Rusya'nın Mariupol'daki ilerleyişine idari icraatlar eşlik ediyor

Yeni idari yönetimler Ukrayna bayrağını kaldırıyor, para birimi olarak rubleyi benimsiyor. Bir halk referandumundan bahsediliyor ve Moskova Belarus'un da uzlaşı müzakerelerine katılmasını istiyor

Rus kuvvetleri stratejik kıyı kentini ele geçirmek için harekâtlarını yoğunlaştırırken, Rus askerleri Mariupol'da bir caddede yürüyor (AFP)
Rus kuvvetleri stratejik kıyı kentini ele geçirmek için harekâtlarını yoğunlaştırırken, Rus askerleri Mariupol'da bir caddede yürüyor (AFP)
TT

Rusya'nın Mariupol'daki ilerleyişine idari icraatlar eşlik ediyor

Rus kuvvetleri stratejik kıyı kentini ele geçirmek için harekâtlarını yoğunlaştırırken, Rus askerleri Mariupol'da bir caddede yürüyor (AFP)
Rus kuvvetleri stratejik kıyı kentini ele geçirmek için harekâtlarını yoğunlaştırırken, Rus askerleri Mariupol'da bir caddede yürüyor (AFP)

Sami Amara
Siyasi, askeri ve sosyal çevreler, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Mariupol'daki "Azovstal Sanayi Bölgesi"ne yönelik saldırının iptal edilmesi için verdiği emir ve talimatları bir umut ve memnuniyet içinde karşıladı.
Mariupol şehrinin son birkaç gün içinde düşmesinin ardından, “Donetsk" ve "Luhansk" cumhuriyetlerinden gruplar tarafından desteklenen Rus kuvvetleri bu bölgenin etrafını kuşattı. Ancak, binalarının içinde çok sayıda sivilin bulunması, bu bölgenin eski Sovyetler Birliği yıllarından beri sahip olduğu, bazıları İkinci Dünya Savaşı yıllarına kadar uzanan devasa savunma tahkimatları gibi nedenlerle bölgeye saldıramadı.
Devlet Başkanı Putin, Savunma Bakanı Sergey Şoygu'nun o bölgedeki savaş ve operasyonlarının seyrine ilişkin raporu hakkında “saldırı gereksiz” yorumunda bulundu. Bölgenin kendi ifadesiyle “tek bir sinek bile geçemeyecek” kadar sıkı bir şekilde bloke edilmesi gerektiğine işaret etti. Rusya Cumhurbaşkanı bu adımı Rus kuvvetlerinin hayatlarını ve sağlıklarını koruma ihtiyacına bağladı. Rus askeri liderliğinden madalya ve nişan almaya hak kazananların listesini sunmasını istedi ama aynı zamanda “Rusya'nın gözünde kahraman oldukları için herkes bunu hak ediyor " dedi.
Rus kaynakları, Rus liderliğinin daha önce "Azovstal" kalesinde bulunanlara güvenli bir şekilde çıkış fırsatı sağladığını, ancak bu birliklerin liderlerinin teklifi reddettiğini açıkladı. Liderler, aralarındaki yaralılar, ölenlerin cesetleri ve silahlarıyla birlikte ayrılmalarına izin verilmesini, Rus askeri liderliğinin kabul etmediği üçüncü bir ülkeye nakledilmeleri için gerekli ulaşım araçlarının sağlanmasını şart koştular.
Rusya Savunma Bakanı'nın, "Nazi" olarak nitelendirdiği "Azov" ve "Sağcı" güçler ile birlikte çeşitli güçlerden yaklaşık 2 bin kişiye liderlerinin çıkıp teslim olma izni vermediğine dair raporuna Putin’in yorumu, can güvenliği garantisi altında bu bölgeden çıkmaları için gerekli sürenin tanınması çağrısı yapmak oldu. Putin, bu kişilerin daha sonra Rus yasaları ve uluslararası sözleşmelere göre yargılanmaları ve kuşatmanın devam etmesi gerektiğini de ekledi.
Batılı kaynaklar Mariupol'un düşüşünü, 24 Şubat’ta askerî harekâtın başlamasından bu yana Rus kuvvetlerinin elde ettiği ilk büyük askeri zafer olarak nitelediler. Buna karşılık Rus kaynakları, elde edilen zaferleri açıklayarak, bugün Rus kuvvetlerinin kontrol ve gözetimi altındaki tüm bölgeleri gösteren bir harita yayınladı. Bu bölgeler, Azak Denizi'nin tüm kıyıları ile Kırım'a komşu karasal bölgelerden, aynı adı taşıyan başkenti dahil olmak üzere Herson eyaletine kadar uzanıyor. Haritaya göre Rus kuvvetleri Karadeniz kıyısındaki Odessa Limanına çok yakın.
Rus kaynakları, bu bölge ve eyaletlerin toplam yüzölçümünün Fransa'nın yüzölçümüne yakın olduğunu belirtti. Öte yandan Moskova, Mart 2014'te Ukrayna'dan tek taraflı olarak ayrıldıklarını deklare eden ve 23 Şubat'ta Moskova tarafından tanınan “Luhansk” ve “Donetsk” bölgelerinin tüm tarihi topraklarını geri alma yolunda olduğunu da duyurdu.
Resmi Rus kaynakları, "Rus özel askeri operasyonunun" tamamlanacağı olası tarih hakkındaki yorumlarında, bu tarihin, Devlet Başkanı Putin'in bu süreci başlatan açıklamasında belirttiği belirli misyonların tamamlanmasına bağlı olduğunu vurguladılar. Misyonların başında, Ukrayna güçlerinin silahsızlandırılması, altyapılarının yok edilmesi, Ukrayna'daki Nazi güçlerinin ve aşırı milliyetçi grupların kökünün kazınması geldiğinin altını çizdiler.
Rusya Devlet Başkanı Putin, misyonun, Moskova tarafından tanınan "Luhansk" ve "Donetsk" cumhuriyetlerinin Ukrayna hükümet güçlerine karşı koymalarına ve tarihi idari sınırlarını geri almalarına yardımcı olma taleplerine karşılık vermeyi içerdiğini de belirtmişti. Bu, Rus kuvvetlerinin Ukrayna'nın güneydoğusunda, Kırım ile kara ve deniz sınırı olan tüm topraklarda kontrolü sağladıktan, Kiev'in son 8 yıldır her zaman kontrol ettiği ve Kırımlıları mahrum bıraktığı su kaynaklarını güvence altına aldıktan sonra, bu iki cumhuriyete bağlı kuvvetlerle kuzeye doğru ilerlemeye devam edeceği anlamına geliyor.
Putin söz veriyor, Belarus katılım konusunda ısrar ediyor
Kremlin kaynakları, Moskova ile Kiev arasındaki temaslara ilişkin olarak, Rusya'nın, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski'ye gönderdiği taslak belge çerçevesinde görüşmeleri sürdürmeye hazır olduğunu vurguladı. Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, Zelenski’nin herhangi bir belge teslim almadığına veya görmediğine dair açıklamasını, "Ukrayna Cumhurbaşkanı'nın açıklaması soru işaretleri yaratıyor" diye yorumladı ve "Neden Zelenski'ye metin ile ilgili Rus tekliflerini bildirmediler?" diye ekledi. "Metnin son versiyonunda önerilen Rusça ifadeler Ukrayna müzakere heyetine teslim edildi. Bir yanıt beklemeye devam edeceğiz" diye vurguladı.
Moskova resmi olarak daha önce Belarus'un, Ukrayna'daki mevcut durumun nihai çözümüne ilişkin tüm görüşmelere katılması gerektiğini açıklamıştı. Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko, bu ayın başlarında füze ve uzay aracı fırlatmak için inşa edilen "Vostochny" (Doğu) uzay üssüne yaptıkları ziyaret sırasında Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmede bunu talep etmişti.
Rusya Dışişleri Bakanlığı BDT Ülkeleri İkinci Daire Başkanı Aleksey Polişçhuk TASS haber ajansına verdiği röportajda şunları söyledi; “Moskova, Minsk'in anlaşmaya katılımını kabul etmekle kalmıyor aynı zamanda Belarus'un gelecekteki anlaşmalara katılımı ve garantör ülkelerden biri olması konusunda doğrudan ısrar ediyor. Belarus’un garantör olması, garantör ülkeler kulübünde dengeyi sağlayacak"
Polişçhuk; "Elbette, bu konuyu (Rus-Ukrayna) müzakerelerine yardımcı olan ve onlar için bir platform sağlayan Belarus'tan arkadaşlarımızla görüştük" diye sözlerini sürdürdü. Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko, Minsk'in katılımı olmadan veya arkasından ayrı anlaşmalar imzalanarak Ukrayna konusunda müzakere yapılamayacağını ve Rusya'nın ülkesinin bu pozisyonunu anlayışla karşıladığını vurgulamıştı.
RIA Novosti ajansı Lukaşenko’nun şu sözlerini nakletti; “Minsk, Belarus'un Rusya ile aynı sepete konmasından yola çıkarak böyle bir talepte bulunmuyor. Hayır, bu savaşın sınırlarımızın ötesinde yaşandığı, ülkemizdeki durumu ciddi anlamda etkilediği gerçeğinden hareket ediyoruz. Dolayısıyla arkamızda ayrı anlaşmalar imzalanamaz. Rusya'nın Belarus’un bu pozisyonunu anlayışla karşıladığını biliyorum ve bundan tamamen eminim. Belarus’un katılımında bir sakınca yok, sadece Batı'nın planı ile çelişecek ki bu, onların istediği gibi hareket etmemiz gerektiği anlamına gelmez".
