Solomon Adaları büyük güçler arasındaki mücadeleyi ateşliyor

Pasifik Okyanusu'nun stratejik bir bölgesinde bulunuyor ve Çin ile yaptığı güvenlik anlaşması Avustralya, Yeni Zelanda ve ABD’yi öfkelendirdi

Çin'in Solomon Adaları Büyükelçisi ve Devlet Başkanı, Honiara'daki Çin tarafından finanse edilen Ulusal Stadyum Kompleksi'nin açılışını yaparken (AFP)
Çin'in Solomon Adaları Büyükelçisi ve Devlet Başkanı, Honiara'daki Çin tarafından finanse edilen Ulusal Stadyum Kompleksi'nin açılışını yaparken (AFP)
TT

Solomon Adaları büyük güçler arasındaki mücadeleyi ateşliyor

Çin'in Solomon Adaları Büyükelçisi ve Devlet Başkanı, Honiara'daki Çin tarafından finanse edilen Ulusal Stadyum Kompleksi'nin açılışını yaparken (AFP)
Çin'in Solomon Adaları Büyükelçisi ve Devlet Başkanı, Honiara'daki Çin tarafından finanse edilen Ulusal Stadyum Kompleksi'nin açılışını yaparken (AFP)

İnci Mecdi
Çin ile Güney Pasifik'te yer alan ve 700 bin kişiden az bir nüfusa sahip bir küçük adalar zinciri arasında yapılan bir güvenlik anlaşması, geniş çaplı bir endişeye ve Batılı hükümetlerin hızlı tepki vermesine yol açtı. Küçük olmasına rağmen ‘Solomon Adaları’ olarak adlandırılan bu adalar, stratejik öneme sahip bir bölgede yer alıyor. Bu, egemenlik ve nüfuzun Washington ile tartışıldığı bir bölgede Batı'nın Pekin'in askeri gücünü güçlendirdiğine dair korkularını artırıyor.
Anlaşma açıklanır açıklanmaz ABD, Avustralya, Japonya ve Yeni Zelanda'dan yetkililer yaptığı açıklamada, geçen yıl kanlı ayaklanmalara sahne olan Solomon Adaları ile Çin arasında imzalanan anlaşmanın özellikle de anlaşma, Çin polisi ve donanmasının güçlerini takımadalarda konuşlandırma iznini içermesi nedeniyle ‘özgür ve açık Hint-Pasifik Okyanusları için ciddi tehlikeler’ oluşturduğunu söylediler. Bu, Solomon Adaları Başbakanı Manasseh Sogavare, bir deniz üssü inşa etme planlarını reddetmesine rağmen anlaşmanın bölgede bir Çin deniz üssü inşa etmeye yönelik daha büyük bir planın ilk aşaması olabileceği anlamına geliyor.
Washington ve diğer başkentlerde alarm seviyesi o kadar yükseldi ki Beyaz Saray geçtiğimiz Cuma günü Solomon Adaları'nı anlaşmadan caydırmak umuduyla Pasifik Okyanusu'na üst düzey bir diplomatik delegasyon gönderdi. Ancak Çin, imzanın Salı günü, yani ABD heyetinin gelmesinden önce gerçekleştiğini duyurdu. Beyaz Saray Asya İşleri Başkanı Kurt Campbell ve Doğu Asya ve Pasifik İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Daniel Kreittenbrink, başkent Honiara'da Başbakan Sogavare ile bir araya geldi.
Avustralya, Uluslararası Kalkınma ve Pasifik Bakanı Zed Seselja’yı Solomon Adaları’nın Başbakanı ile görüşmek üzere olağanüstü bir şekilde Honiara'ya gönderdi. Seselja, geçtiğimiz hafta Avustralya Dışişleri Bakanı Marise Payne ile yaptığı ortak açıklamada, anlaşmanın imzalanmasının ‘büyük bir hayal kırıklığına’ yol açtığını dile getirdi.

