Tahran’dan Viyana müzakerelerindeki taraflara: Nükleer yolda ilerlemeden vazgeçmeyeceğiz

Tahran’dan Viyana müzakerelerindeki taraflara: Nükleer yolda ilerlemeden vazgeçmeyeceğiz
TT

Tahran’dan Viyana müzakerelerindeki taraflara: Nükleer yolda ilerlemeden vazgeçmeyeceğiz

Tahran’dan Viyana müzakerelerindeki taraflara: Nükleer yolda ilerlemeden vazgeçmeyeceğiz

ABD’nin İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) terör örgütü olarak sınıflandırma konusundaki duruşuyla ilgili hararetli tartışmalar devam ederken İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, dün Tahran'ın nükleer alanda ilerleme hakkından vazgeçmeyeceğini belirtti. Cumhurbaşkanı Reisi, Avusturya’nın başkenti Viyana’da devam eden nükleer anlaşmayı canlandırma müzakerelerine katılan tüm taraflardan buna saygı göstermelerini istedi.
Viyana’da İran ile ABD arasında yaklaşık bir yıldır dolaylı olarak gerçekleşen müzakereler, her iki tarafın da bekleyen sorunların çözümüne ilişkin siyasi kararların alınması konusunda topu diğer tarafın sahasına atmasından ötürü sekteye uğradı.
İran’ın resmi haber ajansılarının bildirdiğine göre Cumhurbaşkanı Reisi, İran'da kutlanan Nükleer Teknoloji Günü vesilesiyle yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Tahran’dan Viyana’daki taraflara yüzden fazla kez gönderdiğimiz mesaj şudur ki; nükleer görüşmelerde İran halkının haklarından zerre kadar dahi geri adım atmayacağız.”
İran Cumhurbaşkanı, İran'ın nükleer faaliyetlerinin barışçıl olduğunu da sözlerine ekledi.
Müzakerelerde Rusya’nın İran'ın nükleer anlaşmadaki iş birliğinin Ukrayna krizi nedeniyle uygulanan yaptırımlardan etkilenmeyeceğine dair yazılı garanti talep ederek neden olduğu engelin aşılmasının ardından İran’ın ABD’den DMO'yu ‘yabancı terör örgütleri’ listesinden çıkarmasını istemesiyle bir engel daha ortaya çıktı.
İranlı ve Batılı kaynaklar, Washington'ın bunun için İran'ın bölgesel gerilimi azaltmasını şart koştuğunu, ancak Tahran’ın bu şartı reddettiğini söylediler.
Reuters Haber Ajansı’na konuşan İranlı bir diplomat, İran'ın DMO'nun yurt dışı kolu Kudüs Gücü'ne yabancı terör örgütlerine uygulanan yaptırımlar devam ederken DMO'nun listeden çıkarılarak bu sorunu çözme önerisini reddettiğini belirtti.
Öte yandan ABD yönetiminden üst düzey bir yetkili, dün Washington Post gazetesine yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Joe Biden'ın DMO’nun yabancı terör örgütleri listesinden çıkarma niyetinde olmadığını söyledi. Müzakerelerin aksayabileceğinin sinyallerini veren yetkili, “Anlaşmaya varırsak İran'ın sorumluluk alması gerekecek. Başkan (Biden) anlaşmadaki temel ilkelere riayet edecektir. İranlılar bizim ne düşündüğümüzü biliyorlar” ifadelerini kullandı.
ABD Genelkurmay Başkanı General Orgeneral Mark Milley’in, geçtiğimiz Perşembe günü ABD Senatosu’nda katıldığı oturumda, “İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü'nün terör örgütü olduğuna inanıyorum. Yabancı terör örgütleri listesinden çıkarılmasını desteklemiyorum” şeklindeki açıklamalarının ertesi günü (Cuma günü) ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan açıklamada, Kudüs Gücü'nün yabancı terör örgütleri listesinde kalmaya devam etmesi gerektiği vurgulandı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Jalina Porter tarafından yapılan açıklamada, Başkan Joe Biden yönetiminin Orgeneral Milley ile bu görüşü paylaşıp paylaşmadığına ilişkin bir soruya, “Başkan, Genelkurmay Başkanı’nın Kudüs Gücü'nün terör örgütü olduğu görüşünü paylaşıyor” yanıtını verdi. Biden yönetiminin İran ile ilgili kara listesinde 107 kişi veya kurumun yer aldığını, bunlardan 86’sının özellikle DMO ya da ona bağlı gruplarla bağlantılı kişi veya kurumlar olduğunu belirten Porter, bu aşamada nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılmasının ne yakın ne de kesin olduğunu vurguladı.
ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, iki gün önce, NBC'ye verdiği özel röportajda, DMO’nun terör örgütü olup olmadığı ve Viyana’daki müzakerelerde bir anlaşmaya varılıp varılamayacağıyla ilgili olarak “Fazla iyimser değilim” dedi.
İran nükleer dosyası, Blinken ile Fransa, Almanya ve İngiltere Dışişleri Bakanları’nın Çarşamba günü Brüksel'de yaptığı istişarelerde de ele alındı. Söz konusu istişarelerde Blinken’a ABD’nin İran Özel Temsilcisi Rob Malley eşlik etti. ABD Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, dört ülkenin dış işleri bakanının İran'ın nükleer silaha sahip olmamasını sağlama konusunda anlaştıkları belirtildi. Açıklamaya göre bakanlar, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması için karşılıklı diplomatik çözümün ‘en iyi yol’ olduğunu, fakat gerekirse diğer senaryolara da hazır olduklarını vurguladılar.
Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın yönetimi, İran ile büyük güçler arasında 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan 2018 yılında tek taraflı olarak çekilme kararından yaklaşık bir yıl sonra 2019'da DMO'yu yabancı terör örgütleri listesine aldı. Daha sonra Trump'ın yerine geçen Biden, Tahran'ın Washington'ın çekilmesinin ardından yerine getirmeyi reddettiği nükleer anlaşmadaki tüm taahhütlerini yeniden yerine getirmesi şartıyla nükleer anlaşmaya geri dönmek istediğini açıkladı.
Milley ve ABD yönetimindeki yetkililerin açıklamaları, bazı analistleri Washington'ın DMO ile Kudüs Gücü arasında ayrım yaptığını düşünmeye itti. Fransız Haber Ajansı (AFP), bunu ABD’nin uzlaşı önerisiyle ilgili bir gösterge olarak değerlendirdi. Buna göre ABD’nin DMO ‘yu yabancı terör örgütleri listesinden çıkarması ve Kudüs Gücü'nü listede tutması teorik olarak mümkün.
ABD'nin baş müzakerecisi Robert Malley, Mart ayı sonlarında yaptığı bir açıklamada, DMO yabancı terör örgütleri listesinden çıkarılsa bile ABD’nin yaptırımlarına tabi olmaya devam edeceğini ve ABD'nin DMO’ya bakışının değişmeyeceğini doğruladı. AFP’ye göre bu açıklama, ABD’nin DMO’yu listeden çıkarmayı reddettiği anlamına gelmiyor. Çünkü DMO komutanları her halükarda diğer yaptırımlara tabi tutulmaya devam edilecek.
Diğer taraftan bir grup Cumhuriyetçi senatör, Biden yönetimine İsrail’e kendisini İran’dan korumak için ihtiyaç duyduğu silahları ve askeri desteği sağlama çağrısında bulundu.
Çağrının yapıldığı mektubun imzalanması için başlatılan kampanyaya öncülük eden Senatör Marco Rubio, ABD yönetiminin, İran'la Tahran’ın nükleer silahlar elde etmesine imkan sağlayacak yeni bir nükleer anlaşma imzalamaya niyetli göründüğünü söyledi. İmza kampanyasına katılan senatörler, İran’la imzalanan nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmanın ‘bölgesel büyük olumsuz’ yansımaları konusunda uyardılar.
ABD’li 11 senatör tarafından imzalanan mektupta, Biden yönetiminden İsrail’e KC-46A tanker uçakları, F-35 ve F-15 model savaş uçakları ve CH-35K helikopterlerinin teslim edilmesinin yanı sıra Demir Kubbe hava savunma sistemi, David's Sling (Davud Sapanı) füze sistemi ve Arow (Ok) sistemi için sürekli destek verilmesi ve yeterli miktarda Amerikan yapımı güdümlü mühimmat stokunun bulunmasının sağlanması istendi.



Etiyopya-Rusya silah anlaşması... Afrika Boynuzu’ndaki güç dengeleri nasıl değişecek?

(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
TT

Etiyopya-Rusya silah anlaşması... Afrika Boynuzu’ndaki güç dengeleri nasıl değişecek?

(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Etiyopya’nın Rusya’dan bir silah anlaşması kapsamında aldığı askeri teçhizat, Addis Ababa ile Asmara arasında yakın zamanda çıkması muhtemel bir savaşın eşiğine gelen Afrika Boynuzu’ndaki gerilimin arttığı bir döneme denk geldi. Geçtiğimiz ekim ayının başından itibaren diplomatik ilişkilerin kesilmesinin ardından belirgin biçimde artan gerilim, Etiyopya’nın denize açılan bir limana ulaşma konusundaki ısrarı ve Nil sularına ilişkin anlaşmazlıklar nedeniyle Mısır’la yaşadığı sorunlarla birlikte bölgedeki tansiyonu yükseltiyor.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in açıklaması da bu gerilim ortamında spekülasyonları artırdı. Abiy Ahmed, geçtiğimiz ekim ayının sonunda, 4++ sınıfı 12 adet Su-35 savaş uçağını içeren teslimatın ardından yaptığı açıklamada, anlaşmanın ‘Etiyopya’nın stratejik caydırıcılık kapasitesini güçlendirdiğini’ söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar ise bu adımın bölgedeki güç dengelerine ilişkin hesaplamaları değiştirdiğini ve silahlanma yarışını hızlandırdığını, olası bir çatışma ihtimalinin de göz ardı edilemeyeceğini belirtti.

Su-35S, 4++ nesil, üstün manevra kabiliyetine sahip bir savaş uçağı olarak biliniyor ve üretiminde beşinci nesil teknolojilerin bir bölümünden yararlanıldı. Russia Today’in kısa süre önce yayımladığı güncel bilgilere göre uçak, 20 kilometreye kadar irtifada saatte 2 bin 500 kilometre hıza ulaşabiliyor. Ayrıca havadan havaya ve havadan karaya füzelerin yanı sıra serbest düşüşlü ve güdümlü bombalardan oluşan toplam 8 ton mühimmat taşıyabiliyor.

Etiyopya ilk partiyi teslim aldı

Abiy Ahmed, 28 Ekim’de Rusya-Afrika Zirvesi’ne katılmak üzere Moskova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, ülkesinin dördüncü nesil geliştirilmiş 4++ sınıfı 12 adet Su-35 savaş uçağından oluşan ilk partiyi teslim aldığını ve S-400 hava savunma sistemlerinden oluşan dört bataryanın da teslim edilmesinin planlandığını söyledi.

Abiy Ahmed, “Bu kritik ekipmanların planlanan tarihten önce hızlandırılmış şekilde teslim edilmesi, Etiyopya’nın savunma sisteminin geliştirilmesi açısından önemli bir başarıdır” dedi. Etiyopya savunma güçlerinin hazırlık seviyesindeki artışın, ülkenin olası her türlü saldırıyı caydırma kapasitesini güçlendirdiğini de vurguladı.

Bu yaklaşım, Etiyopya ordusunun değerlendirmeleriyle de örtüşüyor. Etiyopya Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Meseret Getachew, geçtiğimiz ağustos ayında yaptığı açıklamada, “Etiyopya Hava Kuvvetleri’nin operasyonel ve savunma kapasitesindeki artış, ülkenin caydırıcılık gücünü artırıyor ve ulusal çıkarlara karşı harekete geçmeyi düşünen tarafları adımlarını yeniden değerlendirmeye sevk ediyor” ifadesini kullanmıştı.

scdfvb
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, savaş uçaklarının teslimatı sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Kriz yönetimi ve müzakere alanında uzmanlaşmış Sudanlı askeri uzman Emin İsmail Meczup, Etiyopya ordusunun Rusya’dan gelişmiş silah sistemleri temin etmek amacıyla doğuya yönelmesiyle askeri modernizasyon planlarında niteliksel bir stratejik dönüşüm yaşadığını belirtti.

Meczup, “Bu anlaşmaların tamamlanması, bölgede son 20 yıldır devam eden stratejik dengeleri bozan büyük bir askeri sıçrama anlamına geliyor. Bu durum, bölgede silahlanma yarışının ve istikrarsızlığın habercisi olduğu gibi Rönesans Barajı meselesi ve Addis Ababa’nın gerekirse güç kullanarak Kızıldeniz’e ulaşma girişimleri açısından da sonuçlar doğurabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Askeri kapasitenin güçlendirilmesi

Mısırlı askeri uzman Semir Ragıb da Abiy Ahmed yönetiminin bu anlaşmayı, Afrika Boynuzu’nda kendisini çevreleyen askeri güç ve teçhizat bakımından daha zayıf ülkelere kıyasla askeri kapasitesini artıran bir adım olarak gördüğünü belirtti. Ragıb’a göre Etiyopya yönetimi ayrıca, ülke içindeki varlığını sağlamlaştırmayı, bunun yanı sıra Eritre üzerindeki emellerini gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu hedefler yalnızca bir limana veya denize açılan bir kapıya ulaşma arzusuyla sınırlı değil.

Ragıb, Addis Ababa yönetiminin Sudan’daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) destek vermek, ülkedeki altyapıyı ve askeri kampları hedef almak amacıyla askeri kapasitesini modernize etmeye çalıştığını da belirtti. Bunun Mısır’la doğrudan bir çatışmaya yol açmadan, ülkenin güney sınırları açısından dolaylı bir tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Gözlemciler, söz konusu anlaşmanın Etiyopya’nın Afrika Boynuzu’ndaki doğrudan komşuları Somali, Eritre ve Cibuti karşısında insan gücü ile hava ve kara askeri teçhizatı bakımından üstünlüğünü artırdığını değerlendiriyor. Ancak Etiyopya, Eritre’nin 1993’te bağımsızlığını kazanmasının ardından denize kıyısı olmayan ve deniz kuvvetlerinden yoksun bir ülke konumunda bulunuyor. Abiy Ahmed’in 2018’de iktidara gelmesinden bu yana Etiyopya, Mısır ve Eritre’nin açık ve tekrarlanan itirazlarına rağmen denize açılan bir limana ulaşma talebini sık sık gündeme getiriyor.

dju
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Moskova’da dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarını teslim alırken (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Global Firepower internet sitesinin yayımladığı son sıralamada Etiyopya, 145 ülke arasında askeri kapasite bakımından dünya genelinde 47’nci sırada yer alırken Eritre 119’uncu sırada bulunuyor. İki ülke, 1998-2000 yılları arasında yıkıcı bir savaş yaşamıştı. Etiyopya, ekim ayının başından bu yana komşusu Eritre’yi ülkenin kuzeyindeki isyancılara destek vermekle suçluyor. Eritre ise bu suçlamayı reddederek söz konusu iddiayı ‘savaş ilanı’ olarak nitelendiriyor.

Gelecek senaryoları

Etiyopya’nın yeni silahlanma hamleleri ışığında Afrika Boynuzu’nda yakın gelecekte yaşanabilecek gelişmelere ilişkin senaryoları değerlendiren Meczup, üç olasılığa dikkat çekti. İlk senaryonun, Rönesans Barajı gibi stratejik tesislerin ve sınırların güvence altına alınması yoluyla caydırıcılığın sağlanması olduğunu belirten Meczup, ikinci senaryonun Addis Ababa yönetiminin yeni silah envanterini denizden veya karadan yürütülecek çatışmalarda kullanarak bir deniz limanının kontrolünü ele geçirmeye çalışması olduğunu ifade etti. Üçüncü senaryonun ise bölge ülkelerinin de modern askeri teknolojilere ve karşı koyabilecekleri yeni nesil savaş uçaklarına yönelmesiyle bölgesel güç dengesinin oluşması ve karşılıklı caydırıcılığın sağlanması olduğunu kaydetti.

Meczup, Afrika Boynuzu’nun yakın gelecekte geniş çaplı istikrarsızlık dalgalarına ve bölgesel bir savaşa yol açabilecek gerilimlere sahne olabileceği uyarısında bulundu. Özellikle Etiyopya ile Eritre arasında bir savaş çıkma ihtimaline dikkat çeken Meczup, Etiyopya’nın Mısır ve Sudan’la yaptığı bağlayıcı anlaşmalara uymaması durumunda uzun vadede bir su savaşının da yaşanabileceğini belirtti.

Ragıb ise Addis Ababa yönetiminin Eritre veya ayrılıkçı Somaliland bölgesi üzerinden güç kullanarak Kızıldeniz’e ulaşma hedefinin doğurabileceği sonuçlara dikkat çekti. Etiyopya’ya bir deniz kapısı açılmasının İsrail ve Rusya gibi uluslararası ve bölgesel güçlerin Kızıldeniz’de varlık göstermesinin önünü açacağını belirten Ragıb, bunun Afrika Boynuzu’nda deniz ulaşımının güvenliğini ve bölgesel istikrarı tehdit edeceğini vurguladı.

Ragıb ayrıca, Rusya’nın silah anlaşmalarındaki yaklaşımının, Mısır gibi ortak ülkelerle arasındaki siyasi dengeleri dikkate almaksızın, arz ve talebe dayalı doğrudan ticari bir mantık üzerine kurulu olduğunu düşünüyor.

Uluslararası ilişkiler ve Rusya uzmanı Dmitry Bridzhe, söz konusu anlaşmanın Rusya ile Mısır arasındaki ilişkileri etkilemesini beklemiyor. Bridzhe, Rusya yönetiminin Arap dünyası ve Afrika’daki karmaşık ve iç içe geçmiş çıkarlarını koruyacak dengeli ortaklıklar kurmaya özen gösterdiğini belirtti.

Bridzhe, Moskova ile Addis Ababa arasındaki askeri iş birliğinin, bölgede yaşanan dönüşümler ve Rusya’nın mevcut karmaşık koşullara rağmen Afrika’daki rolünü güçlendirme ve kıtada stratejik bir dayanak noktası oluşturma isteği çerçevesinde doğal bir süreç olduğunu ifade etti.

Bridzhe, Rusya’nın silah anlaşmasının güç dengelerini değiştirmek ve yeniden şekillendirmek amacı taşımadığını, Batı’nın güçlü rekabeti karşısında Rusya’nın bölgedeki rolünü güçlendirmeye yönelik mutabakat ve anlaşmalar kapsamında değerlendirilebileceğini belirtti. Bridzhe’e göre bu adım, aynı zamanda Rus silahlarının etkinliğini sınamak ve sahadaki performanslarını geliştirmek için bir fırsat niteliği taşıyor.


Tahran, Doha'nın arabuluculuğunu ve Trump'ın kararını bekliyor

CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
TT

Tahran, Doha'nın arabuluculuğunu ve Trump'ın kararını bekliyor

CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)

Tahran, Katar'ın yürüttüğü arabuluculuk girişiminin sonuçlarını ve ABD Başkanı Donald Trump'ın saldırıların yeniden başlatılmasına ilişkin kararını beklerken, İranlı askerî yetkililer olası yeni bir çatışmanın Batı Asya dışına taşınabileceği tehdidinde bulundu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, dün Parlamento Ulusal Güvenlik Komisyonu toplantısı sırasında yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik “iki günlük plan” hakkındaki müzakerelerin sürdüğünü ve ilerleme kaydedildiğini, ancak henüz nihai bir sonuca ulaşılmadığını söyledi. Arakçi, sürecin “karşı tarafın vereceği yanıtlara bağlı olduğunu” belirtti.

İranlı heyetin Doha ziyaretinde Washington ile herhangi bir müzakere gerçekleştirmediğini kaydeden Arakçi'nin, Ulusal Güvenlik Komisyonu Sözcüsü Hasan Kaşkavi tarafından aktarılan açıklamasına göre Tahran, “yedi şartının yerine getirilmesinde ısrar ediyor,”

Bu açıklamalar, Trump'ın görüşmelerin iyi gittiğini, ancak İranlıların pek güvenilir olmadığını söylemesinden ve Balta Dağı'nı vurma tehdidinde bulunmasından saatler sonra yapıldı.

İran'ın yeni lideri Mücteba Hamaney, cumartesi günü silahlı kuvvetlere olası saldırılara karşılık vermek üzere hazırlıklı olmaları talimatını verdi.

İran Ordu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya, silahlı kuvvetlerin ABD'ye “Batı Asya dışında da” karşılık vermeye hazır olduğunu belirterek, çok daha uzun sürebilecek bir savaş konusunda uyarıda bulundu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhibbi ise ABD ile yaşanacak bir savaşta “coğrafi açıdan hiçbir sınırın bulunmadığını” söyledi.


Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
TT

Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yönetiminin Kanada ile yeni bir ticaret anlaşmasına yönelik taslağa sahip olduğunu söyledi. Kanada Başbakanı Mark Carney ise iki liderin, ticari anlaşmazlık yaşayan ülkeleri arasındaki ticaretin geleceğine ilişkin verimli bir görüşme gerçekleştirdiğini belirtti.

Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentinde gazetecilere yaptığı açıklamada, «Dün kendisiyle yeniden görüştüm. Çiftçilerimiz ve ülkemiz için harika olacak bir anlaşmaya ilişkin bir taslağımız var. Bu konuda her şey yolunda gidecek» dedi.

Carney ise dün daha önce sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, görüşmenin «karşılıklı fayda sağlayacak bir ticaret anlaşmasının çerçevesine ilişkin son dönemde gerçekleştirilen yapıcı görüşmeleri ileriye taşıdığını» belirtti. Carney, söz konusu anlaşmanın istihdam olanaklarını artırmayı, yaşam maliyetlerini düşürmeyi ve Kanada'nın dillerine, kültürüne ve egemenliğine tam saygı göstermeyi amaçladığını ifade etti.

Carney, X hesabından yaptığı paylaşımda, «Ekiplerimiz, önümüzdeki haftalarda bu sonucu elde etmek için çalışmalarını sürdürecek» dedi.

Trump, anlaşmanın kapsamına, eski ABD Başkanı Joe Biden tarafından 2021 yılında iptal edilen Keystone XL petrol boru hattı projesinin de dahil olacağını söyledi.

Trump dün yaptığı açıklamada, «Keystone boru hattını inşa edecekler. Maliyetini de kendileri karşılayacak. Biz de onlara güzergâhı sağlayacağız. Güzergâh büyük ölçüde belirlenmiş durumda» ifadelerini kullandı.

Carney'nin ofisi, Trump'ın açıklamalarına ilişkin yorum talebine henüz cevap vermedi.

Son aylarda Kanada ve ABD, birbirlerine milyarlarca dolarlık gümrük vergileri uyguladı. Kanada'ya yönelik tarifeler, salı günü yapılacak ABD ara seçimleri öncesinde, ülkenin kuzey sınırındaki bazı eyaletlerde de siyasi tartışma konusu haline geldi.

Trump, geçen hafta Kanada ile bir ticaret anlaşmasının yakında sağlanacağını söylemişti. Ancak Kanada tarafı, çelik ve otomobil sektörlerindeki tarifelerin hafifletilmesine yönelik çabalara rağmen, ticaret görüşmelerinde sınırlı ilerleme kaydedildiğini daha önce açıklamıştı.