ABD ‘hükümet kurma’ meselesi üzerinden Irak’a geri mi dönüyor?

ABD Dışişleri Bakanlığı Yetkilisi Gavito: Irak ile ilişkiler aynı seviyede kalmayacak aksine genişleyerek devam edecek.

ABD Başkanı Joe Biden ve Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi geçen yıl bir araya geldi (AFP)
ABD Başkanı Joe Biden ve Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi geçen yıl bir araya geldi (AFP)
TT

ABD ‘hükümet kurma’ meselesi üzerinden Irak’a geri mi dönüyor?

ABD Başkanı Joe Biden ve Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi geçen yıl bir araya geldi (AFP)
ABD Başkanı Joe Biden ve Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi geçen yıl bir araya geldi (AFP)

İsa Nahari
ABD Dışişleri Bakanlığı İran ve Irak Çalışmalarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Jennifer Gavito, Irak’taki siyasi liderlere ülkede kaos yaşanmasını önlemek için hükümet kurma sürecini hızlandırma çağrısı yaptı.
Gavito, cuma günü düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin yeni Irak hükümetiyle “Irak’ın istikrar ve egemenliği, tüm Iraklılara ekonomik imkanlar sağlanması, yolsuzlukla mücadele, insan haklarını koruma, enerji alanında bağımsızlık, iklim ve sağlık dahil olmak üzere ortak ilgi alanına giren başlıca konuları görüşmeyi dört gözle beklediğini” belirtti.

Hükümet kurma sürecinin gecikmesi
Irak, hükümet karşıtı gösterilerdeki talepler doğrultusunda Ekim 2021’de erken seçim düzenledi.
Şii din adamı Mukteda es-Sadr’ın liderliğindeki Sadr Hareketi’nin  Mecliste 73 sandalye kazanarak en büyük meclis bloku haline gelmesine rağmen İran destekli Haşdi Şabi milislerle bağlantılı Fetih Koalisyonu gibi diğer Şii parti ve grupların yenilgiyi kabul etmemesi hükümetin kurulmasını engelledi.
Gavito, hükümetin kurulmasındaki gecikmenin, güvenlik ve ekonomi de dahil olmak üzere tüm alanlarda ikili konularda ilerleme sağlamanın önünde engel oluşturduğunu belirterek, “Hükümet kurulur kurulmaz Stratejik Çerçeve Anlaşması’nı uygulamak ve DEAŞ örgütünü hezimete uğratmak amacıyla Irak Silahlı Kuvvetlerine desteklemek için Iraklı ortaklarımızla çalışmayı dört gözle bekliyoruz” dedi.

Birleşik Irak
ABD’nin, Irak devletinin güçlü, birleşik, esnek, egemen olmasını istediğini ve hükümetin kurulması sürecinde seçilecek isimlerle ilgili bir pozisyonunun olmadığını söyleyen Gavito, seçimlerde oy kullanan seçmenlerin sayısının yüksek olmasının, Irak demokrasinin güçlendirilmesine ve önceliğin Irak’ın egemenliği olmasına verilen önemi gösterdiğini ifade etti.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, yeni hükümette hangi isimlerin yer alacağına bakmaksızın ABD-Irak ilişkilerinin ve askeri-ekonomik işbirliğinin devam edeceğini dile getiren Gavito, ülkesinin Irak halkının ihtiyaçlarına öncelik verecek bir Irak hükümetiyle çalışmayı dört gözle beklediğini belirtti. Gavito ayrıca ABD Başkanı Joe Biden’ın iki ülke arasındaki ilişkileri derinleştirmeye bağlı olmasından hareketle “iki ülke arasındaki ilişkilerin aynı seviyede kalmayacağını aksine genişleyerek devam edeceğini” kaydetti.

