Cambridge Düşesi, Kraliçe 2. Elizabeth Moda Ödülü’nü Saul Nash’e verdi

Düşes, 20 genç tasarımcı ile bir araya geldi. (AP)
Düşes, 20 genç tasarımcı ile bir araya geldi. (AP)
TT

Cambridge Düşesi, Kraliçe 2. Elizabeth Moda Ödülü’nü Saul Nash’e verdi

Düşes, 20 genç tasarımcı ile bir araya geldi. (AP)
Düşes, 20 genç tasarımcı ile bir araya geldi. (AP)

İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’in Londra Moda Haftası’na ilk kez katıldığı 2018 yılı, moda tarihinde bir dönüm noktasıydı. Kraliçe’nin seyirciler arasında yerini alması ve tasarımcıları desteklemesi ile yeni bir gelenek başladı. O gün Kraliçe tasarımcı Richard Quinn’e bir ödül verdi. Kraliyet Ailesi üyeleri 2018’den bu yana Kraliçe Elizabeth adına en iyi tasarımcıları seçiyor.
Kraliyet Ailesi ödüle bir önem veriyor. 2019 yılında Cornwall Düşesi Camilla Parker Bowles, Bethany Williams’ı ödüle layık görmüştü. 2020 yılında Prenses Anne Rosh Mahtani’ye ödül verirken Wessex Kontesi Sophie 2021 yılında Priya Ahluwalia’ya ödül vermişti. Bu yıl, Cambridge Düşesi Kate Middleton ödülü takdim eden kişi oldu.
Kate Middleton, tüm Kraliyet üyeleri arasında unvanı ve giyim tarzı ile modada ön plana çıkıyor. Düşes’in varlığının defileye renk kattığı bir gerçek. Modacı Edeline Lee’in eseri turkuaz elbisesi ile Düşes, defilenin en çok konuşulan ismi oldu. Düşes’in giydiği kıyafetinin değeri ise 785 sterlindi.
Törende konuşma yapan Düşes, ödülü takdim etmekten duyduğu mutluluğu dile getirdi. Cambridge Düşesi, “İngiltere’nin yaratıcılığı ve küresel başarısının yaşamlarımızın üstündeki etkisi hakkında oldukça ilham verici hikayeler duydum. Bugün konuştuğum tasarımcıların ilk kez burada olması beni şaşırttı” dedi.
Düşes, 20 tasarımcı ile sanat, kültür, eğitim ve deneyimleri hakkında sohbet etti.

Saul Nash ve Cambridge Düşesi Kate Middleton
Kraliçe 2. Elizabeth Moda Ödülü, diğer uluslararası ödüllerden oldukça farklı. Ödül verilirken sadece estetik ve sanatsal akımlara uyum değil, moda sektörüne ve topluma hizmet eden insanların çevresel ve kültürel ilkeleri ile yaptıkları değişimler de dikkate alınıyor. İngiltere Moda Konseyi Başkanı Caroline Rush şu açıklamada bulundu:
“Nash bu yıl eserleri ile sınıf ve erkeklik kavramları hakkında kültürel ve entelektüel tartışmalara kapı açtı. Yüksek teknoloji ve detaylar ile oldukça pratik olan Nash’in inanılmaz yeteneği sportif tasarımlarında görebiliyoruz. Nash’in kıyafetleri hem lüks hem eğlenceli. Bu kıyafetler içinde dans edebiliyorsunuz.”
Gine asıllı Saul Nash, Moda Konseyi tarafından desteklenen ve Londra’nın güvendiği yeni nesil tasarımcılar arasında yer alıyor. Nash, kariyerinde altın bir sıçrama yaşadığını belirtti. Kraliyet Ailesi’nin ödülünü almadan sadece 10 gün önce 2022 Dünya Woolmark Ödülü’nü kazandı. Nash, verdiği röportajda şu ifadeleri kullandı:
“Bu hafta bir rüya gibiydi. Moda dünyasının sizi tanıması inanılmaz. Özellikle erkek modasına ve gündelik modaya ilişkin yargıları yıkma girişimlerimin moda dünyasında tanındığına inanamıyorum. Hayat hikayemi kıyafetlerime işleyerek işimi yapıyorum. Öykümü kıyafetlerimde anlatıyorum.” 
İngiltere Moda Konseyi, Kraliçe 2. Elizabeth Moda Ödülü’ne ek olarak 1993 yılında başlatılan başka bir ödülle de tasarımcıları destekliyor. NewGen isimli ödülün ilk sahibi Alexander McQueen oldu. Başlatıldığı yıldan bu yana Kim Jones, Jonathan Anderson gibi 300 ünlü isim ödüle layık görüldü. 

