Ukrayna’daki Rus Wagner grubu Batı’yı neden endişelendiriyor?

Nazilere sempati duymak ve savaş suçu işlemekle suçlanan paralı asker şirketi Wagner’in, Ukrayna’nın doğu şehirlerinde faaliyet göstermesi muhtemel

Günümüzde Ukrayna’da kaç Wagner paralı askeri veya diğer Rus yanlısı paralı asker bulunduğu bilinmiyor (Reuters)
Günümüzde Ukrayna’da kaç Wagner paralı askeri veya diğer Rus yanlısı paralı asker bulunduğu bilinmiyor (Reuters)
TT

Ukrayna’daki Rus Wagner grubu Batı’yı neden endişelendiriyor?

Günümüzde Ukrayna’da kaç Wagner paralı askeri veya diğer Rus yanlısı paralı asker bulunduğu bilinmiyor (Reuters)
Günümüzde Ukrayna’da kaç Wagner paralı askeri veya diğer Rus yanlısı paralı asker bulunduğu bilinmiyor (Reuters)

Tarık eş-Şami
Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmeye başlamasından bu yana özel bir  paramiliter şirketi olan Wagner mensubu paralı askerlerin Kremlin ile yakın ilişkiler içinde yürüttükleri faaliyetler konusunda Batı tarafından yapılan uyarılar artıyor.
Washington’a göre Wagner adlı grubun, faaliyet gösterdiği diğer ülkelerden savaşçılar alacağı beklentisi mevcut. Peki Wagner grubu nedir?
Batı, onun savaşlardaki varlığından neden korkuyor? Ukrayna’daki savaşın gidişatı üzerinde önemli bir etkisi olacak mı? Çatışmayı uzatabilir mi?

Uyarılar ve korkular
24 Şubat’ta Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından birkaç gün sonra Batı’dan gelen raporlar, Ukrayna’daki Rus saldırganlıklarının yakın zamanda Kremlin ile bağlantılı şekilde Wagner grubundan paralı askerleri kapsayacağı konusunda uyardı. Grubun, Suriye de dahil olmak üzere faaliyet gösterdiği diğer ülkelerden aktif olarak savaşçı topladığı biliniyor. Ancak son günlerde Batılı yetkililer uyarılarının tonunu yükseltirken, binden fazla paralı askerin, Rus saldırısını desteklemek için konuşlandırıldıkları diğer ülkelerden çekilebileceğini iddia etti.
Şu anda Ukrayna’da kaç Wagner savaşçısı veya diğer Rus yanlısı paralı asker bulunduğu bilinmiyor. Avrupalı istihbarat yetkilileri, yaklaşık 300’ünün işgalden önceki haftalarda Ukrayna’ya girdiğine inanıyor.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü John Kirby, şu anda Ukrayna’nın doğusunda bulunan bir dizi Suriyeli de dahil sayılarının yaklaşık bin olduğunu söyledi. ABD merkezli ‘The Intercept’ sitesine göre ise henüz bu konuda herhangi bir kanıt bulunmuyor.
Batı’nın Wagner korkusunun nedenlerinden birinin, para için savaşmanın dünyanın en eski mesleklerinden biri olmaması gerçeğinden kaynaklanıyor olabilir. Ancak çatışma bölgelerinde uzun süredir özel askeri müteahhitlere güvenen ABD de dahil olmak üzere birçok ülkenin bir özelliği haline geldi. ABD’li paralı askerler, birçok ülkede sivillere karşı bir dizi insan hakları ihlali gerçekleştirdi. Ukrayna’nın belirttiklerine göre insan hakları gözlemcilerinin uyardığı bu yaklaşım, hâlihazırda artan suiistimaller, savaş suçları ve toplu katliamlardan mustarip olan Ukrayna’da da yükselişte.

