Ummu’l Kura gazetesinin yüzüncü yılı törenle kutlandı

Prens Halid el-Faysal ve Bakan Macid el-Kasabi dün Ummu’l Kura gazetesinin kuruluşunun 100’üncü yıl kutlamalarına katıldı. (SPA)
Prens Halid el-Faysal ve Bakan Macid el-Kasabi dün Ummu’l Kura gazetesinin kuruluşunun 100’üncü yıl kutlamalarına katıldı. (SPA)
TT

Ummu’l Kura gazetesinin yüzüncü yılı törenle kutlandı

Prens Halid el-Faysal ve Bakan Macid el-Kasabi dün Ummu’l Kura gazetesinin kuruluşunun 100’üncü yıl kutlamalarına katıldı. (SPA)
Prens Halid el-Faysal ve Bakan Macid el-Kasabi dün Ummu’l Kura gazetesinin kuruluşunun 100’üncü yıl kutlamalarına katıldı. (SPA)

Suudi Arabistan’ın en köklü gazetelerinden, merkezi Mekke’de olan Ummu'l Kura dün Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz, Kral’ın Danışmanı Prens Halid bin Selman, Mekke Valisi ile önde gelen birçok prens, bakan, çok sayıda edebiyatçı ve mütefekkirin katılımıyla 100’üncü yılını kutladı.
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz, Ummu’l Kura gazetesinin yayın hayatına başlamasının 100’üncü yıl dönümü münasebetiyle gerçekleştirilen törende bir konuşma yaptı.
Allah’ın ülkeye bahşettikleriyle, İki Kutsal Cami ve Rahman’ın misafirlerine hizmet etmekle şeref duyduklarını söyleyen Kral Selman, Suudi Arabistan’da yayınlanan ilk resmi gazete olan Ummu’l Kura’nın Kral Abdulaziz bin Abdurrahman tarafından Mekke’de kurulduğunu hatırlattı.
Gazetenin isminin, Müslümanların kıblesi olan Mekke’nin isimlerinden biri olduğunu belirten Kral Selman, bu adımın ülkenin İki Kutsal Cami’nin yanı sıra medya ve kültüre olan ilgisini yansıtan bir yaklaşımı gösterdiğini vurguladı.
Kral Selman konuşmasına şu ifadelerle devam etti;
“Ummu’l Kura asırlık yaşını doldurdu. İkinci Dünya Savaşı sırasında çoğu gazetenin kağıt temininde krizle karşı karşıya kaldığı dönemde dahiyaşamı boyunca yayımlanmasına ara verilmeyen Ummu’l Kura diğer gazetelerden farklıdır. Ummu’l Kura da 1941’de aynı krizle karşı karşıya kaldı. Ancak Kral Abdulaziz konunun derhal ele alınması talimatını verdi ve yapılan çalışmalardan sonra kağıt temin edildi. Böylece gazete, özellikle yayın hayatına başladığı ilk dönemlerde İslam’ın hizmetinde ülkenin sesi olarak yayın hayatına aralıksız devam etti.”
Ummu’l Kura’nın Suudi Arabistan’ın kuruluşuna tanık olduğuna vurgu yapan Kral Selman sözlerini şöyle sürdürdü:
“Devletin tüm bölgelerini içeren büyük rönesans ile yükseldi ve yasanın ilk yapı taşlarını hafızasında korudu. Devlet tarafından onaylanan tüzük ve kanunlar, yayınladığı karar ve yönetmeliklerle sağlam yasal, kalkınma ve ekonomik yapıyı oluşturmuştur. Bu gazete, bugüne kadar devletin resmi gazetesidir.”
Kral Selman, gazetenin yaklaşık 100 yıl önce kurulduğundan bu yana ülkedeki kararlar ve yasal düzenlemeleri aktardığına dikkat çekti.
Ayrıca gazetenin Vizyon 2030’un Veliaht Prens Muhammed bin Selman tarafından beş yıl önce başlatılmasından bu yana Suudi hükümetinin devletin organları, sistemleri ve yasalarına yönelik kararlar, mevzuat, reformlar ve gelişmeler açısından üzerinde çalıştığı konuları okuyuculara taşıdığını vurguladı.  
Kral Selman, 100 yıl boyunca bu kadim gazeteye emek veren herkese teşekkür ederek aralarında yaşamlarını yitirenlere Allah’tan rahmet diledi.
Kral Selman son olarak, gazete çalışanlarının başarılı olması, ülke ve vatandaşın iyiliği için çalışmaları ve ülkenin korunup nimetlerinin daim olması için Allah’a dua etti.
Suudi Arabistan Enformasyon Bakanlığı tarafından düzenlenen törende gazetenin yayın hayatı ve tarihi gözler önüne serildi. Suudi Arabistan Enformasyon Bakanı Dr. Mecid el-Kasabi, Mekke Sergi Odası ve Etkinlik Merkezi'nde düzenlenen törende bir konuşma yaptı. Bakan Kasabi, Mekke Sergi Odası ve Etkinlik Merkezi'ni kastederek, “Başarı yürüyüşünün bir kanıtı olarak duran bu büyük medya binası için Kraliyetin asırlık sponsorluğu övgüye değer” dedi.
Kasabi konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bugün Ummü'l Kura gazetesinin aziz vatanımızın kuruluş ve kalkınma yolculuğuna tanıklık ettiği 100 yıllık bir tarihin önünde duruyoruz. Gazete kurucu Kral Abdülaziz döneminden bugünkü müreffeh döneme kadar, bu ülkenin basınıyla olan bağlantısının derinliğini ve medyasına olan ilgisini teyit etmek için yoluna devam ediyor. Ümmü'l Kura'nın kuruluşunun yüzüncü yıl dönümünü kutlamak önemli ve bu gazeteye takdir ve bağlılık için bir fırsat. Gazete ülkenin hafızasını oluşturmak için ilk sayısından bu yana aralıksız yayınlarına devam ediyor. Ülkenin tarihini taşıyor. Bu ülkenin yönetim ve hukuk süreci için güvenilir bir referanstır. Bugün Ümmü'l Kura'nın yüzüncü yılını kutlarken bakanlar, yetkililer, baş editörler, yazı işleri müdürleri, teknisyenler, bu öncü gazeteye hizmet edenler ve bu gazetenin tanık olduğu tarihi hareketlerde açık izleri olanları hayırla yad ediyoruz. Allah'tan vefat edenlere rahmet, bugün aramızda bulunanlara sağlık ve esenlik diliyoruz.”
Vizyon 2030'un lansmanından beş yıldan fazla bir süre sonra, ülkesinin bugün medya dahil tüm sektörlerde ‘benzeri görülmemiş bir hareketlenme’ yaşadığını vurgulayan Enformasyon Bakanı şu ifadeleri kullandı:
“Suudi Arabistan'ın mesajını dünyaya iletebilecek etkili bir medya endüstrisi için umutlar yüksek. Bu yüce hedefe ulaşmak için medyadaki meslektaşlarımla birlikte çalışacağım. Devletin ilgi ve özeninin teyidi olarak, Umm’ul Kura gazetesinin Suudi Basın Ajansı'na devredilmesi için Kraliyet onayı verildi. Hedef gazetenin medya çalışması ve dijital dönüşümün tüm yönlerinde yeni bir aşamaya ve büyük bir değişime tanık olmasıdır.”
Suudi bakan, Krallık'taki medya endüstrisini ilerletmek ve geliştirmek için beş iddialı girişimi duyurdu. Bunlar arasında, tüm fotoğraf ve belgeleri arşivlemek için Suudi Medya Ulusal Arşivleri Merkezi ve ulusal gazetecilik mirasını korumak ve sürdürmek için bir Suudi medya müzesinin kurulması yer aldı.
Prens Halid Faysal törene katılımının ardından, Umm’ul Kura gazetesinin bir asırlık hikayesini anlatan interaktif sergiyi gezdi.
Gazetenin ilk sayısı, kurucu Kral Abdulaziz’in yönetimi sırasında, Hicri 1343 (1923) yılında yayımlandı. Ummu’l Kura, Suudi tarihinin hafızasına kazınmış bir medya referansı olarak ülkenin en önemli ve en eski gazetelerinden biri kabul ediliyor.