Halkın memnuniyetsizliği ve acı dolu bir tarih
2021 yılının sonunda, Solomon Adaları'nda nüfusun bir kısmının Pekin'in artan etkisine olan kızgınlığının körüklediği isyanlar meydana geldi. Başkent Honiara'da Çinlilere ait şirketlerin tahrip edilip yakıldığı ayaklanmalarda ölümler yaşandı. 900 adadan oluşan ülkenin sakinlerinin kızgınlığı, Avustralya'dan sadece yaklaşık bin 500 kilometre uzaklıktaki Güney Pasifik takımadalarındaki tarihi korkulardan kaynaklanıyor. 19. yüzyılda, Birleşik Krallık güneyi kontrolüne geçirdi. Adaların kuzey kısımları Alman kontrolü altına girdi. 20. yüzyılın başında Almanya ile yapılan bir anlaşma kapsamında İngiltere tamamen hakimiyet kurdu. Bu durum, bölgenin İkinci Dünya Savaşı'nın bazı çatışmalarına sahne olmasına yol açtı.
İkinci Dünya Savaşı dönemi (1942-1945), Solomon Adaları'nın Japonya tarafından işgal edilmesi nedeniyle ülkenin modern tarihinin en acımasız kısmı olmaya devam ediyor. Japonya, işgalden sonra Yeni Gine'deki Japon hücum kanadını korumak ve Yeni Britanya'da Rabaul'daki ana üssü için bir güvenlik bariyeri oluşturmak için birkaç deniz ve hava üssü inşa etmeye başlamıştı. Gerçekten de ülke, Müttefik kuvvetler ve Japon İmparatorluk Kuvvetleri arasındaki en şiddetli savaşlardan bazılarına tanık oldu. Bu çatışmalar, binlerce sivilin ölümü ve adalarda büyük yıkımla sonuçlandı.
Solomon Adaları'ndaki birçok kişi, ülkelerinin yeniden büyük güçler arasındaki bir çatışmaya çekilmesinden duydukları korkuyu dile getirdi. Bazıları Çin'in Solomon Adaları'ndaki varlığını Rusya'nın Ukrayna'ya karşı ilerleyişine benzetti.
The Sydney Morning Herald gazetesinin haberine göre birçok vatandaş, özellikle şu anda Ukrayna'da olanlar göz önüne alındığında, bazı yabancı güçlere güvenmiyor.
İkinci Dünya Savaşı sırasında en şiddetli muharebelerden bazılarına da tanık olan küçük Pasifik ada devletlerinin liderleri, ülkelerinin uluslararası rekabet için bir arena haline gelmesinden duydukları korkuyu dile getirdiler.
Mikronezya Federal Devletleri Başkanı David Panuelo, geçtiğimiz ay yazdığı bir açık mektupta, Solomon Adaları hükümetine Çin anlaşmasının ‘ciddi ve geniş kapsamlı güvenlik sonuçlarını’ düşünme çağrısında bulundu.
Solomon Adaları, Sogavare yönetiminde Çin'e daha da yakınlaştı. Pekin'in ülkedeki rolüyle ilgili endişeler ve yolsuzluk iddiaları da geçtiğimiz Kasım ayında başkent Honiara'daki Chinatown'a düzenlenen ve 4 kişinin hayatını kaybettiği şiddetli ayaklanmalara katkıda bulundu. Avustralya, ülkeyle kendi güvenlik anlaşması kapsamında barış gücü göndermişti.

Pasifik'te nüfuz mücadelesi
Avustralya, Yeni Zelanda ve ABD için anlaşma, Pasifik'te devam eden bir nüfuz mücadelesinde Pekin’in son güç gösterisi anlamına geliyor. Gözlemcilerin değerlendirmelerine göre bölgenin istikrarını tehdit eden bir adım. Aynı zamanda Canberra'nın en büyük korkusu olan ve Çin'in, Solomon Adaları'nda Pasifik Okyanusu'ndaki ilk Çin askeri üssü olacak olan bir askeri üssü inşa etmesi anlamına da gelebilir.
Yeni Zelanda'daki Canterbury Üniversitesi'nde Çin uzmanı olan Anne-Marie Brady'ye göre, anlaşma ‘oyunun kurallarını değiştiren bir oyunu’ temsil ediyor. Bu adımın ana hedefinin ABD olduğuna işaret eden Brady, “Çünkü ABD'nin Hint-Pasifik bölgesindeki sınırlama stratejisine karşı koymayı hedefliyor ve Pasifik ada devletlerinin yanı sıra Avustralya ve Yeni Zelanda'nın güvenliğini ve istikrarını doğrudan tehdit ediyor” ifadelerini kullandı.
CNN, Pasifik'te bir Çin üssü olasılığının, bölgede askeri üsleri de bulunan ve Çin'in, Güney Çin Denizi'ndeki askeri varlığını genişletmesiyle stratejik olarak daha önemli hale gelen ABD için endişe verici olduğunu bildiriyor. Bu olasılık, Çin gemilerini doğu kıyılarından çok uzakta demirleme ihtimaliyle karşı karşıya kalması muhtemel olan Avustralya için de sıkıntılı. Solomon Adaları vatandaşı ve Hawaii Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Tarcisius Kaputawalaka'ya göre, bu, Avustralya'yı daha az güvenli hale getirecek.
Bununla birlikte, Avustralya Ulusal Üniversitesi Stratejik ve Savunma Çalışmaları Merkezi'nde Stratejik Araştırmalar Emeritus Profesörü Hugh White, küçük ülkedeki Çin üssünün, Pekin ile herhangi bir olası çatışma sırasında Avustralya için yalnızca gerçek bir sorun olacağını düşünüyor. Herhangi bir üssün öneminin, Avustralya'nın Çin ile son yıllarda giderek gerginliği artan ilişkisini ne kadar iyi yönettiğine bağlı olduğunu da sözlerine ekledi.
Ancak siyasi ve güvenlik kaygılarından bağımsız olarak, gözlemciler, durumun Avustralya ve ortakları için Çin'in artan etkisine farklı bir yaklaşım benimseme ihtiyaçları konusunda bir gerçeklik kontrolü olduğunu söylüyorlar. Daha önce Avustralya Savunma Bakanı ve Başbakanı’na danışmanlık yapan White, "Hem Canberra'da hem de Washington'da bir şekilde Çin'i ortadan kaldırabileceğimize veya Çin'i sandığına geri koyabileceğimize inanıyorlar" değerlendirmesinde bulundu.

Soğuk Savaş zihniyeti
Son zamanlarda Pekin, Washington'ı AUKUS gibi ittifaklar aracılığıyla Hint-Pasifik bölgesinde bir ‘Soğuk Savaş zihniyetini’ desteklemekle suçladı. Geçtiğimiz yıl ABD Başkanı Joe Biden yönetimi tarafından açıklanan Avustralya ve İngiltere ile bir güvenlik ortaklığı olan AUKUS, Çin'e coğrafi olarak yakın olan Avustralya'ya nükleer denizaltılar ve uzun menzilli füzeler sağlamayı içeriyor.
Gözlemciler, nükleer denizaltı anlaşmasının, Pekin'in Hint-Pasifik'teki stratejik sıcak noktalar ve ana ticaret yollarına yerleştirdiği 14 nükleer denizaltının oluşturduğu tehdide karşı koymayı amaçladığına dikkat çekti.
Pekin, bölgedeki barışa tehdit oluşturduğunu söyleyerek AUKUS ittifakını kınamıştı. Çin Dışişleri Bakanlığı, üçlü anlaşmanın ‘modası geçmiş Soğuk Savaş zihniyetinin ve dar görüşlü bir jeopolitik görüşün’ yansımasından başka bir şey olmadığını belirtti.
Washington gerçekten de Çin'in Hint-Pasifik bölgesindeki emellerini kontrol altına almaya çalışıyor. AUKUS ittifakının ortaya çıkışından bir hafta sonra, geçtiğimiz Eylül ayında ABD Başkanı, ‘QUAD’ veya ‘Dörtlü Güvenlik Diyaloğu’ zirvesinde Avustralya, Hindistan ve Japonya başbakanlarını ağırladı.
Dört ülkenin Hint-Pasifik bölgesinde önemli bir askeri varlığı olduğu bir sır değil ve hepsi gücünü ikiye katlamaya çalışıyor. Hepsi Çin’in yayılmacılığına karşı ve Çin'in kendilerini tehdit ettiğini düşünüyor. Gruptaki ülkeler Pekin ile bir mücadeleye girdi. Hin Okyanusu ise Himalayalar'ın, Japonya tartışmalı sular üzerinde ve Doğu Çin Denizi'ndeki Senkaku Adaları'nın kıyısında bulunuyor.
Çin hala Avustralya'nın ana ticaret ortağı olsa da, Canberra, Pekin’den gerçekleştirilen siber saldırılara maruz kaldı. İki ülke arasındaki ilişkiler koronavirüs (Kovid-19) salgınının kökenine ilişkin bağımsız bir soruşturma talep edilmesinden sonra bozuldu.
Son iki yılda, ‘Beş Göz’ istihbarat ittifakının Çin'e yönelik faaliyetleri yoğunlaştı. Bu faaliyetler, ittifak ülkelerinin (ABD, Kanada, İngiltere, Yeni Zelanda ve Avustralya) güvenlik gerekliliği açısından ‘Huawei’ teknoloji şirketinin beşinci nesil yeni ağların inşasına katılmasını yasaklama konusunda anlaşmasıyla sonuçlandı. 2018 yılında beş ülkeden yetkililer, Çin'in dış faaliyetleri hakkında gizli bilgileri paylaşmak için Japonya gibi diğer müttefiklerle koalisyon kurduklarını açıklamıştı.
2019 yılının Mayıs ayında teknoloji konusunda uzmanlaşmış Huawei'nin birçok Avrupa ülkesinde beşinci nesil bir ağ kurmasına izin verilmesi konusunda büyük bir tartışma patlak verdi. Öte yandan Washington, Pekin için casuslukla ilgili güvenlik endişeleri nedeniyle önemli ulusal altyapıyı yabancı müdahale olasılığına maruz bırakmama çabalarının yanı sıra Çin menşeili şirketin bunu yapmasını engellemek için müttefiklerine büyük baskı uyguluyordu.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Avustralya istihbaratı kesin bir şekilde ABD’nin pozisyonunu desteklerken, Yeni Zelanda şirket hakkında ciddi endişelerini dile getirdi. Kanada da benzer bir görüş bildirdi.
Washington'daki Atlantik Konseyi'nde Çin analisti David Schulman'a göre, Çin'in Hindistan, Japonya ve Avustralya'ya karşı saldırgan davranışı, Hong Kong'u bastırması ve Tayvan'a yönelik tehditleri, bölge liderlerine yeni bir acil durum ve ortak amaç duygusu aşıladı.



Almanya'da iki tramvayın çarpışması sonucu en az 50 kişi yaralandı

Alman polisi (EPA)
Alman polisi (EPA)
TT

Almanya'da iki tramvayın çarpışması sonucu en az 50 kişi yaralandı

Alman polisi (EPA)
Alman polisi (EPA)

Almanya’nın Düsseldorf kentinde dün iki tramvayın çarpışması sonucu 50’den fazla kişi yaralandı. Acil yardım ekiplerinin açıklamasına göre yaralılardan bir kısmı hastaneye kaldırıldı.

Kaza, yerel saatle 11.30 sıralarında (TSİ 12.30) kentin batısındaki yoğun bir kavşakta meydana geldi. Olay yerine çok sayıda acil müdahale ekibi sevk edildi.

İtfaiye tarafından yapılan açıklamada, 28 yaralının hastaneye kaldırıldığı, 28 kişinin ise hafif yaralı olarak olay yerinde tedavi edildiği bildirildi.

Polis, kazanın nedenine ilişkin soruşturma başlattı.


Beyaz Saray yakınlarında güvenlik görevlilerine ateş açan silahlı kişi öldürüldü

Gizli Servis ajanları olay yerini inceliyor (AP)
Gizli Servis ajanları olay yerini inceliyor (AP)
TT

Beyaz Saray yakınlarında güvenlik görevlilerine ateş açan silahlı kişi öldürüldü

Gizli Servis ajanları olay yerini inceliyor (AP)
Gizli Servis ajanları olay yerini inceliyor (AP)

Dün akşamı Beyaz Saray yakınlarında Gizli Servis ajanlarına ateş açan silahlı kişi, çıkan çatışmada vurularak hayatını kaybetti. Şarku’l Avsat’ın ABD basınından aktardığına göre, olay Gizli Servis tarafından yapılan açıklamayla duyuruldu.

Gizli Servis açıklamasında, çatışma sırasında yoldan geçen bir kişinin de kurşun isabet etmesi sonucu yaralandığı belirtilirken, sağlık durumuna ilişkin bilgi verilmedi.

Polis, Beyaz Saray çevresindeki sokakları trafiğe kapattı (AP).Polis, Beyaz Saray çevresindeki sokakları trafiğe kapattı (AP).

Açıklamada, saldırganın Beyaz Saray yakınındaki bir kontrol noktasında güvenlik görevlilerine ateş açmasının ardından, “Gizli Servis ajanlarının karşılık verdiği ve şüphelinin vurulduğu” ifade edildi. Yaralı olarak bölgedeki bir hastaneye kaldırılan saldırganın daha sonra yaşamını yitirdiği kaydedildi.

Olayın ardından Beyaz Saray çevresine yoğun polis ve güvenlik güçleri sevk edildi. ABD Başkanı Donald Trump’ın da olay sırasında Beyaz Saray’da bulunduğu ve İran’la yapılması planlanan anlaşmaya ilişkin müzakereler üzerinde çalıştığı belirtildi.