Wagner nedir?
Wagner, Sovyet döneminin sonunda dolandırıcılık suçlamasıyla birkaç yıl hapsedilen Yevgeny Prigozhin tarafından 2014 yılında kurulmuş özel bir askeri şirkettir. 1990 yılında hapisten çıktıktan sonra sosis satıcısından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in aşçısına dönüştü. Memleketi St. Petersburg’da lüks restoranlara sahip olmadan önce Putin’in güvenini kazandı.
Rus İnternet Araştırma Ajansı ‘Troll farm’ı da kuran Prigozhin, Wagner Grubu ile herhangi bir bağlantısı olduğunu reddediyor. ABD, söz konusu ajansın ‘2016 ABD seçimlerini etkileme girişimi de dahil olmak üzere, internet üzerinden yapılan bir dizi dezenformasyon kampanyasının ardında bu ismin olduğunu’ savunuyor. Ancak yıllar boyunca Wagner varlıklarını yakından takip eden araştırmacılar, gazeteciler ve yetkililer, grubun faaliyetlerini Prigozhin ile ilişkilendiriyor. Aynı şekilde Barnard College’de Profesör Kimberley Martin, 2020 yılında ABD Kongresi’nde yaptığı açıklamada, Wagner’i yasadışı ve Rusya’da bir belirsizlik durumunda tutmanın, Kremlin’e kendisini bu grubun nefret dolu veya riskli eylemlerinden uzaklaştırma izni verdiğini söyledi. Bu durum, Wagner savaşçılarının 2018’de Suriye’de ABD güçlerine karşı sert bir savaş sırasında öldüğünde açıkça görüldü. Savaş sırasında 300 Wagner unsuru ölmüştü.
Kremlin, savaş suçlarıyla bağlantılı olan Wagner grubu ile herhangi bir bağlantısı olduğunu her zaman reddederken, Batı medyası ise onun, Rus istihbaratının emirleri altında faaliyet gösterdiğini savunuyor. Ancak tercih edilen bazı şirketlerin, Rus devleti ile bir tür ortaklık içinde çalışmasına izin veriliyor. Grup, daha önce Rus muhalifleri tarafından Rusya toprakları dışında zehirlenmeye çalışmakla suçlanmıştı.

İsim ve liderler
Prigozhin de dahil olmak üzere Wagner ile bağlantılı birçok kişi, ABD yaptırımlarına tabi. Geçen yıl Avrupa Birliği (AB), Ukrayna, Suriye, Libya, Orta Afrika Cumhuriyeti, Sudan ve Mozambik’te ciddi insan hakları ihlalleri yapmakla suçladığı grubun bazı operasyon liderlerine seyahat yasakları verme ve mal varlıklarını dondurma kararı aldı. Bunlar arasında eski bir Rus askeri istihbarat subayı ve birinci ve ikinci Çeçen savaşlarının gazisi olan Dmitry Utkin de bulunuyor. Utkin, ‘Slav Kolordusu’ olarak eski bir özel askeri grubu kurduktan sonra Wagner’in kurucularından biri olarak kabul ediliyor.
Utkin’in Nazi lider Adolf Hitler’in en sevdiği besteci Richard Wagner’den sonra gruba ‘Wagner’ adını verdiği söyleniyor. Bu iddia, cildine bir Nazi dövmesi çiziyormuş gibi görünen Utkin’in fotoğrafları da dahil, Wagner’i Nazilere sempati duymakla suçlayan Batı raporlarına dayanıyor. Ayrıca durum, Putin’in Ukrayna’da milliyetçi Nazilere karşı askeri bir kampanya yürüttüğü iddiasıyla taban tabana zıt.

