Başağa hükümeti Libya’nın güneyinde ilk toplantısını düzenledi

ABD petrol sektörünün ‘siyasileştirilmesini’ reddetti.

Fethi Başağa hükümet toplantısına başkanlık ediyor (Facebook paylaşımları)
Fethi Başağa hükümet toplantısına başkanlık ediyor (Facebook paylaşımları)
TT

Başağa hükümeti Libya’nın güneyinde ilk toplantısını düzenledi

Fethi Başağa hükümet toplantısına başkanlık ediyor (Facebook paylaşımları)
Fethi Başağa hükümet toplantısına başkanlık ediyor (Facebook paylaşımları)

Libya’daki yeni İstikrar Hükümeti, Temsilciler Meclisi (TM) tarafından görevlendirilmesinden bu yana ilk kez dün (perşembe) Trablus’un 750 kilometre güneyindeki Sebha kentinde Fethi Başağa’nın başkanlığında ilk resmi toplantısını gerçekleştirdi. İstikrar Hükümeti’nin geçtiğimiz haftalarda başkent Trablus’a girme ve Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki Ulusal Birlik Hükümeti’nden iktidarı devralma çabaları başarısızlıkla sonuçlanmıştı.
Yeni Başbakan Fethi Başağa, toplantıda yaptığı konuşmada, “Hükümetin ilk toplantılarını, sürekli ötekileştirilmekten ve ihmalden mustarip olan Sebha kentinde gerçekleştiriyoruz. Tüm Libyalıların ve eyaletlerin hükümeti olma gayretimizden hareketle toplantılarımızı Sebha’da yapmayı biz seçtik” dedi.
Rakibi Dibeybe’ye üstü kapalı bir şekilde işaret eden bulunan Başağa, “Libya; ülkeyi Libyalıların paralarıyla satın alabileceğini zanneden bir şahsın veya hükümetin ya da ailenin el koyabileceği bir ganimet değildir. Yasama otoritesinden şeffaf ve tarafsız bir şekilde doğan meşru Libya hükümetinin çalışmalarıyla işe başlamaya karar verdik” ifadelerini kullandı. Başağa’nın ‘şeffaf ve tarafsızlık’ vurgusunun, Dibeybe’nin TM’de İstikrar Hükümeti için yapılan güven oylamasına hile karıştırıldığı suçlamalarına bir yanıt olduğu değerlendiriliyor.
Sebha’daki toplantıdan önce Başağa Trablus’a girme ve hükümet işlerini başkentten yönetme taahhüdünü birden fazla kez tekrarlamıştı. Ancak bunu başaramadı. Bununla birlikte İstikrar Hükümeti önceki gün yaptığı açıklamada, zaman belirtmeden çalışmalarına Trablus’tan başlayacağını belirterek, başkentte iktidar değişiminin ‘barışçıl bir şekilde’ gerçekleşmesine bağlı olduğunu kaydetti.
Bu sırada Başağa hükümetini destekleyen ve Trablus’taki Dibeybe hükümetinin göreve devam etmesini reddeden birtakım protestocular petrol üretim tesislerini kapatmaya başladı. Bu adım, Libya’ya yaklaşık 600 bin varil petrol üretimi kaybına neden oldu.
Tunus resmi haber ajansı TAP, Dibeybe hükümetinin Enformasyon ve İletişim Dairesi’nin yayınladığı açıklamaya yer verdi. Açıklamada, “Tunus ile ilişkilerin gerildiğine dair medyada dolaşan haberler doğru değil. Dibeybe’nin, Tunus’un Trablus büyükelçisi ile son görüşmesi kardeşçe ve dostçaydı. Tweet atan bazı çevrelerin dolaşıma koymaya çalıştığı şeyin aksine görüşmede iki ülke arasındaki işbirliğini çeşitli alanlarda güçlendirme yolları ele alındı” denildi.
Söz konusu açıklama, Dibeybe hükümetinin, Başağa’nın Tunus’taki faaliyetleri nedeniyle Tunus’un Trablus Büyükelçisi’ne nota verdiğine dair iddiaların medyada dolaşıma koyulmasının ardından geldi. Bu iddialar arasında Dibeybe’nin Tunus Büyükelçisi’ne ‘yakışıksız sözler sarf ettiği’ de bulunuyor.
Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Halife Hafter’e ait ‘Libya El-Hadath’ isimli televizyon kanalı, Dibeybe hükümetini sosyal medyadan  saldırılar düzenlemek ve Başağa’nın, Hafter’den Trablus’a saldırmasını ve başkenti İstikrar Hükümeti’ne teslim etmesini istediğini ifade eden haberler yaymakla suçladı.
ABD’nin Libya Büyükelçisi Richard Norland, kendisi ve ABD Hazine Bakanlığı Orta Doğu ve Afrika Bölgesi'nden Sorumlu Bakan Yardımcısı Eric Meyer’in Libya Merkez Bankası Başkanı Sıddik el-Kebir ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini bildirdi. Norland görüşmelerde “Libya Merkez Bankası’nın kamu harcamaları konusundaki şeffaflığını güçlendirmeye yönelik ortak çabaları” ele aldıklarını ifade etti.
Norland, açıklamasında, “ABD, paraların Libya’daki siyasi, hizipsel veya barış ile güvenliği baltalama amaçları için kullanılması yönündeki Libyalıların endişelerine katılıyor. Merkez Bankası’nı, kuruma olan güveni yeniden tesis etmesi ve istikrara katkıda bulunması için
Libya petrol gelirlerinin zimmete geçirme durumlarına karşı korumaya teşvik ettim” dedi.
Libya petrol üretiminin yarısının durmasıyla ilgili endişesini de dile getiren Norland, “Petrol üretimindeki zorunlu ve uzun süreli kesintiler; elektrik kesintileri, su temini sorunları, yakıt kıtlığı ve petrol altyapısının tahrip edilmesi de dahil olmak üzere Libya halkı için zor koşullar yaratmakta ve bu durum Libya enerji sektörünün geleceğini ve sektör için gelir oluşturma kapasitesini tehdit etmektedir” ifadesini kullandı.
Libya resmi haber ajansı LANA’da yer alan habere göre, cumhurbaşkanı adayları “Trablus’ta bazı parti ve sendika başkanlarıyla yaptıkları görüşmelerde Başkanlık Konseyi’nin sadece seçimleri düzenleme görevi verilecek 6 aylık bir hükümeti kurarak mevcut siyasi tıkanıklığı gidermek için olağanüstü hal ilan etme talebini destekleme hususunda fikir birliğine vardı”.
Libya yerel basın yayın organlarına göre, Dibeybe hükümetini destekleyen silahlı milislerin liderlerinden oluşan bir heyet ‘Mısır tarafı ile basına kapalı görüşmeler düzenlemek için Kahire’ye hareket etmesine paralel olarak onlarca kişi Mısır’ın Trablus Büyükelçiliği binası önünde toplanarak Devlet Yüksek Konseyi’nden ‘Kahire’de acele edilmemesi’ talebinde bulundu.
Devlet Yüksek Konseyi, Kahire toplantısına katılan temsilcilerine “anayasal sürecin önündeki zorluklara, engellere ve çözüm önerilerine yer verdikleri detaylı bir rapor sunmalarını” tavsiye etmişti. Devlet Yüksek Konseyi daha önce seçimlerin şeffaf bir şekilde ve acilen düzenlenmesi için anayasal bir zemin hazırlaması konusunda gerekenleri yerine getirme talimatı almıştı.



Şam ve Kabil: Süper güçler nasıl yenilir?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Şam ve Kabil: Süper güçler nasıl yenilir?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

İbrahim Hamidi

Afganistan'da zafer, süper gücün kovulması anlamına geliyordu. Suriye'de ise zafer tamamlanmadan önce süper güçle müzakereler başladı

Şam'ın Suriye'deki Rus askeri varlığını düzenlemek konusunda Moskova ile anlaştığını deklare etmesi ile Kabil'in ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinin yıldönümünü kutlaması arasında nasıl bir bağlantı var?