İran’ın kolları
İran’ın ‘kirli’ nüfuzundan endişe ettiğini ve bu nüfuzun Irak’ın istikrarını, topraklarının ve ulusal kurumlarının bütünlüğünü baltaladığını söyleyen Gavito, “ABD İran ile olan anlaşmazlıklarını diplomatik yollardan çözmeye çalışıyor. Fakat milislerin saldırıları ve Irak dışından emirler almaları, Irak devletini baltalıyor ve Irak ile bölgenin istikrarına zarar vermeye çalışıyor” diye konuştu.
Tahran’ın, komşularının huzurunu baltalamak amacıyla ABD ve uluslararası koalisyon güçlerinin bulunduğu Irak üsleri de dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanında saldırılar düzenleyen silahlı grupları desteklemesini eleştiren Gavito, “İran sorumluluğunu reddetmeye çalışıyor fakat hiç kimse onun sözüne inanmıyor. İran bir yandan diplomasi yapmaya devam ederken diğer yandan şiddeti yayabileceğini veya destekleyebileceğine zannetmemeli” dedi.
Mart ayında Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne (IKBY) gerçekleştirilen füze saldırılarına ve Washington’un Irak’a herhangi bir askeri yardım sunup sunamayacağı konusuna değinen Gavito, ABD yardımlarının, Irak güvenlik güçlerini Irak egemenliğine yönelik her türlü tehditle başa çıkacak güce erişmesi amacıyla “danışmanlık ve güçlendirme kapsamında” olduğunu söyledi.

DEAŞ tehdidi
ABD liderliğindeki uluslararası koalisyon güçleri Aralık 2021’de Irak’taki ‘muharebe görevlerini’ sonlandırdığını duyurdu. ABD bu adımı Washington-Bağdat ilişkileri tarihinde bir ‘dönüm noktası’ diye tanımladı. Nitekim bu karar “Irak güvenlik güçlerinin Irak egemenliğini her türlü tehdide karşı savunmak için kendi imkanlarıyla attığı olağanüstü adımların” bir kabulü niteliğinde.
Bununla birlikte Washington, bölgede yenilgiye uğratılsa da DEAŞ’a hâlâ uluslararası topluma tehdit gözüyle bakıyor ve örgütün canlanmasını engellemek amacıyla Irak güvenlik güçleriyle işbirliğine devam ederek gelecekteki olası tehditlerle mücadele etmeleri için askeri yeteneklerini yükseltmeye çalışıyor.

Hükümet kurma konusunda anlaşmazlık devam ediyor
Irak’ta genellikle seçim sonrasında çıkmaz sokağa girilir. Zira siyasi parti ve gruplar arasında iktidarı paylaşma görüşmeler genelde 5 ay veya daha fazla sürebiliyor. Fakat bu kez bu türden görüşmeler yapılmadı. Ülkedeki yüksek mevkilerin ve iktidarın paylaşımı konusunda anlaşmazlık yaşayan taraflar arasında henüz bir orta yol bulunmadı.
Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi, hükümetinin Irak halkına hizmet etmek için üzerine düşen görevi yerine getirdiğini belirterek, yetkileri eline alacak ve ülkeyi ve birliğini savunacak ulusal bir hükümetin kurulması gerektiğini vurguladı.
Kazımi, Twitter hesabından paylaştığı tweet dizisinde şunları kaydetti:
“Ulusal çıkarlar uğruna tereddüt etmedik, ihmalkarlık ve pazarlık yapmadık. Kendi çıkarlarımızı halkın çıkarlarının önüne koymadık. Tartışmalara ve çekişmelere dahil olmadık. Ülkeyi özgür tarafsız seçimlere ulaştırdık. İç ve dış engellere rağmen büyük ekonomik, güvenlik ve sosyal krizlerin üstesinden gelmenin temellerini sabırla attık. Aziz Irak’ı bölgesel ve uluslararası topluma geri döndürdük. Yolsuzlukla ve yozlaşmışlarla mücadelenin yolunu açtık. Devleti, devlet dışı tarafların pençesinden kurtardık. Askeri, güvenlik ve istihbarat güçlerimizin kararlılığıyla terörü, hücrelerini ve uzantılarını kayıp verdirdik. Demokratik seçim sürecinin ortaya çıkardığı ulusal güçler, partiler ve isimler bugün siyasi tıkanıklığa son verip yetkileri eline alacak, ülkeyi koruyacak, ülkeni birliğini ve kabiliyetlerini savunacak bir hükümet kurarak ulusal süreci koruma sorumluluğuna sahipler. Bu yoldaki tüm çabaları takdir ediyoruz.”



Mladenov’un Gazze Şeridi’ndeki silahların teslimine ilişkin koyduğu mühlet, meseleyi karmaşıklaştırıyor

Pazartesi günü Gazze Şeridi’nin orta kesimine düzenlenen İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden yakınlarının cenazesini dün Deyr el-Balah’taki Aksa Şehitleri Hastanesi’nden uğurlarken gözyaşlarına boğulan Filistinliler (AFP)
Pazartesi günü Gazze Şeridi’nin orta kesimine düzenlenen İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden yakınlarının cenazesini dün Deyr el-Balah’taki Aksa Şehitleri Hastanesi’nden uğurlarken gözyaşlarına boğulan Filistinliler (AFP)
TT

Mladenov’un Gazze Şeridi’ndeki silahların teslimine ilişkin koyduğu mühlet, meseleyi karmaşıklaştırıyor

Pazartesi günü Gazze Şeridi’nin orta kesimine düzenlenen İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden yakınlarının cenazesini dün Deyr el-Balah’taki Aksa Şehitleri Hastanesi’nden uğurlarken gözyaşlarına boğulan Filistinliler (AFP)
Pazartesi günü Gazze Şeridi’nin orta kesimine düzenlenen İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden yakınlarının cenazesini dün Deyr el-Balah’taki Aksa Şehitleri Hastanesi’nden uğurlarken gözyaşlarına boğulan Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki grupların silahlarını teslim etmesiyle ilgili gelişmeler hız kazanırken, İsrail tarafında, Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un, arabulucular ile Hamas arasında şu anda tartışılan çerçeveye Hamas’ın yanıt vermesi için bir mühlet koyduğuna dair açıklamalar yapılıyor.

Bu mühletin, Gazze’deki ateşkes anlaşmasının önündeki engelleri artırdığı belirtiliyor. Kahire’de arabulucular ile Hamas arasında yapılması planlanan yeni müzakerelerde, silah teslimi krizini çözmek ve anlaşmayı ilerletmek için olası uzlaşı yolları üzerinde görüşmeler yapılması bekleniyor. Uzmanlar, Hamas’ın yanıtını, İran’daki savaşın sonuçları netleşene kadar bekletebileceğini ve buna göre gelecek senaryolarını oluşturacağını öngörüyor.

Hamas’ın silahsızlandırılması, Mladenov’un mart ayı sonunda Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde açıkladığı planın en önemli maddesi olarak öne çıkıyor. Uluslararası ve bölgesel basında yer alan maddelere göre, plan çerçevesinde Hamas, tünel ağını yok etmeyi ve sekiz ay boyunca aşamalı olarak silahlarını bırakmayı kabul edecek. Buna karşılık, İsrail güçlerinin tamamen çekilmesi, Gazze Şeridi’nin silahsız olduğunun nihai olarak doğrulanmasına bağlanacak. İsrail, Hamas silahlarını teslim etmeden Gazze Şeridi’nden çekilmeyi kabul etmeyeceğini söylüyor.

Times of Israel gazetesi dün üç kaynağa dayandırdığı haberinde, ‘Barış Kurulu’nun Hamas’a silahsızlanma önerisini kabul etmesi için hafta sonuna kadar süre verdiğini, uluslararası temsilcinin ise İran’daki savaş devam etmesine rağmen öneriyi hayata geçirme konusunda ısrarcı olduğunu’ aktardı.

Gazete, Mladenov’un geçtiğimiz cuma günü Hamas üst düzey yetkililerinden oluşan bir heyete, ‘Barış Kurulu’nun hafta sonuna kadar silahsızlanma anlaşmasını tamamlamak istediğini’ ilettiğini bildirdi.

Zaman çizelgesi

New York Times gazetesi pazartesi günü kaynaklara dayandırdığı haberinde, Barış Kurulu’nun Hamas’a resmi ve kesin bir uyarı gönderdiğini ve silahlarını tamamen bırakması için sıkı bir zaman çizelgesi belirlediğini aktardı. Habere göre önerilen plan, 90 gün içinde ağır silahlar, füzeler ve askeri üslerin haritalarının teslim edilmesiyle başlayan bir takvimi içeriyor. Bunu, uluslararası fonlarla desteklenen bir tazminat programı kapsamında hafif silahların toplanacağı ikinci aşama takip ediyor.

