Avrupa nükleer anlaşmayı kurtarmak için bir orta yol bulmaya çalışıyor  

Enrique Mora salı günü Tahran’da, müzakerelerdeki donukluğu aşmak için temaslarda bulunacak  

Avrupa Birliği’nin nükleer müzakere koordinatörü Enrique Mora. (AFP) 
Avrupa Birliği’nin nükleer müzakere koordinatörü Enrique Mora. (AFP) 
TT

Avrupa nükleer anlaşmayı kurtarmak için bir orta yol bulmaya çalışıyor  

Avrupa Birliği’nin nükleer müzakere koordinatörü Enrique Mora. (AFP) 
Avrupa Birliği’nin nükleer müzakere koordinatörü Enrique Mora. (AFP) 

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, İran ve küresel güçler arasında gerçekleşen ‘nükleer müzakereleri’ kurtarmak için bir ‘orta yol’ bulmaya çalıştığını söyledi. İngiliz Financial Times gazetesine açıklamada bulunan Borrell, Avrupa Birliği’nin İran’la olan ‘nükleer anlaşmayı’ canlandırma hedefiyle bir yıldan uzun süredir diplomatik çaba gösterdiğini hatırlatarak, ‘nükleer müzakereleri’ kurtarmak için bir uzlaşı ve orta yol bulunması için girişimde bulunduğunu kaydetti. Gazetenin haberine göre Borrell, İran Devrim Muhafızları’nın ABD’nin ‘terör listesinden’ kaldırılması ancak bazı organlarının listede kalmasını içeren bir öneride bulunmaya hazırlanıyor. Devrim Muhafızları’nın başta dış operasyonları yürüten Kudüs Gücü olmak üzere birçok kolu ve büyük bir finansal imparatorluğu bulunuyor.  
Borrell’in, yardımcısı olan ve nükleer müzakerelerin koordinatörlüğünü yapan Enrique Mora'dan, Tahran’a giderek bu teklifi sunmasını istediği belirtildi. İran’ın daha önce benzer tekliflere sıcak yaklaşmadığını ifade eden Borrell, söz konusu girişimin Avrupa Birliği’nin ‘son diplomatik kurşunu’ olduğunu kaydetti.  
Kapsamlı Ortak Eylem Planı olarak bilinen ‘2015 nükleer anlaşmasının’ yeniden tam anlamıyla uygulanmasını sağlama ve ABD'nin anlaşmaya dönüşünün ele alındığı nükleer görüşmeler, bir yılı aşkın süredir, Rusya, Çin, Almanya, Fransa, İngiltere ve İran'dan üst düzey temsilcilerin katılımıyla Avusturya'nın başkenti Viyana'da yapılmaktaydı. Müzakereler geçen mart ayında, İran’ın Devrim Muhafızları’nın ABD’nin ‘yabancı terör listesinden’ çıkarılması talebinde ısrar etmesi ve askıda olan bazı diğer konular nedeniyle duraklatıldı.  
İran’ın yarı resmi haber ajansı Nour News, Avrupa Birliği’nin müzakere koordinatörü Enrique Mora’nın yarın Tahran’ı ziyaret edeceğini bildirdi. Şarku’l Avsat’ın geçtiğimiz hafta Reuters’tan akatrdığı habere göre, Ukrayna savaşı nedeniyle küresel petrol fiyatlarında artış yaşanmasının, İranlı dini liderlerin, ‘2015 nükleer anlaşmasını’ canlandırma hususunu ağırdan almalarına neden oldu. İran 2015 anlaşmasında, kendisine uygulanan ekonomik yaptırımların kaldırılması koşuluyla nükleer faaliyetlerini kısıtlamayı kabul etmişti.