25 yıl önce 11 Eylül saldırılarından birkaç hafta sonra, Amerika Birleşik Devletleri Afganistan'ı işgal etti, Taliban rejimini devirdi, el-Kaide'nin peşine düştü ve ardından 20 yıl boyunca hareketin iktidara geri dönmesini engelleyebilecek bir devlet, bir sistem ve bir ordu kurmaya çalıştı. 15 Ağustos 2021'de Taliban Kabil'e geri döndü, Washington tarafından desteklenen rejim çöktü, Cumhurbaşkanı Eşref Gani kaçtı ve Amerikalılar, ABD'nin yenilgisinin sembolü olarak kalan sahneler ile ülkeyi terk etti.

Ancak Afganistan'ın “imparatorluklar mezarlığı” olarak tarihi daha da geriye uzanıyor. 18. ve 19. yüzyıllarda İngilizleri, 1970'lerin sonlarında ise Sovyetleri yenmişti. 1979'da Kızıl Ordu Afganistan’a girdi ve ABD ile müttefikleri Afgan mücahitlerini destekledi. Yaklaşık on yıl sonra Sovyetler geri çekildi ve bu ezici yenilgi, Rusya'nın kızıl pelerinden çıkışının nedenlerinden biri oldu.

Büyük güçler değişti, ancak Afganistan aynı kaldı. Taliban beş yıl önce Kabil'e girdiğinde, zafer kutlamaları sınırlarıyla sınırlı kalmadı. Rusya ve Esed güçlerinin bombardımanı altında acı çeken Suriye'nin İdlib kentinde tatlılar dağıtıldı. Savaşçıları, Afganistan deneyimini zamanın bir silah olabileceğinin ve ne kadar uçağa, üsse ve müttefike sahip olursa olsun hiçbir süper gücün sonsuza dek kalamayacağının kanıtı olarak gördüler.

Yaklaşık üç yıl sonra, Aralık 2024'te Ahmed eş-Şara'nın güçleri Şam'a girdi, rejim devrildi ve Esed Moskova'ya kaçtı. 2015'te onu kurtarmak için Suriye'ye askeri müdahalede bulunan Rusya ise Afganistan deneyiminin acı hatıralarıyla karşı karşıya kaldı. Dokuz yıl boyunca uçak, üs, askeri ve siyasi destek sağladıktan sonra, Rusya'nın korumaya geldiği müttefik devrilmişti.

Şam, Vladimir Putin için Washington veya Sovyet Moskova için Kabil'in olduğu gibi, bir süper gücün büyük bir yenilgisinin sembolü haline gelebilirdi. Ancak olanlar farklıydı ve bu fark Şam'ın düşüşünden önce başladı. Şara'nın güçleri Halep'e girip ülkenin merkezinden başkentine doğru ilerlemeye başladığında, bir “Rus düğümü” ile karşılaştılar. Hmeymim üssünde, Ukrayna'daki savaş nedeniyle azalmış olsa da, tam gücünü kullanırsa saldırının seyrini değiştirebilecek bir hava kuvveti kalmıştı.

