiğinde bu bölgelerin geleceğinin nasıl şekilleneceğine dair işaretler belirdi. Luhansklı yetkililer, Kırım Yarımadası senaryosunda olduğu gibi, Rusya Federasyonu’na katılım konusunda referandum düzenleyeceklerini duyurdu. Öte yandan Abhazya’nın, Rus ordusu saflarında savaşmak üzere Ukrayna savaşına dahil olma ihtimali belirdi.  
Rusya müzakere heyetinin başkanı Vladimir Medinsky, Moskova ve Kiev delegasyonlarının, önümüzde salı ya da çarşamba günü yeniden yüz yüze bir müzakere turu düzenlemek konusunda anlaştıklarını duyurdu. Ukrayna heyetinde yer alan David Arakhamia, müzakerelerin yeni turunun Türkiye’de yapılacağını doğruladı. Rusya ve Ukrayna heyetleri, daha önce Belarus’ta üç müzakere turu düzenlemiş ancak ihtilaflı konularda görüşlerini yakınlaştırmakta başarılı olamamıştılar. Rusya ve Ukrayna dışişleri bakanları düzeyinde Türkiye’de de bir araya geldi ancak bu görüşmede de önemli bir ilerleme kaydedilemedi.    
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Ukrayna ile müzakereleri "ne iyi ne de kötü" olarak nitelendirdi. Zaharova önceki gün Ukrayna heyetini ‘’ülkelerini temsil etmemek ve Washington’dan yazılı talimat almakla’ suçlamıştı. Zaharova dün yaptığı açıklamada, “Tüm dünya müzakerelerin seyrine odaklanmış durumda. Müzakereler ne iyi ne de kötü gidiyor, uzatıp oyalıyorlar. Ukrayna tarafı müzakere etme arzusunda olduğuna dair işaretler veriyor, ancak tüm bu geçmiş yıllar boyunca özünde bunu istemediler. Müzakerelerden bahsedilmesi, dikkat dağıtmak ve askeri yeteneklerini geliştirmek için zaman kazanmak amacı taşıyordu. Tabi bununla birlikte barış ve müzakere sürecinden yana olduklarını iddia ediyorlar.’’ diye konuştu.  
Rusya müzakere heyetinin başkanı Vladimir Medinsky, müzakerelerde Moskova'nın koşullarına bağlılığını yineledi. Medinsky, ülkesinin, “daha önce gündeme getirdiği tüm hayati noktaları dikkate alan kapsamlı bir anlaşmaya varılmasında ısrar ettiğini” belirtti. Rusya ve Ukrayna’nın ikincil konularda ilerleme kaydettiğine işaret eden Rus müzakereci, “temel siyasi konularda yerimizde sayıyoruz, bu nihai bir anlaşmaya varılması için yeterli değildir” dedi.  
Bu arada Rusya’nın 21 Şubat’ta tek taraflı olarak bağımsızlığını tanıdığı Luhansk Halk Cumhuriyeti’nin Başkanı Leonid Paseçnik, “Yakın zamanda, cumhuriyet topraklarında halkın anayasal hakkını kullanacağı ve Rusya Federasyonu’na katılma konusundaki görüşlerini açıklayacağı bir referandum yapılacağını düşünüyorum. Bunun olacağına eminim. Çünkü Luhansk halkı sekiz yıldır milliyetçilerin saldırılarına, vahşete, siyasi ve ekonomik ablukaya maruz kalıyordu, bu süreçte sadece Rusya onların yanındaydı” dedi. 
Paseçnik, Luhansk Cumhuriyeti'nin “Rusya'nın kucağına dönmeyi ve ortak müreffeh bir gelecek için çalışmaya başlamayı dört gözle beklediğini” belirtti. Uzmanlar, Donetsk ve Lugansk bölgelerindeki ‘askeri operasyonun’ tamamlanmasının ardından, 2014 yılında Kırım Yarımadası’nın ilhak edilme senaryosunun bir benzerinin gerçekleştirilerek bu bölgelerin Rusya’ya katılacağını öngörmekteydi. Rusya Savunma Bakanlığı, Donetsk ve Luhansk bölgelerinin ‘özgürleştirilmesinin’ öncelikli hedefleri arasında olduğunu duyurmuştu. Savunma Bakanlığı, operasyonun ilk aşamasında, Donetsk’in topraklarının yüzde 95’ini, Luhansk’ın topraklarının ise yüzde 54’ünü kontrol altına aldıklarını açıklamıştı.  
Muhtemel referandumla ilgili yapılan açıklama, Moskova’da karışık tepkilere yol açtı. Rusya Devlet Duması'ndaki Avrasya Entegrasyonu Komitesi Başkanı Leonid Kalaşnikof, ‘’Şimdi böyle bir referandum düzenlemenin zamanı olmadığını düşünüyorum. Savaş cephelerinin kaderinin belirlendiği bir dönemde böyle bir meseleyle meşgul olmaya gerek yok” dedi. Rusya Federasyon Konseyi Anayasal Mevzuat Komitesi Başkanı Andrey Klishas ise Ria Novosti haber ajansına yaptığı açıklamada, Rusya’nın Donetsk ve Luhansk cumhuriyetlerini tanıdığını hatırlatarak, ‘’Anayasalarına aykırı değilse hem Donetsk hem de Luhansk cumhuriyetlerinin Rusya’ya katılma konusunda bağımsız bir şekilde karar alma hakları var’’ ifadesini kullandı.
Bu arada, 2008'de Gürcistan'dan ayrıldığını ilan eden ve Moskova'nın o dönemde bağımsızlığını tanıdığı Abhazya Özerk Cumhuriyeti, Rusya’ya Ukrayna savaşında askeri destek vermeye hazırlandığını duyurdu. Abhazya Savunma Bakanı Vladimir Anua, "Durumun kötüleşmesi halinde silahlı kuvvetler Abhazya’nın egemenliğini ve bağımsızlığını koruma görevlerini yerine getirmeye hazırdır. Rus ordusu başkomutanı tarafından belirlenen hedeflere ulaşılması için ihtiyaç duyulması durumunda askeri destek sağlayabiliriz.’’ diye konuştu.  
Anua, bölgedeki kritik askeri-politik durumu göz önünde bulundurara, cumhuriyet silahlı güçlerini alarm haline geçirdiklerini ve yedek kuvvetlerin katılımıyla eğitim tatbikatları yaptıklarını açıkladı. Abhaz Bakan, Rusya’nın Ukrayna operasyonunu kayıtsız bir şekilde desteklediklerini vurguladı.  
Yine Gürcistan’dan ayrılan bir başka cumhuriyet olan Güney Osetya’nın Başkanı Anatoly Bibilov, askerlerinin Rus ordusu saflarında savaşmak üzere Donbas’a gittiğini duyurmuştu. Moskova daha önce Suriye ve Ortadoğu’dan savaşçılar getireceğini bildirmişti. Rusya Savunma Bakanlığından geçen hafta yapılan açıklamada, Donbas’ta savaşmaya hazır Esed rejimine bağlı Suriyeli gönüllülerin sayısının 23 bine ulaştığı belirtildi. Moskova’ya bağlı Ramazan Kadirov’un Çeçen özel kuvvetleri de Ukrayna savaşında yer alıyor, bu birlikler özellikle Kiev ve Mariupol çevresinde çatışmalara aktif bir şekilde katılıyor.  



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe