Rejim güçleri ve Rus uçakları Suriye’nin kuzeybatısını bombalıyor

Yılbaşından bu yana İdlib kırsalında 42 sivil öldü.

Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib kentinin güneyinde yer alan Cebel Zaviye’de temas hattında duran muhalif bir savaşçı (İdlib Haberleri)
Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib kentinin güneyinde yer alan Cebel Zaviye’de temas hattında duran muhalif bir savaşçı (İdlib Haberleri)
TT

Rejim güçleri ve Rus uçakları Suriye’nin kuzeybatısını bombalıyor

Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib kentinin güneyinde yer alan Cebel Zaviye’de temas hattında duran muhalif bir savaşçı (İdlib Haberleri)
Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib kentinin güneyinde yer alan Cebel Zaviye’de temas hattında duran muhalif bir savaşçı (İdlib Haberleri)

Suriye rejim güçleri ve onları destekleyen milisler, Suriye’nin kuzeybatısında konuşlanan muhalif güçlerin kontrolündeki İdlib kentinin büyük bir bölümü ile Hama, Halep ve Lazkiye kırsallarını yeniden bombalamaya başladı. Bu güçlerin karadan başlattığı saldırıyla eşzamanlı olarak Rus uçaklarının İdlib’in güneyindeki Cebel Zaviye’deki bir beldenin çevresine düzenlediği hava saldırılarında 2 sivilin yaralandığı bildirildi.
İdlib’den bir aktivist kaynak, “Rejim ve onu destekleyen milislerin 20 Nisan’da İdlib kırsalındaki Cebel Zaviye’ye bağlı Marrat en-Nasan, Fuleyfel, Beyneyn, Fatira beldeleri ile Safuhan ve El-Bare çevresine tank ve topçu ateşiyle karadan düzenledikleri yoğun bombardıman sonucu ağır yaralı bir koyun çobanı da dahil olmak üzere toplam 3 sivil yaralandı ve hastaneye sevk edildiler. Ayrıca Rus savaş uçakları İdlib’in güney kırsalındaki El-Bare beldesinin çevresine yüksek tahrip gücüne sahip vakum bombalarıyla hava saldırıları gerçekleştirdi. Sivil can kayıplarıyla ilgili herhangi bir bilgi aktarılmadı. Bununla eşzamanlı olarak 6’dan fazla Rus insansız hava aracı (İHA) İdlib’in güney semalarında uçuş gerçekleştirdi” ifadelerini kullandı.
Kaynak, “2022’nin başından şu ana kadar rejim güçleri ile Rus uçaklarının karadan ve havadan düzenlediği bombardımanlarda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 42 sivil hayatını kaybetti. Bu sayının içinde yer alan 6 sivil (iki erkek, iki kadın ve iki çocuk) rejim güçlerinin 12 Şubat’ta İdlib’in kuzeyindeki Maarrat en-Nasanı hedef aldığı kara bombardımanında öldü. Aynı ay rejim güçlerinin İdlib’in kuzeyindeki Termamin beldesi yakınındaki bir yakıt deposuna düzenlediği topçu ateşi sonucu 4 sivil öldü. 4 Nisan’da rejim güçlerinin Maarrat en-Nasan’a düzenlediği kara bombardımanında okuldan eve dönen 4 öğrenci hayatını kaybetti. Suriye’nin kuzeybatısındaki Halep ve İdlib kırsallarında temas hatlarına yakın bölgelere karadan ve havadan düzenlenen bombardımanlar sonucu aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu yaklaşık 92 sivil yaralandı” diye konuştu.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (SOHR) sitesinde yer alan haberde, “Rus savaş uçakları Nisan ayı içerisinde İdlib’in güneyindeki Cebel Zaviye bölgelerine 3 hava saldırısı gerçekleştirdi. Bu kapsamda Rus savaş uçakları 4 ve 9 Nisan tarihlerinde Cebel Zaviye’ye bağlı olan ve İdlib’in güney kırsalında Türk güçlerinin konuşlandığı mevzilere yakın olan El-Fatira, Tel Fuleyfel bölgelerini bombaladı. Rus savaş uçakları ayrıca 20 Nisan’da (dün) İdlib’in güneyindeki Cebel Zaviye’ye bağlı El-Bare beldesi ile Ahsam beldesinin arasına 4 hava saldırısı düzenledi” ifadelerine yer verildi.
El-Bare sakinlerinden 56 yaşındaki Ebu Ömer, “İdlib’in güneyindeki Cebel Zaviye’ye bağlı El-Bare, Kensafra, Ahsam, Safuhan, Kefervaid, Fatira, Fuleyfel, Beyneyn ve Deyr Sünbül belde ve köylerinde yaklaşık 60 bin kişi yaşıyor. Bunlar yarı tahrip olmuş bölgeler. Bu bölgelerde oldukça zor geçim koşulları ve Suriye rejiminin günübirlik topçu ateşleri ve füzelerle düzenlediği bombardıman tehditleri hâkim. Rus ve İran İHA’ları gün boyu bölgenin üzerinde uçuş gerçekleştiriyor” dedi.
Ebu Ömer konuşmasının devamında, “Kara bombardımanlarından çocuklarımızı korumak için vaktimizin çoğunu sığınak ve mağaralarda geçiriyoruz. Yerdeki her hareketi izlemeye ve konumunu tespit etmeye çalışan İHA’ların olmadığı zamanlar dışında ihtiyaçlarımızı gideremiyoruz, ekmek veya su alamıyoruz. Konum tespiti yapıldığında temas hatlarına yakın rejim güçleri gelişmiş lazerli top mermileriyle orayı hemen vuruyor” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Hama’nın batı kırsalında ve Suriye’nin kuzeybatısındaki Lazkiye kırsalında yer alan Cebelu’l Ekrad bölgesindeki temas hatlarında muhalif güçler ile rejim güçleri arasında karşılıklı yapılan topçu ateşi sonucu rejim güçlerinden bir unsur öldü. Muhalif güçlere bağlı Fethu’l Mubin Operasyonlar Odası’ndan bir kaynak, “Hama’nın batısındaki Sehl el-Gab ile Lazkiye kırsalındaki Cebelu’l Ekra bölgelerinde yer alan temas hatlarında muhalif gruplar ile rejim güçleri arasında karşılıklı açılan top ateşi ve atılan havan mermileri sonucu rejim güçlerinin saflarında birkaç unsur yaralandı ve siperler imha edildi” dedi.
Kaynak, “Cebelu’l Ekrad ve Lazkiye kırsalındaki rejim güçlerine ait askeri mevzi noktalara asker ve silahların bulunduğu bazı askeri takviyelerin ulaştığı gözlemlendi. Ateşkesin ihlal edilmesi ve sivil yerleşim yerleri ile Suriye’nin kuzeybatısındaki Gerginliği Azaltma Bölgesi içinde yer alan ve muhaliflerin bulunduğu temas hatlarının hedef alınmasına misilleme olarak bu takviyeler muhalif gruplar tarafından havan mermileriyle vuruldu. Rejim güçlerinden bir grubun muhaliflere ait ileri bir askeri noktaya ilerleme girişiminin ardından Halep’in batısındaki 46. Alay’dan rejim güçleri ile muhalif gruplar arasında karşılıklı bombardıman başladı. Çatışmalar esnasında keskin nişancı ateşiyle bir rejim unsuru öldürüldü, bir unsur da yaralandı” ifadelerini kullandı.
Muhaliflerin kontrolündeki İdlib, Hama, Halep ve Lazkiye kırsalları rejim güçleri ile yerel İran milislerinin aralıksız bombardımanına maruz kalıyor. Muhalif gruplar zaman zaman misilleme olarak rejimin temas hatlarına yakın mevzilerini hedef alıyor.
Rejim güçleri ve İran milislerinin Rusya’nın yardımıyla başlattığı ve 3 ay süren saldırıların ardından 6 Mart 2020’de ilan edilen ateşkes bugüne kadar geçerliliğini koruyor. Birleşmiş Milletlerin verilerine göre rejim ve İran milislerinin söz konusu saldırıları nedeniyle İdlib’in doğu kırsalı, Cebel Zaviye, Halep’in güney ve batı kırsallarında yaklaşık 1 milyon kişi yerinden oldu. Rejim ve müttefiklerinin tekrarlanan ihlallerine rağmen ateşkes büyük ölçüde devam ediyor.



Avn ve Selam, Lübnan’ın İsrail ile doğrudan müzakereye hazır olup olmadığını görüştü

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (Reuters)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (Reuters)
TT

Avn ve Selam, Lübnan’ın İsrail ile doğrudan müzakereye hazır olup olmadığını görüştü

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (Reuters)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (Reuters)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Başbakan Nevvaf Selam bugün yaptıkları görüşmede, Lübnan’ın İsrail ile doğrudan müzakerelere hazır olup olmadığını ele aldı. Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre görüşme, ülkenin güneyine yerinden edilenlerin akınının sürdüğü ve Hizbullah ile İsrail arasında ikinci gününe giren ateşkes süreciyle eş zamanlı gerçekleşti.

Açıklamada, Avn ve Selam’ın ‘ateşkes sonrası aşamaya ve bunun kalıcı hale getirilmesine yönelik çabalara dair değerlendirme’ yaptığı, ayrıca İsrail ile yapılması beklenen müzakereler için ‘Lübnan’ın hazırlık durumunu’ ele aldığı belirtildi.

Görüşme, Avn’ın bir gün önce Lübnan halkına ve adını anmadan Hizbullah’a hitaben yaptığı sert tonlu konuşmanın ardından geldi. Avn konuşmasında, Lübnan’ın İsrail ile ‘kalıcı anlaşmalar’ hedefiyle yeni bir aşamanın eşiğinde olduğunu ifade ederken, doğrudan müzakerelerin ‘taviz’ anlamına gelmediğini vurguladı.

Hizbullah ile İsrail arasında, ABD Başkanı Donald Trump tarafından ilan edilen 10 günlük ateşkes kapsamında, perşembeyi cumaya bağlayan gece yarısından itibaren kırılgan bir ateşkes yürürlükte bulunuyor. 2 Mart’ta başlayan çatışmalarda yaklaşık 2 bin 300 kişi hayatını kaybederken, özellikle Lübnan’ın güneyi ve Beyrut’un güney banliyölerinden olmak üzere 1 milyondan fazla kişi yerinden edildi.

Hizbullah ve destekçileri, İsrail ile doğrudan müzakerelere karşı çıkmayı sürdürürken, daha önce de 2024 savaşı sonrasında Lübnan hükümetinin örgütün silahsızlandırılmasına yönelik kararını reddetmişti.

Öte yandan Hizbullah Siyasi Konseyi Başkan Yardımcısı Mahmud Kamati Al Jadeed TV’ye verdiği demeçte, “Cumhurbaşkanı’nın sözleri şok ediciydi” ifadesini kullanarak, konuşmada İran’a teşekkür edilmemesini eleştirdi. İran, Lübnan’daki ateşkesin Washington ile varılan ateşkes mutabakatının ‘bir parçası’ olduğunu açıklamıştı.

Lübnan’ın güneyindeki kasaba ve köylerine doğru yola çıkan yerlerinden edilmiş insanların araçları (Reuters)Lübnan’ın güneyindeki kasaba ve köylerine doğru yola çıkan yerlerinden edilmiş insanların araçları (Reuters)

Ateşkesin ikinci gününde, özellikle Lübnan’ın güneyine doğru, yerinden edilenlerin akını sürüyor. Güneyi birbirine bağlayan sahil yolu, sabahın erken saatlerinden itibaren yoğun trafikle kilitlendi.

Lübnan ordusu ile yerel yetkililer, İsrail bombardımanı nedeniyle kapanan yolları yeniden ulaşıma açmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Beyrut’un güney banliyösünde ise geniş çaplı yıkımın yaşandığı bölgede aileler, evlerini kontrol etmek ve ihtiyaçlarını almak üzere geri dönüyor. Ancak AFP muhabirlerine göre, bölgenin iç kesimlerindeki bazı mahalleler hâlâ büyük ölçüde boş durumda; birçok kişi geri dönmek için beklemeyi tercih ediyor.

Bu kişilerden biri olan ve dört çocuğuyla birlikte Beyrut sahilinde kurulu bir çadırda kalan Semah Haccul, güvenlik endişeleri nedeniyle henüz evine dönmeye hazır olmadıklarını söyledi.

Haccul, “Gece bir şey olmasından ve çocuklarımı alıp kaçamamaktan korktuğumuz için kendimizi güvende hissetmiyoruz” dedi.

Evine kısa süreliğine gittiğini belirten Haccul, Beyrut’un güneyindeki el-Leyleki bölgesindeki evinde hafif hasar tespit ettiğini, ‘çocukları yıkamak ve artan sıcaklıklar nedeniyle yazlık kıyafetler almak’ için eve uğradığını ifade etti. Ateşkesin gidişatını izlemek istediklerini vurgulayan Haccul, “Ateşkes kalıcı hale gelirse evlerimize döneceğiz” dedi ve çevredeki çadırlarda kalan onlarca ailenin de aynı yaklaşımı benimsediğini aktardı.

Selam ise Avn ile görüşmesinde, ateşkesin kalıcı hale gelmesi durumunda yerinden edilenlerin en kısa sürede güvenli şekilde evlerine dönebilmesini umduğunu dile getirdi. Selam, Lübnan devletinin bu dönüşü kolaylaştırmak için ‘yıkılan köprülerin onarılması, yolların açılması ve geri dönüşün mümkün olduğu bölgelerde gerekli ihtiyaçların sağlanması’ yönünde çalıştığını belirtti.


Macron, Lübnan'ın güneyinde bir Fransız askerinin öldüğünü üç askerin yaralandığını belirterek, saldırıdan Hizbullah'ı sorumlu tuttu

Lübnanlılar güneydeki köylerine geri döndü (Reuters)
Lübnanlılar güneydeki köylerine geri döndü (Reuters)
TT

Macron, Lübnan'ın güneyinde bir Fransız askerinin öldüğünü üç askerin yaralandığını belirterek, saldırıdan Hizbullah'ı sorumlu tuttu

Lübnanlılar güneydeki köylerine geri döndü (Reuters)
Lübnanlılar güneydeki köylerine geri döndü (Reuters)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Lübnan'ın güneyinde düzenlenen saldırıda bir Fransız askerinin öldüğünü duyurarak, ölümünden Hizbullah'ı sorumlu tuttu.

Macron, X internet sitesinde yayınladığı paylaşımda, üç askerin de yaralandığını ve tahliye edildiğini belirterek, Lübnan hükümetini saldırıdan sorumlu olanlara karşı harekete geçmeye çağırdı.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ise Fransız güçlerini hedef alanlardan sorumlu olanların yargılanacağını belirtti.


Gazze anlaşması... Kahire görüşmelerindeki çekincelerin ardından arabulucuların elinde ‘sınırlı fırsatlar’

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşması... Kahire görüşmelerindeki çekincelerin ardından arabulucuların elinde ‘sınırlı fırsatlar’

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)

Hamas’ın Kahire’de yapılan görüşmelerde silahsızlanma sürecine ilişkin çekinceler dile getirdiği, İsrail’in ise bu sürecin önce uygulanması şartıyla geri çekilme konusunda taviz vermeme tutumunu sürdürdüğü bildirildi. Taraflar arasındaki ateşkes anlaşmasının, geçtiğimiz şubat ayı sonunda İran savaşıyla birlikte sekteye uğradığı belirtiliyor.

Hamas’ın çekinceleri, Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar tarafından doğrulandı. Uzmanlara göre bu durum, hem Hamas’ın hem de İsrail’in zaman kazanmaya yöneldiğine ve anlaşma maddelerini uygulama ya da silahsızlanma ve geri çekilme süreçlerine başlama konusunda isteksiz olduklarına işaret ediyor. Bu değerlendirmelerde, İsrail’de seçim yılı olması ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun oy kazanma hedefinin etkili olduğu ifade ediliyor.

Uzmanlar, arabulucuların anlaşmayı yeniden canlandırma konusunda sınırlı fırsata sahip olduğunu belirtiyor. Bu çerçevede üç olası senaryo öne çıkıyor: mevcut durumun devam etmesi, İsrail’in askeri tırmanışa gitmesi ya da uluslararası istikrar güçleri ve polis unsurlarının devreye sokulmasıyla Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin faaliyete başlaması ve sahada değişiklikler yapılarak tarafların anlaşma şartlarına uymaya zorlanması.

Sıkışmış müzakereler

Kahire’de yürütülen müzakerelerin de çıkmaza girdiği bildirildi. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre, Hamas ve diğer Filistinli gruplar, kendilerinden herhangi bir taahhüt talep edilmeden önce İsrail’in ateşkes anlaşmasının ilk aşamasındaki yükümlülüklerini (insani yardım faaliyetleri ve bölgeye yardım tırlarının girişini) yerine getirmesi gerektiğini savunuyor. Buna karşılık İsrail ve ABD, anlaşmanın ikinci aşamasının en kritik maddesi olan ‘silahsızlanma’ sürecine derhal geçilmesi yönünde baskı yapıyor.

Aynı kaynaklara göre, Hamas müzakere heyeti başkanı Halil el-Hayye ile ABD’li diplomat Aryeh Lightstone arasında Kahire’de gerçekleşen görüşmeden somut bir sonuç çıkmadı.

The Jerusalem Post gazetesinin perşembe günü yayımladığı habere göre Hamas, Kahire toplantılarında ABD öncülüğündeki Barış Kurulu tarafından sunulan silahsızlanma planını reddederek üzerinde değişiklik yapılmasını talep etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise kabine toplantısında yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın yabancı bir koalisyonun Hamas’ı silahsızlandırmada başarılı olamayacağını anladığını belirterek, “Bunu bizim yapmamız gerekecek” ifadesini kullandı. Söz konusu açıklamalar İsrail’in Kanal 14 ve i24NEWS kanalları tarafından da aktarıldı.

Gelişmeleri değerlendiren Filistinli siyaset analisti Abdulmehdi Mutava, Kahire görüşmelerinde özellikle Hamas tarafından dile getirilen çekincelerin, taraflar arasındaki güven eksikliğinden kaynaklandığını ifade etti. Mutava’ya göre, Hamas için silahsızlanma maddesinin uygulanması kolay değil. Ayrıca ABD’nin İran dosyasına odaklanması nedeniyle arabuluculuk sürecine yeterince yoğunlaşmadığı ve bu nedenle İsrail üzerinde henüz ciddi bir baskı oluşmadığı belirtiliyor.

Mutava, İsrail’de yaklaşan seçimler nedeniyle Netanyahu’nun Gazze konusunda herhangi bir taviz vermesinin zor olduğunu da vurguladı. Bu nedenle mevcut tıkanmış durumun Netanyahu açısından siyasi maliyetlerden kaçınma imkânı sunduğunu belirten analist, benzer şekilde Hamas’ın da silahsızlanma konusunda kesin kararlar almaktan kaçınması nedeniyle bu durumdan rahatsızlık duymadığını ifade etti.

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici kampta su taşıyan bir kız çocuğu (AFP)Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici kampta su taşıyan bir kız çocuğu (AFP)

Filistin ve İsrail konularında uzman siyaset bilimi profesörü Tarık Fehmi, Kahire’de gerçekleştirilen görüşmeler kapsamında Mısırlı arabulucunun yoğun çabasına rağmen taraflar arasında hâlâ ciddi çekinceler bulunduğunu belirtti. Fehmi’ye göre temel sorun, İsrail’in sahadaki karşı hamlelerinden kaynaklanıyor. İsrail’in Gazze Şeridi’nin derinliklerinde yeni ‘stratejik dayanak noktaları’ oluşturma planı üzerinde çalıştığını ifade eden Fehmi, bu yaklaşımın müzakereleri doğrudan sekteye uğratabileceğini ve bunun bir geri çekilmeden ziyade yeniden konuşlanma anlamına geldiğini vurguladı.

Hamas’ın ise İran-İsrail-ABD hattındaki gelişmelerin sonuçlarını beklediğini belirten Fehmi, İsrail’in Gazze dosyasını daha sonraya bırakma eğiliminde olduğunu söyledi. İsrail’in tüm taraflarla aynı anda karşı karşıya gelmek istemediğini dile getiren Fehmi, sınır kapılarının açılması ve yardım tırlarının girişine izin verilmesini bunun göstergesi olarak değerlendirdi.

Arabulucuların devam eden çabaları

Hamas ve Filistinli gruplardan kaynaklar daha önce Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamalarda, arabulucuların ateşkes anlaşmasının ilk aşamasında kalan adımların derhal uygulanması için girişimlerde bulunduğunu belirtti. Bu çabaların, ikinci aşamaya ilişkin görüşmelerle eş zamanlı yürütülmesi, İsrail’in ilk aşamadaki yükümlülüklerini tamamlamadan ikinci aşamadan herhangi bir adımın uygulanmaması şartına bağlı olduğu ifade edildi.

Kaynaklardan biri, “Arabulucular, ikinci aşamada özellikle silahsızlanma konusunun kademeli ve ilk aşamanın tamamen uygulanmasına bağlı olacak şekilde ele alınmasını öngören bir formülle taraflar arasındaki farkı kapatmaya çalışıyor” dedi.

Fehmi, mevcut tabloda önemli bir değişiklik beklemediğini belirterek, İsrail’in kapsamlı bir askeri operasyon ya da Gazze Şeridi’ni tamamen işgal etmesinin öngörülmediğini, buna karşılık Hamas’ın kontrol ettiği alanlarda manevra yaparak rolünü yeniden şekillendirmeye çalışacağını ifade etti. Fehmi, özellikle idari yapı, silahlanma ve polis gibi çözümsüz kalan başlıklarda bu sürecin devam edeceğini vurguladı.

Fehmi’ye göre taraflar açısından belirleyici bir sonuç doğurmayan, uzaması muhtemel bir geçiş sürecine girilmiş durumda. Bu süreçte her taraf kendi düzenlemelerini gündeme getirecek, ancak somut bir çözüm ortaya konulamayacak. Bu nedenle Gazze’de mevcut durumun yönetimi, kısa vadede öne çıkan başlık olmaya devam edecek.

Mutava ise tarafların tutumu nedeniyle arabulucuların anlaşmayı yeniden canlandırma şansının sınırlı olduğunu belirtti. Mutava, ilk senaryo olarak mevcut durumun korunacağını, tarafların çekincelerini sürdürerek ciddi bir tırmanış olmadan zaman kazanmaya çalışacağını ifade etti. Buna karşılık, Netanyahu’nun seçim yılı dinamikleri nedeniyle İran ve Lübnan cephelerinden iç politik kazanç elde edememesi halinde çatışmaların yeniden başlayabileceği ihtimaline de dikkat çekti.

Mutava’ya göre üçüncü olası senaryo ise uluslararası güçler ile Filistin polisi unsurlarının sahaya konuşlandırılması ve Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin devreye girerek Hamas ile İsrail’i sahada somut adımlar atmaya zorlayacak yeni bir sürecin başlatılması.