Şara, sadece Şam'a ulaşmak için askeri bir plan değil, aynı zamanda onu tarafsız hale getirmek amacıyla Moskova'ya ulaşmak için de siyasi bir plan tasarladı. Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, daha önce Mecelle'ye verdiği bir röportajda, Şara'nın talimatıyla, sanki Putin'in kendisiyle konuşuyormuş gibi, üst düzey bir Rus yetkiliyle bir kanal açtığını belirtmişti. Başkente doğru askeri olarak ilerleyen bir liderlik, Ruslar ile galip ve mağlup diliyle konuşabilirdi. Sonuçta, bu ülke 2015'te Esed'i kurtarmış, muhalif bölgeleri ve Şara güçlerini bombalamış ve 2016'nın sonunda Halep'in geri alınmasına katkıda bulunmuştu. Ancak bunun yerine, “Şami sözlüğüne” başvuruldu. Mesaj, Rusya'nın çıkarlarını Esed'e bağlamakta hata yaptığı ve çıkarlarını “yeni bir Suriye”ye bağlayarak koruyabileceğiydi. Ardından Şeybani'nin dile getirdiği kilit ifade geldi: “Beşşar rejiminin devrilişi, Rusya'nın Suriye'den çekilmesi anlamına gelmez.”

Taliban, ABD'nin Afganistan'dan çekilmesi için Washington ile müzakere etti. Şara ise, Şam'a giderken Suriye'den yenilgiyle geri çekilmek zorunda kalmasın diye Rusya ile müzakerelerde bulundu

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Şam'a girmeden önce Şara, Esed'in yenilgisi ile Putin'in yenilgisi arasında, ilkinin Suriye'den kaçması ile ikincisinin çekilmesi arasında, zafer ile düşmanı aşağılama arasında, Esed'e kesin bir darbe indirmek ve Putin ile uçurumun kenarında bir oyun oynamak arasında ayrım yaptı. Sadece güçlerinin muhalefeti bombaladığı bir devletle değil, nükleer cephaneliğe, Güvenlik Konseyi'nde daimi bir koltuğa ve dünyanın birçok yerinde nüfuza sahip bir süper güçle uğraştığının farkındaydı. Bu nedenle amaç, Rusya'yı Esed döneminden çıkarmaktı, Suriye’den tamamen çıkmasa da olurdu. Ve varılan anlaşmalar pragmatikti; Rusya'nın şehirlere yönelik bombardımanlarının durması, Moskova’nın değişime karşı siyasi ve medya etkisini kullanmaktan kaçınması, gelecekteki ilişkiler için kanalların açılması ve Rus güçlerinin belirli yerlerden çekilmek istemeleri durumunda bunun kolaylaştırılması. Karşılığında, Rus üsleri hedef alınmadı ve Esed'in devrilmesi Rusya'yı aşağılamaya yönelik bir savaşa dönüşmedi.

Şara Şam'a girdi, ancak yol boyunca Rusya ile irtibatını koparmadı. Başkan olduktan sonra Putin'i iki kez ziyaret etti. Müzakereler Ağustos 2026'ya kadar devam etti ve askeri varlığı yeniden düzenleyen yeni bir anlaşmayla sonuçlandı. “Yeni Suriye”deki Rusya artık “Esed'in Rusyası” değil. Varlığı azaldı ve birçok ayrıcalığını kaybetti. Müzakereler, Kremlin'in “itibarını korumasına” olanak tanıyan bir anlaşmayla sonuçlandı.

Burada Kabil'e geri dönüyoruz. Taliban, Afganistan'dan aşağılanmış bir şekilde çekilmesi için ABD ile müzakere etti. Şam'a giderken Şara, yenilgiyle geri çekilmek zorunda kalmasın diye Rusya ile müzakerelerde bulundu. Afganistan'da, süper gücün Bagram Hava Üssü'nden çekilmesi zaferin tanımının bir parçasıydı. Ancak Suriye'de rejim, zaferinin tamamlanmasını Hmeymim'den son Rus askerinin ayrılmasına bağlı görmedi. Amaç Esed'i devirmekti, Rusya'yı düşman listesine eklemek değil.

Şara, Esed'i yendi, ancak zaferinin Putin için bir yenilgiye dönüşmesini engellemeye çalıştı. Kabil'de zafer, süper gücün kovulması anlamına geliyordu. Şam'da ise zafer tamamlanmadan önce bile süper güçle müzakereler başladı

Bir başka paradoks daha var: Beş yıl önce İdlib, Kabil'e bakıyordu. Bugün ise Kabil, Şam'a bakıyor. 2021'de İdlib'in savaşçıları, İslamcı bir hareketin zafere kadar nasıl direnebileceğini Taliban'dan öğrenmek istiyordu. 2026'da bazı Taliban liderleri, askeri bir zafer elde eden İslamcı bir hareketin, izolasyondan kurtulup dünyayla etkileşime giren bir devlete nasıl dönüşebileceğini öğrenmek için Şara'ya bakıyor.

Beş yıl sonra, Taliban halen izolasyondan muzdaripken, Şam farklı bir yol izledi. Şara, İdlib'den başkente, bir fraksiyonu yönetmekten bir devleti yönetmeye, bir mağaradan bir saraya geçti. İdlib'de mümkün olan ile Şam'ın ihtiyaç duydukları, Esed ile düşmanlıkla Çar ile ilişkiyi, zafer ile intikamı ayırmaya çalıştı. İdlib mağaralarından Birleşmiş Milletler platformlarına ve başkanlık saraylarına geçti.

Her iki öykü de büyük güçler için bir ders niteliğinde. Sovyetler Birliği Afganistan'dan çekildi, ardından ABD de çekildi. Rusya, müttefikini ve birincil pozisyonunu kaybetti, ama Suriye'yi ve stratejik coğrafi konumunu kaybetmemeye çalıştı.

Kabil'de zafer, süper gücün kovulması anlamına geliyordu. Şam'da ise zafer tamamlanmadan önce bile süper güçle müzakereler başladı. ABD'nin Asya'daki platformu Bagram'dan, Rusya'nın Ortadoğu ve Kuzey Afrika'ya köprüsü Hmeymim'e, büyük güçlerin yenilgiye uğramasının öyküsü işte budur.


Rima Rahbani: Ziyad, ‘ciddi bir tıbbi hata ya da ihmal’ sonucu hayatını kaybetti

(foto altı) Feyruz, Rima Rahbani ve Feyruz’un kız kardeşi Huda Haddad, Ziyad Rahbani’nin cenaze töreni sırasında (Şarku’l Avsat)
(foto altı) Feyruz, Rima Rahbani ve Feyruz’un kız kardeşi Huda Haddad, Ziyad Rahbani’nin cenaze töreni sırasında (Şarku’l Avsat)
TT

Rima Rahbani: Ziyad, ‘ciddi bir tıbbi hata ya da ihmal’ sonucu hayatını kaybetti

(foto altı) Feyruz, Rima Rahbani ve Feyruz’un kız kardeşi Huda Haddad, Ziyad Rahbani’nin cenaze töreni sırasında (Şarku’l Avsat)
(foto altı) Feyruz, Rima Rahbani ve Feyruz’un kız kardeşi Huda Haddad, Ziyad Rahbani’nin cenaze töreni sırasında (Şarku’l Avsat)

Lübnanlı müzisyen Ziyad Rahbani’nin hayatını kaybetmesinin üzerinden yaklaşık bir yıl geçmesinin ardından, kız kardeşi Rima Rahbani yeniden gündeme geldi. Rahbani, bugün Facebook sayfasından yaptığı uzun paylaşımda, kardeşinin yaşamının son günlerine ilişkin kendi anlatımını ilk kez kamuoyuyla paylaştı. Rima Rahbani ayrıca, Ziyad’ın güvendiğini söylediği doktorları doğrudan suçlayarak, ‘büyük bir tıbbi hata veya ihmal’ olarak nitelendirdiği durumdan onları sorumlu tuttu.

Rima Rahbani’nin paylaşımı, uzun süren sessizliğinin ardından ve Ziyad Rahbani’nin sağlık durumu ile ölüm koşullarına ilişkin çok sayıda bilgi ve spekülasyonun gündeme geldiği bir dönemde geldi. Rahbani, uzun bir aranın ardından geçtiğimiz haziran ayında Facebook üzerinden yeniden paylaşım yapmaya başlamış, sonrasında ise kardeşi ve ailenin mirasına ilişkin paylaşımlarını sürdürmüştü.

fgthy
Rima Rahbani’nin kardeşi Ziyad ile birlikte çekilmiş fotoğrafı (Rima Rahbani’nin Facebook sayfası)

Rima Rahbani son paylaşımında, konunun başlangıçta aileye ait özel bir mesele olduğunu ve ayrıntılarını kamuoyuna açıklamak istemediğini belirtti. Ancak Rahbani, kendi ifadesiyle, çeşitli bilgi ve spekülasyonların geniş çapta dolaşıma sokularak medya ve sosyal medya platformlarında ‘gerçek’ gibi sunulması üzerine konuşmak zorunda kaldığını söyledi.

Ziyad karaciğer hastalığından ölmedi

Rima, kardeşinin ölümünün ardından yayıldığını söylediği bir dizi iddiayı çürüterek paylaşımına başladı. Ziyad’ın karaciğer ya da pankreas rahatsızlığı nedeniyle hayatını kaybetmediğini, karaciğer nakli aşamasına da gelmediğini vurguladı.

Rima ayrıca Ziyad’ın gerek devletten gerekse başka herhangi bir kurum veya kişiden maddi desteğe ihtiyaç duyduğu yönündeki iddiaları reddederek, kardeşinin mali durumuna ilişkin söylentilere sert tepki gösterdi.

Hayatı boyunca, özellikle de son döneminde, onun yanında olduğunu vurgulayan Rima, aralarındaki ilişkinin hiçbir zaman kesilmediğini ve kendisinin son ana kadar kardeşinin yanında bulunduğunu belirtti.

dvfghyju
2003 yılında Dubai’deki konserin hazırlıkları sırasında Feyruz ve Ziyad Rahbani (AFP)

Paylaşımın en hassas bölümlerinden birinde Rima, Ziyad’ın hastalığına yenik düştüğü veya yaşama isteğini kaybettiği yönündeki anlatıları reddetti.

Kardeşinin ‘teslim olmadığını, hayattan bıkmadığını ve gitmeye karar vermediğini’ vurgulayan Rima, Ziyad’ın hayata sıkı sıkıya bağlı olduğunu, hayatı sevdiğini ve ölümden korktuğunu, hatta ölümün kendisi için gerçekleşmesinden endişe duyduğunu belirtti.

Ziyad’ın devrimci ve isyankâr kişiliğine rağmen kendine özgü bir inanç dünyasına sahip olduğunu ifade eden Rima, kardeşinin yaklaşık 15 yıldır ailesinin yanında Hristiyanların ‘Selam sana Meryem’ duasını sürekli tekrarladığını söyledi.

Son konserinden sonra aile evine döndü

Rima, Ziyad’ın Lübnan’ın kuzeyindeki Rahba’da verdiği son konserin ardından annesi ve kız kardeşiyle birlikte yaşamaya başladığını açıkladı. Bu dönemin, kardeşinin hayatının son evresine denk geldiğine işaret etti.

Kardeşinin hayatının ilk dönemlerinde aile evinden ayrıldığını ve bir daha geri dönmediğini belirten Rima, Ziyad’ın hastalığı ve yorgunluğunun arttığı dönemde ailesinin yanında kalmayı tercih ettiğini söyledi. Rima, bunun nedeninin kardeşinin yalnız kalmaktan korkması olduğunu ifade etti.

cdfgthy
Temmuz 2025’te Ziyad Rahbani’nin cenaze töreninde onun fotoğrafını taşıyan bir kadın (AFP)

Aralarındaki ilişkiyi oldukça duygusal ifadelerle anlatan Rima, Ziyad’ın annesi ve kız kardeşinin yanında olmasına ihtiyaç duyduğunu söyledi. Annesinin onu koşulsuz bir sevgiyle sevdiğini belirten Rima, kendisinin ise kardeşini fazla konuşmaya gerek duymadan anladığını ifade etti. Rima, bu tür bir iletişimin Ziyad’ın hayatının o döneminde özellikle ihtiyaç duyduğu şey olduğunu kaydetti.

Tıbbi hata veya ihmal

Rima ardından paylaşımının en dikkat çekici bölümüne geçerek, Ziyad’ın “güvendiği doktorların yaptığı bir hata veya tıbbi ihmal sonucunda hayatını kaybettiğini” söyledi. Rima, kardeşinin başka doktorlara danışmayı kesin bir şekilde reddettiğini de belirtti.

Rima’nın anlatımına göre söz konusu doktorlar, Ziyad’ın kendilerine duyduğu güvenin aksine, ona inanmadılar. Yaşananları ‘çok büyük bir hata’ olarak nitelendiren Rima, bundan sorumlu kişiye duyduğu öfkeyi dile getirdi.

Hristiyan olması ve bunun beraberinde getirdiği bağışlama çağrısına rağmen, hayatında ilk kez affedemediği bir durumla karşı karşıya olduğunu söyleyen Rima, kardeşini tarif ederken Ziyad’ın hasta, inatçı ve yorgun olsa bile ‘hata yapılabilecek biri olmadığını’ ifade etti. Bu sözleriyle, kardeşinin sağlık durumunun farklı bir tıbbi yaklaşım gerektirdiğine inandığını ima etti.

dfrgthy
2003 yılında Dubai’deki konserin hazırlıkları sırasında Feyruz ve Ziyad Rahbani (AFP)

Rima, konuya ilişkin daha fazla ayrıntı vermedi.

Rima, uzun bir sessizliğin ardından yeniden gündeme geldi

Rima Rahbani’nin kardeşi hakkında yeniden konuşmaya başlaması, uzun bir aranın ardından sosyal medyaya kademeli olarak dönmesi açısından da ayrı bir önem taşıyor.

Rima, geçtiğimiz haziran ayında babası Assi Rahbani’nin ölüm yıl dönümü dolayısıyla annesi Feyruz’un ‘Rahu’ adlı şarkısından bir bölüm paylaşmıştı. Bu paylaşım, kardeşleri Ziyad ve Hali Rahbani’nin hayatını kaybetmesinin ardından Rima’nın sosyal medyadaki dikkat çeken ilk görünümü olmuş ve geniş yankı uyandırmıştı.

Haziran ayının sonunda ise Ziyad ile ilişkisi hakkında doğrudan konuşan Rima, aralarında kalıcı bir kopukluk bulunduğuna ilişkin ‘söylentilere’ son verdi. Farklı dönemlerde yaşadıkları anlaşmazlıklara rağmen aralarındaki ilişkinin derinliğini vurguladı.

Rima’nın medya gündemindeki görünürlüğü temmuz ayında da arttı. Ziyad’ın ölümünün birinci yıl dönümünde onun anısına düzenlenmesi planlanan etkinlik ve girişimlere karşı çıkan Rima, bu tutumunun kardeşinin iradesine ve sanatsal mirasına saygıdan kaynaklandığını belirtti.

Rima Rahbani... Aile mirasının savunucusu

Rima’nın son tutumu, Rahbani ailesinin mirasını, özellikle de babası Assi Rahbani, annesi Feyruz ve kardeşi Ziyad’ın bıraktığı sanatsal mirası savunma konusunda yıllardır sürdürdüğü yaklaşımından bağımsız değerlendirilemez.

Rima, uzun süredir ailenin sanatsal eserleri ve bu mirasa ilişkin haklarla ilgili her konuda son derece hassas bir tutum sergiliyor. Son yıllarda Rahbani ailesinin eserlerinin sunulma ve yeniden kullanılma biçimi ile sanatçıların anılmasına yönelik girişimler konusunda kamuoyuna açık tartışmalara da girdi.

Son dönemdeki açıklamalarında bu hassasiyetinin daha belirgin hale geldiği görüldü. Rima, Ziyad’ın adının istismar edilmesi veya eserlerinin onun sanatsal yaklaşımı ve iradesinden uzak bir biçimde yeniden sunulması olarak değerlendirdiği girişimlere karşı çıktı. Ölümünün birinci yıl dönümü öncesinde yaptığı açıklamalar, özellikle kardeşinin isteğiyle örtüşmeyen anma girişimlerini reddettiğini duyurmasının ardından geniş tartışmalara yol açtı.

Hak sahibi olarak düzeltme

Rima, paylaşımının sonunda bu ayrıntıları kamuoyuna açıklamak istemediğini belirterek, yaşananların kimseyi ilgilendirmeyen özel bir mesele olduğunu söyledi. Ancak çok sayıda iddia, haber ve spekülasyonun gündeme gelmesi ve bunların, kendi ifadesiyle, bazı kişiler tarafından gerçekmiş gibi kabul edilen bilgilere dönüşmesi üzerine müdahale etmek zorunda kaldığını ifade etti.

Rima, şimdilik ‘başlıklarla’ yetineceğini belirterek, gelecekte daha fazla ayrıntı içeren ‘tam bülteni’ yayımlamak zorunda kalmamasını umduğunu dile getirdi.


Gazze'de barış planı için yeni temas: Hamas heyeti Kushner'la görüştü

Pazar günü El Alameyn'de Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Trump'ın danışmanının görüşmesi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Pazar günü El Alameyn'de Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Trump'ın danışmanının görüşmesi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Gazze'de barış planı için yeni temas: Hamas heyeti Kushner'la görüştü

Pazar günü El Alameyn'de Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Trump'ın danışmanının görüşmesi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Pazar günü El Alameyn'de Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Trump'ın danışmanının görüşmesi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır'daki bilgili kaynaklar ile Hamas kaynakları, Halid el-Hayye başkanlığındaki hareket heyetinin pazar günü Mısır'ın El Alameyn kentinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ve “Barış Konseyi” Temsilcisi Nikolay Mladenov ile görüştüğünü Şarku’l Avsat'a açıkladı. Görüşmeye Mısır, Katar ve Türkiye'den arabulucu temsilciler de katıldı.

Kaynaklara göre görüşmede Hamas'ın bir dizi talebi ele alındı. Bunların başında, ABD yönetiminin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya baskı yaparak Ekim 2025'te Şarm eş-Şeyh'te imzalanan yol haritasının ikinci aşamasının uygulanmasını kabul etmesini sağlaması geldi. Hamas ayrıca Trump yönetiminin, İsrail hükümetinin söz konusu planı uygulamayı reddeden tutumunda ilerleme sağlaması ve aralarında acil bazı taleplerin hayata geçirilmesi için çalışmasını istedi.

Bu acil talepler arasında, daha önce üzerinde anlaşmaya varılan Gazze'ye 600 yardım kamyonunun girişinin sağlanması ve İsrail'in Hamas yöneticileri ile Gazze sakinlerini hedef alan suikast operasyonlarının derhal durdurulması yer alıyor.

Kaynaklar, Kushner'ın ise ABD yönetiminin “barış planına” bağlılığını teyit ettiğini, ancak bunun için Hamas'ın silahlarını bırakması ve hareketin askeri kanadını feshetmesi konusunda belirli bir takvime uymasını şart koştuğunu aktardı.

Kushner'ın ayrıca, Hamas'ın silahlarını Gazze Şeridi'nin yönetimi için oluşturulan komiteye ve barış planının maddeleri kapsamında üzerinde mutabakata varılan uluslararası istikrar gücüne teslim etmesiyle eş zamanlı olarak İsrail'in de planın uygulanmasına yönelik taahhütte bulunmasını sağlamaya çalışacağını belirttiği kaydedildi.

Kaynaklara göre Kushner, pazartesi günü İsrail'e yapacağı ziyaret sırasında Netanyahu ile bu konuda uzlaşma sağlamaya çalışacağını ifade etti.