Cambridge Düşesi, Edeline Lee imzalı kıyafeti ile. (AP)
İngiltere Moda Konseyi, ne kadar başarılı olursa olsun genç tasarımcıların geleceğine finansal ve lojistik destek Narmina Marandi ve Lübnanlı Tania Fares gibi iş insanlarının bağışlarıyla yapılıyor. Geçtiğimiz yıl yeni tasarımcılar 1,3 milyon sterlinlik burs ile eğitim ve finans açısından desteklendi.

Saul Nash kimdir?
Gine asıllı olan Saul Nash, moda tasarımcısı ve koreograf olarak çalışıyor. Sokak kültüründen ve sportif çizgilerden esinlenen Nash, tasarımlarının rahat olmasını istiyor.
Central Saint Martins Enstitüsü ve Royal College of Art'tan mezun olan Nash, yenilikçi kumaşları ve seçtiği malzemeler ile dikkat çekmişti. Son kıyafetlerinde merino yünü kullanan Nash, eserlerinin daha kaliteli ve sağlam olması için Hollandalı bir şirket ile çalıştı.  
Markasını 2018 yılında açan Nash, Lulu Kennedy’nin gelecek vaat eden tasarımcıları desteklemesi ile geçtiğimiz ekim ayında ilk defilesini düzenledi.



Bilim insanları uzaylıları bulmanın yeni bir yolunu keşfetti

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Bilim insanları uzaylıları bulmanın yeni bir yolunu keşfetti

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

Bilim insanları, diğer gezegenlerde yaşamı tespit etmenin yeni bir yolunu bulmuş olabilir.

Bilim insanları yıllardır Dünya'dan yaptıkları taramalarla diğer dünyalarda yaşam belirtisi olabilecek belirli molekülleri arıyor. Ancak yeni araştırma, onları daha kolay ortaya çıkaracak bir yöntem olabileceğini öne sürüyor: Moleküllerin kendisini değil, bilim insanlarının onları birbirine bağladığını düşündüğü gizli düzeni aramak.

Bu araştırma, bilim insanlarının özel cihazlara ihtiyaç duymadan diğer gezegenlerde istatistiksel bir yaklaşımla araştırma yapmasına imkan sağlayabilir. Hatta halihazırda uzaya gönderilmiş aletlerden elde edilen verilerde bu düzeni bulmak mümkün olabilir.

Araştırmacılar çalışmada, ekolojinin biyoçeşitliliği mevcut tür sayısına (zenginlik) ve bu türlerin ne kadar düzgün dağıldığına (eşitlik) göre ölçen yaklaşımdan yararlandı. Daha sonra bunu Dünya dışı kimyaya uygulayarak uygulayarak asteroit ve fosiller gibi yerlerden alınan amino asitleri ve yağ asitlerini incelediler. 

Biyolojik örneklerin cansız kimyasal yapılardan belirgin biçimde farklı olduğunu ve biyolojik örneklerin açık düzen örüntüleri sergilediğini saptadılar. Bu sayede iki farklı örnek türünü tutarlı ve güvenilir biçimde ayırabildiler, ayrıca yaşam izlerinin nasıl korunduğunu da inceleyebildiler.

Fosilleşmiş dinozor yumurtası kabukları gibi ileri derecede bozulmuş örneklerde bile uzaylı yaşamın tespit edilebilir istatistiksel izleri görüldü.

Araştırmacılar, yeni yöntem de dahil hiçbir yöntemin muhtemelen tek başına uzaylı yaşamın varlığını kanıtlayamayacağını belirtiyor. Ancak bu yöntemin, uzaylı yaşam arayışına önemli bir katkı sağlayabileceğini umuyorlar.

Yeni çalışmanın ortak yazarı Fabian Klenner, "Yaklaşımımız, bir yerde geçmişte yaşam bulunup bulunmadığını değerlendirmenin yollarından biri" diyor. 

Ve farklı tekniklerin hepsi aynı yöne işaret ediyorsa, bu çok güçlü bir kanıt haline gelir.

Çalışma, Nature Astronomy'de yayımlanan "Molecular diversity as a biosignature" (Biyolojik imza olarak moleküler çeşitlilik) başlıklı makalede anlatılıyor.

Independent Türkçe


Hayden Panettiere, 18 yaşındayken ünlü bir aktörün yatağına zorla sokulduğunu anlattı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Hayden Panettiere, 18 yaşındayken ünlü bir aktörün yatağına zorla sokulduğunu anlattı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Yıllar önce yaşadığı rahatsız edici bir olay hakkında içini döken Hayden Panettiere, "güven beslediği" biri tarafından çıplak bir aktörle yatağa girmeye zorlandığını iddia etti.

O zamanlar 18 yaşında olan Nashville oyuncusu, yaşadıklarını yakın zamanda Jay Shetty'nin On Purpose podcast'inde anlattı. Panettiere'nin, iddialarını daha detaylı anlattığı This is Me: A Reckoning adlı anı kitabı yakında çıkıyor.

Artık 36 yaşında olan Panettiere, olay hakkında şunları söyledi:

[O yaşta] sağlıklı ve güvenli kararlar alabileceğimi düşünsem de etrafımda olup bitenlerin tamamen farkında değildim. Kendimi zor durumlarda bulana kadar bakış açımın tamamen değiştiğini ve tehlikede olduğumu fark etmedim. Tehlikede olduğumu fark ettiğimdeyse kelimenin tam anlamıyla denizin ortasındaydım.

Teknede "harika vakit geçiren" Panettiere şöyle devam etti:

Böyle bir şeyin olacağına dair hiçbir ipucu yoktu, bu yüzden şoke oldum. Beni hazırlıksız yakaladı. Güven beslediğim, koruyucum olarak gördüğüm ve arkamda duran biri tarafından yönlendiriliyordum... Merdivenlerden aşağı indik. Küçük bir odaydı. Beni, çok ünlü olan ve yatakta çıplak yatan bu adamın yanına fiziksel olarak yatırdı. Bu, adam için değişik bir şey değildi ve bu tür şeyler her zaman oluyordu.

Arkadaşı gittikten sonra, Gençlik Ateşi (Bring It On) yıldızı içindeki aslanın ortaya çıkmasına izin verdiğini söyledi. Panettiere, "Tüylerim diken diken oldu ve vahşileştim. Kendi kendime 'Bu yaşanmayacak' dedim" diye devam etti.

Ama saklanacak hiçbir yerim yoktu. Kaçtım. Teknede saklanabileceğim her yere saklandım. Atlayıp yüzerek uzaklaşma şansım yoktu. Ve durumumu anlayacak kimsenin olmadığını, bunun onlar için yeni bir şey olmadığını fark ettim.

Kariyerine çocuk oyuncu olarak başlayan Panettiere'nin yer aldığı ilk yapımlar arasında One Life to Live ve Guiding Light gibi pembe diziler, Disney'in 1998 yapımı animasyon filmi Bir Böceğin Yaşamı (A Bug's Life) ve 2000 yapımı futbol filmi Unutulmaz Titanlar (Remember The Titans) yer alıyor. Ancak, 2006-201'0'da yayımlanan 4 sezonluk bilim kurgu dizisi Heroes'daki çıkış rolüyle dünya çapında tanınırlık kazandı. Daha yakın zamanlardaysa Çığlık 6 (Scream VI, 2023), Amber Alert (2024) ve A Breed Apart (2005) gibi birkaç korku filminde rol aldı.

Bugünlerdeyse aslında 12 Mayıs'ta çıkması beklenen ancak 19 Mayıs'ta piyasaya sürülecek anı kitabı This Is Me: A Reckoning'i tanıtmak için basın turunda.

İfşa niteliğindeki kitap, Panettiere'nin hayatı ve kariyerinin yanı sıra doğum sonrası depresyon, bağımlılık ve iyileşme, travma, aile içi şiddet ve kayıplarla ilgili mücadelelerini ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.

Independent Türkçe


Kahvenin dokunma algısını değiştirebildiği ortaya çıktı

Bir fincan sütlü kahve (Hans Lucas/AFP)
Bir fincan sütlü kahve (Hans Lucas/AFP)
TT

Kahvenin dokunma algısını değiştirebildiği ortaya çıktı

Bir fincan sütlü kahve (Hans Lucas/AFP)
Bir fincan sütlü kahve (Hans Lucas/AFP)

Küçük çaplı yeni bir araştırmaya göre kahve, beynin dokunmaya ve kişinin kendi vücut hareketlerine verdiği tepkiyi yavaş yavaş değiştiriyor olabilir.

Dünya çapında milyonlarca insan, uyanıklığı artırmak, yorgunluğu hafifletmek ve konsantrasyonla odağını geliştirmek için sabahları bir fincan kahve içiyor.

Günlük yaklaşık bir veya iki fincan kahve gibi normal dozlarda, 50 ila 400 mg aktif bileşen kafein yer alıyor.

Daha yüksek dozlarda kahvenin beynin dokunma algısını tam olarak nasıl etkilediği ise henüz yeterince araştırılmayan bir konu.

Yeni bir çalışma ise normal ve yüksek dozlarda kafeinin, beynin spesifik bir sürecini nasıl etkilediğini inceledi.

Bu beyin süreci, bileğe hafif bir elektrik şoku verildikten kısa süre sonra beyne manyetik bir darbe gönderilmesini içeren ve kısa gecikmeli afferent inhibisyon (SAI) adı verilen bir yöntem kullanılarak değerlendiriliyor.

Bilekteki duyusal sinyal kol boyunca yukarı doğru ilerleyerek beynin somatosensoriyel bölgesine giriyor ve birkaç milisaniye sonra manyetik darbe yakındaki motor korteksi vurarak başparmağın seğirmesini tetikliyor.

Kas seğirmesini bastırmak için beyin, genellikle beyindeki belirli kimyasal haberciler arasında koordineli bir çabaya ihtiyaç duyuyor.

Hareketleri yumuşak ve kontrol altında tutmak için genellikle filtreleme sistemi görevi gören bu beyin süreci, beynin her dokunuşa aşırı tepki vermesini önlüyor.

Araştırmacılar son çalışmada 20 sağlıklı yetişkine 200 mg kafein ya da plasebo vererek bu filtreleme sürecini inceledi.

Bilim insanları, invaziv olmayan bir yöntem kullanarak manyetik darbelerle deneklerin motor korteksini uyarıp beyinlerinin nasıl tepki verdiğini ölçtü.

Kafeinin, dokunma sonrasında beynin kas tepkisini sınırlama yeteneğini artırdığını tespit ettiler ve bu da kahvenin "SAI'ı güçlendirebileceğine" işaret ediyor.

Bilim insanları, kafeinin beyindeki adenozin reseptör proteinlerini engelleyerek etki ettiğini düşünüyor.

Reseptörlerin engellenmesi, duyularımızla kas hareketlerimizin birlikte çalışmasını kontrol etmeye katkı sağlayan kimyasal haberci asetilkolinin artmasına yol açıyor olabilir.

Araştırmacılar şöyle yazıyor:

Bu bulgu, donepezil gibi kolinerjik güçlendirici ilaçların da SAI'ı güçlendirdiği bulgularıyla uyumlu.

Bilim insanları, "Kafeinin etkisi, kolinerjik sistemi düzenlemesinden kaynaklanıyor olabilir" diye yazarak bu bulguların, ilacın fizyolojik etkisine ve bunun Alzheimer ve Parkinson gibi rahatsızlıklarla nasıl bağlantılı olabileceğine dair fikir sunduğunu ekliyor.

Bilim insanları 400 mg'dan fazla kafein kullanarak daha fazla katılımcıyla başka çalışmalar yürütmeyi umuyor.

Araştırmacılar "Şimdiye kadar tartışılan sonuçlar ışığında, bireyler SAI muayenelerinden önce kafeinden uzak durmaya devam etmeli" sonucuna varıyor.

Independent Türkçe