Kaynaklar, planın ayrıca Filistin’de teknokrat bir yönetimin Gazze Şeridi’nin yönetimini devralmasını öngördüğünü ve İsrail’in kentsel alanlardan tamamen çekilmesinin, uluslararası doğrudan denetim altında anlaşmaya varılan silahsızlanma takvimine fiilen uyulmasına bağlı olacağını belirtti.

Aynı kaynaklar, bölgesel arabulucuların Hamas’ı bu girişimi kabul etmeye zorlamak için yoğun baskı uyguladığını vurguladı. Bu girişimin amacı, özellikle ABD yönetiminin barışçıl sürecin reddi durumunda sert askeri seçenekler kullanabileceğini ima etmesiyle birlikte, yeni bir geniş çaplı askeri operasyon turunu önlemek olarak gösteriliyor.

FVFD
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un Nehr el-Barid bölgesinde, yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici bir kampta yaşayan Filistinli bir kız çocuğu (AFP)

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın sözcüsü geçtiğimiz pazar günü bir televizyon kanalı aracılığıyla yaptığı açıklamada, “Silah dosyasının bu kaba biçimde gündeme getirilmesi, işgalcinin halkımıza yönelik katliam ve yok etme politikasını sürdürme çabasından başka bir şey değildir… Bunu asla kabul etmeyeceğiz” dedi.

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail uzmanı olan Said Ukkaşe yaptığı değerlendirmede, “Mladenov’un verdiği süre, Hamas’ın silah teslimi konusunda nihai ve kesin bir tutum belirlemesini geciktirme taktiğini kuşatma amacı taşıyor. Ancak hareket acele etmiyor ve İran’daki savaşın sonuçlarını bekleyerek gelecek senaryolarını buna göre şekillendirecek” ifadelerini kullandı.

Ukkaşe, İsrail’in Hamas’ın silahlarını tamamen tasfiye etmeden çekilmeyi kabul etmeyeceğini, aynı şekilde silah teslim sürecinin son aşamasına kadar herhangi bir geri çekilme gerçekleştirmeyeceğini belirtti. Hamas’ın da buna karşı durduğunu vurgulayan Ukkaşe, bu durumun Gazze Şeridi’ndeki anlaşmanın önündeki engelleri artıracağını kaydetti.

Yakında gerçekleşecek yeni görüşmeler

Bu gelişmeler, tüm tarafların önümüzdeki günlerde Kahire’de yapılacak görüşmelerin tamamlanmasını beklediği bir dönemde yaşanıyor. Şarku’l Avsat’ın Kahire el-İhbariyye televizyonundan aktardığına göre, Mısır’da arabulucular ve Mladenov’un katılımıyla yürütülen görüşmelerin ardından toplantılar cuma ve cumartesi günleri planlandı.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati’nin dün Avrupa Birliği’nin (AB) Ortadoğu Barış Süreci Özel Temsilcisi Christophe Bigot ile yaptığı görüşmede, ‘Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin Gazze içinden görevlerini yürütmesini sağlamak için yapılan hazırlıklar’ ele alındı. Abdulati, bu komitenin görevlerini etkin bir şekilde yerine getirebilmesi için uluslararası toplumun desteğinin önemine vurgu yaptı ve uluslararası istikrar gücünün hızlı şekilde konuşlandırılmasının gerekliliğini vurguladı.

SDV DFSV
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov arasında Kahire’de gerçekleşen önceki bir görüşmeden (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Ukkaşe, Kahire’de yapılması beklenen turun, silahsızlanma sürecinde devam eden engellerle ilgili uzlaşı sağlama ve anlaşmayı yeniden ilerletmek için bir çıkış yolu bulma girişimi olacağını, hatta gerekirse uluslararası istikrar güçlerinin hızlı konuşlandırılmasıyla sürecin hızlandırılabileceğini belirtti.

Filistinli siyaset analisti Dr. Eymen er-Rakab ise silah teslimi önerisinin uygulanmasında birçok engel bulunduğunu ve bu engellerin, silahın kime teslim edileceğinin net olmamasından kaynaklandığını vurguladı. Rakab, ‘verilen sürenin son olmayacağı’ öngörüsünde bulundu.

Rakab, Kassam Tugayları’nın öneriyi reddetmesinin, hem İran hem de Lübnan’daki Hizbullah ile bölgedeki kötüleşen tabloyla uyumlu olduğunu ve İsrail’in anlaşmaya uymaması koşulunda herhangi bir sürecin uygulanmasını açıkça reddetmek anlamına geldiğini belirtti.

Rakab, çözümün silah teslimi sürecinin, polis teşkilatının kurulması ve uluslararası güçlerin konuşlandırılmasına kadar ertelenmesinde olabileceğini ifade etti. Beklenen Kahire görüşmelerinin, tartışmaları yeniden başlatarak uzlaşı sağlama yönünde ilerleyeceğini, zira görüşmelerin kapısının henüz tamamen kapanmadığını bildirdi.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sayda kentine düzenlediği hava saldırısında 8 kişi öldü

Güney Lübnan'ın Sayda kentine düzenlenen İsrail saldırısının olduğu yerde kurtarma ekipleri (AFP)
Güney Lübnan'ın Sayda kentine düzenlenen İsrail saldırısının olduğu yerde kurtarma ekipleri (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sayda kentine düzenlediği hava saldırısında 8 kişi öldü

Güney Lübnan'ın Sayda kentine düzenlenen İsrail saldırısının olduğu yerde kurtarma ekipleri (AFP)
Güney Lübnan'ın Sayda kentine düzenlenen İsrail saldırısının olduğu yerde kurtarma ekipleri (AFP)

Lübnan Sağlık Bakanlığı, bu sabaha karşı İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sayda kentine düzenlediği hava saldırısında en az 8 kişinin öldüğünü duyurdu. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, “İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sayda'ya düzenlediği hava saldırısı sonucunda ilk bilançoya göre 8 vatandaşımız şehit oldu, 22 kişi yaralandı” ifadeleri kullanıldı. Yerel basın ise saldırının şehrin sahil şeridini vurduğunu belirtti ve bir kafede meydana gelen hasarı gösteren görüntüler yayınladı.

Fransız Haber Ajansı AFP’nin haberine göre camları yola saçılan bir kafede yangın çıktı. İtfaiye ekipleri yangını söndürmeye çalışırken Lübnan askerleri bölgeyi emniyete aldı. Yangın, o sırada orada park halinde bulunan araçlara da zarar verdi.

Olay yerinden bir yerel dernekte görevli sağlık görevlisi olan Luay Saba, şunları söyledi:

“Sayda'daki sahil yolunda bir saldırı olduğu bildirildi, iki ekip gönderdik ancak yaralıların çokluğu nedeniyle destek talep ettiler” dedi. Saba, ekiplerinin olay yerinden en az altı yaralıyı hastaneye kaldırdığını da sözlerine ekledi.

vdv
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sayda kentine hava saldırısı düzenledi (AFP)

Ortadoğu'daki savaş, 2 Mart'ta Lübnan'ı da vurdu. Tahran destekli bir grup, ABD-İsrail saldırısının ilk günlerinde İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney’e düzenlenen suikasta misilleme olarak İsrail'e roketli saldırı düzenledi. İsrail, buna Lübnan'a geniş çaplı hava saldırıları düzenleyerek ve birliklerini ülkenin güneyine sokarak karşılık verdi.

ABD Başkanı Donald Trump dün, İran'a yönelik saldırıyı askıya almayı kabul ederken Tahran'ın hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı'nı yeniden açması halinde ateşkese hazır olduğunu söyledi.

Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre savaşın başlamasından bu yana İsrail'in Lübnan'a düzenlediği hava saldırılarında bin 500'den fazla kişi hayatını kaybetti.


