DMO: Süleymani’nin intikamını almaktan vazgeçmemiz karşılığında sunulan teklifleri reddettik

Washington, Tahran ile mücadele etmek için güçlü araçları olduğunu vurguladı.

Tengsiri ve Selami, geçtiğimiz ocak ayında İran Donanması’nın füze komutanlığının açılış törenine katıldılar. (İran Televizyonu)
Tengsiri ve Selami, geçtiğimiz ocak ayında İran Donanması’nın füze komutanlığının açılış törenine katıldılar. (İran Televizyonu)
TT

DMO: Süleymani’nin intikamını almaktan vazgeçmemiz karşılığında sunulan teklifleri reddettik

Tengsiri ve Selami, geçtiğimiz ocak ayında İran Donanması’nın füze komutanlığının açılış törenine katıldılar. (İran Televizyonu)
Tengsiri ve Selami, geçtiğimiz ocak ayında İran Donanması’nın füze komutanlığının açılış törenine katıldılar. (İran Televizyonu)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri, İran'ın, Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla yapılan bir hava saldırısı ile suikasta uğrayan, DMO’nun dış operasyonlar ayağını yürüten Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin intikamını alma planlarından vazgeçmesine karşılık Tahran’a uygulanan yaptırımların kaldırılması ve bazı imtiyazlar verilmesine ilişkin teklifler aldığını ancak bunları reddettiğini söyledi. Diğer yandan ABD açıkça DMO’ya işaret ederek, İran'ın 2015 nükleer anlaşmasında geçenlerin ötesindeki yaptırımların hafifletilmesini istiyorsa, ABD’nin anlaşmanın ötesindeki endişelerine cevap vermesi gerektiğini bildirdi.
Reuters haber ajansına göre ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Açık bir şekilde müzakere etmiyoruz. Ancak İran, Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP/nükleer anlaşma) ötesine geçen yaptırımların kaldırılmasını istiyorsa, anlaşmanın ötesindeki endişelerimize cevap vermek zorunda. Buna karşılık söz konusu görüşmeleri KOEP’in dışında kalan diğer ikili sorunları çözmek için kullanmak istemiyorlarsa, KOEP ile ilgili hızlıca bir anlaşmaya varabileceğimizden ve anlaşmayı yeniden uygulamaya başlayabileceğimizden eminiz. İran bir karar vermeli. ABD, KOEP’e herhangi bir dönüş olması halinde İran'ın istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerine, terörizme ve terörist vekillerine verdiği desteğe ve özellikle DMO’ya karşı koymak için güçlü araçlarını elinde tutacak ve sert bir şekilde kullanacaktır.” 
Kudüs Gücü, İran'ın yurt dışındaki müttefik milislerini kontrol eden DMO’nun yabancı casusluk ve paramiliter kolu olarak biliniyor. Eski ABD Başkanı Donald Trump yönetimi 2019 yılında DMO’yu ABD Dışişleri Bakanlığı’nın ‘yabancı terör örgütleri’ listesine almıştı. Bu adımla Washington, ilk kez başka bir ülkenin ordusuna paralel bir gücü resmi olarak terör örgütü olarak sınıflandırmıştı.
İran'ın yarı resmi ajansı ISNA’ya göre Tengsiri dün yaptığı açıklamada “Düşmanlarımız General Süleymani’nin intikamından vazgeçersek bazı yaptırımları kaldıracaklarına ve bazı imtiyazlar vereceklerine dair ardı ardına mesajlar gönderiyorlar” ifadesine yer verdi.
Tengsiri de konuya dair şunları söyledi:
“Bunlar yalnızca boş hayallerdir. Hem Rehber (İran Dini Lideri Ali Hamaney) intikam alınmasının zorunluluk olduğunu vurguluyor hem de DMO Komutanı (Hüseyin Selami) intikamın kaçınılmaz olduğunu ve bunun yerini ve saatini bizim belirleyeceğimizi söylüyor. Bu insanlar Süleymani'yi ortadan kaldırdıklarını sandılar. Ancak General Süleymani'nin dünyada nasıl yayıldığını görüyoruz.”
ISNA haber ajansı iki gün önce ABD'nin DMO’yu terör listesinden çıkarmak için İran’a Süleymani'nin intikamından vazgeçmesi şartını sunduğuna ilişkin haberlerin doğruluğunu sorgulamıştı.
DMO Deniz Kuvvetleri Komutanı Tengsiri’nin açıklamaları, NBC News ağının geçen hafta sonu İran'ın, Washington yönetiminin ABD'li yetkililerden Süleymani’nin ölümünün intikamını almamasına karşı bir teklifle yanıt verdiğini öne sürmesinin ardından geldi. NBC News’e konuşan kaynaklar, Biden yönetiminin İran'ın karşı teklifine henüz resmi olarak yanıt vermediğini söylemişti.
DMO’nun ikinci kıdemli komutanı Tengsiri, güçlerinin Süleymani'nin ‘intikamını’ almaya kararlı olduklarını vurguladı. DMO Kara Kuvvetleri Komutanı Muhammed Pakpur geçen hafta yaptığı bir açıklamada “Tüm ABD komutanları öldürülse bile bu Süleymani'nin kanının intikamını almaya yetmez. Süleymani'nin izinden gitmeliyiz. Ölümünün intikamını başka yollarla almalıyız” ifadelerini kullanmıştı.
ABD merkezli Farsça yayın yapan Radio Farda’ya göre üç hafta önce Viyana’daki müzakerelere yakın kaynaklar, İran'ın General Kasım Süleymani suikastının intikamını almak için gelecekteki herhangi bir girişimden vazgeçmesinin ‘DMO’nun ABD terör örgütleri listesinden çıkarılmasının temel şartlarından biri’ olduğunu belirttiler. ABD istihbarat biriminin elinde ‘Tahran’ın Süleymani suikastina karışmakla suçladığı ABD’li yetkilileri hedef alma planları hakkında önemli bilgiler olduğunu ve bu durumda Washington tarafından İran hükümetinin talebinin karşılanamayacağına’ işaret ettiler. Şarku’l Avsat’ın Reuters haber ajansından aktardığına göre bu ay içerisinde İranlı diplomatik bir kaynak, Tahran’ın, ABD’nin Kudüs Gücü'nü uygulanan yaptırımlar kapsamında tutarken DMO’yu bir oluşum olarak terör örgütleri listesinden çıkararak bu sıkıntılı noktanın üstesinden gelmeye yönelik teklifini reddettiğini açıkladı.
Süleymani meselesi gündeme gelmeden önce, geçen ayın sonunda Axios haber sitesine konuşan ABD’li ve İsrailli kaynaklar, İran'ın DMO’nun terör örgütleri listesinden çıkarılmasına karşılık bölgede tansiyonu düşürmeyi taahhüt etmesine ilişkin ABD tarafından sunulan bir teklifi kabul etmediğini ortaya çıkarmışlardı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatipzade geçtiğimiz pazartesi günü “Süleymani davası, sorumluları hesaba çekmek konusunda, dış politikamızın önemli bir ilkesidir” demişti.
Times of Israel’e göre İsrailli üst düzey bir diplomat iki gün önce gazetecilere şu açıklamada bulundu:
“Biden yönetimi yetkilileri, Avrupalı mevkidaşlarına Washington'ın DMO’yu terör örgütleri listesinden çıkarmak gibi bir planının olmadığını bildirdi.”
İsrailli yetkili, ABD yönetiminin Avrupalılara gönderdiği mesaja rağmen Kudüs Gücü’nü terör örgütleri listesinde tutarken DMO’yu çıkarmanın halen Biden yönetiminin masasında olduğunu söyledi.
Buna karşılık ABD açıkça DMO’ya işaret ederek, İran'ın 2015 nükleer anlaşmasında öngörülenlerin ötesinde yaptırımların hafifletilmesini istiyorsa Washington’ın anlaşmanın ötesindeki endişelerine cevap vermesi gerektiğini söyledi.



İran Anlaşması, Vance'in Beyaz Saray yolunu açabilir mi?

ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance (Reuters)
ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance (Reuters)
TT

İran Anlaşması, Vance'in Beyaz Saray yolunu açabilir mi?

ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance (Reuters)
ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance (Reuters)

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Başkan Donald Trump'ın İran'la üç aydan uzun süredir devam eden savaşı sona erdirmeye yönelik baş müzakerecisi olarak şimdiye kadarki en önemli uluslararası rolünü üstlenmeye hazırlanıyor. Reuters'ın değerlendirmesine göre bu süreç, Vance'in Beyaz Saray'daki olası haleflik yolunu şekillendirebilecek kritik bir dönüm noktası olabilir.

ABD ve İran çarşamba günü çatışmaları askıya alan geçici bir anlaşma imzaladı. Ancak anlaşma, İran'ın nükleer programı, bölgedeki silahlı gruplara verdiği destek ve küresel ekonomi açısından stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı gibi temel meseleleri çözümsüz bıraktı. Bu konuların 60 gün sürecek müzakerelerde ele alınması kararlaştırıldı.

Söz konusu görüşmeler, çatışmanın tüm tarafları, Orta Doğu ve Vance'in siyasi geleceği açısından yüksek riskli bir süreç olarak görülüyor. Beyaz Saray, Vance'in görüşmelere başlamak üzere perşembe akşamı İsviçre'ye yapması planlanan seyahatin iptal edildiğini, ancak ABD heyetinin "ilk fırsatta yola çıkmaya hazır olduğunu" açıkladı.

Kitap tanıtımı ve eleştiriler

Bu hızlı diplomatik gelişmeler, Vance'in Katolikliğe geçiş sürecini anlattığı "Communion" (Komünyon) adlı kitabının yayımlanması ve tanıtım turuyla aynı döneme denk geldi. Vance, medya programlarında ideolojik görüşlerini anlatırken aynı zamanda İran ile nükleer anlaşmanın en güçlü savunucularından biri olarak öne çıktı.

Seçim kampanyalarını andıran bu tanıtım süreci, perşembe günü Beyaz Saray'da düzenlenen basın toplantısında zirveye ulaştı. Vance burada savaşın sona erdirilmesine yönelik nihai bir anlaşmaya duyulan umudu dile getirirken, bazı gözlemcilerin değerlendirmesine göre ABD tarihinde İsrail'e yönelik en sert eleştirilerden birini yöneltti. Öte yandan olası başkanlık adaylığıyla ilgili soruları yanıtsız bıraktı.

Vance, "İranlılar davranışlarını değiştirmezse orduları ve nükleer programları yıkılmış olarak kalacaktır. Eğer davranışlarını değiştirirlerse hem İran'ın Orta Doğu ile ilişkileri hem de Orta Doğu'nun İran halkıyla ilişkileri dönüşecektir" dedi.

Cumhuriyetçi Parti'deki bazı isimler, Vance'in İran anlaşmasındaki rolünün önemine dikkat çekti.

Partinin dış politika alanındaki önde gelen isimlerinden Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham, Vance'i barış anlaşmasının "mimarı" olarak nitelendirerek, nihai anlaşmanın Senato'nun onayına sunulması gerektiğini söyledi.

Trump ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, Vance'in bu görevde elde edeceği kazançlardan çok kaybedecekleri olduğunu esprili bir dille ifade etti.

Fransa'nın Evian-les-Bains kentinde düzenlenen G7 Zirvesi kapsamında gazetecilere konuşan Trump, gülerek, "Eğer başarılı olursa bunun kredisini ben alacağım. Başarısız olursa ise sorumluluğu J.D.'ye yükleyeceğim" dedi.

Vance'in ofisi ise konuya ilişkin yorum yapmayı reddetti.

Trump'ı Savunma Çabası

Trump, başkanlık kampanyasında fiyatları düşürme ve Orta Doğu'daki "sonsuz savaşları" sona erdirme vaadinde bulunmuştu. Ancak bunun yerine enflasyon hızlandı ve 28 Şubat'ta İran'a karşı savaş başlatıldı. Bazı Cumhuriyetçi müttefikler, Trump'ı çatışmanın yol açtığı ekonomik baskıları hafifletmek amacıyla Tahran'a önemli tavizler vermekle suçladı.

Trump geçici anlaşmayı askerî ve diplomatik açıdan tam bir zafer olarak sunmasına rağmen, şu aşamada savaşın başında belirlediği hedeflerin büyük bölümüne ulaşamadığı görülüyor. İran'daki yönetim ayakta kalmaya devam ederken, Tahran balistik füze kapasitesini ve yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarını koruyor. Ayrıca Lübnan'daki Hizbullah gibi İsrail karşıtı gruplara desteğini sürdürdüğü belirtiliyor.

Bu süreçte Vance, Trump'ın kararlarını savunmak zorunda kalırken aynı zamanda başkanın düşen kamuoyu desteğinden kendisini bir ölçüde ayrıştırmaya çalışıyor. Bunu da ekonomide görülen sınırlı iyileşmelere dikkat çekerek, ancak "yapılması gereken daha çok iş olduğunu" kabul ederek gerçekleştiriyor.

Perşembe günü konuşan Vance, "Biraz olsun ABD Başkanı'na güvenin. Amerikan halkına zarar verecek bir anlaşma imzalayacağı düşüncesi saçmalıktır" ifadelerini kullandı.

Hafta başında muhafazakâr yorumcu Megyn Kelly'ye konuşan Vance, İran dosyasında aktif rol almaya devam ettiğini belirterek, bu süreçten uzak durmanın "siyaseti son derece olgunlaşmamış bir şekilde ele almak" anlamına geleceğini söyledi. Ayrıca bazı sertlik yanlısı muhafazakârları, "son İranlı ölünceye kadar ve son bomba atılıncaya kadar" saldırıların sürdürülmesini istemekle suçladı.

Vance, savaşın tırmanmasına karşı uyarılarda bulunurken Trump'ı diplomatik çözüm arayışına yönelmeye teşvik ediyor. Kendisi aynı zamanda Cumhuriyetçi Parti içinde ABD'nin küresel askerî müdahalelerini sınırlamayı savunan yükselen bir kanadın önde gelen isimleri arasında yer alıyor.

"Kararsızlık İnsanların Kafasını Karıştırıyor"

Ancak Vance'in yaklaşımı eleştirilerden de uzak değil.

Muhafazakâr medyanın önde gelen isimlerinden Ben Shapiro, perşembe günü Fox News'e yaptığı açıklamada, "Bana göre bu dosyanın baş müzakerecisi olan Başkan Yardımcısı, başkana gerektiği ölçüde hizmet edemedi" dedi.

Trump'ın, ülkenin geleneksel baş diplomatı olan Dışişleri Bakanı Marco Rubio yerine Vance'i anlaşmanın yüzü haline getirmesi, yönetim çevrelerinde Rubio'nun müzakerelerdeki rolüne ilişkin soru işaretlerine yol açtı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott ise yaptığı açıklamada, "Bakan Rubio ve tüm yönetim, Başkan Trump'ın arkasında yüzde 100 birlik içindedir" dedi.

Özel görüşmeleri değerlendirebilmek için isminin açıklanmasını istemeyen bir Beyaz Saray yetkilisi, Trump ekibinde geçici anlaşmaya karşı çıkan hiç kimsenin bulunmadığını söyledi.

Hem Rubio hem de Vance, 2028 Cumhuriyetçi Parti başkanlık adaylığı için potansiyel isimler arasında gösteriliyor. Ancak iki isim de şu ana kadar adaylık planlarını açıklamış değil.

Beyaz Saray'a yakın bir kaynak ise Vance'in rolünün büyütülmesinin Trump'ın ikinci dönemindeki yönetim tarzını yansıttığını belirtti.

Kaynak, "Bu kararsızlık insanları şaşırtıyor ama Trump ne yaptığını biliyor. Kelimenin tam anlamıyla gerçek zamanlı bir test yürütüyor" ifadelerini kullandı.

Bu süreç boyunca Vance, kitabının tanıtımını da ihmal etmedi. Katıldığı hemen her programda güncel siyasi gelişmelerin yanı sıra kitabına da esprili göndermelerde bulundu.

Salı günü ABC kanalındaki "The View" programında İran, göç ve sivil haklarla ilgili zor sorularla karşılaşan Vance, şakayla karışık, "Kitaptan konuşalım, ben buraya kitap satmaya geldim" dedi.


Trump’tan İsrail’e Hizbullah’la ateşkesi kabul et çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)
TT

Trump’tan İsrail’e Hizbullah’la ateşkesi kabul et çağrısı

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, NBC News’e telefonla verdiği röportajda, bugün İsrail ile görüştüğünü ve İran destekli Lübnanlı Hizbullah hareketiyle ateşkesi kabul etmesini istediğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın NBC News’ten aktardığı habere göre Trump, “Bazen sakinleşmeli ve aklını kullanmalısın” ifadelerini kullandı. NBC muhabiri Trump’ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile doğrudan görüşüp görüşmediği sorusuna yanıt vermeyi reddettiğini belirtti.

Lübnan’ın resmî haber ajansı Ulusal Haber Ajansı NNA, bir Amerikalı ve bir İsrailli yetkilinin İsrail ile Hizbullah’ın ateşkes konusunda anlaşmaya vardığını açıklamasının ardından, İsrail’in cuma günü Güney Lübnan’a hava saldırısı düzenlediğini bildirdi.

Adının açıklanmasını istemeyen bir ABD’li yetkili, Reuters’a yaptığı açıklamada, İsrail ile Hizbullah’ın yerel saatle cuma günü 16.00’dan itibaren geçerli olmak üzere ateşkes konusunda anlaşmaya vardığını söyledi.

Yetkili, “Hizbullah ve İsrail ateşkes konusunda mutabakata vardı” dedi. ABD ve Katarlı müzakerecilerin, İran’ın da desteğiyle anlaşmaya aracılık ettiğini ifade etti.

Öte yandan üst düzey bir İsrailli yetkili de Reuters’a yaptığı açıklamada, “Hizbullah İsrail’e saldırmadığı sürece taraflar ateşkes durumundadır. Aksi takdirde savaş halinde oluruz” ifadelerini kullandı.

İsrailli yetkili ayrıca, İsrail’in ülkenin kuzey sınırı boyunca işgal altında tuttuğu bölgedeki Güney Lübnan konuşlu birliklerini geri çekmeyeceğini belirtti.

Yetkili, “Bugün erken saatlerde yaşanan karşılıklı ateş açma olaylarının ardından İsrail ile Hizbullah arasında ateşkes yürürlüğe girdiğini öğrendik” dedi.


ABD İstihbarat raporu: Netanyahu, Washington-Tahran Anlaşmasını sabote edebilir

ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da. (Reuters)
TT

ABD İstihbarat raporu: Netanyahu, Washington-Tahran Anlaşmasını sabote edebilir

ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da. (Reuters)

ABD istihbarat kurumları, Başkan Donald Trump yönetimini, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun İran ile kalıcı bir barış anlaşmasına varılmasına yönelik Amerikan çabalarını sekteye uğratabilecek adımlar atabileceği konusunda uyardı. Uyarıda, Netanyahu'nun Lübnan'da Hizbullah'a yönelik askeri operasyonları sürdürmesi yönündeki artan siyasi baskılarla karşı karşıya olduğu vurgulandı.

Washington Post gazetesi, cuma günü mevcut ve eski ABD'li yetkililere dayandırdığı haberinde, son istihbarat değerlendirmelerinin İsrail'in, ABD ile İran arasında üzerinde ilk çerçevesi oluşturulan anlaşmanın temel unsurlarından biri Lübnan'daki çatışmaların durdurulması olmasına rağmen, Hizbullah'a yönelik askeri operasyonlarını sürdürme konusunda kararlı göründüğü sonucuna vardığını aktardı.

Bu değerlendirme, Netanyahu hükümeti ile Trump yönetimi arasındaki gerilimin giderek arttığı bir dönemde geldi. ABD'li yetkililer, İran ile yürütülen uzlaşı sürecini tehlikeye atabilecek saldırılar düzenlememesi konusunda İsrail'i kamuoyu önünde de uyardı.

Gerilim, Hizbullah'ın düzenlediği insansız hava aracı saldırısında dört İsrail askerinin hayatını kaybetmesinin ardından İsrail'in Güney Lübnan'a hava saldırıları düzenlemesiyle daha da tırmandı. Bunun ardından İsviçre'de yapılması planlanan ABD-İran görüşmeleri ertelenirken, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de görüşmelere katılmak üzere planlanan ziyaretini iptal etti.

ABD istihbarat raporuna göre Netanyahu'nun siyasi geleceği, sonbaharda yapılması planlanan İsrail seçimleri öncesinde Lübnan konusunda sert bir tutum sergilemesine bağlı bulunuyor. Bu nedenle Netanyahu'nun İsrail güçlerini Lübnan topraklarından çekmeyi reddettiği ve Hizbullah'la çatışmayı tırmandırmayı sürdürdüğü değerlendiriliyor.

Şarku’l Avsat’ın Washington Post’tan aktardığı habere göre raporda ayrıca İsrail'in, Washington ile Tahran arasında varılan mutabakat zaptının hükümlerinden memnun olmadığı belirtildi. Tel Aviv yönetimi, söz konusu düzenlemenin İran'a yönelik "azami baskı" politikasını sınırlandırdığı ve Hizbullah'a karşı hareket serbestisini kısıtlayabileceği görüşünü taşıyor.

Buna karşılık Trump yönetimi, anlaşmanın İsrail'in maruz kalacağı herhangi bir saldırıya karşılık vermesini engellemediğini savunuyor. Ancak Washington, İran ile anlaşmanın tamamlanması ve Hürmüz Boğazı'nın uluslararası deniz trafiğine yeniden açılmasını, küresel bir ekonomik krizin önlenmesi açısından stratejik öncelik olarak görüyor.

sxfdb
İsrail'in bombardımanı sonrası Güney Lübnan'daki Secd beldesinden dumanlar yükseliyor. (DPA)

ABD'li yetkililer, İsrail'in Güney Lübnan'daki askeri varlığını sürdürmesinin Washington ile Tahran arasındaki kırılgan uzlaşının çökmesine yol açabileceği uyarısında bulundu. Yetkililer, İsrail'in operasyonlarını kısmen durdurmasının veya askerlerini geri çekmesinin ise ülke içinde Netanyahu açısından siyasi bir yenilgi olarak değerlendirileceğini ifade etti.

Tüm bu baskılara rağmen Netanyahu, İsrail ordusunun Tel Aviv'in "güvenlik bölgesi" olarak tanımladığı Lübnan topraklarında "gerektiği sürece" kalmaya devam edeceğini söyledi. Bu açıklama, Trump yönetimi ile Netanyahu hükümeti arasında Lübnan cephesindeki askeri operasyonların geleceğine ilişkin görüş ayrılığının sürdüğünü ortaya koydu.