Beyaz Saray yerleşkesi yakınlarında meydana gelen silahlı saldırı olay yerindeki Gizli Servis görevlileri (EPA)Beyaz Saray yerleşkesi yakınlarında meydana gelen silahlı saldırı olay yerindeki Gizli Servis görevlileri (EPA)

Polis, Beyaz Saray’ın girişlerini kapatırken, ABD Gizli Servisi Washington’da 17. Cadde ile Pennsylvania Bulvarı’nın kesişiminde, Beyaz Saray yakınında meydana gelen silahlı saldırıya ilişkin ihbarlardan haberdar olduğunu açıkladı


Kiev ve ABD büyükelçiliği, Rusya'nın yakın zamanda büyük çaplı bir saldırı düzenleyebileceği konusunda uyarıda bulundu

Andriy Yermak Kiev'de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin arkasında yürüyor (Arşiv- Reuters)
Andriy Yermak Kiev'de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin arkasında yürüyor (Arşiv- Reuters)
TT

Kiev ve ABD büyükelçiliği, Rusya'nın yakın zamanda büyük çaplı bir saldırı düzenleyebileceği konusunda uyarıda bulundu

Andriy Yermak Kiev'de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin arkasında yürüyor (Arşiv- Reuters)
Andriy Yermak Kiev'de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin arkasında yürüyor (Arşiv- Reuters)

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, dün yaptığı açıklamada, Rusya’nın “Oreşnik” tipi füzeyi kullanabileceği büyük çaplı bir saldırı hazırlığında olabileceği uyarısında bulundu. ABD’nin Kiev Büyükelçiliği de önümüzdeki 24 saat içinde olası bir hava saldırısı riskine dikkat çekti.

Zelenskiy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Ukrayna istihbarat birimlerinin özellikle ABD’li ve Avrupalı ortaklardan Rusya’nın “Oreşnik” füzesiyle saldırı hazırlığında olduğuna dair bilgiler aldığını belirterek, söz konusu bilgilerin doğrulanmaya çalışıldığını ifade etti.

Ukrayna lideri, Kiev dahil Ukrayna topraklarına yönelik farklı silah türlerinin kullanılacağı karma bir saldırının hazırlık işaretlerinin görüldüğünü kaydetti. Zelenskiy, orta menzilli “Oreşnik” füzesinin de bu saldırıda kullanılabileceğini belirterek, halkı sirenlerin çalması durumunda sığınaklara gitmeleri konusunda uyardı.

ABD’nin Kiev Büyükelçiliği de internet sitesinden yayımladığı açıklamada, “Önümüzdeki 24 saat içinde herhangi bir anda gerçekleşebilecek büyük çaplı bir hava saldırısına ilişkin bilgi alındığını” duyurdu.

Kiev yakınlarındaki bir yerleşim kompleksinde Rusya'nın füze ve insansız hava aracı saldırısının ardından yanmış araçların yanında duran bir adam (Reuters)Kiev yakınlarındaki bir yerleşim kompleksinde Rusya'nın füze ve insansız hava aracı saldırısının ardından yanmış araçların yanında duran bir adam (Reuters)

Öte yandan Zelenskiy, uluslararası topluma Rusya’yı böyle bir saldırıdan vazgeçirmek için baskı yapılması çağrısında bulunarak, Ukrayna’nın “her Rus saldırısına tam ve eşdeğer şekilde karşılık vereceğini” belirtti.

Rus ordusu, nükleer başlık taşıma kapasitesine sahip yeni nesil hipersonik “Oreşnik” füzesini geçen yıl, Moskova’nın müttefiki Belarus’a konuşlandırdı. Belarus; NATO ve Avrupa Birliği üyesi Polonya, Litvanya ve Letonya’nın yanı sıra Ukrayna ile de sınır komşusu konumunda bulunuyor.

Moskova yönetimi, Şubat 2022’de başlayan Ukrayna savaşından bu yana söz konusu füzeyi iki kez kullandı. Bunlardan ilki Kasım 2024’te bir askeri fabrikaya, ikincisi ise Ocak 2026’da NATO sınırına yakın Batı Ukrayna’daki bir havacılık sanayi merkezine yönelik saldırıda gerçekleşti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre her iki saldırıda da füzelere nükleer başlık takılmadı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’nın işgali altında bulunan Doğu Ukrayna’daki Lugansk bölgesinde bir meslek okulunu hedef alan ve en az 18 kişinin ölümüne, 40’tan fazla kişinin yaralanmasına yol açan İHA saldırısına askeri karşılık verileceğini açıkladı.

Kiev yönetimi ise sivil noktaları hedef aldığı iddialarını reddederek, bölgede konuşlu bir Rus insansız hava birliğini vurduğunu iddia etti.