Suudi Arabistan ve İtalya, savunma ortaklıklarını geliştirme konusunda görüşmelerde bulundu

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da İtalyan mevkidaşı Guido Crosetto ile yaptığı görüşmede (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da İtalyan mevkidaşı Guido Crosetto ile yaptığı görüşmede (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve İtalya, savunma ortaklıklarını geliştirme konusunda görüşmelerde bulundu

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da İtalyan mevkidaşı Guido Crosetto ile yaptığı görüşmede (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da İtalyan mevkidaşı Guido Crosetto ile yaptığı görüşmede (SPA)

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman ve İtalyan mevkidaşı Guido Crosetto, iki ülke arasındaki ortaklığı ve askeri ve savunma alanlarında ilişkileri daha da geliştirmenin yollarını gözden geçirdi.

İki bakan dün Cidde'de gerçekleştirdikleri görüşmede, özellikle bölgedeki gelişmeler başta olmak üzere, son bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını artırmaya yönelik ortak çabaların koordinasyonunu ele aldılar.


NEOM Limanı, Suudi Arabistan’ın kuzeyinden dünya ticaret haritasını yeniden çiziyor

Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
TT

NEOM Limanı, Suudi Arabistan’ın kuzeyinden dünya ticaret haritasını yeniden çiziyor

Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)

Suudi Arabistan’ın NEOM şirketine ait resmi X hesabı, 15 Nisan’da dikkat çeken bir paylaşım yaptı. Kısa ancak güçlü mesajlar içeren paylaşımda “Avrupa – Mısır – NEOM – Körfez: En hızlı rotanız” ifadesi yer aldı. Paylaşıma eşlik eden haritada, Avrupa’dan başlayarak Mısır’daki Dimyat ve Safaga limanları üzerinden NEOM Limanı’na uzanan, buradan da kara yoluyla Kuveyt, Irak, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Umman’a dağılan bir ulaşım ağı gösterildi. Söz konusu paylaşım, sıradan bir tanıtımın ötesinde, uzun süredir gündemde olan ticaret koridorunun fiilen hayata geçtiğine işaret eden önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.

Aynı gün, Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), 2026-2030 dönemine ilişkin yeni stratejisini onayladığını duyurdu. NEOM’un resmi hesabı da bu duyuruya hızlı şekilde yanıt vererek, projenin Suudi Arabistan’ın ekonomik dönüşüm sürecindeki merkezi rolünü koruduğunu vurguladı. Açıklamada, NEOM’un yeni strateji kapsamında bağımsız bir yapı olarak konumlandırılmasının, projeye verilen desteğin derinliğini yansıttığı ifade edildi. İki açıklamanın aynı zamana denk gelmesi, liman projesi ile daha geniş kapsamlı ulusal strateji arasındaki güçlü bağlantıya işaret etti.

Sahadaki gelişmeler de hız kazanmış durumda. Dünyanın en büyük yük gemilerini kabul edecek şekilde tasarlanan gelişmiş Konteyner Terminali 1’in, 550 metre uzunluğunda giriş kanalı, 18,5 metre derinliği ve 900 metreyi bulan rıhtım duvarıyla bu yıl içinde açılması planlanıyor. Terminalin yıllık kapasitesinin 1,5 milyon TEU’ya ulaşması öngörülüyor.

Geçtiğimiz yıl haziran ayında ise liman, ülkede bir ilk olma özelliği taşıyan, tamamen otomatik ve uzaktan kumanda edilen köprülü vinçlerin ilk sevkiyatını teslim aldı. Yetkililer bu gelişmeyi, Suudi limanları açısından ‘dönüm noktası’ olarak nitelendirdi.

rtfbr
(foto altı) Tamamen otomatik köprülü vinçlerin ilk sevkiyatı (NEOM)

Birkaç gün önce NEOM hesabından yapılan bir başka paylaşımda, limanın Kızıldeniz üzerinde stratejik bir merkez olarak tam kapasiteyle faaliyet gösterdiği vurgulandı. Açıklamada, farklı yük türlerinin yüksek verimlilikle yönetildiği, gelişmiş altyapı ve yüksek operasyon standartlarıyla desteklenen limanın; Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa ve Mısır’dan bölgeye uzanan ticaret akışını Körfez ülkeleri ve Irak pazarlarına bağladığı ifade edildi.

Oyunun kurallarını değiştiren yeni bir coğrafi merkez

Bu çerçevede, Kral Fahd Petrol ve Maden Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Abdullah el-Mir, NEOM Limanı’nın diğer Suudi limanlarından ayrışmasını sağlayan özgün bir coğrafi avantaja sahip olduğunu belirtti. El-Mir’e göre, Cidde İslam Limanı ve Kral Abdullah Limanı gibi büyük limanlar batı kıyısında, Kral Abdulaziz Limanı ile petrol limanları ise Arap Körfezi’nde yoğunlaşırken, NEOM Limanı ülkenin kuzeybatısında konumlanarak üç ana bölgenin doğal kesişim noktası haline geliyor: ‘Akdeniz ve Mısır üzerinden Avrupa, Suudi kara koridorları aracılığıyla Körfez ve kuzey hattı üzerinden Irak ile Ürdün’.

El-Mir, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bu konumun limana deniz ve kara taşımacılığını tek bir sistemde birleştiren ‘köprü liman’ rolü kazandırdığını ifade etti. Süveyş Kanalı’na yakınlığın yanı sıra, ülkenin kuzeyi ile Ürdün, Irak ve Kuveyt’ten Umman’a kadar uzanan modern kara yolu ağlarına bağlantının, limanın gelecekteki lojistik merkez konumunu güçlendirdiğini vurguladı. El-Mir, “NEOM Limanı yalnızca Cidde ya da Dammam ile rekabet etmiyor; özellikle Hürmüz Boğazı gibi geleneksel geçiş noktalarındaki gerilimler dikkate alındığında, bölgedeki lojistik haritayı değiştirecek yeni bir coğrafi eksen açıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bu görüş, lojistik uzmanı Neşmi el-Harbi’nin değerlendirmeleriyle de örtüşüyor. El-Harbi, NEOM Limanı’nı mevcut limanlara rakip değil, Suudi Arabistan’ın lojistik sistemini tamamlayan ‘hayati bir unsur’ olarak tanımlarken, tamamen yenilenebilir enerjiye dayalı yapısının operasyonel verimliliği artırdığını ve projeyi sürdürülebilirlik alanında küresel ölçekte öncü konuma taşıdığını ifade etti.

Nakliye süresinde yüzde 50 tasarruf

Zaman tasarrufu açısından ise el-Mir, yeni koridorun geleneksel rotalara kıyasla taşıma sürelerini yüzde 50’den fazla azaltabileceğini belirtti. El-Mir, daha önce Körfez’deki varış noktalarına ulaşması 10 ila 12 gün süren sevkiyatların, bu hat üzerinden yalnızca 4 ila 6 gün içinde teslim edilebildiğini ifade etti. Bu hızlanmanın, Avrupa ile Mısır arasında ve ardından Mısır ile NEOM arasında kısa mesafeli deniz taşımacılığının, Suudi Arabistan içindeki hızlı kara taşımacılığıyla entegre edilmesinden kaynaklandığını vurguladı.

El-Mir’e göre bu dönüşüm yalnızca mesafenin kısalmasından ibaret değil; aynı zamanda limanlardaki bekleme sürelerinin azalması, prosedürlerin sadeleşmesi ve daha istikrarlı, daha az yoğun bir güzergâhın sağlanmasıyla da destekleniyor.

defgth
Koridor ağını gösteren harita (NEOM)

El-Harbi de Şarku’l Avsat’a bu verilerle örtüşen değerlendirmelerde bulunarak, söz konusu koridorun, çok modlu taşımacılığa dayanması sayesinde ‘tedarik zinciri verimliliğinde devrim’ niteliği taşıdığını belirtti. Mevcut jeopolitik zorluklar karşısında daha güvenilir ve esnek bir alternatif sunduğunu ifade etti.

Hangi yük türlerinin daha fazla fayda sağlayacağına ilişkin olarak ise iki uzman da zaman hassasiyeti yüksek ürünlerin öne çıktığı konusunda hemfikir. Buna göre hızlı tüketim malları, taze ve soğuk zincir gerektiren gıda ürünleri, tıbbi ve farmasötik ürünler, yedek parçalar, ileri teknoloji ekipmanları, yüksek değerli elektronik ürünler ve gelişmiş inşaat malzemeleri bu koridordan en çok yararlanacak kalemler arasında yer alıyor.