ABD, İran’a ait botları imha etti... Tahran “Hürmüz’de yeni denklem” istiyor

ABD, İran’a ait botları imha etti... Tahran “Hürmüz’de yeni denklem” istiyor
TT

ABD, İran’a ait botları imha etti... Tahran “Hürmüz’de yeni denklem” istiyor

ABD, İran’a ait botları imha etti... Tahran “Hürmüz’de yeni denklem” istiyor

ABD ordusu, İran’a ait altı küçük botu imha ettiğini ve Tahran tarafından fırlatılan seyir füzeleri ile insansız hava araçlarını engellediğini açıkladı. Bu gelişmenin, İran’ın Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğini yeniden açmayı amaçlayan yeni bir ABD deniz operasyonunu engelleme girişimleri sırasında yaşandığı belirtildi.

Öte yandan İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ve müttefiklerinin “ateşkesi ihlal ederek ve abluka uygulayarak deniz taşımacılığı ile enerji sevkiyatının güvenliğini tehlikeye attığını” söyledi. Kalibaf, “Hürmüz Boğazı’nda yeni bir denklemin oluştuğunu” ifade etti.

İran medyası ise ülkenin güneyindeki Deyr Limanı iskelesinde çok sayıda ticari gemide yangın çıktığını bildirdi. Haberde, itfaiye ekiplerinin yangını kontrol altına almaya çalıştığı, yangının çıkış nedeninin ise henüz bilinmediği aktarıldı.


Amerika Birleşik Devletleri, göçmen sorunu nedeniyle Çin vatandaşlarına vize kısıtlamaları getirmeye hazırlanıyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Güney Kore'nin Busan kentindeki Gimhae Uluslararası Havalimanı'nda ikili bir görüşme gerçekleştirdi- 30 Ekim 2025 (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Güney Kore'nin Busan kentindeki Gimhae Uluslararası Havalimanı'nda ikili bir görüşme gerçekleştirdi- 30 Ekim 2025 (Reuters)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, göçmen sorunu nedeniyle Çin vatandaşlarına vize kısıtlamaları getirmeye hazırlanıyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Güney Kore'nin Busan kentindeki Gimhae Uluslararası Havalimanı'nda ikili bir görüşme gerçekleştirdi- 30 Ekim 2025 (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Güney Kore'nin Busan kentindeki Gimhae Uluslararası Havalimanı'nda ikili bir görüşme gerçekleştirdi- 30 Ekim 2025 (Reuters)

Trump yönetiminden üst düzey bir yetkili, Çin’in ABD’de yasa dışı olarak bulunan vatandaşlarını geri kabul etme konusunda oyalandığını belirterek, Pekin’in tutumunu değiştirmemesi halinde Washington’un seyahat kısıtlamalarını sıkılaştırmaya hazırlandığını söyledi.

ABD’nin Çin’e yönelik bu son uyarısı, Trump’ın 14–15 Mayıs tarihlerinde Pekin’e gerçekleştirmesi planlanan ziyaretinden yalnızca birkaç gün önce geldi. Ziyarette Trump’ın, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yapacağı görüşmelerde sınır dışı işlemlerini ve diğer konuları ele alması bekleniyor.

Söz konusu ziyaret, kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde seçmenlere sunabileceği ticari tavizler elde etmeyi hedefleyen Trump açısından önem taşıyor. Anketler, Cumhuriyetçi Parti’nin bu seçimlerde kayıp yaşayabileceğini gösteriyor.

Trump, geçen yılın başında ikinci dönemine başlamasından beri, sınır dışı edilen kişileri kabul etmeyi reddeden ülkelere gümrük tarifeleri ve yaptırımlar uygulama tehdidinde bulundu. Bu yaklaşım, seçim kampanyasının ve göç politikalarının temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.

Çin ise uzun yıllardır, vize süresini aşan ya da ülkeye yasa dışı yollarla giren on binlerce vatandaşını geri alma taleplerini reddediyor. Pekin, Trump göreve geldiğinde “vatandaşlığı doğrulanan kişilerin” geri kabul edilebileceğini belirtmiş, ancak kimlik tespit sürecinin zaman alacağını ifade etmişti.

ABD’li üst düzey bir yetkili, Çin’in 2025’in başlarında charter ve ticari uçuşlarla yaklaşık 3 bin kişiyi kabul etmesinin ardından, son altı ayda iş birliğini azalttığını söyledi. İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Çin’in vatandaşlarını geri alma konusunda ABD ile tam iş birliği yapmayı reddettiğini ve bunun uluslararası yükümlülüklerin ihlali olduğunu savundu.

Yetkili ayrıca, Çin’in sınır dışı süreçlerinde iş birliğini artırmaması halinde ABD’nin vize başvurularında talep edilen mali teminatları artırmayı, daha fazla vizeyi reddetmeyi ve sınırda girişleri kısıtlamayı değerlendirebileceğini ifade etti.

Yetkili, “Çin hükümetinin bu tutumu, gelecekte kurallara uyan Çin vatandaşlarının seyahatlerini de tehlikeye atabilir” dedi.

Washington’daki Çin Büyükelçiliği ise konuya ilişkin yorum talebine henüz yanıt vermedi.

Pekin daha önce yaptığı açıklamalarda, yasa dışı göçe karşı olduğunu vurgulamış ve bunu “uluslararası iş birliği gerektiren bir mesele” olarak tanımlamıştı.


ABD istihbaratına göre İran’ın nükleer programı saldırılarda sadece sınırlı bir hasar aldı

ABD istihbaratına göre İran’ın nükleer programı saldırılarda sadece sınırlı bir hasar aldı
TT

ABD istihbaratına göre İran’ın nükleer programı saldırılarda sadece sınırlı bir hasar aldı

ABD istihbaratına göre İran’ın nükleer programı saldırılarda sadece sınırlı bir hasar aldı

Üç farklı kaynak, ABD istihbarat teşkilatları tarafından yapılan değerlendirmelerin, İran'ın nükleer silah yapması için gereken sürenin geçtiğimiz yaz analistlerin ABD-İsrail saldırısının takvimi bir yıla kadar ertelediğini tahmin ettiği dönemden bu yana değişmediğine işaret ettiğini belirtti.

Tahran'ın nükleer programına ilişkin değerlendirmeler, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın nükleer silah yapmasını engellemek de dahil olmak üzere çeşitli hedefler doğrultusunda başlattığı savaşın üzerinden iki ay geçmesine karşın genel itibarıyla değişmemiş durumda. 28 Şubat'ta başlayan ABD/İsrail-İran savaşı geleneksel askeri hedeflere odaklanmış olsa da İsrail, İran’daki bazı önemli nükleer tesisleri de vurdu.

Reuters’ın aktardığına göre değişmeyen takvim, Tahran'ın nükleer programını ciddi ölçüde sekteye uğratmanın İran'ın elinde kalan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun imha edilmesini ya da İran’dan uzaklaştırılmasını gerektiriyor olabileceğine işaret ediyor.

Savaş, 7 Nisan'da ABD ile İran arasında barış arayışı doğrultusunda ateşkesin yürürlüğe girmesiyle durma noktasına geldi.

Her iki taraf arasında görünürde derin bir uçurum olmasıyla birlikte gerilim yüksek seyrini koruyor. İran Hürmüz Boğazı'ndaki trafiği engelliyor. Bu durum dünya petrol arzının yaklaşık yüzde yirmisinin  sekteye uğramasına ve bir enerji krizinin patlak vermesine yol açtı.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, ABD'nin Tahran ile yürütülen müzakereler aracılığıyla İran'ın nükleer silah edinmesinin önüne geçmeyi hedeflediğini açıkladı.

10 nükleer bomba

Kaynaklardan ikisi, ABD istihbarat teşkilatlarının geçtiğimiz yıl haziran ayında patlak v eren 12 günlük savaş öncesinde İran'ın büyük olasılıkla üç ila altı ay içinde nükleer bomba yapımına yetecek miktarda uranyum üretebileceği ve bir atom bombası elde edebileceği sonucuna vardığını belirtti.

Aynı kaynaklar ve değerlendirmelere aşina bir diğer kaynak, ABD'nin geçtiğimiz haziran ayında Natanz, Fordow ve Isfahan nükleer tesislerine düzenlediği saldırıların ardından ABD istihbarat tahminlerinin bu takvimi yaklaşık dokuz aydan bir yıla ertelediğini söyledi.

Saldırılar, o dönemde faaliyette olan üç uranyum zenginleştirme tesisine farklı düzeylerde zarar verdi. Ancak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş yaklaşık 440 kilogram uranyumun nerede olduğunu doğrulayamadı. UAEA, bu miktarın yaklaşık yarısının Isfahan'daki Nükleer Araştırma Merkezi'ndeki yer altı tünel kompleksinde depolandığını değerlendirse de denetimlerin askıya alınmasından bu yana bunu teyit etme fırsatı bulamadı.

UAEA, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun toplam stokunun zenginleştirme düzeyi artırılması halinde 10 nükleer bomba yapımına yetecek miktarda olduğunu tahmin ediyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Susie Wiles, haziran ayındaki operasyona ve geçtiğimiz şubat ayı sonlarında başlayan savaşa atıfla “Gece Yarısı Çekici Operasyonu, İran'ın nükleer tesislerinde hasara yol açarken Destansı Öfke Operasyonu, bu başarıyı İran'ın nükleer silah arayışında daha önce kalkan olarak kullandığı savunma sanayi altyapısını yok etmek için değerlendirdi” ifadelerini kullandı.

Wiles, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Başkan Trump, İran'ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmayacağı konusundaki tutumunu uzun süredir açık biçimde ortaya koymuştur ve söylediklerinde ciddi ve samimi.”

Ulusal İstihbarat Direktörlüğü ofisi ise Reuters'ın konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi.

Savaşın temel hedefi

Başkan Trump dahil olmak üzere ABD'li yetkililer, savaşın temel hedefinin İran'ın nükleer programını tasfiye etmek olduğunu defalarca kez dile getirdi.

Kaynaklar, İran'ın nükleer silah geliştirmesi için gereken süreye ilişkin sabit tahminin kısmen son ABD-İsrail askeri kampanyasının odaklandığı konuları yansıttığını belirtti.

İsrail, mart ayı sonlarında bir uranyum işleme tesisi dahil olmak üzere nükleer programla bağlantılı hedefleri bombaladı. ABD tarafından düzenlenen saldırılar ise geleneksel askeri kapasiteye, İran liderliğine ve askeri sanayi altyapısına odaklandı.

Analistler, sabit tahminlerin arkasındaki nedenin geçtiğimiz haziran ayındaki askeri operasyonun ardından kolayca ve güvenle tahrip edilebilecek başlıca nükleer hedeflerin kalmaması olabileceğini söyledi.

İran nükleer programı değerlendirmelerine liderlik etmiş eski üst düzey ABD’li istihbarat analisti Eric Brewer, tahminlerin sabit kalmasının şaşırtıcı olmadığını belirterek ABD tarafından gerçekleştirilen son saldırıların nükleer programla bağlantılı hedeflere öncelik vermediğini vurguladı.

Brewer şunları ekledi:

“İran'ın bildiğimiz kadarıyla tüm nükleer materyalleri hâlâ elinde bulunuyor. Bu materyaller, Amerikan mühimmatının delip geçemeyeceği derinlikteki yer altı tesislerine gömülmüş olabilir."

ABD’li yetkililer son birkaç haftada İran'ın nükleer çabalarını ciddi biçimde sekteye uğratacak riskli operasyonlar üzerinde çalışmalar yürüttü. Bu seçenekler arasında Isfahan'daki tünel kompleksinde depolandığı değerlendirilen yüksek zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirmek amacıyla kara baskınları düzenlenmesi de yer alıyor.

İran, nükleer silah edinmeye çalıştığı iddialarını defalarca kez reddetti. Amerikan istihbarat teşkilatları ve UAEA, Tahran'ın 2003 yılında nükleer savaş başlığı geliştirme çalışmalarını durdurduğunu söylese de bazı uzmanlar ve İsrail, İran'ın programı gizlice sürdürdüğünü ileri sürüyor.