Bağdat'ta kaçırılan Amerikalı gazeteci serbest bırakıldı

Amerikalı gazeteci Shelley Kittleson, 2023 yılında İstanbul'da kaldığı dönemde (Facebook)
Amerikalı gazeteci Shelley Kittleson, 2023 yılında İstanbul'da kaldığı dönemde (Facebook)
TT

Bağdat'ta kaçırılan Amerikalı gazeteci serbest bırakıldı

Amerikalı gazeteci Shelley Kittleson, 2023 yılında İstanbul'da kaldığı dönemde (Facebook)
Amerikalı gazeteci Shelley Kittleson, 2023 yılında İstanbul'da kaldığı dönemde (Facebook)

Kataib Hizbullah dün, bir hafta önce Irak'ın başkenti Bağdat'ta kaçırılan Amerikalı gazeteci Shelley Kittleson'un, "ülkeyi derhal terk etmesi" şartıyla serbest bırakıldığını duyurdu.

Grubun güvenlik yetkilisi Ebu Mücahid el-Esaf yaptığı açıklamada, serbest bırakma kararının "görevden ayrılan Başbakan Muhammed Şiya el-Sudani'nin vatansever duruşuna duyulan takdirin bir sonucu" olduğunu belirterek, Kittleson'un "Irak'ı derhal terk edeceğini" vurguladı.

El-Esaf, bu adımın "önümüzdeki günlerde tekrarlanmayacağını ve savaş durumunda koşulların değişebileceğini" ifade etti.

İran'a bağlı silahlı grup, Amerikalı gazetecinin "itirafları" olarak nitelendirdiği kayıtları yayınladı. Kaydın koşullarını doğrulamak zor olsa da Kittleson "Bağdat'taki Amerikan konsolosunun kendisinden Irak'taki Haşdi Şabi Güçleri hakkında bilgi toplamasını istediğini" söyledi.

Geçtiğimiz hafta, başkentin kalbinde kaçırılmasının ardından Kittleson'un serbest bırakılması için Bağdat'ta ortak bir Irak-Amerikan güvenlik operasyonu başlatıldı. Bu olay, bölgesel gerilimlerin ve bunların Irak için güvenlik sonuçlarının arttığı bir dönemde gerçekleşti.

O dönemde Şarku’l Avsat'a konuşan kaynaklar, Irak güvenlik güçlerinin ilgili Amerikan yetkilileriyle birlikte Bağdat'ta kaçıranları bulmak ve Kittleson'ın serbest bırakılmasını sağlamak için yakın iş birliği içinde çalıştığını belirtmişti. Olayın hassasiyeti, siyasi ve güvenlik sonuçları göz önüne alındığında, iki taraf arasında "en üst düzeyde" iletişim kurulduğu ifade edilmişti.

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Dylan Johnson da Irak yetkililerinin, Ketaib Hizbullah ile bağlantılı olduğuna inanılan ve kaçırma olayına karışmakla suçlanan bir kişiyi tutukladığını duyurdu.

Kittleson Suriye krizini yerinde takip etti (Facebook)Kittleson Suriye krizini yerinde takip etti (Facebook)

ABD Dışişleri Bakanlığı daha önce Kittleson'u güvenlik tehditleri konusunda uyarmış ve serbest bırakılmasının en kısa sürede sağlanması için FBI ile koordinasyon içinde olduğunu belirtmişti.

Gözlemcilere göre bu uyarı, özellikle silahlı grupların artan etkisiyle birlikte Irak'taki kötüleşen güvenlik durumu konusunda Batılı diplomatik misyonlar arasında artan endişeyi yansıtıyordu.

Kittleson, Irak ve bölgesel meseleler konusunda uzmanlaşmış bir gazetecidir. Birçok uluslararası kuruluşla çalışmış olup, haberlerinde silahlı gruplar, Irak-Amerika ilişkileri ve bölgesel güvenlik gelişmelerine odaklanmaktadır.

Silahlı gruplar ve Bağdat ile Washington arasındaki ilişkiler hakkındaki haberleriyle tanınmıştır. Ayrıca, 2014'ten sonra DEAŞ'tan Musul'u geri almak için yapılan savaşların yanı sıra Suriye krizi hakkındaki haberleriyle de dikkat çekmiştir.