Gölge savaşları
Ukrayna ve çevresinde yaklaşık 190 bin Rus askerin varlığıyla, gölge savaşlarında uzmanlaşan Wagner paralı askerlerinin hangi rolü oynayacağı henüz belli değil. Ancak bazı gözlemciler, Ukrayna’nın doğu kesimlerinde, özellikle şehirlerde bir çatışma çıkması durumunda önemli bir rol oynayabileceklerini düşünüyorlar. Grubu yakından inceleyen ‘New America’ merkezindeki Future Frontlines programı direktörü Candace Rondeaux, Wagner’in savaş hizmetlerinin Rusya’nın dış politika oyununa katkısının yalnızca bir parçası olduğunu söyledi. “Bu hizmetler, düzensiz ve psikolojik savaş harekâtlarında çok amaçlı roller oynuyor olarak görülüyor” diyen Rondeaux, bir dizi Afrika ülkesindeki çatışmalarda ortak kuvvetlerin eğitilmesi de dahil, Wagner savaşçılarının diğer çatışma bölgelerinde de önemli bir taktiksel rol oynadığını dile getirdi. Direktöre göre grup, Rusya’nın kendisini dünyanın herhangi bir yerinde askeri olarak yansıtabileceği izlenimin yaratacak bir varlığa sahip.
Wagner, Rus hükümetini resmi olarak savaşlara dahil etmeden, fiili olarak Rusya’nın ‘grubun çıkarlarını artıran’ küresel emellerinin bir vekili olarak hareket ediyor. Grup ayrıca, Rusya’nın fazla maliyet sarf etmeden ilerlemesini sağlıyor. Wagner, Rusya açısından daha düşük öncelikli yerlere gidebiliyor. Böylece Rus Askeri İstihbaratı, Ukrayna gibi daha yüksek öncelikli konulara odaklanabiliyor.

Batı’nın endişesi
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Ukrayna’da kaç Wagner savaşçısı veya diğer Rus yanlısı paralı asker olduğu bilinmiyor. Ancak Putin, Ortadoğu’dan yaklaşık 16 bin gönüllünün Rusya’nın Ukrayna’daki çabalarına dahil olmaya hazır olduğunu söyledi. Aynı şekilde Putin’in Çeçenistan’a yönetici atadığı Ramazan Kadirov’a bağlı güçler de Mariupol kuşatmasına dahil olmaya başladı. Ancak grubun, şu ana kadar sahadaki başarıları şüpheliydi. Bu da varlıklarını ve yayılmacılığını, savaşın seyri üzerinde büyük etkisi olan bir savaştan ziyade siyasi ve propaganda amaçlı abartılı bir konum haline getirdi.
Rus paralı askerlerini yakından takip eden bir çatışma analiz grubu olan C4ADS’nin program direktörü Jack Margolin, Rus hükümetinin Wagner Grubu’nu Batı’yı sindirmek için etkili bir araç olarak görmek istediğini belirtti. Ancak Ukrayna’daki savaşa katılan yabancı askerlerin çatışmanın ölçeğini değiştirmesi pek olası değil. Savaşın gidişatını değiştirmeyecekler, ancak çok özel ve kısıtlı operasyonlar bağlamında kullanımları açısından bir miktar fayda sağlayabilirler.
Bununla birlikte Wagner’in son derece şeffaf olmayan sicili, grubun halkın hayal gücündeki yarı efsanevi statüsüne katkıda bulundu ve onu Rusya’nın dış politika araçları arasında yararlı bir araç haline getirdi. Wagner’in Ukrayna’da konuşlandırıldığına dair raporlar da Batı’da alarma geçti. Avrupalı ve ABD’li istihbarat yetkilileri, kiralık savaşçıların Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir (Volodomir) Zelenskiy’nin suikastı için görevlendirildiğini belirtti. Bir başka kesim ise paralı askerlerin, 2014 anlaşmazlığı sırasında ayrılıkçı gruplarla birlikte savaştıkları doğu Ukrayna’daki Rus çabalarına yardım etmeye odaklanmalarının beklendiğini söyledi.
Bu ay başlarında Ukraynalı yetkililer, savaşta öldürülen savaşçıların cesetlerinde bulunan ve Suriye’den gelmiş olabileceklerine işaret eden izlerin fotoğraflarını yayınladı. Wagner, 2015 yılından beri Suriye’de faaliyet gösteriyor.
Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki Wagner unsurlarını gösteren bir videonun yanı sıra ABD’li yetkililer, Ukrayna’da savaşmak için kentsel bölgelerdeki çatışmalarda yetenekli Suriyelileri görevlendirdiği konusunda uyardı.

Çabalar artıyor
Wagner Grubu’nun özellikle Suriye’deki orduya alma çabalarının, Ukrayna savaşının devam etmesiyle artabileceğine dair bazı göstergeler var. Ancak paralı askerlerinin çatışmada belirleyici bir rol oynayıp oynamayacağı ya da diğer çatışmalarda olduğu gibi katılımlarının, yaygın suiistimallere yol açıp açmayacağından emin olmak gerekiyor.
Wagner’in bir dizi Afrika ve Ortadoğu ülkesine sızmasına bakılmaksızın varlıkları, çok sayıda insanın işkence ve infazı da dahil, bazen DEAŞ infazlarını akla getiren ve Rus paralı askerler tarafından işlenen ihlallerde somutlaşmış, çok sayıda insani maliyete sahip.

Savaşın geleceği
Korku nedenleri arasında, paralı asker kullanımının bir nişanesi olarak devam eden hesap verebilirlik eksikliği, bunların konuşlandırılmasının ardındaki sözleşme anlaşmalarının izini sürme zorluğu ve ayrıca paralı askerlerin sahadaki operasyonlarını takip zorluğu da yer alıyor. Paralı askerlerin kullanımı konusunda Birleşmiş Milletler (BM) ekibine başkanlık eden Sorcha MacLeod’a göre bu durum, silahlı çatışma durumunda insanları insan hakları ihlallerinden ve savaş suçlarından sorumlu tutmayı zorlaştıracak.
MacLeod, paralı askerlerin varlığının, çoklu çatışmalarda doğrudan şiddetin tırmanmasına yol açtığına dikkat çekti. Aynı şekilde bu varlığın, insan hakları ihlalleri ve uluslararası insan hakları ihlalleri riskini de artırdığını söyledi. Güvenlik analisti Sean McFate, “Paralı askerlerin ‘insan hakları ihlallerinin incelenmesinin düşük olduğu’ bu tür çatışmalara dahil olması, muhtemelen gelecekte çatışmalar oluşturacaktır” dedi. Savaşın küreselleşmesine yol açan bir küreselleşme çağında yaşadığımızı belirten McFate, Ukrayna da dahil olmak üzere ideolojik olarak motive olmuş gönüllüleri kendine çatışma sayısının arttığına dikkat çekti.



Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün (Perşembe) kendi çağrısıyla oluşturulan Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek. Toplantıya 45’ten fazla ülkeden temsilcinin katılması beklenirken, Gazze’nin geleceğine ilişkin çözümsüz başlıkların gündeme damga vurması bekleniyor.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması, yeniden imar fonunun büyüklüğü ve savaş nedeniyle ağır yıkıma uğrayan Gazze halkına insani yardım akışının sağlanması gibi konuların, Konsey’in önümüzdeki haftalar ve aylardaki etkinliğinin sınanacağı temel dosyalar olması bekleniyor.

Trump’ın Washington’da kısa süre önce adını verdiği “Donald J. Trump Barış Enstitüsü” binasında katılımcılara hitap etmesi ve katılımcı ülkelerin yeniden imar fonu için 5 milyar dolar topladığını açıklaması planlanıyor. Söz konusu tutarın, ilerleyen dönemde milyarlarca dolarlık ek kaynağa ihtiyaç duyulması beklenen fon için ilk katkı niteliğinde olacağı belirtiliyor.

Trump’ın çağrısıyla kurulan Barış Konseyi geniş tartışmalara yol açtı. Konsey’de İsrail yer alırken Filistinli temsilcilerin bulunmaması dikkat çekiyor. Trump’ın Konsey’in ilerleyen aşamada Gazze’nin ötesindeki küresel meydan okumaları da ele alabileceğini önermesi, bunun Birleşmiş Milletler’in küresel diplomasi ve ihtilaf çözümündeki merkezi rolünü zayıflatabileceği yönündeki kaygıları artırdı.

Üst düzey ABD’li yetkililer, Trump’ın ayrıca bazı ülkelerin Gazze’de barışın korunmasına yardımcı olmak amacıyla kurulacak uluslararası bir istikrar gücüne binlerce asker göndermeyi planladığını açıklayacağını bildirdi.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması ve böylece barış gücü birliklerinin göreve başlayabilmesi konusu ise temel anlaşmazlık başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Hamas, İsrail’in olası misilleme adımlarına ilişkin endişeler nedeniyle silah bırakmaya yanaşmıyor. Silahsızlandırma, Trump’ın iki yıl süren Gazze savaşının ardından Ekim ayında başlayan kırılgan ateşkese zemin hazırlayan planının maddeleri arasında yer alıyor.

Üst düzey bir yönetim yetkilisi, “Silahsızlanmaya ilişkin zorlukların tamamen farkındayız, ancak arabuluculardan gelen mesajlar bizi cesaretlendiriyor” dedi.

Güvenlik Konseyi üyelerinin çoğu yok

ABD’li yetkililer, etkinliğe 47 ülkeden heyetlerin ve Avrupa Birliği’nin katılımının beklendiğini belirtti. Listede İsrail’in yanı sıra Arnavutluk’tan Vietnam’a kadar geniş bir ülke yelpazesi yer alıyor.

Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olan Fransa, Birleşik Krallık, Rusya ve Çin listede bulunmuyor.

Etkinlikte Trump’ın yanı sıra ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair’in konuşma yapması bekleniyor. Konsey’de önemli bir rol üstlenmesi öngörülen Blair’in yanı sıra, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz ve Gazze Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov’un da etkinlikte yer alacağı ifade ediliyor.

İsmini açıklamak istemeyen bir Konsey üyesi, Gazze planının ciddi engellerle karşı karşıya olduğunu belirtti. Yetkili, diğer alanlarda ilerleme sağlanabilmesi için Gazze’de güvenliğin tesis edilmesinin temel şart olduğunu, ancak polis güçlerinin henüz yeterince hazır ve eğitimli olmadığını kaydetti.

Açıklamaya göre henüz karara bağlanmamış temel soru, Hamas’la görüşmeleri kimin yürüteceği. Konsey temsilcilerinin, örgüt üzerinde nüfuz sahibi aktörler — özellikle Katar ve Türkiye — aracılığıyla süreci ilerletebileceği değerlendiriliyor. Ancak İsrail’in bu iki ülkeye mesafeli yaklaşımı sürecin önündeki başlıca engellerden biri olarak görülüyor.

İnsani yardımın ulaştırılması da çözüm bekleyen başlıklar arasında yer alıyor. Yetkili, mevcut durumu “katastrofik” olarak nitelendirirken, yardım akışının süratle genişletilmesi çağrısında bulundu. Buna karşın, dağıtımın sahada hangi yapı tarafından koordine edileceğinin netleşmediğini belirtti.


İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, İsrailli yetkililerin, Tahran'ın Cenevre'de yapılan son müzakerelerde ABD'nin taleplerini karşılamaması üzerine, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘yakında’ İran'a karşı büyük çaplı bir askeri saldırı başlatabileceğini öngördüklerini aktardı. Gazeteye göre Trump yönetiminin yetkilileri, İranlıların zaman kazanmaya ve ABD'yi yanıltmaya çalıştığını düşünüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlığında kısa bir süre önce gerçekleşen istişarelerde, İran'ın İsrail ordusu olası bir ABD saldırısına katılmasa bile İsrail'e füze saldırısı düzenleyebileceği yönünde bir değerlendirme yapıldı. Buna göre acil durum hizmetleri ve sivil savunmadan sorumlu askeri kurum olan İç Cephe Komutanlığı'ndan savaşa hazırlık yapması istendi. Çeşitli güvenlik kurumları da en yüksek savunma hazırlık seviyesine geçtiklerini açıklarken, güvenlik kurumları da yüksek alarm durumuna geçti.

Ne zaman olacağı bilinmiyor

ABD, Trump'ın ‘güzel filo’ olarak nitelendirdiği, İran ile kısa süreli bir çatışma yerine uzun süreli bir savaş yürütebilecek güçleri bölgeye çoktan konuşlandırdı. Ancak İsrailli yetkililer, ABD'nin saldırısının kesin zamanlamasının bilinmediğini ve nihai olarak Trump'ın kararına bağlı olduğunu belirtiyor. Karar verildikten sonra bile planlar değişebilir. İsrail'de karar anının yaklaştığı ve zamanın daraldığı yönünde bir izlenim hakim. Yetkililer birkaç gün önce iki haftalık bir süreden, ondan önce de yaklaşık bir aydan bahsetmişlerdi, ancak şimdi birkaç gün içinde harekete geçilebileceğine dair işaretler var.

Öte yandan saldırıyı geciktirebilecek birkaç faktör de söz konusu. Gazze Barış Kurulu, perşembe günü Washington'da toplanacak ve İtalya'daki Kış Olimpiyatları 22 Şubat'ta sona erecek. Trump'ın bu faktörlere ne kadar ağırlık vereceği belirsiz.

Her ne kadar kesin bir tarih belirlenmemiş olsa da ABD'nin İran ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlandığına dair işaretler giderek artıyor. Geçtiğimiz yıl haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana yüksek seviyede olan gerginlik, İran rejiminin son zamanlarda protestoculara yönelik sert müdahalelerinin ardından daha da tırmandı. ABD'li yetkililer, büyük çaplı bir operasyonun hızlı bir saldırı olmayacağını, aksine haftalarca sürebilecek bir kampanya olacağını tahmin ediyorlar. Bu da Ortadoğu'daki askeri yığınağı açıklıyor.

Herhangi bir saldırının olası hedeflerinden biri İran'da rejim değişikliği olacak. Ancak ABD yetkilileri, bu hedefin tek bir saldırıyla değil, haftalarca sürecek bir dizi saldırıyla gerçekleştirilebileceğini kabul ediyor.

Bu da İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in yanı sıra, bazıları toplu katliamlardan sorumlu tutulan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kurumlarını da hedef alabilir. Washington ayrıca İranlıların sokaklara dökülmesini istiyor, ancak bunun için rejim muhaliflerini ABD'nin onları desteklemeye hazır olduğuna ikna etmek gerekiyor.

CNN'in haberine göre iki İsrailli yetkili, önümüzdeki günlerde ABD ve İsrail'in İran'a ortak bir saldırı düzenleyeceğine dair ‘artan işaretler’ üzerine İsrail'in askeri alarm ve hazırlık seviyesini yükselttiğini söyledi.

Haberin kaynaklarından biri olan bir askeri yetkiliye göre İsrail operasyonel ve savunma planlamasını hızlandırdı. Bir kaynak, Trump tarafından onaylanması halinde beklenen saldırının önceki 12 gün süren savaşın ötesine geçeceğini ve ABD ile İsrail arasında koordineli saldırılar içereceğini ekledi.

Diğer taraftan bugün yapılması planlanan İsrail Savaş Kabinesi toplantısı pazar gününe ertelendi. Bu ertelemenin nedeni, ABD ve İsrail'in herhangi bir karar vermeden önce İran'ın yanlış bir hesap yapıp önleyici bir saldırı düzenlemesini önlemek olabilir.

Hizbullah ve Husiler hesapların merkezinde

Son iki gün içinde, Ortadoğu'ya doğru takviye savaş uçakları, yakıt ikmal uçakları, keşif ve istihbarat uçakları ile komuta ve kontrol uçaklarının yola çıktığı görüldü. Bu hareketlilik, bölgede uzun zamandır görülmemiş büyüklükte bir ABD askeri gücü oluşturuyor. Bu devasa bir savaş makinesi ve bölgede sadece ‘pozisyon almak’ için konuşlandırılmış olması pek olası değil. Amaç sadece müzakerelerde baskı uygulamaksa, bu olağanüstü bir baskı olur, çünkü ABD İran'a çok daha az güçle saldırabilir.

Bu büyük ölçekli tehdit ve caydırıcı etkisinin, İran'ı son dakikada ABD'nin taleplerini kabul etmeye zorlayabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Trump daha önce tehditlerinin boş olmadığını göstermişti ve müzakereler sırasında Washington’ın Tahran'a ilettiği mesaj açıktı: “Sabrımı sınama!”

Ancak, en azından kamuoyu önünde İran bu tür sonuçlara varmış gibi görünmüyor. Hatta Hamaney, Amerikan uçak gemilerini vurmakla tehdit etti. İsrail'de bu durum, iktidar sahibine pahalıya mal olabilecek aşırı bir kibir olarak görülüyor.

Çoğu gösterge, İsrail'in bu tür bir saldırıya katılacağını ve kenara çekilmesinin istenmeyeceğini işaret ediyor. ABD’li yetkililerin İsrail'in yeteneklerine, özellikle de İsrail ordusunun uzmanlığına ihtiyaç duyduğu söyleniyor. İsrail'in başlıca hedefi, İran'ın balistik füze sistemini yok etmek ya da ona ciddi şekilde hasar vermek olacak. Aynı zamanda, İsrail ordusundan iki cephede daha mücadele etmesi istenebilir. Bunlar Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husiler.

Husilerin hemen savaşa katılıp İsrail'e füze ve insansız hava araçları (İHA) ile saldıracağı tahmin ediliyor. Ayrıca, daha önce 12 gün süren savaşta olduğu gibi Hizbullah'ın bu kez tarafsız kalmayıp savaşa katılma ihtimali de var. Bu durumda İsrail, bunu hesaplaşmak için bir fırsat olarak görebilir.


İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
TT

İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)

İsrail’de yaklaşan seçimler öncesinde kamuoyunda muhalefet partilerinin Binyamin Netanyahu hükümetini devirmeye yönelik mücadelede yeterince profesyonel davranmadığı ve seçim kazanma fırsatını heba edebileceği yönündeki görüşler güç kazanırken, sol eğilimli Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, üç partinin birleşmesini önerdi. Golan, kendi liderliğini yaptığı Demokratlar Partisi’nin yanı sıra, Yair Lapid liderliğindeki Yesh Atid Partisi ve Gadi Eisenkot’un başında bulunduğu Yashar Partisi’nin tek çatı altında toplanmasını teklif etti. Golan, söz konusu ittifakın başına Eisenkot’un getirilmesi konusunda uzlaşmaya varılmasını önererek, “Çünkü anketler onun hem benden hem de Lapid’den daha fazla beğeni topladığını gösteriyor” ifadesini kullandı.

sdvfgt
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid (Reuters)

Golan dün yaptığı basın açıklamasında, önerdiği üçlü ittifakın mevcut anketlere göre şimdiden 31-33 sandalye kazanabileceğini ve böylece en büyük parti konumuna yükselebileceğini söyledi. Golan, söz konusu bloğun kurulması ve Netanyahu’yu kendi seçmeni nezdinde de zorlayacak mücadeleci bir seçim kampanyası yürütmesi halinde, desteğini daha da artırabileceğini ve bir sonraki hükümeti kurabilecek güce ulaşabileceğini ifade etti.

Ancak Lapid teklifi kabul etmedi. Lapid, bu girişimin kendisini solcu bir parti lideri gibi göstermeyi amaçladığını savunurken, kendisini sağ liberal olarak tanımladığını belirtti. Golan’a saatler içinde yanıt veren Lapid, birlik önerisinin Golan’ın kendi popülaritesini artırma amacı taşıdığını öne sürdü. Lapid ayrıca Golan’ı ve ‘şu dönemde birlik adı altında safları dağıtmaya çalışan tüm muhalefet liderlerini’ sert sözlerle eleştirdi.

Lapid, “Kamuoyu blokların birleşmesini istemiyor; bizi olduğumuz gibi görmek istiyor. Her parti kendi ilkeleri temelinde mücadele etmeli. Seçimden sonra bloklar arasında bir birleşme yolu bulunabilir” dedi. Muhalefet liderlerini son dönemde ‘zırhlı aracın içinde ateş açmakla’ suçlayan Lapid, bunun ‘Netanyahu’nun iktidarını sonsuza dek sürdürmesine yol açabilecek bir intihar eylemi’ olduğunu söyledi.

Lapid, seçim hazırlıklarında kendisiyle çalışan uzmanların hükümetin düşmesinin ‘teorik olarak artık kesinleştiği’ görüşünde olduğunu belirterek, muhalefet partilerinin bu gerçeği pekiştirmeye odaklanması gerektiğini kaydetti. Lapid’e göre Netanyahu, yenilginin eşiğinde olduğunu biliyor ve iki hedefe yöneliyor: Araplar ile liberal kesim arasındaki katılım oranını düşürmek ve seçimlere hile karıştırmak. Bu çerçevede önceliğin, Yahudiler arasında yüzde 70, Araplar arasında ise yüzde 48 seviyesinde olan oy verme oranını artırmak ve özellikle kırsal bölgelerde seçim hilesini önlemek amacıyla sıkı denetim mekanizmaları oluşturmak olduğunu ifade etti.

juıo9
Tel Aviv’de düzenlenen Netanyahu karşıtı gösteriden (Arşiv – AFP)

Lapid iki gün önce yaptığı açıklamada, ‘liberal kamp içindeki tüm partilerin, Netanyahu’nun yer alacağı herhangi bir koalisyona katılmama taahhüdünde bulunmasını’ şart koştu. Lapid’in bu sözlerle, birlikte önceki hükümeti kurduğu müttefiki Naftali Bennett’e gönderme yaptığı değerlendirildi. Bennett, Netanyahu ile bir hükümet kurmayacağına dair açık bir taahhütte bulunmayı reddediyordu. Bennett’e yakın kaynaklar ise bu tutumun Likud’dan oy çekme amacı taşıdığını savundu. Nitekim Likudlu Bakan Idit Silman, Bennett’in açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek sağ seçmene seslendi ve “Bennett sizi, geçmişte sağ seçmeni kandırdığı gibi kandırıyor; sol ve Araplarla hükümet kuruyor” ifadesini kullandı. Silman daha önce Lapid hükümetinde yer almış, ancak 2022 yılında koalisyondan çekilerek hükümetin düşmesine yol açmıştı.

Lapid’in bir yandan, sağ kanadın ise diğer yandan baskısı altında kalan Bennett, Netanyahu liderliğinde kurulacak bir hükümete katılmayacağını açıkladı. Ancak Likud ile Netanyahu’suz bir senaryoda iş birliğine açık olup olmadığı konusunda net bir ifade kullanmadı.

Öte yandan, Avigdor Lieberman liderliğindeki Yisrael Beiteinu Partisi de muhalefet cephesindeki yön arayışını yansıtan açıklamalarda bulundu. Lieberman, muhalefet partilerinin seçmenlere, Netanyahu ile ya da Arap partileriyle hükümet kurmayacaklarına dair açık ve samimi bir taahhüt vermeleri gerektiğini söyledi.

dfgthy
Netanyahu ve Bennett (İsrail medyası)

İsrail’de yayımlanan son Maariv gazetesi anketine göre, seçimlerin bugün yapılması halinde Arap partileri hesaba katılmaksızın muhalefet partileri 60 sandalye kazanıyor. Aynı ankette, Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyonun sandalye sayısının 68’den 50’ye gerilediği belirtiliyor. Bu tablo karşısında Netanyahu’nun, özellikle Arap seçmenler arasında katılım oranını düşürmeye yönelik bir plan üzerinde çalıştığı öne sürülüyor. İddiaya göre bu plan, korku siyaseti yürütmeyi ve Arap listeleri ile adayları seçim sürecinden diskalifiye etmeyi içeriyor. Muhalefet ise Netanyahu’yu ve müttefiklerini ‘geniş çaplı bir seçim sahtekârlığı kampanyasına hazırlanmakla’ suçluyor.