Deneyimden fiili uygulamaya

Altyapı hazırlığı açısından el-Mir, NEOM Limanı’nın ilk deneme aşamasını geride bıraktığını ve artık gerçek ticari hareketliliği destekleyebilecek kapasiteye ulaştığını belirtti. Bununla birlikte limanın operasyonel kapasite bakımından halen ‘kademeli büyüme’ sürecinde olduğunu vurgulayan el-Mir, planlanan genişleme projelerinin tamamlanmasıyla birlikte tesisin büyük bir bölgesel lojistik merkeze dönüşmesini bekliyor. El-Harbi de bu değerlendirmeye katılarak, limanın 2026 itibarıyla ileri bir operasyonel olgunluk seviyesine ulaştığını ve mevcut altyapısının bölgesel ticaret trafiğini karşılamak için yeterli olduğunu ifade etti. El-Harbi, özellikle beşinci ve altıncı nesil iletişim ağları, otomatik vinç sistemleri ve Suudi Arabistan iç bölgeleri ile komşu ülkelere bağlanan modern kara yolu ağı gibi unsurların limanın gücünü artırdığını dile getirdi.

Küresel taşımacılık şirketlerinin tutumuna ilişkin olarak el-Mir, Pan Marine ve DFDS gibi büyük uluslararası firmaların koridorun işletilmesine ana ortaklar olarak katılmasının, NEOM Limanı’na yönelik küresel ilginin izleme aşamasından fiili operasyon aşamasına geçtiğinin açık bir göstergesi olduğunu söyledi. Ancak limanın halen daha geniş ölçekte fizibilitesini kanıtlama sürecinde olduğuna da dikkat çekti.

El-Harbi ise bu ilgiyi, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dalgalanmalar karşısında daha güvenli ve güvenilir alternatifler arayışıyla ilişkilendirdi. Taşıma sürelerini kısaltma vaadi ve limanın yenilikçi teknolojik altyapısının, projeyi uluslararası ölçekte dikkat çeken yeni bir lojistik gerçeklik haline getirdiğini ifade etti.

Vizyon 2030’un stratejik bir ayağı ve Tebük için bir refah dalgası

Ulusal strateji ile proje arasındaki ilişki bağlamında el-Mir, PIF’ın 2026-2030 stratejisinin lojistik ve tedarik zincirlerini ekonomik çeşitlendirme çabalarının merkezine yerleştirdiğini belirtti. El-Mir’e göre NEOM Limanı ve yeni ticaret koridoru, Avrupa, Afrika ve Doğu Asya’yı Körfez ülkelerine kara ve deniz yoluyla bağlayan bir hat oluşturarak bu stratejinin doğrudan uygulama araçlarından biri niteliğini taşıyor. Bu yapı; Körfez ithalat ve ihracatına 60 güne kadar depolama ücreti muafiyeti sağlanması, Körfez ülkelerine ait tırların boş veya yüklü girişine izin verilmesi ve depolama ile yeniden dağıtım bölgeleri girişimi gibi politikalarla da destekleniyor.

Yerel düzeyde ise el-Mir, Tebük bölgesi ekonomisi üzerindeki etkinin büyük ve kademeli olmasını bekliyor. Limanın; operasyon, yük elleçleme ve deniz hizmetlerinde doğrudan istihdam yaratmasının yanı sıra kara taşımacılığı, depolama ve destekleyici lojistik hizmetlerde dolaylı iş imkânları sağlayacağı ifade ediliyor. Ayrıca liman çevresinde lojistik ve sanayi bölgelerinin kurulması için de yeni fırsatlar doğması öngörülüyor.

El-Mir, NEOM’un Irak, Ürdün ve Kuveyt’e yakın konumunun, bölgesel bir geçiş kapısı olarak rolünü güçlendirdiğini belirterek, bunun Tebük’ün yatırım çekiciliğini artıracağını ve bölgesel ticaretin merkezine yerleştireceğini ifade etti.


İran, ABD’ye karşı Hürmüz kılıcını tekrar çekti: Körfez ülkeleri endişeli

İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)
İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)
TT

İran, ABD’ye karşı Hürmüz kılıcını tekrar çekti: Körfez ülkeleri endişeli

İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)
İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)

Körfez ülkeleri, ABD ve İran arasındaki olası ikinci tur müzakerelerin Tahran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyetini pekiştirmesinden endişeleniyor.

Yetkililer ve analistler, İslamabad'da yapılması planlanan bir sonraki müzakerelerde Hürmüz Boğazı'ndaki krizin ve İran'ın uranyum zenginleştirme programının gündemde olacağını düşünüyor.

Devrim Muhafızları'nın boğazdaki gemi trafiğinin neredeyse durma noktasına getirmesi nedeniyle müzakerelerde İran'ın balistik füze programı ve bölgedeki Şii örgütlere desteği gibi konularsa ikinci plana atıldı.  

ABD ve İran, Pakistan'daki ilk tur müzakerelerde anlaşamayaınca Washington yönetimi, Hürmüz'ü ablukaya almıştı. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, abluka kaldırılmadan ABD'yle müzakere etmeyeceklerini bildirdi. İki ülkenin tekrar ne zaman görüşeceği henüz belli değil.

Adlarının açıklanmaması şartıyla Reuters'a konuşan Körfez ülkelerinden yetkililer, Beyaz Saray'ın görüşmelerde ilerleme sağlayabilmek için Tahran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyetini "zımnen kabul etmesinden" endişelenildiğini söylüyor.

Kaynaklardan biri şu ifadeleri kullanıyor:

Sonuçta Hürmüz kırmızı çizgi olacak. Daha önce bu bir sorun değildi. Artık bir sorun. Kurallar değişti.

Diğer yandan İran yönetimi, ABD ve İsrail'in uranyum zenginleştirmeyi sonlandırma talebini başından beri reddediyor. Tahran hükümeti, Washington ve Tel Aviv, uranyum stoklarının ülke dışına çıkarılması talebine de yanaşmıyor.

ABD ve İsrail'in saldırılarıyla 28 Şubat'ta başlayan savaşta Amerikan basını, uranyumun İran dışına çıkarılması için ülkeye özel harekatçıların gönderilebileceğini yazmıştı. Ancak Washington yönetimi kara harekatı başlatılacağına dair bir açıklama yapmadı.

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev de 8 Nisan'da X'ten yaptığı paylaşımda, Hürmüz Boğazı'nı "İran'ın nükleer silahı" diye niteleyerek Tahran'ın boğaz üzerindeki hakimiyetinin müzakerelerdeki önemine dikkat çekmişti.

İranlı bir yetkili de "İran coğrafyasına kök salmış, paha biçilmez bir hazine" diye nitelediği Hürmüz Boğazı kozuna ilişkin şunları söylüyor:

İran, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasını içeren bir senaryoya yıllardır hazırlanıyordu, bunun her adımı planlandı. Bu, İran'ın en etkili araçlarından biri haline geldi; güçlü bir caydırıcı unsur olarak işlev gören bir coğrafi avantaj.

Devrim Muhafızları'na yakın bir kaynak da Hürmüz Boğazı'nı "kınından çekilmiş bir kılıç" diye niteleyerek, dış güçlere karşı güçlü bir koz elde ettiklerini vurguluyor..

Analizde, Körfez ülkelerinin İran'a yönelik yaptırımları tamamen kaldırmaması için Washington'a uyarıda bulunduğuna da dikkat çekiliyor. Özellikle İran'ın balistik füze programı ve Şii milislere desteğinin Körfez için yarattığı risklerin en aza indirilmesi isteniyor.

Suudi Arabistan merkezli Körfez Araştırma Merkezi Başkanı Abdulaziz Sager, İran meselesinin ele alınmasının "farklı bir yaklaşım" gerektirdiğini belirtiyor:

ABD, bölgesel güvenliğin ayrılmaz bir parçası. Ancak bu, tek taraflı hareket etmek, bölgeyi sürece dahil etmeden tek başına harekete geçmek anlamına gelmiyor.

Independent Türkçe, Reuters, TASS, Tesnim