Avrupa Birliği ülkeleri, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer "Batı kampı" ülkeleri tarafından Rusya ve Belarus’a karşı uygulanan baskı ve yaptırımlar hakkında, Rusya Dışişleri Bakanlığı BDT Ülkeleri İkinci Daire Başkanı Aleksey Polişçhuk, TASS haber ajansına verdiği röportajda; “Yaptırım baskısının Birlik Devleti çerçevesinde entegrasyonun gelişmesi yönünde çalışan ters bir etkisi olduğuna” işaret etti. “Rusya ve Belarus üzerindeki benzeri görülmemiş baskının birliğimizi etkilediğini düşünmek yanlış olur. Bu baskı daha çok bizim entegrasyonumuz lehine çalışıyor, bölmüyor, aksine birliği daha da güçlendiriyor" dedi.
Son birkaç gün içinde meydana gelen gelişme ve olayların ardından Devlet Başkanı Putin, Rusya'nın "Donbass bölgesinde barışı ve normal yaşamın yeniden başlamasını" sağlama taahhüdüne ilişkin bağlılığını açıkladı. Kırım sakinlerinin ve Sivastopol şehrinde yaşamın Donbass'takinden tamamen farklı olduğunu kaydetti ama ardından "Donbass ve özellikle de Luhansk Halk Cumhuriyeti’ndeki trajedi, Rusya'yı bu askeri operasyonu başlatmaya zorladı" diye de ekledi. Putin son olarak, ülkesinin "kademeli olarak hareket edeceğini, orada yaşamın normalleşmesini sağlayacağını ve Sivastopol'da olduğu gibi daha iyiye doğru değiştireceğini" söyledi.
Son gelişmeler, Rusya içinde Batı ülkelerinden Ukrayna'ya devam eden silah akışını protesto eden seslerin yükseldiği bir dönemde, pek çok tartışmaya yol açan yeni Rus "Sarmat" füzesinin test edilmesinin ardından geldi. Rusya'nın bu silahları hedef alma ve imha etme ihtimalini ima ettiği bir dönemde, Rus Uzay Ajansı "Roskosmos" Başkanı Dmitry Rogozin, ajansın sonbaharda Rus Stratejik Füze Kuvvetlerine Sarmat füzeleri teslim etmeye başlayacağını söyledi. Rogozin telegram hesabından şu paylaşımda bulundu: “Bu yılın sonbaharında Sarmat füzesinin uçuş testlerinin tamamlanmasının ardından, bu çığır açan kıtalararası ağır balistik füze silahını Stratejik Füze Kuvvetlerine teslim etmeye başlamayı planlıyoruz."
Askeri kaynaklar, kıtalararası ağır bir balistik füze olan "Sarmat"ın sesten daha hızlı olduğunu, dünyada türünün en güçlüsü olarak kabul edilen "Voyevoda" füzesinin yerini alacağını belirtiyor. Rus kaynakları, 13 bin km'ye varan geniş menzili, füze savunma sistemleri tarafından engellenememesi ve nükleer başlık taşıyabilme yeteneği nedeniyle Amerikalıların ona "Şeytan" adını verdiğini söylüyorlar.
Ukrayna bayrağının indirilmesi ve rublenin geri dönüşü
Herson Eyaleti’nin Karadeniz kıyısındaki güney bölgelerinde, koşulların ve hayatın normale döndürülmesi için çalışmalar sürüyor. Ancak resmî kurumlardaki Ukrayna bayrağının kaldırılmasına ve 8 yıldan uzun süredir kullanılmayan kırmızı bayrakla değiştirilmesine izin veren yeni ve farklı bir yönetim altında.
Rus RIA Novosti ajansı, Geçici Sivil Yönetimin Başkanı Vitaliy Gançev'in yeni değişikliklerden sonra bir halk referandumu düzenleme olasığı hakkındaki şu sözlerini aktardı: “Bildiğiniz gibi demokratik bir toplumda karar verme hakkı herkesten önce halka aittir. Bu nedenle tüm bölge özgürleştirildiğinde ve Nazilerin kökü kazındığında, büyük olasılıkla halk arasında bir anket mi yoksa referandum mu yapılacağına karar verileceğine inanıyorum."
Bu konuyla ilgili olarak, Rusya Kırım Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Georgiy Muradov, Ukrayna'nın Kırım’a komşu güney bölgelerinde Rus rublesinin kullanılmaya başlandığını duyurdu.
Herson eyaleti ile Melitopol şehri dahil olmak üzere Azak Denizi kıyısındaki Zaporijya bölgelerini de kapsayan Rus kuvvetlerinin kontrolü altındaki bölgelerde yaşayanların, kademeli olarak ruble kullanımına geçtiklerine ve Ukrayna para birimi grivna ile ödeme yapmayı reddettiklerine dikkat çekti. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre Muradov, “Vatandaşların bunu memnuniyetle karşıladığı ve kendilerini yeniden tarihi anavatanları olan Rusya'da hissettiklerini” belirtti.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe